TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERDAL OĞUZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/10567)
Karar Tarihi: 12/1/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Erdal OĞUZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, hükümlünün üç kişilik ziyaretçi listesioluşturma talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 5/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) hükümlü olarak bulunmaktadır.
9. Başvurucu 9/1/2018 tarihinde Kuruma verdiği dilekçedeyaklaşık üç yıldır ziyaretçi hakkından yararlanamadığını belirterek isimleriniverdiği üç kişinin ziyaretçi listesine eklenmesini talep etmiştir.
10. Kurum İdare ve Gözlem Kurulunun 17/1/2018 tarihlikararıyla mevzuatta yer alan 60 günlük sürede başvurulmadığı gerekçesiylebaşvurucunun talebi reddedilmiştir.
11. Başvurucu söz konusu karara karşı Kocaeli İnfazHâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 27/2/2018tarihinde şikâyet başvurusunu reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği kararınıngerekçesinde 17/06/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananHükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik (ZiyaretYönetmeliği) hükümlerine göre ziyaretçi listesinin ziyaretle ilgili hususlarınhükümlüye tebliğinden itibaren altmış gün içinde Kuruma verilmesi gerektiği,başvurucunun bu süre geçtikten sonra talepte bulunmuş olması nedeniyle talebinreddi gerekeceği ifade edilmiştir.
12. Başvurucunun bu karara karşı itirazı Kocaeli 1. AğırCeza Mahkemesinin 20/3/2018 tarihli kararıyla işlemlerin usul ve kanuna uygunolduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar, başvurucuya 30/3/2018 tarihindetebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 5/4/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
14. İlgili hukuk için bkz. Mehmet Zahit Şahin, B.No: 2013/4708, 20/4/2016, §§ 18-24; Mehmet Sevik, B. No: 2017/24068,18/7/2018, §§14, 15.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
16. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak, geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Özel HayataSaygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
17. Başvurucu, idare tarafından altmış günlük süreyeilişkin olarak kendisine bir bildirim yapılmadığını, talebinin sadece süreyedayalı olarak reddedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını belirtmiştir.Ziyaretçi listesinin reddi nedeniyle yakınlarıyla iletişim kurmasınınengellendiğini vurgulayan başvurucu kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Bakanlık görüşünde başvurucunun hak ihlaline ilişkinitirazlarının yargı makamlarınca incelendiği, ilgili ve yeterli gerekçelersunularak reddedildiği ifade edilmiştir.
19. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki iddiaları tekrarlamıştır.
2. Değerlendirme
20. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacakAnayasa’nın "Özel hayatın gizliliği ve korunması" kenarbaşlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.”
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Anayasa Mahkemesinin benzer kararları dikkate alınarak başvurucunun ziyaretçilistesi oluşturma isteminin reddedilmesi nedeniyle görüşme hakkınınkısıtlandığı ve bu suretle dış dünya ile sağlıklı bir ilişki kurmasınınengellendiği yolundaki iddiası Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özelhayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (Mehmet Sevik, § 23; YaseminKaymaklı, B. No: 2016/14898, 12/9/2019, § 19).
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MüdahaleninVarlığı
23. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarında,ceza infaz kurumlarında ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebininreddi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasınıincelemiştir. Anayasa Mahkemesi ziyaretçi listesinde değişiklik yapılmasıtalebinin reddedilmesinin özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil edeceğisonucuna varmıştır (Mehmet Zahit Şahin, § 42; Mehmet Sevik, § 26;Yasemin Kaymaklı, § 25).
24. Somut olayda uyuşmazlık, başvurucunun ziyaretçilistesine üç kişinin eklenmesi talebinin reddedilmesinden kaynaklanmaktadır.Başvuruya konu kararın ceza infaz kurumunda hükümlü bulunan başvurucunun dış dünyaile iletişim kurması ve sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması yönünde etkilerdoğurması nedeniyle özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil ettiği sonucunavarılmıştır.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
25. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
26. Anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenkoşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlaledecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen vesomut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
27. Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebininreddi işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığındamüdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğudeğerlendirilmiştir (Mehmet Zahit Şahin, §§ 47-56; Mehmet Sevik,§ 29).
(2) Meşru Amaç
28. Müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesigenel amacı çerçevesinde, ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplininsağlanması şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin,§ 57; Mehmet Sevik, § 30).
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genelİlkeler
29. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve bir sonucudur. Öte yandan hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumuidaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devamettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, §36).
30. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkıdeğerlendirilirken ceza infaz kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanmasıile hükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları ve sosyalleşmelerisuretiyle iyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulmasıgerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62).
31. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılanmüdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tümkoşulları dâhilinde olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir.Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği suçun vetutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin,§ 63). Bu bağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerintemel ekseni, müdahaleye neden olan idari makamlar ve derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkının kısıtlanmasıbakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülükilkesine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığıolacaktır (Mehmet Zahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No:2013/1822, 20/5/2015, § 68).
32. Demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplininsağlanması amacıyla ceza infaz kurumlarına gelebilecek ziyaretçilerin sayısınınsınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hükümlü ve tutukluların özneldurumlarının da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın koşullarınıngerektirdiği esnekliğin temin edilmesi gerekir. Bu anlamda ceza infazkurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutukluve hükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasındamakul bir denge gözetilmelidir (Mehmet Sevik, § 34).
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
33. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve Ziyaret Yönetmeliği'nde hükümlü vetutuklulara üç kişilik ziyaretçi isim listesinde zorunlu hâllerde değişiklikyapabilme olanağı verilmiş, zorunlu hâllerin neler olduğu konusu uygulamayabırakılarak bu konuda esneklik sağlanmıştır. Ziyaret Yönetmeliği'nde zorunluhâller "ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve tutuklunun nakli yada ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim yeri değişikliğigibi" denmek suretiyle sınırlı sayıda değil örnekleme yoluyla belirtilmiştir.Dolayısıyla uygulamada, bu belirtilen hâller dışında da zorunlu hâllerkapsamında nitelendirilebilecek durumlarla karşılaşılması mümkün olup bununtakdiri kamu makamlarına bırakılmıştır (Mehmet Zahit Şahin, §§ 53, 66).
34. Somut olayda başvurucunun ziyaretçi listesine üçkişinin eklenmesi yolundaki talebi Ziyaret Yönetmeliği'nde belirtilen altmışgünlük süre içinde sunulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Anayasa'nın 13.maddesi uyarınca temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir. 5275sayılı Kanun'da ziyaretçi isim listesinin bildirilmesi için herhangi bir hakdüşürücü süre öngörülmemiştir. Ziyaret Yönetmeliği'nde ziyaretçi isimlerininziyaretle ilgili hususların tebliğ edildiği tarihten itibaren altmış gün içindebildirilmesi öngörülmüş ancak bildirim için tanınan sürenin niteliğibelirtilmemiştir. Ayrıca Yönetmelik'te sürenin geçmesinden sonra bildirimdebulunulmasına engel oluşturan bir kurala da rastlanmamıştır. Bu durumdaYönetmelik'te belirtilen sürenin hak düşürücü değil düzenleyici süre olarakyorumlanması gerektiği anlaşılmaktadır. Olayda derece mahkemelerininYönetmelik'teki altmış günlük süreye ilişkin katı yorumu başvurucunun cezainfaz kurumunda kaldığı süre boyunca ziyaretçi belirleme ve kabul etme hakkındanyararlanamaması sonucunu doğurmuştur. Bu şekilde ziyaret hakkına getirilenkısıtlamanın hükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurması vesosyalleşmesi suretiyle iyileştirilmesi ilkelerine uygun düştüğü söylenemez(benzer yönde bkz. Mehmet Sevik, § 36).
35. Bunun yanı sıra Ziyaret Yönetmeliği'nin 9.maddesinde, ceza infaz kurumu yönetimince gerekli görülmesi hâlinde bildirilenziyaretçiler hakkında ziyarette bulunmalarında sakınca olup olmadığına dairkolluk aracılığıyla araştırma yapılacağı, sakıncalı görülenlere ziyaret izniverilmeyeceği ve yeni ziyaretçinin bildirilmesinin isteneceği düzenlenmiştir.Dolayısıyla kamu makamlarının başvurucunun ziyaretçi olarak görüşmek istediğikişiler hakkında kolluk vasıtasıyla araştırma yapma, kurumun güvenliği vedisiplini bakımından uygun görülmeyenlere ziyaret izni vermeme yetkisibulunmaktadır. Bu nedenle kamu makamlarının bu şekildeki geniş takdir yetkisigözetildiğinde başvurucunun talebinin salt altmış günlük sürenin geçtiğindenbahisle reddedilmesinin özel hayata saygı hakkı ile kamu güvenliği amacıarasında adil denge sağlamaktan uzak olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlebaşvurucunun ziyaretçi listesine iki kişinin eklenmesi talebinin reddedilmesisuretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin ilgili ve yeterligerekçelere dayandırılmadığı, müdahalenin demokratik toplum düzeninde gereklibir müdahale olmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yönde bkz. Mehmet Sevik,§ 37).
36. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilirveya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
38. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve 6.000TL tazminat talebinde bulunmuştur.
39. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
40. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
41. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
42. İncelenen başvuruda İnfaz Hâkimliğinin mevzuathükümlerini katı bir şekilde yorumlaması nedeniyle başvurucunun özel hayatasaygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
43. Bu durumda özel hayata saygı hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeli İnfaz Hakimliğine gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
44. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için özel hayata saygı hakkının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine, tazminatailişkin diğer taleplerin reddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özelhayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğin özel hayata saygı hakkına yönelikihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (E.2018/467, K.2018/1196) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.