TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERDEM DOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/25955)
Karar Tarihi: 7/3/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Abdullah UÇAR
Başvurucu
:
Erdem DOĞAN
Vekili
:
Av. Muhammet GÜNEY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,tutukluluğa itirazın bağımsız ve tarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulhceza hâkimliklerince karara bağlanması, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması, tutukluluk ve itiraz incelemelerinin duruşmalı incelenip kararabağlanmaması, tutukluluk incelemeleri sonucu verilen kararların kendisinetebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; masumiyetkarinesinin; yetkisi olmayan soruşturma mercileri tarafından verilen kararlaruyarınca konutta ve işyerinde arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı vekonut dokunulmazlığı haklarının; hukuka aykırı delillerin kullanılması vesavunmasını hazırlamak için gerekli kolaylıklardan faydalanamaması nedeniyleadil yargılanma hakkının; gözaltı ve tutukluluk süreçlerindeki bazı uygulamalarve gözaltına alındığı ilk andan itibaren avukatyardımından yararlandırılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının; mal varlığınatedbir konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/6/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yenidenuzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de (AnayasaMahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubuhakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılansoruşturmada gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
10. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkemeüyesi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradantahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya kovuşturma mercilerince kaçak olduklarıdeğerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek Mahkeme üyesi hakkında ise yakalama emriçıkarılmıştır.
11. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarında (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmıştır.
12. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitlerin (Selçuk Özdemir, § 22) bir kısmı şöyle özetlenebilir:
i. Devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasındadevleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yenidenşekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan birzümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan FETÖ/PDY;amaçları doğrultusunda yetiştirdiği gençleri devlet yönetimi bakımından önemligörülen Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet teşkilatı ve mülki idare birimlerininyanı sıra yargı kurumlarına da yerleşmeye teşvik etmiş ve yargıdakikadrolaşmaya büyük önem vermiştir.
ii. FETÖ/PDY; kendisine mensup olan hâkim ve savcılara sosyalhayatlarındaki tutum ve davranışlarının nasıl olacağından ibadetlerini gizlilikiçinde nasıl yerine getireceklerine, görevlerini yaparken hangi yönde kararvereceklerinden eşlerini nasıl ve kimler arasından seçeceklerine, kendilerininve eşlerinin kılık kıyafetlerinden görev yeri olarak nereyi tercihedeceklerine, siyasal tercihlerinden kimlerle arkadaşlık kuracaklarına kadaryaşamlarının her alanını dizayn etmeye yönelik telkin ve talimatlardabulunmuştur.
iii. FETÖ/PDY ile bağı bulunan yargı mensupları, adaylık sürecindenitibaren mesleğin her aşamasında gizliliğe azami dikkat ederek bu yapılanmaylailişkilerinin bilinmesine engel olmaya çalışmışlar; bunun için kendilerinifarklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde bulunmuşlardır. Bubağlamda FETÖ/PDY ile irtibatı olan birçok yargı mensubunun sosyal ortamlardabirbirleriyle yakın ilişki kurmadıkları, ibadetlerini gizli olarak yaptıkları,inançlarına aykırı davranışlarda bulundukları, aralarındaki iletişimde gizlihaberleşme yöntemleri -ByLockve kod adı gibi- kullandıklarıbelirtilmiştir.
iv. Kendisine kutsallık atfetmekte olan FETÖ/PDY'ninyargı kurumlarındaki mensupları da vatan, devlet, millet, ahlak, hukuk, temelhak ve özgürlükler de dâhil olmak üzere her şeyin değer olarak yapılanmadansonra geldiği anlayışına sahiptir.
v. FETÖ/PDY ile irtibatı bulunan yargı mensupları, yapılanmayaolan sadakatlerinin derecesine göre kendi içlerinde gruplara ayrılmıştır.Ayrıca yapılanmaya mensup hâkim ve savcılar, görev yerlerine göreörgütlenmiştir. Bu çerçevede her bir yargı kurumu/birimi içinde periyodikolarak toplantılar yapılmaktadır.
vi. FETÖ/PDY mensupları, kendilerinden olmayan hâkim vesavcılarla ilgili edindikleri bilgileri ve bu kişilerin yapılanmaya yöneliktutum ve değerlendirmelerini öğrenerek bağlı oldukları üstlerine (abi/abla veyaimam) iletmektedirler.
vii. FETÖ/PDY içinde gerektiğinde -bu yapılanmanın kurucusu velideri olan- Fetullah Gülen ile doğrudan irtibatkurabilen ve yapılanmanın Türkiye imamına bağlı olarak hareket eden bir yargıimamı bulunmaktadır, bu kişi yargı içinde söz sahibi olabilecek kişilerarasından seçilmektedir.
viii. Yapılanmayla irtibatı olan yüksek yargı mensuplarınınkurum içinde yapılan seçimlerde yapılanmadaki üstlerinden gelen talimatlardoğrultusunda oy kullandıkları belirtilmektedir.
ix. Her seviyedeki yargı kurumu içinde örgütlenmiş olanFETÖ/PDY, örgütün imamlarından aldığı talimatlar uyarınca ve örgüt çıkarlarıdoğrultusunda hareket eden binlerce yargı mensubu eliyle yargı sistemi üzerindebir vesayet oluşturmuştur.
