TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERDAL KORKMAZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2653)
Karar Tarihi: 18/11/2015
R. G. Tarih ve Sayı: 30/12/2015-29578
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucular
:
1. Erdal KORKMAZ
2. Mehmet PÜREMİŞ
3. Mehmet SARI
4. Nursel TANRIVERDİ
5. Ayşe TUNCER
6. Berivan DOĞAN
7. Nazife ONAY
8. Ömer AÇIK
9. Sinan EŞİYOK
10. Veli ZENGİN
11.Yalçın DÜZGÜN
12. Aynur BARKIN
13. Aşır EMİR
14. Erkan KARATAŞ
15. Selvi POLAT
16. Nurcan KISA
Vekilleri
:
Av. Metin İRİZ
Av. İlkay BAHÇETEPE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklama kararının hukuki şartlarının oluşmadığı,tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz olmasınedeniyle etkili başvuru hakkının ihlal edildiği, tutukluluğun makul süreyiaştığı, dosyaya ilişkin gizlilik kararı bulunması nedeniyle etkin bir savunmayapılamadığı, tutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapıldığı ve müdafiyardımından yararlandırılmama nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 15/4/2013 tarihinde İstanbulBölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engelteşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 29/1/2014tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
4. Yapılan inceleme neticesinde 2013/2654, 2013/5448, 2013/6884,2013/7470, 2013/7471 ve 2013/8687 numaralı başvuruların konu bakımından aynınitelikte olmaları nedeniyle 2013/2653 sayılı başvuru ile birleştirilmesine veincelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 29/5/2014tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular 29/5/2014tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/8/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvuruculara 19/8/2014 tarihinde bildirilmiştir.Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı 1/10/2014tarihinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular devlet memuru olup aynı zamanda KamuEmekçileri Sendikasına (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası(Eğitim-Sen) üyeleridir.
10. Başvurucularla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının(TMK 10. madde ile yetkili) 2011/2360 Soruşturma sayılı dosyası üzerinden“DHKP-C silahlı terör örgütüne üye olmak” suçu isnadıyla soruşturmabaşlatılmıştır.
11. İstanbul 1. No.lu (TMK 10. madde ile yetkili) Hâkimliğinin 18/2/2013 tarihli ve 2013/1239 Değişik İş sayılı kararıyla4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesinin (2)numaralı fıkrası gereğince soruşturma dosyası hakkında gizlilik kararıverilmiştir.
12. Başvuruculardan Erdal Korkmaz, Aynur Barkın, Aşır Emir, NurcanKısa, Selvi Polat ve Erkan Karataş İstanbul 3. No.lu (TMK 10. madde ileyetkili) Hâkimliğinin 23/2/2013 tarihli ve 2013/22sorgu sayılı kararıyla tutuklanmışlardır.
13. Mahkemenin tutuklamagerekçesi şu şekildedir:
“DHKP/C silahlı bir terör örgütü olarak kuruluşundan itibaren ülkemizdeçok sayıda eylem gerçekleştirmiş, birçok sivil vatandaş, polis, adli ve idariyöneticilerin yaşamını yitirmesini, yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Bu örgütBM Güvenlik Konseyinin terörle mücadeleye ilişkin kararı çerçevesindedüzenlenmiş olan Avrupa Birliği Terör Örgütleri listesinde yer almaktadır.Örgüt 8 Ekim 1997 tarihinde ABD, 26 Ocak 1998 tarihinde Almanya, 29 Mart 2001tarihinde İngiltere Birleşik Krallığı ve 2 Mayıs 2002 tarihinde AvrupaBirliğinin terör hareketleri listesine geçmiştir.
DHKP/C silahlı terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlar kapsamındaHollanda makamlarınca yapılan aramalarda ele geçirilen bilgi ve belgelerUluslararası adli yardım talebiyle ülkemize getirtilmiştir. Bu belgelerin büyükkısmı 1999 ila 2003 yılları arasındaki tarihleri kapsamaktadır. (HollandaBelgeleri). Yine 1999 yılında Belçika’da örgüte yönelik operasyon kapsamındayapılan aramalarda çeşitli dokümanlar ele geçirilmiş, bu belgeler de 2008 yılısonlarında ülkemize getirtilmiştir. (Belçika belgeleri).
Hollanda belgelerinde ismi geçen örgüt mensuplarından biri 01.02.2013tarihinde Ankara’da Amerika Büyükelçiliğine yönelik canlı bomba saldırısınıgerçekleştiren E. (A.) Ş. olup bu saldırı DHKP/C silahlı terör örgütününinternet sitesi olarak faaliyette bulunduğu birçok açıklaması ile anlaşılanwww.halkınsesitv.com isimli internet sitesinde örgüt tarafından üstlenilmiştir.
Hollanda ve Belçika belgelerinde Devrimci Memur Hareketi (DMH)içerisinde faaliyet gösteren örgüt mensuplarına ait raporlar ve bilgiler elegeçirilmiştir. Bu belgeler içeriğinde DMH yapılanması ile DHKP/C örgütyapılanması arasındaki bağ açıkça ortaya konulmuştur. Ayrıca çeşitlisoruşturmalar kapsamında dinlenen tanık, gizli tanık ve şüpheli beyanları ve bubeyanlarla uyum arz eden fiziki takip tutanakları ve kamuoyuna mal olmuşolaylar örgüsü içeriğinden DMH yapılanması ile örgüt arasında organik, iç içe,çok yakın bağların bulunduğuna dair kuvvetli emareler bulunmaktadır.
Bu kapsamda şüphelilerin DHKP/C silahlı terörörgütünün internet sitesi olarak faaliyette bulunduğu birçok açıklaması ileanlaşılan www.halkınsesi.tv internet sitesinde yönlendirme ve üstlenme şeklindesahip çıkılan gösteri ve basın açıklamalarına periyodik şekilde dâhil olmaları,iletişimin tespiti ve fiziki takip tutanakları ile belirlenen DMH yöneticileriile aralarındaki sıkı ilişki, anılan silahlı terör örgütü ile şüphelilerinbağına ilişkin kuvvetli şüphe olarak değerlendirilmiştir.
…Şüphelilerin üzerlerine atılı Silahlı TerörÖrgütüne Üye Olma suçunu işlediklerine dair mevcut delil durumu, fiziki takiptutanakları, iletişimin tespiti tutanakları içeriklerine göre kuvvetli suçşüphesinin var olduğu, atılı suçların CMK.100/3 maddesi maddesinde yer alansuçlardan olduğu ve bu şekilde tutuklama sebeplerinin de var olduğunun kabuledildiği, atılı suçun mahiyeti gereği adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasınınyetersiz kalacağı, tutukluluk tedbirinin ölçülü olduğu anlaşılmakla TUTUKLANMALARINA[karar verilmiştir.]”
14. Başvurucular, söz konusukarara itiraz etmiş ancak itiraz, İstanbul 1. No.lu ( TMK 10. madde ileyetkili) Hâkimliğinin 7/3/2013 tarihli ve 2013/173Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“Soruşturma aşamasında ele geçirilen delillerbir bütün olarak değerlendirildiğinde mevcut olan bu delillerin şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların bulunduğunun kabulü için yeterli olduğu, suçun5271 Sayılı CMK’nun 100/3 maddesinde sayılan katalogsuçlardan olması nedeniyle var olduğu kabul edilen tutuklama nedenlerindeherhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, işin önemi ve verilmesi beklenen cezadikkate alındığında tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, şüpheliler hakkındaadli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yetersiz kalacağıanlaşıldığından TMK10/3-c Maddesi ile yetkili 3 No’luHakimlik tarafından verilen tutuklama kararı usul veyasaya uygun bulunduğundan tutukluluk hallerinin devamına”
15. Başvuruculardan Mehmet Püremiş, MehmetSarı, Nursel Tanrıverdi, Ayşe Tuncer, Berivan Doğan, NazifeOnay, Ömer Açık, Sinan Eşiyok, Veli Zengin ve Yalçın Düzgün İstanbul 3. No.lu(TMK 10. madde ile yetkili) Hâkimliğinin 22/2/2013tarihli ve 2013/20 sorgu sayılı kararıyla tutuklanmışlardır.
16. Mahkemenin tutuklamagerekçesi şu şekildedir:
“DHKP/C silahlı bir terör örgütü olarak kuruluşundanitibaren ülkemizde çok sayıda eylem gerçekleştirmiş, birçok sivil vatandaş,polis, adli ve idari yöneticilerin yaşamını yitirmesini, yaralanmasınasebebiyet vermiştir. Bu örgüt BM Güvenlik Konseyinin terörle mücadeleye ilişkinkararı çerçevesinde düzenlenmiş olan Avrupa Birliği Terör Örgütleri listesindeyer almaktadır. Örgüt 8 Ekim 1997 tarihinde ABD, 26 Ocak 1998 tarihindeAlmanya, 29 Mart 2001 tarihinde İngiltere Birleşik Krallığı ve 2 Mayıs 2002tarihinde Avrupa Birliğinin terör hareketleri listesine geçmiştir.
