TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
EROL YÜKSEL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/21274)
Karar Tarihi: 28/11/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Erol YÜKSEL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,tutukluluğun bağımsız ve tarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerincekarara bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı vetutukluluk süreçlerindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının;sınavlara girişin yasaklanması nedeniyle eğitim hakkının; meslekten çıkarmakararının Resmî Gazete ve internet sitelerinde yayımlanması nedeniyle masumiyetkarinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/4/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).
9. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Haber ve Spor YayınlarıDairesi Başkanlığında başkan yardımcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu,Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı TerörÖrgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı suçlardan yürütülenbir soruşturma kapsamında 11/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
10. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 18/8/2016 tarihindebaşvurucuyu silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanmasıistemiyle Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Ankara 4. Sulh CezaHâkimliğince 18/8/2016 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.
11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 8/2/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindekamu davası açılmıştır.
12. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 21/2/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermişve E.2017/45 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
13. Mahkeme tarafından başvurucunun tutukluluk durumu 17/3/2017tarihinde dosya üzerinden değerlendirilmiş ve "üzerineyüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren, dosya kapsamında somut delillerin bulunması,yakın ve somut bir tehdidin halen devam ediyor olması, sanığınkaçmave delilleri karartma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı" gerekçesiyle başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
14. Başvurucu anılan kararı 18/3/2017 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
15. Başvuru formu ve eklerinde, Mahkemenin 17/3/2017 tarihlitutukluluk hâlinin devamıyla ilgili kararına karşı itiraz yoluna gidildiğinedair bilgi ve/veya belge sunulmamıştır.
16. UYAP üzerinden yapılan incelemede, Mahkemenin E.2017/45sayılı dosyası ile yürütülen yargılama kapsamında hakkında verilen tutukluluğundevamı kararlarına karşı bireysel başvuruda bulunduğu tarihten öncebaşvurucunun itiraz ettiğine dair bir kayda rastlanmamıştır. Başvurucu,tutukluluğun devamı kararlarına ilişkin ilk itirazını 12/4/2017 tarihli celsedeverilen tutukluluğun devamı kararına karşı 19/4/2017 tarihinde yapmıştır.
17. Başvurucu 13/4/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
18. Mahkeme 6/7/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine kararvermiştir.
19. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme 20/12/2017 tarihlikararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ayhapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
20. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devametmektedir.
21. Diğer taraftan başvurucu -1/9/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren- 15/8/2016 tarihlive 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin AlınanTedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevindençıkarılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
22. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Gözaltı" kenar başlıklı 91.maddesinin (1), (3) ve (5)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanankişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması içingözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine enyakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalamaanından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalamayerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz.
...
(3)Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüphelisayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, herdefasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarakemir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâltebliğ edilir.
...
(5)Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkinCumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafiiveya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı,hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulhceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır.Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğukanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhâl soruşturmaevrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilir."
23. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
24. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
25. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheliveya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2)Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkimveya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."
26. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenarbaşlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2) Birincifıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıverilir."
27. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Terör suçları" kenarbaşlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birincifıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."
28. 3713 sayılı Kanun'un "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncümaddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarakhükmolunur."
29. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı1. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Bu kanun, ceza infaz kurumları vetutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veyabunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak vekanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infazhâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar."
30. 4675 sayılı Kanun'un "İnfazhâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı 4. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
" (1) İnfaz hâkimliklerinin görevlerişunlardır:
1. Hükümlü ve tutukluların ceza infazkurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,yerleştirilmeleri,barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerininsağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene vetedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlemveya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak,
...
Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılankonulara ilişkin hükümler saklıdır."
31. 4675 sayılı Kanun'un"İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı 5.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ceza infaz kurumları ve tutukevlerindehükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgilifaaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırıolduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibarenon beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyetyoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.
Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infazhâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumuve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışındayapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir.Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.
...
Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlemveya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesigüç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukukaaykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veyafaaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."
32. 4675 sayılı Kanun'un"İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar"kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerekgördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkındaresen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıcaceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılıgörüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlüveya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıpdeğerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını,hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikteveya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumundahükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.
İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyetiyerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya dafaaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltının HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
34. Başvurucu, somut bir delil olmamasına rağmen gözaltınaalınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
37. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
38. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davanınsonuçlanmadığı durumlarda dahi -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davasının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, §§ 92-100).
39. Somut olayda başvurucu hakkında verilen gözaltı kararının vegözaltında tutulmanın hukuka uygun olup olmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Nitekim Yargıtay uygulaması(Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 1/10/2012 tarihli ve E.2012/21752, K.2012/20353sayılı kararı; Günay Dağ ve diğerleri,§ 145) da bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın esasınınsonuçlanmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak davayoluyla gözaltına ilişkin bir hukuka aykırılık tespit edildiğinde başvuruculehine tazminata da hükmedilebilecektir.
40. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gözaltında tutulmasıylailgili olarak idari ve/veya yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireyselbaşvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu; suç işlediğine dair somut herhangi bir delilolmamasına rağmen tutuklanmasına karar verildiğini, okumuş olduğu bir gazetehaberinin suç olarak kabul edildiğini, somut bir delil olmadan sekiz aydırtutukluluğunun devam ettirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ileetkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
43. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
44. Somut olayda başvurucu tarafından başvuru formuna ek olaraksunulan ve bu itibarla ihlal iddiasına dayanak olarak gösterilen Mahkemenin17/3/2017 tarihli ara kararı ile dosya üzerinden yapılan inceleme sonucundabaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Anılan karara karşıitiraz yolu açık olup bu husus, kararda açıklanmış ve karara karşı tebliğtarihinden itibaren yedi gün içinde Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesine itirazyoluna başvurulabileceği belirtilmiştir.
45. Başvurucu tarafından tutukluluğun devamına ilişkin bu kararaitiraz edilmeden bireysel başvuruda bulunulduğu görülmektedir (bkz. § 15).
46. Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olmasıyanında telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29). Özellikle daha önce birçok kez tutukluluğundevamı kararlarına itiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa somut olayın koşullarıgözetilerek en son verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmediği,dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurununreddedilmemesi de mümkündür (Serdar Ziriğ [GK], B. No: 2013/7766, 2/7/2015, § 27).
47. Başvuru konusu olay dikkate alındığında yargılamayı yapanMahkemece hakkında verilen tutukluluğun devamı kararlarından hiçbirine karşı-bireysel başvuruda bulununcaya kadar- itiraz yoluna gitmeyen başvurucuyönünden (bkz. § 16) başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisnatanınmasını gerektiren bir durumun olmadığı görülmektedir.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizinbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
3. Sulh CezaHâkimliklerinin Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine Aykırı Olduğuna İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddiaları
49. Başvurucu; tutukluluğa ilişkin kararı veren sulh cezahâkimliğinin özel bir amaçla kurulduğunu, bağımsız ve tarafsız mahkemeolmadığını ve kanuni hâkim güvencesini sağlamadığını belirterek Anayasa'nın 37.maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa'nın 19. maddesi bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
51. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkimgüvencesini sağlamadığı, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığı ve tutukluluğaitirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğineilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2),B. No: 2015/7231, §§ 64-78, 94-97).
52. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu; 10 m2 genişliğindeki birnezarethanede 16 kişi ile birlikte kaldığını, beton zemin üzerinde yatmakzorunda bırakıldığını, insani olmayan bir muamele ve baskıya maruzbırakıldığını, gözaltı sürecinde verilen gıdaların yetersiz olduğunu belirterekişkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
55. Başvurucu ayrıca tutuklu olarak kaldığı ceza infaz kurumunda7 kişinin kalabileceği şekilde tasarlanan koğuşta 40-46 kişi ile birliktekaldığını, yeterli yatak olmadığı için bazı günlerde yerde yatmak zorundakaldığını, koğuşta yeterli tuvalet ve duş olmadığı için banyo imkânındanhaftada iki kez yararlanabildiğini, kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim'in altıay sonra kendisine verildiğini, ailesiyle ve avukatıyla olan görüşmesinin kayıtaltına alındığını, ailesiyle yaptığı görüşlerin kısıtlı bir şekildeyaptırıldığını iddia etmiş ve ceza infaz kurumu şartları nedeniyle sağlığınınbozulduğunu ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
56. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, § 17).
57. Somut olayda başvurucu, gözaltı sürecindeki kötü muameleiddialarına ilişkin olarak gözaltında iken kamu görevlileri tarafındangenellikle kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltıkoşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdekiiddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andanitibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçiolduğu görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşulları ile başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan Altan (2), § 249).
58. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkinşikâyetler yönünden ise ilgili mevzuat (bkz. §§ 29-32) gereğince başvurucununiddialarını iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâl sonverilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğugörülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu, şikâyetlerini öncelikleyetkili yargısal mercilere iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötümuameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısazamanda uygun hâle getirilmesini isteyebilecekken bu yollara başvurmamıştır(benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. MehmetBaransu, B. No: 2015/8046, 19/11/2015, §30). Başvurucunun şikâyetleri dikkate alındığında iddiasının aksine mevcutbaşvuru yollarının ulaşılabilir, şikâyetleri açısından telafi imkânına sahip vebir çözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan birsebep bulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisnatanınmasını gerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (benzer yöndekibir değerlendirme için bkz. Didem Tütenk, B. No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41).
59. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini veçözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak idari ve/veya yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
61. Başvurucu; 672 sayılı KHK ile ihraç edilirken adınıninternet sitelerinde ve Resmî Gazete'de yayımlanmasınedeniyle hakkında bir yargılama yapılmaksızın terör örgütü mensubu olarakgösterildiğini, kendisi ile ailesinin hayatının ve geleceğinin tehlikeyeatıldığını belirterek masumiyet karinesine aykırı hareket edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
62. Başvurucunun 30/9/2016 tarihinde, aynı konuya ilişkin olarakAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu; Birinci Bölüm İkinciKomisyonunun 24/7/2017 tarihli ve 2016/20426 başvuru numaralı kararıyla başvurununbu yönüyle kabul edilemez olduğuna kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru niteliğinde olmasınedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
D. Eğitim Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
64. Başvurucu; ceza infaz kurumunda tutuklu olduğu süre boyuncasınavlara girmesinin yasaklandığını ve eğitim hayatını sürdüremediğini dilegetirerek eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
65. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvurukonusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındakiiddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlaledildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymakbaşvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmalinedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasahükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğuileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesindebelirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddiaedilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özetiyapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hanginedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,§§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No:2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19).
66. Somut olayda başvurucu, soyut olarak ceza infaz kurumundasınavlara giremediğini ve yüksek lisans eğitimine devam edemediğini ifade etmişancak ihlal edildiğini iddia ettiği hakka ilişkin ihlal gerekçeleriniaçıklamadığı gibi hangi sınava giremediğine ilişkin hiçbir açıklamadabulunmamıştır. Başvurucu ayrıca hangi sınava gireceğine ve yüksek lisansöğrencisi olduğuna dair hiçbir belge ya da delili de bireysel başvuru dosyasınasunmamıştır.
67. Bu itibarla başvurucu, soyut şekilde dile getirdiği bubölümdeki ihlal iddialarıyla ilgili olarak delillerini sunma ve bireyselbaşvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğineilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun eğitim hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddialarının temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltına almanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız hâkimilkelerine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
C. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan257,50 TL harçtan ibaret yargılama giderinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncabaşvurucudan TAHSİLİNE 28/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.