TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERDENER DEMİREL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1869)
(Karar Tarihi: 2/12/2015)
R.G. Tarih ve Sayı: 19/1/2016-29598
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Erdener DEMİREL
Vekili
:
Av. Metin FİLORİNALI
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; cezaevinde slogan atmanedeniyle tutukluya disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü, disiplincezasına yapılan itirazın Cumhuriyet savcısının mütalaası tebliğ edilmedenİnfaz Hakimliğince gerekçesiz olarak reddedilmesininadil yargılanma hakkını, disiplin cezasına ilişkin düzenlemenin öngörülebilirolmamasının suç ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/3/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirleneneksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/3/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 7/5/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 7/5/2015tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 8/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,başvurucuya 21/7/2015 tarihinde bildirilmiştir.Başvurucu, karşı görüşlerini 4/8/2015 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, başvuru tarihinde Tekirdağ 2 No.lu F TipiYüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.
9. Başvurucunun 30/3/2012 tarihindearkadaşlarıyla birlikte “ölen insanlarıanmak” için “Şehitlerimizinhesabını sorduk, soracağız”, “Kahrolsunfaşizm, kahrolsun emperyalizm”, “Tecrideişkenceye son, yaşasın mücadelemiz, yaşasın önderimiz Dursun Karataş”şeklinde slogan attığı tespit edilmiştir.
10. Başvurucu, Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 11/4/2012tarihli ve K.2012/268 sayılı kararı ile 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Cezave Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 42. maddesinin (2) numaralıfıkrasının (e) bendi hükmü uyarınca “2 aysüre ile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” disiplin cezası ilecezalandırılmıştır.
11. Söz konusu karara karşı başvurucunun yaptığı itiraz,Tekirdağ İnfaz Hâkimliğinin 26/11/2012 tarihli veE.2012/1294, K.2012/3075 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
12. İnfaz Hâkimliği kararının gerekçe kısmı şöyledir:
“…Disiplin Kurulunun 11/04/2012 tarihli 2012/268 sayılı kararında usul ve yasayaaykırılık bulunmadığı, soruşturmanın süresinde açıldığı ve bitirildiği, eyleminnitelendirilmesinde bir hatanın olmadığı, cezanın da mevcut düzenlemelerçerçevesinde belirlendiğinden yerinde görülmeyen şikayet başvurularınınreddine…”
13. İnfaz Hakimliği kararına karşıyapılan itiraz, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2012 tarihli ve2012/1844 Değişik İş sayılı kararında “…kararınusul ve yasaya uygun olduğu, her hangi bir usul ve yasa hükmüne aykırılıkbulunmadığı...” gerekçesiyle reddedilmiş, karar başvurucuyacezaevinde 31/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 4/3/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfazHâkimliği Kanunu’nun “İnfaz hâkimliğinceşikâyet üzerine verilen kararlar” kenar başlıklı 6. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
“Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızındosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde kararvermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırmayapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumuve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ekcümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Disiplin cezasınakarşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasınıaldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonrakararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.)Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibrazetmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ekcümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) İnfaz hâkimi gerekligörmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda daalabilir.”
16. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesi şöyledir:
“(1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli biryaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun,tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığıdavranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ileağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.
(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılankamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasınıengellemez”
17. 5275 sayılı Kanun’un 42. maddesinin (2) numaralıfıkrasının (e) bendi şöyledir:
“(1) Haberleşme veya iletişim araçlarındanyoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup,faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten,telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veyakısmen yoksun bırakılmasıdır.
(2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:
…
e) Gereksiz olarak marş söylemek veya sloganatmak,
…”
18. 5275 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasıve (2) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:
“(1) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakmacezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasıdır.
