TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERCAN TUNÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/15196)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Muzaffer KORKMAZ
Başvurucu
:
Ercan TUNÇ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve bunabağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma talebinin reddedilmesinedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ayrımcılık yasağının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 30/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma ve göreviyaptırmamak için direnme suçlarından ayrı ayrı hapis cezasına mahkûm edilmiş vekesinleşen bu cezaları (kapatılan) Diyarbakır6. Ağır Ceza Mahkemesinin19/6/2013 tarihli kararı ile içtima edilerek toplam 7 yıl 30 aylık hapiscezasının infazına başlanmıştır.
10. Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundacezası infaz edilen başvurucu, koşullu salıverilme tarihine bir yıl kala5/3/2018 tarihinde açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve kalan cezasınındenetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilmesi talebinde bulunmuştur.
11. Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz KurumuMüdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı 9/3/2018 tarihli kararı ilebaşvurucunun talebini reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Ceza İnfaz Kurumumuzda PKK SolTerör Örgütünden hükümlü olarak bulunan Ercan TUNÇ'un 5/3/2018 tarihindeBandırma Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı dilekçe de Açık Ceza İnfazKurumuna ayrılma ve Denetim Serbestliğe ayrılma talebine istinden yapılanincelemede; Hükümlü Ercan TUNÇ'un Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, GöreviYaptırmamak İçin Direnme suçundan 7 Yıl 30 Ay hapis cezası aldığı uyapkayıtlarının tetkikinden anlaşılmıştır. Açık Ceza İnfaz Kurumuna AyrılmaYönetmeliğinin 6 (ç) maddesine 'Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensupoldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespitedilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması' halindehükümlünün durumu İdare ve Gözlem Kurulunca değerlendirilir hükmü uyarıncadosyası kurulumuz tarafından incelenmiştir. Yapılan incelemede; hükümlünün PKKSol Terör Örgütünden ayrılmak istediğine dair talepte bulmadığı anlaşılmıştır.Bu nedenle hükümlü Ercan TUNÇ'un Açık Ceza İnfaz Kurumuna ayrılma ve DenetimliSerbestliğe ayrılma talebinin REDDİNE...[karar verildi.]"
12. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Bandırmaİnfaz Hâkimliğinin 23/3/2018 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Hükümlü Ercan TUNÇ'un Silahlı TerörÖrgütüne Üye Olma, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme suçundan Diyarbakır(Kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250 ile görevli)'in 2013/294 D.işsayılı kararı ile içtimaen 7 Yıl 30 Ay hapis cezası suçundan cezasını infazetmekte olduğu, Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliğinin 6 (ç) maddesine'Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgüttenayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullusalıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması' halinde açığaayrılabilecekleri, hükümlünün örgütten ayrılmak istediğine dair dilekçesininolmadığı... gerekçesiyle hükümlünün itirazının reddine karar vermek [gerekmiştir.]"
13. Başvurucunun ret kararına itirazı ise Bandırma AğırCeza Mahkemesinin 6/4/2018 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirildiğinde; incelenen Bandırma İnfaz Hakimliğinin dosyası, dosyadakimevcut belgeler ve tüm dosya içeriğine göre, Bandırma İnfaz Hakimliğinin 23/3/2018tarih, 2018/464 Esas ve 2018/601 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygunolduğu anlaşılmakla, yerinde görülmeyen hükümlü Ercan Tunç'un itirazınınreddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."
14. Bu karar başvurucuya 20/4/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 30/4/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. Başvurucu, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin12/2/2019 tarihli koşullu salıverilme kararına dayalı olarak 13/2/2019tarihinde tahliye edilmiştir.
17. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
18. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun'un 18.maddesiyle değiştirilen 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Açık ceza infazkurumları" kenar başlıklı 14. maddesinin -anılan değişiklik öncesibaşvuruya konu hukuki süreçte uygulanan- ilgili hükümleri şöyledir:
"(1) Açık ceza infaz kurumları,hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerineöncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan,güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilenkurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca; a) Kadın açık cezainfaz kurumları, b) Gençlik açık ceza infaz kurumları,
Şeklinde kurulabilir.
