TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
ERDEM CANER BENER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/13422)
Karar Tarihi: 22/1/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 18/2/2021-31399
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Erdem Caner BENER
Vekili
:
Av. Cavit ÇALIŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; özlük haklarına ilişkin olarak açılan davadaaçık takdir hatası ile karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, hakedilen tazminatı alamama nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 19/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddialar yönünden ayırma kararı verilerek 2018/29704 başvurunumaralı dosya ile kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurucunun diğer ihlaliddialarına ilişkin kısmın kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
5. Birinci Bölüm tarafından 14/10/2020 tarihinde yapılantoplantıda, verilecek kararın Bölümlerin önceden vermiş olduğu kararlarlaçelişebileceği anlaşıldığından başvurunun Genel Kurul tarafından kararabağlanması gerekli görülmüş ve başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine kararverilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesindetümamiral rütbesiyle görev yapmakta iken kendi isteği ile 23/6/2014 tarihindeemekli olmuştur.
8. Başvurucu, emekli maaşının hesaplanmasında rütbesininkarşılığı olan kadrosuzluk tazminatının dikkate alınmadığını ve bunedenle eksik ödeme yapıldığını belirterek anılan tazminatın tarafına ödenmesiistemiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) başvuruda bulunmuştur.
9. SGK 1/4/2015 tarihli işlem ile talebi reddetmiştir.
10. Başvurucu, dava dilekçesinde tümamiral rütbesindegörev yapmaktayken kendi isteğiyle 23/6/2014 tarihinde emekli olduğunu ifadeetmiş; 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri PersonelKanunu'nun 49. maddesinin (f) bendi gereğince rütbe bekleme süresinidoldurmadan kendi isteğiyle emekli olanların kadrosuzluk tazminatı almaya hakkazandığını ileri sürmüştür. SGK'ya yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleminhukuka aykırı olduğunu belirterek işlemin iptali istemiyle Ankara 7. İdareMahkemesi (Mahkeme) nezdinde iptal davası açmıştır.
11. Mahkeme 28/1/2016 tarihli kararıyla davayıreddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle 926 sayılı Kanun'un konuya ilişkinhükümlerine yer verilmiştir. Kadrosuzluk tazminatının alınabilmesi için üçkoşul olduğu, bunların da 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emeklilik hakkını elde etmiş olmak,kıdemli albay olmak ve kendi isteğiyle emekli olmak olduğu vurgulanmıştır.Başvurucunun bu üç koşuldan kıdemli albay olma şartını taşımadığınınanlaşıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun tümamiral rütbesine ait beklemesüresini doldurmadan kendi isteğiyle emekli olduğu hatırlatılmıştır.Başvurucunun anılan tazminat için kanunda öngörülen koşulu taşımadığı ifadeedilerek ret gerekçesi oluşturulmuştur.
12. Başvurucu; tümamiral rütbe karşılığı dışında altrütbesi olan tuğamiral rütbesinin rütbe bekleme süresini tamamladığını, bukonuda kazanılmış hakkı olduğunu belirterek en azından tuğamiral rütbekarşılığı olan kadrosuzluk tazminatının verilmesi gerektiğini ileri sürerektemyiz talebinde bulunmuştur. Danıştay Onbirinci Dairesinin 21/12/2016 tarihlikararıyla mahkeme hükmü onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Dairenin17/1/2018 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
13. Başvurucu, nihai hükmü 29/3/2018 tarihinde tebellüğetmesinin ardından 19/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
14. Başvurucu, benzer yönde olduğunu ileri sürdüğü AskeriYüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) 21/12/2006 tarihli oyçokluğuyla verdiği kararıdosya kapsamında ibraz etmiştir. Söz konusu kararda tümgeneral rütbesindeykenkendi isteğiyle emekli olan kişiye önce kadrosuzluk tazminatı ödenmiş, dahasonra idare tarafından yapılan ödeme iptal edilerek önceden ödenen tutarınaylıktan kesilme suretiyle tahsili yolunda işlem tesis edilmiştir. İşleminiptali istemiyle açılan davada AYİM, davacının kendi isteği üzerine emekliyesevk edilmesinin emekli olduğu tümgeneral rütbesi için öngörülen kadrosuzluktazminatından yoksun kalmasına neden olduğunu ifade etmiştir. Ancak AYİM, kanunkoyucunun özlük haklarına ilişkin düzenlemelerinin sistematiği, kadrosuzluktazminatının getirilme amacı ve hakkaniyet kuralının birliktedeğerlendirilmesinden rütbe bekleme süresini tamamladığı tuğgeneral rütbesiiçin öngörülen kadrosuzluk tazminatına hak kazandığını belirtmiş; bu nedenlekadrosuzluk tazminatı ödenmemesi yönünde tesis edilen işlemin hukuka uyarlıolmadığı sonucuna vararak işlemin iptaline karar vermiştir.
15. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'yaeklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmış vegörev alanına giren işler, idare mahkemelerinde görülmeye başlanmıştır.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 926 sayılı Kanun'un "Genaral ve amiralmiktarları" kenar başlıklı 49. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
f) (Değişik: 9/8/1993 - KHK - 499/9 md.)Bekleme süreleri sonunda terfi ettirilemeyen general ve amiraller emekliye sevkedilirler.
Bunlardan:
I – Bekleme ve görev süresi sonundaemekliye sevk edilen veya bu süreler içerisinde kendi isteği üzerine emekliyeayrılan orgeneral-oramiraller,
II – Bekleme süresi sonunda, kadrosuzluksebebiyle terfi ettirilemeyerek emekliye sevk edilen general ve amiraller,
III – Bu maddenin (d) bendi gereğinceaynı rütbede hizmete devam ettirilerek kadrosuzluk nedeniyle, bir üst rütbeyeterfi ettirilmeyip emekliye sevk edilen general ve amiraller,
IV – 47 nci maddenin (f) bendine görekorgeneral-koramiralliğe yükselemeyen ve bekleme süresi sonunda emekliye sevkedilen tümgeneral-tümamiraller,
V – Yaş haddinden emekliye ayrılangeneral-amiral ve albaylar ile,
VI – Kadrosuzluk nedeniyle yaş haddindenönce emekliye sevk edilen albay, yarbay, binbaşı ve yüzbaşılara, emekliye sevkedildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren, orgeneral aylığının (ekgösterge dahil); yüzbaşılara % 30'u, binbaşılara % 50'si, yarbaylara % 55'i,albaylara % 70'i, tuğgeneral-tuğamirallere %75'i, tümgeneral-tümamirallere%80'i, korgeneral-koramirallere % 90'ı, orgeneral-oramirallere % 100'ü oranındakadrosuzluk tazminatı rütbelerinin ve makamının yaş haddinden az olmamak üzere65 yaşına kadar olan sürede Emekli Sandığınca ödenir. Ancak bu suretleverilecek emekli aylığı ve kadrosuzluk tazminatının toplamı, SilahlıKuvvetlerde görevli aynı rütbedeki bütün emsalinden en az istihkak, tazminat veaylık alanın eline geçenden fazla olamaz.”
17. 926 sayılı Kanun'un geçici 30. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun ek 5 inci maddesikapsamında kadrosuzluk tazminatı almaya hak kazanmış olanlar hariç olmak üzere,5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göreemeklilik hakkını elde etmiş olan kıdemli albaylardan kendi isteği ile emekliolanlara da yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, 49 uncu maddenin (f) bendiesaslarına göre kadrosuzluk tazminatı ödenir.''
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes davasının, medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız vetarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,görülmesini isteme hakkına sahiptir."
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanmahakkının hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunubelirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğinibelirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukukidurumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelereolan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısalsisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmenbirbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveniazaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir (NejdetŞahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).