(2) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakmacezasını gerektiren eylemler şunlardır:
...
d)Kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veyadavranışta bulunmak.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 2/12/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvurucunun 4/3/2013 tarihli ve 2013/1869 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Tekirdağ 2 No.lu FTipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 30/3/2012tarihinde arkadaşlarıyla birlikte demokratik haklarını kullanarak ifadeözgürlüğü kapsamında attıkları sloganı “gereksiz” olarak nitelendirmeksuretiyle “2 ay süre ile ziyaretçikabulünden yoksun bırakma” disiplin cezası ile cezalandırıldığını,bu şekilde dış dünya ile bağlantısının tamamen koparıldığını ve tecrit içindetecrit uygulandığını, “gereksiz” ibaresinin soyut ve muğlak olması nedeniyleAnayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğunu, İnfaz Hâkimliği kararının gerekçesizolduğunu, bu karara itiraz aşamasında Cumhuriyet savcısının mütalaasına karşısavunma hakkı tanınmadığı için silahların eşitliği ilkesinin ihlal edilerekadil yargılanma hakkının elinden alındığını, şiddete dayanmayan bir protestoyöntemi olan slogan atma eylemi nedeniyle hem kendisinin hem de ailesinin cezalandırılmasınındemokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ileri sürerek ifadeözgürlüğünün, suç ve cezada kanunilik ilkesinin ve adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bubakımdan başvurucunun, slogan atması nedeniyle hakkında verilen disiplincezasının ifade özgürlüğünün, disiplin cezasına konu 5275 sayılı Kanun'un 42.maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin muğlak ve belirsiz olmasınedeniyle suç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasınınAnayasa’nın 26. maddesi; Cumhuriyet savcısının mütalaasının tebliğ edilmemesinedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiği iddiasının ise Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.Somut olay bakımından temel sorun, başvurucunun slogan atması nedeniylehakkında disiplin cezasının uygulanması olduğundan başvurucunun diğerşikâyetlerinin ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
1. KabulEdilebilirlik
22. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğuCeza İnfaz Kurumunda demokratik hakkını kullanarak attığı sloganın “gereksiz”olarak nitelendirilmek suretiyle “2 ay süreile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” disiplin cezası ilecezalandırıldığını belirterek ifade özgürlüğünün, İnfaz Hâkimliği kararınayaptığı itiraz aşamasında Cumhuriyet savcısının mütalaasına karşı savunma hakkıverilmediğini belirterek silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
23. Bakanlık görüşünde başvurunun kabul edilebilirliğineilişkin olarak herhangi bir husus belirtilmemiştir.
24. Başvurucunun, cezaevinde slogan atması nedeniyle hakkındaverilen disiplin cezasının ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası veCumhuriyet savcısının görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliğiilkesinin ihlal edildiği iddiası açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıcabaşka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun bukısımlarının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. İfadeÖzgürlüğünün İhlal Edildiği İddiası
25. Başvurucu; hükümlü olarak bulunduğu Tekirdağ 2 No.lu FTipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 30/3/2012tarihinde arkadaşlarıyla birlikte demokratik haklarını kullanarak ifadeözgürlüğü kapsamında attıkları sloganı “gereksiz” olarak nitelendirmek suretiyle“2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksunbırakma” disiplin cezası ile cezalandırıldığını, bu ibarenin soyutve muğlak olduğunu ileri sürmüştür.
26. Bakanlık; ifade özgürlüğüne yönelikbir müdahale olup olmadığı, gerçekleştirilen müdahalenin yasayla öngörülmüşolup olmadığı, müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı ve müdahalenindemokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesi gerektiğinibelirterek ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bazı kararlarına atıftabulunarak cezaevlerinde düzenin ve disiplinin sağlanmasının çok önemliolduğundan kuralların daha sıkı uygulanabileceğini ve bu tür uygulamalarınAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesine uygun olacağınıifade etmiştir. Bakanlık, başvuru konusu olayda başvurucunun gereksizolarak slogan atması nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırıldığınıbelirtmiştir.
27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği beyanda yasadaaçıkça belirtilmeyen bir nedenle cezalandırma yoluna gidildiğini ve hakkagetirilen kısıtlamaların dar yorumlanması gerektiğini belirtmiştir.
28. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başkayollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Buhürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya davermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veyabenzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni,kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milletiile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçlularıncezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerinaçıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarınınyahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama göreviningereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasınailişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla,düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
29. Sözleşme’nin 10. maddesi şöyledir:
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamumakamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaatözgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde,Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabitutmalarına engel değildir.
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerinkullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin,toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanmasıve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret vehaklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargıerkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazıformaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”
30. Anayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğününkullanımında başvurulabilecek araçlar “söz,yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifadearacının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK], B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).
31. İfade özgürlüğü insanın haber ve bilgilere, başkalarınınfikirlerine serbestçe ulaşabilmesi; edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayıkınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarlaserbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarınaaktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (EminAydın [GK], § 40).
32. AİHM’e göre veciz ve çarpıcı niteliği öneçıkarılarak özellikle güncel bir konuda kamuoyunun dikkatini çekmek üzerereklam ve siyasi propaganda amaçlı kullanılan bir slogan da Sözleşme’nin 10.maddesi kapsamına girer. Dolayısıyla slogan atma nedeniyle cezai bir müeyyideyetabi tutulma hâlinde bu durumun ifade özgürlüğünün kullanılmasına yönelik birmüdahale oluşturduğu açıktır (Savgın/TürkiyeKrallık, B. No: 13304/03, 2/2/2010, § 32).
33. Somut olayda başvurucunun, arkadaşlarıyla birlikte “Şehitlerimizin hesabını sorduk, soracağız”,“Kahrolsun faşizm, kahrolsun emperyalizm”,“Tecride işkenceye son, yaşasın mücadelemiz,yaşasın önderimiz Dursun Karataş” şeklinde, ölen insanları anmakiçin slogan attıkları ve bunun bir çeşit ifade yöntemi olduğu hususundaherhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
34. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortakalanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olaraksahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri,B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003; T./BirleşikKrallık, B. No: 8231/78, 12/10/1983) Anayasa ve Sözleşme kapsamındakoruma altındadır.
35. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenistisnalar gereğince ifade özgürlüğü, mutlak bir hak niteliğinde değildir.Sınırlanabilir nitelikte olmasına rağmen ifade özgürlüğünün demokratiktoplumlar için önemi gözetildiğinde sınırlamaların daha dar yorumlanması ve birsınırlamanın gerekliliğinin inandırıcı ve makul olması gerekmektedir (Yankov/Bulgaristan, § 129). Temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütlerdikkate alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilensınırlamaların denetiminin, Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütlerçerçevesinde ve 26. maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 70).
36. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olaraksuçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzeninkorunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda,mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir. Ancak bu durumdadahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlandırma makulve ölçülü olmalıdır (Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72; 6205/73,… 23/3/1983, §§ 99-105).
37. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda, ifadeözgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde önceliklemüdahalenin mevcut olup olmadığının; sonrasında ise müdahalenin haklı sebepleredayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
i. MüdahaleninVarlığı
38. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucu “öleninsanları anmak için” diğer dokuz tutuklu ve hükümlü ile birlikte “gereksiz”slogan atmaları nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Dolayısıylaverilen disiplin cezasının, başvurucunun kendini ifade etmek için söylediğiifadeler temelinde ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu açıktır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
39. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 26. maddesininikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bunedenle sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’ingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
Kanunilik
40. Başvurucu, disiplin cezasına neden olan 5275 sayılıKanun’un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde geçen “gereksiz yere” ifadesinin tanımınınyapılmamış olması ve “Gereksiz olarak marşsöylemek veya slogan atmak”kuralınınsoyut olması nedeniyle Anayasa’nın 38. maddesine aykırılık bulunduğunu ilerisürmüştür.
41. Bakanlık görüşünde, başvurucunun gerçekleştirmiş olduğueyleme ilişkin verilen cezanın kanuni dayanağının bulunduğu, suç ve cezalarınkanuniliği prensibi ilkesi gereğince bir eylemin tüm ayrıntılarının kanundadüzenlenmesinin mümkün olmadığı, bazı muhtemel belirsizliklerin yargısalyorumla açıklanacağı ve aydınlatılacağı, kanun koyucunun “gereksiz” ibaresinin yorumlanmasınıuygulamacıya bıraktığı belirtilmiştir.
