TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ESMA ÇELEBİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/17591)
Karar Tarihi: 19/4/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 31/5/2017-30082
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Nahit GEZGİN
Başvurucu
:
Esma ÇELEBİ
Vekili
:
Av. Egemen GÜRCÜN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürülmekistenen şizofreni hastasının kolluk tarafından orantısız güç kullanılması vesağlık personelinin müdahalesi sonucu yaşamını yitirmesi ile bu olayla ilgiliolarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle işkence ve kötümuamele yasağı ile yaşama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, 1976 doğumludur ve Tekirdağ'da yaşamaktadır.Başvurucunun birlikte yaşadığı eşi 1979 doğumlu Ali Çelebi'ye (A.Ç.) olaytarihinden önce sağlık kuruluşları tarafından şizofreni tanısı konmuştur.
10. A.Ç. birer yıllık aralıklarla ailesi tarafından Bakırköy Ruhve Sinir Hastalıkları Hastanesine (Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi)götürülerek belirli bir süreyle burada kalmakta ve kendisinin tedavisine buşekilde devam edilmektedir.
11. A.Ç. olay tarihinden on beş yirmi gün önce saldırgantavırlar sergilemeye ve başvurucuyla müşterek olarak yaşadıkları evdekieşyalara -evin balkonundan atarak veya başka şekillerde- zarar vermeyebaşlamıştır. Yakınları, kendisine veya çevresindekilere zarar vereceğindenendişelenerek A.Ç.yi yeniden Ruh ve SinirHastalıkları Hastanesine götürmeye karar vermiş ve bunun için İstanbul'dakiözel bir hastanede ambulans şoförü olarak görev yapan R.K. ile görüşerek bellibir ücret karşılığında anlaşmışlardır.
12. Olay tarihi olan 4/8/2013günü söz konusu özel hastanenin ambulansı, başvurucuyla A.Ç.nin birlikte yaşadığı eve gelmiştir. Ambulansta başvurucunun daha önce görüştüğü şoför R.K.dışında, Ruh ve Sinir HastalıklarıHastanesindeki hasta bakıcılığı görevinden 2010 yılında emekli olmuş Ş.B. ve kendi beyanına göre başka bir özel hastanedehemşire olarak görev yapan Ö.A.bulunmaktadır. Olaya ilişkin soruşturmada dinlenen bazı tanıklar, ambulanstabir kişinin daha bulunduğunu söylemişlerse de söz konusu soruşturmada böyle birkişinin varlığı tespit edilmemiştir.
13. A.Ç. başvuru belgelerinden -otopsiraporundan- anlaşılabildiği kadarıyla 185 cm boyunda ve 116 kg ağırlığında iri cüsseli biridir ve ambulans eve geldiğinde desaldırgan davranışlarını sürdürmektedir. A.Ç. ambulansla gitmek istememiş ancak yakınlarının ilçedeki devlethastanesine kontrol için götürülüp sonrasında hemen geri getirileceğinisöylemeleri üzerine saldırgan tavır sergilemesi neticesinde çağrılan jandarmakuvvetlerinin olay yerine gelmesinden sonra gitmeye ikna olmuştur.
14. Ö.A. evden ayrılmadan önce A.Ç.ye sakinleşmesi için ilaçenjekte etmiş, ardından A.Ç. jandarma eşliğinde bir sedyeye yatırılıpbağlandıktan sonra ambulansa bindirilebilmiştir. Daha sonra ambulans, içinde A.Ç.nin annesi D.Ç. de olduğu hâlde Ruh ve SinirHastalıkları Hastanesine doğru yola çıkmış; başvurucu Esma Çelebi ilearkadaşları T.Ç. ve B.A.Ç. de başka bir araçla ambulansı takip etmeye başlamışlardır.Jandarma kuvvetleri ise Tekirdağ'da kalmışlardır.
15. Ambulans şehirler arası yolda Ruh ve Sinir Hastanesine doğruilerlerken A.Ç.ye enjekte edilen sakinleştirici ilacın etkisi geçmiş ve A.Ç.etrafa baktığında ilçedeki Devlet Hastanesinden başka bir yere götürüldüğünüanlayarak hırçınlaşmaya başlamıştır. Ardından bağlı olduğu kayışları kopartaraksedyeden kurtulmuş ve ambulansın kapı camını tekmeleyerek kırmıştır. Ayrıcayanında oturan Ş.B.ye saldırarak sol kolundan basit tıbbi müdahale ile giderilebileceknitelikte onu yaralamıştır.
16. Bunun üzerine ambulans şoförü R.K. ambulansı durdurarak arkakapıyı açmış, A.Ç. de açık olan bu kapıdan çıkarak yakındaki ağaçlık alanakaçmıştır. Ambulansın arkasından başka araçla gelen başvurucu ve arkadaşlarınınbu ağaçlık alanda bir süre aramalarına rağmen onu bulamamaları üzerine ambulansve diğer araçtakiler, son çare olarak eve dönmüş ve A.Ç.ningelmesini beklemeye başlamışlardır.
17.A.Ç. ise bir süre sonra kaçtığı yerden başka bir bölgedekiakaryakıt istasyonunag elmiş ve burada akaryakıt alıparacını temizletmek için bulunan T.S. isimli kişiden kendisini evinegötürmesini istemiştir. A.Ç. akaryakıt istasyonuna geldiğinde T.S.nin anlatımına göre A.Ç.ninayakkabıları yoktur, sağ eli ve ayakları kanlıdır, ayrıca sağ şakak kemiğininbulunduğu bölgede ve dizlerinde kızarıklık bulunmaktadır.
18. T.S.nin söylediğine göre A.Ç.yeyardım etmek için onu evine götürmeye karar vermiş, aynı zamanda tavırları vegörünüşü nedeniyle kendisinden korkmuş ve çekinmiştir. T.S.ninaracıyla yola çıktıklarında A.Ç. eşini ve ağabeyini öldüreceğini söyleyip zamanzaman anlamsız bir şekilde bağırmakta, ayrıca aracın ön ve arka kapı arasındabulunan direk kısmına eliyle vurmaktadır.
19. T.S. ve A.Ç. bir süre sonra A.Ç.ninevine gelmişlerdir. A.Ç. araçtan inmeden arkadaşı T.Ç.yiyanına çağırmış ve ardından hep beraber aynı araçla A.Ç.ninakrabası olan S.F.nin Kapaklı Semti'ndeki evine gitmişlerdir. T.S., A.Ç.yi ve T.Ç.yi bıraktıktan sonra buradan ayrılmıştır. Ancaksöylediğine göre ayrılacağını A.Ç.ye söylemekten tavırları nedeniyle çekinmişve bir bahane uydurup araçtan inmemeyi başararak olay yerindenuzaklaşabilmiştir.
