TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
EROL BALCI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/7325)
Karar Tarihi: 10/5/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Recep KAPLAN
Başvurucu
:
Erol BALCI
Vekili
:
Av. Murat BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir siyasetçiye yönelik eleştirilerden dolayıverilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ifade özgürlüğünüihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1963 doğumlu olup olaylar tarihinde İstanbul'daikamet etmektedir.
10. Başvurucu 30/12/2013 tarihinde sosyal paylaşım sitesi Twitterüzerinden, olay tarihinde Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak'ın(müşteki) Başbakan'a yönelik bazı sözleri sonrasında yazıldığı anlaşılan şupaylaşımları yapmıştır:
"Saadet Partisi Kamalaktankurtulmalı"
"Mustafa Kamalak başörtülü öğrencileridersten atan ödlek! Sen Başbakan hakkında ağzını açacak son şeysin!..."
"Mustafa Kamalak başörtülü öğrencileridersten atan ödlek! Sen Başbakan hakkında ağzını açacak son şeysin. Sus!"
"Mustafa Kamalak başörtülü öğrencileridersten atan ödlek! Sen Başbakan hakkında ağzını açacak son şeysin. Utanmadınmı?"
"Mustafa Kamalak "şer ittifak üyesimi oldu? Oluuur! O zaten başörtülü öğrencilerisınıftan atmasıyla meşhur idi."
"Mustafa Kamalak benim AtatürkÜniversitesinde hocamdı ve başörtülü kızları dersten atardı. Beni de onlar adınaprotesto yaptığım için atmıştı!"
"Madem bana müfteri dediniz internette buhususu paylaşayımo da itiraz etsin bende ispat edeyimo sınıftaki arkadaşlarım şahit"
"Saadet Partisinin Genel Başkanıbaşörtülü kızları dersten attığı günleri unutmuş. Hocam ben Erol...Hatırladınız mı ?
"Bu olay benim sınıfımda ve ben oradaykenoldu. Bilmeden konuşuyorsunuz"
"Ben itiraz edip namaz kılan bir insanınböyle bir tutum içinde olmasını kınıyorum dedim beni de dışarı çıkarmakistedi."
"Ben de siz beni atamazsınız fakat bensizi protesto ediyor ve çıkıyorum dedim..Arkamdanbir çok arkadaş da çıktı."
"Sonra beni odasına çağırdı konuşmak içinben de bayanlardan özür dilemez ise benim konuşacak bir şeyim yok dedim."
11. Müşteki bu paylaşımlara karşı, kişilik haklarına saldırıdabulunulduğu gerekçesiyle ve başvurucunun hakaret ve iftira suçlarındancezalandırılması istemiyle şikâyette bulunmuştur. Şikâyet sonucunda düzenenlenen iddianamede paylaşımlarda geçen "ödlek" ve "şer ittifakı üyesi" ifadelerininmüştekiye yönelik hakaret teşkil ettiği gerekçesiyle başvurucunun hakaretsuçundan cezalandırılması istenmiştir.
12. Yargılamayı yapan Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi 26/2/2015tarihinde başvurucunun hakaret suçundan 1.500 TL para cezası ile cezalandırılmasıve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı vermiştir. Karargerekçesinin ilgili kısımları şu şekildedir:
"... sanığın müştekiye karşı twetter hesabı üzerinden; "şer ittifakı üyesi" ve"ödlek" şeklinde paylaşımda bulunmak suretiyle; müştekinin şeref vesaygınlığına saldırdığı kanaatine ulaşılmıştır.
Sanık ve müdafisince; müştekinin siyasetçiolması sebebiyle eleştirilere daha fazla tahammül etmesi gerektiği husususavunulmuştur. Bu husus genel olarak doğru ise de;eleştiriye tahammül edilmesi gerektiği hususu tüm hakaretlerin sineye çekilmesigibi genel bir sonuç doğurmamaktadır. Diğer yandan müştekinin iddianameye konuolan kelimeleri twetter içeriklerinin tümü dikkatealındığında da yine; sanıktaki hakaret kastını ortaya koyucu mahiyettegörülmüştür."
13. Başvurucunun bu karara itirazı Ankara 7. Ağır CezaMahkemesince 10/4/2015 tarihinde reddedilmiştir. Redkararı 22/4/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 28/4/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir::
“(1) Bir kimseye onur, şerefve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnateden (...) (1) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığınasaldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ilecezalandırılır...
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü biriletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.”