DHKP/C silahlı terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarkapsamında Hollanda makamlarınca yapılan aramalarda ele geçirilen bilgi vebelgeler Uluslararası adli yardım talebiyle ülkemize getirtilmiştir. Bubelgelerin büyük kısmı 1999 ila 2003 yılları arasındaki tarihleri kapsamaktadır.(Hollanda Belgeleri). Yine 1999 yılında Belçika’da örgüte yönelik operasyonkapsamında yapılan aramalarda çeşitli dokümanlar ele geçirilmiş, bu belgeler de2008 yılı sonlarında ülkemize getirtilmiştir. (Belçika belgeleri).
Hollanda belgelerinde ismi geçen örgüt mensuplarından biri01.02.2013 tarihinde Ankara’da Amerika Büyükelçiliğine yönelik canlı bombasaldırısını gerçekleştiren E. (A.) Ş. olup bu saldırı DHKP/C silahlı terörörgütünün internet sitesi olarak faaliyette bulunduğu birçok açıklaması ileanlaşılan www.halkınsesitv.com isimli internet sitesinde örgüt tarafındanüstlenilmiştir.
Hollanda ve Belçika belgelerinde Devrimci Memur Hareketi(DMH) içerisinde faaliyet gösteren örgüt mensuplarına ait raporlar ve bilgilerele geçirilmiştir. Bu belgeler içeriğinde DMH yapılanması ile DHKP/C örgütyapılanması arasındaki bağ açıkça ortaya konulmuştur. Ayrıca çeşitlisoruşturmalar kapsamında dinlenen tanık, gizli tanık ve şüpheli beyanları ve bubeyanlarla uyum arz eden fiziki takip tutanakları ve kamuoyuna mal olmuşolaylar örgüsü içeriğinden DMH yapılanması ile örgüt arasında organik, iç içe,çok yakın bağların bulunduğuna dair kuvvetli emareler bulunmaktadır.
Bu kapsamda şüphelilerin DHKP/C silahlı terör örgütününinternet sitesi olarak faaliyette bulunduğu birçok açıklaması ile anlaşılanwww.halkınsesi.tv internet sitesinde yönlendirme ve üstlenme şeklinde sahipçıkılan gösteri ve basın açıklamalarına periyodik şekilde dâhil olmaları,iletişimin tespiti ve fiziki takip tutanakları ile belirlenen DMH yöneticileriile aralarındaki sıkı ilişki, anılan silahlı terör örgütü ile şüphelilerinbağına ilişkin kuvvetli şüphe olarak değerlendirilmiştir.
Ayrıca; Ankara CMK 250 Madde ile yetkili CumhuriyetBaşsavcılığının 2010/926 sayılı soruşturma dosyası kapsamında Yürüyüş dergisibürosunda 24.12.2010 tarihinde yapılan aramada ele geçirilen 1055 Numaralı CDiçeriğinde ele geçirilen ve şifrelenmiş olduğu anlaşılan verilerin çözümlenmesineticesinde yukarıda anılan hususlara ilişkin birçok veri ele geçirilmiş olup,şüphelilerden büyük bir kısmının örgütün Memur Hareketi yapılanması içinde listelendirilmiş olduğu görülmüştür. (Şüpheliler Ayşe Tuncer, Berivan Doğan, DursunDoğan, Ejder Erbulan, Ender Sevim, İbrahim Sönmez,Mehmet Püremiş, Mehmet Sarı, Nazmiye Kaya, NurselTanrıverdi, Ömer Açık, Sinan Eşiyok, Şükran Duman, Ulaş Erduran ve YalçınDüzgün'ün bahsi geçen CD'de isimleri kayıtlıdır.)
Atılı suçların CMK 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olduğuve bu şekilde tutuklama sebeplerinin de var olduğunun hakimliğimizcekabul edildiği, Atılı suçun mahiyeti gereği adli kontrol tedbirlerininuygulanmasının yetersiz kalacağı, tutukluluk tedbirinin ölçülü olduğuanlaşılmakla, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlarından ayrı ayrıTUTUKLANMALARINA [karar verilmiştir.]”
17. Başvurucular, söz konusukarara itiraz etmiş ancak itiraz İstanbul 1. No.lu (TMK 10. madde ile yetkili)Hâkimliğinin 7/3/2013 tarihli ve 2013/174 Değişik İşsayılı kararıyla itirazları reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“Soruşturmaaşamasında ele geçirilen deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde mevcutolan bu delillerin şüphelilerinüzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların bulunduğunun kabulü için yeterli olduğu, suçun5271 Sayılı CMK’nun 100/3 maddesinde sayılan katalogsuçlardan olması nedeniyle var olduğu kabul edilen tutuklama nedenlerindeherhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, işin önemi ve verilmesi beklenen cezadikkate alındığında tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, şüpheliler hakkındaadli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yetersiz kalacağıanlaşıldığından TMK10/3-c maddesi ile yetkili 3 No’luHakimlik tarafından verilen tutuklama kararı usul veyasaya uygun bulunduğundan(…) tutukluluk hallerinin devamına”
18. Başvurucular, 25/4/2013 tarihli dilekçe ile tahliyelerine yönelik taleptebulunmuşlardır. Tahliye talebini inceleyen İstanbul 2. No.lu (TMK 10. madde ileyetkili) Hâkimliği 3/5/2013 tarihli ve 2013/245Değişik İş sayılı kararıyla “…silahlı terörörgütüne üye olmak" suçunu işlediklerinin iddia edildiği, iletişimintespiti tutanakları, fotoğraflar, aleyhe ifadeler, beyanlar ve diğer belgelerdeğerlendirildiğinde adı geçen şahısların müsnet suçuişlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterdiği, şüphelilerinüzerine atılı suç ve cezanın ağırlığına göre serbest kaldıkları takdirde kaçmaşüpheleri bulunduğunun karine olarak kabul edilebileceği, terör örgütüfaaliyeti kapsamında işlendiğinin iddia edilmesi nedeniyle Türkiye CumhuriyetiAnayasasının 13. maddesinde ifade olunan "ölçülülük ilkesi" uyarıncaşüpheliler hakkında alternatif koruma tedbirleri ve adli kontrol tedbirininyetersiz kalacağının anlaşılması…”nedeniyle başvurucuların tahliye taleplerinin reddine ve tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir.
19. Başvurucular, söz konusu karara itiraz etmiş ancak itirazİstanbul 3. No.lu (TMK 10. madde ile yetkili) Hâkimliğinin 29/5/2013tarihli ve 2013/430 Değişik İş sayılı kararıyla“…silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunu işlediklerine dair kuvvetli suçşüphesinin var olduğu, isnat olunan eylemin CMK 100/3 maddesinde sayılankatalog suçlardan olduğu ve böylece tutuklama sebeplerinin var olduğu, atılıterör örgütüne üyelik suçunun mahiyeti gereği adli kontrol tedbirinin yetersizkalacağı, şüphelilerin tutuklandığı tarihten bu yana incelenmesi talep edilenkoşullarda bir değişiklik bulunmadığı” gerekçesiyle reddetmiştir.
20. Başvurucuların 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinin (1) numaralıfıkrası gereğince tutukluluk incelemeleri, 13/5/2013ve 13/6/213 tarihlerinde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yolu ileyapılmış ve tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir.
21. Başvurucular 12/7/2013 tarihindetutukluluk hâllerinin SEGBİS yolu ile incelenmesi aşamasında tahliyelerineyönelik müracaatta bulunmuşlardır. Tutukluluk hâlinin incelemesini yapanİstanbul 1. No.lu ( TMK 10. madde ile yetkili) Hâkimliği 12/7/2013tarihli ve 2013/466 Değişik İş sayılı kararıyla tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir. Başvurucular tarafından tutukluluk incelemesinde müdafilerinin hazır bulundurulmasıtalep edilmiş ise de Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 108/1 maddesinde belirtilen“… şüpheli veya müdafii dinlenilmeksuretiyle karar verilir.” hükmü gereğince şüphelilerin SEGBİS ilebeyanlarına başvurulduğu gerekçesiyle ayrıca müdafiinhazır bulundurulması ve dinlenmesi talebinin reddine karar vermiştir.
