TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERDAL TÜRKMEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/2100)
Karar Tarihi: 4/4/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 7/5/2019-30767
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Erdal TÜRKMEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması veKadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hükümlerine göre verilen zorlamahapsi kararına yapılan itirazda esaslı iddiaların cevaplandırılmaması nedeniylegerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/1/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Silivri Aile Mahkemesinin (Mahkeme) 28/8/2015 tarihli kararıile başvurucu hakkında -yaklaşık bir yıl birlikte yaşadığı S.E. isimli kadınınşikâyeti üzerine- 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının a,c, f bentleri uyarınca beş ay süreyle geçerli olmak üzere lehine tedbir istenenS.E.ye karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmamasına, S.E.yi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsızetmemesine, lehine tedbir istenenin bulunduğu konuta, okula ve işyerineyaklaşmamasına karar verilmiştir.
9. Başvurucunun itirazı, Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin18/9/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
10. Tedbir kararının geçerli olduğu dönemde S.E.niniddiaları doğrultusunda Emniyet tarafından 29/9/2015 tarihinde tutanakdüzenlenmiş; tutanak içeriğinde başvurucunun, lehine tedbir istenenin evininönünden geçtiği, işyeri ve evine çiçek yolladığı belirtilerek tedbir kararınauymadığı gerekçesiyle hakkında Mahkemeden zorlama hapsi kararı verilmesi talepedilmiştir.
11. Mahkeme 7/10/2015 tarihli kararında, Emniyet tarafındandüzenlenen tutanak içeriği ve soruşturma dosyasındaki beyana göre tedbirkararına aykırı davrandığı gerekçesiyle başvurucu hakkında 6284 sayılı Kanun'un13. maddesi gereğince 3 gün zorlama hapis cezası vermiştir.
12. Başvurucu 10/11/2015 tarihli dilekçesiyle, lehine tedbirkararı verilenin kendisine çiçeğin gönderildiğini iddia ettiği isimde birdükkânın bulunmadığını, başka isimli bir çiçekçi dükkânının olduğunu, ayrıcakimseye çiçek göndermediğini, bu konuda dükkân sahibinin de dinlenebileceğinibelirterek karara itiraz etmiştir.
13. İtiraz üzerine Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/11/2015tarihli kararında, lehine tedbir kararı verilene başvurucunun çiçek gönderdiğiya da işyerinin önünden araba ile geçtiğine dair kesin bir delil bulunmadığınıbelirterek itirazı kabul etmiş ve zorlama hapsi kararını kaldırmıştır.
14. Lehine tedbir kararı verilenin talebi üzerine yine Emniyettarafından 27/11/2015 tarihinde tutanak düzenlenmiş, tutanak içeriğinde26/11/2015 tarihinde başvurucunun S.E.nin bulunduğuişyerinin önündeki caddede yürüdüğü, mağdurun taksiye bindiğini görmesi üzerinetaksiye yöneldiği, trafik lambasının yeşil yanmasıyla taksinin hareket ettiği,bu nedenle başvurucunun müdahalede bulunamadığı, taksinin ikinci ışıklardadurması üzerine başvurucunun yine taksinin önüne çıktığı ancak bu sefer detaksinin hareket etmesiyle herhangi bir müdahalede bulunamadığı, zaman zaman işçıkışlarında lehine tedbir kararı verileni takip ettiği belirtilmiş; başvurucuhakkında tedbir kararına uymadığı gerekçesiyle Mahkemeden zorlama hapsi kararıverilmesi talep edilmiştir.
15. Mahkeme 4/12/2015 tarihli kararında, Emniyet tarafındandüzenlenen tutanak içeriğine göre başvurucunun tedbir kararına aykırıdavrandığını belirterek 6284 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince başvurucuhakkında 3 gün zorlama hapis cezası vermiştir.
16. Başvurucu 4/1/2016 tarihli dilekçesinde, lehine tedbirkararı verileni takip ederek taksinin önüne çıktığının iddia edildiği tarihteTekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde bulunan bir kadının evine taşındığını, taşınmasırasında kendisine B.Ö. ve M.U. isimli şahısların yardım ettiğini, olaysaatinde iddia edilen yerde olmadığını, ayrıca böyle bir olayın meydana gelipgelmediğinin tespiti açısından taksi şoförünün de dinlenmesi gerektiğini, karşıtarafın iftiraları nedeniyle bu kişi hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınasuç duyurusunda bulunduğunu, yine karşı tarafla birlikte hareket eden vekendisini tehdit eden şahıs hakkında Çerkezköy 4. Asliye Ceza Mahkemesindeaçılan davanın derdest olduğunu, bu dosyaların da incelenmesi ve ayrıcaşahitlerinin dinlenmesi gerektiğini, tek taraflı ve iftira niteliğinde olanbeyana dayanılarak verilen hapis kararının kanuna aykırı olduğunu belirterekkararın iptalini talep etmiştir.
17. Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 5/1/2016 tarihinde,tedbirin geçerli olduğu süre zarfında dosya kapsamında bulunan, kollukça alınanifade tutanaklarından başvurucunun tedbir kararını ihlal ettiğinin anlaşıldığını,zorlama hapsi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek başvurucununitirazını reddetmiş; zorlama hapsi kararı 6/2/2016 tarihinde infaz edilmiştir.
18. Ret kararı 18/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,28/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
19. 6284 sayılı Kanun'un5. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
(1)Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine,birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından kararverilebilir:
a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddettehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlardabulunmaması.
...
c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulunduklarıkonuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
...
f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veyasair surette rahatsız etmemesi.
..."
20. 6284 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
(2) Tedbirkararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddetuygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunankişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerinsüresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veyaaynen devam etmesine karar verilebilir.
(3)Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delilveya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bukararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecekşekilde geciktirilemez.
(4)Tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir.Tedbir talebinin reddine ilişkin karar ise sadece korunan kişiye tebliğ edilir.Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgili kolluk birimi tarafından verilentedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir."
21. 6284 sayılı Kanun'un 9. maddesi şöyledir:
"(1) Bu Kanun hükümlerine göre verilenkararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içindeilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.
(2)Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde ailemahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisiniizleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde ailemahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesihâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise enyakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir.
(3)İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlarkesindir."
22. 6284 sayılı Kanun'un 13. maddesi şöyledir:
"(1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkındatedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareketetmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğineve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlamahapsine tabi tutulur.
(2)Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirinniteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinintoplam süresi altı ayı geçemez.
(3)Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir.Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir iddiadabulunma hakkını güvence altına aldığını, mahkemenin teşkilatının veyargılamanın yürütülmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunu (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,21/2/1975, § 36), davalarda adil yargılanma koşullarını yerine getirmeyükümlülüğünün ulusal makamlara ait olduğunu ifade etmiştir (Dombo Beheer B.V./ Hollanda,B. No: 14448/88, 27/10/1993, § 33).
25. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi adil yargılanma hakkınıgüvence altına alırken delillerin kabul edilme yöntemi konusunda herhangi birkural koyma yetkisinin kendisinde olmadığını, ulusal kanunlar tarafından buhususların belirleneceğini, Sözleşme'deki hak veyükümlülükleri ihmal etmediği sürece mahkemeler tarafından yapılan hatalarıngiderilmesi görevinin de kendisinde olmadığını belirtmiştir (Schenk/İsviçre [GK], B. No: 10862/84, 12/7/1988,§§ 45, 46); bu açıdan AİHM yaklaşımına göre yargılama süreci bütün olarak ve busüreçte delillerin nasıl sunulduğu da dâhil olmak üzere tüm deliller yönündenhakkaniyetsiz bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı dikkate alınacaktır (Schuler-Zgraggen /İsviçre, B. No: 14518/89, 24/6/1993, §66).
26. Buna paralel olarak AİHM, Sözleşme’dekihakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerinSözleşme’nin 6. maddesine göre taraflarındayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme göreviolduğunu belirtmiştir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33;Kraska/İsveç, B. No: 13942/88, 19/4/1993, § 30).
27. AİHM'e göre -tarafların ilerisürdükleri delillerin kabul edilebilirliği hususunda yerel mahkemeler belirlibir takdir yetkisine sahip olmakla birlikte- mahkemeler vardıkları sonuçları haklılaştırmak için kararlarına gerekçeler göstermekyükümlülüğü altındadırlar (Suominen/Finlandiya, B. No: 37801/97, 1/7/2003, §36). Kararlarda gerekçe belirtilme zorunluluğu, mahkemelerin tarafları adil birşekilde dinleme yükümlülüğüyle de doğrudan ilgilidir (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/1/2007, § 83).