20. Diğer yandan bireylerin makul güvenlerinin korunmasıve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hakbahşetmemektedir (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, § 74; NejdetŞahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik veevrilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğindenkararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez (Atanasovski/MakedonyaEski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).
21. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol tam da yargıkararlarında doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir. Bununlabirlikte yeni kabul edilmiş bir kanunun yorumlanmasında olduğu gibi bazıhâllerde içtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zamana ihtiyaç duyacağıaçıktır (Zielinski ve Pradal ve Gonzalez ve Digerleri/Fransa [BD], B.No: 24846/94...34173/96, 28/10/1999, § 59; Schwarzkopf ve Taussik/ÇekCumhuriyeti (k.k.), B. No: 42162/02, 2/12/2008).
22. AİHM, açık bir keyfîlik bulunan durumlar hariç ulusalmahkemelerin iç hukuku yorumlama şeklini sorgulamanın kendi görevi olmadığınadikkat çekmektedir. Benzer şekilde bu konuda -görünüşe göre benzer davalardaverilmiş olsalar bile- ulusal mahkemelerin farklı kararlarını karşılaştırmak daprensipte AİHM'in görevi değildir. AİHM, söz konusu mahkemelerin bağımsızlığınasaygı göstermek durumundadır (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §50).
23. AİHM, iki ihtilafa farklı muamele yapılmasınınincelenen gerçek olayların farklılığından kaynaklanmış olması hâlinde çelişkiliiçtihatlardan bahsedilmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir (Erol Uçar/Türkiye(k.k.), B. No: 12960/05, 29/9/2009).
24. AİHM, mahkeme kararlarının çatışma ihtimalinin herbiri kendi yargı alanında yetkili olan yargılama ve temyiz mahkemeleri ağınadayalı yargı sistemlerinin doğal bir özelliği olduğunu kabul etmiştir. Bu tipuyuşmazlıklar aynı mahkeme içinde de ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, kendiiçinde Sözleşme'ye aykırı olarak değerlendirilemez (Santos Pinto /Portekiz,B. No: 39005/04, 20/5/2008, § 41; Tudor Tudor/Romanya, B. No: 21911/03,24/3/2009, § 29; Remuszko/Polonya, B. No: 1562/10, 16/7/2013, § 92; NejdetŞahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §51).
25. AİHM, bu konuda hüküm verirken değerlendirmesinindayandığı kriterleri açıklamıştır. Söz konusu kriterler yüksek mahkemeniniçtihadında derin ve süregelen farklılıklar olup olmadığı, iç hukukta bututarsızlıkların üstesinden gelmek için bir mekanizma bulunup bulunmadığı, bumekanizmanın uygulanıp uygulanmadığı ve uygulandıysa ne ile sonuçlandığınıntespitine dayanmaktadır (Beian/Romanya (No.1), B. No: 30658/05,6/12/2007, §§ 37, 39; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 53).
26. AİHM, bu bağlamda mahkemelerin uygulamalarındatutarlılığın ve içtihatlarında yeknesaklığın sağlanması için mekanizmalaroluşturulmasının önemini birçok defa hatırlatmış; yargı sistemlerini birbirinezıt kararlar verilmesini önleyecek şekilde yapılandırmanın devletlerinsorumluluğunda olduğunu ifade etmiştir. Ne var ki bu ilkelerin AİHM'inincelemek durumunda kaldığı çelişen yorumların bir yüksek mahkemeninbirleştirici yetkisini uygulayabileceği yasal hükümlerle bağlantılı olarakyargı sisteminin aynı dalında meydana gelen davalar için öngörüldüğübelirtilmelidir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §§ 55,80).