(2) Hükümlülerin açık cezaevlerineayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir..."
19. 7242 sayılı Kanun'un 46. maddesiyle değiştirilen 5275sayılı Kanun'un "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanıninfazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin -anılan değişiklik öncesibaşvuruya konu hukuki süreçte uygulanan- (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(Ek: 5/4/2012-6291/1 md.) (1)Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarınısürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;
a) Açık ceza infaz kurumunda cezasınınson altı ayını kesintisiz olarak geçiren,
b) Çocuk eğitimevinde toplam cezasınınbeşte birini tamamlayan,
koşullu salıverilmesine bir yıl veyadaha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullusalıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiriuygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkındahazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından kararverilebilir."
20. 2/9/2012 tarihli ve 28399 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliği'nin "Kapalıkurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler" kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili hükümleri şöyledir:
(1) Hükümlülerden;
a) (Değişik:RG-22/8/2015-29453) Toplam(Değişik ibare:RG-22/2/2017-29987) cezaları on yıldan az olanlar bir ayını, onyıl ve yukarı olanlar ise onda birini kurumlarda infaz edip, iyi hâlli olan vekoşullu salıverilme tarihine yedi yıl veya daha az süre kalanlar,
...
açık kurumlara ayrılabilir.
(2) Açık kurumlara ayrılabilmek için,ayrıca;
...
ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlüolup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıylatespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması,
şartı aranır..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
22. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
23. Başvurucu; silahlı terör örgütüne (PKK) üye olma vegörevi yaptırmamak için direnme suçlarından aldığı hapis cezasının bir kısmınıninfaz edildiğini, kalan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarakinfaz edilmesi amacıyla açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinde bulunduğunu,bu talebinin örgütten ayrılma dilekçesi vermemesine bağlı olarak açık cezainfaz kurumuna ayrılma şartının oluşmadığı gerekçesiyle reddedildiğinibelirtmiştir. Başvurucu, açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebininreddedilmesine bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinden yararlanmaimkânının da ortadan kalktığını belirtmiş ve hukuka aykırılık arz eden bu durumnedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
24. Bakanlık görüşünde; denetimli serbestlik tedbirindenyararlanma hakkının bütün hükümlüler tarafından istisnasız olarakkullanılabilen bir hak olmadığı, anılan tedbirin yalnızca koşulları sağlayanlarbakımından uygulandığı ve şartları sağlamadığı görülen başvurucunun söz konusuiddiasının değerlendirilmesinde bu durumun gözetilmesinin uygun olacağı ifadeedilmiştir.
2. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin özü, açık ceza infaz kurumunaayrılma talebinin reddedilmesine bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirindenyararlanma imkânınınortadan kalkmasına yöneliktir. Bu itibarla bu kısımdakiiddiaların Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
26. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortayakonduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanundagösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlarsınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkınınkısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardanherhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
27. Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyetive güvenliği hakkının ilk istisnası "Mahkemelerce verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" olarakbelirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca verilecek mahkûmiyetkararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik tedbirlerinin uygulanmasıkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak kabul edilmeyecektir.
28. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarakAnayasa'nın 19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikteAnayasa'nın 19. maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetinegetirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (AbdullahÜnal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38). Bu itibarla Anayasa Mahkemesince,hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylıolarak etkileyen durumların Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabuledilmiştir (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, § 26). Mahkemetarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve bu bağlamdaceza infaz kurumunda tutulma süresi bakımından ceza mahkemesinin kararına uygunhareket edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması açısındanzorunludur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları süreninmahkûmiyet kararına ve ilgili mevzuata uygun olması Anayasa'nın 19. maddesininikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alınmıştır (İbrahimUysal, § 32).
