TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERDİ ORMAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/24079)
Karar Tarihi: 11/2/2021
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Duygu KALUKÇU
Başvurucu
:
Erdi ORMAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 12/5/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca 6/11/2019 tarihinde tutuklamanın hukukiolmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararıverilmiş, tutuklamanın hukukiliğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı TerörÖrgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilenbir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Başvurucu en son Danıştay tetkik hâkimi olarak görevyapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 10/8/2016 tarihlikararı ile açığa alınmış, 31/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmişve bu karar kesinleşmiştir.
11. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başlatılan soruşturma kapsamındabaşvurucu 12/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
12. Başvurucunun 16/8/2016 tarihinde Başsavcılıkçaifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazırbulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY denilen oluşumu basında yeralan haberlerden tanıdığını, bu oluşuma karşı herhangi bir sempatibeslemediğini, FETÖ/PDY ile iltisaklı olan hiçbir kuruluşa herhangi bir paravermediğini, bağışta bulunmadığını veya başka türlü yardım yapmadığını, yine buoluşumun altında faaliyet yürüten dernekler vasıtasıyla herhangi bir kurbanbağışı veya başka türlü yardımı olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu; meslekhayatı boyunca yurt dışında eğitim, konferans ve seminer amaçlıgörevlendirilmediğini, hâkim adaylığı döneminde Adalet Akademisinde sınıftemsilciliği görevi, Albüm Kurulu veya Yıllık Kurulunda görev almadığını, HSYKseçimi sürecinde herhangi bir şekilde müşahitlik yapmadığını veya kamera çekimigerçekleştirmediğini, kimseden oy istemediğini, kendisinden de blok olarak oyisteyen kimsenin olmadığını belirtmiştir.
13. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terörörgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 16/8/2016 tarihinde Ankara 9.Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, müdafii huzurunda yaptığısavunmasında önceki anlatımlarına benzer beyanlarda bulunmuştur.
14. Başvurucu, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgusunun ardından 16/8/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheliler .. ve Erdi Orman'ın üzerineatılı bulunan Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediklerine dairkuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunması,şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin olması karşısında, adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı, şüphelilere isnat edilen suçun suçüstü hallerinden olması nedeniyle CMK 2/1-j ve 2802 sayılı yasanın 94maddeleri, CMK’nun 100. maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5.maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olaraktedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101 maddeleri uyarınca AYRI AYRITUTUKLANMALARINA...[kararverildi.]"
15. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 6/3/2017 tarihindebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, başvurucunun bu kararayönelik itirazı Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 5/4/2017 tarihinde kesinolarak reddedilmiş ve karar 4/5/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 12/5/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. Devam eden soruşturma sürecinde Ankara 3. Sulh CezaHâkimliği 22/6/2017 tarihli kararı ile başvurucunun tahliyesine kararvermiştir.
18. Başsavcılığın 11/9/2018 tarihli iddianamesiylebaşvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede bu suçlamayaesas alınan olgular şöyle özetlenebilir:
- Başvurucu, HSYK'nın 31/8/2016 tarihli kararı ilemeslekten ihraç edilmiştir.
- HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen rapordabaşvurucunun kullandığı telefon ile haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturmayürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bukişilerin genellikle yargı mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisiolduklarına dair de bir tespite yer verilmediği ifade edilmiştir.
- 11/8/2016 tarihinde dosyaya giren isimsiz ve imzasızihbar evrakında başvurucunun FETÖ/PDY ile iltisaklı olabileceği belirtilmiş,ihbarcının tespiti için yapılan araştırmadan ise sonuç alınamamıştır.
-Danıştay üyesi olarak görev yapmakta iken hakkında silahlıterör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılan H.E. 8/12/2016 tarihindeAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde vermiş olduğu ifadede, kendisiyleilgili açıklamaların yanı sıra bu örgüte müzahir olduğunu bildiği tetkikhâkimleri arasında başvurucunun da ismini saymış, söz konusu beyan başvurucunundosyasında tanık ifadesi olarak değerlendirilmiştir.
19. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 24/9/2018tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/555 sayılı dosyaüzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
20. Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğunu iddia edentanık H.E.nin kovuşturma aşamasında alınan beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"Ben Danıştay'da üye olarak görevyaptım, iki defa ifade verdim, Fetö üyesi veya sempatizanı değilim ancakbildiğim hususları söylemek üzere savcılığa ifade verdim. Örgüte üye olmakonusunda sanık hakkında bilgim yoktur, sanığın ismi cemaate yakın isimlerarasında geçtiği için söyledim ancak herhangi bir toplantıya katıldığını,herhangi bir faaliyetini görmedim, herhangi bir diyaloğum da olmamıştı. İsimlerkonuşuluyordu, ona istinaden beyanda bulunmuştum, sadece kanaat ve duyuma ilişkin,ben ilgili olabilecekler arasında diye ismini zikrettim."
21. Mahkeme 26/6/2019 tarihli kararı ile başvurucununberaatine hükmetmiştir. Beraat kararının gerekçesinde özet olarak teknikincelemeler neticesinde başvurucu hakkındasuç unsuru teşkil eden herhangi birbilgi yahut belgeye rastlanmadığı, tanık beyanının somut bilgi ve görgüyedayanmadığı, başvurucu hakkında örgüt üyeliğine dair başkaca delil de olmadığıbelirtilmiştir.
22. Beraat kararına karşı Başsavcılık tarafından tanıkbeyanının mahkûmiyet için yeterli olduğu gerekçesiyle istinaf talebindebulunulmuş olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla AnkaraBölge Adliye Mahkemesi incelemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
23. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39); Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597,31/10/2019, §§ 33-48; ilgili Yargıtay kararları için bkz. A.L., B. No:2016/63999, 9/1/2020, §§ 33-35.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
25. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın vegörevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin görevli olmayan birmahkeme tarafından tutuklandığını, olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını,tutuklamanın orantısız bir tedbir olduğunu ve adli kontrol tedbirinin nedenyetersiz kalacağının değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkında verilentutuklama kararında ilgili makamların tutuklamaya ilişkin ilgili ve yeterligerekçe gösterdiği ve bu gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğununkeyfî olduğunun savunulamayacağı ifade edilmiştir.
27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genelolarak başvuru formunda ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.
B. Değerlendirme
28. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncüfıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
30. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü
fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
1. UygulanabilirlikYönünden
31. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetimveya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlardada, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ilesaptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
32. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).
33. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen vetutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılanolaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158, 26/7/2017, § 57).
34. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamındayapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınbaşta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlindeise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242; SelçukÖzdemir, § 58).
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığıanlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
3. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
36. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkatealınacak genel ilkeler için bkz. Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354,4/4/2018, §§ 54-60; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, §§ 38-45.
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
37. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
38. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaolduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturmakapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
39. Diğer taraftan başvurucu 24/2/1983 tarihli ve 2802sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda hâkimlerle ilgili olarak öngörülen usuleilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayanmahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.
40. Anayasa Mahkemesi, Yıldırım Turan ([GK], B.No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 102-147) kararında ilgili kanunlar çerçevesindekonuyu etraflıca değerlendirmiş ve Yargıtay içtihatlarına da değinerek terörörgütüne üye olma suçunun kişisel bir suç olduğunu, Yüksek Mahkeme üyelerindenfarklı olarak hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesiningörevine giren suçüstü hâli bulunmasa da kişisel suçlarına ilişkin olaraksoruşturma yürütülmesi için izin şartı bulunmadığını belirterek vergi mahkemesiüyesi (hâkim) olan başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının bulunduğusonucuna varmıştır.
