TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERSİN CEYHAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/695)
Karar Tarihi: 9/1/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Mehmet ERTEN
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Raportör
:
Serhat ALTINKÖK
Başvurucu
:
Ersin CEYHAN
Vekili
:
Av. Zekiye Baran DİKÇE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1.Başvurucu, derece mahkemeleri önündeki yargılamasının makul olmayan bir süredenberi devam ettiğini ileri sürerek Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru,17/1/2013 tarihinde Didim (Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyonasunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. BirinciBölüm Birinci Komisyonunca, 27/5/2013 tarihinde başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm,26/6/2013 tarihinde yapılan toplantıda Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlikve esas hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.Adalet Bakanlığı, görüşünü 25/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. AdaletBakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 25/7/2013tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşıgörüşlerini 21/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvurudilekçesinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
8.Başvurucu, hakkındaki şikayetler nedeniyle 16/10/2001 tarihinde yakalanarakgözaltına alınmış ve gereği yapılmak üzere Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına sevkedilmiştir. Başvurucu savcılığın tutuklama talebi üzerine Bursa 3. Sulh CezaMahkemesinin 16/10/2001 tarih ve 2001/406 sorgu numaralı kararı iletutuklanmıştır. Başvurucu, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/5/2002 tarih veE.2002/22 sayılı kararı ile tahliye edilmiştir.
9.Başvurucu hakkında, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 17/10/2001 tarih ve 19756sayılı iddianamesi ile 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı Mülga Türk Ceza Kanunu’nun40. maddesi, 456. maddesinin (2) numaralı ve 457. maddesinin (1) numaralıfıkraları gereğince kamu davası açılmıştır.
10. Bursa1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/12/2002 tarih ve E.2002/22, K.2002/413 sayılıkararıyla başvurucunun 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin27/6/2005 tarih ve E.2003/21066, K.2005/6842 sayılı ilamı ile başvurucuhakkındaki mahkumiyet hükmü bozulmuştur.
11. Bozmakararı sonrasında yapılan yargılamada Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/5/2006tarih ve E.2005/430, K.2006/227 sayılı kararıyla başvurucu yeniden 4 yıl 7 ay10 gün hapis cezasına mahkum edilmiş, bu karar dabaşvurucu tarafından temyiz edilmiştir.
12.Başvurucunun temyiz talebi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17/12/2008 tarihve E.2008/6557, K.2008/16848 sayılı ilamıyla Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin25/5/2006 tarihli kararı bozulmuştur.
13. Bozmakararı üzerine, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamadabaşvurucunun 27/1/2010 tarihinde yeniden 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezasıylacezalandırılmasına karar verilmiş ancak karar, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin23/2/2011 tarih ve E.2010/17385, K.2011/2613 sayılı ilamıyla bozularak yenidenBursa 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
14. Bozmakararı sonrasında yapılan yargılama üzerine, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin7/2/2012 tarih ve E.2011/139, K.2012/18 sayılı ilamıyla başvurucunun 4 yıl 7 ay10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ancak bu karar dabaşvurucu tarafından temyiz edilmiştir.
15. Başvurutarihi itibarıyla dava Yargıtay aşamasında derdest olmakla birlikte UYAPüzerinden elde edilen bilgiye göre; başvurucu hakkında Bursa 1. Ağır CezaMahkemesince 7/2/2012 tarihinde verilen karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin27/12/2012 tarih ve 2012/4454, K.2012/10047 sayılı ilamıyla onanmıştır.
B. İlgili Hukuk
16.26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bir insanıkasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
17. 5237sayılı Kanun’un 35. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Suçateşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre,ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüçyıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğerhallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”
18. 5237sayılı Kanun’un 62. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Takdiriindirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki veyargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olasıetkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenlerikararda gösterilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19.Mahkemenin 9/1/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/1/2013tarih ve 2013/695 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20.Başvurucu, derece mahkemelerinde görülen yargılamasının makul olmayan birsüreden beri devam ettiğini, bunun gündelik yaşamını ve psikolojisini etkilediğiniileri sürerek Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
21. Açıkçadayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
22. AdaletBakanlığı görüşünde, başvurucunun yargılama süresinin makul olmadığı yönündekişikâyeti ile ilgili olarak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (“AİHM”)yargılama süresinin makul olup olmadığını incelerken her olayın kendine özgükoşullarını, davanın karmaşık olup olmadığını, yargılama süresince taraflarıngösterdiği tavır ve davranışlarını, kamu otoritelerinin tutumlarını, davanınbaşvurucu açısından taşıdığı önemi, ceza yargılamalarında başvurucunun tutukluolup olmadığı gibi hususları dikkate aldığını ifade etmiştir.
23.Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı; görüşte dile getirilen kriterleraçısından somut olaya bakıldığında yargılama süresinin makul olarakgörülemeyeceğini, davanın karmaşık nitelikte olmadığını, tek sanıklı birdavanın bu derece uzamasının nedeninin yargı makamlarının tutumu olduğunubelirterek Adalet Bakanlığının görüşüne katılmamıştır.
