TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
ERTAN YILMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/14445)
Karar Tarihi: 12/12/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 21/1/2020-31015
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Engin YILDIRIM
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Ertan YILMAZ
Vekili
:
Av. Ayhan BOLAT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, astsubay sınıf okulunda on sekiz yaşın altında geçenöğrencilik süresinin fiilî hizmet kapsamında sayılarak emekli ikramiyesi veemekli aylığının buna göre hesaplanması istemiyle açılan davada önceki içtihatile çelişkili karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ile mülkiyethakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
8. Birinci Bölüm tarafından 7/11/2019 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanmasıgerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
10. 2/11/1971 tarihinde doğan başvurucu 30/8/1988 tarihinde TürkSilahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesindeki Muhabere Elektronik Bilgi SistemlerOkuluna (sınıf okulu)askerî öğrenci olarakkatılmıştır. Başvurucu, sınıf okulunu başarı ile bitirerek 3/8/1989 tarihindeastsubay çavuş rütbesiyle TSK'da görev yapmaya başlamış ve bireysel başvurudosyası kapsamında belirtilmeyen bir tarihte emekli olmuştur.
11. Başvurucu 4/1/2017 tarihli dilekçeyle Sosyal GüvenlikKurumuna (SGK) müracaat ederek astsubay sınıf okulunda geçen on iki aylıköğrenim süresinin fiilî hizmet süresine eklenmesi ve buna göre hesaplanacakikramiye ve aylık farklarının ödenmesi talebinde bulunmuştur. SGK 4/7/2017tarihli kararıyla istemi reddetmiştir.
12. Başvurucu 2/3/2017 tarihinde, SGK işleminin iptali ileöğrenim süresinin fiilî hizmetten sayılması, ikramiye ve aylık farklarının hakediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziylebirlikte ödenmesi istemleriyle Ankara 7. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi)dava açmıştır.
13. İdare Mahkemesi 28/9/2017 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir.Kararda, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanunu'nun mülga 12. maddesi ile mülga geçici 170. maddelerine göre astsubaysınıf okulunu başarı ile bitirerek astsubaylığa nasbedilenlerinastsubay sınıf okulunda geçen başarılı eğitim ve öğretim sürelerinin fiilîhizmet süresinden sayılacağının belirtildiğine ve fiilî hizmet süresinde 18yaştan sonraki sürelerin dikkate alınacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığınadikkat çekilmiştir. İdare Mahkemesi, astsubay sınıf okulu öğrencileri adınaemekli keseneği yatırılmasının zorunlu olması karşısında bu okulu başarı ilebitirerek astsubaylığa nasbedilenlerin okulda geçenöğrenim sürelerinin fiilî hizmetten sayılması için 18 yaşını tamamlamalarışartının aranmayacağı sonucuna varmıştır.
14. Davalı SGK karara itiraz etmiştir. Ankara Bölge İdareMahkemesi 11. Dava Dairesi, 13/3/2018 tarihinde ilk derece mahkemesi kararınıortadan kaldırarak davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Ankara Bölgeİdare Mahkemesi; uyuşmazlığın çözümü için astsubay statüsünün ve astsubay olmaşartlarının ilk olarak düzenlendiği 2/7/1951 tarihli ve 5802 sayılı AstsubayKanunu'ndan başlayarak ilgili hükümleri, tarihsel süreç içindeki değişikliklerive gerekçelerini inceleyerek yorumlamıştır. Ankara Bölge İdare Mahkemesi; 5434sayılı Kanun'un ek 21. maddesi ve astsubay sınıf okulu öğrencilerinin EmekliSandığı ile ilişkilendirilmelerini sağlayan 29/6/1978 tarihli ve 2168 sayılıKanun'un gerekçesi ve 5434 sayılı Kanun'un çıkarılmasından itibaren mevcut olanve Sandık iştirakçiliği için 18 yaşın bitirilmiş olması koşulunu arayan 12.maddesindeki düzenlemeye paralel olarak 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı TürkSilahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nda, astsubay olabilmek için 18 yaşıntamamlanmış olması şartına yer veren hükümleri birlikte değerlendirerekgeçmişte 18 yaşın altında geçirilen öğrenim sürelerinin değil kazai rüşt kararı alarak göreve başladıktan sonra 18 yaşınaltında geçen hizmet sürelerinin fiilî hizmet süresinden sayılacağı ve böyleceaynı tarihte göreve başlayanlar bakımından emeklilik hakları yönünden eşitliksağlanmasının amaçlandığı kanaatine varmıştır.
15. Anılan kararda; 5434 sayılı Kanun'un ek 21. maddesinde yeralan, kazai rüşt kararı almak suretiyle EmekliSandığına tabi olan ve öğrenimleri ile ilgili göreve atananlar hakkında 5434sayılı Kanun'un 12. maddesinde yazılı "18yaşın bitirilmiş olması şartı aranmaz" yolundaki düzenlemeninbu şekilde atananların göreve başlamalarından sonra 18 yaşın altında geçenhizmet sürelerinin fiilî hizmet sürelerinden sayılmasına yönelik olduğu, 18yaşın altında geçen öğrenim süresiyle ilgisinin bulunmadığı, astsubay sınıfokulunu bitirerek astsubaylığa nasbedilenlerin -kazai rüşt kararı almış olsalar dahi- 18 yaşınbitirilmesinden önce astsubay sınıf okulundaki öğrencilikleri sırasında EmekliSandığı iştirakçisi olarak kabul edilmelerinin ve 18 yaşın altında geçenöğrenim sürelerinin fiilî hizmet sürelerinden sayılmasının mümkün olmadığıbelirtilmiştir.
