TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
E.S.K. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/20801)
Karar Tarihi: 19/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
E.S.K.
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukukiolmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerininsüresinde yapılmaması, uzun süre hâkim önüne çıkarılmama, tutuklama kararınıveren mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmaması ve soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı vetutukluluk süreçlerindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının;ceza infaz kurumunda tutuklu bulunulduğu sırada kurumda yapılan bazı sınavlaragirmeye izin verilmemesi nedeniyle eğitim hakkının; ceza infaz kurumundaziyaretçi sayısının, gün ve saatlerinin, açık görüş hakkının, fotoğrafçekiminin ve gönderiminin sınırlandırılması, görevli ve yetkili olmayan mercitarafından yasal şartları oluşmadan arama yapılması, elkoyma kararında yeralmayan bazı elektronik eşyalara usulüne uyulmadan el konulması, meslektençıkarma kararının Resmî Gazete'de yayımlanarak ismin teşhir edilmesinedenleriyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; telefonla görüşmehakkının kısıtlanması nedeniyle haberleşme hürriyetinin; maaşın kesilmesi vemal varlığına el konulması nedenleriyle mülkiyet hakkının; infaz kurumundasayım esnasında takke takılmasına, tespih çekilmesine ve Kur'an okunmasına izinverilmemesi nedenleriyle din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 6/4/2017, 12/7/2017, 13710/2017, 5/4/2018,4/1/2018, 11/1/2018, 29/1/2018, 2/2/2018, 12/2/2018, 12/2/2018 ve 2/3/2018tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyon tarafından 2017/30536, 2017/35954, 2018/6174,2018/5300, 2018/7914, 2018/11773, 2018/4802, 2018/1182, 2018/2684 ve 2018/5663 sayılıbireysel başvuru dosyalarının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/20801sayılı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihindeson bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Bu kapsamda Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındankaymakam (Mersin vali yardımcısı olarak) görev yapan başvurucu hakkında daFETÖ/PDY ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır.Başvurucu 19/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve Mersin İl EmniyetMüdürlüğünde dört gün süreyle gözaltında tutulmuştur.
11. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 22/7/2016 tarihindebaşvurucunun ifadesini almıştır. İfade tutanağına göre Mersin Barosu tarafındangörevlendirilen müdafi ifade alma işlemi esnasında hazır bulunmuştur. Ayrıcabaşvurucuya yöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olay ve olgularsorulan sorularla açıklanmıştır.
12. Başvurucu ifadesinde özetle 15 Temmuz 2016 günüSinop'ta ailesiyle tatilde olduğunu, ortaöğretim ve liseyi ailesinin yanında,üniversiteyi Ankara'da akrabasının yanında okuduğunu, üniversiteye hazırlıkdöneminde dershaneye gitmediğini, örgüte ait evlerde ve yurtlarda kalmadığını,örgütün sohbetlerine katılmadığını, gazete ve dergi aboneliğinin olmadığını,örgütün finans kaynaklarında hesabının bulunmadığını ve herhangi bir şekildeörgüte maddi yardımda bulunmadığını ifade ederek suçlamaları kabul etmemiştir.
13. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuyu anayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve terör örgütüne üye olma suçlarından22/7/2016 tarihinde -başka şüphelilerle birlikte- tutuklanması istemiyle Mersin2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
14. Sorgu tutanağına göre Başsavcılığın talep yazısınıniçeriği ve başvurucuya yönelik suçlama sorgu işlemi öncesinde Mersin 2. SulhCeza Hâkimliği tarafından başvurucuya anlatılmıştır. Bu sırada başvurucununavukatı da hazır bulunmuştur. Başvurucunun sorgudaki ifadesi şöyledir:
" ... ben İmam Hatip mezunuyum ve kişilik olaraksosyal biri olduğum için her kesimle içli dışlıyım ... ben 15/7/2016 günüSinop'ta idim ...ben her kesim ile içli dışlıyım, görevimiz gereği herkes ileiçli dışlı olmak zorundayız, ben daha önce 2008 yılından itibaren 2012 yılısonuna kadar Mersin Yenişehir Kaymakamı olarak görev yaptım, daha sonra BursaVali Yardımcılığına tekrar geri geldim, kendi istemim ile tekrar 2015 yılınınbaşlarında da Mersin Vali Yardımcısı olarak ... geldim, suçlamaları kabuletmiyorum, evimde yapılan aramalarda ele geçen Fethullah Gülen'e ait CD'lereilişkin olarak benim elimde sağ ve sol kesim olmak üzere her türlü siyasigörüşten alevi, sunni yayınlardan yayın bulabilirsiniz, yukarıda da belirttiğimgibi ben her türlü yayın ve her türlü kesim ile diyalog içerisindeyim ve evimdeele geçen Fethullah Gülen'e ait dökümanlara ilişkin olarak bunlarınyasaklandığına ilişkin herhangi bir karar olmaması ve ayrıca çok aşırı derecededöküman olması nedeniyle bunu ayıklamak yönünde bir fırsatım olmadı ve aklımada gelmedi, suç olmadığı için de böyle bir ayıklama gereği hissetmedim ve aramayapan arkadaşlar diğer CD'ler de almış olsalardı bu anlattıklarım ortayaçıkacaktı, suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi istiyorum, sabitikametgahlıyım, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmamı istiyorum..."
15. Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliği 22/7/2016 tarihindebaşvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve terör örgütüneüye olma suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"Şüphelilerin üzerine atılı suçların vasıf vemahiyeti, hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller(İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün 18/7/2016 tarihli görevdenuzaklaştırma yazısı) henüz delillerin tam toplanmamış olması, eylemlerinCMK'nın 100. maddesindeki katalog suçlardan olması nedenleri ile suçunkanundaki ceza miktarı, verilmesi beklenen ceza ile tutuklamanın ölçülü olmasıve adli kontrolün yetersiz kalacağının anlaşılması nedenleri ile CMK'nın 100.ve devamı maddeleri uyarınca her suçtan ayrı ayrı tutuklanmalarına, ... [karar verildi.]"
16. Başvurucu 25/7/2016 tarihinde tutuklama kararınaitiraz etmiş, Mersin 4. Sulh Ceza Hâkimliği 26/7/2016 tarihinde tutuklamakararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını reddetmiştir.
17. Sonraki süreçte başvurucu hakkındaki soruşturmadosyası çeşitli tarihlerde verilen yetkisizlik kararları ile önce AnkaraCumhuriyet Başsavcılığına, sonrasında ise Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiş; bu arada ilgili Sulh Ceza Hâkimliklerince başvurucunun tutuklukdurumu değerlendirilmiş ve itirazları karara bağlanmıştır.
18.Bu kapsamda Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliği 7/2/2017tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, başvurucununanılan karara itirazını Antalya 2. Sulh Ceza Hâkimliği 3/3/2017 tarihinde kesinolarak reddetmiştir.
19. Başvurucu söz konusu kararı 10/3/2017 tarihindeöğrendiğini bildirmiştir.
20. Başvurucu 6/4/2017 tarihinde (2017/20801 sayılıbaşvuru yönünden) bireysel başvuruda bulunmuştur.
21. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu hakkındakisoruşturmanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğinibelirterek yetkisizlik kararı vermiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı dabenzer gerekçe ile yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını AdanaCumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
22. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 23/3/2018 tarihliiddianame ile başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasıistemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.
23. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkındaki genelbilgilere ve özellikle mülkiye yapılanmasına ilişkin açıklamalara,sonrasında başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir. Savcılıkbaşvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer almak suretiyle terör örgütüne üyeolma suçunu işlediğini iddia etmiştir. İddianamede suçlamaya esas alınanolgular özetle şöyledir:
i. Başvurucunun İçişleri Bakanlığı Personel GenelMüdürlüğünün 18/7/2016 tarihli yazısı ile görevinden uzaklaştırılmasına kararverildiği, 15/8/2016 tarihli ve 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında KamuPersoneline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ilekamu görevinden çıkarıldığı belirtilmiştir.
ii. Başvurucunun ikametgâhında yapılan aramada elegeçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonunda;
- 1'den 17'ye kadar numaralandırılan DVD'lerden 1 No.luDVD'de "Bir Gece" isimli Fetullah Gülen'e ait videonun ve 8No.lu DVD'de "Yağmur 3" isimli Fetullah Gülen'e ait vaaz vesohbetlerin bulunduğu,
- 1'den 36'ya kadar numaralandırılan CD/DVD'lerdenCD.2'de Fetullah Gülen'in çeşitli videolarının, CD.3'te ve CD.4'te"YAĞMUR" isimli belgesel videolarının, CD.8'de "YAĞMUR3" isimli Fetullah Gülen'e ait vaaz, video ve ses kayıtlarının olduğu,
- 1'den 19'a kadar numaralandırılan CD/DVD'lerdenCD.11'de Fetullah Gülen'e ait olduğu belirtilen "Çocuk EğitimProgramı"nın, CD.12'de ve CD.16'da Fetullah Gülen'e ait çok sayıdavaaz ses kayıtlarının, CD.13'te Fetullah Gülen'e ait çok sayıda fotoğrafın,CD.15'te Fetullah Gülen'e ait vaaz videolarının yer aldığı,
- 1'den 182'ye kadar numaralandırılan CD/DVD'lerden 71numaralı CD'de Fetullah Gülen'in sohbet adı altındaki ses kaydının, 72 numaralıCD'de Fetullah Gülen'in "kırık mızrap" isimli şiirlerinin seskaydının, 73 numaralı CD'de Fetullah Gülen'in Pensilvanya röportajlarının,Kırık Testi şiirlerinin ve word dosyası şeklinde Sızıntı dergisi yazılarının,75-91, 93, 110 numaralı CD'lerde Fetullah Gülen'in sohbet adı altındakivideo kayıtlarının, 94-98, 100, 109 numaralı CD'lerde Fetullah Gülen'in sohbetadı altındaki ses kaydının, 104 numaralı CD'de Samanyolu Televizyonunun (STV)yapılanma ve yurt dışı faaliyetleri ile Kimse Yok Mu Derneği faaliyetlerihakkında videoların, 111 numaralı CD'de Fetullah Gülen'in sohbet adıaltındaki video kaydı ve word dosyası şeklinde röportajının mevcut olduğu,
- Bir adet CD kutusu içinde "murakabe vemuhasebe" isimli iki adet CD'de Fetullah Gülen'e ait vaaz videolarınınbulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
iii. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğince başvurucuve bir kısım mülki idare amiri hakkında 15 Temmuz 2016 tarihinde darbeyekalkışan FETÖ/PDY ile bağlantı ve faaliyetlerinin araştırılması amacıyladüzenlenen 1/3/2017 tarihli araştırma raporuna değinilmiş ve söz konusu rapordabaşvurucuyla ilgili olarak yapılan bir kısım tespite yer verilmiştir. Bubağlamda;
- Başvurucunun Meriç kaymakamı olarak görev yaptığı13/4/1998 tarihinde "Atatürk düşmanı","Fetullahçı" ve "irtica yanlısı" olduğuiddiasıyla şikâyet edildiği, .... Valilik tarafından yapılan inceleme sonundaöne sürülen iddiaların "varit olmadığı"ndan bahisle herhangibir soruşturma açılmasına gerek görülmeyerek işlemin sonuçlandırıldığı,
- Başvurucunun Mersin vali yardımcısı olarak görevyaptığı sırada sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında idari soruşturmaaçıldığı, yapılan inceleme sonunda "sosyal medya paylaşımlarının baştaCumhurbaşkanı'nı ve Başbakan'ı kötüleyen, hükumet uygulamalarını eleştirirmahiyette ve siyasi nitelikte olduğu" belirtilerek başvurucununeyleminin "Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunusarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" disiplin suçunuoluşturduğundan bahisle İçişleri Bakanlığı Müsteşarı'nın 23/2/2016tarihli oluru ile "Kınama" cezası ile cezalandırılmasına kararverildiği,
- Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat DairesiBaşkanlığının 18/8/2016 tarihli, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının 13/10/2016tarihli ve Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığının 7/10/2016 tarihli yazılarınagöre ''başvurucunun sosyal çevresi FETÖ/PDY içerisinde faaliyet gösteriphakkında yasal işlem yapılmış olan şahıslarla iltisakının bulunduğu'' belirtilmiştir.
iv. Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının 19/10/2016tarihli yazısına göre başvurucunun Kimse Yok mu Derneğine 8/11/2011 ve8/12/2011 tarihlerinde telefondan kısa mesaj göndermek suretiyle her seferinde5 TL olmak üzere iki kez bağışta bulunduğu tespit edilmiştir.
v. Mersin Valiliğinin 3/8/2016 tarihli yazısında,başvurucunun dört çocuğunun da FETÖ/PDY'ye müzahir okullarda okuduğubelirlenmiştir.
vi. Başvurucunun Zaman gazetesi abonesi olduğu ilerisürülmüştür.
vii. Başvurucunun sosyal meyda paylaşımlarında; FETÖ/PDYgüdümünde faaliyet gösteren şahıs ve özel kuruluşlar ile örgütü sahiplenici,övücü ve destekler nitelikte paylaşımlar yaptığı iddia edilmiştir. Bu kapsamdaSavcılık iddianame ekinde başvurucunun paylaştığını belirttiği ve suçlamayadayanak yapılan bir kısım sosylal medya mesajına yer vermiştir. Bu bağlamdabaşvurucunun;
-8/9/2015 tarihinde "Kaynak Holdingden Hukuksuzbaskına cevap: Havuz medyası delil yapılıyor." içerikli mesajı vekonuya ilişkin haberin linkini paylaştığı,
- 9/9/2015 tarihinde İ.O. isimli kişinin paylaştığı "Birisi'paralelci' diye fişledi. Diğeri hayret etti. Pkk dün şehit etti. Hepsi bugüncenazesine gitti." şeklindeki mesajı retweet ettiği,
- 9/9/2015 tarihinde "Vaybe Dağlıca'da 16 şehitolunca gündem değiştirmek için operasyon olur, dedim. Kaynak. Iğdır olayınınertesi günü. İpek Hay Allah" içerikli mesajı paylaştığı,
- 11/9/2015 tarihinde H.Ş. isimli kişinin paylaştığı "İşimizAllah'a kalmışsa, olmuş bil..." şeklindeki mesajı retweet ettiği,
- 11/9/2015 tarihinde "haber7: H.Ş.nin tweetivaliyi kızdırdı. Tepkisel bir toplum olduk vesselam." içerikli mesajıpaylaştığı,
- 11/9/2015 tarihinde bir gazetenin "Eskisavcı Akkaş ile eski hakim Karaçöl hakkında yakalama kararı" başlıklıhaberiyle ilgili olarak "Vaybe. En dokunulmaz sinif hakimlertutuklaniyor. Yargi tarihimizde cürm ü meşhud da bile yargılama sonucubeklendi" içerikli mesajı paylaştığı,
- 12/9/2015 tarihinde "Firavunlar hep tehdit mieder? Hep kendilerine tuzak, hile ve oyun yapıldığını mı söylerler. Kitleye,hitap" içerikli mesajı paylaştığı,
- 13/9/2015 tarihinde "Vatan: Hakimleremahkumiyet karari olmadan tutuklamalar dolu dizgin devam ediyor ..."içerikli mesajı ve haberin linkini paylaştığı,
- F.M. isimli kişinin paylaştığı "Kimtemiz, kim kirli ... Cevabı çok basit. İpek ailesi ve Boydaklar Türkiye vergirekortmeni. Bir de havuzcu işadamlarınıza ve Rıza'ya bakın." şeklindekimesajı retweet ettiği,
- B.B. isimli kişinin "Markalarımız, İstikbalBellona ve Boydak Holding yılın en itibarlı markaları seçiminde yerlerinialmışlardır. Mutlu ve Gururluyum." şeklindeki mesajı retweet ettiği,
- "Cürümlerin en haram olduğu haram ay zilhiccedemüstekbirlerin zulüm lerini gördükçe İndila gibi göklere ah et" içeriklimesajı paylaştığı belirtilmiştir.
24. Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi 25/4/2018 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2018/112 sayılı dosyasıüzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
25. Bu arada Başsavcılık başvurucu hakkında daha önceyürütülen soruşturma kapsamında başvurucudan elde edilen ve incelenmesi içinilgili kuruma gönderilen dijital materyallere ilişkin 22/11/2017 tarihliinceleme raporunun gelmesi üzerine başvurucu hakkında yeni bir soruşturmabaşlatmış ve 18/4/2018 tarihli iddianame ile başvurucunun terör örgütüne üyeolma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde (dahaönceki dava ile birleştirilmek üzere) kamu davası açmıştır. Söz konusuiddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamaya ilişkin olgular özetle şöyledir:
i. Dijital verilere ilişkin inceleme raporuna görebaşvurucuya ait cep telefonu üzerinde yapılan incelemede cep telefonu veritabanı bölümünde FETÖ/PDY mensuplarınca kullanıldığı tespit edilen ByLock isimliprograma ait olan verilerin bulunduğu,
ii. Mikro CD kart üzerinde yapılan incelemede "Document"isimli dosyada "Dua Mecmuasi Mealli-1.pdf" ismi ile kaydedilenFETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'e ait yazının,"thumbnails"isimli dosyada ise Fetullah Gülen'e ait "Bir Kırık Dilekçe"isimli videoların ve yazılı dokümanların bulunduğunun tespit edildiğibelirtilmiştir.
26. Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi söz konusu iddianameile açılan davayı 25/4/2018 tarihinde yaptığı tensip incelemesi sonundaMahkemenin E.2018/112 sayılı dosyası üzerinden yürütülen dava ilebirleştirilmesine karar vermiş ve yargılamaya Mahkemenin E.2018/112 sayılıdosyası üzerinden devam olunmuştur.
27. Mahkeme 27/6/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmadabaşvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısımlarışöyledir:
" ... benim paylaştığım twitter mesajlarına ilişkinmüfettişe beyanda bulunmuştum, buna ilişkin hakkımda Fetö soruşturmasına yerolmadığına karar verilmişken 4 ay sonra hakkımda soruşturma başlatıldı, 4483sayılı kanunda hüküm bellidir, mülki amirler için müşterek karaname ileatananlar hakkında ilgili bakan ya da başbakanın izni gerekmektedir, buna ilişkinbir izin alınmamıştır, Savcılığın hakkımda yapmış olduğu hiçbir araştırmayoktur, savcılığın delilleri benim hakkımda daha önce idare tarafından yapılmışolan soruşturmaya ilişkin belgelerdir, CMK açıktır, bu yönde bir kararverilmişse yeniden yargılama yapılmaması gerekmektedir, bu yönde ara kararalınması gerekmektedir, bu tweetler bana ait değildir, bu tweetler başkasınaait tweetlerdir, ben sadece bunları reetweet yaptım ...
Benim telefonum Sinop'ta tatildeyken denize düştü,Mersin'deyken tamirata götürdüm, buna hiçbir şey yapılamaz dediler, böyle birtelefon kullanılamaz haldeyken iki yıl sonra Bylock tespiti yapılmasını anlamışdeğilim .."
28. Mahkeme duruşma sonunda başvurucuya ait ByLockbulgularının olduğu belirtilen içerik çıkarma raporundaki cep telefonunda1/3/2014 ile 31/3/2016 tarihleri arasında hangi GSM hatlarının kullanıldığınıntespit edilmesi, söz konusu hatlara ilişkin ByLock tespiti bulunupbulunmadığı hususunda araştırma yapılması ve HTS kayıtlarının gönderilmesiamacıyla ilgili kurumlara müzekkereler yazılmasına karar vermiştir.
29. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucu hakkında yurt dışına çıkamama vekonutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına da kararvermiştir.
30. Mahkeme 26/10/2018 tarihli duruşmada gelen müzekkerecevaplarını okumuş ve başvurucudan savunmasını sormuştur. Bu bağlamdabaşvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:
"... hakkımda bylock olmadığına dair BTK kayıtlarıgelmiştir, yine Kimse Yok Mu derneğine 5 er TL'den olmak üzere 10 TL'denbahsedilmiştir, hatlar bana aittir ancak kullanan kayın babam ve kayınvalidemdir, faturasını kendileri ödemektedir, bağış yaptılarsa onların bileceğibir iştir, benimle bir alakası yoktur, benim bu yapıyla uzaktan yakından biralakam bulunmamaktadır, twitter de belki sert paylaşımlar yapmış olabilirim,bunların örgüt üyeliğiyle alakası yoktur, başka gazetecilerin paylaştığıtweetlerdir, amacım bu şekilde düşünen kişiler de vardır diye farkındalıkyaratmaktır, amacım örgüt propagandası yapmak veya örgütü desteklemek değildir,başkalarının tweetlerini retweet yapmışımdır, MASAK raporunda da birşey yoktur,Bank Asyam bulunmamaktadır, örgütle herhangi bir bağlantım bulunmamıştır, benbu nedenle üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum ..."