42. 5275 sayılı Kanun’un 42. maddesinin (2) numaralıfıkrasının (e) bendinde ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilecek “gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak” eylemininbazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezası ile cezalandırılacağıhüküm altına alınmıştır. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275sayılı Kanun’un sekizinci bölümünde düzenlenmiş; bu çerçevede uygulanacakdisiplin suç ve cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanmakoşulları Kanun’un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Bu çerçevedeKanun’da yer alan herhangi bir disiplin suçunun oluşabilmesi için özel hükümdebelirtilen eylemlerin 37. madde gereği, ceza infaz kurumunda “düzenli biryaşamın sürdürülmesi”ni veya “güvenliğin” ya da“disiplinin” sağlanmasını kusurlu olarak engelleyecek şekilde işlenmesigerekmektedir.
43. Buna göre Kanun’un 37. maddesi de dikkate alındığındaceza infaz kurumunda tek başına slogan atma eylemi yapılmasının disiplinsuçunun oluşabilmesi için yeterli olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundakigüvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecekşekilde gerçekleştirilmesi de gerekmektedir. Dolayısıyla bu niteliği taşımayanslogan atma eyleminin cezalandırılması kanun tarafından öngörülmediğindendisiplin cezasına konu düzenlemede “suçun yasallığı ve “belirlilik” ilkelerineaykırılık bulunmamaktadır (AYM, E.2013/67, K.2013/164, 26/12/2013)
44. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 5275 sayılı Kanun’un42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin, öngörülebilir veulaşılabilir bir şekilde “gereksiz olarakmarş söylemek veya slogan atmak” eylemine karşılık disiplinyaptırımını kabul ettiğinden başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleninkanuni dayanağı olduğu açıktır.
Meşru Amaç
45. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşruolabilmesi için Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen millîgüvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyet’in temel nitelikleri,devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçlarınönlenmesi, suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmişbilgilerin açıklanmaması; başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve ailehayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılamagörevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarına yönelik olmasıgerekir (Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 5/6/2015, § 57).
46. Başvuru konusu olayda, başvurucunun hükümlü olmasınedeniyle yukarıdaki paragrafta belirtilen meşru amaçların cezaevinin kendikoşulları açısından değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede gereksiz sloganatmak nedeniyle disiplin cezası verilmesi açısından ceza infaz kurumlarındabulunan hükümlü ve tutukluların hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasındakitemel meşru amaç, kamu düzeni ve suçların önlenmesi genel amacı temelindecezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasıdır. Slogan atmak nedeniylebaşvurucuya disiplin cezası verilmesinin; cezaevi düzeninin, güvenliğininsağlanması ve suçun önlemesi amacıyla yapıldığı, bunun da Anayasa’nın ifadeözgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaçtaşıdığı sonucuna varılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve Ölçülülük
47. İfade özgürlüğü bazı sınırlandırmalara tabi olabilir.İfade özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasındasayılan sınırlandırmaların Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınandemokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıpbağdaşmadığı konusunda bir değerlendirmenin yapılması gerekmektedir (Mehmet Ali Aydın [GK], § 64).
48. 1982 Anayasası’nda belirtilen “demokratik toplum düzeni” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratiktoplum düzeni” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin “demokratik toplum düzeninin gerekleri”ölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11. maddelerindekiparalelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü;çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Mehmet Ali Aydın [GK], § 65).
49. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüdesağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getirensınırlamalara yer verilemez. Anayasa’nın, temel hak ve hürriyetlerinsınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunlasınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan dokunulamayacak öz, hertemel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir. Bununla birlikte kanunlagetirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel haklarınkullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması veetkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir (Mehmet Ali Aydın [GK], § 66).
50. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulmaksızın yapılansınırlamaların, demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesineaykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka deyişle öze dokunan sınırlamalar“demokratik toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülük ilkesi”neaykırı olacağından Anayasa koyucu temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunansınırlamalar yönünden “demokratik toplum düzeni gerekleri” ve “ölçülülükilkesi” bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görmemiştir (Mehmet Ali Aydın [GK], § 67).
51. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönündengözetilmesi öngörülen “demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı;öncelikle ifade özgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnaitedbir niteliğinde olmasını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek enson önlem olarak kendini göstermesini gerektirmektedir. “Demokratik toplumdüzeninin gerekleri”nden olma, bir sınırlamanındemokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacınayönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsalihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilsedemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarakdeğerlendirilemez (Mehmet Ali Aydın[GK], § 68).
52. Buradan çıkan sonuca göre demokratik toplumuntemellerinden olan ifade özgürlüğünün sadece lehte olduğu kabul edilen veyazararsız ya da ilgilenmeye değmez görülen ifadeler için değil; devletin veyatoplumun bir bölümünü eleştiren, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız edenifadeler için de geçerli olduğu kuşkusuzdur. Çünkü bunlar, demokratik toplumdüzeninde geçerli olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğingerekleridir (Handyside/Birleşik Krallık, § 49).
53. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275sayılı Kanun’un sekizinci bölümünde düzenlenmiş; bu çerçevede uygulanacakdisiplin suç ve cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanmakoşulları 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur.Kanun’daki disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğindeki bu maddeuyarınca bu Kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasınınuygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özelhükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedekişartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesinegöre hükümlü hakkında ceza infaz kurumunda; düzenli bir yaşamın sürdürülmesi,güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ileidarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları,kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine görekanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111,10/10/2013).
54. Somut olayda başvurucu, “ölen insanları anmak” için diğerdokuz tutuklu ve hükümlü ile birlikte slogan atmıştır (bkz. § 9). Bunun dışındadisiplin soruşturması esnasında ve sonrasında farklı bir amacı olduğuna dairherhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında hertürlü sloganın değil, sadece bu eylemlerin ceza infaz kurumlarındaki güvenliğiveya disiplini bozacak veya ceza infaz kurumlarındaki düzenli yaşamınsürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi hâlinin disiplin cezasınabağlandığı kabul edilmelidir. Dolayısıyla somut olay açısından esas olanbaşvurucunun attığı sloganın ceza infaz kurumlarındaki güvenliği veya disiplinibozacak nitelikte olup olmadığının incelenmesidir. Bu bağlamda ceza infazkurumlarındaki güvenliği veya disiplini bozacak şekilde slogan atmanın disiplinmüeyyidesine bağlanması, tek başına ifade özgürlüğü ihlali sonucunudoğurmayacaktır.
55. Başvurucu ve diğer dokuz hükümlü/tutuklu birlikte hareketederek DHKP-C terör örgütünün lideri D.K.yı ve diğerölenleri anmak, siyasi tutsaklara uygulanantecridi protesto etmek amacıyla slogan atmıştır. Eyleme konu olayın ölen terörörgütü liderine ve üyelerine ilişkin olması ve toplu hareket edilmesi; cezainfaz kurumu tarafından kurumun düzeni ve güvenliği için bir tehdit olarakdeğerlendirilmiştir. Bu tehdide yönelik olarak Ceza İnfaz Kurumu idaresi, çokağır olduğu söylenemeyecek bir disiplin cezası ile (bkz. §10) düzenin vegüvenliğin bozulmasını engellemeyi hedeflemiştir.
56. Ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanmasıiçin toplu eylemlere karşı daha hassas olunması gerektiğinde herhangi birtereddüt bulunmamaktadır. Eylemin slogan atarak gerçekleştirilmiş olması budurumu değiştirmemektedir. Özellikle terör örgütü için hareket edilmesi budurumun açıkça görülmesine de sebep olmaktadır. Başvuru konusu olayda da ölenterör örgütü liderinin ve üyelerinin slogan atarak anılmasının toplu olarak yapılması,ceza infaz kurumunun düzeni ve güvenliği açısından idarenin daha hassasdavranmasını gerektirdiği açıktır. Bu nedenle başvurucuya verilen disiplincezasının; ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin, dolayısıyla kamudüzeninin sağlanması amacıyla demokratik toplum düzeni bakımından alınmasıgereken tedbirler kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Bu bağlamdademokratik toplum düzeni bakımından alınması gerekli tedbirler kapsamındabaşvurucunun ifade özgürlüğü sınırlandırılırken ceza infaz kurumunda düzenininsağlanması şeklindeki kamu yararı ile kişilerin ifade özgürlüğü arasında makuldengenin kurulamadığı kabul edilemez (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).
57. Başvuru konusu olayda başvurucu “2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma”ile cezalandırılmıştır. 5275 sayılı Kanun’un öngördüğü disiplin cezaları ilekarşılaştırıldığında ağır sonuçlar doğurmayan ceza, başvurucunun belirtilensüreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılmasını öngörmektedir. Bu bağlamdabaşvurucunun kurum tarafından düzenlenecek diğer aktivitelere katılımınınengellenmesi ya da diğer haberleşme ve iletişim araçlarından istifade etmesininyasaklanması söz konusu olmadığından tecrit şartları oluşmamıştır. Dolayısıylaverilen disiplin cezasının, cezaevinde düzenin ve disiplinin sağlanması amacınıgerçekleştirmek için yapılan ölçüsüz bir müdahale olduğu söylenemez (Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.)).
58. Açıklanan nedenlerle başvurucunun slogan atması nedeniylehakkında verilen disiplin cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği şikâyetiyönünden Anayasanın 26. maddesinin ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
b. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
59. Başvurucu, Tekirdağ İnfaz Hâkimliği tarafından verilenkarara yaptığı itiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısının mütalaasınınkendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.
60. Bakanlık görüşünde; AİHMiçtihatlarına göre silahlarda eşitlik ilkesinin adil yargılanma hakkı içindeyer alan usul güvencelerinden en önemlisi olduğu, bu ilke gereği bir davada tümtaraflara, ortaya konulan kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibiolma ve görüş bildirebilme imkânının verilmesinin gerekli olduğu, başvurukonusu olayda itiraz incelemesinde Mahkemece Cumhuriyet savcısının yazılımütalaasının alınarak duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verildiğibelirtilmiştir.
61. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
62. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes davasının, … cezaialanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, hakkaniyeteuygun ve kamuya açık olarak, … görülmesini istemehakkına sahiptir.”
63. Adil yargılanma hakkının en önemli usule ilişkingüvencelerinden biri de silahların eşitliği ilkesidir. Hem cezai hem de cezaiolmayan davalarda uygulanan bu ilke, bir davada tüm taraflara talep veaçıklamalarını diğer tarafa göre dezavantajlı olmayacak şekilde ilerisürebilmeleri için makul bir fırsat verilmesini gerektirir (Kress/Fransa, B. No: 39594/98, 7/6/2001,§ 72).
64. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında mahkeme önündecereyan eden yargılama sürecinde, davanın tarafları arasında sahip olunan hakve yükümlülükler bakımından tam bir eşitlik sağlanmış olmalı ve bu eşitlik,yargılama süresince de devam etmelidir. Yargılama sürecinde yapılan her türlüusule ilişkin işlem, delil ve karşı delil sunma, iddia ve karşı iddiada bulunmagibi hususlar da silahların eşitliği ilkesine uygun olarakgerçekleştirilmelidir (Yankı Bağcıoğlu vediğerleri, B. No: 2014/253, 9/1/2015, § 64)
65. Dava dosyasına sunulan belgelerinincelenmesi ve bu belgelerden suret alınması, mahkemenin kararına dayanakoluşturduğu bilirkişi raporlarına ulaşılması ve bunları edinme fırsatınıntanınmış olması, yargılamanın taraflarından birinin ileri sürdüğü delillere vebelgelere karşı diğer tarafa itiraz etme, görüş açıklama ve bu delilleriçürütme, ayrıca karşı delil gösterme hakkının tanınması silahların eşitliğiilkesinin bir gereğidir (Yankı Bağcıoğlu vediğerleri, § 65)
66. Ancak silahların eşitliğinin denetlenmesinde esas olan,eşitlik denetimine konu olan işlemin yargılamadaki önemidir. AİHM, silahlarıneşitliği ilkesine uyulup uyulmadığını denetlerken somut olayda şikâyet konusueşitsizliğin yargılamayı fiilen ve gerçekten adaletsiz kılıp kılmadığınabakmaktadır (Kremzov/Avusturya B. No: 12350/86, 21/9/1993, § 75). Davanın taraflarından birinin iddiasıkarşısında diğer tarafa bu iddiaya karşı savunmasının temel dayanağı olandelilleri sunma imkânı tanınmıyorsa silahların eşitliği açısından ihlaldoğabilmektedir (De Haesve Gijsels/Belçika B. No: 19983/92, 24/2/1997, § 58).
67. Silahların eşitliği, başvurucunun dava dosyasınaulaşabilmesine imkân verilmesini gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet savcısınıngörüşlerine etkili bir şekilde cevap verebilme imkânı, kural olarakbaşvurucunun söz konusu belgelere ulaşması hâlinde mümkün olabilir. Bugerekliliğin hangi şekilde yerine getirileceğini belirlemek, kanun koyucuya aitolmakla beraber tarafların beyanlarının birbirlerine bildirilmesi ve taraflarında bu beyanlara cevap verebilme imkânına sahip olması gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan,B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 77).
68. Başvurucu, hükümlü bulunduğu cezaevinde arkadaşlarıylabirlikte slogan atması nedeniyle cezaevi disiplin kurulunca “2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma”disiplin cezası ile cezalandırılmış; idarenin bu kararına itiraz edilmesiüzerine Tekirdağ İnfaz Hâkimliği tarafından başvurucunun savunması da alınarakitirazın reddine karar verilmiştir. İnfaz Hâkimliğinin bu kararına itirazüzerine Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak kesinolarak itirazın reddine karar vermiştir. Dolayısıyla söz konusu başvurudaCumhuriyet savcısının, başvurucunun itirazının kabul veya reddedilmesi yönündedosyaya görüş bildirmesinden sonra Mahkeme heyetinin kararı üzerinde etkiyapmasına imkân sağlayan bir konuma geçeceği ve Mahkemenin vereceği kararüzerinde bir etki yapacağı açıktır (Meral/TürkiyeB. No: 33446/02, 27/11/2007, § 23). NitekimMahkeme, açık bir şekilde kararını Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olarakverdiğini belirtmiştir.
69. Açıklanan nedenlerle disiplin cezasına itirazincelemesinde Cumhuriyet Savcılığından alınan görüşün başvurucuyabildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde teminat altına alınansilahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanunun 50. Maddesi Yönünden
70. Başvurucu, ifade özgürlüğüve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve yargılama giderlerinehükmedilmesini talep etmiştir.
71. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
72. İhlal iddiasına konu olanitiraz incelemesinde Savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi işlemine karşıdisiplin cezasının yerine getirilmiş olması nedeniyle yeniden yargılama kararıverilmesinde hukuki yarar görülmemiş, başvurucunun tazminat talebininbulunmaması nedeniyle de ihlalin tespiti ile yetinilerek bu hususta herhangibir karar verilmemiştir.
73. Dosyadaki belgelerden tespitedilen 198,35 TL harcın ve 1.500 TL vekâlet ücretinin ödenmesine kararverilmesi gerekir.
74. Başvuruya konu uygulamadaihlal kararı verilmiş olduğundan kararın bir örneğinin Bakanlığa gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahlarıneşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. 198,35 TL harcın ve 1.500 TL vekâlet ücretinden ibaretyargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir suretinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(3) numaralı fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığına gönderilmesine
2/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.