TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERTAN RÜSTEM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8517)
Karar Tarihi: 6/1/2015
R.G. Tarih-Sayı: 27/1/2015-29249
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Ertan RÜSTEM
Vekili
:
Av. Mustafa ERDOĞDU
Av. Havva AKDOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığıgöreve gelmeme çağrısına katılarak görevine gelmediğini, ancak mazeretsizolarak göreve gelmediği gerekçesiyle uyarma cezası verildiğini, sendikalfaaliyetlere katılması nedeniyle ceza verilmesinin Anayasa’nın 10., 36., 40. ve90. maddeleri ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasal haklarınıihlal ettiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 19/11/2013 tarihinde Mersin 1. İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 9/1/2014 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 6/2/2014 tarihinde yapılan toplantıdakabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 6/2/2014 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 7/4/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüş başvurucuya 17/4/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlıkgörüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİMSEN) üyesi bir kamu görevlisidir.
9. EĞİTİM SEN Yönetim Kurulunun 6/3/2012 tarihli kararı ile28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde tüm ülke çapında “uyarı grevi” adı altında işe gelmeme eylemi yapılmasınakarar verilmiştir.
10. Başvurucu bahsi geçen tarihlerde işe gelmemiştir.
11. Başvurucunun görev yaptığı Tarsus İlçe Milli EğitimMüdürlüğü, eyleme katılan tüm sendika üyeleri hakkında yürüttüğü idarisoruşturma sonucunda 18/5/2012 tarihli kararı ile “28-29 Mart 2012 tarihlerinde mazeretsiz olarak göreve gelmediği”gerekçesiyle başvurucuyu uyarma cezası ile cezalandırmıştır.
12. Başvurucunun söz konusu karara yapmış olduğu itirazMersin Valiliğinin 13/6/2012 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
13. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasının iptaliistemiyle 20/7/2012 tarihinde idare Mahkemesine iptal davası açmış, Mersin 1.İdare Mahkemesinin 25/12/2012 tarihli kararı ile dava reddedilmiştir.
14. Başvurucu, ilk derece mahkemesinin kararına itiraz etmiş,Adana Bölge İdare Mahkemesinin 8/5/2013 tarihli kararı ile ilk derecemahkemesinin kararı onamıştır.
15. Başvurucunun karar düzeltme istemi de Adana Bölge İdareMahkemesinin 19/9/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Bölge İdareMahkemesinin ilamı, başvurucuya, 25/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu, 19/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun“Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı”kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Devlet memurlarının kamu hizmetleriniaksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veyagörevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipteDevlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunudoğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır”.
18. 657 sayılı Kanun’un “Disiplincezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenarbaşlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devlet memurlarına verilecek disiplin cezalarıile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
C - Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesintiyapılmasıdır.
Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil vehaller şunlardır:
…
b) Özürsüz olarak bir veya iki gün görevegelmemek,
…”
19. 657 sayılı Kanun’un 135. maddesi şöyledir:
“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademeilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itirazedilebilir.
İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliğitarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplincezaları kesinleşir.
İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile kararve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarınıvermek zorundadır.
İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirlerikararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamenkaldırabilirler.
Disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunabaşvurulabilir.”
20. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/5/2013 tarih,2009/63 Esas ve 2013/1998 Karar sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
“…
Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğusendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003 tarihinde 1 güngöreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesikapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti önem taşımaktadır.
2709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesinin son fıkrasında; “Usulünegöre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalarkanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile AnayasaMahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkinmilletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konudafarklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü yer almıştır.
Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü”nündüzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak,dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalarkurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu haklarınkullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak,ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suçişlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği,bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensuplarıveya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalarkonmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.
Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009 tarihli, Kaya ve Seyhan - Türkiye kararında(application no. 30946/04);Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, 11/12/2003 tarihinde KESK’inçağrısına uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanuntasarısını protesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmalarınedeniyle 11/12/2003 tarihinde göreve gelmedikleri için uyarma cezasıverilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerininçıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecekbir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının “acil bir sosyalihtiyaca” tekâbül etmediği ve bu nedenle “demokratikbir toplumda gerekli” olmadığı sonucuna varmış, bunun sonucu olarak, bu davada,başvuranların AİHS’nin 11. maddesi anlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkilibir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Budurumda, davacının, sendikal faaliyet gereği, 11/12/2003 tarihinde görevegelmeme eyleminin özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiilikapsamında değerlendirilemeyeceği ve sendikal faaliyet kapsamında bir güngöreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulü gerektiğinden, disiplin suçuteşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanunun 125/C-b maddesiuyarınca aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukukauyarlık bulunmamıştır.