B. Uluslararası Hukuk
16. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli topluverildiği bir karar için Koray Çalışkan(B. No: 2014/4548, 5/12/2017, §§ 17-23) kararına bakılabilir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 10/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu; bir siyasetçiye yönelik eleştiri mahiyetindekipaylaşımlarından dolayı verilen HAGB kararının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğiniileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, eksik inceleme yapılması, lehe olandelillerin dikkate alınmaması, kullandığı ifadelerin cımbızlama yöntemiyleseçilmesi ve iddianamede yer verilmeyen hususların derece mahkemelerincedeğerlendirme konusu yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının;emsal nitelikteki kararlara aykırı kararverilmesi nedeniyle de eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
19. Bakanlık görüşünde;
i. Anayasa Mahkemesi veAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) konuya ilişkin içtihatlarındanhareketle somut başvuruda değerlendirilmesi gereken hususun başvurucunun ifadeözgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibar hakkı arasında adilbirdengenin gözetilip gözetilmediği olduğunu,
ii. Öte yandan kişinin“belli bir olay temelinde, somut argümanlar kullanılarak ve belli bir disiplinçerçevesinde” eleştirilmesi ile “hiçbir somut argüman ve illiyet unsurubulunmaksızın hakaret içeren söz ve eylemlere muhatap olması” arasındakiayırımı sağlıklı oluşturmak gerektiğini, bu ayırım oluşturulurkenuygulayıcıların kullanacakları temel ölçütlerin “somut, rasyonel, ölçülebilirve denetlenebilir” olmasına özen göstermek gerektiğini, toplumda hâkim olanörf, gelenek, ahlak, estetik gibi değer yargılarının da bu ölçme vedeğerlendirme mekanizmasında dikkate alınması gerektiğini,
iii. Bir söz veyadavranışın “bağlamı” önemli olmakla birlikte “toplumdaki karşılığı”nında hukuki yorum ve değerlendirmelerde gözönündebulundurulması gerektiğini, bu ayırım doğru bir şekilde yapılmaz ise sosyal vesiyasal hayatta hiçbir karşılığı bulunmayan, kabul edilebilir eleştirisınırlarını aşan, hakarete varan ifadelerin hukuki koruma şemsiyesi altındameşruiyet kazanma tehlikesi bulunduğunu,
iv. Siyasal hayatta rolalan kişilere yöneltilen eleştiri daha geniş olmakla birlikte bu durumuneleştiri sınırlarını aşarak hakaret içeren söz ve ifadelerin kullanılabileceğişeklinde asla yorumlanamayacağını, dolayısıyla siyasetçilerin veya kamuoyuönünde daha fazla olan tanınmış ve meşhur kişilerin kişisel şeref ve itibarhaklarını yok edecek veya anlamsız kılacak söz veya davranışların adil dengekurulurken ifade özgürlüğü bağlamında daha fazla korumayı hak edeceği şeklindekesin bir kanaatin önyargılı bir değerlendirme olacağını,
v. Bununla birlikte somutbaşvuru kapsamında derece mahkemelerince başvurucu tarafından sarf edilensözlerin bir değer yargısı mı yoksa somut bir vaka mı olduğu konusundadeğerlendirme yapılmadığını, hâlbuki başvurucunun somut bir olayla ilgili bazıhususlar ileri sürerek bir siyasi parti genel başkanı olan müşteki hakkındabazı değerlendirmelerde bulunduğunu, sarf edilen sözler nedeniyle uygulananmüeyyidenin demokratik toplumda gerekliliği değerlendirilirken söylenensözlerin dile getirildiği ortam, söyleniş gayesi, söylenmesine sebep olanvakıalar, bir siyasetçi olan müştekinin siyasi görüşleri doğrultusunda dilegetirdiği politik duruşu ve bu kapsamda kendi yaptığı fiiller gibi hususlarıntamamının dikkate alınması gerektiğini,
vi. Ayrıca mevcutbaşvuruda şikâyete konu yaptırım kararının orantılılık açısından da incelenmesigerektiğini ifade etmiştir.
20. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, bireyselbaşvuru formundaki beyanlarını yinelemiş ve Bakanlığın kendi aleyhindekideğerlendirmelerini kabul etmediğini belirtmiştir. İlave olarak; Ankara 13.Asliye Hukuk Mahkemesinin, başvuru konusu sosyal medya paylaşımları hakkındamüşteki tarafından açılmış olan tazminat davasını, anılan paylaşımların ifadeözgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle reddettiğini ve bu karara karşımüşteki tarafından yapılan istinaf başvurusunun da reddedildiğini ifadeetmiştir.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun adil yargılanma hakkı ve eşitlikilkesi kapsamındaki iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 26. maddesikapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
22. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerinisöz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama veyayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızınhaber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
24. Başvurucu hakkında bir siyasetçiye yönelik paylaşımlarınedeniyle 1.500 TL para cezasına hükmedilmiş ve HAGB kararı verilmiştir. Sözkonusu Mahkeme kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
25. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratiktoplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
26. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindedüzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
27. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin “kanunla sınırlama”ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
28. Başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkinkararın "başkalarının şöhret veya haklarının korunması"nayönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
(a) Demokratik Toplum Düzeninin GerekleriKavramı
29. Anayasa Mahkemesi "demokratik toplum düzeniningerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kezaçıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, toplumsalbir ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır.Bu koşulları taşımayan bir tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan,B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacınbulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır.Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir.
