TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERTUĞRUL TUNCA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/24620)
Karar Tarihi: 13/10/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Ertuğrul TUNCA
Vekili
:
Av. Onur SEYREK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıylaaçılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıylareddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 8/8/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Orhaneli Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmaVakfında (Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.
9. Başvurucu, kamu personeli olduğunu ileri sürerek4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışanİşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık çalışmasüresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye alacağınınödenmesi amacıyla Vakıf aleyhine dava açmıştır
10. Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesi, iş mahkemesisıfatıyla yapmış olduğu yargılama sonunda 26/1/2017 tarihli kararlabaşvurucunun davasının kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararda; davacınındavalı Vakfa bağlı olarak 1/8/2006 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı,davalı Vakfın kamu kurumu niteliğinde olduğu, 6772 sayılı Kanun kapsamındabulunan kurumlarda çalışanlara her yıl için ilave tediye ödemesi yapılacağıaçıklanmıştır.
11. Davalı Vakıf, istinaf yoluna başvurmuştur. İstanbulBölge Adliye Mahkemesi (BAM) 29. Hukuk Dairesi 10/7/2018 tarihli kararıyla,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 9/6/2017 tarihli kararına(İBK) göre Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamu kurumu niteliğinde olmadığıbelirtilerek ilk derece mahkemesi kararını ortadan kaldırılmış ve davayı kesinolarak reddetmiştir.
12. Nihai karar başvurucuya 19/7/2018 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 8/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
13. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
15. Başvurucu, Vakfın kamu kurumu olması nedeniyle ilavetediye alacağının ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Benzer şekildeçalışanların açmış olduğu davaların Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından kabuledildiğini ifade etmiştir. Öte yandan aynı konumda çalışanların açmış olduğudavaların BAM 24. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilmesine rağmen kendidavasının BAM 29. Hukuk Dairesi tarafından reddedilmesi nedeniyle eşitlikilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme
16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun farklı karar verilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlaledildiğine ilişkin iddiasının özünün adil yargılanma hakkının güvencelerindenbiri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamdabir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
18. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce YaseminBodur (aynı kararda bkz. §§ 35-45) kararında ortaya konulmuştur. Anılankararda Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin, hukukkurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik veöngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir.Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklananiçtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadakitutarsızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaretedilmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği devletin, aynı yargı koluna dâhil mahkemelerarasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabileceknitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir şekildeişleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu ifade edilmiştir.
19. Başvurucu ile aynı işyerinde çalışan işçilertarafından aynı nedene dayalı olarak açılan davaların bir kısmı işçiler lehinesonuçlanmışken bazı davaların da işçiler aleyhine sonuçlandığı görülmüştür. Öteyandan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi niteliği itibarıyla 6772 sayılı Kanunkapsamında saydıkları vakıf çalışanlarının kamu işçisi olduğunu ve şartlarıuygunsa idare tarafından ödenmesine karar verilen ilave tediye alacağındanyararlanacaklarına dair kararlar vermişlerdir. Buna karşılık 2011 yılındakurulan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, anılan vakıfların özel hukuk tüzel kişisistatüsünde olduğunu, dolayısıyla kamu personeli sıfatı bulunmayançalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağını istikrarlı olarak hükümaltına almıştır. Yargıtay daireleri arasındaki derin ve süregelen içtihatfarkının faaliyete giren istinaf mahkemesi niteliğindeki BAM daireleri arasındada sürdürüldüğü saptanmıştır.
20. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve sonradan bugörev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin vakıf çalışanlarının kamuişçisi olduğunu kabul ettiği ve şartları uygunsa idare tarafından ödenmesinekarar verilen ilave tediye alacağından yararlanacaklarına dair kararlar verdiğibelirtilmiştir. Buna karşılık olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin anılanvakıfların özel hukuk tüzel kişisi statüsüne sahip olduğunu ve dolayısıyla kamupersoneli sıfatı bulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağınıistikrarlı olarak hüküm altına aldığı ifade edilmiştir. Yargıtay daireleriarasındaki derin ve süregelen içtihat farkının faaliyete giren istinafmahkemesi niteliğindeki BAM daireleri arasında da sürdürüldüğü saptanmıştır (YaseminBodur, §§ 48, 50).
21. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfıçalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususundasüregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmışolduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı ve bu durumunortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişlibir mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu içinöngörülemez olduğu ve yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucunaulaşılmıştır (Yasemin Bodur, § 52).
22. Diğer taraftan, başvurucunun hizmet akdi ileçalıştığı Vakfın niteliğini de ele alan Yargıtay İBK'ya rağmen Yargıtaydaireleri, söz konusu kararın vakıfların niteliğini belirlemekle birlikteçalışanların statüsüne ilişkin bir tespit içermediği görüşünden hareketleönceki görüşleri doğrultusunda kararlar vermeye devam etmiştir (Yasemin Bodur.§§ 20, 23).
23. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve YaseminBodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniylebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yenidenyargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındaaçıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosyaüzerinden karar verir.”
25. Başvurucu, ihlalin tespitine karar verilmesitalebinde bulunmuştur. Başvurucunun manevi tazminat talebi bulunmamaktadır.
26. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
27. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
28. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §57).
29. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylardaihlalin aynı hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafındanaçılan davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındakigörüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasındankaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucunun aynı andaiki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterinitaşımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.
30. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derecemahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılansonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalingiderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Aksi durum, yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesinehükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehinetercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlaligidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafıaleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda,yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte biryol olarak kabul edilemeyeceğinden, başvurucunun manevi tazminat talep etmediğide dikkate alınarak yalnızca ihlalin tespitine karar verilmesi gerekir.
31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için Orhaneli Asliye HukukMahkemesine (E.2016/689, K.2017/71) GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.