20. T.S.ninolaydan sonra 5/8/2013 tarihinde Çerkezköy Emniyet Asayiş Müdürlüğünde (Asayiş Müdürlüğü)alınan ifadesinin ilgili bölümü şöyledir:
"... marka araçtan ... daha öncedençalıştığım marketten alışveriş yapmasından dolayı tanıdığım bir erkek şahısindi, şahsın adını bilmiyorum, ayaklarında ayakkabıları yoktu, üzerinde tişörtve şort vardı. Sağ elinde kan ve ayaklarında kan vardı, başının sağ şakakkemiğinin bulunduğu yerde kızarıklık vardı, sanki başını bir yere vurmuş veyabaşına birisi bir şey vurmuş gibi görünüyordu, dizlerinde de kızarıklık vardı,sanki biriyle boğuşmuş veya sürüklenmiş gibi görünüyordu, ... şahsı aracımın önkoltuğuna aldım. Şahıs bana kavga ettiğini söyledi oysa ben ona hiçbir şeysormamıştım. Görünüş itibarıyla benim 2-3 katımdı, akli dengesi bozuk gibigörünüyordu, bu sebeple çekindiğim için hiçbir şey sormadım. ... öldüreceğinisöylüyordu, evde emanet olduğunu söyleyerek sanki silaha benzer bir şeyolduğunu ima ediyordu. ... Kapaklı'ya giderken arkadaoturan ismini bilmediğim şahsa hitaben 'emanetleri çantaya koy ve bana getir'diyordu, sanki gittiği yerde silah ve benzeri malzeme bulunduğu imasındabulunuyordu..."
21. A.Ç.nin S.F.ninevine gittiğini öğrenen annesi D.Ç., ambulansla Kapaklı Polis Merkezine (PolisMerkezi) gelerek buradaki polis memurlarına A.Ç.ninkendisine ve çevresindekilere zarar verebileceğini söylemiş; Ruh ve SinirHastalıkları Hastanesine nakli konusunda onlardan yardım istemiştir. D.Ç.,ambulansla gelenlere de daha önce ve Polis Merkezine birlikte giderlerkenoğlunun bir süredir çok tehlikeli ve saldırgan davranışlar sergilediğini, bunedenle derhâl ve mutlaka Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine götürülmesigerektiğini, aksi hâlde kendisine veya başkalarına zarar verebileceğini, bumümkün olmadan ambulanstan inmeyeceğini söylemiştir. Başka akrabalarının daPolis Merkezine gelerek aynı konuda yardım istemeleri üzerine buradaki polismemurları, önce bu konuda resmî bir görevlendirme olmadığı için tereddütyaşamışlar; ardından bir kısmı durumun ciddiyeti ve aciliyetinedeniyle ekip araçlarıyla gelen ambulansı takip ederek Kapaklı'dakieve gitmiştir.
22. Polis memurları tarafından 4/8/2013 tarihinde saat 17.30'dadüzenlenen ihbar tutanağının ilgili bölümü şöyledir:
"... Saat 17.00 sıralarında ... camıtamamen kırık ambulansla gelen ... sabah saatlerinde akli dengesi bozuk olanA... Ç... isimli şahısı Jandarma eşliğindesakinleştirici iğne vurarak yatıştırdıktan sonra ambulansa bindirdiklerini, ...tekrar saldırmaya başlayıp ambulansın camını kırarak olay yerinden kaçtığını,... saldırgan tavırlarsergilediğini ve kendisine ve çevresindeki insanlara zarar verdiğini, 6-7kişinin zapt edemediğini, ... son günlerde hastalığının ilerleyerekçevresindeki bütün insanlara saldırdığını, ... şahsı tekrar ambulansa bindirmekiçin görevli polis talep etmeleri üzerine (olay yerine gidildi)."
23. Burada A.Ç. akrabaları tarafından ambulansa yeniden binmesikonusunda ikna edilmeye çalışılmışsa da başarılı olunamamıştır. A.Ç.nin ambulansa binmeyi reddetmesi sonucu polis memurlarıve A.Ç. arasında bu konuda bir mücadele başlamıştır. Bu mücadele sırasında bazıpolis memurları yaralanmış, bazı polis memurları da A.Ç.ye karşı cop, bibergazı ve kelepçe kullanmışlardır.
24. Yaşanan bu arbede sonrasında kontrol altına alınarakambulansa bindirilebilen A.Ç.ye A.Ö. tarafından ikinci kez ilaç enjekteedilmiş, ardından ambulansla yeniden Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinedoğru yola çıkılmıştır.
25. Yolda A.Ç.nin durumunun kötüolduğu fark edilerek Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine gidilmesindenvazgeçilmiş ve A.Ç., Çerkezköy Devlet Hastanesine (Devlet Hastanesi)götürülmüştür.
26. A.Ç., Devlet Hastanesinegetirildiğinde Acil Servis Doktoru H.K.nin yaptığı kontrolde kalbinin durmuş olduğunun -yaşamınıyitirdiğinin- tespit edilmesi üzerine Hastanenin Acil Servis ünitesinde birsüre yeniden canlandırma işlemi (CPR) yapılsada bu işleme yanıt alınamamıştır.
27. Ölüm,Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) bildirilmiş;Cumhuriyet Başsavcılığı olay hakkında aynı gün soruşturma açmıştır. NöbetçiCumhuriyet Savcısı, bu soruşturma kapsamında Devlet Hastanesine giderek ölümuayene işlemi yapmış ve buna ilişkin bir tutanak düzenlemiştir.
28. Ölümuayene sonucunda kesin ölüm sebebinin belirlenebilmesi içinmüteveffayaait cesedin sistematik otopsisi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Morg İhtisasDairesine (Morg İhtisas Dairesi) gönderilmesine karar verilmiştir.
A. A.Ç. Hakkında DüzenlenenÖlü Muayene ve Otopsi Raporları
29. Morg İhtisas Dairesinin 25/12/2013 tarihliraporunun ilgili bölümleri şöyledir:
“(...)
DIŞ MUAYENE
185 cm boyunda, 116 kg ağırlığında, ...cesedinde ; ..
(...)
Sağ zygoma üzerinde4,5x2,5 cm ekimoz, sağ kaş üzerinde alın solda 9x6 cm'lik alanda en büyüğü 3x3,5 cm, en küçüğü 0,5x1 cm olan multipl ekimozlar, sağ el ortaparmak IPF eklem üzerinde etrafı beyaz ortası soluk 0,5x0,6 cm lezyon, sağ omuzdış yanda 6x1,5 cm alanda ekimoz, sağ scapula üzerinde 6x7cm'lik boyutlu ekimoz,sağhumerus arka orta 1/3 te ekimoz,sol lomber bölgede 5 cm uzunluğunda cilt cilt altına uzanan yırtık, sağ glutealbölgede 8x8 cm'lik alanda en uzunu 4,5 cm en kısası0,3 cm olan mutlipl sıyrıklar, sırtta bel orta hatta7,2 cm uzunluğunda sıyrıklı ekimoz,sol cruris arka yüzdetibiaorta 1/3 te6x5 cm'lik ekimozalanı, sağ uyluk arkaorta 1/3 te 6x13 cm'lik ekimoz, sağ cruris arka yüzde1,5x1 cm ekimoz,sağ cruris lateralinde 5 cmuzunluğunda sıyrık, sol diz de ön yüzde en büyüğü6x4 cm en küçüğü 1x0,8 cm olançok sayıda sıyrıklı ekimoz,sağ diz ön yüzde en büyüğü 4x4 cm, en küçüğü 2x1,5 cm'likçok sayıda sıyrıklı ekimoz,sol ayak baş parmak medialde 0,9x0,4 cm'lik alanda epidermis kaybıolan sıyrık, sağ ayakbaş parmak tabanında MTP eklemüzerinde 2,5x1,4 cm boyutlarındaepidermis kaybı olansıyrık, sağ ayak dorsal yüzde 5,5x1,4 cm boyutlarındaekimoz, sağ ayak baş parmak dorsalinde1x1,1 cm boyutlarda yüzeyel epidermisayrılmasının olduğu sıyrık, sağ ayak 4. parmak dorsalinde0,3x0,1 cm'lik sıyrık, sol ayak dorsalindeiğne izleri görüldü.