(b) Ölçülülük
30. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi birsınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğindeolup olmadığının da incelenmesi gerekir(AYM, E.2007/4,K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK],B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; BekirCoşkun, §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar içinayrıca bkz. Tansel Çölaşan, §§54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§70-72). Bu sebeple mevcut başvuruda hükmedilen tazminatın davacının maruzkaldığı düşünülen zararıyla makul bir ölçülülük ilişkisi içinde olması gerekir.
(c) İfade ÖzgürlüğününKapsamı
31. Öte yandan Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifadeözgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi hertürlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015,§ 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017; § 40).
(d)Temel Hak veÖzgürlüklerin Kullanımında Ödev ve Sorumluluklar
32. Demokratik bir toplumda siyasetçileri eleştirme ve onlarhakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26. maddesitamamen sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Somut başvuruylabağlantılı olarak söylenecek olursa siyasetçilere yönelik eleştirilerinkişilerin itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu, kişilerintemel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklaragönderme yapan "Temel hak vehürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev vesorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26. maddeninikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğününkullanımına herkes için geçerli olan bazı "görev ve sorumluluklar"getirmektedir (Örnek kararlar için bkz. ErdemGül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, §35; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67;Önder Balıkçı, § 43). Söz konususorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünükullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesi, bir cezanın"demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığını incelerkenmeselenin bu yönünü görmezlikten gelmeyecektir.
(e) Başkalarının Şöhret veya HaklarınınKorunması
33. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifadeözgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünükullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarınınşöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişiselkimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17.maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44)Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncükişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (NilgünHalloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; AdnanOktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, § 44). Bununla beraberelbette siyasetçilerin de şöhretlerini koruma hakları vardır.
34. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleriişlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını vebunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zamanvurgulamıştır(Siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), § 58; kamusal yetki kullanan görevlilerleilgili olarak bkz. Nilgün Halloran, § 45; tanınan bir Cumhuriyetbaşsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2), § 82; tanınan ve siyasetehazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgili olarak bkz. Önder Balıkçı, § 42).
(f) İfade Özgürlüğü ile İtibarın Korunmasınıİsteme Hakkı Arasında Adil Denge
35. Anayasa Mahkemesi, önceki kararlarında başvurucunun müdahaleedilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacının müdahaleedilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengenin gözetilipgözetilmediğini değerlendirmiştir. (Nilgün Halloran, § 27; İlhanCihaner (2), § 49). Bu, soyut birdeğerlendirme değildir. Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi içinbaşvurucunun kullandığı ifadelerin türünün, kamusal tartışmalara katkı sunmakapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının,ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime yöneldiğinin, taraflarınünlülük derecelerinin ile ilgili kişilerin önceki davranışlarının ve kamuoyuile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları haklarınağırlığının değerlendirilmesi gerekir (NilgünHalloran, § 44; Ergün Poyraz (2), § 56; KadirSağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§66-73). Bunun için başvurucu tarafından kullanılan ifadelerin bağlamındankopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, §52; Önder Balıkçı, § 45).
36. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirlibir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinindenetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir “kısıtlama”nınifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı hususuna karar vermede yetki sahibiolan iç hukuktaki son mercidir.
37. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirkenderece mahkemelerinin yerini almak değil fakat söz konusu yargı mercilerinintakdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi ileuyumlu olup olmadığını denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, başvuru konusu olanmüdahalenin “gözetilen meşru amaçla orantılı” olup olmadığını ve bunu haklıgöstermek için ulusal makamlar tarafından ortaya konan gerekçelerin “ilgili veyeterli” görünüp görünmediğini tespit edebilmek amacıyla söz konusu müdahaleyidavanın bütününe bakarak değerlendirecektir.
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
38. Başvuru konusu olayda sade bir vatandaş olan başvurucu, birsiyasi parti genel başkanı olan müştekiye yönelik ifadeleri nedeniyle adli paracezası ile cezalandırılmış ve başvurucunun hakkında HAGB kararı verilmiştir.