B. Başvurucuyla İlgili Süreç
13. Olay tarihinde Aksaray'da hâkim olarak görev yapmakta olanbaşvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra, Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerekFETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasında yer aldığıiddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.
14. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Kurulunun24/8/2016 tarihli kararı ile başvurucunun meslekten ihraç edilmesine kararverilmiş ve anılan karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla meslektenihraç edilenler hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısıüzerine Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18/7/2016 tarihinde teslimolan başvurucu gözaltına alınmıştır.
16. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine AksaraySulh Ceza Hâkimliği 16/7/2016 tarihinde, başvurucu hakkında yürütülensoruşturmaya ilişkin olarak müdafinin ve tarafların dosya içeriğiniincelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeyedüşürebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 153. maddesi uyarınca soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına karar vermiştir.
17. Başvurucunun 19/7/2016 tarihinde savcılıkta müdafii huzurunda verdiği ifadesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"...Üniversite hazırlığında Yozgat daderece yapmam nedeniyle burslu şekilde hiç bir grup ilebağlantısı olmayan Delta Başarı dershanesine gittim. Başka herhangi birdershaneye gitmedim. Üniversite eğitimim sırasında bekar evinde birkaç arkadaşlakaldım. Herhangi bir yurtta kalmadım. Bu evindeherhangi bir cemaatle alakası yoktur. Yozgat da ise sınavla kazandığımız DevletParasız Yatılı lise yurdunda kalmıştım...Bugün kadar herhangi dergi yada gazete aboneliğim olmamıştır. Özel olarak takip ettiğimgazete yada dergi yoktur. Ancak daha çokHürriyet Gazetesine ve internet sayfasına bakarım. Bununharicinde Zaman Gazetesi, Bugün Gazetesi ve Sızıntı Dergilerini takip etmemokumam. Bugüne kadar maaş hesaplarının açıldığı bankalar dışında hiç bir özel bankada hesap açtırmadım. Kredi almadım. Parayatırmadım. Ben eğitim merkezindeyken sınıf temsilciliği, albüm kurulu üyeliğigibi üyeliklerde bulunmadım. O dönem doktora yapıyordum ve doktoramlameşguldüm. Özel olarak Kanal D Haber ile TRT World kanalını seyrediyorum. Bununharicinde özel takip ettiğim bir kanal yoktur. Türksatyayın ağından Samanyolu Haber, Samanyolu TV Bugün TV gibi kanallarçıkarıldıktan sonra benim bu kanalları izlemek için özel bir girişimde bulunmamsöz konusu değildir. Biz apartmanda merkezi sistem kullanıyoruz. Özel olarakbir çanak almam da söz konusu değildir. Bu mihvalde hiç bir cihaz almadım... 2012 yılında Adalet Bakanlığıtetkik hakimi iken Bakanlık kanalı ile Amerika'ya yabancı dil eğitimi içingittim. Yaklaşık 10 ay kalmıştım. Orada Connecticut eyaletinde Newheaven Üniversitesinde yabancı dil eğitimi aldım. Bununharicinde yine bakanlık kanalı ile TBMM Adalet Komisyonu üyeleri ileİngiltere'ye gitmiştik. Yine UNDP diye bilinen Birleşmiş Milletlere bağlı birkuruluşun Bakanlığın ortaklaşa yapmış olduğu programçerçevesinde Almanya'ya gitmiştik. İngiltere ve Almanya seyahatlerimiz bir kaç günlük kısa olmuştu. Ben mesleğin başında yeni TCKİnsan Hakları seminerlerine katılmıştım. Ankara'da görev yaparken herhangi birseminere katıldığımı hatırlamıyorum. Bugüne kadar ayni yadanakdi herhangi bir kuruma, vakıfa yada derneğe para yardımında bulunmadım...Aksaray Adliyesinde çalışan hiç bir hakim ve savcı ile bir problemim yoktur.Ben herkesle görüşürüm. Bana göre Aksaray Adliyesinde bir gruplaşma yoktur.Herkes herkesle görüşmektedir. Adliye içerisinde ben en sık aile hakimi E. Ö. ile görüşürüm. Bunu herkeste bilir. Onundışında Asliye Hukuk Mahkemesinin yoğun olması nedeniyleodamdançok çıkmadığımı bilirlirler. Dolayısı ile bengitmediğim için kimsede bana pek fazla ziyarete gelmez. Ben Aksaray Adliyesindeherhangi bir sabah mesaisi öncesi çay kahve içme şeklinde bazı hakim ve savcılar ile bir araya gelerek katılmışlığım sözkonusu değildir. Benim ya duruşmam vardır ya da işlerim çok yoğundur. Ben bunedenle böyle şeylere katılmam. Ben Aksaray Adliyesinde kütüphanede herhangibir doğum günü kutlamasına katılmadım. Meyve günü şeklinde yapılan etkinliğeise bir kaç kez denk geldim. Sürekli olarakkatılmadım. Bende bir kez oldu. Bana adliye hizmetlisi F. gelerek bu hafta hakim ve savcı beyler sizin odaya gelecekmiş diyerek bendenmeyve parası aldı. Bu şekilde bende de meyve yedik. Katılanlar hakim ve savcı karışıktı. O gün işi yadaduruşması olmayan tesadüfen kimler denk geldi ise onlar geldi. Ben şuan kimlerin geldiğin hatırlamıyorum. Bildiğim kadarıylameyve etkinliği tüm hakim ve savcılara açık olarakyapılıyor. AyrıcaAksaray whatsapgrubundan da herkese davet yapılıyor..."