31. Savcılık 6/12/2018 duruşmada esas hakkındakimütalaasını sunmuştur. Savcılığın mütalaasının ilgili kısmı şöyledir:
"... Sanık [E.S.K.nın]Mersin vali yardımcısı iken 672 Sayılı KHK ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüile irtibatlı ve iltasklı olması gerekçesiyle meslekten ihraç edildiği, sanığınFacebook ve Twitter isimli sosyal paylaşım sitelerindeki hesaplarından yaptığıpaylaşımların FETÖ/PDY silahlı terör örgütü'nü övücü, sahiplenici ve desteklermahiyette olduğu, sanığın ikametinde yapılan aramada örgüt elebaşına ait vaazve sohbet videoları içeren CD'lerin ele geçirildiği, yine ele geçirilen buCD'ler içerisinde örgüt elebaşısına ait şiirler, örgüte ait Sızıntı isimliderginin yazıları ve örgüte ait Kimse Yok Mu Derneği'nin faaliyetlerine ilişkinyazılar bulunduğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundanhaklarında adli işlem yapılan şahıslarla irtibatının bulunduğu, sanığın örgüteait Kimse Yok Mu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'ne 2011 yılında SMS ile ikikez 5 TL'lik bağışta bulunduğu, sanığın çocuklarını örgüte ait okula gönderdiğive yine sanığın örgütün yayın ve propaganda aracı olan Zaman Gazetesi'neaboneliğinin bulunduğu, sanığın telefonunda yapılan incelemede sanığınmünhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca gizli iletişimdekullanılan Bylock isimli kriptolu konuşma ve mesajlaşma programını yüklediğininanlaşıldığı, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya evrakıkapsamında sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği,sanığın eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz ettiği ve bubağlamda üzerine atılı suçun unsurlarının oluştuğu, sanığın Bylock programınıkullanmadığına ilişkin savunmasının, dosya kapsamında bulunan dijital materyalinceleme sonucu nazara alındığında makul olarak değerlendirilemeyeceğianlaşılmakla; sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2; 3713 Sayılı Yasa'nın 5/1;TCK'nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesikamu adına talep ve mütalaa olunur ..."
32. Mahkeme 6/12/2018 tarihli duruşmada başvurucununberaatine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"... Sanığın, Mersin vali yardımcısı iken 672 SayılıKHK ile FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltasklı olmasıgerekçesiyle meslekten ihraç edildiği,
Sanığın, Facebook ve Twitter isimli sosyal paylaşımsitelerindeki hesaplarından FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nü övücü, sahiplenicive destekler mahiyette paylaşımlar yaptığı,
Sanığın ikametinde yapılan aramada, örgüt elebaşına aitvaaz ve sohbet videoları içeren CD'lerin ele geçirildiği, ele geçirilen buCD'ler içerisinde örgüt elebaşısına ait şiirler, örgüte ait Sızıntı isimliderginin yazıları ve örgüte ait Kimse Yok Mu Derneği'nin faaliyetlerine ilişkinyazılar bulunduğu,
Sanığın, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmasuçundan haklarında adli işlem yapılan şahıslarla irtibatının bulunduğu,
Sanığın, telefonunda yapılan incelemede sanığınmünhasıran FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarınca gizli iletişimdekullanılan Bylock isimli kriptolu konuşma ve mesajlaşma programını yüklemediği,bu hususun Adana İl Emniyet Müdürlüğünün 25/10/2018 tarihli müzekkere içeriğiile sabit olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın üzerine atılı suçlama, Silahlı Terör Örgütüne ÜyeOlma suçlamasıdır.
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşikyapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazırolmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği,örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyiifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır.Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan vehiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüteyardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğermensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemedeayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlüemir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeyehazır olması ve öylece ifa etmesidir.
... nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir veşiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütününbaşlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun herkatmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için heryolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alandaise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenenkriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözdemeşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan vefakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarakhiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan;
Sanık [E.S.K.nın]evinde yapılan aramada örgüt elebaşı Fethullah Gülen ait video ve seskayıtlarının ele geçirildiği bu hususun dosya içerisinde mevcut arama el koymatutanağı ile sabit olduğu, sanığın sosyal medya hesaplarından örgüt elebaşıFethullah Gülen'i övücü paylaşımlarda bulunduğu, bu hususun dosya içerisindemevcut olan sosyal medya araştırma tutanağı ile sabit olduğu, sanığın örgütüngizli yazışma programı olan Bylock isimli programı kullanmadığının sabitolduğu, bu hususun da Adana İl Emniyet Müdürlüğünün 25/10/2018 tarihli müzekkereiçeriği ile sabit olduğu, dosyadaki deliller bir bütün olarak incelendiğinde,sanığın Fetö'ye ciddi bir sempati duyduğunu gösterdiği, fakat sempatinin örgütüyeliği suçunun oluşumu için yeterli olamayacağı, sanığın örgütün hiyerarşikyapısı içerisinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerdebulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı... müsnet suçun sanık tarafından işlendiğinin şüphede kaldığı, yüklenen suçunsanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, müsnet suçtan sanıkhakkında beraat kararı vermek gerekmiş[tir.]"
33. Savcılık ve başvurucu kararı istinaf etmişlerdir. AdanaBölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (E.2019/285) 14/7/2020 tarihinde istinaftalebini esastan reddetmiştir.
34. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla temyiz aşamasında Yargıtay'da derdesttir.
35. UYAP'tan yapılan incelemede başvurucunun 21/6/2018havale tarihli dilekçe ile Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan kovuşturmaya yer olmadığına kararverilmesi üzerine uygulanan haksız gözaltı kararı nedeniyle uğradığı maddi vemanevi zararlarının tazmini için Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinde açtığıdavanın (E.2019/83) başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçundan Adana11. Ağır Ceza Mahkemesince (E.2018/112) yapılan yargılama sonunda verilenberaat kararının henüz kesinleşmediği gerekçesiyle reddedildiği ve başvurucununistinaf talebinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından(E.2019/1984) 14/10/2020 tarihinde reddedildiği ve dosyanın temyiz aşamasındaYargıtay'da derdest olduğu anlaşılmıştır.
36. Yine UYAP'tan yapılan incelemede -26/6/2018 tarihlidavanın açıklanmasına ilişkin dilekçeye göre- başvurucunun tutukluluğunun infazedildiği Menemen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu sırada bir kısımtalebiyle ilgili dilekçelerinin muhataplarınca herhangi bir işlem yapılmadansonuçsuz bırakılması nedeniyle meydana geldiğini iddia ettiği hak ihlalleridolayısıyla uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazmini için Mersin 6. AğırCeza Mahkemesinde açtığı davanın (E.2018/447) -Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinceyapılan yargılama sonucunun beklenmesi nedeniyle- derdest olduğu görülmektedir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. KanunHükümleri
37. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun "Kovuşturma ve Yargılama" kenar başlıklı24. maddesi şöyledir:
"Devlet memurlarının görevleri ile ilgili veyagörevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturmayapılması ve haklarında dava açılması özel hükümlere tabidir."
38. 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve DiğerKamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un "Amaç"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayıyargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecekusulü düzenlemektir."
39. 4483 sayılı Kanun'un "İzin vermeye yetkilimerciler" kenar başlıklı 3. maddesinin 6/12/2019 tarihli ve7196 sayılı Kanun'un 51. maddesi ile değiştirilen ilgili kısımları şöyledir:
" Soruşturma izni yetkisi
...
b) İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamugörevlileri ile kaymakamlar hakkında vali
...
Yokluklarında ise vekilleri tarafından bizzat kullanılır."
40. 4483 sayılı Kanun'un "Hazırlık soruşturmasınıyapacak merciler" kenar başlıklı 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Hazırlık soruşturması genel hükümlere göre yetkilive görevli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılır. Ancak Cumhurbaşkanlığıİdari İşler Başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, Bakanyardımcıları ve valiler ile ilgili olarak yapılacak olan hazırlık soruşturmasıYargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili, kaymakamlar ile ilgilihazırlık soruşturması ise il Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekilitarafından yapılır."
41. 4483 sayılı Kanun'un "Yetkili ve görevlimahkeme" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme, genelhükümlere göre yetkili ve görevli mahkemedir. Ancak Cumhurbaşkanlığı İdariİşler Başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, Bakan yardımcılarıve valiler için yetkili ve görevli mahkeme Yargıtayın ilgili ceza dairesi,kaymakamlar için ise il ağır ceza mahkemesidir."
42. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun "Tanımlar" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
"Bu Kanunun uygulanmasında;
...
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesindenhemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerekyakalanan kişinin işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veyadelille yakalanan kimsenin işlediği suçu,
...
İfade eder."
43. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veyasanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenenceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararıverilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni varsayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetlişüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundayer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
44. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenarbaşlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasınaCumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturmaevresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veyare'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir veadlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilînedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustakibir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerekaçıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus karardabelirtilir."
45. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi"kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan,tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devlettenisteyebilirler."
46. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemininkoşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşmetarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."
47. 5271 sayılı Kanun'un 150. maddesi şöyledir:
"(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafiseçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığınıbeyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk,kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemiaranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasınıgerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkrahükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, TürkiyeBarolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
48. 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayıinceleme yetkisi" kenar başlıklı 153. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili bölümü ile (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:
"(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veyabelgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bukarar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalardaverilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundayer alan;
...
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
...
(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içerentutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkilioldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmüuygulanmaz."
(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabuledildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleriinceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarakalabilir."
49. 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet savcısınıngörev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin (5) fıkrasışöyledir:
"Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanundairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüyekullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarınınsözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmallerigörülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruyasoruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunhükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimleringörevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır."
50. 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet savcısınıngörev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin (6) numaralıfıkrasının 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında BazıDüzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun'un 8. maddesi ile yapılan değişikliktenönceki ve sonraki hali sırayla şöyledir:
"Ağır cezayı gerektiren suçüstü hâllerinde, buKanunun hükümleri uygulanmak koşuluyla, vali ve kaymakamların kişiselsuçlarından dolayı haklarında genel hükümlere göre soruşturma yapılmasıkaymakamların mensup oldukları il ve valilerin bulundukları ile en yakın ilCumhuriyet başsavcısına aittir. Bu suçlarda kovuşturma yapmaya, soruşturmanınyapıldığı yerin görevli mahkemesi yetkilidir."
"Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkındasoruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlıolduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığıve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine girensuçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır."
51. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Silâhlı örgüt" kenar başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yeralan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldanonbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beşyıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."
52. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle MücadeleKanunu'nun "Terör tanımı" kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma,yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilenCumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzenideğiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, TürkDevletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesinizaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yoketmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmakamacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlüsuç teşkil eden eylemlerdir."
53.3713 sayılı Kanun'un "Terör suçlusu"kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak içinmeydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusundadiğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemesedahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.
Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suçişleyenler de terör suçlusu sayılır."
54.3713 sayılı Kanun'un "Terör suçları"kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."
55. 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlkDerece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanun'un "Sulh ceza hâkimliği" kenar başlıklı 10.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklıkalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gereklikararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemekamacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur."
56. 5235 sayılı Kanun'un "Ağır ceza mahkemesiningörevi" kenar başlıklı 12. maddesinin birinci cümlesi şöyledir:
"Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklıkalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158),hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap DördüncüKısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324,325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ileağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapiscezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır cezamahkemeleri görevlidir."
57. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz HâkimliğiKanunu'nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı 1. maddesininikinci fıkrası şöyledir:
"Bu kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerindebulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgilifaaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarlaverilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerineilişkin hükümleri kapsar."
58. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimlikleriningörevleri" kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:
" (1) İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:
1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları vetutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları,ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması,bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerininyaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlereilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak,
...
Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konularailişkin hükümler saklıdır."
59. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğineşikâyet ve usulü" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:
"Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü vetutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun,tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle buişlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhaldeyapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğinebaşvurulabilir.
Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğineyapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevimüdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılanbaşvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlüyapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.
...
Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem veyafaaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güçveya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırıolması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesineveya durdurulmasına karar verebilir."
60. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğinceşikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgilibölümleri şöyledir:
"... Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşmayapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerekgördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkındaresen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıcaceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılıgörüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi,hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleritoplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu,savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıylabirlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesidurumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.
İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezsereddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetindurdurulmasına veya ertelenmesine karar verir."
B. Yargıtay Kararları
61. İlgili Yargıtay kararları için bkz. MustafaÖzterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 45-48.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
62. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
63. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak -UYAPüzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçimini önemli ölçüde zorduruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğuanlaşılan, bireysel başvuru tarihi itibarıyla tutuklu olarak ceza infazkurumunda bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltının Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
64. Başvurucu; somut ve inandırıcı bir delil olmadığıhâlde hukuka aykırı olarak yakalanıp gözaltına alındığını, 5271 sayılı Kanun'dagözaltı süresinin dört günü geçemeyeceği yönünde düzenleme bulunmasına rağmendört gün gözaltında tutulduğunu, hakkında uygulanan gözaltı tedbirinin ölçüsüzve keyfî olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
65. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin özel bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bakanlık görüşündegenel olarak başvurucunun Karşıyaka ve Mersin Ağır Ceza Mahkemelerinde korumatedbirleri nedeniyle uğradığı zararların tazmini amacıyla açtığı davalarınderdest olması dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlikkararı verilmesi gerektiği, ayrıca başvurucunun söz konusu davalara ilişkinolarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir şekilde bilgi vermediği, bu bağlamdabaşvurucunun bireysel başvurunun sonucunu etkileyecek bir konuda bilgi vermeyükümlülüğünü yerine getirmediği, dolayısıyla başvurunun başvuru hakkınınkötüye kullanılması nedeniyle reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
66. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuruformundakine benzer beyanlarda bulunmuştur. Başvurucu ayrıca açılan tazminatdavalarının tutuklamanın hukuka aykırılığını tespit etmeyeceğini, dolayısıylabaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmesiveya başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesiyönündeki Bakanlık görüşüne katılmadığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
67. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının soncümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır."
68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruhakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem yada ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınınbireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
69. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireyselbaşvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
70. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltısüresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğuiddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaasıl davanın sonuçlanmadığı durumlarda dahi -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davasınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (HikmetKopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ vediğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmezve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 92-100).
71. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindebelirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz,etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılanbireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
73. Başvurucu; somut bir delil olmaksızın ve gerekçesizbir kararla tutuklanmasına karar verildiğini, tutuklama kararında tutuklamanedenlerinin bulunduğunun somut gerekçelerle açıklanmadığını, kaçma şüphesininolmadığını, tüm bu nedenlerle tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Başvurucu sosyal medya paylaşımlarının suçlama konusu yapılmasının ifadeözgürlüğünü ihlal ettiğini de belirtmiştir.
74. Başvurucu ayrıca görevinden kaynaklanan güvencelereriayet edilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir. Başvurucuya göretutuklanmasına karar verildiği tarihte kaymakam olması dolayısıyla hakkındasoruşturma veya kovuşturma yapılabilmesi için 4483 sayılı Kanun'a ve 5271sayılı Kanun'a göre gerekli özel şartlar oluşmadan soruşturma yürütülmüş,yetkisiz ve görevsiz mercilerce hukuka aykırı olarak tutuklanmıştır.
75. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin özel bir açıklamaya yer verilmemiştir. Ancak tutukluluksüresinin makul olmadığı şikâyeti bağlamında görüş belirtilmesi kapsamındadeğerlendirme yapılırken tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin ortayakonulduğu ve başvurucunun tutuklanması için kuvvetli suç belirtisinin bulunduğubelirtilmiştir. Bakanlık görüşünde genel olarak başvurucunun koruma tedbirlerinedeniyle açılan tazminat davalarının derdest olması dolayısıyla başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmesigerektiği, ayrıca bu davalara ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine herhangi birşekilde bilgi verilmediğinden başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılmasınedeniyle reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
76. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuruformundakine benzer beyanlarda bulunmuştur. Başvurucu ayrıca başvurunun reddinekarar verilmesi yönündeki Bakanlık görüşüne katılmadığını ifade etmiştir.
b. Değerlendirme
77. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
78.Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birincicümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler,ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemekmaksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilendiğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
79. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının özününtutuklanmasının hukuki olmadığına yönelik olduğu anlaşılmakla anılanşikâyetlerin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
80. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik ... veya olağanüstü hallerde,milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumungerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamendurdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukunauygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına,maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünceve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç vecezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadarkimse suçlu sayılamaz."
81. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığıdönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerkenAnayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkingüvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü birdurumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya konutemel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).
82. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen vetutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılanolaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158, 26/7/2017, § 57).
83. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).
ii. KabulEdilebilirlik Yönünden
(1) Genelİlkeler
84. Genel ilkeler için bkz. Zafer Özer, B. No:2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
85. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubuolduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında terör örgütü üyesi olmasuçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
86. Diğer taraftan başvurucu, bir kaymakam olarakmesleğinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını iddiaetmektedir. 4483 sayılı Kanun'un 1. maddesinde anılan Kanun'un amacı, memurlarve diğer kamu görevlilerinin vazifeleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayıyargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecekusulü düzenlemek olarak ifade edilmiş; 3. maddesinin (b) numaralı fıkrasında dakaymakamlar hakkında görev sebebiyle işlendiği ileri sürülen bir suç sebebiylehangi makamın izin vereceğine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. AynıKanun'un 12. ve 13. maddelerinde kaymakamların görev sebebiyle işlediği iddiaedilen suçlarda yetkili soruşturma merciinin il Cumhuriyet Başsavcısı veyaBaşsavcı vekili olduğu, yargılama merciinin ise il ağır ceza mahkemesi olduğubelirtilmiştir.
87. 5271 sayılı Kanun'un 161. maddesinin (6) numaralıfıkrasında ise kaymakamların kişisel suçları hakkında genel hükümlerin uygulanacağı,soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisinin kaymakamın görev yaptığı yere bağlıolan bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ileaynı yer ağır ceza mahkemesine ait olduğu, ağır ceza mahkemesinin görevinegiren suçüstü hâllerinde soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağıbelirtilmiştir.
88. Esasen tutuklamanın hukukiliği bağlamında önemli olanhusus kanundan kaynaklanan bir tutuklama engelinin veya tutuklama için özel birizin mekanizmasının bulunup bulunmadığıdır. Bu kapsamda kaymakamlar ile ilgiliolarak kişisel suçları yönünden soruşturma ve yargılamayı yürütecek mercilerlealakalı bir düzenleme mevcut ise de bu suçlar bakımından soruşturma yapılmasıveya tutuklama tedbirine başvurulması için idari bir makamdan izin alınması sözkonusu değildir. Başvurucuya isnat edilen terör örgütü üyesi olma suçununkişisel suç olduğunda da bir kuşku bulunmamaktadır (aynı yöndeki değerlendirmeiçin bkz. Alparslan Altan, [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 123;bkz. § 53). Buna göre ağır cezalık suçüstü hâli olmasa da kişisel suçlarıyönünden kaymakamların tutuklanmasının önünde kanuni bir engel bulunmamaktadır.
89. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucununkaymakam olması nedeniyle Anayasa veya 4483 sayılı Kanun'dan kaynaklanangüvenceler uygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerindedeğildir. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanunidayanağı bulunmaktadır.
90. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
91. Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında,İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 18/7/2016 tarihli görevdenuzaklaştırma yazısından bahsedilerek başvurucu yönünden kuvvetli suç şüphesinioluşturan somut olguların bulunduğuna genel olarak değinilmiş, başkaca biraçıklamaya yer verilmemiştir (bkz. § 15).
92. Başsavcılık 23/3/2018 tarihli iddianamede; başvurucununkamu görevinden çıkarıldığını, ikametgâhında yapılan aramada ele geçirilendijital materyallerde FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'e ait birçok video ilesesli ve yazılı içerik tespit edildiğini, örgütle bağlantılı Kimse Yok MuDerneğine mesaj göndermek suretiyle iki seferde toplam 10 TL bağıştabulunduğunu, dört çocuğunun da FETÖ/PDY'ye müzahir okullarda okuduğunu, Zamangazetesine abone olduğunu, sosyal meyda paylaşımlarında FETÖ/PDY güdümündefaaliyet gösteren şahıs ve kurumlar ile örgütü sahiplenici, övücü ve desteklernitelikte paylaşımlar yaptığını ileri sürmüştür. Savcılık 18/4/2018 tarihliiddianamede ise başvurucuya ait cep telefonu üzerinde yapılan incelemede ceptelefonu veri tabanında FETÖ/PDY mensuplarınca kullanıldığı tespit edilen ByLockisimli programa ait olan verilerin bulunduğunu, cep telefonuna ait mikro CDkart üzerinde yapılan incelemede de Fetullah Gülen'e ait videoların ve yazılıdokümanların bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürmüştür (bkz. §§ 24, 26).
93. Bu bağlamda başvurucunun ikametgâhında yapılanaramada ele geçirilen dijital materyallerde yer aldığı tespit edilen FETÖ/PDYlideri Fetullah Gülen'e ait birçok video, sesli ve yazılı içerik ilebaşvurucunun sosyal medya paylaşımlarında FETÖ/PDY güdümünde faaliyet gösterenşahıs ve kurumlar ile örgütü sahiplenici, övücü ve destekler niteliktepaylaşımlar yaptığı görülmektedir.
94. Bu kapsamda öncelikle başvurucu söz konusu CDiçeriklerine ilişkin olarak herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Başvurucu;görevi gereği birçok yazılı ve görsel dokümanı sakladığını, Fetullah Gülen'eait söz konusu dokümanların da bu kapsamda sakladığı belgelerden olduğunusavunmuştur.
95. Başvurucunun ikametgâhında yapılan aramada FETÖ/PDYlideri Fetullah Gülen'e ait birçok (27 adet CD'de) video ile sesli ve yazılıiçerik ele geçirilmiştir. Söz konusu dijital materyallerin içeriklerinde dahaçok örgüte katılımı teşvik etme ve örgüt içi motivasyonu yüksek tutmak amacıylaörgüt mensuplarınca bulundurulan dökümanlar olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıylasöz konusu içeriklerin sayısı ve niteliği dikkate alındığında tesadüfen eldeedildiğini ve rastgele saklandığını söylemek oldukça zordur.
96. Öte yandan Savcılık başvurucunun örgütü ve örgütlebağlantılı olan özel kuruluşlar ile faaliyetlerini öven, tasdikleyen sosyalmedya mesajlarının bulunduğunu iddia etmiştir. Savcılık söz konusu sosyal medyamesajları nedeniyle başvurucu hakkında idari bir soruşturma yapıldığını vebaşvurucunun kınama cezası ile cezalandırıldığını ileri sürmüş ve buna ilişkinbilgilere iddianamede yer vermiştir. Savcılık başvurucunun paylaştığıbelirtilen sosyal medya mesajlarına ise iddianame ekinde yer vermiştir(ayrıntılar için bkz. § 25).
