TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERHAN TAŞKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/39282)
Karar Tarihi: 3/7/2025
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Erhan TAŞKAN
Vekili
:
Av. Zeki YILMAZ
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; subaylıktan istifa sonrasında rütbenin gerialınmasına karar verilmesi üzerine açılan davada, davanın sonucuna etkiliiddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, 2002 yılında Kara Harp Okulunu bitirdiktensonra kara havacı pilot subay olarak göreve başlamıştır. Başvurucunun 2016yılının Şubat ayında kendi isteğiyle istifa dilekçesi vermesi üzerine 8/4/2016tarihinde istifası kabul edilerek meslekle ilişiği kesilmiştir. Daha sonraFetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisakı veyairtibatı olduğu değerlendirilmesi üzerine 13/3/2019 tarihli işlemle, 25/7/2018tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 30/6/1989 tarihli ve 20211sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yeeklenen geçici 35/D-1 maddesi kapsamında rütbesinin geri alınmasına kararverilmiştir.
3. Ankara 12. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 28/10/2019tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Olayda;davacının FETÖ/PDY silahlı terörörgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olduğuna dayanak olarak Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı'nın 2018/187226 soruşturma numaralı dosyası kapsamında gözaltınaalınması ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyerek bu doğrultudaifade vermesi hususunun belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda; her ne kadar davacıtarafından hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle rütbelerinin gerialınmasının masumiyet karinesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de söz konususoruşturma ve davacının soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerindenfaydalanmak istediğini beyan etmesi hususları davacının FETÖ/PDY silahlı terörörgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğunun değerlendirmesine yetecek düzeydeolduğundan davacının rütbelerinin geri alınmasına ilişkin dava konusu işlemdehukuka aykırılık görülmemiştir..."
4. Başvurucu karara karşı11/6/2020 tarihinde istinafkanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, hakkında başlatılan terörörgütüne üye olma suçuna ilişkin yargılama sonucunda Ankara 26. Ağır CezaMahkemesince (Ağır Ceza Mahkemesi) 29/1/2020 tarihinde hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına (HAGB) karar verildiği belirtilmiştir. Denetim süresisonunda şartlar yerine getirildiğinde kamu davasının düşeceği ve hakkındaverilen bir mahkûmiyet hükmü bulunmayacağı ifade edilmiştir. Ankara Bölge İdareMahkemesi 2. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 10/12/2020 tarihindeistinaf başvurusunu reddetmiştir. Karar, temyiz yolu açık olarak verilmiştir.
5. Başvurucu, karara karşı 21/1/2021 tarihinde temyizkanun yoluna başvurmuştur. Dilekçede, dava dilekçesi ve istinaf dilekçesindebelirtilen hususlar yinelenmiştir. Danıştay Beşinci Dairesi 29/6/2021 tarihindetemyiz istemini incelenmeksizin reddetmiştir. Kararda, istinaf incelemesiüzerine kesinleşen karar aleyhine yapılan temyiz başvurusunun incelenmesine hukukenimkân bulunmadığı belirtilmiştir.
6. Nihai karar başvurucuya 16/8/2021 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 7/9/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Ağır Ceza Mahkemesi 29/1/2020 tarihinde başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasıylacezalandırılmasına ve HAGB'ye karar vermiştir. Kararda, başvurucunun örgütiçinde uzun bir süre bulunduğu, örgüt üyelerinin kod isimler kullandığı vekendisine de "Ertuğrul" kod isminin verildiği belirtilmiştir.Örgüt içinde gizliliği sağlamak amacıyla ankesörlü/sabit hatlardan iletişimsağlandığı ifade edilmiştir. Başvurucunun sosyal ve ekonomik durumu, eğitimseviyesi, yaptığı görev nedeniyle edindiği mesleki bilgi ve tecrübeleriyle buoluşumun bir terör örgütü olduğunu bilebileceği vurgulanmıştır. Başvurucununduruşmadaki tutum ve davranışları değerlendirildiğinde suç tarihinden öncekasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işleyeceği konusunda olumsuzbir kanaat oluşmaması ve suça bağlı somut bir zararın bulunmaması nedeniylebaşvurucu hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiği sonucunavarılmıştır. Karara karşı başvurucu 2/3/2020 tarihinde itiraz etmiştir. 27.Ağır Ceza Mahkemesinin 13/3/2020 tarihinde itirazı reddetmesi üzerine 18/3/2020tarihinde karar kesinleşmiştir.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu 2016 yılında istifa etmesine rağmen 2018 yılındaçıkartılan düzenlemenin geçmişe yürütülerek rütbesinin geri alındığını ifadeetmiştir. Bu durumun kanunların geçmişe yürümezliği ilkesine aykırı olduğunuvurgulamıştır. Öte yandan Bölge İdare Mahkemesince esaslı iddialarınkarşılanmadığını, matbu olarak istinaf başvurusunun reddedildiğini belirterekgerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) görüşünde, mahkemelercesonuca nasıl ulaşıldığının ve kullanılan takdir yetkisinin sebepleriningerekçelendirildiği belirtilmiştir. Bu sebeple mahkeme kararlarında takdirhatası ya da keyfî bir durumun olmadığı ifade edilmiştir. Başvurucununiddialarının kanun yolu şikâyeti olup olmadığının yapılacak incelemede dikkatealınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