…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 6/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 19/11/2013 tarih ve 2013/8517 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığıgöreve gelmeme çağrısına katılarak görevine gelmediğini, ancak mazeretsizolarak göreve gelmediği gerekçesiyle hakkında uyarma cezası verildiğini,sendikal faaliyetlere katıldığı gerekçesiyle ceza verilmesi ve Anayasa’nın 36.maddesinde yer alan hak arama hürriyeti, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alaneşitlik hakkı, Anayasa’nın 40. maddesinde yer alan etkili başvuru hakkı, Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. maddesi ve Avrupa Birliği TemelHakları Şartı’nın 28. maddesine aykırı olarak cezalandırılması nedeniyleAnayasa’nın 90. maddesi ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasalhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
23. Başvurucu, Anayasa’nın10., 36., 40. ve 90. maddeleri ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkinanayasal haklarının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
24. Bakanlıkgörüşünde başvurucunun dile getirdiği şikayetlerin Anayasa’nın 51., 53. ve 54.maddeleri ile Sözleşme’nin 11. maddesinde tanımlanan, toplantı ve örgütlenmeözgürlüğüne ilişkin olduğu belirtilmiştir.
25. Başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerinidile getirme biçimi dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın 51. maddesibağlamında incelenmesi gerekmektedir.
26. Başvurucunun, sendikal faaliyete katıldığı gerekçesiylecezalandırılması nedeniyle Anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
27. Başvurucu, olay tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisindeyapılmakta olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerininsonlandırılması ve Tasarı’nın geri çekilmesini sağlamak amacıyla, üyesi olduğuEĞİTİM SEN Yönetim Kurulunun 6/3/2012 tarihinde 28/29 Mart 2012 günlerinde tümTürkiye’de 2 günlük işe gelmeme eylemi yapılmasına karar verdiğini, söz konusueyleme katılması nedeniyle hakkında disiplin cezası verilmesinin Anayasa’yaaykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, AİHM’indaha önce benzer başvurularda ihlal kararı verdiğini ayrıca Danıştay’ın daistikrar kazanmış içtihatlarında sendikal faaliyet kapsamında görevegelinmemesi fiilinin mazeret olarak kabul edildiğini hatırlatmıştır. Bunlardanbaşka başvurucu, sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelmeyen sendika üyelerihakkında disiplin cezası verilmemesi gerektiğini belirten 1999 tarihliBaşbakanlık Genelgesi ile Milli Eğitim Bakanlığının2012 tarihli yazısına da dayanmıştır.
28. Başvurucu, iç hukuk ve uluslararası hukukta tanınanhaklara dayanarak, demokratik tepkisini göstermek amacıyla söz konusu etkinliğekatıldığını, kamu görevlilerinin toplu eylem hakkının insan haklarısözleşmeleri, Anayasa ve mahkeme kararları ile kesin biçimde tanındığınıbelirtmiştir. Başvurucu ayrıca Anayasa’nın 2. maddesinde devletin sosyal birhukuk devleti olduğunun, 51. maddesinde çalışanların ve işverenlerin,üyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumakve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendika ve üst kuruluşlar kurma vebu sendikalara üye olarak bu doğrultuda etkinlik yapma hakkının bulunduğunun,55. maddesinde çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret eldeetmeleri için gerekli tedbirlerin alınacağının ve 65. maddesinde de devletinsosyal ve ekonomik alanlardaki görevlerini yerine getireceğinin vurgulandığınaişaret etmiştir.
29. Bakanlık görüşünde, AİHM’iniçtihatları hatırlatılarak başvuruya konu müdahalenin demokratik bir toplumdagerekli olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması gerektiğibelirtilmiştir.
30. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler 18/9/2014tarih ve 2013/8463 sayılı bireysel başvuru kararında ortaya konulmuştur. Mevcutbaşvuruda, sözü geçen kararda belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektirecek biryön bulunmamaktadır.
31. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerinikorumak için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek biraraya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. “Örgütlenme”kavramının Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlıolarak ve eşgüdüm içerisinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenmeolarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunluolarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30).
32. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Demokrasilerde böyle bir “örgüt”,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasınıamaçlayan örgütler olan sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak içinkolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olanörgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §31).
33. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendikahakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir arayagelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsızbir hak değil, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarak görülmektedir(Belçika Ulusal Polis Sendikası/Belçika, B. No: 4464/70, 27/10/1975 § 38).