97. Başvurucu anılan mesajların kendisi tarafındanpaylaşılmadığını ileri sürmemiştir. Bu bağlamda kaymakam ve vali yardımcısıolarak görev yapan bir mülki idare amirinin özellikle örgütün kriminalizeolduğunun anlaşılmaya başlandığı ve kamu kurumlarının örgüte karşı mücadelebaşlattığı bir süreçte (2015 yılında) sosyal medyada örgüt ile bağlantılıolduğu belirtilen kişi ve kurumlarla ilgili mesajlar paylaşması, bir kısımmesajı retweet etmek suretiyle kendi hesabından duyurması dolayısıyla örgütüsahiplenmesinin -başvurucunun yürüttüğü kamu görevi ve konumu dikkatealındığında- söz konusu örgüt ile bağlantısız bir şekilde salt kişisel birdavranış olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir.
98. Anayasa Mahkemesi bir çok kararında kişinin suçlaitham edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterlidüzeyde toplanmış olmasının mutlaka gerekli olmadığını zira tutukluluğunamacının, yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasınıntemelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarakadli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmek olduğunu, buna göre suç isnadınaesas teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasınınsonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacakolguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 73; Mehmet Haberal, B.No: 2012/849, 4 /12/ 2013, § 71).
99. Dolayısıyla soruşturma makamlarınca başvurucununikametgâhında yapılan aramada ele geçirilen FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'eait video ile sesli ve yazılı çok sayıdaki materyalin ve özellikle başvurucununkonumu ve paylaşılan mesajların tarihi de dikkate alındığında örgütü, örgütlebağlantılı olan özel kuruluşları, faaliyetlerini öven, tasdikleyen sosyal medyamesajlarının -ilk derece mahkemesince mahkumiyet için yeterli görülmese de-somut olayın koşullarında tutuklamanın hukukiliği bağlamında FETÖ/PDYile bağlantılı bir suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabuledilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
100. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesigerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullargöz ardı edilmemelidir.
101. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılıveya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
102. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. §§ 49, 50) isnat edilen suçailişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), § 148).
103. Somut olayda Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan terörörgütüne üye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımınağırlığına, delillerin tam olarak toplanmamış olmasına ve suçun 5271 sayılıKanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlararasında yer almasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 15).
104. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Mersin 2.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerinin olduğu söylenebilir.
105. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).
106. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; DevranDuran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkatealındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor vekarmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
107. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 15) keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
108. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
109. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığıgörüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
110. Başvurucu; tahliye taleplerinin ve itirazlarının-tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili ve yeterli gerekçe olmadanreddedildiğini belirterek tutukluluğun makul süreyi aştığını, dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
111. Bakanlık görüşünde genel olarak başvurucunun korumatedbirleri nedeniyle uğradığı zararların tazmini amacıyla açtığı davalarınderdest olması dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabuledilemezlik kararı verilmesi gerektiği, ayrıca başvurucunun söz konusu davalarailişkin olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir şekilde bilgi vermemesidolayısıyla başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniylereddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde ayrıca -AnayasaMahkemesince esastan inceleme yapılması durumunda- somut olayda tutukluluğundevamı için gerekli olan kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, tutukluluğundevamına ilişkin kararların ilgili ve yeterli gerekçe içerdiği ve davanınkarmaşıklığı da gözönüne alındığında tutukluluk süresinin makul olduğu ilerisürülerek başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir.
112. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuruformundakine benzer beyanlarda bulunmuştur. Başvurucu ayrıca Bakanlık görüşünekatılmadığını ifade etmiştir.
b. Değerlendirme
113. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, § 17).
114. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (ErkamAbdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
115. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonratahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığınailişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davadaincelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemecebaşvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna uygun,telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan hak arama yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
116. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğunmakul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
4. ResenYapılan Tutukluluk İncelemelerinin Süresinde Yapılmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
117. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin en geç otuzgün içinde yapılması gerekmesine karşın otuz gün geçtikten sonra ve Savcılıktanmütalaa alınmaksızın yapıldığını belirterek bu durumun silahların eşitliğiilkesine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
118. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
119. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca,hürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesinive bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasınısağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıylahürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıratutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşıyapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir(Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
120. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesinegöre şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesidurumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkıkapsamında bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve HebatAslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri,B. No: 2013/6160, 2/12/2015 § 24).
121. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun gözdengeçirilmesi yönünden resen yapılan bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesininkapsamına dâhil olmadığından başvurunun bu kısmının konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmadan Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
122. Başvurucu; tutukluluğa yaptığı itirazın duruşmayapılmaksızın incelendiğini, uzun süre hâkim önüne çıkamadığını belirterek budurumun silahların eşitliği ilkesine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
123. Bakanlık görüşünde, KHK ile getirilendüzenlemeler doğrultusunda tutukluluk durumunun dosya üzerindendeğerlendirilebilecek suçlardan olduğu gözetildiğinde yapılan tutuklulukdeğerlendirmelerinin kanuni çerçeve içinde gerçekleştirildiği belirtilmiştir.Bakanlık ayrıca Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin kararlarına atıf yapmaksuretiyle başvurucunun mahkeme önüne çıkarak tutukluluk hâline dairitirazlarını doğrudan dile getirme imkânı bulduğu ve bu aşamada mevcut başvuruhakkında verilecek herhangi bir kararın başvurucunun serbest bırakılmasınısağlamayacağı belirtilerek tazminat davasının etkili bir yol olduğu ilerisürülmüştür.
124. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.
b. Değerlendirme
125. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasışöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanankişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanunaaykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili biryargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
126. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
127. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
128. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:2016/25431, 28/11/2018) kararında olağanüstü hal döneminde tutuklulukincelemelerinin duruşmasız yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüneçıkarılmama şikâyetini incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan karardabaşvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olmasıhususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkimönüne çıkarılmasını sağlamayacağını ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağınıbelirtmiş, bu durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüneçıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli birmiktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.
129. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu türihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
130. Somut olayda başvurucu 22/7/2016 tarihindetutuklandıktan sonra -1 yıl 11 ay 5 gün sonra- 27/6/2018 tarihinde mahkemeönüne çıkmış ve tutukluluğa yönelik itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürmefırsatına sahip olmuştur. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan karardanayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
131. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak olağan başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
6. Sulh CezaHâkimliklerinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
132. Başvurucu; tutuklama kararını ve tutukluluğaitirazın reddi kararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız veetkili bir başvuru mercii olmadığını, çalışma sistemi nedeniyle itirazların üstdereceli bir mahkeme tarafından incelenmesi imkânının olmadığını, bu nedenletutuklamaya karşı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
133. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
134. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğalhâkim güvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları vetutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (diğerleri arasından bkz. HikmetKopar ve diğerleri , §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No:2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).
135. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkinolarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
136. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
7. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkinİddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
137. Başvurucu; soruşturma dosyasına ilişkin kısıtlamakararı nedeniyle hakkındaki iddiaların tamamına vâkıf olamadığını ve suçlamahakkında yeterince bilgilendirilmediğini, bu nedenle tutuklamaya karşı etkilibir şekilde itirazda bulunma imkânından yoksun bırakıldığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
138. Bakanlık görüşünde; hakkındaki suçlamalar ayrıntılıbir şekilde anlatılarakbaşvurucuya savunma yapma imkânı verildiği, başvurucuyatutuklanmasına temel teşkil eden iddiaların somutlaştırılarak sorulduğu,başvurucunun bu iddialarla ilgili savunmasını yaptığı ileri sürülmüştür.Bakanlığa göre başvurucu, bu delilleri yeterince değerlendirerek bunlara karşıetkili bir şekilde itirazda bulunma imkânını kullanmıştır. Bakanlık, bunedenlerle şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmesigerektiğini ifade etmiştir.
139. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında, başvuruformundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.
b. Değerlendirme
140. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişimeyönelik olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerinözgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindekietkisini birçok kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veyatutuklanan kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındakiiddiaların bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnatedilen suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bubağlamda başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurlarıbilip bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, §§ 248-257).
141. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğailişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğailişkin dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
142. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
143. Başvurucu; ikametgâhında yapılan arama esnasındagörevlilerin rencide edici davranışlarına maruz kaldığını, yeterli havalandırmabulunmayan bir ortamda çok sayıda kişiyle birlikte gözaltında tutulduğunu, busürede kendisine yeterli beslenme imkânı verilmediğini, ters kelepçe takılarak adliyeyegetirildiğini ve uzun bir süre adliyede bu şekilde bekletildiğini, ceza infazkurumunda insani olmayan koşullarda, aşırı kalabalık koğuşlarda kaldığını,sürekli koğuş değişikliği yapıldığını,sigara içilen ve farklı suç türlerindenkişilerin bulunduğu koğuşa konulduğunu, fizik tedavi alması gerektiğini ancakceza infaz kurumu idaresinin kendisini tedaviye göndermediğini, spor veiyileştirme faaliyetlerinin kısıtlandığını belirterek kötü muamele yasağınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
144. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
145. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın17. maddesi çerçevesindeki kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerekir.
146. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bumakamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
147. Somut olayda arama esnasında veya gözaltısürecindeki kötü muamele iddialarına ilişkin olarak başvurucu, genel olarakarama işlemi yapılırken rencide edici bir tutumla karşı karşıya kaldığını veyine gözaltında iken kamu görevlileri tarafından kötü muameleye maruzbırakıldığını ve insani olmayan gözaltı koşullarında kasti bir şekildetutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andan itibaren kamugörevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğugörülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan Altan(2), § 249).
148. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkinşikâyetler yönünden ise 4675 sayılı Kanun uyarınca (bkz. ulusal hukuk §§ 57-60)başvurucunun iddialarını iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötümuameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerinbulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu, şikâyetleriniöncelikle yetkili yargısal mercilere iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiylekötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısazamanda uygun hâle getirilmesini isteyebilecekken bu yollara başvurmamıştır(benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Baransu, B. No:2015/8046, 19/11/2015, § 30). Başvurucunun şikâyetleri dikkate alındığındamevcut başvuru yollarının ulaşılabilir, şikâyetleri açısından telafi imkânınasahip ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkünkılan bir sebep bulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisnatanınmasını gerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (benzer yöndekibir değerlendirme için bkz. Didem Tütenk, B. No: 2013/7525, 10/6/2015,§§ 40, 41).
149. Başvurucu başvuru formunda şikâyete konu ettiği sözkonusu uygulamalarla ilgili olarak başvuru yollarını tükettiğine dairanlaşılabilir ve denetlemeye elverişli bir açıklama yapmamıştır. Başvurucuşikâyetine konu uygulamalar ve varsa yaptığı başvuruları incelenebilir seviyedeortaya koymamıştır. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini ve varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere ileterekhak ihlali iddialarını ilk olarak bu makamların değerlendirmesini ve çözümekavuşturmasını beklemeden, doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunduğu anlaşılmaktadır.
150. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muameleyasağının ihlal edildiği iddialarıyla ilgili olarak idari ve/veya yargısal hakarama yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Eğitim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
151. Başvurucu, ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğusırada kurumda yapılan bazı sınavlara girmesine izin verilmemesi nedeniyleeğitim hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
152. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
153. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (3),48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda; kamugücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göreözeti yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlaledildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (VeliÖzdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
154. Başvurucu; Anayasa Mahkemesine sunduğu bireyselbaşvuru formu ve eklerinde, öğrenci statüsünün bulunup bulunmadığını ya daherhangi bir eğitim ve öğrenim hayatının olup olmadığını, hangi sınavlaragiremediğini, merkezî sınavlar ile öğretim kurumları veya kamu kurum vekuruluşları tarafından yapılan ya da yaptırılan sınavlara girme şartlarınıtaşıyıp taşımadığını açıklamamış ve bu hususlarda herhangi bir bilgilendirmedebulunmamıştır. Dolayısıyla başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerinisunma, temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiğine ilişkin açıklamalardabulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Başvurucunun iddialarınadelil olarak ileri sürdüğü hususların ihlal iddiasının doğruluğunudestekleyecek ve ortaya koyacak nitelik ve yeterlilikte olmadığı gözönünealındığında söz konusu iddianın temellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabuledilmesi gerekmektedir.
155. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
E. Diğer İhlal iddiaları
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
156. Başvurucu, ceza infaz kurumunda; ziyaretçisayısının, gün ve saatlerinin, açık görüş hakkının, fotoğraf çekiminin vegönderiminin sınırlandırılması, görevli ve yetkili olmayan merci tarafındanyasal şartları oluşmadan arama yapılması, elkoyma kararında yer almayan bazıelektronik eşyalarına usulüne uyulmadan el konulması, meslekten çıkarmakararının Resmî Gazete'de yayımlanarak isminin teşhir edilmesi nedenleriyleözel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; telefonla görüşme hakkınınkısıtlanması nedeniyle haberleşme hürriyetinin; maaşının kesilmesi vemalvarlığına el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının; ceza infaz kurumunda sayımesnasında takke takmasına, tespih çekmesine ve Kur'an okumasına izinverilmemesi nedenleriyle din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
157. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
158. Bireysel başvuruda; kamu gücünün neden olduğu iddiaedilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı, bireyselbaşvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna ilişkingerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, §§ 19, 20).
159. Somut olayda başvurucu, söz konusu ihlal iddialarınısomut olgularla yeterince açıklamadan ve Anayasa maddeleri ileilişkilendirmeden soyut olarak ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu söz konusukısıtlamaların kendisi hakkında ne şekilde uygulandığını ve anılan hususlaradair varsa başvuru yollarını tüketip tüketmediğini sistemli, anlaşılabilirseviyede ve denetime elverişli olacak şekilde açıklamamıştır. Başvurucu sözkonusu iddialarını sistemsiz ve oldukça karmaşık şekilde dile getirmiştir.
160.Dolayısıyla somut olayda başvurucu, ihlal iddiasınailişkin delillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkinaçıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Sonuçolarak başvurucu tarafından bu kısımda ileri sürülen iddiaların oldukçakarmaşık olarak soyut şekilde dile getirildiği ve şikâyetlerintemellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
161. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
C.1. Gözaltına almanın hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Resen yapılan tutukluluk incelemelerinin süresindeyapılmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
5. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsızolmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
9.Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının,haberleşme hürriyetinin, mülkiyet hakkının, din ve vicdan hürriyetinin ihlaledildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 19/11/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.