Skopi altında yapılan incelemede; metalik cisim imajı görülmedi.
...
SONUÇ:
1. Kimya İhtisas Dairesininraporuna göre; kanda alkol (etanol ve metanol)bulunmadığı, (1,99 ng/ml) diazepam,(1,76ng/ml) JWH-018 n-Pentanoic acid,(9,06 ng/ml) midazolam, chlorpromazine, quetiapine, metamizole (pür standartları olmadığından miktarverilemediği) bulunduğu, sistematikteki diğer maddelerin bulunmadığı, idrardaJWH-018 n-Pentanoic acid, Midazolam, Chlorpromazine, Quetiapine, THC-COOH bulunduğu, sistematikteki diğermaddelerin bulunmadığı,
2. Kişinin ölüm nedenihakkında önceki sağlık durumunu gösteren tıbbi kayıtları ile olay yeri incelemebulgularını ve görüntülerini içeren adli tahkikat dosyasının aslı ve tamamınıngönderilerek Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan görüşalınmasının uygun olduğukanaatini bildirir rapordur.”
30. Soruşturma dosyası, Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Birinciİhtisas Kuruluna (Birinci İhtisas Kurulu) gönderilerek müteveffanınkesin ölüm sebebi ile polis memurları,müteveffaya ilaç enjekte eden hemşire vediğer sağlık personelinin ölümde bir ihmal veya kusurlarının bulunupbulunmadığı hakkında mütalaa verilmesi talep edilmiştir. Birinci İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 11/6/2014 tarihli raporunsonuç kısmının ilgili bölümü şöyledir:
“ (...)
2) Otopsisinde dış muayenesinde; ... içmuayenesinde kafatasında kırık, kafa içi kanama, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar yaralanması tarifedilmediği dikkate alındığında; kişinin travmatiktesirle öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı,
3)04/08/2013 tarihinde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne götürmeküzere Polis, ambulans görevlileri ve yakınları tarafından ikna edilmeyeçalışıldığı, gelmek istemeyince polise karşı zor kullandığı, polisinkollarından kavradığında kollarını silkeleyerek kurtulduğu, çıkan arbededeambulansa bindirilerek sedyeye yatırıldığı, hemşire A... [Ö...] A...'ün kişiyi ikna amacıyla Serum Fizyolojiksıvısından enjektörle kalçasına yaptığı, Bakırköy Ruh ve Sinir HastalıklarıHastanesi'ne doğru hareket halinde iken Çerkezköy gişelerini geçtikleri sıradakişinin ambulansta ayağa kalkarak ambulansın sağ kapı camını tekme atarakkırdığı, tekrar arbede çıkması üzerine ambulansın sağlık görevlilerincedurdurulduğu, ambulanstan kaçarak uzaklaştığı, polis tarafından tekrarbulunduğunda polise karşı direndiği, yumruk attığı, yakınlarının da yardımıylapolis memurları tarafından yakalandığında yere yatırarak etkisiz halegetirdikleri, kelepçe takılmaya çalışıldığı sırada başını sert zemine defalarcavurarak direnmeye çalıştığı, yakınları tarafından urgan tabir edilen iple rulotarzında bacaklarından eller ve ayakları bağlı ve yüzü aşağıya gelecek şekildebağlandığı, başına su döktükleri, ağzından köpükler geldiği, nabzının olmadığı,hemşire A...[Ö...] A...'ünkalçadan Serum Fizyolojik sıvıdan intramüsküleryaptığı, bacaklarından urganla sedyeye bağlı halde Çerkezköy DevletHastanesi'ne kaldırıldığında yapılan muayenesinde eksduhul olduğu, 45 dakika boyunca canlandırma işleminde yanıt alınamadığı veöldüğü kabul edilen kişinin otopsisinde kalp ağırlığı ve duvar kalınlığındaartma, aort kapağında aterom plaklarının olduğu,kesitlerde sol ventrikül papillerkas ucuna uyan sahada 0.3 cm çapında nispeten daha koyu bir saha olduğu,koroner başlangıçtan 1.5 cm'de orta derecede darlık, myokarddaorta-ağır interstisyel fibrozis,koroner arterde %50-60 daraltıcı vasıfta aterom plağıtespit edildiği, otopsisinde alınan doku örneklerinin Kimya İhtisas Dairesi'ndeyapılan incelemesinde tedavi dozunda anksiyolitikilaç etken maddesi (1,99 ng/ml) Diazepam,(l,76ng/ml)JWH-018n-Pentanoic acid, tedavi dozunda ilaç etkenmaddesi (9,06 ng/ml) Midazolam,Chlorpromazine, Quetiapine,Metamizole bulunduğu, idrarda JWH-018 n-Pentanoic Acid, Midazolam, Chlorpromazine, Quetiapine, THC-COOH bulunduğu, kronik kalp damar hastalığıbulunan kişide ölümün uyuşturucu entoksikasyonu vegelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu,
...
Sağlık görevlilerinin kişiyi hastaneye götürmek için sedyeye yatırıpambulansa bindirdikleri, ambulansın içinde ayağa kalkıp camı kırdığında kazaolmaması için hareket halindeki ambulansı durdurdukları, tekrar yakalandığındagörevli hemşire A...[Ö...]A...’ün Serum Fizyolojik sıvıdan kalçasına iğne yaptığı,
Çerkezköy Devlet Hastanesi acil serviste görevli Dr. H... K...'ın tansiyon ve nabzını ölçerek muayene ettiği, kalpatışlarının olmadığını görünce canlandırma işlemine başladığı cihetle ilgiliambulansta görevli yardımcı sağlık personeline ve yeniden canlandırma işleminekatılan hekimlere kusur atfedilemeyeceği oy birliği ile mütalaa olunur."
B. Maddi Delilİncelemeleri
31. Soruşturmada Çerkezköy Emniyet MüdürlüğüOlay Yeri İnceleme ekibi (Olay Yeri İnceleme ekibi) tarafından olaydan birkaçsaat sonra Kapaklı'daki olay yerinde, müteveffanınambulanstan kaçtığı yerde (yol) ve ambulansta maddi delil incelemesi yapılmış;buna ilişkin bir tutanak düzenlenerek olay yerinin basit krokisi çizilmiş veolay yerine, yola ve ambulansa ait fotoğraf ve video çekimi yapılmıştır.