16. Diğer taraftan Ankara Bölge İdare Mahkemesi; kazai rüşt kararı almak suretiyle göreve başlayanastsubayların Emekli Sandığı iştirakçisi olabilmeleri için 5434 sayılı Kanun'un12. maddesinde yazılı "18 yaşınbitirilmiş olması" şartının aranmayacağına ilişkin ek 21.maddesindeki düzenlemenin astsubay sınıf okullarında geçen öğrenim sürelerinide kapsadığı şeklindeki bir yoruma dayanarak verilmiş farklı yönde mahkemekararları olmakla birlikte söz konusu yoruma katılmadığını ve bu içtihatfarklılığının hukuki belirlilik ilkesine aykırı olmadığını Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) kararlarına atıfla gerekçesinde belirtmiştir.
17. Nihai karar, başvurucuya 24/4/2018 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 30/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Başvurudan sonra, astsubay sınıf okulunda geçen 18 yaşaltındaki öğrenim süresinin fiili hizmet süresinden sayılıp sayılamayacağınailişkin içtihat farklılığı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kuruluna intikaletmiştir. Kurul, içtihadı, astsubay sınıfokulunda geçen 18 yaş altındaki öğrenim süresinin fiili hizmet süresindensayılamayacağı yönünde birleştirmiştir. Söz konusu 12/12/2018tarihli ve E.2018/1, K.2018/4 sayılı karar 25/7/2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Hükümleri
19. 5802 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Astsubay olmak için:
I - A) En az ortaokul, sanat enstitüsü ve eşidiokullarla eğitim süresi iki yıldan aşağı olmayan astsubay sınıf okullarındanmezun olmak;
B) 18 yaşını tamamlamış bulunmak;
şarttır.
..."
20. 926 sayılı Kanun'un 31/7/1970 tarihli ve 1323 sayılıKanun'la değişmeden önceki hâliyle 68. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Muvazzaf astsubayolacaklarda aranacak şartlar ile astsubay okulu öğrencileri hakkındauygulanacak esaslar aşağıda gösterilmiştir:
a) Muvazzaf astsubay olabilmek için en azortaokul veya eşidi bir okulu bitirdikten sonraöğrenim süresi en az üç yıl olan astsubay okullarından birini bitirmek ve onsekiz yaşını tamamlamış olmak şarttır. "
21. 926 sayılı Kanun'un 1323 sayılı Kanun'la yapılandeğişiklikten sonraki hâliyle 68. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"a)Muvazzaf astsubay olabilmek için en az ortaokul veya sanat okul mezunu olup da3 yıl süreli astsubay hazırlama okullarından veya lise, ticaret lisesi, kolej,sanat enstitüleri ve sağlık kolejlerinde SilâhlıKuvvetler veya kendi nam ve hesabına okuyarak mezun olduktan sonra astsubaysınıf okullarındatabitutulacakları1yıllıkmeslekî öğrenim ve eğitimi başarı ilebitirmek ve 18 yaşını tamamlamış olmak şarttır. Ancak, bu öğrenim ve eğitimsüresini bitirdikleri tarihte 18 yaşına tamamlamamış olanlar Türk Medenî Kanununun12 nci maddesine göre kazaî rüşt kararı almak şartı ile muvazzaf astsubayolabilirler."
22.5434 sayılı Kanun'un 12. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Bukanunla tanınan haklardan aşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerdeçalışanlardan, Türk uyruğunda olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartıyla,(II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanırlar.
…
II– Faydalanacaklar:
...
Harp okulları, fakülte ve yüksek okullardaTürk Silâhlı Kuvvetleri hesabına okuyan veya kendihesabına okumakta iken askerî öğrenci olanlar ile astsubay meslek yüksekokulları ve astsubay nasbedilmek üzere temel askerlikeğitimine tâbi tutulan adaylar; ”
23. 5434 sayılı Kanun'un 31. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Harpokulları, fakülte ve yüksek okullar ile astsubay meslek yüksek okullarındasınıfını geçemeyen Türk Silâhlı Kuvvetleri mensubuaskerî öğrencilerin, fazla öğrenim yılları fiilî hizmet müddetlerindenindirilir. Fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabınaokuduktan sonra muvazzaf subay veya astsubay nasbedilenveya askerlik hizmetini takiben muvazzaf subay veya astsubaylığageçirilenlerin, normal süreyi aşan öğrenim süreleri fiilî hizmet müddetindensayılmaz.''
24. 5434 sayılı Kanun'un ek 21. maddesi şöyledir:
“Birmeslek veya sanat okulunu bitirenlerden, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kazai rüşt kararı almak suretiyle Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığına tabi ve öğrenimleri ile ilgili görevlere atananlar hakkında,5434 sayılı Kanunun 12 ncimaddesinde yazılı 18 yaşın bitirilmiş olması şartı aranmaz.''
25. 5434 sayılı Kanun'un geçici 170. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“BuKanunun yürürlüğe girmesinden önce ortakokul ve dengiokulu, astsubay hazırlama okulu, lise ve dengi okulu mezunu olup da sınıf okullarınıbaşarı ile bitirerek astsubay naspedilenlerin astsubay sınıf okullarında geçenbaşarılı eğitim ve öğrenim süreleri fiili hizmet müddetinden sayılır. Bundandoğacak borçlanma iştirakçiler tarafından astsubay naspedildikleri tarihtekiastsubay çavuş aylığı üzerinden Emekli Sandığına bir yıl içinde ödenir. Emeklidurumunda bulunan astsubayların sınıf okullarında geçen başarılı eğitim veöğrenim süreleri fiili hizmet sürelerine eklenerek kurumca gerekli işlemleriyapılır. Emekli Sandığınca bu hizmet müddetleri için çıkarılacak borçmiktarları iştirakçiler tarafından bir yıl içinde eşit taksitlerle EmekliSandığına ödenir.''