41. Somut olayda anılan karardan ayrılmayı gerektiren birdurum söz konusu değildir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucununkanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarlabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
42. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
43. Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğaitirazın reddi kararlarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutolguların bulunduğu genel olarak belirtilmişfakat bunlara ilişkin biraçıklamaya yer verilmemiştir.
44. İddianamede ise başvurucu ile ilgili olarak meslektenihraç kararı, isimsiz ihbar mektubu, HTS kayıtları, tanık beyanının delilolarak ele alındığı anlaşılmıştır.
45. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok karardagörevden uzaklaştırma veya kamu görevinden ya da meslekten çıkarma şeklindekiidari kararların niteliğini dikkate alarak bu kararların verilmesinin kararamuhatap olan kişilerin suç işlediklerine dair kuvvetli belirtinin bulunduğuanlamına gelmediği sonucuna varmıştır (diğerleri arasından bkz. MustafaBaldır, § 70; Mustafa Açay, B. No: 2016/66638, 3/7/2019, § 54;E.A., B. No: 2016/78293, 3/7/2019, § 57; Ali Aktaş, B. No:2016/14178, 17/7/2019, § 53; Mustafa Özterzi, § 104; Zafer Özer,§ 58). Bu itibarla başvurucu hakkındaki görevden uzaklaştırma veya meslektençıkarma tedbirlerine ilişkin kararlarda başvurucuyla ilgili kişisel bir tespitve değerlendirme bulunmadığından bunların -tek başına- suç işlendiğine dairkuvvetli bir belirti olarak kabulü mümkün değildir.
46. Somut olayda ayrıca başvurucu hakkındaki ihbarevrakı, tanık beyanı ve HTS kayıtlarının da kuvvetli suç belirtisi yönündendeğerlendirilmesi gerekmektedir.
47. Tanık H.E. soruşturma aşamasında alınan beyanındabaşvurucunun ismini zikretmekle yetinmiş, buna mukabil somut bir olgu yahutolaydan bahsetmemiş; kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise başvurucuyailişkin görgü ya da bilgiye dayalı bir malumatının olmadığını, sadece duyumadayalı ifade verdiğini belirtmiştir. Benzer şekilde isimsiz ihbar evrakında dabaşvurucuya yönelik somut bir bilgiden bahsedilmemekte, örgüt ile ilişkisiolduğu söylenmekle yetinilmektedir. HTS kayıtları ise iddianamede de ifadeedildiği gibi başvurucu ile meslektaşları arasında gerçekleşen görüşmeleriiçermekte olup bu kayıtlarla ilgili olarak suç unsuru oluşturan herhangi birtespit yapılamamıştır.
48. Bu itibarla soruşturma belgelerinde yer alan tespitve değerlendirmeler kapsamında somut olayda suç işlendiğine dair kuvvetlibelirtinin yeterince ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
49. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
50. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetlibelirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirininuygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağan dönemdeAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğusonucuna varılmıştır.
51. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstüdönemlerde Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasınıve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
4. Anayasa'nın15. Maddesi Yönünden
52. Somut olayda Anayasa Mahkemesince soruşturmamakamlarının suç işlendiğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymadanbaşvurucu hakkında tutuklama tedbirine başvurdukları sonucuna varılmıştır. Buitibarla olağanüstü hâl döneminde Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerinkullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesininbaşvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşrukılmadığı değerlendirilmiştir (benzer yöndeki karar için bkz. Şahin Alpay [GK],B. No: 2016/16092, 11/1/2018, § 110; Mehmet Hasan Altan (2), § 157).
53. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiylebirlikte değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
5. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
55. Başvurucu, 500.000 TL maddi ve 3.000.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur.
56. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalinnasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. AnayasaMahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B. No: 2016/12506,7/11/2019).
57. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
58. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. 22/6/2017tarihinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiş ve başvurucunun tutuklulukhâli sona ermiştir.
59. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahalenedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
60. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamışolması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 13. Ağır CezaMahkemesine (E.2018/555) GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.