28. Yargılama sırasında başvurucu tarafından sunulan bir kısımdelilin mahkemece dikkate alınmaması şikâyeti ile ilgili olarak AİHM;mahkemenin başvurucunun bu yöndeki talebini gerekçesiz reddettiğini, karardagerekçe olmamasının karara karşı etkili bir şekilde itiraz etme fırsatını daortadan kaldırdığını belirterek başvuruda Sözleşme'nin 6. maddesinin ihlaledildiğine karar vermiştir (Suominen/Finlandiya, § 38).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu zorlama hapsi kararına yaptığı itirazda; beyan vedelillerinin dikkate alınmadığını, Mahkemenin bu konuda herhangi birdeğerlendirme yapmadığını, tedbir kararını ihlal ettiğinin iddia edildiğitarihte başka bir şehirde olduğunu, bu konuda tanıklarının dinlenmediğini,kamera kayıtlarının incelenmediğini, somut delillere rağmen dosyada hiçbirinceleme yapılmadan, yalnızca karşı tarafın iftira niteliğindeki beyanlarınadayanılarak hapis kararı verildiğini belirterek Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun temel iddiası, itirazaşamasında ileri sürülen ve esasa etkili olduğu belirtilen hususların itirazmercii kararında değerlendirilmemesine yönelik olduğundan başvuru, gerekçelikarar hakkı yönünden incelenecektir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılangerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
34. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma veadil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanmahakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi,taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınmasıgerektiği anlamını da içermektedir (MehmetFidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
35. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararlarıgerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarınıgerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereğianılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Canan Tosun, B. No: 2014/8891, 10/5/2017, § 23).
36. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
37. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
38. Bununla birlikte adil yargılanma kavramı -ister altmahkemenin gerekçelerine katılarak isterse farklı bir şekilde olsun- kararlarıiçin az sayıda gerekçe sunan bir ulusal mahkemenin kendisine sunulan temelkonuları gerçekte ele almış olmasını ve yalnızca alt bir mahkemenin sonuçlarınıonaylamakla yetinmemiş olmasını gerektirir. Bu koşul, davanın tarafının içhukukta yürütülen yargılamalarda davasını sözlü olarak sunamadığı durumlardadaha da önemlidir (Salih Söylemezoğlu,B. No: 2013/3758, 6/1/2016, § 29).
39. Başvuru konusu olayda, gerekçeli karar hakkı kapsamındaanılan ilkeler çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
40. Başvurucu, zorlama hapsi kararına karşı yaptığı itirazdabeyan ve delillerinin Mahkemece dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
41. Silivri Aile Mahkemesinin 28/8/2015 tarihli kararı ile 6284sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının a, c, f bentleri uyarıncabaşvurucu hakkında beş ay süreyle geçerli olmak üzere tedbir kararı verilmiş,lehine tedbir kararı verilenin talebi üzerine Emniyet tarafından 27/11/2015tarihinde düzenlenen tutanak içeriğine göre Mahkemenin 4/12/2015 tarihlikararıyla başvurucunun tedbir kararına aykırı davrandığı belirtilerek 6284sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince hakkında 3 gün zorlama hapsi verilmiştir.
42. 6284 sayılı Kanun’un 9. maddesinde; kanun kapsamında verilenkararlara karşıtefhim veya tebliğden itibaren ikihafta içinde itiraz edilebileceği, itiraz makamının en geç bir hafta içindekararını kesin olarak vereceği, yine aynı Kanun’un 13. maddesinde, kanunhükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayanın kararıngereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde fiilî bir suç oluştursa bile ihlaledilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üçgünden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulacağı, tedbir kararınıngereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine veaykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresinin on beş günden otuz günekadar olacağı ancak zorlama hapsinin toplam süresinin altı ayı geçemeyeceği,zorlama hapsine ilişkin kararların Cumhuriyet başsavcılığınca yerinegetirileceği belirtilmiştir.
43. Zorlama hapsi kararının kesinleşmesinden sonra Mahkemenintedbir kararına aykırı davranışın her tekrarında hapis süresini artırarakuygulayacağı yani zorlama hapsi kararının daha sonra verilmesi muhtemel hapiskararlarının müddeti üzerinde doğrudan bir etki göstereceği anlaşılmaktadır.Yine zorlama hapsi kararı, karar kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığıtarafından infaz edilecek; dolayısıyla verildiği anda uygulanma kabiliyeti olanönleyici ve koruma tedbir kararları için gerekli aciliyetunsuru bu aşamada söz konusu olmayacaktır.