2. Yargı Kararları
a. Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kararları
26. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Üçüncü Dairesinin22/4/2010 tarihli ve E.2009/835, K.2010/588 sayılı kararının ilgili kısmışöyledir:
"Dava konusu uyuşmazlığın davacının 1/9/1985 - 30/8/1986 tarihleri arasında Astsubay Sınıf Okulundaöğrenci olarak geçirdiği sürelerin hizmetten sayılıp sayılmayacağı noktasındaodaklandığı anlaşılmaktadır.
Davacı her ne kadar Ankara 8. Asliye HukukMahkemesinin 7/8/1985 tarihli söz konusu kararı ile yaşını da büyüttüğünü ilerisürmüş ise de; söz konusu karar incelendiğindedavacının yaşının düzeltilmesine ilişkin olarak kararda bir hüküm bulunmadığı,sadece kaza-i rüştüne izin verildiği (ergin kılındığı) anlaşılmıştır.
Davacının mahkeme kararı ile ergin kılınmasıona fiil ehliyetini (medeni hakları kullanma ehliyeti) kazandırır. Yoksa onun18 yaşını doldurduğu, mutlak olarak kanunlarda gösterilen 18 yaşınındoldurulması ile ilgili sınırlamalara tabi olmayacağı anlamına gelmemektedir.
Söz konusu 5434 sayılı Kanun'un Ek-21.Maddesinde öngörülen '18 yaşının bitirilmiş olması' koşulunun aranmayacağınailişkin hüküm gördükleri öğrenim ve branşları ile ilgili bir kamu görevineatanma halinde artık 18 yaş koşulu aranmadan hizmette geçirilen sürelerinsayılmasına matuftur. Davacının astsubay sınıf okulunda öğrenci statüsündegeçirdiği süre 5434 sayılı Kanun'un Ek-21. maddesi kapsamına girmemektedir.Davacının astsubay sınıf okulunda geçirdiği sürenin fiili hizmettensayılabilmesi için astsubay sınıf okulunda öğrenci olduğu sürede 18 yaşınıdoldurmuş olması gerekmektedir. Oysa davacı 18 yaşını astsubay sınıf okulunubitirdikten sonra 2/6/1987 tarihinde doldurmuştur.
Tüm bu açıklamalar birliktedeğerlendirildiğinde davacının 18 yaşını doldurmadan astsubay sınıf okulundaöğrencilikte geçirdiği sürelerin 5434 sayılı Kanunun 12'inci maddesi gereğincefiili hizmetten sayılmasının ve buna bağlı olarak alacaklarının ödenmemesininmümkün olmadığı, idarece tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılığınbulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.''
27. AYİM Üçüncü Dairesinin 1/10/2015 tarihli ve E.2015/1025,K.2015/1242 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava konusu uyuşmazlığın davacının 1/9/1996 - 1/6/1997 tarihleri arasında Astsubay Sınıf Okulundaöğrenci olarak geçirdiği sürelerin hizmetten sayılıp sayılmayacağı noktasındaodaklandığı anlaşılmaktadır.
Söz konusu 5434 sayılı Kanun'un Ek-21.maddesinde öngörülen '18 yaşının bitirilmiş olması' koşulunun aranmayacağınailişkin hüküm, gördükleri öğrenim ve branşları ile ilgili bir kamu görevineatanma halinde artık 18 yaş koşulu aranmadan hizmette geçirilen sürelerinsayılmasına matuftur. Davacının astsubay sınıf okulunda öğrenci statüsündegeçirdiği süre 5434 sayılı Kanun'un Ek-21. maddesi kapsamına girmemektedir.Davacının astsubay sınıf okulunda geçirdiği sürenin fiili hizmettensayılabilmesi için astsubay sınıf okulunda öğrenci olduğu sürede 18 yaşınıdoldurmuş olması gerekmektedir. Oysa davacının 1/6/1979 doğumlu olduğu dikkatealındığında davacının astsubay sınıf okulunda bulunduğu 1/9/1996- 1/9/1997tarihleri arasında henüz 18 yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar birliktedeğerlendirildiğinde davacının 18 yaşını doldurmadan astsubay sınıf okulundaöğrencilikte geçirdiği sürelerin 5434 sayılı Kanunun 12'inci maddesi gereğincefiili hizmetten sayılmasının mümkün olmadığı, davalı kurum tarafından tesisedilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatinevarılmıştır.''
b. Danıştay Kararları
i. Danıştay OnbirinciDaire Kararı
28. Danıştay Onbirinci Dairesinin28/3/2017 tarihli ve E.2015/6583, K.2017/3022 sayılı kararının ilgili kısmışöyledir:
"Dava, davacı tarafından, astsubay sınıfokulunda 18 yaşın altında geçen süresinin fiili hizmet süresine eklenmesitalebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesiistemiyle açılmıştır.
...
