TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERKAM ABDURRAHMAN AK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/8515)
Karar Tarihi: 28/9/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Erkam Abdurrahman AK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğaitirazın etkin olarak kullanılamaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/5/2014 tarihinde Ankara 2 NoluF Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuruformu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurununKomisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 18/12/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 25/12/2014tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşıbeyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/2120Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında Sincan 2. SulhCeza Mahkemesinin 3/5/2012 tarihli ve 2012/59 Sorgu sayılı kararı ilehırsızlık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, dolandırıcılık ve resmî belgedesahtecilik suçlarından tutuklanmıştır.
9. Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 24/4/2013 tarihli veE.2013/3438 sayılı iddianamesiyle başvurucunun hırsızlık, dolandırıcılık, resmîbelgede sahtecilik ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarını işlediğindenbahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesine kamu davasıaçılmıştır.
10. Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/5/2013 tarihli veE.2013/171, K.2013/103 sayılı kararı ile davaya bakma hususunda Ankara AğırCeza Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir.Mahkeme aynı kararda başvurucunun tutukluluğunun devamına da karar vermiştir.
11. Dava dosyasının gönderildiği Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi2/8/2013 tarihli ve E.2013/297, K.2013/267 sayılı kararı ile davaya bakmahususunda Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili oluğundan bahisle (karşı)yetkisizlik kararı vermiştir. Mahkeme aynı kararda tutukluluğun devamına dakarar vermiştir.
12. Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi ile Ankara 1. Ağır CezaMahkemesi arasındaki yetki uyuşmazlığının giderilmesine ilişkin olarak Yargıtay5. Ceza Dairesinin 2/10/2013 tarihli ve E.2013/12967, K.2013/9615 sayılı ilamıile Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasına kararverilmiştir.
13. Yargıtay 5. Ceza Dairesi ilamı sonrasında dava, Sincan 2.Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/279 sayısını almış olup Mahkemece 6/5/2014tarihli celsede başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.
14. Başvurucu 8/5/2014 tarihinde karara itiraz etmiş ancakSincan 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/5/2014 tarihli ve 2014/1594 Değişik İşsayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.
15. Anılan ret kararı 22/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 28/5/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. Başvurucunun yargılandığı davada Sincan 2. Ağır CezaMahkemesince 21/8/2014 tarihli celsede tutukluluğun devamına karar verilmiş,başvurucunun anılan karara yönelik itirazı Sincan 3. Ağır Ceza Mahkemesinin10/9/2014 tarihli ve 2014/2320 Değişik İş sayılı kararı ile kabul edilerekbaşvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Başvurucu aynı tarihte (10/9/2014)tahliye edilmiştir.
18. Başvurucu hakkındaki dava, hâlen İlk Derece Mahkemesindederdesttir.
B. İlgili Hukuk
a. Kanun Metinleri
19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenarbaşlıklı 101. maddesinin (1), (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustakibir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
...
(5) Bu madde ile 100 üncümadde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."
20. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheliveya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinindevamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararınaitiraz edilebilir."
21. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:
"103 ve 104 üncümaddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç güniçinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bukarar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiiningörüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
22. 5271 sayılı Kanun'un"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıylatutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından daistenebilir."
23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve herhâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içindetazminat isteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağırceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemleilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağırceza mahkemesinde karara bağlanır."
b. Yargıtay Kararları
25. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29/2/2016 tarihli veE.2015/2851, K.2016/3143 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ... müvekkili olan davacıhakkında 2009 yılında başlayan kovuşturmanın devam ettiğini ve davacının(sanığın) 5 yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama vetutukluluk halinin yasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbirolması kuralının ihlal edildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasınabaşvurulmadan tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiğini, maktu ve esasaetkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacınınmanevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın141/1-a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
...
... Somut olayda tazminat isteminin haklı olupolmadığı irdelemesini yapacak olan mahkemenin temel amacı, tutukluluğun hukukaaykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunupbulunmadığının tespitidir...
Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesinedeniyle açılacak tazminat davalarında dayanak mahkeme kararının kesinleşmesibeklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulunun aranmayacağı da dikkatealınarak bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle ... tarihinde tutuklanan vedosyaya fotokopisi sunulan ve dosya içerisine alınan bir kısım kararlara göretutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/l-a-d maddeleri gereğince uzun süre tutuklulukhalinin sürdürülmesi gerekçelerinin, makul sürede hakkında karar verilipverilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıpkazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturmakapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerininincelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, tazminat talebinin dayanağıolan ceza dava dosyasının celp edilip soruşturma ve kovuşturma kapsamıayrıntılı olarak incelenip bu hususa ilişkin ayrıntılı dosya inceleme tutanağıda düzenlenerek, özellikle davacı (sanık) hakkında düzenlenmiş olan yakalama,gözaltı ve ifade tutanakları, tutuklama kararı, tüm tutuklama incelemetutanakları, tutuklama ve tahliye müzekkereleri ile iddianameler başta olmaküzere ilgili bütün karar, tutanak ve belgelerineksiksizve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri dedosya içine alınarak yargılamaya konu olayın, savcılık ve mahkemece yapılanişlemlerin kapsamı ve niteliği ile soruşturma aşamasından itibaren yargılamasüreci boyunca geçirilen tüm safhalar belirlenip göz önünde bulundurularak,davacının taleplerinin incelenmesi ve ... somut olayda beş yıllık azamitutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınarak tutukluluğun yasaldayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreciyönünden makul sürenin aşıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerektiğigözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde davanın reddinekarar verilmesi"
26. Aynı Dairenin 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ... müvekkilinin yakalanmaanından itibaren yaklaşık 16 ay tutuklu bir vaziyette, hakim karşısınaçıkarılmayarak çok uzun süre tutuklulukta kaldıktan sonra duruşmaya çıkarılmışolması nedeniyle CMK’nın l41/l-d maddesindeki makulsürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmamış olması nedeniyle ... manevitazminatın ... verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan inceleme vedeğerlendirme sonunda ... 'davacı (sanık) hakkında yapılan yargılamanın devam ettiğini,CMK’nın 142/1. maddesi gereğince karar ve hükümlerinkesinleşmesi şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle' dava dilekçesininCMK’nın142/4. maddesi gereğince reddine karar verilmiş ...
...
Bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle ...tarihinde tutuklanan tutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı)hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddelerigereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin ve makulsürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevitazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındakisoruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzunsürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında,öncelikle tazminat istemine konu olan dayanakdosyadakiiddianame, davacıya (sanığa) ait tutuklama kararları, tutuklama incelemetutanakları, davacı (sanık) ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip davacınıntaleplerinin incelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve ... soruşturma vekovuşturma sürecinde tutukluluğun yasal dayanağının kalıp kalmadığı dairdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreci yönünden makul süreninaşıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddinekarar verilmesi"
27. Aynı Dairenin 29/9/2015 tarihli ve E.2015/201, K.2015/13994sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ...davacı ile ilgili yapılan soruşturmada tutuklamanın bir tedbir olması kuralınınihlal edildiği, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan 4 senesüreyle tutuklama tedbirine maruz bırakıldığı, tutuklama tedbirinin uzun süredevam ettiği, maktu gerekçeler ve klişe laflarla esasa etkili olmayangerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğü ... nedenleri ile CMK’nın 141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminattalebinde bulunmuş olup, mahkemece 'davacının CMK’nın102/2 maddesine göre 5yıllık uzun tutukluluk süresinden daha az süre tutuklukaldığı, tutuklulukta geçen sürenin makul olduğu gerekçesiyle' davanın reddinekarar verilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın;'Tazminat istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde, bir kısım tazminatnedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıyla ilgili bir kararınverilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla bunedenleredayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerek bulunmadığı yasal düzenlemedenaçıkça anlaşılmaktadır. Örneğin, gözaltı süresi yasada açıkça belirtilmiş olup,yasadaki bu süre içinde hakim önüne çıkarılıp,çıkarılmadığının saptanmasının davanın esasıyla herhangi bir ilgisi bulunmadığıgibi bu konudaki talep ile ilgili olarak karar verilmesi için davanın esasıhakkında karar verilmesine de gerek bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde, kanunîhakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteğiyerine getirilmeden tutuklanan, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makulsürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan, yakalama veya tutuklamanedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemenolanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, yakalanmaları veyatutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, ya da hakkındaki arama kararı ölçüsüzbir şekilde gerçekleştirilen kişilerin tazminat istemleri konusunda, asıldavada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesinegerek bulunmamaktadır. Zira bu talepler, asıl davanın sonucunu etkileyici veyaasıl davanın sonucuna bağlı talepler değildir.
Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesinedeniyle açılacak tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararınınkesinleşmesi beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulu daaranmayacaktır...
...
Dosya kapsamı itibariyle ... sanık (davacı)hakkında5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddelerigereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin vedolayısıyla manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesibakımından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamının incelenmesi,soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesigerektiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle tazminat istemine konu olansoruşturma dosyasındaki iddianame, davacıya ait tutuklama kararlarıtutukluluğun devamına dair kararlar ve tutuklama inceleme tutanakları, davacıile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip incelenerek davacının taleplerininincelenmesinden sonra karar verilmesi gerekirken eksik kovuşturmaya dayalıolarak hüküm kurulması"
28. Aynı Dairenin 28/9/2015 tarihli ve E.2014/22510,K.2015/13907 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ... davacının (sanığın) 5yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama ve tutukluluk halininyasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlaledildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan tutuklamatedbirinin uzun süre devam ettiğini, 'matbu gerekçeler ve klişe' laflarla esasaetkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacınınmanevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın 141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece tensiben yapılan incelemede '... davacı (sanık) hakkındayapılan yargılamanın devam ettiğini, CMK’nın 142/1.maddesi gereğince karar ve hükümlerin kesinleşmesi şartının gerçekleşmediğigerekçesiyle' davanın reddine karar verilmiş olup ...
5271 sayılı CMK’nıntazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veyahükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmış ve Kanundaki bu düzenlemenedeniyle, tazminat istemine konu davaların esasıyla ilgili verilen kararlarınkesinleşmesi veya verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarınkesinleşmesinden itibaren dava açma süresinin başlayacağı kabul edilmiş,yerleşik uygulama bugüne kadar da bu şekilde sürdürdülmüştür.
Ancak; 5271 sayılı CMK’nın;'Tazminat istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde,birkısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıylailgili bir kararın verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı dolayısıyla bunedenlere dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerekbulunmadığı yasal düzenlemeden açıkça anlaşılmaktadır.
...
Tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyle açılacaktazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeyeceğigibi, davacının beraat etmesi koşulu da aranmayacaktır. Bu çerçevede ... sanık(davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,dmaddeleri gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin vedolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesiaçısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturmave kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğininanlaşılması karşısında, öncelikle tazminat istemine konu olan dayanak dosyadakiiddianame, davacıya (sanığa) ait tutuklama kararları, tutuklama incelemetutanakları, davacı (sanık) ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip davacınıntaleplerinin incelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve ... somut olayda beşyıllık azami tutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınaraktutukluluğun yasal dayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali veyargılama süreci yönünden makul sürenin aşıldığı iddiasınındeğerlendirilmesindensonra sanığın tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılıgerekçeyle davanın reddine karar verilmesi"
29. Aynı Dairenin 16/6/2015 tarihli ve E.2014/6167, K.2015/10867sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ... davacı ile ilgiliyapılan soruşturmada tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlal edildiği,başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan 4 sene süreyle tutuklutedbirine maruz bırakıldığı, tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiği, maktugerekçeler ve klişe laflarla esasa etkili olmayan gerekçelerle tutuklulukdurumunun sürdürüldüğü ... nedenleri ile CMK’nın141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuş olup,mahkemece 'davacının makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkartılarakyargılamasının yapıldığı bu nedenle CMK’nın 141. ve142. maddeleri gereğince şartların oluşmadığı gerekçesiyle' davanın reddinekarar verilmiştir.
...
... tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyleaçılacak tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının kesinleşmesibeklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulu da aranmayacaktır. Buçerçevede,
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerindeaçıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine,gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarınınreddine, ancak;
Dosya kapsamı itibariyle ... sanık (davacı)hakkında5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddelerigereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin vedolayısıyla manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesibakımından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamının incelenmesisoruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesigerektiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle tazminat istemine konu olansoruşturma dosyasındaki iddianame, davacıya ait tutuklama kararları tutukluluğundevamına dair kararlar ve tutuklama inceleme tutanakları, davacı ile ilgilitutanak ve belgeler getirtilip incelenerek davacının taleplerinin incelenmesigerektiğinin düşünülmemesi"
30. Aynı Dairenin 8/6/2015 tarihli ve E.2014/23346, K.2015/10032sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekilinin ... davacı hakkında herdefasında kanundaki ibarelerin tekrar edilmesi suretiyle tutukluluk halinindevamına karar verildiğini, tutuklamanın koruma tedbiri olduğu kuralının ihlaledildiğini ve davacı hakkında makul sürede karar verilmediğini belirterek CMK'nın 141. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (d) bendleri uyarınca manevi tazminat talebinde bulunduğudikkate alındığında, tazminat davasının dayanağı olan ceza dava dosyasının celpedilip, incelenerek denetime olanak verecek şekilde davacı ile ilgilievrakların onaylı suretleri dosyaya konularak, davacının manevi tazminata hakkazanıp kazanmadığının belirlenmesi ve CMK'nın 142/7.maddesi gereğince, tarafların duruşmadan haberdar edilerek duruşmalı olarak kararverilmesi gerektiğinin gözetilmemesi"
31. Aynı Dairenin 9/3/2015 tarihli ve E.2014/15450, K.2015/4363sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı (sanık) vekili ... 5271 sayılı CMK’nın 102/2. maddesi gereğince tutukluluğun azami süresiolan beş yıllık süre 28.09.2012 tarihinde dolduğu halde, tahliye taleplerininreddedildiği ve Anayasa Mahkemesine yapmış oldukları bireysel başvuru talebininkabul edilerek hak ihlali kararı verilmesine rağmen davacının (sanığın) halentahliye edilmediği gerekçesi ile ... maddi ... manevi tazminat talebindebulunmuş olup, mahkemece yapılan inceleme sonunda tazminat talebinin dayanağıolan ceza dava dosyasında davacının (sanığın) mahkumiyetine hükmedildiği vehükmün henüz kesinleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın142/1. maddesi gereğince reddine dair, hükmüne yönelik olarak yapılanincelemede;
...
davacının koruma tedbirine konu ceza davasındatutuklu kaldığı süre yönünden ve konuya ilişkin AİHM'in[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin] tutukluluk konusunda benimsediği ilkelere bakıldığında; davanınkapsamı, dosyadaki delillerin çokluğu, sanıklara yüklenen suçların sayısı veniteliği, sanıkların sayısı ve davanın karmaşık olması durumunun tutukluluksüresinin makul olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate aldığı gibiözellikle organize suçlar bakımından ve ayrıca olayın istisnai koşullarının,karmaşıklığının, başvurucunun kovuşturulmasına neden olan eylemin ağırlığınınbaşvurucunun kaçma ihtimalinin de AİHM tarafından dikkate alındığıgörülmektedir.