22. Mahkeme, söz konusu tarihteki tutukluluk incelemesi esnasındabaşvuruculardan bir kısmının SEGBİS marifetiyle yapılan beyan alma işleminekatılmamaları ile ilgili olarak ise “… hakimliğimizce yasal olarak yapılması gerekli olan işleminşüphelilerin beyanlarının tespiti için gerekli imkan ve ortamı sağlamak olduğu,bu imkanın hakimliğimizce tüm şüpheliler için sağlandığı, şüphelilerin kendiiradeleriyle beyanda bulunmayı reddettikleri anlaşılmakla, bahsi geçenşüphelilerin beyanlarının tespit edilememiş olması karar verebilmek için bireksiklik olarak kabul edilmemiştir. CMK 108. maddesi gereğince tutuklulukincelemesinin en geç otuzar günlük süreler içerisinde yapılması gerektiğindenşüphelinin beyanının tespitine ilişkin düzenleme yönünden şüpheli lehinegetirilmiş bir yasal düzenlemenin şüpheli aleyhine yorumlanabilmesi mümkünolmadığından anılan süre içerisinde değerlendirme hakimliğimizceaşağıdaki şekilde yapılmıştır; Şüphelilerin "silahlı terör örgütüne üyeolma" suçlaması ile tutuklandıkları ve bu tutukluluk durumlarının CMK 108.maddesi gereğince gözden geçirilerek tutukluluk hallerinin devamına kararverilmesi Cumhuriyet Başsavcılığınca talep edilmiştir. Şüphelilerin tespitedilen beyanları ve tüm dosya kapsamı itibariyle (…) değerlendirme yapılmıştır.”gerekçeleriyle beyanlarını almadan tutukluluk hâllerinin devamına kararvermiştir.
23. Başvurucuların tutukluluk kararına yaptıkları itiraz üzerineİstanbul 2. No.lu (TMK 10. madde ile yetkili) Hâkimliği 25/7/2013tarihli ve 2013/418 Değişik İş sayılı kararıyla itirazı reddetmiştir.
24. İstanbul 2. No.lu (TMK 10. madde ile yetkili) Hâkimliği 12/8/2013 tarihli ve 2013/461 Değişik İş sayılı kararıylabaşvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir. Başvurucularınbu karara itiraz etmeleri üzerine İstanbul 1. No.lu ( TMK 10. madde ileyetkili) Hâkimliği 3/8/2013 tarihli ve 2013/537Değişik İş sayılı kararıyla itirazı reddetmiştir.
25. İstanbul 1. No.lu (TMK 10. madde ile yetkili) Hâkimliğinin 13/6/2013 tarihli ve 2013/410 Değişik İş sayılı kararıylabaşvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Yine İstanbul1. No.lu (TMK 10. madde ile yetkili) Hâkimliğinin 12/7/2013tarihli ve 2013/466 Değişik İş sayılı kararıyla tutukluk hâli gözden geçirilmişve başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir.
26. Başvurucular 12/8/2013 tarihindetutukluluk hâllerinin SEGBİS yolu ile incelenmesi aşamasında tahliyelerineyönelik müracaatta bulunmuşlar ayrıca başvuruculardan bir kısmı ve müdafileri, SEGBİS yöntemi yerineincelemenin duruşmalı yapılmasını da talep etmişlerdir. Mahkeme, “…Yasal mevzuat açısından tutukluluk incelemesininduruşmalı olarak yapılmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığı, ancakduruşmalı yapılmasının da zorunlu olarak öngörülmediği, tarafların itiraz vetaleplerini her zaman dosyaya sunabilecekleri, SEGBİS sistemiyle şüphelilerinbulundukları cezaevine bağlanıldığı ve gerekli ortam ve imkanınsağlandığı, ancak şüphelilerin kendi iradeleriyle beyanda bulunmayıreddettiklerini…” belirterek şüphelilerinSEGBİS ile beyanlarına başvurulduğu gerekçesiyle bu talebin reddine vetutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir.
27. Başvurucuların da aralarındaolduğu 56 sanık hakkında isnat edilen suçla ilgili olarak İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığının 29/8/2013 tarihli ve 2013/359Soruşturma sayılı iddianamesiyle İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK 10. maddeile görevli) E.2013/56 sayılı dosyasında kamu davası açılmış; Mahkeme, “…Üzerlerine atılı suçun yasal yaptırımı olan sevkmaddelerinin alt ve üst sınırları, kaçma şüphesinin varlığı, atılı suçun CMK. 100/3-a maddesinde yazılı suçlardan olması, fiziki takiptutanakları, iletişim tespit tutanakları ile HTS raporları, Akçay, Avcılar,Şişli, Kartal ve Ankara'da yapılan toplantılara ilişkin ortam dinlemesikayıtları, ev ve işyeri aramasında ele geçen belge ve bilgiler ile dijitalkayıtlar, soruşturma aşamasında Hollanda ve Belçika'dan temin edilen kayıt vedokümanlar, İdil Kültür Merkezinde yapılan aramalar sonucunda ele geçen belgeve dokümanlar, Yürüyüş dergisinin Abide-i Hürriyet Caddesi'nde bulanan bulunanbürosunda yapılan aramada ele 1055 nolu CD içeriği,gizli tanıklar Ateş, Çelik ve 2012/2'nin beyanları, birkısımsanıklar hakkında şüpheli sıfatıyla alınan beyanlar, yüklenen eylemleri ilişkintespit tutanakları, dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesini gösteren somutdelillerin bulunması, sanıkların delilleri karartma ihtimalinin bulunması ve bunedenle koruma tedbirlerinin de bu aşamada uygulanması yeterli olmayacağındanve tutuklama sebepleri kalkmadığından tahliye taleplerinin reddi ile sanıklarınayrı ayrı TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA” kararvermiştir.
28. Başvurucuların bu karara itiraz etmeleri üzerine İstanbul 22.Ağır Ceza Mahkemesi (TMK 10. madde ile görevli) 28/10/2013tarihli ve 2013/106 Değişik İş sayılı kararıyla itirazı reddetmiştir.
29. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2013tarihli iddianamesinde suç örgütünün amacı, faaliyetleri, işleyişi ve yapısıayrıntılı olarak anlatılmıştır. İddianamenin ilgili kısımları şöyledir:
“….Mevcut anayasaldüzeni silahlı halk ayaklanması ile yıkarak, yerine Marksist-Leninist ilkeleredayalı komünist bir düzen kurmaktır. Örgüt, ülkemizin emperyalizmin ekonomik,politik hegomanyası altında faşist olarakyönetildiğini, halk kitlelerinin hak, adalet, eşitlik mücadelelerinin her zamankanla bastırıldığını, emperyalizme bağımlı faşizmle yönetildiğini, iktidarınniteliğinin seçimle değiştirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle iktidarın,oluşturulacak kitlelerin başlatacağı silahlı savaş ile yıkılacağını öngörmekteve savunmaktadır…
Örgütün ülkemizdekidevrim stratejisi; uzun süreli bir halk savası ile iktidarın ele geçirilmesindesilahlı propagandayı temel alan, politik, ekonomik ve demokratik mücadelebiçimlerini, bu temel biçime bağlı olarak kabul eden Politikleşmiş Askeri SavaşStratejisi (PASS)'dir. PASS'ın,iki aşamadan geçerek tamamlanacağı öngörülmüştür. Birinci aşama, kitleleri politize ederek savaşa dahil etmekiçin örgütün silahlı propagandayı temel alarak yürüttüğü ve düzenli ordularaşamasına kadar sürecek olan Öncü Savaşıdır. İkinci aşama, gerilla ordusununhalk ordusuna dönüştürülmesi, devrimci halk iktidarının kurulması, bunlarınyaygınlaştırılması ve sürekli saldırılarla iktidar güçlerinin moral açısındançökertilip son saldırıya hazırlanması sürecidir. Silahlı mücadeleye dayananhalk savaşının hedefi, kesintisiz biçimde sosyalizme varacak olan MilliDemokratik Devrimdir. Örgüt halk ihtilalinde ilk safhanın halkı kendi yanlarınaçekmek olduğu düşüncesi ile geniş bir propaganda faaliyeti içerisindedir.Propaganda türü olarak silahlı propagandayı seçmiştir…
Yürüyüş Dergisi,DHKP/C terör örgütünün halen aktif olan legal yayın organıdır. Ozan Yayıncılıkadı üzerinden faaliyetlerini yürütmektedir. Örgütün üst yönetimindeki şahıslar,özel ve gizli toplantılarını Mecidiyeköy’deki Yürüyüş isimli dergi bürosundayapmaktadır. Örgütün illegal alanı olan yurtdışı ile irtibatı buradanyapılmaktadır. Derginin içeriği, yurtdışından e-mail olarak gelmekte veburadaki örgüt mensupları gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra Bahçelievler Yenibosna’da bulunan Ezgi Matbaa isimli basımevinde basımıyapılmaktadır. Yürüyüş Dergisi binasında polis operasyonlarına karşı zamankazanmak amacıyla kapısı ve duvarları çelik levhalar ile kaplanmış kafesşeklinde özel bir oda bulunmaktadır. Bu odaya örgütün üst düzey yöneticileriharicinde başka birinin girmesi kesinlikle yasaktır. İçeriye giren şahıs kapıyıarkadan kilitlediği için girilmesi mümkün değildir. Yayın politikası veyayınların içeriği incelendiği, yayının tek amacının DHKP/C örgütününpropagandasını yapmak, insanları devlete karşı düşman olarak işleyip örgütekazandırmak olduğu açıkça görülmektedir. Derginin günümüze kadar yayınlanan tümsayıları incelendiğinde içeriğinin tamamen, kin, nefret, şiddetten ibaretolduğu, devletin düşman olarak gösterilip hedef haline getirildiği, şiddeteylemlerini gerçekleştiren DHKP/C mensuplarının sahiplenildiği ve yüceltildiğigörülmektedir. İstanbul’daki dergi bürosu DHKP/C’nin Türkiye’deki Merkezi üssükonumundadır. Tüm eylemler ve talimatlar buradan tabana ulaştırılır. Yönetici kesimlertoplantılarını büroda gerçekleştirirler. Yürüyüş dergisinin sorumlusu ise Y.K.’dir. www.halkinsesi.tv isimli internet sitesi iseDHKP/C’nin tam kontrolü ve yönetiminde yurtdışından yayın yapmaktadır. Örgüt,yapılan eylemleri, basın açıklamalarını ve üstlenmelerini bu internet sitesiüzerinden gerçekleştirmektedir…
Devrimci MemurHareketi Soruşturması Başlığı altında: …Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK250. madde ile yetkili) DHKP/C terör örgütüne yönelik olarak sürdürdüğü2010/926 sayılı soruşturması kapsamında, 24.12.2010 tarihinde, DHKP/C terörörgütünün yayın organı olan YÜRÜYÜŞ dergisinin bulunduğu… adrestebulunan bürosunda yapılan aramada ele geçirilen malzemeler, gerekliincelemelerin yapılabilmesi amacıyla tahkikatı yürüten Ankara EmniyetMüdürlüğüne gönderilmiş, devam eden çalışmalarda dijital malzemeler arasındabulunan 1055 numaralı CD içerisinde "şifreli dosyaların" bulunduğutespit edilmiştir.