Dosyanın incelenmesinden, 01.09.1989 tarihindeastsubay sınıf okuluna başlayan, 18.10.1989 tarihinde 18 yaşını tamamlayan,30.08.1990 tarihinde astsubaylığa nasbedilendavacının 18 yaşından önce astsubay sınıf okulunda geçen sürelerinin fiilihizmet süresine eklenmesi talebiyle yaptığı başvurusunun reddi üzerineincelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıya metni aktarılan yasal düzenlemelerde,astsubay sınıf okulu öğrencilerinin iştirakçi olarak 5434 sayılı Kanun uyarıncaEmekli Sandığı ile ilgilendirileceği, astsubay sınıf okulunu başarı ilebitirerek astsubaylığa nasbedilenlerin astsubay sınıfokulunda geçen başarılı eğitim ve öğretim sürelerinin fiili hizmet süresindensayılacağı belirtilmiş olup, bu sürelerin fiili hizmet süresinden sayılmasıkonusunda 18 yaşından sonraki sürelerin dikkate alınacağına veya bu sürelerinfiili hizmet süresinden sayılabilmesi için kazai rüştkararı alınması gerektiğine ilişkin bir hükme de yer verilmemiştir.
Buna göre, astsubay sınıf okulu öğrencileriadına emekli keseneği yatırılmasını zorunlu kılan Kanun hükmü dedeğerlendirildiğinde, astsubay sınıf okulunu bitirerek doğrudan astsubaylığa nasbedilenlerin, bu okulda geçen sürelerinin fiili hizmetsüresinden sayılması için 18 yaşını bitirmiş olmaları şartının aranmamasıgerekmektedir.
Dolayısıyla, astsubay sınıf okulunubitirdikten sonra, astsubaylığa nasbedilen ve okuldaiken 18 yaşını dolduran davacının, 18 yaşından önce astsubay sınıf okulundageçen sürelerinin fiili hizmet süresinden sayılması gerekirken, aksi yöndetesis edilen işlemde ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararındahukuka uyarlık görülmemiştir.."
ii. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı
29. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 25/7/2019 tarihliResmî Gazete'de yayımlanan 12/12/2018 tarihli veE.2018/1, K.2018/4 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Astsubay sınıf okulunu bitirdikten sonraastsubaylığa nasbedilenlerin, astsubay sınıf okulunda18 yaşın altında geçen öğrenim sürelerinin fiili hizmet sürelerinden sayılıpsayılmayacağı konusunda Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinceverilen kararlar ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince veSamsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince verilen kararlararasındaki aykırılığın giderilmesinin ... 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri HakkındaKanun'un 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi hükmü uyarınca istenilmesi,Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 02.04.2018 tarih ve E:2018/23,K:2018/23 sayılı kararıyla da istem uygun görülerek kararlar arasındakiaykırılığın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi kararıdoğrultusunda giderilmesi görüşüyle dosyanın 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun39. ve 40. maddeleri gereğince karar verilmek üzere Danıştayagönderilmesi ve Danıştay Başkanının havalesi üzerine Danıştay Başsavcısınındüşüncesi alındıktan sonra Raportör Üyenin Raporu, konu ile ilgili kararlar veyasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü.
...
Yukarıda belirtilen İdari Dava Dairelerininsöz konusu kararları ile, hukuki durumları aynı olan uyuşmazlıklarda birbirineaykırı kararlar verildiğinden, ilgili kanun hükümlerinin farklı yorumlanmasınıönlemek, uygulamada yeknesaklığı ve kanun önünde eşitliği sağlamak üzere,kararlar arasındaki aykırılığın 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 39. maddesiuyarınca içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesine oybirliğiyle kararverilerek esasın incelenmesine geçildi.
İçtihadın birleştirilmesine konu olankararlarda uyuşmazlığı, astsubayların, astsubay sınıf okullarında 18 yaşınaltında geçen öğrenim sürelerinin fiili hizmet sürelerinden sayılıpsayılmayacağı hususu oluşturmaktadır.
...
Personel kanunlarında yapılan bu değişiklikleruyarınca 18 yaşından önce Devlet memuru veya muvazzaf astsubay olarakatananların emeklilik haklarının sağlanmasına yönelik olarak 11.07.1971 tarihve 13892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1425sayılı Kanun'un 2.maddesi ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanunu'na Ek 21. maddesi eklenmiş ve böylece 5434 sayılı Kanun'un 12.maddesinde öngörülen ve Sandıktan faydalanmak için aranan '18 yaşın bitirilmişolması' genel şartının istisnası olarak; Devlet memuru veya muvazzaf astsubayolarak atanmak için 657 sayılı Kanun veya 926 sayılı Kanun gereğince kazai rüşt kararı almak zorunda olan 18 yaşından küçük olankişilerin, sadece atandıkları Devlet memuru veya muvazzaf astsubay olarak 18yaşın altında geçen hizmet sürelerinin, emeklilik hizmet sürelerindedeğerlendirilmesi imkanı sağlanmıştır.
Astsubay sınıf okulu öğrencilerinin Sandıklaiştirakçiliğine gelince;
07.06.1949 tarih ve 7235 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Kanunu'nun 'Sandıktanfaydalanacaklar'başlıklı12. maddesinin birinci fıkrasında, 'Bu Kanunla tanınan haklardanaşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğundaolmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartıyla, (II) işaretli fıkradagösterilenler faydalanır' hükmü yer almış, maddenin 'II Faydalanacaklar'fıkrasının (j) bendinde de 'Milli Savunma Bakanlığı harp okulu öğrencileri'hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu birinci fıkrada bir değişiklikyapılmamışken (II) işaretli fıkranın (j) bendinde zaman içerisindedeğişiklikler yapılmış ve 11.07.1978 tarih ve 16343 sayılı ResmiGazete'de yayımlanan 2168 sayılı Kanun'la da astsubaysınıf okulu öğrencileri ilk defa iştirakçilik kapsamına alınmıştır. Böylece, 18yaşını doldurduktan sonra geçen öğrenim süreleri emeklilikte değerlendirilenharp okullarında veya fakülte ve yüksekokullarda okuyan askeri öğrenciler ilenasptarihleriaynıolanancakfakülteveyayüksekokullardakendihesabına okuduktansonra muvazzaf subay olarak nasbedilenlerin emeklilikhaklarının eşitlenmesi amacıyla, fakülte ve yüksekokullarda kendi hesabınaokuduktan sonra muvazzaf subay olarak nasbedilenlerile astsubay sınıf okulunu bitirerek nasbedilenlerin,18 yaşını doldurdukları tarihten sonra geçen başarılı öğrenim sürelerinin deemeklilikte değerlendirilmesine imkan tanınmıştır.