Somut olayda davacının (sanık) diğer 49sanıkla birlikte yakalandığı, atfedilen suçların ciddi ve ağır olduğu, davacı(sanık) hakkında 13 kez çıkar amaçlı silahlı suç örgütü üyesi olma, bir keznitelikli yağma, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen adam öldürme suçuna iştirak,bir kez tehdit etme, bir kez kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve bir kez deruhsatsız silah bulundurma suçlarından yargılama yapıldığı, yargılandığısuçların niteliği, özellikle eylemlerin sayısı, sanık sayısı ve eylemlerinniteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi dikkate alındığında, AİHMtarafından tutukluluk ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesi olarak'delillerin durumu' ifadesinin ciddi suç göstergelerinin varlığının devamlılığıhususunda bir etken olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somutolayda yargılamanın özenli yürütülmediğine ilişkin somut veriler bulunmadığıgibi böyle bir iddia da ileri sürülmemektedir. Sadece tutukluluğun uzunluğunailişkin itiraz ve serbest bırakmaya ilişkin talepler herhangi bir belgeyedayalı olmayıp buna karşın mahkemenin dayanılan delillere göre atılı suçlarınişlendiğine ilişkin kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinin varlığınındevamına ilişkin gerekçesininolay veolgularadayandırılmış olması karşısında,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerindegösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşankanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; mahkemeceyukarıdaaçıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın reddi yerine, tazminat talebinindayanağı olan ... beraat hükmünün henüz kesinleşmediği gerekçesi ile davanınreddine karar verilmesi gerekçesi itibariyle hatalı ancak sonucu itibariyledoğru olduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istemeuygun olarak ONANMASINA"
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
33. Başvurucu, tutuklu olarak yargılandığı davada verilenyetkisizlik kararları nedeniyle tutukluluk süresinin uzadığını, yeterligerekçe olmadan ve Cumhuriyet savcısı ile kendisininya da müdafiinin görüşü alınmadan tutukluluğundevamına karar verildiğini, hakkındaki suçlamalar ile ilgili evrakın tarafınaverilmesi taleplerine cevap verilmediğini veya farklı evrak verildiğinibelirterek Anayasa'nın 17., 19. ve 67. maddelerinin ihlal edildiğini ilerisürmüş ve tahliyesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tutukluluğun uzun sürdüğü vemakul süreyi aştığına ayrıca Cumhuriyet savcısı ile kendisinin ya da müdafiinin görüşü alınmadan tutukluluğun devamettirildiğine ve suçlamaya ilişkin evrakın kendisine verilmediğine yönelenşikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyetive güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
1. İtiraz Hakkının EtkinOlarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
35. Başvurucu, Cumhuriyet savcısı ile kendisinin ya da müdafiinin görüşü alınmadan tutukluluğun devamettirildiğini ve suçlamaya ilişkin evrakın kendisine verilmediğini ilerisürmüştür.
36. Bakanlık görüşünde yargılama aşamasında üzerine atılısuçlamanın başvurucuya anlatıldığı, başvurucunun Mahkemeye sunduğu dilekçelerintutukluluğa itiraz mahiyetinde olduğu ve Mahkemece işleme konulduğu belirtilmiştir.
37. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkradaöngörülen bu usulde adil yargılanma hakkının bütün güvencelerini sağlamakmümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarına uygun somut güvencelerinyargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
38. Tutukluluk hâlinin devamının veya serbest bırakılmataleplerinin incelenmesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerine riayet edilmelidir (Hikmet Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, § 30).
39. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usulhakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir. Taraflardan birine tanınıp diğerine tanınmayan avantajın fiilenolumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliğiilkesi ihlal edilmiş sayılır (BülentKarataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 70).
40. Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava malzemesihakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını, bu nedenletarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir.Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği ilkesi ile yakından ilişkiliolup bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir. Zira çelişmeli yargılamailkesinin ihlal edilmesi durumunda davasını savunabilmesi açısından taraflararasındaki denge bozulacaktır (BülentKarataş, § 71).
41. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklanantemel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde yapılanduruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:2012/1158, 21/11/2013, § 66). Kişibu haktan düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talepedebilmelidir.
42. Tutukluluk hâline karşı yapılan her itirazda veya hertahliye talebinin değerlendirilmesinde duruşma yapılması ceza yargılamasısistemini işlemez hâle getirebilecektir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörüleninceleme usulüne ilişkin güvenceler, duruşma yapmayı gerektirecek özel birdurum olmadığı sürece, tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için her durumdaduruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73).