32. Bu incelemeden sonra düzenlenen rapordaambulansın kapı camının kırık olduğu, bu kırık parçalarının bir kısmının yoldadağınık şekilde bulunduğu ve olay yerinde boş bir şırınga, kan lekesi ve birmiktar kusmuk tespit edildiği bildirilmiştir.
33. Olayyerine ilişkin olarak çevrede güvenlik kamerasının bulunup bulunmadığıaraştırılmış; birkaç iş yerinde bulunduğu tespit edilmekle birlikte bukameralarının bazılarının görüş açısının uygun olmaması, diğerlerinin iseuzaklığından dolayı olay yerini görmediği belirlenmiştir. Müteveffanın tanık T.S.nin aracına bindiğiakaryakıt istasyonuna ait güvenlik kamerası kayıtları da incelenmiş ancak T.S.nin anlatımlarındanfarklı veya olağan dışı bir durum belirlenmemiştir.
34. Olay yerinden elde edilen maddi deliller,Cumhuriyet Başsavcılığının adli emanetinde muhafaza altına alınmıştır.
C. Başvurucu, Şüpheliler veGörgü Tanıklarının Beyanları
35. Soruşturmada başvurucunun müşteki sıfatıylaifadesi, Cumhuriyet Savcısı tarafından 6/8/2013 tarihinde alınmıştır. Sözkonusu ifadenin ilgili bölümü şöyledir:
"... Biz kendisini her sene Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinegötürüp yaklaşık bir hafta tedavisini yaptırıp sonra tekrar eve getirirdik.Havalar ısındığında hastalığı belirti göstermeye başlıyordu. Daha sonrahastalığı ilerledi. Son 15-20 gün içerisinde eşim saldırganlaşmaya başladı. ...Biz de kendisini aşağı atmasından endişelenmeye başladık. Son birkaç gün busebeple uyumadık. Bu sebeple eşimiBakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yatırmak istedik. ... Biz de İstanbulda bulunan Özel M... Hastanesinden durumumuzu anlatarakbir ambulans istedik. Resmi görevlendirilme olduğunu bilemiyorum. Ambulansbenim eşim ve çocuklarımla beraber yaşadığım S... ilçesinde bulunan Y... köyünegeldi. Ambulans içinde bir hemşire, bir şoför, iki de ne iş yaptıklarını tamolarak bilmediğim erkek şahıs vardı. Burada biz eşimi ikna ettik. ... Eşimebizim evde yarım saat bir saat uyuşturabilecek nitelikte olan bir iğne yapıldıhemşire tarafından. Daha sonraeşim sedyeye yatırılarak ambulansa bindi. Sedyeye bağlandı. Eşimin yanında eşimin annesi ve ambulansiçerisinde az önce söylediğim 4 kişi vardı. Bizde ambulansın arkasından özel aracımızla 3 kişi gidiyorduk. Bu araç içerisinde,ben, eşimin arkadaşları olan T... Ç..., B... Ç... vardık. Ambulans Mahmutpaşagişelerine varmadan, ne kadar uzaklıkta olduğunu bilmiyorum daha sonra öğrendimiz kadarıyla sedyedeki kayışları koparmış, arabayavaş seyirli haldeyken arabadan camı ayağıyla kırarak dışarı çıkmış ve kaçmış.Ambulansla aramızda yaklaşık olarak 10 dk mesafevardı, bu sebeple biz bu ambulanstan inme olayını göremedik. ... Kapaklıdaki... binanın 5. katında oturan S... F... adındaki yengesinin yanına gitmiş.Orada sohbet etmişler. Sonra duyduğum kadarıyla 'ah burdanatlaması ne kadar güzel olur' demiş eşim. Eşimi ikna edip aşağı indirmişler,olayın sonrasını bilmiyorum. Olayda sorumluluğu olan kişilerdenşikayetçiyim."
36. Başvurucu6/12/2013 tarihinde, olay yerine gelen polis memurlarının eşinin baş bölgesinecop ve yumrukla vurmaları sonucu ölümün meydana geldiğini iddia ederek bumemurlardan şikâyetçi olmuştur.
37. Polismemurlarının şüpheli olarak ifadelerini de Cumhuriyet Savcısı bizzat almıştır.Bu ifadeler ve ilgili bölümleri şöyledir:
" Ö.Ş.: (…) Annesiolduğunu düşündüğümüz kişi Ali’nin tehlikeli bir şahıs olduğunu bize veyakendisine zarar vereceğini söyledi biz de bunun üzerine şarjörlerimiziçıkardık. Cebimize koyduk. ... Daha sonra ellerini başının üzerinde birleştiripyumruk haline getirdi, Allah diye bağırarak Ö... A...'ınboynuna vurdu. Şahıs çok kuvvetliydi vurduğunu yere deviriyordu. Zatenyakınları da olay yerinde olmasaydı şahsı etkisiz hale getirebileceğimizidüşünmüyorum. Memur arkadaşların üzerine yürüdü. Bunun üzerine D... P...,Ali’nin gözlerine biber gazı sıktı. Şahıs buradan uzaklaşıp M... T...'nun üzerine yürüdü ve M... T... da şahsa biber gazı sıktı.Sonra oradan da uzaklaştı bu sırada diğer polis memuru Y... B... A...’inüzerine yürüdü. O da biber gazı sıktı. Şahıs kaçmaya başladı. Bunun üzerineÖ... A... kaçmasını engellemek için şahsa müdahale etmeye çalışırken Ali elininyumruğunun tersiyle Ö...’e vurdu. Daha sonra Ö... yere düştü. Ali kaçmayabaşlarken Ö... yine peşinden gitti. Ali bu sırada dengesiz bir şekilde binanınyan tarafında bulunan 1 mt derinliğindeki garajgirişine yüzükoyun düştü. Bu garaj girişinin yan kısımları beton ancakzemininde otlar vardı. Zeminin beton olup olmadığını otlar sebebiyle görmedim.Şahıs düştükten sonra hemen kalktı ve M... T... ile benim üzerime yürüdü. Osırada Ö... A... yine şahsın üzerine yürüdü. Ali Ö... A...ı itti. Bu sefer aynıgaraj girişine Ö... düştü. Sonra şahsa yeniden biber gazı sıkıldı. Ali bununüzerine bizim ekip otomuzun ön sağ kaportasının üzerine düşerek kapaklandı.Bunu fırsat bilen M... T... şahsa müdahale edip üzerine yüklendi. Hemenakabinde şahsın yakınları gelip şahsı tuttu. sonra Ali’yi arabanın üzerindenalıp yere yatırdılar. Bu sırada Ali’nin üzerinde 7-8 akrabası vardı. Bu kişilerAli’nin kollarını arkada birleştirdiler. Y... B... A... isimli polisarkadaşımız şahsın ellerini kelepçeledi. Şahsın kendisine bu kadar biber gazısıkmamıza rağmen gözleri açıktı. Bırakın beni diye bağırıyordu. Yüzükoyun haldeyattığı halde çırpınıyordu. Kafasını sağa sola çevirip zaman zaman da sertzemine vuruyordu. Aynı anda bacaklarını da yere vuruyordu. Ailesi kendisinezarar vermesin diye ayaklarını iple bağladılar. Biz kendilerini uyardık amaonlar yine iple bağladılar. ... Şahsı daha sonra sedyenin üzerine koydular. Busırada Aliye sakinleştirici olduğunu söyledikleri iki iğne vurdular veyakınları şahsı sedyeye bağladılar. Şahsın ayaklarını bilek kısmından sedyeyerulo yapmak suretiyle bağladılar. ... Ali’ye yalnız biz değil Ali’nin isminibilmediğim yakınları da Ali’yi etkisiz hale getirmek için müdahale ettiler. ...ambulansa binerken hala canlıydı ve beni bırakın diye bağırıyordu. Daha sonraöldüğünü duyunca çok şaşırdım. Polis arkadaşlar şahsa joplaşahsın sadece kollarına vurdular. Çünkü şahıs sürekli kollarını sağa solasavurarak bizi yere düşürüyordu.