Ayrıca, astsubay sınıf okulu öğrencilerinin 18yaşın doldurulmasından sonra geçen öğrenim süreleri bakımındaniştirakçiliklerini sağlayan 2168 sayılı Kanun'la 5434 sayılı Kanun'ageçici 170. maddesinin 2. fıkrası da eklenerek,11.07.1978 tarihinden önce astsubay sınıf okulunu bitirerek astsubay nasbedilenlerin, 18 yaşın üzerinde geçen başarılı öğrenimsürelerinin geriye yönelik olarak borçlanmaları suretiyle emekliliklerindedeğerlendirilmesine de imkan sağlanmıştır.
Yapılan bu açıklamalar uyarınca, 926 ve 5434sayılı Kanunların sistematiği dikkate alındığında 5434 sayılı Kanun'un 12.maddesinde düzenlenen 18 yaşını bitirmiş bulunmakuralının,Kanun'un bütününe yönelik, ortak ve genel bir kural olduğu sonucunaulaşılmaktadır.
Öte yandan, 5434 sayılı Kanun'un 2168 sayılıKanun'la değişik 15. maddesinde 18 yaşın altında astsubay sınıf okulunda geçensüreler için kesenek ve karşılık tahsilatına yönelik ayrıca bir düzenlemeye yerverilmemesi sebebiyle söz konusu madde kapsamında da genel ilke olan 18 yaşınıtamamlamış olma koşulunun aranması gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, 5434 sayılı Kanun'un 12. maddesininbirinci fıkrası hükmü karşısında, astsubayların, astsubay sınıf okullarında 18yaşın altında geçen öğrenim sürelerinin fiili hizmet sürelerinden sayılmasınaolanak bulunmamaktadır."
B. Uluslararası Hukuk
1. Adil Yargılanma HakkıYönünden
30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda kararverecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafındankamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkınasahiptir...”
31. AİHM, adil yargılanma hakkının hukukun üstünlüğününSözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belirten Sözleşme’nin önsözüylebirlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temelunsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alanve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlikilkesidir. Toplumun yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslıunsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarınındevamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlikdurumu yaratabilecektir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B.No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).
32. Diğer yandan hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri vebireylerin meşru beklentilerinin korunması, içtihadın değişmezliği şeklinde birhak bahşetmemektedir (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, §74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58).Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen biryaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardakideğişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).
33. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol, tam da yargıkararları arasında doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir.Bununla birlikte yeni kabul edilmiş bir kanunun yorumlanmasında olduğu gibibazı hâllerde içtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zamana ihtiyaçduyacağı açıktır (Zielinski ve Pradal ve Gonzalez ve digerleri/Fransa [BD], B. No: 24846/94, ...34173/96, 28/10/1999,§ 59; Schwarzkopf ve Taussik/Çek Cumhuriyeti(k.k.), B. No: 42162/02, 2/12/2008).
34. AİHM, açık bir keyfîlik bulunandurumlar hariç ulusal mahkemelerin iç hukuku yorumlama şeklini sorgulamanınkendi görevi olmadığına dikkat çekmektedir. Benzer şekilde bu konuda -görünüşegöre benzer davalarda verilmiş olsalar bile- ulusal mahkemelerin farklıkararlarını karşılaştırmak da prensipte AİHM'ingörevi değildir. AİHM, söz konusu mahkemelerin bağımsızlığına saygı göstermekdurumundadır (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 50).
35. AİHM, mahkeme kararlarının çatışma ihtimalinin her birikendi yargı alanında yetkili olan yargılama ve temyiz mahkemeleri ağına dayalıyargı sistemlerinin doğal bir özelliği olduğunu kabul etmiştir. Bu tipuyuşmazlıklar aynı mahkeme içinde de ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, kendiiçinde Sözleşme'ye aykırı olarak değerlendirilemez (Santos Pinto /Portekiz, B.No: 39005/04, 20/5/2008, § 41; Tudor Tudor/Romanya, B. No: 21911/03, 24/3/2009, § 29;Remuszko/Polonya, B. No: 1562/10, 16/7/2013, § 92;Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 51).
36. AİHM, bu konuda hüküm verirken değerlendirmesinin dayandığıkriterleri açıklamıştır. Söz konusu kriterler yüksek mahkemenin içtihadında derin ve süregelen farklılıklar olupolmadığı, iç hukukta bu tutarsızlıkların üstesinden gelmek için bir mekanizmabulunup bulunmadığı, bu mekanizmanın uygulanıp uygulanmadığı ve uygulandıysa neile sonuçlandığının tespitine dayanmaktadır (Beian/Romanya, B. No: 30658/05, 6/12/2007, §§ 37, 39; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 53).
37. AİHM, bu bağlamda mahkemelerin uygulamalarında tutarlılığınve içtihatlarında yeknesaklığın sağlanması için mekanizmalar oluşturulmasınınönemini birçok defa hatırlatmış; yargı sistemlerini birbirine zıt kararlarverilmesini önleyecek şekilde yapılandırmanın devletlerin sorumluluğundaolduğunu ifade etmiştir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §§ 55,80).