43. Tutukluluğa ilişkin inceleme usulünün belirlendiği 5271sayılı Kanun'un 104. ve 105. maddelerinde, şüpheli veya sanığın soruşturma vekovuşturma evrelerinin her aşamasında herhangi bir süre beklemeksizinsalıverilmesini talep edebileceği, bu kişilerin salıverilme istemleri kararabağlanırken duruşmada karar verilecek ise merciince Cumhuriyet savcısı,şüpheli, sanık veya müdafiin görüşünün alınacağıancak duruşma dışında bu karar verilirken anılan kişilerin görüşlerininalınmayacağı belirtilmiş; aynıKanun'un 108.maddesinde de soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içindeve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekipgerekmeyeceği hususunda şüpheli veya müdafiidinlenilmek suretiyle karar verileceği düzenlenmiştir. Buna göre tutukluluğailişkin incelemenin duruşma açılması suretiyle yapılması hâlinde şüpheli,sanık veya müdafiinin dinlenmesi gerekmektedir.AynıKanun'un 101. maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre ise resen ya da talep üzerinetutukluluk hakkında verilmiş tüm kararlar itiraza konu olabilmektedir.
44. Öte yandan 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin(3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü'nün 59. maddesinin ilgilifıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak vedayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun,kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğühak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini,dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararlarınneler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesindekamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dairolayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındakihak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkingerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (VeliÖzdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
45. Somut olayda başvurucu, başvuru formu ve eklerinde,suçlamaya ilişkin hangi belgelerin kendisine verilmediğini, bu yöndeki hangitalebinin adli makamlarca ne şekilde yerine getirilmediğini, ayrıcatutukluluğun devamı kararlarından hangisine veya hangilerine ilişkin olarakkendisinin ya da müdafiinin görüşünün alınmadığınıbildirmemiştir. Öte yandan UYAP üzerinden yapılan incelemede de başvurucununüzerine atılı ve tutuklanmasına karar verilen suçlamalara ilişkin belgeisteminde bulunduğuna dair kayda rastlanmamıştır. Bu nedenle başvurucununkendisinin ve müdafiinin görüşü alınmadantutukluluğun devam ettirildiği şikâyetine ilişkin olarak bireysel başvuruyakonu ettiği Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/279 sayılı dosyasındaverilen 6/5/2014 tarihli tutukluluğunun devamı kararı ile sınırlı birdeğerlendirme yapılmıştır.
46. Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesince 6/5/2014 tarihinde yapılanduruşmada, duruşmaya katılan Cumhuriyet savcısının başvurucunun da aralarındaolduğu bir kısım sanığın tutukluluğunun devamına karar verilmesi yönünde görüşbildirdiği, başvurucunun (diğer sanıklarla birlikte) sözlü olarak tahliyesinekarar verilmesini talep ettiği, Mahkemece başvurucunun ve diğer tutuklusanıkların tutukluluk hâlinin devamına karar verildiği görülmektedir. Kaldı kibaşvurucunun yargılandığı davada 16/1/2014 ve 13/3/2014 tarihli celselerde deMahkemece tutukluluğun devamına karar verilirken başvurucunun ve müdafiinin tahliye talebini sözlü olarak Mahkemeye ilettiğianlaşılmaktadır. Buna göre başvurucunun görüşü alınmadan tutukluluğun devamettirildiği ya da tutuklu olduğu suça ilişkin belgelere erişim talebininsonuçsuz bırakıldığı dolayısıyla tutukluluğa ilişkin itiraz hakkının etkisizkılındığı veya silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerini ihlaledildiği söylenemez.
47. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğa itirazhakkının etkin olarak kullanılamadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalinolmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
48. Başvurucu, tutuklu olarak yargılandığı davada verilenyetkisizlik kararları nedeniyle tutukluluk süresinin uzadığını, yeterligerekçe olmadan tutukluluğun devamına karar verildiğiniileri sürmüştür. Başvurucunun anılan şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesininyedinci fıkrası kapsamında tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığı yönündenincelenmesi gerekmektedir.
49. Bakanlık görüşünde, başvurucunun anılan iddiaları yönündenAnayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerineatfen görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
50. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
51. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
52. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuruyolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
53. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolmaları yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarınınkanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
54. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanunauygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzurunaçıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin maddi vemanevi her türlü zararlarını Devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerinbu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikteaynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabileceği belirtilmektedir.
