TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ESEN ŞAHİN VE SERHAT AVŞAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/9671)
Karar Tarihi: 30/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucular
:
1. Serhat AVŞAR
Vekili
:
Av. Nuri Ayhan USTA
2. Esen ŞAHİN
Vekili
:
Av. Ali KARACA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıylaaçılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıylareddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 5/3/2018 ve 13/3/2018 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2018/13298 numaralı başvuru dosyasının hukuki ve fiilîirtibat nedeniyle 2018/9671 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,incelemenin 2018/9671 numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer dosyanınkapatılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular Esen Şahin ve Serhat Avşar sırasıylaSancaktepe ve Büyükçekmece Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmaVakıflarında (Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.
10. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ilerisürerek 4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı MüesseselerdeÇalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllıkçalışma süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediyealacağının ödenmesi amacıyla Vakıflar aleyhine ayrı ayrı dava açmışlardır.
11. İstanbul 7. İş Mahkemesi 21/2/2017 tarihli kararlabaşvurucu Esen Şahin'in davasının kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararda;davacının davalı Vakfa bağlı olarak 11/10/2013-1/1/2015 tarihleri arasındaçalıştığı, davalı Vakfın kamu kurumu niteliğinde olduğu, 6772 sayılı Kanunkapsamında bulunan kurumlarda çalışanlara her yıl için ilave tediye ödemesiyapılacağı açıklanmıştır.
12. Davalı, istinaf yoluna başvurmuştur. İstanbul BölgeAdliye Mahkemesi (İstanbul BAM) 27. Hukuk Dairesi 5/10/2017 tarihli kararlaYargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun (Yargıtay İBK) 9/6/2017tarihli kararına göre Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamu kurumuniteliğinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararını ortadankaldırmış ve davanın reddine karar vermiştir. Karar, temyiz yolu açık olarakverilmiştir.
13. Başvurucu, temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 16/1/2018 tarihli kararıyla temyiz istemini reddetmiştir.Kararında, temyize konu edilen ilave tediye alacağının miktarının kesinliksınırı kapsamında kalması nedeniyle davanın İstanbul BAM kararı ilekesinleşeceğini ifade etmiştir.
14. Bakırköy 15. İş Mahkemesi de yapmış olduğu yargılama sonunda19/1/2017 tarihli kararla başvurucu Serhat Avşar'ın açtığı davanın kabulünekarar vermiştir. Gerekçeli kararda; davacının davalı Vakfa bağlı olarak2/12/2009-31/7/2011 tarihleri arasında çalıştığı, davalı Vakfın kamu kurumuniteliğinde olduğu, 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunan kurumlarda çalışanlaraher yıl için ilave tediye ödemesi yapılacağı belirtilmiştir.
15. Davalı, hükme karşı istinaf yoluna başvurmuştur.İstanbul BAM 27. Hukuk Dairesi 12/10/2017 tarihli kararla Yargıtay İBK 9/6/2017tarihli kararına göre Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamu kurumuniteliğinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararını ortadankaldırmış ve davanın reddine karar vermiştir. Karar, temyiz yolu açık olarakverilmiştir.
16. Başvurucu, temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 16/1/2018 tarihli kararıyla temyiz istemini reddetmiştir.Kararında, temyize konu edilen ilave tediye alacağının miktarının kesinliksınırı kapsamında kalması nedeniyle davanın İstanbul BAM kararı ilekesinleşeceğini ifade etmiştir.
17. Başvurucular 5/3/2018 ve 13/3/2018 tarihlerindebireysel başvurularda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİHUKUK
18. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
20. Başvurucular, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin benzerdavalarda ilave tediye ödenmesi gerektiği yönünde kararlar verdiğinibelirtmiştir. Başvurucular, İstanbul BAM 24., 25., 28. ve 31. HukukDairelerinin ilave tediye alacaklarının ödenmesi yönünde karar verirkenİstanbul BAM 27. Hukuk Dairesinin Vakfın kamu kurumu olmadığı gerekçesiyletaleplerinin reddine karar verdiğini ve içtihat farkı nedeniyle yargıya olangüvenlerinin zedelendiğini belirterek adil yargılanma hakları ile mülkiyethaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların iddialarının özünün adil yargılanma hakkınıngüvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğuve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
23. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce YaseminBodur (aynı kararda bkz. §§ 35-45) kararında ortaya konulmuştur. Anılankararda Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin hukukkurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik veöngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir.Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklananiçtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadakitutarsızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaretedilmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği devletin aynı yargı koluna dâhilmahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadankaldırabilecek nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin birşekilde işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu ifadeedilmiştir.
24. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve sonradan bugörev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin Vakıf çalışanlarınınkamu işçisi olduğu ve şartları uygunsa idare tarafından ödenmesine kararverilen ilave tediye alacağından yararlanacaklarına dair kararlar verdiğibelirtilmiştir. Buna karşılık olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin anılanVakıfların özel hukuk tüzel kişisi statüsüne sahip olduğunu ve dolayısıyla kamupersoneli sıfatı bulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağınıistikrarlı olarak hüküm altına aldığı ifade edilmiştir. Yargıtay daireleriarasındaki derin ve süregelen içtihat farkının faaliyete giren istinafmahkemesi niteliğindeki BAM daireleri arasında da sürdürüldüğü saptanmıştır (YaseminBodur, §§ 48, 50).
25. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfıçalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususundasüregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmışolduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı, bunun ortadankaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişli birmekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu için öngörülemezolduğu ve yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır (YaseminBodur, § 52).
26. Diğer taraftan, başvurucunun hizmet akdi ileçalıştığı Vakfın niteliğini de ele alan Yargıtay İBK'ya rağmen Yargıtaydaireleri, söz konusu kararın vakıfların niteliğini belirlemekle birlikteçalışanların statüsüne ilişkin bir tespit içermediği görüşünden hareketle öncekigörüşleri doğrultusunda kararlar vermeye devam etmiştir (Yasemin Bodur. §§ 20,23).
27. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve YaseminBodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniylebaşvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
29. Başvurucular; ihlalin tespiti ile maddi ve manevitazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
30. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
31. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
32. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §57).
33. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylardaihlalin aynı hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafındanaçılan davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındakigörüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasındankaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucuların aynıanda iki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterinitaşımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.
34. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derecemahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılansonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalingiderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Aksi durum yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesinehükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehinetercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlaligidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafıaleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olaydayargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte biryol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucular lehine uygun bir tazminatahükmedilmesi yeterli bir giderimi sağlayacaktır.
35. Bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı ödenmesine kararverilmesi gerekir.
36. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuruya konu olayda böyle bir illiyetbağı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderininbaşvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın AYRIAYRI ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvuruculara AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 7.İş Mahkemesi (E.2016/654) ile Bakırköy 15. İş Mahkemesine (E.2016/539)GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.