11. Başvuru gerekçeli karar hakkı kapsamındadeğerlendirilmiştir.
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyeteuygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönündenyargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temelmaddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunuetkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterligerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisizdeğerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıylabağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanınadil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinintaraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendiadlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesininsağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. SencerBaşat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
14. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin,yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyikullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmişolması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesincekarşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebileceknitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince dedeğerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazıeklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No:2013/2995, 20/2/2014, § 51).
15. Mahkeme başvurucunun soruşturma aşamasında gözaltınaalındığını ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini ve budurumun terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyduğudeğerlendirmesinde bulunmuştur. Mahkeme kararından sonra Ağır Ceza Mahkemesibaşvurucu hakkında HAGB kararı vermiştir. Söz konusu karar kesinleşmiş vebaşvurucunun denetim süresi de başlamıştır.
16. Mahkeme, başvurucunun ifadesini aktarmakla birlikteherhangi bir şekilde değerlendirmemiştir. Kararda başvurucunun ifadesine atıfyapılmakla yetinilmiştir. Ancak bu husus yeterli olmayıp ceza yargılamasınakonu olay ve olguların da irdelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda olayın meydanageliş şekli, fiilin özelliği, ağırlığı gibi olaya özgü durumlardeğerlendirilerek karar sonucuna ulaşılma nedeni yeterli bir gerekçeyleortaya konulmalıdır.
17. Ceza yargılamasında yer alan bilgi ve belgelereulaşılarak söz konusu verilerin rütbenin geri alınmasına olan etkisinindeğerlendirilmesinin önünde -masumiyet karinesine uygun olmak koşuluyla-herhangi bir engel bulunmamaktadır. Mahkeme ceza yargılamasında yer alanverilerin rütbenin geri alınmasına olan etkisini ortaya koyması gerekmektedir.Olaya bakıldığında ise Mahkeme, soruşturmadaki ifadeyi esas almakla birlikteceza yargılamasında yer alan olguların dava konusu işleme olan etkisiniirdelememiştir. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturmanın sonradan kovuşturmaaşamasına geçtiği ve başvurucu hakkında HAGB kararı verildiğinin de altıçizilmelidir.
18. Kural olarak mahkeme kararlarında esasa ilişkinhususlarda yeterli gerekçe bulunması hâlinde kanun yolu merciince bu kararaatıf yapılarak değerlendirme yapılması makul görülebilir. Mahkeme kararlarındagerekçe bulunmadığı hâllerde ise kişilerin ileri sürdüğü esaslı itirazlarınkanun yolu mercii tarafından gerekçeli bir şekilde karşılanması gerekir. Somutolayda mahkeme kararı yukarıda belirtilen bağlamda bir gerekçe içermemektedir.Mahkeme kararından sonra verilen HAGB kararı ise istinaf başvurusunda ısrarlavurgulanmıştır. Buna rağmen Bölge İdare Mahkemesi tarafından mahkeme kararınaatıf yapılarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Buitibarla yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunungerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Muhterem İNCE bu görüşe katılmamıştır.
20. Başvurucu tarafından masumiyet karinesinin ihlaledildiğinin ileri sürüldüğü görülmekte ise de gerekçeli karar hakkının ihlaledildiğine karar verildiğinden diğer ihlal iddiası hakkında kabul edilebilirlikve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasının gerek olmadığıdeğerlendirilmiştir.
III. GİDERİM
21. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 10.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur.
22. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararınıngönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılamaişlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelereve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalininnedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir(Mehmet Doğan [GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.],B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK],B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
23. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinindavanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır.Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarındanbağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete kararverilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın heraşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacakyargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunlarıdeğerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
24. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNEMuhterem İNCE'nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Diğer ihlal iddiasının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Ankara 12. İdare Mahkemesine (E.2019/958, K.2019/2241) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 667,80 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 30.667,80 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 3/7/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
1. Başvurucu, pilot subay olarak görev yapmaktaykenistifa etmiştir. İstifası kabul edildikten sonra başvurucunun rütbesinin gerialınmasına karar verilmesi üzerine iptal davası açılmıştır. Mahkeme, başvurucuhakkında başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun etkin pişmanlıkhükümlerinden faydalanmak istemesinin FETÖ/PDY ile iltisaklı veya irtibatlıolduğunun değerlendirilmesinde yeterli bulunduğunu kabul ederek dava konusuişlemi hukuka uygun kabul etmiştir. Daha sonra Ağır Ceza Mahkemesi başvurucuhakkında verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına kararvermiştir. Başvurucu söz konusu hususu istinaf aşamasında ileri sürmüştür.Bölge İdare Mahkemesi bu iddia hakkında herhangi bir değerlendirme yapmaksızınistinaf başvurusunu reddetmiştir.
2. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanmahakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır (daha genişdeğerlendirme için bkz. Abdullah Topçu [1. B.], B. No: 2014/8868,19/4/2017, § 75). Nitekim Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir.Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia vesavunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklindeanlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermekzorunda değilse de (Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §56) mahkemelerin davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardananlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut birbiçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka birdeyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayladoğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıtverilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800,18/6/2014, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunukabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veyayanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hakihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
3. Yargılama makamlarınca gerçekleştirilen araştırma veincelemeler neticesinde tespit edilen hususların hukuki güvenlik ve belirlilikilkelerini temin edecek ve keyfî uygulamaların önüne geçecek şekilde somutolayın özelliği dikkate alınarak gerekçeli kararda ortaya konulmasıgerekmektedir. Bu kapsamda sadece şeklî anlamda bir gerekçenin varlığı yeterliolmayıp gerekçenin aynı zamanda makul olması da aranmaktadır. Makul gerekçedenanlaşılması gereken, mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olgularınkanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanmasıve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmada kullandığıtakdir yetkisinin sebeplerini ortaya koymasıdır.
4. Mahkeme başvurucunun FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmasuçundan başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alındığına ve etkinpişmanlık hükümlerinden faydalanarak ifade verdiği bilgisine kararında yervermiştir. Başvurucunun etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasını iseFETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisak hususunda değerlendirme açısındanyeterli olduğu kanaatine vararak dava konusu işlemi hukuka uygun kabuletmiştir. Bölge İdare Mahkemesi de Mahkeme ile aynı görüşü paylaşarak istinafistemini reddetmiştir.
5. Yargılama mercilerince varılan sonuca hangi nedenleulaştığını ve delillerin değerlendirilmesini başvurucu ve üçüncü kişilertarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçe ileortaya koymuştur. Zira terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturmakapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan bir kişinin terör örgütüile hiçbir irtibatının olmadığını söylemek imkansızdır. Yargılama mercileri deanılan durumu yorumlayarak başvurucu hakkında idare tarafından yapılandeğerlendirmenin hukuka aykırı olmadığı sonucuna varmıştır. Mahkemelerinyaptığı yorum hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasına yönelik olup bariztakdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir unsur içermediğianlaşılmaktadır. Başvuru konusu olayda yargılamanın esasına tesir edernitelikte karşılanmayan bir iddia bulunmadığından gerekçeli karar hakkınınihlal edilmediği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetininaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
6. Ayrıca başvurucu hakkında suçlayıcı bir ifadekullanılmadığından masumiyet karinesinin zedelendiği bir durumdan dabahsedilemeyecektir. Zira masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dairkesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvencealtına alır. Masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus kamu makamlarınınişlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dilnedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafındanhenüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyetvermemeleridir (Galip Şahin [1. B.], B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 47).
7. Somut olayda Mahkeme başvurucunun etkin pişmanlıkhükümlerinden faydalanmasının idare tarafından değerlendirilmesininhukukiliğini ortaya koymuştur. Başvurucunun suçlu olduğuna yönelik bir ithamınbulunmadığı, suç vasfının ve mahiyetinin tartışılmadığı, yalnızca somut olayınişlem tarihindeki koşullar dikkate alınarak mevzuat bağlamında idari yöndendeğerlendirildiği ve tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu yönünde hüküm kurulduğuanlaşılmaktadır. Bu nedenle somut olayda masumiyet karinesine ilişkin birihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmaktadır.
8. İzah edilen bu nedenlerle çoğunluğun adil yargılanmahakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine dair görüşüneiştirak mümkün olmamıştır.
Üye
Muhterem İNCE