18. Başvurucu, 19/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyleAksaray Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevk yazısındabaşvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtilmiştir.
19. Başvurucu sorgusunda "Bensavcılık ifademi aynen tekrar ediyorum, ekleyecek bir husus yoktur, bensavcılıkta da söyledim aleyhime olan delil varsa öğrenmek ve kendimi savunmakistiyorum, mahkemenizden bunların bana açıklanmasını talep ediyorum. Bizesavcılıkta yöneltilen sorular sabah diğer arkadaşlarla kahvaltı yaptınız mı,doğum günü kutlaması yaptınız mı, hangi tv kanalınıseyrediyorsunuz gibi sorularla bana herhangi bir suçlamaya yöneltilmedi bunedenle sorulan sorulan sorulara cevap verdim, ayrıcaburanın yetkili olmadığını Niğde'nin yetkili olduğunu düşünüyoruz, başkada birşey bilmediğim için kendimi savunamadım... Bu nedenle suçsuzluğumu kendimbildiğim için tahliyemi talep ediyorum mahkeme aksi kanatteise adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ediyorum." şeklindebeyanda bulunmuştur.
20. Başvurucu, Aksaray Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016 tarihlikararıyla, silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmıştır. Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheliler A. K., R. E. ve Erdem Doğanhakkında TCK.309/1 maddesine uyar biçimde AnayasalDüzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçu nedeni ile yürütülmekte olansoruşturmada, isnad edilen suçun işlendiğine dairsomut delil niteliğindeki Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Sekreterliği72305940-2016/4 tedbir-2699/29834 sayılı şüphelinin de darbeye teşebbüseylemlerinin ardında olduğu belirtilen FETÖ Terör Örgütü ile ilişkilendirilmesisonucu tedbiren görevden uzaklaştırılmasına dairyazısı, bu kapsamda HSYK ilgili dairesinin disiplin soruşturmasınınveaskeri darbe teşebbüsüne dair adli soruşturmanın devam etmesi, askeri darbeninbaşarılı olması sonrasında, darbe aktörü yapıyla uyumlu olduğu değerlendirilenşüphelinin de içinde bulunduğu şüphelilerin devletin üç temel erkinden biriolan yargı yetkisini kullanma gibi çok nitelikli bir görevde bulunmaları, Bakanlıktarafından görev gereği kendisine tevdi olunan bilgisayar ve flash bellekte henüz teknik inceleme yapılamamış olması,HSYK ilgili dairesinin açığa alma tasarrufuna dayanak teşkil ettiği düşünülen;Devletin istihbarat birimleri tarafından darbe girişimi aktörü olan yapıylairtibat içinde olduğuna dair muhtemel istihbariraporun henüz dosyaya intikal etmemiş kısacası delillerin henüz tam manasıylatoplanamamış olması birlikte değerlendirildiğinde; şüphelinin müsnet suçu işlediğine dair 5271 Sayılı CMK.nın100/1 maddesi gereği somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi bulunduğu,şüphelinin üzerine atılı suçlamanın 5271 Sayılı CMK.100/3 çerçevesindetutuklama sebebi varsayılan katalog suçlardan olduğu ve tutuklama nedenibulunması, şüphelinin irtibatlı olduğu değerlendirilmesiyle açığa alınmasınagerekçe gösterilen cemaat yapılanmasının aktörü olduğu kalkışma esnasında sivilhalktan, teşebbüs sahiplerine direnen TSK ve Emniyet ve MİT mensuplarından çoksayıda şehit bulunması bu anlamda kalkışmanın geldiği aşama ve demoktarik düzen üzerinde oluşturduğu zarar ve tahribat,yargılama neticesinde verilmesi muhtemel ceza birlikte değerlendirildiğindeşüpheli hakkında adli kontrol tedbirinin uygulamasından sonuç alınamayacağıhususunda Hakimliğimizde oluşan kanaat ve ölçülülükilkesiuyarıncadaha hafif koruma önlemi olan adli kontroltedbirinin uygulamasının bu aşamada soruşturmaya konu suç,ortayaçıkan netice dikkate alındığında yetersiz kalacağı ve amaca hizmetetmeyeceğideğerlendirilmekle şüphelinin tutuklanması talebinin kabulü ile 5271 sayılı CMK.nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca şüphelilerinTürkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasınıengellemeye teşebbüs etme, türkiye cumhuriyetihükümetine karşı silahlı isyanı idare etme,silahlıterör örgütüne üye olma,anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme suçlarından ayrı ayrı tutuklanmalarına [kararverildi]."
21. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Niğde Sulh CezaHakimliği 9/9/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheliler ... Erdem Doğan'ın ...Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne ÜyeOlma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine Karşı Silahlı İsyanı İdare Etme, TürkiyeCumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını EngellemeyeTeşebbüs Etme suçlarını işledikleri hususunda somut delillerbulunmasıve atılı suçların CMK'nun 100/3 maddesinde sayılansuçlardan olması karşısında Aksaray Sulh Ceza Hâkimliği'nin2016/2380, 2016/2881, 2016/2914, 2016/2941 Değ.İşsayılı tutukluluk hallerinin devamı kararlarına karşışüphelilerinve şüpheliler müdafiilerin itirazlarınınreddine,"
22. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı 7/9/2016 tarihinde, soruşturmanın Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca yürütülmesinin gerektiğini belirterek yetkisizlik kararıvermiştir.
23. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 6/1/2017, 8/2/2017 ve 7/3/2017tarihlerinde yaptığı inceleme sonunda tutuklama kararındakine benzer gerekçelerletutukluluğun devamına karar vermiştir.
24. Başvurucunun 6/1/2017 tarihli tutukluluğun devamı kararınayaptığı itiraz Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/4/2017 tarihli kararıylareddedilmiştir.
25. Başvurucu 7/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
26. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 11/7/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyleAnkara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.
27. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yeralmak suretiyle terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddia edilmiştir.İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:
i. Başvurucunun HSYK Genel Kurulunun 24/8/2016 tarihli kararıile hâkimlik mesleğinden ihraç edildiği belirtilmiştir.
ii. Başvurucunun Adalet Akademisinde 41. dönem yıllık kuruluüyesi olarak görev aldığı, 2012 yılında ABD'ye dil eğitimi için gönderildiği,ayrıca İngiltere ve Almanya'ya yapılan yurt dışı gezilerine katıldığıbelirtilmiştir.
iii. HTS kayıtlarıylailgili olarak düzenlendiği belirtilen bilirkişi raporuna göre başvurucunun,haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma başlatılan kişiler veyaFETÖ/PDY ile bağlantısı nedeniyle haklarında işlem yapılan kurumlarla telefongörüşmesi yaptığı belirtilmiştir.
iv. Aksaray Adliyesinde görevlibirkısım kişinin tanık sıfatıyla alınan beyanlarında özetle başvurucunun da dâhilolduğu FETÖ/PDY ile bağlantılı hâkim ve savcıların adliyede gruplaşarakbirlikte hareket ettiklerini, düzenli olarak sabah çayı, öğle çayı ve perşembegünü yapılan meyve etkinlikleri düzenlediklerini ifade ettikleribelirtilmiştir.
28. Dosya kapsamında mevcut tanık beyanları şöyledir;
i. Aksaray Adliyesinde kafeterya işletmecisi olan R.B.nin ifadesinin ilgili kısımışöyledir:
"Her hafta perşembe günleri isimlerinibelirttiğiniz Savcılarında arasında bulunduğuve İdareMahkemesi Hakimlerinin de dahil olduğu hakim vesavcılar arasında meyve yeme etkinliği yapılıyordu. Bu etkinliklerde hep aynıisimleri ve yüzleri görüyordum. Ben hakim yadasavcıların adliye kütüphanesinde doğum günü kutlamalarına ilişkin bir bilgiyesahip değilim. Öğle arasında isimlerini belirttiğiniz Savcılarını olduğuSavcıların birlikte öğle arası yemek yemeğe gittiklerini görmüşlüğüm çokolmuştur. Ben ayrıca öğle arası kafeler caddesinde yemek yiyordum. Kafelercaddesindeki restoranlarda kendilerini görmüşlüğüm olmuştur. Yukarıda belirttiğimsabah çayı, öğle çayı ve perşembe günleri meyve etkinliğinde HakimErdem ve H. İ. K. yi dezaman zaman görüyordum."
ii. Aksaray Adliyesinde hizmetli olarakgörevli F.D.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ayrıca söz konusu beyanımda meslektenihraç edildiklerini duyduğum fotoğraflarını gösterdiğiniz şahıslar arasında HakimlerErdem Doğan, H.İ.K. ve K.G. de daha önce kibeyanımda bahsettiğim çay içme ve meyve yeme etkinliklerine sürekli katılankişilerdir..."
iii. Aksaray Adliyesinde zabıt katibiolarak görev yapan R.G. ifadesinde özetle Adliye içinde yalnızca başvurucununFETÖ/PDY silahlı terör örgütü şüphelisi olan K.G.ninyanına sık sık geldiğini belirtmiştir. Söz konusu ifadenin ilgili kısmışöyledir:
"Ayrıca kendisi AksaraySulh Ceza Hakimini Paralel Devlet Soruşturması kapsamında vermiş olduğukararlar ile ilgili uyardığını, bir gün devranın tersine döneceğini hakime söylediğini söylemişti. Bu söylem genelde benimcemaatçi bildiğim herkesin ortak bir söylemidir. Her cemaatçi olduğunu bildiğimkişi devranın bir gün döneceğini söyler.HakimK. bey ayrıca sık sık sabahları ben savcıların yanına çay içmeye, kahvaltıyagidiyorum derdi. Savcılardan hakim beyini yanına gelenolmazdı. Ancak 4. Asliye Hukuk Mahkemesi hakimi ErdemDoğan hakim beyin yanına sık sık gelirdi. Kendileri sık görüşürlerdi..."
29. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi 28/7/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılamanınMahkemenin E.2017/165 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
30. Mahkeme 7/11/2017 tarihinde yaptığı birinci duruşmadabaşvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu, savunmasında üzerine atılısuçlamaları kabul etmemiş ve önceki ifadelerini tekrar ederek FETÖ/PDY ilehiçbir bağlantısının olmadığını beyan etmiştir. Bu duruşmada Mahkemecebaşvurucunun tahliyesine karar verilmiş; başvurucu aynı gün serbestbırakılmıştır. Tahliye kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanığın üzerine atılı suçu işlediğinedair dosyada bulunan delillerin büyük oranda toplanmış olması, sanığınkarartabileceği dosyada bir delilin bulunmaması, kaçma şüphesi içerisindeolduğuna dair dosyaya yansıyan delilin bulunmaması nazara alınarak bu aşamadaadli kontrol hükümlerinin yeterli olacağı kanaati ile sanığın adli kontrolaltına alınmak suretiyle tahliyesine[karar verildi].
31. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaAnkara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
32. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Gözaltının Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
34. Başvurucu, somut ve inandırıcı bir delil olmadığı hâldehukuka aykırı olarak gözaltına alındığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
36. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminatdavası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucunavarmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK],B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
37. Somut olayda, yakalama ve gözaltı sürecinden sonratutuklanan başvurucu yönünden yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukukiolmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılan kararlarda varılansonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
39. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın ve görevindenkaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin, görevli olmayan bir mahkemetarafından tutuklandığını, olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını vetutuklamanın ölçüsüz bir tedbir olduğunu, adli kontrol tedbirinin nedenyetersiz kalacağının değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
40. Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik yönündenbaşvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeki tazminat yolununtüketilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Esas yönünden yapılan değerlendirmedeise tutuklama kararına ve iddianamedeki delillere atıf yapılarak somut olaydasuç işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu belirtilmiştir.
41. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında iddianamedegösterilen delillerin suç işlediğine ilişkin kuvvetli şüphenin var olduğunugösteren deliller olmadığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
42. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
43. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
44. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. Uygulanabilirlik Yönünden
45. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
46. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuyayöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğuiddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gereklikılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
47. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
48. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacakgenel ilkeler için bkz. Metin Evecen(B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
49. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğuiddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olmasuçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
50. Diğer taraftan başvurucu 2802 sayılı Kanun'da -hâkimlerleilgili- öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizinyetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.
51. Tutuklama kararı veren Hâkimlikçe 2802 sayılı Kanun'un 94.maddesine dayanılmıştır (bkz. § 20). 2802 sayılı Kanun'a göre suçun "ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstühâli" kapsamında işlenmesi durumunda uygulanacak soruşturmausulü Kanun'un 94. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre "Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstühâllerinde hazırlık soruşturması genel hükümlere göre yapılır. Hazırlıksoruşturması yetkili Cumhuriyet savcıları tarafından bizzat yürütülür. Bu haldedurumun hemen Adalet Bakanlığına bildirilmesi zorunludur." 2802sayılı Kanun'un 94. maddesinin uygulanma koşulları açısından ayrıca, ağır cezamahkemesinin görevi ve suçüstü kavramının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
52. Başvurucuya isnat edilen ve 5237 sayılı Kanun'un 314.maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunun ağır cezalık(ağır ceza mahkemelerinin görev alanında bulunan) suçlardan olduğu hususundakuşku bulunmadığı gibi başvurucunun da aksi yönde bir iddiası yoktur.
53. Yargıtayın yerleşik uygulamasınagöre silahlı terör örgütü üyesi olma suçu temadi eden suçlardandır (bkz. § 32;aynı doğrultuda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/3/2008 tarihli ve E.2007/2495,K.2007/1358 sayılı; 9/3/2011 tarihli ve E.2010/16588, K.2011/1626 sayılı;6/11/2014 tarihli ve E.2014/6090, K.2014/10958 sayılı; Yargıtay 5. Ceza Dairesinin12/10/2010 tarihli ve E.2010/8491, K.2010/7430 sayılı kararları).
54. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu darbe teşebbüsüsonrasında başlatılan soruşturmalar kapsamında Cumhuriyet savcısı olarak görevyapan bir şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma,Anayasa'yı ihlal etme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük MilletMeclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevleriniyapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarından İstanbul 23.Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada bu Mahkeme ile Yargıtay 16. Ceza Dairesiarasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesine ilişkin kararında,anılan suçun temadi eden suçlardan olduğunu belirtmiş ve isnat edilen suçlarınkişisel suç olduğuna da değinerek Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararınınkaldırılmasına karar vermiştir (bkz. § 32; aynı doğrultudaki kararlar içindiğerleri arasından bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/10/2017 tarihli veE.2017/YYB-996, K. 2017/403 sayılı; 10/10/2017 tarihli ve E.2017/YYB-998,K.2017/388 sayılı kararları).
55. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iki hâkim (anılanhâkimlerin tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla yaptıkları bireyselbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğunadair karar için bkz. Mustafa Başer ve MetinÖzçelik, B. No:2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161) hakkında darbe teşebbüsü öncesinde-görevleriyle bağlantılı eylemler dolayısıyla- işledikleri ileri sürülensilahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma ve görevi kötüye kullanmasuçlarından mahkûmiyetlerine ilişkin Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derecemahkemesi sıfatıyla verilen hükmün temyiz incelemesi sırasında bu kişilertarafından ileri sürülen "hâkim veCumhuriyet savcılarının ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli hariçyakalanamayacakları, sorguya çekilemeyecekleri ve tutuklanamayacaklarıkuralının ihlal edildiği, olayda suçüstü hâlinin de bulunmadığı"yönündeki iddiaları incelerken "Yargıtayın istikrar bulan ve süregelen kararlarındaaçıklandığı üzere; mütemadi suçlardan olan silahlı terör örgütüne üye olmasuçunda, daha önce örgütün kendisini feshetmesi, kişinin örgütten ayrılmasıgibi bazı özel durumlar hariç olmak üzere kural olarak temadinin yakalanmaylakesileceği, dolayısıyla suçun işlendiği yer ve zaman diliminin buna görebelirlenmesi gerektiği, bu nedenle silahlı terör örgütüne üye olma suçundanşüpheli konumunda bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcıları yakalandıkları andaağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü halinin mevcut olduğu"değerlendirmesinde bulunmuş ve bu husustaki temyiz itirazlarını kabuletmemiştir.
56. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan Yargıtay kararlarıile başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de devam eden darbeteşebbüsünün savuşturulması sırasında (16/7/2016 tarihinde) gözaltına alınıpdarbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargımakamlarınca silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesiolma suçundan tutuklanması birlikte dikkate alındığında başvurucuya isnatedilen silahlı terör örgütü üyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğuyönünde soruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukukitemelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir.2802 sayılıKanunun 94. maddesi gereğince soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağıanlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu soruşturmada tutuklama tedbirine genel yetkiliyargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir. Budurumda başvurucunun görev yaptığı yerdeki sulh ceza hâkimliğincetutuklanmasının olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulümümkün görülmemiştir.
57. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun kanunaaykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
58. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
59. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla meslektenihraç edilenler hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısıüzerine Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında tutuklamatedbirine başvurulmuştur (bkz. §§ 10, 13).
60. Aksaray Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında başvurucuyönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna genelolarak değinilmiş, bu olgulara ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.Tutuklamaya yönelik itirazın reddine ilişkin Niğde Sulh Ceza Hâkimliğininkararında da herhangi bir delile atıf yapılmaksızın genel bir ifadeyle kuvvetlisuç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. §§20,21).
61. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede hâkim olarak görevyapmakta olanbaşvurucunun FETÖ/PDY yapılanması içindeyer aldığına yönelik birbiriyle uyumluluk arz eden tanık beyanları (bkz. §§ 27,28) ve haklarında FETÖ/PDY üyesi oldukları iddiasıyla kovuşturma yürütülenkişiler ile birlikte ortak hareket ettiği, diğer yargı mensubu kişilerden ayrıbir grup oluşturdukları, düzenli olarak sabah çayı, öğle çayı ve perşembe günüyapılan meyve etkinlikleri düzenlediklerine yönelik tespitler birliktedeğerlendirildiğinde başvurucunun tutuklanması yönünden kuvvetli suç şüphesininbulunduğuna dair Aksaray Sulh Ceza Hâkimliği tespitinde bir isabetsizlikolmadığı sonucuna varılmıştır (tanık beyanlarına ilişkin benzer değerlendirmeleriçin bkz. Selçuk Özdemir [GK], B.No: 2016/49158, 26/7/2017,§ 75).
62. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
63. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arzettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkinfaaliyetler kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suçoluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanısıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkındadoğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyetnedeniyle ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığındasoruşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri, § 271; SelçukÖzdemir,§ 78).
64. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum vekuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi veciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgiliolarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurtdışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndekideğerlendirmeler için Aydın Yavuz vediğerleri, § 272; Selçuk Özdemir,§79).
65. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 32) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 32; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
66. Somut olayda Aksaray Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun vasıf ve mahiyetine, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına,suça ilişkin Kanun'da öngörülen yaptırımın ağırlığına, delillerin toplanmamışolmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 16).
67. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Aksaray SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.
68. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
69. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlarolmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırıderecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiylebağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı veniteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkatealındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor vekarmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 350).
70. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarakgerekli olmadığı sonucuna varılması için herhangi bir nedenin bulunmadığıdeğerlendirilmiştir.
71. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığısöylenemeyecektir.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
73. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
74. Başvurucu; tutukluluğunun makul süreyi aştığını, şablon gerekçelerletutukluluğunun devam ettirildiğini, tutukluluğa itirazlarında ileri sürdüğügerekçeler irdelenmeden itirazlarının formül gerekçelerle reddedildiğinibelirterek Anayasanın 19. maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
75. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
76. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özününtutukluluğun uzun süredir devam etmesine yönelik olduğu anlaşıldığından bubölümdeki iddiaların tamamının Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıkapsamında incelenmesi gerekir.
77. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013,§§ 16, 17).
78. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkumiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
79. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 7/11/2017 tarihindetahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığınailişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davadaincelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemecebaşvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun,telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
81. Başvurucu; soruşturma dosyasındaki gizlilik kararı nedeniylesuçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini, tutukluluğa etkili birşekilde itiraz edemediğini ileri sürmüştür.
82. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
83. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınbildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilensuçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamdabaşvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilipbilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ vediğerleri, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).
84. Başvuru konusu olayda, Aksaray Sulh Ceza Hâkimliğince 5271sayılı Kanun'un 153. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, başvurucuhakkında yürütülen soruşturma dosyasına ilişkin olarak dosyayı incelemesininveya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceğigerekçesiyle müdafinin soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasınakarar verilmiştir. Kısıtlama kararının soruşturma aşamasında kaldırılıpkaldırılmadığı hususunda herhangi bir belge veya bilgi bulunmamakla birlikteAnkara 22. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği 28/7/2017 tarihiitibarıyla kısıtlılık 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı fıkrasıuyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
85. Başvurucuya yöneltilen suçlama temelde FETÖ/PDY üyeliğidir.Başvurucunun kolluk görevlilerince alınan ifadesi incelendiğinde kendisineisnat edilen suçlamalara ilişkin olarak başvurucuya açıklamada bulunulduğu vebu suçlamalara konu eylemlerle ilgili sorular yöneltildiği, başvurucunun daisnat edilen eylem ve suçlamalara karşı savunma yaptığı, başvurucununsavunmasında suçlamayı kabul etmediği görülmektedir.
86. Diğer taraftan Aksaray Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusırasında başvurucuya, hakkındaki soruşturma belgesinin ve CumhuriyetBaşsavcılığının tutuklama talebine ilişkin yazısının okunduğu ve bu sıradabaşvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğuanlaşılmıştır. Başvurucu suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkinbilgi ve belgelerden haberdar olduktan sonra müdafiiylebirlikte hâkim önünde savunmasını sözlü olarak dile getirmiş, bu savunmasındada kolluktaki anlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir. Sonolarak başvurucunun tutukluluğuna itiraz ettiği dilekçesinde, suçlamalarailişkin detaylı bir savunma yaptığı görülmektedir.
87. Ayrıca başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (3)numaralı fıkrasına aykırı olarak kuralda belirtilen ifadelerini içerentutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti debulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiininisnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilereerişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
88. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı savunma ve itirazlarınıileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında kısa bir süre devam edensoruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararı nedeniyle başvurucununtutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümküngörülmemiştir.
89. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutukluluğun DevamıKararlarına İtirazlarının İncelenmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
90. Başvurucu 7/3/2017 tarihinde verilen tutukluluk hâlinindevamı kararına karşı yapmış olduğu itirazının incelenmediğini, incelemeyapılmışsa dahi tarafına tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.
91. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
92. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
93. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
94. Somut olayda başvurucu, tahliye ve tazminat talebindebulunmuştur. Başvurucunun 7/11/2017 tarihinde tahliye edildiği tespitedilmiştir. Bu tespite bağlı olarak başvurucuya tazminat ödenmesinisağlayabilecek bir başvuru yolunun mevcut olup olmadığının incelenmesigerekmektedir.
95. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işleminekarşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumundamaddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkânsağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla tahliyesine karar verilen başvurucular yönünden anılan yoluntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018,§§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No:2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40).
96. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/MahkemeÖnüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
97. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin mahkeme önüne çıkarılmaksızın,dosya üzerinden yapıldığını ileri sürmüştür.
98. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
99. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§ 17).
100. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 166-177).
101. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 7/11/2017tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvuruculehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
102. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
7. Sulh CezaHâkimliklerinin Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine Aykırı Olduğuna İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
103. Başvurucu; tutukluluğa ilişkin karar veren sulh cezahâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız mahkeme güvencesini sağlamadığını, bumahkemelerin yürütme organının bir aracı hâline geldiğini, doğal hâkim ilkesineaykırı olarak özel bir amaçla ve olaya özgü olarak kurulduklarını ilerisürmüştür.
104. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
i. UygulanabilirlikYönünden
105. Olağanüstü hâl ilanına konu olaylar kapsamında suçlananbaşvurucunun tutuklanmasına karar verildiği tarihte olağanüstü hâl devametmektedir. Bu itibarla başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasınakarar veren yargı mercilerinin bağımsız ve tarafsız olup olmadığınınincelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu incelemesırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasına karar veren mercininbaşta Anayasa'nın 19. maddesi olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelereaykırı davranıp davranmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde iseAnayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
106. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğaitirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğineilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlardasulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusuiddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2),B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).
107. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
108. Öte yandan başvurucu; mesleğinden kaynaklanan usule ilişkinbazı güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını, bu bağlamda hakkındatutuklama tedbirinin uygulanmasına karar veren mercilerin yetkili/görevliolmadığını ileri sürmüştür. Soruşturma ve/veya kovuşturma dosyasında yer alansuçun niteliğine ve işleniş şekline ilişkin değerlendirmeler karşısındabaşvurucu hakkında tutuklama tedbiri uygulayan mercilerin bu husustayetkili/görevli oldukları yönündeki kabullerinin temel hak ve özgürlüklerin ihlalinesebebiyet veren bariz takdir hatası ya da açık bir keyfîlikiçerdiği söylenemez (benzer yöndeki kararlar için bkz. Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, § 140), Mustafa Başer ve Metin Özçelik, §§119-133; Süleyman Bağrıyanıkve diğerleri, §§ 183-197).
109. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
110. Başvurucu; yeterli havalandırma tertibatı bulunmayan birortamda çok sayıda kişiyle birlikte gözaltında tutulduğunu, kirlibattaniyelerle yattığını, bu sürede yeterli beslenme imkânının kendisinesağlanmadığını, avukat yardımından yararlandırılmadığını, tuvalet kapısınınaçık tutulduğunu, hakarete maruz kaldığını, fotoğraflarının çekilerek basınaverildiğini belirterek kötü muamele yasağının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
111. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişin bir görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
112. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, gözaltı ve devamında bazı uygulamalarnedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıylabaşvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 17. maddesi çerçevesindekötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerekir.
113. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
114. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
115. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§ 16, 17).
116. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarınailişkin olarak başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileri tarafındankötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltı koşullarında kastibir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar bir bütünolarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andan itibaren kamugörevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğugörülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 249).
117. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini,çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
118. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil Yargılanma Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
119. Başvurucu; soruşturma evresinde kendisine suçlamalarailişkin genel sorular yöneltildiğini, hakkındaki somut isnatların ve delillerinaçıklanmadığını, böylelikle suçlamalara ve bunların dayanaklarına karşı savunmayapma imkânının kısıtlandığını, hapishanede kitap sınırlamasının bulunması ilekendisine bilgisayar verilmemesinin savunmasını yapmasını zorlaştırdığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
120. Başvurucu; ayrıca kanuna aykırı olarak elde edilenbulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini, iletişim tespitine ilişkindelilin hukuka aykırı elde edildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
121. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
122. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederken bireyselbaşvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır. AnayasaMahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla başvurucuhakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucunun başvuruformunda dile getirdiği bu tür şikâyetlerini yargılamada ve sonrasında temyizaşamalarında ileri sürebilme, bu aşamalarda inceletme imkânı bulunmaktadır. Buçerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve temyiz süreçleri beklenmedensoruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerinin başvurucutarafından bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
123. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Özel Hayata Saygı veKonut Dokunulmazlığı Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
124. Başvurucu; soruşturma başlatıldığı tarihte hâkim olarakgörev yapması nedeniyle hakkında Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmayürütülmesinin mümkün olmadığını, bu itibarla görevsiz mercilerce verilmişarama kararına dayanılarak konutunda ve işyerinde arama yapıldığını belirtereközel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
125. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
126. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
127. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (i) bendinde, suç soruşturması veya kovuşturması sırasındahakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen kişilere tazminattalebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır (bkz.§ 40).
128. Anayasa Mahkemesi, ceza soruşturması veya kovuşturmasısırasında soruşturma mercilerince ya da yargı organlarınca şüphelilerle ilgiliolarak uygulanan arama tedbirinin hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkinolarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asılsoruşturma/kovuşturma sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Alaaddin Akkaşoğlu ve AkisYayıncılık San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2014/18247, 20/12/2017, §§18-30).
129. Somut olayda Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının yazılıtalimatı uyarınca başvurucunun konutunda, işyerinde ve aracında 17/7/2016 tarihlerinde arama yapılmıştır. Buaramaların hukuka uygun olup olmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesikapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak davayoluyla söz konusu aramaların hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinde başvuruculehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmedenyapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmadığısonucuna varılmıştır.
130. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia Yönünden
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
131. Başvurucu, mal varlığına tedbir konulduğunu belirterekmülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
132. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
133. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
134. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli veE.2013/8830, K.2013/18335 sayılı, 23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435,K.2013/21106 sayılı ve 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237 sayılıilamlarından da anlaşıldığı üzere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindedüzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı elkoymaişleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararıntazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesiile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir veelverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,30/3/2016, § 28).
135. Somut olayda, başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyeliğisuçlamasıyla yürütülen ceza soruşturması kapsamında başvurucunun taşınır vetaşınmaz mal varlığına tedbir konulmuş ve söz konusu tedbir işlemi 21/11/2016tarihinde kaldırılmıştır. Bu doğrultuda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülenhukuk yolunda ileri sürmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
136. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mal varlığına tedbirkonulmasına ilişkin şikâyetinin de diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltı hukuki olmadığı için kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklama hukuki olmadığı için kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişim kısıtlandığı için kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Sulh ceza hâkimliğinin ve mahkemelerin bağımsız ve tarafsızolmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Tutukluluğun devamı kararlarına itirazlarının incelenmediğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
11. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.