55. Anayasa Mahkemesi içtihadında, tutukluluğun kanundaöngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireyselbaşvurularda asıl davanın sonuçlanmamış olması hâlinde 5271 sayılı Kanun'un141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olmadığı belirtilmekle birlikte (Ramazan Aras, § 36; Burak Döner, B. No: 2012/521, 2/7/2013, §35) bireysel başvuruda bulunduktan sonra asıl davanın sonuçlandığı ve ilkderece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği durumlarda anılan hukukyolunun etkili olduğu ve tüketilmesi gerektiği ifade edilmiştir (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§34-50).
56. Mahkemenin, asıl davanın sonuçlanmadığı durumlarda, 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunun hangi şikâyetleryönünden tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirlerken bukonudaki Yargıtay içtihatlarına atıf yaptığı görülmektedir (Gözaltı süresininaşıldığı iddiası bakımından Hidayet Karaca[GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, § 60; hukuka aykırı olarak gözaltınaalınıldığı iddiası bakımından Günay Dağ vediğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, § 145; müdafii hazır olmadan tutuklama kararı verildiği iddiasıbakımından Adem Gedik, B. No:2013/2950, 14/10/2015, § 36; yakalama nedenlerinin bildirilmediği iddiasıbakımından Deniz Özfırat,B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 49).
57. Yine Mahkemece, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindekitazminat yolunun, tutukluluğa ilişkin şikâyetler bakımından asıl davanınsonuçlanmadığı hâllerde bireysel başvuru öncesi tüketilmesi gereken etkili birhukuk yolu olmadığı sonucuna varılırken (ilgili başvurularda Bakanlık görüşündebelirtilen) Yargıtay içtihatlarının bahse konu yolun etkili olduğuna yönelikörnek teşkil etmediği ifade edilmiştir (RamazanAras, § 35; Burak Döner, §34).
58. Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun dile getirdiğitutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası bakımından 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olup olmadığını değerlendirirken yukarıda yerverilen Yargıtay kararlarını (bkz. §§ 25-31) ve bu itibarla konuya ilişkinAnayasa Mahkemesi içtihadının oluştuğu tarihten sonra yakın dönemde yerleşikbir hâl alan Yargıtay uygulamasını dikkate alacaktır. Anılan Yargıtaykararlarından anlaşılacağı üzere tutuklamanın uzun sürmesi ve dolayısıylatutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aşması nedeniyleaçılacak tazminat davalarında, asıl davanın sonuçlanması ya da bu davadaverilecek kararın kesinleşmesi beklenmeden 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesihükümlerine göre tazminat talep edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarlaAnayasa Mahkemesinin tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve/veya makulsüreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda, asıl davanınsonuçlanmadığı tüm hâllerde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülentazminat yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili birhukuk yoluolmadığı yönündeki (Ramazan Aras ve Burak Döner kararlarında ilkelerini belirttiği)içtihadından ayrılması gerekmektedir.
59. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen süreninbaşlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda butarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonuise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesincehüküm verildiği tarihtir (Murat Narman,B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).
60. Suç isnadına bağlı olarak tutuklanan kişinin tahliyesinekarar verilmesi ya da ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine karar verilmesihâlinde, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığıiddiasıyla yaptığı bireysel başvuruda ihlal sonucuna varılsa da bu sonucunbaşvurucunun kişinin kişisel durumuna bir etkisinin olması mümküngörünmemektedir. Zira bu durumda kişinin suç isnadına bağlı olarakhürriyetinden yoksun bırakılması sona erdiğinden tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı yönündeki bir tespit ve ihlal kararıhürriyetinden yoksun bırakılan kişinin serbest kalmasına tek başına imkânvermeyecektir. Dolayısıyla bireysel başvuru kapsamında verilecek muhtemel birihlal kararı ancak başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi sonucunudoğurabilecektir.
61. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 10/9/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada da incelenebilir. Nitekim yukarıda değinilen Yargıtay kararları, bukapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın esasının sonuçlanmasına gerekolmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemecebaşvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uyguntelafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
62. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireyselbaşvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
.V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İtiraz hakkının etkin olarak kullanılamadığına ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makulsüreyi aştığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.