Emniyet GenelMüdürlüğü'nün 18.01.2011 tarih ve B.05.l.EGM.0.06.2063.1-100- 0001/057432-2011sayılı yazısıyla, 1055 nolu CD içerisindekidosyaların Cyperix firmasına ait Cryptainerprogramı ile şifrelendiği ve yine aynı program kullanılarak şifrelerininçözüldüğü bildirilmiştir.
Cryptainerprogramı, verileri güvenli bir şekilde saklamak ve iletmek amacıyla kullanılangelişmiş bir şifreleme programıdır. Bu program özellikle DHKP/C terör örgütününsilahlı kanadı olan Silahlı Propaganda Birlikleri militanları tarafındankullanılmaktadır. SPB militanları bu program sayesinde merkez komiteningönderdiği şifreli eylem talimatlarını çözmektedirler. 03.08.2012 tarihindeEyüp ilçesinde yakalanan M. F. ve S. Ö. isimli Silahlı Propaganda Birlikleri(SPB) militanlarının üzerlerinde bulunan dijital malzemelerde, ayrıca19.12.2012 tarihinde N. A. ve N. A. isimli SPB militanlarının saklandıklarıFatih ilçesi Koca Mustafapaşa Mahallesindeki… adreste yapılan arama neticesinde elde edilen dijitalmalzemelerin içerisinde Cryptainer programı bulunduğutespit edilmiştir. DHKP/C terör örgütünün şifreleyerek İstanbul ilindekimensuplarına ulaştırdığı 1055 nolu CD’nin uzmanlartarafından şifresi çözülmüş ve içeriğinde bulunan belgeler ile ilgili olaraktutanak tanzim edilmiştir. 1055 NOLU CD İÇERİĞİNDEKİ BELGELER: Konu ile ilgiliuzman personel tarafından 1055 nolu CD açıldığında içerisinde;
1-Memur Hareketiisimli klasör,
2-(1) isimli Wordbelgesi,
3-Devrimci Yaşam VeDavranış Kuralları isimli Word belgesi,
4-SES AyşenurŞimşek'i andı isimli Word belgesi,,
5-Memur_01.
6-Memur_02,
7-memur_03,
8-memur_04, isimliPDF dosyaları,
9-Kamu EmekçileriCephesi,
10-Kamu EmekçileriCephesi 1,
11-Kamu EmekçileriCephesi2 isimli jpg dosyalarının bulunduğubelirlenmiştir.
…Yapılaninceleme neticesinde 1055 nolu CD’nin DHKP/C terörörgütünün memur yapılanması olan Devrimci Memur Hareketi-Kamu EmekçileriCephesi içerisinde İstanbul'da faaliyet yürüten örgüt mensupları içinşifrelenerek hazırlanmış olduğu, 8 ayrı bölgede isimleri, görevleri vebulunduğu iller belirtilen toplam 604 şahsın DHKP/C terör örgütü memur alanyapılanması olan Devrimci Memur Hareketi içerisinde faaliyet yürüten şahıslaraait isim listesi olduğu anlaşılmış ve listede isimleri bulunan ve diğer yetki alanımızdışında bulunan illerde görev yapan şahıslar hakkında ilgili CumhuriyetBaşsavcılıklarınca soruşturmalar başlatılmıştır.
… Şüphelilerin DHKP-C terör örgütünün memur yapılanması olanDevrimci Memur Hareketi-Kamu Emekçileri Cephesi yapılanması içerisinde faaliyetyürüttüğü, bu haliyle şüphelilerin eylemlerinin süreklilik ve çeşitlilik arzettiği, terör örgütü ile organik bağ kurduğu,”
Herşüpheli yönünden isnada dayanak teşkil eden eylemlere ve delillere iddianamenindevamında yer verilmiştir.
30. Suçlamaya ilişkin deliller olarak iddianamede, iletişim tespitve teknik araçlarla izleme kararları, şüpheli, müşteki-mağdur ve gizli tanıkbeyanları ve örgütsel dokümanlar gösterilmiştir (bkz. İddianame, s. 235 vd.).
31. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, 9/10/2013tarihinde tensiben yaptığı incelemede başvurucuların,“…üzerlerine atılı suçun yasal yaptırımıolan sevk maddelerinin alt ve üst sınırları, kaçma şüphesinin varlığı, atılısuçun CMK. 100/3-a maddesinde yazılı suçlardan olması, fiziki takip tutanakları,iletişim tespit tutanakları ile HTS raporları, Akçay, Avcılar, Şişli, Kartal veAnkara'da yapılan toplantılara ilişkin ortam dinlemesi kayıtları, ev ve işyeriaramasında ele geçen belge ve bilgiler ile dijital kayıtlar, soruşturmaaşamasında Hollanda ve Belçika'dan temin edilen kayıt ve dokümanlar, İdilKültür Merkezinde yapılan aramalar sonucunda ele geçen belge ve dokümanlar,Yürüyüş dergisinin Abide-i Hürriyet Caddesi'nde bulanan bulunan bürosundayapılan aramada ele 1055 nolu CD içeriği, gizli tanıklarAteş, Çelik ve 2012/2'nin beyanları, bir kısım sanıklar hakkında şüphelisıfatıyla alınan beyanlar, yüklenen eylemleri ilişkin tespit tutanakları,dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesini gösteren olgu kriterininmevcut olduğu, sanıkların delilleri karartma ihtimalinin bulunması ve bunedenle koruma tedbirlerinin de bu aşamada uygulanması yeterli olmayacağındanve tutuklama sebepleri kalkmadığı…” gerekçesiyle tutuklulukhâllerinin devamına karar vermiştir.
32. Başvurucuların itirazı üzerine İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi,28/10/2013 tarihli ve 2013/106 Değişik İş sayılıkararıyla itirazın reddine karar vermiştir.
33. Başvurucular Mehmet Püremiş, AynurBarkın, Erdal Korkmaz, Nursel Tanrıverdi, Ömer Açık, Berivan Doğan, YalçınDüzgün, Sinan Eşiyok, Nazife Onay, Ayşe Tuncer, VeliZengin, Aşır Emir ve Erkan Karataş İstanbul 16. Ağır Ceza MahkemesininE.2013/56 sayılı dosyasında 27/1/2014 tarihinde “üzerlerine atılı suçun niteliği, mevcut delildurumu, tutuklu olarak geçirdikleri süre, sanıklara atılı suçun vasıfdeğiştirme ihtimali dikkate alınarak” tahliye edilmiştir.
34. Başvurucular hakkındaki dava 21/2/2014tarihli ve 6526 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle İstanbul 3.Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir. Dava, anılan Mahkemenin E.2014/164 sayılıdosyasında görülmektedir. Başvurucular Mehmet Sarı, Selvi Polat ve Nurcan Kısaise Mahkemenin 21/4/2014 tarihli kararıyla serbestbırakılmıştır.