27. AİHM, ortak yasal hiyerarşiye tabi olmayan birdenfazla yüksek mahkemeyi bünyesinde barındıran bir ulusal hukuk sisteminde bumahkemelerin benimsediği yaklaşımın bir dikey denetim mekanizmasına tabitutulmasını talep edemeyeceği kanaatindedir. Böyle bir talep Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası ile güvence altına alınan adil yargılamagereklerinin ötesine geçecektir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye,§ 81).
28. AİHM, söz konusu yüksek mahkemelerce (mevcut davadaDanıştay ve AYİM) takip edilmesi gereken yorumlama şeklini tespit eden ortakbir düzenleme kurumunun bulunmayışının Türk yargı sistemine has bir durumolmadığına işaret eder (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 82).
29. AİHM ayrıca Türkiye'deki gibi farklı yargıalanlarındaki mahkemelerin ve birden fazla yüksek mahkemenin yasaları aynı andave paralel olarak yorumlamasının gerektiği bir yargı sisteminde hukuktatutarlılığın sağlanmasının zaman alabileceği ve bu nedenle çelişen içtihatlarınhukukun kesinliği ilkesini zedelemeden hoş görülebileceği kanaatindedir (NejdetŞahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 83).
30. AİHM bu bağlamda, kanunları yorumlamanın yargınıngörevinin doğasında olduğunu hatırlatır. Yasal hükümler ne kadar açıkdüzenlenmiş olursa olsun hukuki yorum önlenemez bir unsurdur. Hangi mevzuatınhangi şartlarda uygulanacağı bu bireyselleştirilmiş yaklaşımın bir parçasıdır.Bu, her biri farklı türde davalara bakan iki ayrı yargı alanında bulunan ikimahkemenin benzer nitelikteki olaylardan kaynaklanan aynı türdeki hukuki sorunailişkin birbiriyle uyuşmayan ancak yine de mantıklı ve gerekçelendirilmişkararlar verebileceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle mahkemeler arasındaçıkabilecek yaklaşım farklılıklarının yasal hükümleri yorumlama ve kapsadıklarısomut durumlara uyarlama sürecinin ancak kaçınılmaz bir sonucu olduğu kabuledilmelidir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §§ 85, 86).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
31. Mahkemenin 22/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu 926 sayılı Kanun hükümlerinin açıkça hatalıyorumlandığını, aynı hukuki durumda bulunan kişilere AYİM tarafından tazminatverildiğini, tümamirallik rütbesindeyken kamuoyunda Ergenekon davasıolarak bilenen yargılama nedeniyle iki yıldan fazla tutuklu kaldığını vepsikolojik olarak haksız yere yıpratıldığı için rütbe bekleme süresinidoldurmaya iki ay kala emekli olmaya mecbur bırakıldığını ileri sürmüştür.Ayrıca bir alt rütbesi olan tuğamiral rütbesinin karşılığı olan kadrosuzluktazminatının kendisi için kazanılmış hak oluşturduğunu, Mahkemenin verdiğihukuka aykırı karar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamındaincelenmesi uygun görülmüştür.
34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı maddi adaleti değil şeklî adaleti temin etmeye yönelikgüvenceler içermektedir. Bu bakımdan adil yargılanma hakkı davanın taraflardanbiri lehine sonuçlanmasını garanti etmemektedir. Adil yargılanma hakkı temelolarak yargılama sürecinin ve usulünün hakkaniyete uygun olarak yürütülmesiniteminat altına almaktadır (M.B. [GK], B. No: 2018/37392,23/7/2020, § 80).
35. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemelerönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusuolamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkileden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bukapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013).
36. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin sözkonusu olduğu durumlarda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerininAnayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci AnayasaMahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarakbireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilipedilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK],B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).
37. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi çok istisnai durumlardatemel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmedeninceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temeldensarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerinanlamsız hâle geldiği çok istisnai durumlarda aslında yargılamanın sonucunailişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüşolur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerinindeğerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiripgetirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinintemelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi, yargılamanın sonucunudeğerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi derecemahkemelerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik veadil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâlegetiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B.No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B., § 83).