2. Mülkiyet HakkıYönünden
38. Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genelilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
39. AİHM, Sözleşme'ye ek 1 No.luProtokol'ün 1. maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığınıkabul etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.), B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B.No: 34478/97, 9/1/2007, § 52).
40. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının, ancakmüdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.maddesinin anlamı kapsamında bir mülkile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna görealacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyethakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşru beklenti de mülkiyet hakkı kapsamındadeğerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No: 44912/98,28/9/2004, § 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98,12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlariçin bkz. Pine Valley DevelopmentsLtd. ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98,24/6/2003, § 32; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No:17849/91, 20/11/1995, § 31).
41. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hakkazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamındasavunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterlideğildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/ÇekCumhuriyeti [BD] (k.k.),B.No: 39794/98, 10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına veuygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucutarafından ileri sürülen iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarakreddedildiği durumlarda meşru birbeklentinin bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33).
42. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilirolsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması, hukuki bir düzenlemeyeya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına dayanması gerekenmeşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye(k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
43. Mahkemenin 12/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
44. Başvurucu; sınıf okulunda bulunan öğrencilerin 18 yaşınaltında geçirdiği süre nedeniyle SGK iştirakçisi olmayacaklarına dair bir hükümbulunmadığını, derece mahkemelerinin askerlik mesleğinin zorluğu nedeniyle bumeslek mensuplarına diğer memurlardan farklı olarak getirilen lehedüzenlemeleri gözardı ettiğini, verilen karar ileaynı statüde bulunan kişiler arasında yaşa bağlı olarak ayrımcılık yapıldığınıileri sürmüştür. Başvurucu, Danıştayın ve bölge idaremahkemelerinin aynı konuda açılan davalarla ilgili olarak lehe olan çok sayıdakararı bulunmasına rağmen Ankara Bölge İdare Mahkemesinin gerekçebelirtmeksizin içtihat değişikliğine giderek davayı reddetmesi nedeniyle hukukdevleti ilkesi, eşitlik ilkesi ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
45. Bakanlık görüşünde, ilgili mevzuat hükümleri hatırlatılarakDanıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı ile içtihadın 18 yaşın altındageçen öğrenim süresinin fiilî hizmet süresinden sayılamayacağı yönündebirleştirildiği belirtilmiştir.
2. Değerlendirme
46. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
''Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özünün adil yargılanmahakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkinolduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
49. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birincifıkrasına "adil yargılanma"ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkımetne dâhil" edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesindeherkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasalgüvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (YaşarÇoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54).
50. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukukdevleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesindeCumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nıntüm maddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında gözönündebulundurulması zorunlu olan bir ilkedir.
51. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukukgüvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010;E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012). Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayıamaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem deidare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM,E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).
52. Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birdenfazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisininbenimseneceği derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. AnayasaMahkemesinin bireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardanbirine üstünlük tanıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukukkurallarını yorumlaması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. AnayasaMahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birdenfazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyipetkilemediğini tespit etmektir(Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916,12/1/2017, § 81).
53. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini vemahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetleriniyansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamasıbeklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatminedici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşması, bir kararın belirlibir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından ele alındığıtakdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları ortayaçıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine tersdüşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerinyargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir(Türkan Bal [GK], B. No:2013/6932, 6/1/2015, § 64).
54. Anayasa Mahkemesi; bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarınıyorumlamasından kaynaklanan içtihat farkının süregelen bir hâl aldığı, başkabir anlatımla kısa sayılamayacak bir zaman dilimi içinde uygulamada birliğinsağlanamadığı durumlarda uygulamadaki tutarsızlıkları ortadan kaldıracaknitelikteki tedbirlerin önemine işaret etmektedir (Yasemin Bodur, B. No: 2017/29896, 25/12/2018, § 43).
55. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği yargı sistemine olan güvenisağlamak ve korumakla yükümlü olan devlet, aynı yargı koluna dâhil mahkemelerarasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabileceknitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir şekildeişleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, adilyargılanma hakkının güvencelerinden biri olarak kabul edilmelidir. (Engin Selek, B. No: 2015/19816, 8/11/2017,§ 58).
56. Anayasa Mahkemesi daha önce içtihat farklılıkları yönündenyüksek mahkemelerin görevine dikkat çekmiş ve yüksek mahkemelerin oynamasıgereken rolün tam da yargı kararlarında doğabilecek içtihat farklılıklarına birçözüm getirmek olduğunu açıklamıştır. Bununla birlikte yeni kabul edilmiş birkanunun yorumlanmasında olduğu gibi bazı hâllerde içtihadın müstekarhâle gelmesinin belirli bir zamanı gerektirdiği ifade edilmiştir (Türkan Bal, § 56).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
57. Somut başvurunun konusu, Ankara Bölge İdare Mahkemesikararının diğer bazı bölge idare mahkemeleri ile Danıştay OnbirinciDairesinin içtihadıyla çeliştiği iddiasıdır. Bu bağlamda aynı yargı kollarınadâhil mahkemelerin aynı tip uyuşmazlıkların çözümünde uyguladıkları aynı kanunhükmünü farklı şekilde yorumlamasından kaynaklanan bir tutarsızlıktan sözedilmektedir.
58. Başvurucunun yukarıda yer verilen iddialarının (bkz. § 44) mahiyetiitibarıyla Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası anlamında bir kanunyolu şikâyetinin ilerisine geçtiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla somut başvurudaöncelikle derin ve süregelen bir içtihat farklılığının varlığı, içtihatfarklılığı nedeniyle meydana gelen tutarsızlıkların üstesinden gelinmesi içinbir mekanizmanın bulunup bulunmadığı, böyle bir mekanizma var ise bumekanizmanın işletilip işletilmediği, işletildiyse ne ile sonuçlandığıincelenmelidir.