(…).
Y.B.A.: (…) Ailesi biziAli'nin sorun çıkartabileceğini, bize saldırıp silahımızı alabileceğini, busebeple bizim apartmanın önünde beklememiz gerektiğini söyledi. Ben ve diğerpolis arkadaşlar silahlarımızın şarjörlerini çıkardık. Ve şahsı beklemeyebaşladık. Ali'nin ismini bilmediğim bir yakını Ali'yi evine götüreceğinisöyleyip ikna etmeye çalışarak yanımıza kadar getirdi. ... Ali iki elinibirleştirerek Ö... abinin kafasına vurdu. Ben de bunun üzerine hemen Ö...abinin yanına koştum. Bu sırada Ali kolunu savurdu ve bu suretle benim altdudağımı patlattı. Ben de yalpaladım geri çekildim. Sonra Ali'yi etkisiz halegetirmek için yaklaşık 1,5 mt mesafeden Ali'ye bibergazı sıktım. ... Ali’nin gözüne sıktığımız gaz sebebiyle gözleri yanıyordu busebeple polis arkadaşlar su getirdi. Ali’nin gözlerine su vurduk.
(...).
Ö.A.: (…) Sonra ben şahsındikkatini dağıtmak ve etkisiz hale getirmek için gözüne biber gazı sıkmayaçalıştım. Diğer arkadaşlar da şahsın üzerine biber gazı sıkmaya çalıştılar.Sonra iki elini birleştirip benim başıma alnımın üzerine vurdu ben yere düştüm.Daha sonra ayağa kalktım. Diğer polis arkadaşlar da şahsa müdahale edip etkisizhale getirmeye çalışıyorlardı. Şahıs aynı binanın sol tarafında garaj girişivardı ve bu garaj girişi zeminden yaklaşık bir metre aşağıya eğimliydi,iniyordu. Bu arada ben yine Ali'nin peşine gittim. Yanına yaklaştığımda elinintersiyle benim sağ ense köküme bir yumruk vurdu ve ben yere düştüm. Şahıs da bahsettiğim garaj girişineyüzükoyun düştü. Daha sonra hemen kalkıp bizim üzerime yürüdü. Sonra beni aynıgirişe itti. Ve ben oraya düştüm. Ense köküme aldığım darbenin etkisiyle vebirçok kez şahıs tarafından yere düşürülmemin tesiriyle bilincimi kaybettim(…).
A.S.: (…) Ben de onudurdurmak için ona doğru yöneldiğim esnada yumruğunu salladı ve benim kolumageldi ve ben yere düştüm. O esnadabiber gazı sıkıldığı için gözlerim yandı. Bundan dolayı ben kenara çekildim.(…) Biz Aliyi etkisiz hale getirmek için biber gazı kullandık. Ve bazıarkadaşlar, Ali sürekli sağa sola kolunu savurduğu için Ali’ye jopla vurmak zorunda kaldılar (…).
M.T.: (…) Polis memuru Ö...A... şahsın tedavi edilmesi için ambulansa davet etti. Şahıs ambulansa binmeyireddederek sağa sola bağırdı ve 'beni kimse bindiremez' dedi. Polis memuru Ö...A... birkaç defa daha ikna etmeye çalıştı. Sonra şahıs ellerini kafasınınüstünde birleştirerek polis memuru Ö...A... kulağının altına vurdu. Daha sonra Ö...A... yerinden kalkarak biber gazını şahsın gözüne doğru sıktı. Bundan dolayıbütün polis memurları biber gazından etkilendi. Sonra şahıs sağa solasaldırmaya başladı. Ellerini ve kollarını savurarak hepimizin üzerine gelmeyeçalıştı. (…). Ayaklarını yere vurmaya başladı. Bu yüzden ayak parmaklarıkanıyordu. Ayaklarını yere vurmasın diye tutmaya çalıştım. (…). Daha sonra busüre zarfında hemşireye iğne yapması için şahsın akrabaları ısrarda bulundular.(…) Şahıs ambulansla gittikten sonra şahsın akrabaları 'siz olmasaydınıztedavisini yaptırmak için hastaneye götüremezdik. Allah razı olsun' dediler(…).
D.P.: (…) Bir anda ellerinikollarını sallamaya başladı ve iki elini yumruk yaparak Ö... A...'ın boynuna vurdu. Ö... A... yere düştü. Kalktığı sırada alitekrar Ö...in sağ kulak arkasına bir yumruk vurdu. O sırada benim elimde bibergazı tüpü vardı yaklaşık 2 mt uzaklıktan biber gazınıAlinin gözüne sıktım. Tam karşımda bir arkadaşım da aynı anda biber gazı sıktı(…). Ellerini açarak arkasındaki kalabalıkla beraber bana doğru geliyordu.Şahsın bana vuracağını düşünerek sağ koluna jopla birkere vurdum. (…). Şahıs yüzünüsağa sola çeviriyordu ve başını zaman zaman sert zemine vuruyordu. Bu sıradatam olarak alın bölgesinin sağ ve sol kısmında 2-3 cm çapında kan izlerigördüm. Ayaklarını yere vurmaya çalışıyordu. Bu sırada ayak parmak uçlarıkanıyordu. Akrabaları uyarmamıza rağmen ayaklarından iple bağladılar. (…).Arkadaşlar Aliye jopla kollarına vurmak suretiylemüdahale ettiler ancak kafasına vurmadılar. Şahsın kollarına vurduk çünkü şahıssürekli kollarını sağa sola savurarak arkadaşlarımızı yere deviriyordu. Şahısuzun boylu olması sebebiyle birçok arkadaşımızı yere yıktı. Ben şahsa bibergazı sıktım ve birkaç kez jopla vurdum. Şahısambulansa bindiğinde yaşıyordu ve bırakın beni diye bağırıyordu. Ambulansınbulunduğumuz yerden Çerkezköy Devlet Hastanesine gitme süresi yaklaşık 5 dk’dır. Şahsın vefat ettiğini duyunca çok şaşırdık (…).