35. Başvurucular, ilk tutuklama ve daha sonra verilen tutukluluğundevamına ilişkin kararlara yaptıkları itirazların reddi üzerine süresiiçerisinde içinde her bir karar yönünden bireysel başvuruda bulunmuşlardır.Başvurular arasında taraf ve konu yönünden irtibat bulunması nedeniyle bu dosyaüzerinde birleştirme yapılmıştır (bkz. § 4).
B. İlgiliHukuk
36. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanunu’nun 314. maddesi.
37. 5271 sayılı Kanun’un 100. ve 101. maddeleri şöyledir:
“Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenolguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanıkhakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yeralan;
…
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
…”
Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya buhusustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerekaçıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus karardabelirtilir.
…”
38. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin heraşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veyasalıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itirazedilebilir.”
39. 5271 sayılı Kanun’un 105. maddesi şöyledir:
“103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istemüzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiingörüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlîkontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyetsavcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşüalınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.”
40. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesişöyledir
“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğusüre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinindevamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerinesulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak,şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle kararverilir.
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkradaöngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığıntutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullargerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içindede re'sen karar verir.”
41. 5271 sayılı Kanun’un 150. maddesişöyledir:
“(Değişik madde: 6/12/2006tarih ve 5560 sayılı Kanun’un 21.md)
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafiseçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığınıbeyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafiibulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malulveya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasınıgerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkrahükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar,Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir.”
42. 5271 sayılı Kanun’un 153. maddesinin (1).,(2)., ve 3. fıkraları şöyledir:
“Madde 153- (1)Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediğibelgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.
(2) Müdafiin dosya içeriğiniincelemesi veya belgelerden örnek alması, soruşturmanın amacını tehlikeyedüşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, sulh ceza hâkimininkararıyla bu yetkisi kısıtlanabilir.
(3)Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içerentutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkilioldukları diğer adlî işlemlere iliksin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmüuygulanmaz.”
43. 5271 sayılı Kanun’un 147. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendişöyledir:
“…
İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknikimkânlardan yararlanılır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
44. Mahkemenin 18/11/2015 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvurucuların 15/4/2013 tarihli ve 2013/2653 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
45. Başvurucular;
i. Soruşturma dosyasıhakkında 5271 sayılı Kanun’un 153. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncakısıtlama kararı verildiğini, kısıtlama kararına dair herhangi bir belgeninkendilerine tebliğ edilmediğini, soruşturma makamının bu usule sıklıklabaşvurduğunu ve bu kararlara karşı yapılan itirazların sonuçsuz kaldığını,iddia makamının elinde olan delillere ulaşamadıkları için sadece sorulansorulara cevap verdiklerini ve aleyhine olan delilleri çürütme olanağındanmahrum bırakıldıklarını,
ii. Kuvvetli suç şüphesibulunmadığını; teknik takip, iletişimin dinlenmesi, CD gibi tartışmalıdelillerin kuvvetli suç şüphesi sayıldığını, toplu bir değerlendirme yapılarakve tutuklama nedenleri hakkında herhangi bir somut olgu ortaya konulmadangerekçesiz bir biçimde, iddia edilen suçun katalog suçlardan sayılmasınedeniyle tutuklandıklarını, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamındakieylemlerin suç olarak kabul edildiğini ve haklarında adli kontrol hükümlerininuygulanmadığını,
iii. Tutukluluk hâlinin incelenmesi sırasında SEGBİS huzurundabeyanda bulunmayan şüpheliler için müdafilerin davet edilmediğini, başvurularıolmasına karşılık müdafilerin duruşmaya alınmadıklarını,
iv. Tutukluğun devamıkararları ile bu kararlara yaptıkları itirazların matbu bir şekildereddedilmesi suretiyle etkili başvuru yapamadıklarını,
v. Tutukluluk incelemelerinin duruşmalı yapılması taleplerininreddedilerek söz konusu incelemelerin SEGBİS yoluyla yapıldığını belirterekAnayasa’nın 13., 19., 36. ve 40. maddelerinin ihlaledildiğini iddia etmişlerdir.
B. Değerlendirme
46. Başvurucuların;
i. Kuvvetli suç şüphesibulunmadığı; teknik takip, iletişimin dinlenmesi, CD gibi tartışmalı delillerinkuvvetli suç şüphesi sayıldığı, toplu bir değerlendirme yapılarak ve tutuklamanedenleri hakkında herhangi bir somut olgu ortaya konulmadan gerekçesiz birbiçimde, iddia edilen suçun katalog suçlardan sayılması nedeniyletutuklandıkları, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki eylemlerin suçolarak kabul edildiği ve haklarında adli kontrol hükümlerinin uygulanmadığı yönündekişikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası,
ii. Soruşturma dosyasıhakkında 5271 sayılı Kanun’un 153. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncakısıtlama kararı verildiği, kısıtlama kararına dair herhangi bir belgeninkendilerine tebliğ edilmediği, soruşturma makamının bu usule sıklıklabaşvurduğu ve bu kararlara karşı yapılan itirazların sonuçsuz kaldığı, iddiamakamının elinde olan delillere ulaşamadıkları için sadece sorulan sorularacevap verdikleri ve aleyhlerine olan delilleri çürütme olanağından mahrumbırakıldıkları yönündeki şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncüfıkrası,
iii. Tutukluğun devamı kararları ile bu kararlara yaptıklarıitirazların matbu gerekçelerle reddedilmesi ve kanunda tutuklama yerine adlikontrol hükümlerinin uygulanabileceğinin düzenlenmiş olmasına karşın bununuygulanmaması nedenleriyle etkili başvuru haklarının ihlal edildiği yönündekişikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası,
iv. Tutukluluk hâlininincelenmesi sırasında SEGBİS huzurunda beyanda bulunmayan şüpheliler içinmüdafilerin davet edilmediği, başvuruları olmasına rağmen müdafilerin duruşmayaalınmadıkları, tahliye taleplerinin ve buna ilişkin verilen ret kararlarınayaptıkları itiraz incelemelerinin hâkim önüne çıkarılmadan duruşmasız olarakdeğerlendirildiği şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıkapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Tutuklamanın Hukuki Olmadığı İddiası
47. Başvurucular, tutuklama şartları bulunmadığı hâldeözgürlüklerinden mahrum bırakıldıklarını iddia etmiştir.
48. Bakanlık görüş yazısında, başvurucular hakkında verilen ilktutuklama kararında suçun vasıf ve mahiyetine, atılı suçların 5271 sayılıKanun’un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yazılı olan suçlardanolmasına, suçun kanunda öngörülen cezasına göre delilleri karartma ve kaçmaşüphesinin bulunmasına vurgu yapıldığı belirtilmiştir.
49. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne katılmadıklarını belirtmiştir.
50. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler,ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemekmaksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilendiğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veyagecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanungösterir.”
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartlarıve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
52. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikincive üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerinözgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır.Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancakAnayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birininvarlığı hâlinde söz konusu olabilir (RamazanAras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 43).
53. Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında, suçluluğuhakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin; ancak kaçmalarını, delilleri yoketmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibitutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıylatutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin tutuklanabilmesiöncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti bulunmasına bağlıdır.Bu unsur, tutuklama tedbiri için olmazsa olmaz niteliktedir. Bunun içinsuçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir.İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somutolayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (HanefiAvcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 46).
54. Buna bağlı olarak yakalama veya tutuklama anındaki delillermutlaka kişinin suçla itham edilebilmesini sağlayacak düzeyde olmayabilir. Ziratutukluluğun amacı, yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinintutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veyaortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmek veilerletmektir. Buna göre suç isnadına esas teşkil edecek şüpheye dayanakoluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacakolan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeydedeğerlendirilmemesi gerekir (Mustafa AliBalbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 73).
55. Tutuklamaya ve tutukluluğun devamına ilişkin hususlar 5271sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye görekişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphenin varlığını gösterenolguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde tutuklanabilir. Maddedetutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir. Buna göre a) şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa b) şüpheli veya sanığın davranışları;1) delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdur veya başkalarıüzerinde baskı yapma girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüpheoluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Düzenlemede ayrıca işlendiğikonusunda kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlar belirtilmiştir.
56. Diğer yandan Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlaledilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki kanun hükümlerininyorumlanmasına ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel başvuruincelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin yorumu vesomut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisikapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar iledelillerin takdirinde açık keyfîlik bulunması hâlindehak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararların bireysel başvurudaincelenmesi gerekir. Aksinin kabulü bireysel başvurunun getiriliş amacıylabağdaşmaz (Ramazan Aras, § 49).