59. Başvurucu, sınıf okulunda 18 yaşın altında geçen süreninfiilî hizmet süresinden sayılması ve emekli ikramiyesi ile emekli aylığındabuna göre yeni bir değerlendirmeye gidilerek ödeme yapılması istemiyle yaptığıidari başvurunun reddi üzerine açtığı davada, Danıştay OnbirinciDairesinin ve bazı bölge idare mahkemelerinin benimsediği yaklaşımdan farklıolarak Ankara Bölge İdare Mahkemesinin kendi (başvurucu) aleyhine sonuçdoğuracak şekilde bir yaklaşım benimsemesinden şikâyet etmektedir.
60. Öncelikle belirtmek gerekir ki içtihat farklılığından sözedilebilmesi için gerekli olan uyuşmazlıklarınözü itibarıyla aynı mahiyette olması ön koşulunun somut başvuruyönünden gerçekleştiği görülmektedir (benzer bir değerlendirme için bkz. Engin Selek, § 63). Zira içtihatfarklılığına konu uyuşmazlıklarda ortak temel olgu, astsubay sınıf okulundageçen 18 yaşın altındaki öğrencilik süresinin fiilî hizmet süresinden sayılıpsayılmamasıdır. Çelişki, 5434 sayılı Kanun'un 12. maddesinde öngörülen veSandıktan faydalanmak için aranan 18 yaşınbitirilmiş olması genel şartının yorumunda ortaya çıkmaktadır.
61. Ankara Bölge İdare Mahkemesi, 18 yaş tamamlanmadan sınıfokulunda geçen süreleri fiilî hizmetten sayan diğer içtihatlardan ayrıldığınıaçıklamıştır. Mahkemeye göre 5434 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki "18yaşının bitirilmiş olması şartı aranmaz" yönündeki düzenleme 18 yaşın içinde ikenmemuriyete atananlara ilişkin olup hüküm henüz atanmamış öğrenci statüsündekikişileri kapsamamaktadır.
62. Yukarıda değinildiği üzere bir hukuk sisteminde bölgeselveya görevsel yetki farklılıkları sebebiyle yargı içtihatlarında farklılıklarınoluşabilmesi doğaldır. Esas itibarıyla hukuk kurallarını yorumlama ve uygulamayetkisine sahip olan derece mahkemelerinin içtihat değişikliğine gitmiş olmasıtek başına adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilemez. Ancak buyargısal içtihat farklılıklarının hukuk güvenliği ve hukuki belirlilikilkelerini zedelememesi için en önemli görev yüksek mahkemelere düşmektedir.Yüksek mahkemeler, yargı sistemine olan güveni sağlamak amacıyla aynı yargı kolunadâhil mahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadankaldırabilecek nitelikteki mekanizmaları çalıştırarak söz konusu içtihatfarklılıklarını ortadan kaldırmalıdır. Bu bağlamda yargılamanın hakkaniyetibağlamında hukuk devleti ile hukuk güvenliği ilkelerine uyulduğundan sözedilebilmesi için öncelikli olan, ilgili yargısal süreçte oluşabilecek içtihatfarklılığının giderilmesidir.
63. Bu bağlamda astsubay sınıf okulunu bitirdikten sonraastsubaylığa nasbedilenlerin astsubay sınıf okulunda18 yaşın altında geçen öğrenim sürelerinin fiilî hizmet sürelerinden sayılıpsayılmayacağı konusunda yaşanan içtihat farklılığını gidermek için içtihadıbirleştirme yolunun işletildiği görülmektedir. Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulunun 12/12/2018 tarihli kararında; hukuki durumları aynı olanuyuşmazlıklarda birbirine aykırı kararların verildiği tespit edilmiş ve ilgilikanun hükümlerinin farklı yorumlanmasının önlenmesi, uygulamada yeknesaklığı vekanun önünde eşitliğin sağlanması amacıyla kararlar arasındaki aykırılığıniçtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesine karar verildiğivurgulanmıştır.
64. Anılan Kurul; ilgili kanunların sistematiğini ve kanunhükümlerinde yapılan değişikliklere ilişkin tarihsel süreci bir bütün olarakinceleyerek değerlendirmiş ve 5434 sayılı Kanun'un 12. maddesinde düzenlenen 18yaşı bitirmiş bulunma kuralının Kanun'un bütününe yönelik, ortak ve genel bir kuralolduğu kanaatine ulaşmıştır. Kurul, böylece astsubayların sınıf okullarında 18yaşın altında geçen öğrenim sürelerinin fiilî hizmet sürelerinden sayılmasınaolanak bulunmadığı sonucuna varmıştır.
65. Bu itibarla başvurucunun dava açtığı tarihte idari yargıkolunda yer alan derece mahkemeleri arasında aynı Kanun'un yorumuna ilişkinfarklılıklar mevcut ise de bu farklılıkların Danıştay tarafından içtihadıbirleştirme yoluyla giderildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkemelerin değişenekonomik koşullar, toplumsal ihtiyaçlar ve günün gereklerine uygun hareketedebilme yönünden mevcut olan yorumlarını terk ederek yeni bir yaklaşımbenimsemesi mümkün olup bu husus kişiler için öngörülemez nitelikte değildir.Dolayısıyla başvurucunun gerek idareden talepte bulunduğu gerekse de bu talebinreddi üzerine işlemin iptali isteğiyle dava açtığı tarihte iddiasına dayanakyaptığı kanun hükümlerine ilişkin olarak birbiriyle çelişen birden fazla yorummevcut ise de uyuşmazlığı kesin olarak çözüme bağlayan Ankara Bölge İdareMahkemesinin bu yorumlardan birine üstünlük tanıyarak uyuşmazlığı kararabağladığı, bu durumu gerekçesinde ayrıntılı şekilde açıkladığı ve sonrasında daMahkeme tarafından üstün tutulan bu yorumun Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulu kararında da benimsenmiş olduğu nazara alındığında varılan sonucunyargılamanın hakkaniyetini zedelemediği sonucuna varılmaktadır.