U.Ö: ... bayan bir şahıs 'oğlum memurları üzmeambulansa bin' dedi. O da bunun üzerine 'deviririm ambulansı, ambulansa binmem'diyerek kolunu sağa sola salladı. Polis memuru Ö... A... kolundan tutmayaçalıştığı sırada Ali Çelebi ikielini birleştirip 'Allah' diyerek polis memuru Ö... A...'ınense kısmına vurdu ve Ö... A... yere düştü. Daha sonra Ö... A... ayağa kalkıpmüdahale etmeye çalıştığı sırada Ali Çelebi tekrar yumruk vurdu. Ben diğerpolis arkadaşlarla şahsa müdahale edip etkisiz hale getirmeye çalışıyorduk. Bukez diğer polis memuru Y... B... A...'e yumrukla vurdu. Y... biber gazı sıktı.Şahıs saldırgan tavırlarını devam ettirdi. Bunun üzerine Polis memuru D...P...'ta biber gazı sıktı. Sıkılan biber gazından bizlerde etkilendiğimiz içinarkamı dönüp geri çekilmek zorunda kaldım. Tekrar olaya baktığımda Ali Çelebiisimli şahıs elini kolunu sallayarak ... marketin yanında bulunan garaj kısmınadoğru kaçmaya başladı. Arkasında bulunan polis memuru Ö... A...'a dönerektekrar yumruk attı. Tekrar kaçmaya devam ettiği sırada garajın önünde bulunanüstü açık etrafı betonla çevrili çukura yüzüstü düştü. Ayağa kalkarak bulunduğuçukurdan çıktı. Ö... A... isimli polis memurunu itekleyerek polis memurununçukura düşmesine sebep oldu. Ali Çelebi isimli şahıs Polis memuru Ö... Ç... ilebirlikte ekip otosunun önünde durduğumuz esnada şahıs gözleri açık bir şekildebize doğru koştuğunu görmemiz üzerine biz kenara çekildik. Sonra şahıs ekipotosunun ön kaportanın üzeri atladı ve kafasını vurdu. Bu sırada polis memuruM... T... şahsın akrabaları ile birlikte Ali Çelebi'nin arkasından yaklaşıpkendisine müdahale etmek istediler. Ali Çelebi isimli şahsın akrabaları ilebirlikte Ali Çelebi’yi yere yatırdılar. Ali Çelebi çırpınarak kafasını veayaklarını yere vuruyordu. ...Polis memurlarının uyarılarına rağmen şahsınakrabaları üzerinde mavi çizgili beyaz bir urgan iple şahsın ayaklarını ruloşeklinde bağladıklarını gördüm. Bu sırada ambulans hemşiresi olduğunu söyleyenşahıs elinde iğne ile bekliyordu. Hemşire şahsa iğne yaptı. Olay yerinde sadecebir hemşire, bir ambulans şoförü ve yardımcısı vardı. Başkaca bir sağlıkgörevlisi yoktu. Sonra şahsı yüzüstü bir şekilde sedyeye şahsın akrabaları veambulans görevlileri yardımıyla sedyeye koydular. Şahsı ambulansa bindirdikleriesnada şahıs çırpınarak 'bırakın beni' diye bağırıyordu. 4-5 akrabasıylaberaber şahsı ambulansa bindirdiler. Olay yerinden ambulansın içindekiakrabalarıyla birlikte ayrıldılar. Bizdaha sonra Ali Çelebi isimli şahsın darp ettiği polis memurlarına doktor raporualmak için hastaneye gittiğimizde şahsın yakınları yanımıza gelerek 'kusurabakmayın, size de saldırdı, siz olmasaydınız biz ambulansa bindiremezdik. Çok sağolun, Allah sizden razı olsun' şeklinde ithamlardabulundular. ...Ben Ali Çelebi isimli şahsa copla vurmadım ve biber gazısıkmadım. Zaten polis otosunda sadece iki adet cop vardı. ... Bu olaylaryaşandığı sırada ... ben olmak üzere sekiz polis memuru vardı (...).
Ö.Ç.: ... Polis memuru Ö... A... kolundan tutmaya çalıştığı sırada AliÇelebi iki elini birleştirip Pol. Mem.Ö... A...'ın başına alnının üzerine vurdu ve Ö...A... yere düştü. Polis Memuru Y... B... A...'e elinin tersi ile vurdu ve yeredüşürdü. Bu sırada tam olarak hatırlayamadığım polis arkadaşlardan biri şahsınüzerine biber gazı sıktı. Biber gazının etkisiyle gözlerim kapandı elimi yüzümekapadım ve şahsın ellerini açarak bana doğru geldiğini gördüm. Ben geriye doğrukaçtım. Daha sonra Polis memuru Ö... A... ayağa kalkıp müdahale etmeyeçalıştığı sırada Ali Çelebi tekrar Ö... A...'a yumruk vurdu. ... Şahıssaldırgan tavırlarını devam ettirdi. Tekrar olaya baktığımda Ali Çelebi isimlişahıs elini kolunu sallayarak ... marketin yanında bulunan garaj kısmına doğruvarmaya başladı. Arkasında bulunan polis memuru Ö... A...'a dönerek tekraryumruk attı. Tekrar kaçmaya devam ettiği sırada garajın önünde bulunan üstüaçık etrafı betonla çevrili çukura yüzüstü düştü. Ayağa kalkarak bulunduğuçukurdan çıktı. Yere düşmüş coplardan birini vatandaşlar almasın diye arabayabırakmaya gittim. Ali Çelebi bu esnada Ö... A...'a yine vurdu ve Ö... A...'ın bir daha yere düştüğünü gördüm. Sonra şahıs ... marketin önünde bulunanekip otosunun ön kaportanın üzeri atladı ve kafasını vurdu. ... Ali Çelebiisimli şahsın akrabaları ile birlikte Ali Çelebi'yi yüzüstü yere yatırdılar.Ali Çelebi çırpınarak kafasını ve ayaklarını yere vuruyordu. ... Şahsınakrabaları üzerinde mavi çizgili beyaz bir urgan iple şahsın ayaklarım ruloşeklinde bağladılar. Ali Çelebi'nin yakınları elinde iğne ile bekleyenhemşireye 'iğneyi vur, vur' diye baskı yapıyorlardı. Ancak hemşire hastaneyegittiğimiz sırada şahsa boş serum verdiğini söyledi. ... Hemşire şahsa iğneyaptı. Olay yerinde sadece bir hemşire, bir ambulans şoförü ve yardımcısıvardı. Başkaca bir sağlık görevli yoktu. Sonra şahsı yüzüstü bir şekildeakrabaları ve ambulans görevlileri yardımıyla sedyeye koydular. Şahsı ambulansabindirdikleri esnada şahıs çırpınarak 'bırakın beni' diye bağırıyordu. Şahsınbilinci açıktı. 4-5 akrabasıyla beraber şahsı ambulansa bindirdiler. ...hastaneye gittiğimizde şahsın yakınları yanımıza gelerek 'kusura bakmayın, sizede saldırdı, siz olmasaydınız biz ambulansa bindiremezdik. Çok sağolun, Allah sizden razı olsun" şeklinde ithamlardabulundular. Bu olaylar yaşandığı sırada ... ben olmak üzere sekiz polis memuruvardık. Ben Ali Çelebi isimli şahsa copla vurmadım ve biber gazı sıkmadım.Fiziki hiç bir temasım olmadı. ...”
