TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERMAN ERGİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2680)
Karar Tarihi: 27/10/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M.Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Erman ERGİN
Vekili
:
Av. Okan YILDIZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerletutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğun devamı kararına yapılanitiraz incelemesinde savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyleAnayasa'nın 19. Maddesindeki hakların ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/2/2014 tarihinde İstanbul 14. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/6/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık başvuru hakkında görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen birsoruşturma kapsamında 4/10/2011 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış,silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İstanbul 15. Ağır Ceza MahkemesiHakimliğince 7/10/2011 tarihinde tutuklanmıştır.
7. Başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının19/3/2012 tarihli ve E.2012/159 sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüneüye olma, terör örgütünün propagandasını yapma, 6/10/1983 tarihli ve 2911sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet, terör örgütünebilerek ve isteyerek yardım etme suçlarındancezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
8. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi E.2012/48 sayılı dosyakapsamında 10/4/2012 tarihinde yaptığı tensiple yargılamaya başlamış vebaşvurucu ile diğer tutuklu sanıkların üzerlerine atılı suçun vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu, tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesialtında bulunmaları ve üzerilerine atılı suçunkatalog suçlardan olması sebebiyle tutukluluk hâllerinin devamına kararvermiştir.
9. Mahkeme 20/12/2013 tarihli celsede başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir.
10. Başvurucu vekilinin 27/12/2013 tarihli dilekçe ile duruşmadaverilen tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz etmesi üzerine itirazıinceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet savcısının mütalaasınıaldıktan sonra vermiş olduğu 14/1/2014 tarihli ve 2014/10 Değişik İş sayılıkararında "Sanıkların üzerine atılısuçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, iddianamede gösterilen sevkmaddelerinin alt ve üst sınırı, suç ve tutuklama tarihine nazaran kaçmaşüpheleri devam ettiğinden, delilleri karartma ihtimali bulunduğundan bunedenlerle koruma tedbirlerinin de uygulanması yeterli olmayacağından,tutuklama sebeplerinin kalkmadığından ve tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerininsanıklar açısından yetersiz kalacağı göz önüne alınarak İstanbul 15. Ağır CezaMahkemesinin kararın yerinde olduğu ..." gerekçesiyle itirazınreddine karar vermiştir.
11. Ret kararı başvurucuya 30/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiş vebaşvurucu süresi içerisinde 26/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
12. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi 11/3/2014 tarihli veE.2012/48, K.2014/86 sayılı kararıyla 6/3/2014 tarihli ve 6526 sayılı TerörleMücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına dair Kanun'un 1. maddesi uyarınca görevsizlik kararı vermiştir.
13. Görevsizlik kararı üzerine dava İstanbul 3. Ağır CezaMahkemesinin 2014/134 sayılı esasına kaydedilmiş olup yargılama devametmektedir.
14. Başvurucu 26/3/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.
B. İlgili Hukuk
15. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun100. maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanıkhakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma, hususlarındakuvvetlişüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususundakuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
…
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine KarşıSuçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)
…
(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veyahapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararıverilemez.”
16. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesi şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinindevamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararınaitiraz edilebilir.
(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar,bölge adliye
mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosyaüzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sende verilebilir. "
17.5271 sayılı Kanun’un 105. maddesi şöyledir:
"(1) 103 ve 104 üncümaddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç güniçinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.
(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyetsavcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşüalınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
18. 5271 sayılı Kanun’un270. maddesi şöyledir:
" (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ilecevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafabildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğündebunların yapılmasını da emredebilir.
(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.)101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısındangörüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiinebildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içindegörüşünü bildirebilir."
19. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve herhâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içindetazminat isteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağırceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemleilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağırceza mahkemesinde karara bağlanır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinde 7/10/2011tarihinden beri tutuklu olarak yargılandığını, 20/12/2013 tarihli duruşmadatutukluluk hâlinin devamına karar verildiğini, bu karara yaptıkları itirazıinceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin savcılık makamından mütalaaaldığını, silahların eşitliği ilkesi gereği mütalaanın kendisine tebliğedilmesi gerekirken tebliğ edilmediğini,yargılamayıyapan ve itiraz üzerine karar veren mahkemelerin tutukluluk hâlinin devamınakarar verirken şablon gerekçelere yer verdiğini, bu yönüyle tutukluluğun makulsüreyi geçtiğini belirterek, Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan özgürlük vegüvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tahliye ve tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun makul süreyi aşmasıve tutukluluğun devamı kararınaitiraz incelemesindesavcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniylekişiözgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenlebaşvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası ve sekizincifıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
1- Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
24.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır."
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir."
26. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önündeileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözümekavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlindebaşvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
27. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarınınkanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
28. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanunauygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzurunaçıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi vemanevi her türlü zararlarını Devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerinbu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikteaynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabileceği belirtilmektedir.
29. Anayasa Mahkemesince son dönemde verilen kararlardatutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıylayapılan bireysel başvurularda, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylabaşvurucu tahliye edilmiş veya ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûmiyetinekarar verilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğu belirtilmiştir (bkz. Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016,§§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500,29/9/2016, §§ 33-45).
30. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 26/3/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun, tutukluluğun Kanun'daöngörülen azami süreyi ve makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir. NitekimAnayasa Mahkemesi içtihatları, bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanınesasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacakdava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun Kanun'da öngörülen azami süreyive/veya makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvuruculehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun bireysel başvuruya konuettiği iddialarına ilişkin olarak, yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b.İtiraz İncelemesinde Cumhuriyet SavcısınınGörüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılanitiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
33. Başvurucu 20/12/2013 tarihli tutukluluğun devamı kararınakarşı yaptığı itirazın incelenmesinde itiraz merciince alınan Savcılıkgörüşünün kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.
34.Silahların eşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasınaulaşabilmesine imkân verilmesini gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet Savcısınıngörüşlerine etkili bir şekilde cevap verebilme imkânı, kural olarak başvurucuyasöz konusu görüşün bildirilmesi hâlinde mümkün olabilir. Bu gerekliliğin hangişekilde yerine getirileceğini belirlemek kanun koyucuya ait olmakla beraber,tarafların beyanlarının birbirlerine bildirilmesi ve bu beyanlara cevapverebilme imkânına sahip olmaları gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B.No:2012/1158, 21/11/2013,§77).
35. Somut olayda başvurucu İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin20/12/2013 tarihinde verilen tutukluluk hâlinin devamına dair kararına27/12/2013 tarihinde itiraz etmiştir. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi,Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşünü almış ancak bu görüş başvurucuyabildirilmemiştir. Başvurucunun Cumhuriyet Savcısının görüşüne cevap vermeimkânı olmamıştır. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk hâlinindevamına dair kararına karşı yapılan itiraz, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesince14/1/2014 tarihinde Cumhuriyet Savcısı görüşü doğrultusunda reddedilmiştir.
36.Tutukluluğa itiraz incelemesinde Cumhuriyet Savcılığındanalınan görüşün başvurucuya bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
37. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
38. Başvurucu maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
39. Başvuruda tutukluluğa itiraz incelemesinde mahkemece alınansavcılık görüşünün bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
40.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
41. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TLyargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İtiraz merciince alınan savcılık görüşünün bildirilmediğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. İtiraz merciince alınan savcılık görüşünün bildirilmediğiiddiasına ilişkin olarak Anayasanın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE tazminatailişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.