39. Eldeki başvurunun çözümlenmesinde gözönündetutulması gereken ilk hususmüştekinin toplumsalkonumudur. Müşteki, kamuoyu tarafından yakından tanınan ve takip edilen birsiyasetçi olup aynı zamanda olay tarihinde Saadet Partisi genel başkanıkonumundadır. Başvurucu da, başvuruya konupaylaşımlarını ülkeyi yönetmeye talip olan müştekiyi eleştirmek amacıylayaptığını ileri sürmektedir.
40. Bu sebeple eldeki başvuruya konu olayın taraflarından biriolan müştekinin kendisine yönelik eleştirilere sade vatandaşlara göre dahafazla hoşgörü göstermesi gerekir.
41. Öte yandan başvuruya konu olay, tarafların yaşamının diğerbireylere kapalı ve mahrem alanına ilişkin değildir. Başvuruya konu paylaşım,müştekinin siyasi duruşuna yönelik eleştiriler kapsamında yapılmıştır.Başvurucu, cezalandırılmasına neden olan paylaşımlarında müştekinin-Başbakan'dan farklı yönde olduğu anlaşılan- siyasi tutumunu eleştirmiştir.Başvurucu; müştekinin siyasi pozisyonunu, geçmişte kendisiyle müşteki arasındayaşandığını ileri sürdüğü bir olaya dayanarak "ödlek"kelimesiyle nitelendirmiş, ayrıca eleştirilerini yaparken "şer ittifakı üyesi" ifadesinide kullanmıştır.
42. Başka bir ifadeyle yapılan paylaşımın tamamı ve olayınkoşulları da gözönünde bulundurulduğundabaşvurucunun, müştekinin, Atatürk Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görevyaptığı dönemde yaşandığı ileri sürülen başörtülü öğrencilerin sınıftançıkarılması olayında olduğu gibi, hâlihazırda da iktidar partisi karşıtıpartilerle birlikte hareket etmek suretiyle cesur davranmadığını ifade etmekiçin "ödlek" kelimesinikullandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca farklı politik gruplar ve toplumsal kesimlerarasında iktidar partisine karşı oluşan birlikteliği ülkenin menfaatlerineaykırı gördüğü için bu birlikteliği şer ittifakı olarak, bu oluşumda bulunmayıda şer ittifakı üyeliği olarak nitelemiştir. Bu bağlamda başvurucunun "şer ittifakı üyesi" ifadesiylekendi bakış açısından şer ittifakı olarak değerlendirdiği birlikteliğemüştekinin katılımını eleştirmeyi amaçladığı görülmektedir.
43. Yukarıdaki tespitlere karşın ilk derece mahkemesi,başvurucunun paylaşımının yapıldığı koşullara ve paylaşımda yer verilen diğerifadelere temas etmeksizin başvurucunun paylaşımında geçen "şer ittifakı üyesi" ve "ödlek" sözcüklerininhakaret suçunu oluşturduğu sonucuna varmış ve başvurucuyu mahkûm etmiştir. İlkderece mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelerde başvurucunun paylaşımıolayın koşulları gözetilmeksizin ve bağlamından koparılarak değerlendirmekonusu yapılmıştır.
44. İlk derece mahkemesi kararında, müştekinin siyasetçiolmasının tüm hakaretlerin sineye çekilmesi gibi genel bir sonuç doğurmadığı vepaylaşım içeriklerinin tümü dikkate alındığında da yine başvurucunun hakaretkastının görüldüğü yönünde değerlendirmelere yer verilmiştir (bkz. § 12). AncakAnayasa Mahkemesinin yukarıdaki tespitleri (bkz. §§ 39-42) dikkate alındığındailk derece mahkemesinin başvurucunun mahkûmiyeti bakımından ileri sürdüğügerekçeler, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için ilgilive yeterli bir gerekçelendirme sayılamaz.
45. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında derece mahkemelerininmüştekinin şeref ve itibar hakkını koruma amacının başvurucunun Anayasa'nın 26.maddesi kapsamındaki ifade özgürlüğü hakkına uygulanan sınırlamaların haklıçıkarılması için yeterli olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvurucu hakkındaHAGB kararı verilmesi suretiyle, derece mahkemelerince ifade özgürlüğününkorunması ile özel hayatın bir unsuru olan şeref ve itibar hakkının korunmasıarasında adil bir denge kurulamamıştır.
46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
48. Başvurucu; ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılamayapılmasını istemiştir.
49. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
50. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 11. Asliye CezaMahkemesi gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 11. Asliye CezaMahkemesine (E.2014/782, K.2015/162) GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE10/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.