24.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılanbir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafındanmüdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmışolmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (“AİHS”) ve Türkiye’nintaraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Başka birifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
25.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
26.AİHS’nin “Adil yargılanma hakkı”başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir …”
27.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriği, AİHS’in “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
28. Somutbaşvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilenilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıcadavaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargınıngörevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de,Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/1198, 7/11/2013, § 39).
29. Makulsürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyetinedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunmasıile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup,hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olupolmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.No:2012/673, 19/12/2013, § 27).
30. Davanınkarmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamlarınyargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızlasonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanınsüresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gerekenkriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 41–45).
31. Ancakbelirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başınabelirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrıayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangiunsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
32.Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6. maddeleri ile kişilere,medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar yanında, cezai alandayöneltilen suçlamaların da (suç isnadı)makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, birkişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesidir(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982 ve Deweer/Belçika, B. No: 6903/75, 27/2/1980, §42). Kişiye cezai alanda yöneltilen suçlamanın suç isnadı niteliğinde olupolmadığının tespitinde; iddia olunan suçun ulusal hukuktaki tasnifinin, suçungerçek niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ve ağırlığınınincelenmesi gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz:Sergey Zolotukhin/Rusya,B. No: 14939/03, 10/02/2009, § 53 ve Engelve Diğerleri, B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72, 5370/72,8/6/1976, § 82). Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olaraknitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmışise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adilyargılanma hakkının kapsamına girer (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Weber/İsviçre, B. No: 11034/84, 22/05/1990, §§32–34).
33. Somutolayda başvurucunun, kasten adam öldürme (teşebbüs) suçlamasıyla 765 sayılımülga Türk Ceza Kanunu’nun 40. maddesi, 456. maddesinin (2) numaralı ve 457.maddesinin (1) numaralı fıkraları gereğince hapis cezası ile cezalandırılmasıistemiyle kamu davası açılmıştır. Başvurucunun, 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinin (1) numaralı, 35. maddesinin (2) numaralı,62. maddesinin (2) numaralı fıkraları gereğince, Bursa 1. Ağır CezaMahkemesinin 7/2/2012 tarihli kararı ile 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suçisnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin kapsamına girdiğikonusunda kuşku bulunmamaktadır.
34.Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanmasıiçin, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiştarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
35. Cezamuhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirkensürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz: Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982, §§ 73–75). Cezayargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadına ilişkin nihai kararınverildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesininmakul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir.
36. Bununlabirlikte, suç isnadının tarihi ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurularınincelenmesi ile ilgili zaman bakımından yetkisinin başladığı tarih farklıolabilir. İsnat tarihi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşladığı 23/9/2012 tarihinden önce olan ancak bu tarihte yargılaması devameden ya da verilen nihai karar henüz kesinleşmemiş olan ceza davaları ileilgili olarak, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekişikayetler bakımından dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçensüre değil, suçun isnat edildiği tarihten itibaren geçen süredir. Dolayısıyla,ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olmadığı yönündeki şikayetlerde,23/9/2012 tarihinde derdest olmak şartıyla, suç isnadının gerçekleştiği tarihile suç isnadına ilişkin nihai kararın ilgilisi tarafından öğrenildiği tariheveya devam eden davalarda Anayasa Mahkemesinin başvuruyu karara bağladığıtarihe kadar geçen süre dikkate alınacaktır.
37. Başvurukonusu olayda başvurucu, 16/10/2001 tarihinde gözaltına alınmış, aynı tarihtetutuklanmış ve 17/10/2001 tarihinde hakkında kamu davası açılmıştır. Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 18/12/2002 tarihli kararı ile hapis cezası ilecezalandırılmasına karar verilmesini takip eden süreçte, başvurucu hakkındaderece mahkemesince verilen kararlar sırasıyla Yargıtay 4. Ceza Dairesinin27/6/2005 tarih ve E.2003/21066, K.2005/6842 sayı kararıyla başvurucunundurumunun 5271 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (3) numaralı fıkrası hükümlerininde gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle; Yargıtay 3. CezaDairesinin 17/12/2008 tarih ve E.2008/6557, K.2008/16848 sayılı kararıyla isnatolunan eylemin kasten adam öldürmeye teşebbüs ya da kasten yaralama suçlarındanhangisinin kapsamında olduğunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumuna gönderilmesigerektiği gerekçesiyle; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23/2/2011 tarih veE.2010/17385, K.2011/2613 sayılı kararıyla suç vasfının tayininde yanılgıyadüşüldüğü gerekçesiyle üç kez bozulmuş ve son olarak Bursa 1. Ağır CezaMahkemesince 7/2/2012 tarihinde verilen karar Yargıtay 1. Ceza Dairesinin27/12/2012 tarihli ilamıyla onanmıştır.