57. Somut olayda başvurucular, haklarında yürütülen soruşturmakapsamında 22-23/2/2013 tarihlerinde “silahlı terör örgütüneüye olma” suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının gerekçelerinde isnat edilen suçlamayailişkin suçun vasfı ve mahiyeti, 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yazılı suç kapsamında kalması, suç için öngörülen cezamiktarına göre şüphelilerin delilleri karartma ve kaçma şüphelerinin bulunmasıgösterilmiştir. Başvurucular ise atılı suçlamayı kabul etmemiştir. Ayrıcabaşvuruculara isnat edilen suçla ilgili deliller iddianamede “iletişim tespit ve teknik araçlarla izleme kararları,şüpheli, müşteki-mağdur ve gizli tanık beyanları ve örgütsel dokümanlar”olarak belirtilmiştir. Bu deliller kapsamında Cumhuriyet savcısı ve hâkimtarafından başvurucuların ifadeleri alınmış ve isnat edilen suç kapsamındatutuklanmalarına karar verilmiştir.
58. Başvurucuların, suçla ilgili inandırıcı nedenler bulunmadığıhâlde sadece sendikal faaliyetler nedeniyle tutuklandıkları iddiasının yerindeolmadığı, gösterilen deliller ve tutuklama kararlarında yer alan gerekçelerdikkate alındığında tutuklamanın kuvvetli şüphe olgusunu karşıladığı, böylecetutuklama nedenlerinin oluştuğu, isnat edilen suça ilişkin somut olgularolmadan tutuklama kararı verildiğine yönelik şikâyetinin de dayanaktan yoksunolduğu sonucuna varılmıştır.
59. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Soruşturma Dosyasına Erişim İmkânından YoksunKalma İddiası
60. Başvurucular, soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunmasınedeniyle tutuklanmalarına neden olan somut delillerin tümünü görme vedeğerlendirme imkânından yoksun bırakıldıklarını iddia etmişlerdir.
61. Bakanlık görüş yazısında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarınagöre ceza soruşturmalarının etkin bir biçimde yürütülmesine olan ihtiyacın vebu nedenle soruşturma sırasında elde edilen bazı bilgilerin, şüphelilerindelilleri karartmaması ve adaletin işlemesini engellememesi için gizlitutulması gerekebileceği ifade edilmiştir.
62. Başvurucular, Bakanlığıngörüşüne katılmadıklarını ifade etmişlerdir.
63. Anayasa'nın19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her nesebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkındakarar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir.”
64. Anayasa’nın anılan hükmü uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi,kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın Kanun’aaykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili biryargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkrada öngörülen bu prosedürde adilyargılanma hakkının bütün güvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarınauygun somut güvencelerin yargısal niteliklibir kararla sağlanması gerekir (MehmetHaberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
65. AİHM’e göre yakalanan bir kimseye, yakalanmasının temelmaddi ve hukuki sebepleri, teknik olmayan ve anlayabileceği basit bir dilleaçıklanmalı ve böylece kişi, eğer uygun görürse yakalanmasının Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamındakanuna uygunluğuna itiraz etmek üzere mahkemeye başvurma imkânına sahipolabilmelidir. Sözleşme’nin 5. maddesinin (2) numaralı fıkrası, verilenbilgilerin yakalanan kişiye isnat edilen suçların tam bir listesini içermesinigerektirmemektedir (Bordovskiy/Rusya, B. No: 49491/99, 8/2/2005, § 56; Nowak/Ukrayna,B. No: 60846/10, 31/3/2011, §63).
66. Tutuklamaişlemiyle sonuçlanan durumlarda savcı ve sorgu hâkiminin ifade alması sırasındakişiye temel deliller açıklanmış ve müdafiitarafından tutukluluğa yapılan itirazda bu delillere atıfta bulunulmuş olmasıhâlinde dosyada salt gizlilik kararının varlığının bulunması, Sözleşme’nin 5.maddesinin (4) numaralı fıkrasının ihlalini doğurmamaktadır (Ceviz/Türkiye, B. No: 8140/08, 17/7/2012, § 43). Böyle bir durumda kişi, tutukluluğa temelteşkil eden belgelerin içeriği hakkında yeterli bilgiye sahiptir.
67. Başvurucularhakkında 29/8/2013 tarihinde İstanbul 16. Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açılmıştır.
68. Başvurucularınsorgu sürecinde alınan savunmaları incelendiğinde Cumhuriyet Savcılığında veSorgu Hâkimliğinde alınan ifade sırasında yaptıkları işlemlerin kendilerinesorulduğu ve bu şekilde haklarındaki suç isnadına temel teşkil eden belge vebilgilerden haberdar olarak müdafileriyle birlikte ayrıntılı şekilde savunmayaptıkları görülmektedir. Yine başvurucuların tutukluluğuna yapılan itirazdasuça konu belge ve bilgilere bilhassa atıfta bulunulmuştur. Dolayısıylabaşvurucuların ve müdafiinin tutukluluğa temel teşkileden belgelere erişme imkânlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
69. Suç işlendiği şüphesine bağlı olarak özgürlükten yoksunbırakılmanın ilk aşamasında yapılanyargısal denetimin kapsamı ile suçlamalara dayanak olan temel unsurlarınbaşvuruculara veya müdafilerine bildirilmiş ve başvuruculara bunlara itirazetme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında salt kısıtlılık kararınınbulunması nedeniyle soruşturma dosyasına erişim imkânından yoksun bırakılmaiddiasının açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
70. Açıklanannedenlerle başvurucuların kendilerine soruşturma dosyasına erişim imkânıverilmediğine ilişkin iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Diğer İhlal İddiaları
71. Başvurucular, tutukluğun devamı kararları ile bu kararlarayaptıkları itirazların matbu gerekçelerle reddedildiğini, Kanun’da tutuklamayerine adli kontrol hükümlerinin uygulanabileceği düzenlenmiş olmasına karşınbunun uygulanmadığını belirterek etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
72. Bireysel başvuru incelemesinde, bir ihlal iddiasının AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetki alanına girip girmediğinin tespitindeAnayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı esas alınmaktadır (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Etkili başvuru hakkı, Anayasa'nın 40. veSözleşme’nin 13. maddelerinde düzenlenmiştir.
73. Başvurucunun, Anayasa’nın 40. ve Sözleşme’nin 13. maddelerindedüzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsigeçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında soyut olarak değerlendirilmesimümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hakve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyleetkili başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için hangitemel hak ve özgürlüğü konusunda etkili başvuru hakkının kısıtlandığı sorusunacevap verilmesi gerekmektedir (Onurhan Solmaz,§ 33).
74. Somut olayda başvurucuların iddiasının özü, tutukluluğundevamına ve tahliye taleplerinin reddine ilişkin verilen kararların gerekçesizolduğuna ve tahliye edilmemelerine ilişkindir. Başvurucuların bu iddialarının tutukluluksüresinin makul olmadığı çerçevesinde incelenmesi gerekir.
75. Başvurucuların tutukluluk süresinin makul olmadığı, tutuklulukve tutukluluğa itirazın duruşma yapılmaksızın değerlendirildiği ve tutuklulukhâlinin incelenmesi sırasında SEGBİS huzurunda beyanda bulunmayan şüphelileriçin müdafilerin davet edilmediği, başvuruları olmasına rağmen müdafilerinduruşmaya alınmadığı iddiaları açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başkabir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından bu şikâyetler bakımındanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
76. Başvurucuların, tutukluluksüresinin makul olmadığına dair şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesininyedinci, tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız gerçekleştirildiği vetutukluluk incelemesinde müdafiden yararlandırılmadıkları yönündeki şikâyetlerininAnayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesigerekir.
a. Tutukluluk Süresinin Makul Olmadığıİddiası
77. Başvurucular, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı hâlde gerekçesizolarak tutukluluğun devamına karar verildiğini, tahliye taleplerinin gerekçesizolarak reddedildiğini ve adli kontrol uygulaması tedbirinin gerekçe olmaksızınreddedildiğini iddia etmiştir.
78. Bakanlık, daha önceki görüşlerine atfen bu hususta beyandabulunulmayacağını belirtmiştir.
79. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne katılmadığını belirtmiştir.
80. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı vesoruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasınıveya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”
81. Bu hükümle bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanankişilerin, yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veyakovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları güvence altınaalınmıştır.
82. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı, her davanın kendiözelliklerine göre değerlendirilmelidir. Anayasanın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlusayılamaz.” şeklinde ifade edilen masumiyet karinesi, yargılamasüresince kişinin hürriyetinin esas, tutukluluğun ise istisna olmasınıgerektirmektedir. Masumiyet karinesine rağmen tutukluluğun devamı, ancak kişihürriyetine nazaran daha ağır bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklıgörülebilir. Bu nedenle bir davada tutukluluğun makul süreyi aşmamasınıgözetmek, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla belirtilen kamuyararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafındandeğerlendirilmesi ile serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarda bu olguve olayların ortaya konulması gerekir (MuratNarman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61,62).
83. Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetlibelirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yoketmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir.Başlangıçtaki tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutmanın devamı içinyeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlardatutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birliktegösterilmesi gerekir (Murat Narman,§ 63).
84. Diğer taraftan kişi özgürlüğü, adli makamlarla güvenlik görevlilerininözellikle organize suçlarla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecedegüçleştirmeye neden olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır. Nitekim AİHM,Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinin, Sözleşme’ye taraf devletlerin güvenlik görevlilerinin-bilhassa organize olanlar olmak üzere- suçlulukla etkili olarak mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye sebep olabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğinivurgulamaktadır (Hanefi Avcı, §69).
85. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunundaha önce yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudantutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarakkişinin serbest bırakıldığı tarihtir (MuratNarman, § 66). Hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suçişlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veyabirkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadartutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir. Somut olayda başvurucularınözgürlüğünden mahrum bırakıldıkları 22-23/2/2013tarihleri ile tahliye kararının verildiği 27/1/2014 ve 21/4/2014 tarihleriarasında tutuklu kaldığı süre 11 ay 4 gün ile 1 yıl 1 ay 28 gündür.
86. Başvurucular silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmışlar ve haklarında bu suçtan kamu davası açılmıştır. Başvurucularıntutukluluğunun devamına ilişkin kararlarda gerekçe olarak; isnat edilen suçlailgili kuvvetli şüphenin varlığını objektif olarak ortaya koyan delillerinbulunması, isnat edilen suçun kanunda öngörülen ceza miktarına göre kaçmaşüphesinin var olması, suçun katalog suçlardan olması ve delillerinkarartılması ihtimalinin bulunması gösterilmiştir. Mahkemece kuvvetli suçşüphesi altında bulunan başvurucular hakkında verilen tutukluğun devamına ilişkinkararların gerekçeleri, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanınmeşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedir. Tutukluluk süresi dikkatealındığında makul sürenin aşılmadığı ve gösterilen gerekçelerin bu sürebakımından yeterli olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca tutukluluk incelemelerininyapıldığı 13/5/2013, 13/6/2013, 12/7/2013 ve 9/10/2013tarihlerinde Mahkemece tutuklama tedbiri yerine adli kontrol hükümlerininuygulanmasının yeterli olmadığına vurgu yapılmıştır.
87. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmı bakımından Anayasa’nın19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
b.Tutukluluğa İtirazın Duruşma Yapılmaksızın Değerlendirildiği İddiası
88. Başvurucular, tahliyetaleplerinin ve bunun reddine ilişkin yaptıkları itiraz incelemeleri iletutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapıldığını ileri sürmüşlerdir.
89. Bakanlıkgörüş yazısında, başvurucular hakkında soruşturma aşamasında tutuklulukincelemesi yapan İstanbul 2 No.lu Hâkimliğinin 12/8/2013tarihli kararında belirtilen hususların dikkate alınması gerektiği ifadeedilmiştir.
90. Başvurucu,Bakanlığın görüşlerine katılmadığını belirtmiştir.
91. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanankişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanunaaykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili biryargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”
92. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, yakalama veyatutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksunbırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkinkoşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkıtanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarakyetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması veözgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olan teminatlarısağlaması gerekir. Ayrıca tutukluluğun yasaya aykırı olup olmadığının hâkimönünde düzenlenen duruşmalarda etkili olarak incelenmesini talep etme vetutukluluk hâlinin gerekli olup olmadığının yetkililer tarafından hızlı birşekilde tespit edilmesini isteme hakkını da teminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-66).
93. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncatutukluluğun devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan heritirazda başvurucunun dinlenilmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişininmakul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır. Tutukluluğunun gözdengeçirilmesi esnasında yapılan incelemede “çelişmeli yargı” ve “silahlarıneşitliği” ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).
94. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinin (3) numaralı fıkrasına görehâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamınıngerekip gerekmeyeceğini her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlararasında şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle(1) numaralı fıkrasına göre ise soruşturma evresinde en geç otuz günlük zamandilimleri içerisinde incelemek zorundadır.
95. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göreşüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında herhangibir süre beklemeksizin salıverilmesini talep edebilir. Aynı Kanun’un 267.maddesine göre ise resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tümkararlar mahkeme önünde itiraza konu olabilirler.
96. Somut olayda SEGBİS vasıtasıyla gerçekleştirilen tutuklulukincelemesinden sonra yapılan tahliye talebinin değerlendirilmesi ve bu kararayapılan itiraz incelemesi sırasında duruşma yapılmamıştır. Başvurucunun veCumhuriyet savcısının tutukluluk hâlinin hukuka aykırı olup olmadığına ilişkinsözlü açıklama yapmak üzere Mahkemeye çağrılmadığı ve dinlenmediği incelemedesilahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinden bahsedilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan,§ 71).
97. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen kuraldikkate alındığında hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısa süredekarar verilmesi esası dâhil olmak üzere tutukluluk kararına karşı yapılan heritirazda duruşma yapılması, ceza yargılaması sistemini işlemez hâlegetirecektir. Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yeralan yargılama usulüne ilişkin yükümlülükler, duruşma yapmayı gerektirecek özelbir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için herdurumda duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73).
98. Başvurucular, ayrıca tutukluluk incelemesini yapan hâkimhuzuruna çıkarılmadıklarından şikâyet etmektedir. Başvurucuların tutuklulukincelemeleri SEGBİS vasıtasıyla yapılmıştır.
99. SEGBİS, Ulusal Yargı Ağı BilişimSisteminde (UYAP) ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği ve saklandığı ses vegörüntü bilişim sistemidir. SEGBİS ile ilgili olarak mevzuatta gereklidüzenlemeler yapılmış ve Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim SistemininKullanılması Hakkında Yönetmelik, 20/9/2011 tarihli ve28060 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğegirmiştir. Böylece sistemin nasıl işleyeceği açıklığa kavuşturulmuştur. Bu çerçevedehangi durumlarda bu sistemin uygulanabileceği, hangi merciin bu kararı vermeyetkisine sahip olduğu ve ses-görüntü bağlantısının kurulması için gerekliteknik düzenleme hususları yönetmelikte açıklanmıştır.
100. SEGBİS ile ifade alma ve sorgu işlemleri ile duruşmaların videokaydına alınması, Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemenin yargı çevresi dışındabulunan veya mahkemede hazır bulunamayan kişilerin (şüpheli, sanık, tanık,şikâyetçi, katılan vs.) video konferans yoluyla dinlenilmesi ve ifadelerininkayda alınması imkânını sağlamıştır. Ses ve görüntü kaydı sonrası yazılı tutanağa dönüştürülenkayıtların ilgililere verilebileceği, talep veya itiraz hâlinde ise ses vegörüntü kayıtlarının, soruşturma ve kovuşturma makamı gözetiminde ilgilisineizletilebileceği öngörülmüştür.
101. SEGBİS ile cezaevinde veya yargılama makamıyargı çevresi dışında bulunan kişilerin bir an önce hâkim önüne çıkarılması ve haklarında makul sürede kararverilebilmesi olanağı sağlanmıştır. Bu sistemin kişi haklarının ihlalininönlenmesi yanında güvenlik bakımından da faydaları bulunmaktadır. Bu çerçevede,cezaevi aracı ile esas mahkemeye nakillerde kaza, terör gibi nedenlerle meydanagelebilecek zararlar da önlenmiş olacaktır.
102. AİHM, ceza yargılaması duruşmalarına video konferans yöntemiylekatılımın sağlanmasında savunmanın diğer taraflara nazaran ciddi bir şekildedezavantajlı bir konuma düşürülmediği durumlarda, sanığın mahkemede hazırbulunma şartının gerçekleşmiş sayılacağını belirtmiştir (Marcello Viola /İtalya, B. No: 45106/04, 5/1/2007, § 76).
103. 5271 sayılı Kanun’un 147. maddesinin birincifıkrasının (h) bendinde, mahkemede bulunma imkânı olmayan sanığın, aynı andagörüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle ifade alma vesorgu işleminin yapılabileceği belirtilmiştir. Böylece SEGBİS’inkullanılması ile sorgu yapılma olanağının bulunması hâlinde bu yolla sanığınsorgusunun yapılması hususu emredici hükme bağlanmıştır. Bu sistem ile ifadesialınanların duruşma salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilme imkânıbulunduğu gibi diğer tarafın da aynı imkâna sahip olarak sorgu,ifade alma ve beyanda bulunma gibi yargısal işlemleri karşılıklı olarakgerçekleştirilebilme imkânı vardır. Başka bir ifadeyle SEGBİS vasıtasıylayargılamada yüz yüzelik ilkesi sağlanmış olmaktadır.