29. Öte yandan 7242 sayılı Kanun'un 46. maddesiyledeğiştirilen 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin anılan değişiklik öncesibaşvuruya konu hukuki süreçte dikkate alınan hükümlerine göre hükümlülerin dışdünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini vegüçlendirmelerini temin etmek amacıyla açık ceza infaz kurumunda cezasının sonaltı ayını kesintisiz olarak geçiren ve koşullu salıverilmesine bir yıl veyadaha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde cezalarının koşullusalıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiriuygulanmak suretiyle infazına ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkındahazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak infaz hâkimi tarafından kararverilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin hükümlülerin ceza infazkurumunda geçirecekleri süreyi kısalttığı açıktır (Mithat Bakikuşağı,2013/4682, 17/9/2014, § 35).
30. 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi, infaz hâkiminintakdir yetkisi ve belirlenecek yükümlülükler çerçevesinde hükümlülerin infazrejiminin şeklini belirleyip cezalarının bir kısmının denetimli serbestliktedbiri uygulanarak ceza infaz kurumu dışında geçirmelerini sağlamaktadır.Anılan kural uyarınca hükümlünün talebi ve kanuni şartlar oluşmuş olsa dahiinfaz hâkimi tedbirin uygulanması talebini reddedebilecektir. Dolayısıyla bütünhükümlüler için Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında hapis cezasının tamamınınveya bir kısmının denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması suretiyle infazedilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile denetimli serbestliktedbiri kararı, yetkili infaz hâkiminin takdir yetkisinde olduğundan tedbirinAnayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvencealtına alındığından bahsetmek mümkün değildir. Öte yandan başvurucunundenetimli serbestlikten yararlanamaması, hakkında verilen mahkûmiyet hükmününsüresini de uzatmamaktadır (Mithat Bakikuşağı, § 38).
31. Belirtilen bu düzenlemelere göre denetimli serbestliktedbirinin uygulanması için hapis cezasının süresi ve açığa ayrılmış olmakoşulu yerine getirildikten sonra ceza infaz kurumu idaresinin iyi hâl raporudüzenlemesinin ardından başvurulan infaz hâkiminin tedbirin uygulanması yönündekarar vermesi gerekmektedir. Dolayısıyla denetimli serbestlik tedbiri kararı,yetkili infaz hâkiminin takdir yetkisinde olduğundan Anayasa'nın 19. maddesinin(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alınmamıştır.
32. Somut olayda başvuruya konu kararlar -daha önceanlatıldığı üzere- temel olarak açık ceza infaz kurumuna ayırma talebininreddine ilişkindir. Başvurucu açık ceza infaz kurumuna ayrılmış olsaydı bileinfaz kurumunca hazırlanmış iyi hâl raporu ve infaz hâkimliğinin kararı olmadankendisine doğrudan denetimli serbestlik tedbiri uygulanamayacağı için kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlalin bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
33. Açıklanan gerekçelerle açık ve görünür bir ihlalolmadığı anlaşılmakla başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. AyrımcılıkYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
34. Başvurucu; açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebininreddedilmesi nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamada bulunulmamıştır.
2. Değerlendirme
36. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurulardabaşvurucuların, başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlaledildiği ve buna ilişkin gerekçelerin ve delillerin neler olduğunu açıklama yükümlülüğününbir gereği olarak başvuru formu titizlikle doldurulmalı, hangi hakların ihlaledildiği ve ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olaylar gösterilmeli, başvuruyuaydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyici tümbelgeler başvuru dilekçesine eklenmelidir. Şayet bir belge elde edilememişsebunun da nedenleri açıklanmalıdır.
37. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesive Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesinde düzenlenenayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiaların soyut olarakdeğerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yeralan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (OnurhanSolmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33). Ayrımcılık iddiasınınincelenebilmesi için başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelikfarklı uygulamaların meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dilvb. ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (AdnanOktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).
38. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediğitakdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğugerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığıkonusunda Anayasa Mahkemesinde yeterli kanaat oluşması, başvurucu tarafındanileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuruhakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu veeklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamalarıyapması zorunludur (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).
39. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını soyut vegenel ifadelerle ileri sürmüş; kendisine hangi temelde hangi sebeple ayrımcılıkyapıldığına ilişkin olarak yeterli bir açıklama yapmamış ve bu iddiasınıkanıtlamaya elverişli belgeleri başvuru dosyasına eklememiştir. Dolayısıylaanılan şikâyetin temellendirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 3/12/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.