38. Müteveffanınannesi D.Ç.nin 7/8/2013 tarihinde CumhuriyetSavcısına verdiği ifadesinin ilgili bölümleri şöyledir:
"(…) oğlum Ali Çelebi ve gelinimle beraber yaşarım. Biznormalde S... Cumhuriyet Başsavcılığından oğlumu Bakırköy Ruh ve SinirHastalıkları Hastanesine resmi şekilde nakletmek için cuma günü taleptebulunduk. Ancak cuma günü işler yetişmediği için nakletme işlemini ancakpazartesi günü yapabileceklerini söylediler. Biz de bekledik. Ancak pazar günüyani olay günü oğlum iyice hırçınlaştığından dolayı İstanbul Özel M....Hastanesi'nden bir ambulans temin ettik. Bu ambulansın içerisinde bir hemşireve üç tane erkek görevli vardı. Biz bu ambulansı ve içindeki şahısları parakarşılığında temin ettik. Resmi görevlendirme yok diye düşünüyorum. Ambulansgelince Ali Çelebi'yi ikna etmeye çalıştık başaramayınca ambulans görevlileriSaray ilçesinden jandarma çağırdılar. Daha sonra jandarmalar ve biz oğlumu iknaedip ambulansa bindirdik ancak jandarmalar oğlum ambulansa bindikten sonraayrıldılar. Oğluma araca binmeden önce sakinleştirmek amacıyla iğne yaptılar....oğlumdaki ilacın tesiri geçti ve yeniden saldırganlaşmaya başladı. Oğlumambulans içerisinde sedyeye kayışlarla bağlanmıştı. Ancak ilacın tesiri geçincebu kayışları koparmış ve ambulansın camını ayaklarıyla tekmeleyerek kırmış. Benambulansın önünde oturduğum ve o anda kendimi kötü hissettiğim için birşey göremedim. Camın kırılması üzerine ambulans sağaçekti ve durdu. Ambulanstan inmedim ancak oğlumun kaçtığını oturduğum yerdencamdan bakmak suretiyle gördüm. Oğlum ormana doğru kaçtı ve uzaklaştı bizkendisini yakalayamadık. Yanımızdaki şahıslar oğlumun peşinden koşmuşlar ancakyakalayamamışlar. Daha sonra ben ambulansa binip Yeniköydekievime geldim. Daha sonra oğlumun Kapaklı'da ...akrabamız olan S... F...'ın evine geldiğini öğrendim.Bunun üzerine Kapaklı Polis Merkezi'ne giderek 'ne olursunuz bize yardım edin,oğlum kendini binadan aşağı atabilir, kendine zarar verebilir, bir anne olarakbana yardım edin, bize yardım edin, oğlumu ambulansa koyup Bakırköy Ruh veSinir Hastanesine götürelim' dedim. Onlar da kabul ettiler. Daha sonra ben polismerkezinin önünde yine ambulansa bindim. Yanımda yine bir hemşire ve üç erkekşahıs vardı. Önde biz arkada polis ekipleri olmak üzere S...'nin kapaklıdaki evine geldik. Ambulanstan inmedim. Ben dahasonra olanları ambulansın camından oturduğum yerden izledim. Bir akrabam ancakşuan kim olduğunu hatırlayamadığım bir kişi oğlumu apartmandan ikna ederekindirdi. Oğlum aşağı geldi. Daha sonra beyaz saçlı bir polis oğlumun kolunagirdi 'gel ambulansa binelim, gidelim' dedi. Oğlum da 'hayır ben binmeyeceğim oambulansı yıkarım' dedi. Bu sırada ikindi ezanı okunmaya başladı. Oğlum ezanıduyunca 'ben namaz kılmaya gideceğim' dedi. Daha sonra polisler koluna giripzorla ambulansa sokmaya çalıştılar. Bununüzerine oğlum hangi polis olduğunu hatırlayamadığım bir polis memuruna birtokat attı. Daha sonra bir arbede yaşandı bu arbedede oğlum binanın yantarafındaki yaklaşık bir metre derinliğindeki garaj girişine düştü. Oğlumukimse itmedi, kendisi biber gazının tesiri altında arbededen kaçmaya çalışırkenbinanın yan tarafında bulunan yaklaşık bir metre derinliğindeki garajıngirişine düştü ancak bu düşme ayakları üzerinde düşme şeklinde olmuş, kafasınınüzerine düşmedi. Oğlum hemendışarı çıktı ve polisler etrafını sardı. O zaman bir daha biber gazı sıktılarve çevredeki polislerden bir kaçı oğluma joplavurmaya başladılar. Oğlumun sırtına, omuzlarına ve kafasının arka tarafına ikikere jopla vurdular ve biber gazı sıktılar. Bundaneminim. Bunun üzerine oğlum yere yüzüstü, kollarının üzerine düştü. Buradakafasına darbe almadı, kollarıyla kendisini korudu. Ben ambulansın camındanbunun net bir şekilde gördüm. Bu sırada bizim yakınlarımız polislere oğlumuyakalamak için yardım etmedi. Biz polislere 'oğluma vurmayın, biz sizden bunuistemedik, vurmayın incitmeyin bu kadar, incitmeden ambulansa sokalım' dedik.Bu sırada dört tane polis oğlumun üzerine çıktı ve hareket etmesini engelledi.Oğlum bu sırada yüzükoyun yatıyordu. Oğlumu kelepçelediler. Benimakrabalarımdan kimse oğlumu tutmadı. Oğlumu sadece polisler tutuyordu. Sonrabir polis memuru 'ip getirin' dedi ve akrabam S... Y... ip getirdi. Ambulanstabizimle olan üç erkekten biri hangisi olduğunu bilmiyorum oğlumun ayaklarınıbileklerinden bağladı. Bu sırada bizim yanımızda gelen hemşire arkadaş, oğlumaiğne yaptı ama kaç tane yaptığını bilmiyorum. Hala yüzükoyundu.Daha sonra akrabalarım oğlumu çevirmelerini, nefes alamayabileceğinisöylediler. Ondan sonra oğlumu sedyeye koydular, oğlumu sedyeye bağladılarancak baş kısmından bağlamadılar. Yine polisler oğlumu sedyeye yüzükoyun,ayaklarından bağlı bir şekilde ambulansa koydular. Biz koymadık yakınlarıkoymadı. Ambulansa oğlumu bindirirlerken kalabalık ve kargaşa olması sebebiyleoğlumun üzerinde herhangi bir morluk, yara bere kan göremedim. Daha sonraambulansa akrabam Y... B..., S... Y... bindi. Başkasının binip binmediğinihatırlamıyorum. Belki de binmiştir. Ambulansa polisler binmedi. Ambulansınarkasına hemşire ve ambulanstaki üç görevli erkek şahıs bindi biz bu haldeÇerkezköy Devlet Hastanesi'ne gittik. Ancak biz giderken ben Bakırköy'egittiğimizi zannediyorduk. Ancak bana şoför devlet hastanesine gitmemizgerektiğini söyledi ben de yolu tarif ettim. Yaklaşık olarak 5-10 dk içerisinde Çerkezköy Devlet Hastanesi'ne vardık. Oğlumuambulanstan indirdiler ve hastaneye soktular. ... Hastaneye geldikten yaklaşık20 dk sonra oğlumun öldüğünü söylediler. (...)."