44. Anayasa Mahkemesi 6284 sayılı Kanun hükümlerine göre verilentedbir kararına yapılan itirazla ilgili bir başvuruda, iddia ve delillerinkararda tartışılmaması meselesini gerekçeli karar hakkı kapsamında incelemiş;özellikle aciliyet unsurunun söz konusu olmadığıitiraz aşamasında mahkeme kararlarında hangi hususlara dikkat edilmesigerektiği ile ilgili birtakım ilkeleri tespit etmiş; buna göre6284 sayılı Kanunkapsamında verilen tedbir kararlarına ilişkin itirazlarda mahkemenin tektaraflı iddiaya dayanılarak verilen tedbirlerin yerindeliğini, itiraz edeninileri sürdüğü beyan ve deliller çerçevesinde her iki taraf için öngörülen hakve menfaat dengesini de gözeterek değerlendirmesi gerektiğini belirtmiştir (Salih Söylemezoğlu, § 40).
45. Söz konusu karardaki ilkeler gözönündebulundurulduğunda, lehine tedbir kararı verilenin tek taraflı beyanına dayalıolarak düzenlenen tutanak içeriğine göre zorlama hapsi kararının verildiğihallerde, başvurucunun itiraz mercine sunduğu beyanve delillerin dikkate alınıp incelendiğinin itiraz mercii kararındagösterilmesi gerekir. Zorlama hapsi kararının kişiyi hürriyetinden yoksunbırakma sonucunu doğurduğu ve sonraki aşamada yapılması muhtemel cezayargılamasında verilecek karara da etki edebileceği gözetildiğinde itiraz mercinin başvurucunun iddialarını titizlikle incelemesininönemi daha da artmaktadır.
46. Başvurucu 4/1/2016 tarihli dilekçesinde zorlama hapsikararına dayanak tutanağın tek taraflı beyana dayanılarak hazırlandığını,içeriğinin doğru olmadığını, olay tarihinde olayın geçtiği belirtilenSilivri'de olmadığını, başka yerde olduğunu ispat etmek için tanıklarınındinlenmesi gerektiğini, ayrıca zorlama hapsi kararının verilebilmesi içintaksicinin de beyanının alınmasının zorunlu olduğunu, lehine tedbir kararıverilen ve bu kişinin azmettirdiği şahısla arasında husumet bulunduğunu, bunailişkin ceza davası olduğunu belirterek kararın iptalini talep etmiş; itirazmercii olan Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosya üzerinden yaptığı incelemesonucu 5/1/2016 tarihinde itirazı reddetmiştir.
47. Bu tespitler ışığında somut olayda itiraz merciininkararında başvurucunun dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz ve deliller iledinlenmesini istediği tanıklarla ilgili hiçbir hususa değinilmediği, delillerindikkate alınmaması ve tanıkların dinlenmemesiyle ilgili olarak mahkemekararında yeterli herhangi bir gerekçeye yer verilmediği, hapis kararınadayanak olgunun gerçekliğinin başvurucunun beyan ve delillerinin etkili birşekilde incelendiği sonucunu doğuracak ölçüde tartışılmadığı anlaşılmıştır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3.6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
50. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.
51. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzerekararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
52. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
53. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat kararı verilmesini talepetmiştir.
54. Anayasa Mahkemesi, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğisonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda ihlalin itiraz mercii kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Yukarıda izah edildiği gibi tedbir kararının gereklerineaykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığınağırlığına göre zorlama hapsinin süresinin on beş günden otuz güne kadarolacağı, başka bir ifadeyle zorlama hapsi kararının daha sonra verilmesimuhtemel hapis kararlarının müddeti üzerinde doğrudan bir etki göstereceğianlaşılmaktadır.
55. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda itiraz mercii tarafından yapılması gerekeniş, itirazın reddine ilişkin kararını kaldırarak ihlal kararında belirtilenhususlar doğrultusunda esastan inceleme yapmaktan ibarettir. Bu sebeple kararınbir örneğinin dosyanın ilgili itiraz merciine gönderilmek üzere Silivri AileMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
56. Bunun yanında başvurucu herhangi bir miktar belirtmemeklebirlikte maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu hakkındaverilen zorlama hapsinin 6/2/2016 tarihinde infaz edildiği anlaşılmıştır.Yeniden yargılama kararı yalnız başına başvurucunun manevi zararınıkarşılamayacaktır. Bu nedenle başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
57. Maddi tazminat talebi açısından başvurucu, uğradığını iddiaettiği maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belgesunmamıştır. Maddi tazminata hükmedilebilmesi için başvurucunun uğradığınıiddia ettiği maddi zarar ile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurmasıgerekir. Bu nedenle maddi tazminat talebinin reddedilmesi gerekir.
58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması için ilgiliitiraz merciine gönderilmek üzere Silivri Aile Mahkemesine (E.2015/159 D. İş,K.2015/159) GÖNDERİLMESİNE,
D. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminatailişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.