34. Sendika hakkı ve sendikal faaliyetler Anayasa’nın Sosyalve Ekonomik Haklar ve Ödevler bölümünde, 51 ila 54. maddeleri arasındadüzenlenmiştir. Sendika kurma veya sendikalara üye olma özgürlüğü hakkı iseAnayasa’nın 51. maddesinde yer almaktadır.
35. Anayasa’nın “Sendikakurma hakkı” başlıklı 51. maddesi şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
…
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bualandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğineuygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasiesaslarına aykırı olamaz.”
36. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hakve özgürlükler, benzer güvenceler getiren başta Örgütlenme Özgürlüğü Sözleşmesiile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgiliUluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı iletamamlanmaktadır. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak veözgürlüklerin kapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgili organlartarafından yorumlanan güvencelerin de göz önüne alınması gerekir.
37. Anayasa’nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem depozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde,bireylerin ve sendikanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yöneliknegatif yükümlülüğü, 51. maddenin ikinci ila altıncı fıkralarında yer alangerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Öte yandan herne kadar sendika hakkının asıl amacı, “bireyi,korunan hakkın kullanılmasında kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşıkorumak ise de, bundan başka, korunan haklardan etkili bir şekilde yararlanmayıgüvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükler de olabilir”(bkz. Wilson, Ulusal Gazeteciler Sendikasıve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve 30678/96, 2/10/2002, § 41).
38. Aslında, devletin pozitif ve negatif yükümlülükleriarasında kesin ayrımlar yapmak her zaman olanaklı değildir. Buna karşındevletin bu her iki yükümlülüğüne ilişkin olarak da uygulanacak ölçütlerde debir değişiklik olmamaktadır. Devletin ister pozitif ve isterse de negatifyükümlülüğü söz konusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışanmenfaatleri arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (bkz. Sorensen ve Rasmussen/Danimarka, B.No: 52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006 § 58). Anayasa Mahkemesi bu adildengenin kurulup kurulmadığına karar verirken, kamu gücünü kullanan organlarınbu alanda belirli bir takdir marjına sahip olduğunu göz önünde bulunduracaktır.
39. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa’da yeralan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 51.maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlamasebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların dabir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmakzorundadır. Bu sebeple sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetimininAnayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa’nın 51.maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 38).
40. Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında, başvuru konusuolayda, sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde önceliklemüdahalenin mevcut olup olmadığı ve daha sonra da müdahalenin haklı sebepleredayanıp dayanmadığı değerlendirilecektir.
i. Müdahalenin Mevcudiyeti Hakkında
41. Başvurucu, ülke çapında yapılan bir sendika eyleminekatıldığı için kendisi hakkında uyarma cezası verilmesinin sendika hakkınamüdahale teşkil ettiğini iddia etmektedir. Bakanlık görüşünde bu tür cezalarınsendika hakkına müdahale oluşturduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun sendikalfaaliyet kapsamında ülke çapında yapılan bir eyleme katılması nedeniylecezalandırılması ile başvurucunun sendika hakkına yönelik bir müdahaleyapılmıştır.
ii. Müdahalenin Haklı Sebeplere DayanmasıHakkında
42. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 51. maddesininikinci ile altıncı fıkralarında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 13. ve 51. maddelerinin ihlalini teşkiledecektir. Bu nedenle, müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
1. Müdahalenin Kanuniliği
43. Yapılan müdahalede, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci,üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan müdahalenin “kanun”la yapılması şartınaaykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılan değerlendirmelerneticesinde, 657 sayılı Kanun’un “Toplueylem ve hareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi ile“Disiplin cezalarının çeşitleri ile cezauygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı 125. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
2. Meşru Amaç
44. İlk Derece Mahkemesi “davacının28/29 Mart tarihlerinde iki gün süreyle kesintisiz işe gitmediği, bu durumunise kamu hizmetinin devamlılığı ve sürekliliği ilkelerine aykırılık teşkilettiği gibi bu süre zarfında öğrencilerin temel hak ve hürriyetleri arasındayer alan eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakıldıkları”gerekçesi ile müdahalenin kamu düzeni ve başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacı güttüğünü belirtmiştir. Başvurucu bu hususta bir görüş bildirmemiştir.
45. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesiiçin bu müdahalenin Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenmillî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genelahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle ve kanunlayapılmış olması gerekir.
46. Başvurucunun mazeretsiz işe gelmemesi nedeniyle verilendisiplin cezasının Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan meşruamaçları hedeflediği kabul edilse bile müdahalenin gerekliliği konusundayapılması gereken değerlendirmeler göz önünde bulundurulduğunda müdahaleninmeşruluğu sorununu çözmenin gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır (bkz. B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 45).
3. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
47. Başvurucu, AİHM’in, Danıştayın ve derece mahkemelerinin benzer davalardakiiçtihatları ile sendika faaliyetleri çerçevesinde yapılan eylemlere disiplincezası verilmemesine ilişkin 1999 tarihli Başbakanlık Genelgesini ve sendikakararı ile yapılan iş bırakma eyleminin sendikal faaliyet olarak kabul edilmesigerektiği yönündeki Milli Eğitim Bakanlığı HukukMüşavirliğinin görüşünü hatırlatmıştır. Başvurucu, söz konusu kurallar ilemahkeme içtihatları karşısında sendikal faaliyet çerçevesinde iş bırakmaeylemine disiplin cezası uygulanmasının örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğunubelirtmiştir.
48. Bakanlık görüşünde, sendika hakkına yönelik müdahalelerinvarlığı halinde alınan önlemleri haklı kılacak gerekçelerin olup olmadığının ve“sınırlama amacı ile aracı arasında makulbir dengenin bulunup bulunmadığının” demokratik toplum gerekleriaçısından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
49. Sendika hakkı mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalaratabi tutulabilir. Sendika hakkına ilişkin olarak Anayasa’nın 51. maddesininikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların (bkz. § 41) Anayasa’nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir.
50. Anayasa’nın 13. maddesinin ilk halinin gerekçesinde hakve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların demokratik rejim anlayışına aykırıolmaması gerektiği hatırlatılmış; Anayasa’nın 3/10/2001 tarih ve 4709 sayılıTürkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi HakkındaKanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik gerekçesinde ise Anayasa’nın 13.maddesinin Sözleşme’deki ilkeler doğrultusundadüzenlendiği belirtilmiştir (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 92).
51. 1982 Anayasasında belirtilen “demokratik toplum” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratiktoplum” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile AİHS’inbu ölçütün kullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleri arasındaki paralelliği açıkçayansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü veaçık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararları içinbkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,7/12/1976, § 49; Başkaya veOkçuoğlu/Türkiye, B. No: 23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).
52. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarındademokrasilerin, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimler olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerinözüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplumdüzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler,istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzenininsürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilirler(AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılansınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasını durduruyor veyaaşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hale getiriyorsa veya ölçülülükilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsademokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 94).
53. Genel olarak örgütlenme özgürlüğü ve özel olarak dasendika hakkı Anayasa’da benimsenen temel değerlerden biri olan siyasaldemokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır ve demokratik toplumuntemel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını meselelerin halkaaçık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesidaha önceki kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirlilik olduğunu vurgulamıştır (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 95). Buna göresendika hakkını kullanan bireyler, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi,demokratik toplumun temel ilkelerinin korumasından yararlanırlar. Başka birdeyişle şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığısürece, sendika hakkı çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunlarındile getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi,ifade, örgütlenme ve sendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerdemokrasiye hizmet edemez ve hatta tehlikeye düşürür. Hukukun üstünlüğünedayanan demokratik bir toplumda, farklı düşüncelerin sendikal özgürlükler veyabaşka yollarla dile getirilmesine imkan tanınmalıdır(B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 52).
54. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamadadevreye girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. NitekimAnayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunupbulunmadığını inceler (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 96).
55. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; B. No:2013/409, 25/6/2014, § 97). Bu sebeple sendika hakkına yapılan müdahalelerde,hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli veorantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
56. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğununinandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı olacaktır (B. No: 2013/409,25/6/2014, § 98).
57. AİHM, konuyla ilgili ilk kararlarından itibaren,Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinin ikinci fıkralarında geçen “gerekli” kavramının ne anlama geldiğiniaçıklamıştır. AİHM’e göre “gerekli” kavramı, “zorlayıcıbir toplumsal ihtiyacı” (pressing social need) ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,7/12/1976, § 48). O halde örgütlenme özgürlüğüne ve sendika hakkına yargısalveya idari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıpkarşılamadığına bakılması gerekecektir. Bu çerçevede bir müdahale, meşru amaçlaorantılı bir müdahale olmalıdır; ikinci olarak müdahalenin haklılığı için kamumakamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla ilgili ve yeterli olmalıdır (Stankov ve Ilinden BirleşikMakedonyalılar Örgütü /Bulgaristan, B. No: 29221/95 29225/95, 2/10/2001,§ 87).
58. Dolayısıyla, başvurucunun sendika faaliyetleriçerçevesinde işe gelmemek şeklindeki eylemine verilen disiplin cezası nedeniylemüdahale edilen sendika hakkı ile disiplin cezası ile ulaşılmak istenen kamuyararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezasıverilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkingerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucunavarılabilir (bkz. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 57).