38.Başvurucunun, uzun yargılama şikayetleriyle ilgili dikkate alınması gerekensüre, bir suç isnadıyla 16/10/2001 tarihinde gözaltına alınması ile hakkındakiisnat nedeniyle verilen cezanın 27/12/2012 tarihinde Yargıtay 1. CezaDairesince onanması arasında geçen toplam 11 yıl 2 aydır.
39.Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler,yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesindenkaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden deileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlamayükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerinegetirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 44).
40. Bukapsamda, yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevlersırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya belgenin birmahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve raportör atanmasındaki gecikmeler,yargıç ve personel sayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı nedeniyleyargılamada makul sürenin aşılması durumunda da yetkili makamların sorumluluğugündeme gelmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz:Foti ve Diğerleri/İtalya, B. No: 7604/76,10/12/1982, § 61; Neumeister/Avusturya, B. No: 8163/07, 2/4/2013, §§20–21; Zimmermann-Steiner/İsviçre, B. No: 8737/79, 13/07/1983, §§29–32; Reilly/İrlanda, B. No: 21624/93, 22/2/1995, §§65–66; Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982, §84).
41.Başvuruya konu yargılama faaliyeti açısından söz konusu olan yaklaşık 11 yıl 2aylık yargılama süresinin 7 yıllık bölümünün kanun yolu incelemesinde geçtiğinazara alındığında, somut başvuru açısından özellikle değerlendirilmesi gerekenyapısal sorunlar ve organizasyon eksikliklerinin yol açtığı gecikmeler AİHMtarafından da müteaddit defalar incelemeye tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, bir yapısalsorun olması ve yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların uzun birmüddet zarfında artması ve birikmesi sonucu yargılamalarda makul süreninaşılması durumunda, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği sonucunavarılmaktadır (Bkz: Buchholz/Almanya, B. No: 7759/77, 6/5/1981; Guincho/Portekiz, B. No: 8990/80, 10/7/1984; Unión Alımentarıa SandersS.A./İspanya, B. No: 11681/85, 7/7/1989; Zimmermann-Steiner/İsviçre, B. No: 8737/79, 13/7/1983). Ziradevlet, yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların nicelik itibarıylaartmasına rağmen, yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilebilmesiiçin gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, hukuk sistemininadil yargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesisorumluluğunun bir görünümüdür.
42. Başvurudosyasının incelenmesinde, başvurucunun gözaltına alınması ile hakkında ilkderece mahkemesince ilk kez hüküm verilmesi arasında yaklaşık 1 yıl 2 aygeçmiştir. Ancak derece mahkemesince verilen karar dört defa temyiz edilmiş veüç kez bozulmuştur. Başvurucu hakkında derece mahkemesince verilen cezanın 4yıl 7 ay 10 gün olduğu mevcut yargılamada, dava dosyasının Yargıtay ve derecemahkemesi arasında dört kez gidip gelmesi üzerine geçen sürelerin toplamı ise yaklaşık10 yıl 1 aydır. Yargı sisteminin yapısından kaynaklanan iş yükü ve organizasyoneksikliğinin somut başvuruya ilişkin yargılama süresinin uzaması üzerindebaskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa’nın 36. maddesiile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince, yargılama sisteminin, mahkemelerindavaları makul bir süre içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzereadil yargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesizorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda, hukuk sisteminde var olan yapısal veorganizasyona ilişkin eksikliklerin, yargılama faaliyetinin makul süredegerçekleştirilmemesini izah edemeyeceği açıktır.
43.Başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğutespit edilmemiştir.
44. Yargılamasüresinin makul olup olmadığının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgereken davadaki sanık sayısı, davanın karmaşıklığı, atılı suçun vasıf vemahiyeti, söz konusu suç için öngörülen cezanın miktarı gibi unsurların hiçbirisomut davadaki yargılama süresinin makul olarak değerlendirilmesine olanakvermemektedir. Tek bir sanığın yargılandığı ve karmaşık nitelikte olmayandavada bu yargılama süresi makul olarak değerlendirilemez.
45.Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan “makul sürede yargılanma hakkı”nın ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
46. 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonundaihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimiyapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hükümaltına alınmıştır.
47.Başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.Başvurucu uğradığı maddi ve manevi zararlarının karşılanmasını talep etmiştir.Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili olarak AnayasaMahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin madditazminata hükmedebilmesi için, başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zararile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir. AnayasaMahkemesine herhangi bir belge sunmayan başvurucunun maddi tazminat talebireddedilmelidir.
48.Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkına yönelik müdahale nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararıkarşılığında somut olayın özelliklerini dikkate alarak başvurucuya takdiren 9.200,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
49.Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TLyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. BaşvurununKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B.Yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya takdiren 9.200,00 TLmanevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeHazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,
9/1/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.