38. Başvurucuların medeni haklarıyla ilgiliuyuşmazlıklarda uygulanan hukuk kurallarının açıkça keyfî veya hakkıntesliminden kaçınacak (adaleti hiçe sayacak) biçimde yorumlanması usule ilişkingüvenceleri anlamsız hâle getireceğinden adil yargılanma hakkının ihlaledildiğinden söz edilebilir. Zira bu durumda derece mahkemesinin yorumununbaşvurucu tarafından öngörülmesi mümkün olmayıp hukuk kurallarının öngörülemezbiçimde yorumlanması hukuk devleti ilkesini örseler (M.B., § 86).
39. Somut olayda Mahkeme başvurucunun ileri sürdüğüiddiaları değerlendirmiş ve kadrosuzluk tazminatı alınabilmesi için üç koşulolduğunu belirtmiştir. Mahkeme bu koşulları; emeklilik hakkını elde etmişolmak, kıdemli albay olmak ve kendi isteğiyle emekli olmak şeklindeaçıklamıştır. Başvurucunun bu koşullardan kıdemli albay olmak şartınıtaşımadığını ve tümamiral rütbesine ait bekleme süresini doldurmadan kendiisteğiyle emekli olduğunu ifade etmiştir (bkz. § 11).
40. Başvurucu, AYİM tarafından aynı konuda farklısonuçlanan kararı başvuru dosyasında sunmuş ise de Anayasa Mahkemesi farklıyargı kolları arasında birbiriyle çelişen içtihatların adil yargılanma hakkınınihlaline neden olup olmadığı konusunu daha önce Engin Selek (B. No:2015/19816, 8/11/2017) kararında incelemiştir. Bahsi geçen karara göre farklıyargı alanlarındaki uyuşmazlıkları çözmekle görevli her bir yüksek mahkemekendi yargı kolunun görev alanındaki dava tiplerine göre özü itibarıyla aynınitelikteki uyuşmazlıklarda farklı bir bakış açısıyla olaya yaklaşabilmekte vehukuki gerekçelerini de göstererek farklı sonuçlara ulaşabilmektedir (EnginSelek, § 59). Bu bağlamda benzer konulara ilişkin uyuşmazlıklarda ayrıyargı kollarının aynı kanun hükmünün yorumlanmasına ilişkin olarak farklısonuçlara ulaşması adil yargılanma hakkını zedelemeyeceği gibi bu hak yargıkolları arasındaki içtihat birliğini sağlayacak bir mekanizma kurulmasını dagüvence altına almamaktadır (benzer yöndeki AİHM içtihadı için bkz. §§ 28-30).
41. Başvuru konusu somut olayda başvurucunun kadrosuzluktazminatı talebine ilişkin olarak Mahkeme 926 sayılı Kanun'u yorumlamış veaçılan davada rütbe bekleme süresini doldurmadan kendi isteğiyle emekli olanbaşvurucunun kadrosuzluk tazminatı alamayacağını gerekçe göstererek (bkz. § 11)davayı reddetmiştir. Mahkemenin yorumunda açık bir keyfîlik ve adil yargılanmahakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir yöntespit edilememiştir. Kaldı ki bu konu hakkında daha önce benzer yönde yapılanbaşvuruyu Anayasa Mahkemesi karara bağlamış (Hasan Dengiz, B. No:2016/4091, 26/2/2020, §§ 16-22) ve idare mahkemesince somut olaydaki kararlaaynı doğrultuda verilen kararı keyfî bulmayarak iddiaları kanun yolu şikâyetiolarak değerlendirmiştir.