66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
67. Başvurucu, sınıf okulunda askerî öğrenci olarak 18 yaşınaltında geçirdiği sürenin fiilî hizmet süresi olarak kabul edilmesi istemineilişkin davanın reddi sonucunda emekli ikramiyesi tutarı ile emekli aylığınıneksik hesaplandığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
68.Bakanlık, mülkiyet hakkı yönünden görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
69. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35.maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaatinin bulunupbulunmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §26; İhsan Vurucuoğlu,B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
70. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bubağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul vegayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar vefikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyethakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran vediğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
71. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilenmülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bualanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargıiçtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge,B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; MustafaAteşoğlu ve diğerleri, § 51).
72. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcutmal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibiolmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma beklentisi -kişinin bu konudakimenfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramıiçinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyutbir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değilmülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak bellidurumlarda bir ekonomik değerveya icrası mümkün bir alacağıelde etmeye yönelik meşru bir beklentiAnayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636,15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk[GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, §§ 41, 53; MustafaAteşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).
73. Meşru beklenti, objektif temelden uzak bir beklenti olmayıpbelirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunugösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki birişleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk,§ 42). Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşrubeklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddiaedilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümlerive yargı kararları ile yapılmaktadır (ÜçgenNakliyat Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37).Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ilerisürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir(Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi,§ 37).
74. Diğer taraftan derece mahkemeleri önünde hukukun ne şekildeyorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamdabaşvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların derece mahkemelerince kesinolarak reddedildiği durumlarda açık bir keyfîlikolmadığı veya bariz bir takdir hatası içermediği sürece “meşru bir beklentinin” bulunduğu sonucunavarılamaz (Yusuf Dilekçi, B. No:2014/12026, 21/9/2017, § 48).
75. Somut olayda başvurucu; astsubay sınıf okulunda geçen 18yaşın altındaki öğrencilik süresinin fiilî hizmetten sayılması ve ödenen emekliikramiyesi ile emekli aylığının buna göre yeniden belirlenmesi istemindebulunmuştur. Başvurucu, bu isteğini temel olarak 5434 sayılı Kanun'un mülgahükümleri ile Danıştay içtihatlarına dayandırmıştır. Bu durumda 5434 sayılıKanun'un ilgili hükümlerinin kapsamının belirlenmesi gereklidir.
76. 5434 sayılı Kanun'un sözü edilen hükümleri (bkz. §§ 22-25)sınıf okulunda 18 yaşın altında geçen sürelerin fiilî hizmetten sayılacağınailişkin açık bir hüküm içermemektedir. Ancak bu hükümlerin yorumuna ilişkinçeşitli yargı kararları mevcuttur. Bu kapsamda Ankara Bölge İdare Mahkemesi ileAYİM, ilgili mevzuatı yorumlarken 18 yaşın altında geçirilen sürenin fiilîhizmetten sayılmasının mümkün olmadığı sonucuna varmıştır. Buna karşılıkDanıştay Onbirinci Dairesi ile bazı bölge idaremahkemeleri farklı bir yorumla bu sürenin fiilî hizmetten sayılacağı veemeklilik ikramiyesi ile emeklilik aylığının ödenmesinde de gözönündetutulacağı yönünde kararlar vermiştir. Bireysel başvuruya konu uyuşmazlığındoğduğu tarihte bu tür uyuşmazlıkların çözümünde görevli olan bölge idaremahkemeleri dava daireleri de lehe ve aleyhe olmak üzere farklı kararlarvermiştir. Derece mahkemelerinin farklı yorumlarından kaynaklanan bubelirsizliği gidermek amacıyla Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu12/12/2018 tarihinde toplanarak içtihadı birleştirme yoluna gitmiştir.
77. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu; 926 sayılı Kanunile 5434 sayılı Kanun'un sistematiğini ve ilgili hükümlerini dikkate alarak 18yaşını bitirmiş olma kuralının 5434 sayılı Kanun'un bütününe yönelik, ortak vegenel bir kural olduğuna, dolayısıyla astsubayların sınıf okullarında geçen 18yaşın altındaki öğrenim sürelerinin fiilî hizmet sürelerinden sayılmasına imkânbulunmadığına karar vermiştir.
78. Bu durumda başvurucunun sınıf okulunda geçen sürenin fiilîhizmetten sayılarak emekli ikramiyesi ve emekli aylığında artış sağlamayayönelik beklentisinin, meşru bir beklenti olduğunu gösteren bir kanun hükmüveya yerleşik yargı içtihadı gibi somut bir temele dayanmadığı görülmektedir.Buna göre somut başvuru açısından fiilî hizmet süresine bağlı olarakbaşvurucunun emekli ikramiyesinin ve emekli aylığının yeniden belirlenmesiyönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkıkapsamında bir mülkünün veya somut ve yeterli bir hukuki temele dayalı olarakmülkiyeti elde etmeye yönelik meşru bir beklentisinin bulunduğunukanıtlayamadığı anlaşılmaktadır.
79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.