104. Somut olayda başvurucuların, İstanbul 3 No.lu Hâkimliğinin 13/5/2013 tarihinde SEGBİS vasıtasıyla savunmalarıalındıktan sonra tutukluluklarının devamına karar verilmiştir. Başvurucuların 13/6/2013, 12/7/2013 ve 12/8/2013 tarihlerindeki tutuklulukincelemeleri de SEGBİS yöntemi ile yapılmıştır. Başvurucular, İstanbul 1 No.luHâkimliğinin 13/6/2013 tarihli tutuklulukincelemesinde de tutukluluk hâlleri ile ilgili itirazlarını dile getirme veMahkeme önünde sözlü savunma yapma fırsatı bulmuşlardır. Başvurucular 25/4/2013 tarihinde İstanbul 2 No.lu Hâkimliğine tahliyetalebi için başvuruda bulunmuştur. Anılan Mahkemece bu talep 3/5/2013tarihinde dosya üzerinden inceleme yapılarak reddedilmiştir. Başvurucuların,İstanbul 3 No.lu Hâkimliğine yaptıkları itiraz ise 29/5/2013tarihinde yine Mahkemece dosya üzerinden/duruşma yapılmaksızın kesin olarakreddedilmiştir. Dolayısıyla bu süreler dikkate alındığında başvurucularıntutuklulukla ilgili itirazının incelenmesinin, tutuklunun makul aralıklarladinlenilmesi yönündeki kuralı ihlal etmediği sonucuna varılmıştır.
105. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmı bakımından Anayasa’nın19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
c. Tutukluluk İncelemesinde MüdafidenYararlandırılmadıkları İddiası
106. Başvurucular,tutukluluk hâlinin incelenmesi sırasında SEGBİS huzurunda yer almayanşüpheliler için müdafilerin davet edilmediğini, başvuruları olmasına rağmenmüdafilerin duruşmaya alınmadıklarını iddia etmiştir.
107. Bakanlıkgörüş yazısında, başvurucular hakkında soruşturma aşamasında tutuklulukincelemesi yapan İstanbul 2 No.lu Hâkimliğinin 12/8/2013tarihli kararında belirtilen hususların dikkate alınması gerektiği ifadeedilmiştir.
108. Başvurucu,Bakanlığın görüşlerine katılmadığını belirtmiştir.
109. Anayasa'nın 36. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
110. Sözleşme’nin 6. maddesininüçüncü fıkrasının (c) bendi şöyledir:
“(3) Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgarihaklara sahiptir:
…
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımındanyararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise veadaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatınyardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;
…”
111. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir.
112. Sözleşme’nin anılan maddesi herhangi bir istisna gözetmeksizinsuç isnadı altında bulunan herkesi kapsamaktadır ve ceza yargılamasının heraşamasında uygulanmaktadır. Dolayısıyla soruşturma aşamasında yapılan işlemlerbakımından da bu hak güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda AİHM, Sözleşme’nin6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinin etkinliğinden söz edilebilmesiiçin yargılama öncesi işlemler bakımından da söz konusu düzenlemenin uygulamaalanı bulmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir (Imbrioscia/İsviçre, B. No: 13972/88, 24/11/1993, § 33).
113. Diğer taraftan AİHM, müdafi ile temsil hakkının sınırsızolmadığını (Can/Avusturya, B.No: 9300/81, 30/9/1985, § 57),geçerli bir nedene dayanılıyorsa davanın açılmasından önceki aşamada avukataerişimin kısıtlanmasının mümkün olabileceğini (JohnMurray/Birleşik Krallık, B. No: 18731/91,8/2/1996, § 63), önemli olanın yargılamaya bir bütün hâlindebakıldığında soruşturma aşamasında bu hükme aykırılığın, ciddi bir şekilde adilyargılanma hakkına engel olması durumunda hak ihlalinin ortaya çıkabileceğinibelirtmiştir (Imbrioscia/İsviçre, § 36).
114. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, tutukluluğunyasaya aykırı olup olmadığının hâkim önünde düzenlenen duruşmalarda etkiliolarak incelenmesini talep etme ve tutukluluk hâlinin gerekli olup olmadığınınyetkililer tarafından hızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme hakkınıteminat altına almaktadır (bkz. §§ 90, 91).
115. Başvuru konusu olayda silahlı terör örgütüne üye olma suçundanyürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan başvurucuların 5271 sayılı Kanun’un108. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince tutukluluğun gözden geçirilmesiiçin cezaevinde bulunmaları nedeniyle İstanbul 1 No.lu Hâkimliğince 12/7/2013 tarihinde SEGBİS vasıtasıyla savunmalarıalınmıştır. Savunma sırasında bir kısım başvurucular hazır olan müdafilerihuzurunda beyanda bulunmak istemişler, bir kısım başvurucular ise müdafilerinde tutukluluk incelemesi esnasında hazır bulunmasının sağlanmasını talepetmişlerdir. Ancak bu talepleri Mahkeme tarafından reddedilmiştir (bkz. §§ 21,22).
116. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılıKanun’un 16. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinin birincifıkrasının sonuna eklenen “şüpheli veyamüdafi dinlenilmek suretiyle” ibaresiyle soruşturma aşamasındatutukluluk incelemesinin huzurda yani duruşma açılmak suretiyle yapılmasıöngörülmüştür. Bu düzenlemeyle şüpheli veya müdafiindenen azından birinin huzurda veya şüphelinin bulunduğu tutukevinden tutukluluktedbiri ile ilgili savunmasının alınması yeterli görülmüştür. Ancak bu hükümleşüpheliyle birlikte müdafiin de duruşmada savunmasırasında hazır bulunma hakkının engellenmesi söz konusu değildir. Diğer birdeyişle Kanun’da yer alan “veya”ibaresi, talep hâlinde şüpheliyle müdafiin birliktesavunma yapma imkânını ortadan kaldırmayacaktır.
117. Tutukluluk gibi kişi hürriyeti ve güvenliğini kısıtlayan birtedbir kararının verilmesi ve tedbirin devam edip etmeyeceğine ilişkin tümduruşmalı incelemelerde, şüphelinin haklarının korunması bakımından bir müdafiin yardımından faydalanması, savunmanın güçlendirilmesiaçısından önemli bir unsurdur. Başka bir ifadeyle yasal olarak müdafiyardımının sağlanmasının zorunlu olmadığı durumlarda bu hakkın kullanımınınengellenmemesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının etkili bir şekildegerçekleştirilmesinin güvencesini teşkil eder. Şüpheli müdafiinin,tutuklunun tahliye talebine dair savunmasını, şüpheliden daha iyi ve etkili birşekilde yapabilme bilgi ve yeteneğine sahip olduğu açıktır.
118. Bu belirlemeler doğrultusunda, tutukluluk incelemesinin şüpheliveya müdafiin huzurda birlikte dinlenilmek suretiyleyapılması zorunlu olmasa dahi talep hâlinde müdafiinşüpheliyle birlikte tutukluluk incelemesi sırasında, savunma ve itirazlarınısunmasının engellenmemesi gerekir.
119. Başvuru formu ve ekli belgelerden başvurucuların, 12/7/2013 tarihinde gerçekleşen tutukluluk incelemesindemüdafileri ile birlikte beyanda bulunmaya yönelik taleplerinin reddi kararı,başvurucuların tutukluluklarıyla ilgili etkili bir şekilde savunma yapmahaklarının ihlali sonucunu doğurmuştur.
120. Açıklanan nedenlerle başvurucuların, tutukluluk incelemelerindemüdafi yardımından yararlandırılmamış olması nedeniyle Anayasa’nın 19.maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
121. Başvurucular, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine veyargılama giderlerinin ödenmesine hükmedilmesini talep etmiştir.
122. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
123. İhlal iddiasına konu olan tutukluluk incelemesinde müdafiyardımından yararlandırılmama işlemine karşı yeniden yargılama kararıverilmesinde hukuki yarar görülmemiş, başvurucuların tazminat talebinin bulunmamasınedeniyle de ihlalin tespiti ile yetinilerek bu hususta herhangi bir kararverilmemiştir.
124. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harcınbaşvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretinin isebaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
125. Başvuruya konu uygulamada ihlal kararı verilmiş olduğundankararın bir örneğinin Bakanlığa gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. 1.Kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı hâlde tutuklama kararı verildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması,
2. Soruşturmadosyasına erişim imkânından yoksun bırakılmaya ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutuklulukincelemesinin ve tutukluluğa itirazın duruşma yapılmaksızın değerlendirildiğineve tutukluluk süresinin makul olmadığına ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
4. Tutuklulukincelemesinde müdafiden yararlandırılmamaya ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. 1.Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının İHLALEDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C.198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesineve 1.500 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ÖDENMESİNE,
D.Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlindebu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faizuygulanmasına,
E.Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrasıuyarınca Adalet Bakanlığına gönderilmesine
18/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.