42. Başvurucu, AYİM ile Danıştay kararı arasında çelişkiolduğuna dair karar (bkz. § 14) sunmuşsa da çelişki olduğu iddia edilen karardaemeklilik üzerine ödenen kadrosuzluk tazminatının iptal edilmesi neticesindedava açılması söz konusudur. Açılan dava hakkında da AYİM, davacının rütbebekleme süresini doldurmadan kendi isteğiyle emekli olduğu için mevcutrütbesinden değil bir alt rütbeden kadrosuzluk tazminatının ödenmesine kararvermiştir. Dosya kapsamında yargı kolları arasında çelişkili kararlarverildiğine ilişkin başka bir karar da ileri sürülmemiştir. Yani somut olayayönelik derinleşmiş bir içtihat farklılığının bulunduğunu başvurucu ortayakoyamamıştır. Netice olarak Anayasa Mahkemesince incelenen kararlar arasındaderin ve süregelen bir içtihat farklılığı ile keyfîlik tespit edilemediğianlaşılmıştır. Dolayısıyla Engin Selek kararındaki ilkelerden vesonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Kaldı ki Anayasadeğişikliği sonucu AYİM de kaldırılmış (bkz. § 15) ve AYİM'in görev alanınagiren işler idari yargıda görülmeye başlanmıştır.
43. Buna göre ileri sürülen kararlar arasında başvurucutarafından derin ve süregelen içtihat farklılığı oluştuğu ortayakonulamadığından mahkemelerin kanunun yorumuna yönelik değerlendirmeleri hakkındaileri sürülen iddiaların delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarınınyorumlanmasına ilişkin olduğu tespit edilmiş, kararda bariz takdir hatası veyaaçık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığındaihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucunaulaşılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
45. Başvurucu, hak ettiği tazminatı alamaması nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
46. Bir anayasal hak ihlali iddiasının AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi için başvurucutarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerden olması, Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu buna ek protokollerkapsamında yer alması, ayrıca başvurucunun ihlal iddiasına temel alınan hakkınkapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir (AhmetSağlam, § 31).
47. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden birkimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (MustafaAteşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenleöncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektirenmülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunundeğerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
48. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkımevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırdasahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudakimenfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa ile korunan mülkiyet kavramıiçinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyutbir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değilmülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak bellidurumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı eldeetmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkıgüvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478,25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).
49. Meşru beklenti, objektif temelden uzak bir beklentiolmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksekolduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgilihukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (SelçukEmiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk, § 42).Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşrubeklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddiaedilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümlerive yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.,B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veyasadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşrubeklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi,§ 37).
50. Başvurucu kendisine kadrosuzluk tazminatıödenmediğinden yakınmaktadır. İdare makamları ve derece mahkemeleri başvurucuyatümamiral rütbesindeyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldığı gerekçesiyle anılanKanun hükümlerine göre kadrosuzluk tazminatı verilemeyeceğini belirtmiştir.Başvurucu kendisine kadrosuzluk tazminatı ödenmesine imkân tanıyan bir kanunhükmü, yerleşik bir yargısal içtihat veya idari bir uygulama dagösterememiştir.
51. Buna göre yargı makamları önünde özlük haklarınailişkin iddiasını ispat edemeyen, belirli bir kanun hükmüne ya da istikrarlıbir içtihada dayanmayan başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altınaalınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değerin veya en azındanböyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklentisinin bulunmadığıanlaşılmaktadır.
52. Ayrıca Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü benzernitelikteki bir başvuruda (Cem Tayfun, B. No: 2016/99, 17/4/2019) sehvenyapılan kadrosuzluk tazminatı ödemesinin geri alınmasına dair işlemin iptaliistemiyle açılan davanın reddi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinekarar vermiştir. Anılan kararda "general-amiral sınıfına mensup olupbekleme süresini doldurmadan kendi isteğiyle emekli olan başvurucuyakadrosuzluk tazminatı adı altında bir ödeme yapılmasının kanuni bir dayanağınınmevcut olmadığı" ifade edilmiştir.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesi kapsamına giren korunmaya değer bir menfaati bulunmadığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizliknedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkonu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 22/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.