59. Dava konusu disiplin cezasının, olayların tamamı ışığındaincelenmesi gerekir. Olay tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde devam edenİlköğretim ve Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması vetasarının geri çekilmesini sağlamak amacıyla, EĞİTİM SEN Yönetim Kurulunun6/3/2012 tarihli kararı ile 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde tüm ülke çapındaişe gelmeme eylemi yapılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar adı geçenSendika söz konusu eylemi “uyarı grevi”olarak isimlendirmişse de bu eylem, Anayasa’nın “grev hakkı ve lokavt” kenar başlıklı 54. maddesinde yer alanve toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halindeişçilerin sahip olduğu grev hakkı ile bir ilgisi olmayan, sendika üyesi kamugörevlilerinin toplumsal meselelerde seslerini duyurmayı hedefleyen birsendikal faaliyettir.
60. Dava konusu eylem günü, tüm ülkede, öncedenbildirilmiştir. Söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafındanitiraz edildiği de ileri sürülmemiştir. Başvurucu bu eyleme katılarak sendikahakkını kullanmıştır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. (B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 58).
61. Başvurucu, EĞİTİM SEN’indüzenlediği söz konusu işe gelmeme eylemine katılması nedeniyle uyarma cezasıile cezalandırılmıştır. Gerek idarenin olağan uygulamasında ve gerekse de idariyargının yerleşmiş içtihatlarında başvuru konusu olayda olduğu gibi sendikalfaaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini kullandığıkabul edilmekte ve disiplin soruşturması açılmamaktadır. Ne var ki sendikaüyelerinin sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinlisayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına rağmen,idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak mevzuatdüzenlemeleri bulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudaki gibi durumlardasendika hakkını kullanan kişilerin disiplin soruşturması tehdidi altındakaldıklarını not etmek gerekir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 59).
62. Öte yandan bir sendikal eylemin tümüyle yasaklanması veyagerçekleştirilmesinin ağır koşullara bağlanması hakkın özüne zarar vermesimuhtemel olmakla birlikte mevcut başvurudaki gibi sendika üyelerinin iş bırakmatürü eylemlere katılmasına ilişkin yasal düzenlemeler ve yasal düzenlemelerebağlı olarak genel düzenleyici işlemler yapmak, yasama ve yürütme organlarınıntakdirindedir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 60).
63. Başvurucunun bir devlet okulunda öğretmen olduğu gözönüne alındığında devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrumbırakılamayacaklarını da not etmek gerekir. Bununla birlikte, demokratik birtoplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazısektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesi mümkündür (B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 61). Başvurucunun bu türden sınırlamalara tabitutulmasını gerektirecek bir görevde bulunduğu da ileri sürülmemiştir.
64. Tüm bunlara karşın verilen ceza hafif olsa da, başvurucugibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan meşrusendikal faaliyetlere veya eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek birniteliğe sahiptir (bkz. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 62; aynı yöndeki AİHMkararları için bkz. Kaya ve Seyhan/Türkiye, B. No: 30946/04, 15/12/2009, § 30; Karaçay/Türkiye, B. No: 6615/03, 27/6/2007, § 37; Ezelin/Fransa, B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 43).
65. Açıklanan nedenlerle, her ne kadar hafif bir ceza olsa daşikâyet edilen uyarma cezasının “zorlayıcıtoplumsal bir ihtiyaçtan” kaynaklanmaması nedeniyle “demokratik toplumda gerekli olmadığı”sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesindegüvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
66. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceğibelirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
67. Başvurucu hakkında verilen uyarma cezasının sendikahakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucu hakkında tesis edilen disiplincezası işleminin iptaline ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
68. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Başvurucu, 1.076,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca, avukatlık ücretlerini veödenen harç ile yapılan diğer masrafların ödenmesini de talep etmiştir.
69. Adalet Bakanlığı, başvurucu tarafından talep edilentazminat miktarları konusunda herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
70. Başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezası işlemininiptaline ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasına karar verildiğinden vebaşvurucunun derece mahkemelerinde yaptığı muhakeme giderleri ile avukatlıkücretinden ibaret maddi zararını yeniden yargılama sırasında isteyebileceğindenmaddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
71. Başvurucunun sendika hakkına yönelik başvuru açısındanihlal tespitinin yeterli tatmin sağladığı değerlendirildiğinden sendika hakkınayapılan müdahale nedeniyle tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
72. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Sendikahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Sendika hakkınayapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Tespit edilen ihlal yönünden,ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılamayapılmak üzere kararın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucunun tazminata ilişkintaleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
6/1/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.