39. Cumhuriyet Savcısı olayla ilgili olarakbaşka görgü tanıklarının ifadesine de başvurmuştur. Müteveffanın akrabalarıolan tanıkların söz konusu ifadelerinin ilgili bölümleri şöyledir:
"S.F.: ... Bir süre sonra tekrar aradığımda Ali'nin ambulans camlarınıkırıp kaçtığını söyledi. ... Yoldan geri dönüp eve gittim. Eve gittiğimde Alievde oturuyordu. Ali'nin yanında T... vardı. Hep birlikte oturduk. Ali ile evinterasına çıktık. Ali terastan aşağıya baktı, 'yenge buradan atlayıp ölmek negüzel olur biliyor musun?' dedi. Ben atlar diye korktum ve Ali'yi tekrar içerigirmesi için ikna ettim. ... Kaynanam ambulans ve polis ekipleriyle birlikteevin önüne geldi. Ali'yi bir şekilde ikna edip aşağıya indirdik. Kapıdançıkarken Ali polisleri görünce 'vatana millete hayırlı uğurlu olsun' diyekollarını salladı. Polislerden biri gelip Ali'nin koluna girdi 'Ali gelambulansa bineceğiz' dedi. Ali 'benim suçum ne, beni niye alıyorsunuz' dedi.Polis 'sen hastasın biz seni hastaneye götüreceğiz, hadi gel bin' dedi. Alielini kolunu sağa sola savurarak 'ben binmem' dedi. Ve şişman 45-50 yaşlarındabir polise çok sert bir şekilde vurdu. Polis yere yığıldı. Ayağa kalkaraksinirli bir şekilde Ali'ye copla sırtına vurdu. Cop polisin elinden fırladı,Ali bunun üzerine sağa sola saldırınca Ali'nin dövdüğü polis belinden silahıçıkarıp Ali’nin ayaklarına doğru tuttu. Oğlum E... amcası Ali'ye doğru müdahaleetmek için koşunca ben Ali, E...'ye de vurmasın diye E...'yituttum. Ben E...’yi tuttuğum sırada bir kargaşa oldu.Ali'nin marketin yan tarafında bodrum çukuruna doğru koşarak atladığını gördüm.Polislerden biri Ali'nin peşinden koşarken ayağı takıldı düştü. Bu sırada Aligitmesin diye hep birlikte Ali'yi tuttuk. Ali'yi olayın ilk olduğu yere doğrugetirdiğimizde polislerden birine vurdu. Polisler Ali'ye biber gazı sıktı.Bizde gazdan etkilenmiştik. Ali'nin yere yatırıldığını polislerin üzerineçullandığını gördüm. Bizler bağırdık 'Ali'yi boğacaksınız üzerinden kalkın'diye çığlık attık. Oğlum E... polislerden ikisini Ali'nin üzerinden aldı.Ali'nin ağzı bembeyaz köpük doluydu. Kafasının tam olarak tanıyamadığım birköşesinde kızarıklık vardı. Ali 'Abla nefes alamıyorum, abla, abla' diye bağırdı.Ben su istedim su getirildi ve ben kafasından aşağıya suyu döktüm. Ben Ali'yibağlamalarını söyledim. Ali'nin ayaklarını bağladılar. Ali'nin ayaklarıbağlanırken polisler üzerinde yoktu. Hemşirenin Ali'ye bir defa iğne yaptığınıgördüm. Ali halen yüzüstüydü. Ambulansa bindirilirken de yüzüstüydü. Ambulansabindirilirken 1 hemşire ve 3 erkek şahıs olan ambulans görevlilerine ve diğeryardım eden kişilere sırt üstü bindirin yüz üstü kalmasın nefes alamaz diyebağırıyordum. Onlarda duydu ancak hiçbir şey yapmadılar.
S.Y.: ... Ambulansyeni köydeki ali abinin ikametine geldi. İçinde de bir hemşire, bir şoför veiki erkek şahıs vardı. ... Daha sonra bir kısım akrabalarımız kapaklı polismerkezinde olduğu için biz de oraya gittik. ... ambulansında çalışan görevliolan ismini bilmediğim iki erkek şahıs ali abinin yeniden kaçmayaçalışabileceği ihtimalini göz önünde bulundurup bizden bir ip temin etmemiziistedi. ... Daha sonra olay yerine geldik. Olayın en başından itibarenoradaydım. ... Ali abi ikna olmayınca iki kolunu başının üzerine yerleştiripkendisini ikna etmeye çalışan polis memurunun omzuna vurdu. ... Birkaç polismemuru ali abiye jopla vurmaya başladılar. Bu etaptaali abinin sırtına ve ayaklarına vurdular. Daha sonra ali abi de bunun üzerineilk müdahalede bulunan polis memuruna yumruk attı. ... Bunun üzerine ali abikaçmaya başladı. Daha sonra polis memurlarının müdahalesi sertleşti. Bibergazlarını çıkardılar ali abiye sıktılar. ... Hemşire Ali abinin kalçasından birtane iğne vurdu. İkinci iğneyi yaptı mı bilmiyorum. ... Ali Abimi bu şekildeambulansın içine hep beraber koyduk içlerinde ben de vardım. Ambulansın arkatarafında ali abi, ben, hemşire, Y... B..., M... E... vardık. Ben ali abininbaş kısmındaydım. Ambulansa binmeden sürekli ali abinin sırt üstü yatmasıgerektiği gerektiğini söyledikleri için ben de etkilendim, ambulans içerisindeve ambulans seyir halindeyken ben ali abinin omzundan tutup sırt üstü yatırmayaçalıştım biraz kaldırdım ancak başarılı olamadım. Ancak hastaneye gidene kadarkendisini sağ omzundan tutarak yukarı doğru bir miktar çaprazlama şeklindetuttum. Bu sırada benim sol tarafımda hemşire vardı. Hemşire sürekli ali abininboynundan ve bileğinden nabzını yokluyordu. Ben ali abinin ellerininmorardığını gördüm. Hemşireye söyledim ve hemşire de 'merak etmeyin,kelepçelerden olmuştur' dedi. Daha sonra başına baktım alnının sol tarafındabir morluk gördüm, dudakları da morarmıştı. Bunu da hemşireye söyledim, o dabana 'merak etmeyin normaldir' dedi. Aliabim ambulansa daha ambulansa koyarken baygın vaziyetteydi. Bu andan itibarenÇerkezköy Devlet hastanesine gidene kadar ali abinin nefes aldığını görmedim.Ali abi nefes alsa yaklaşık 110-120 kg olduğundan ve bu sebeple hareketedeceğinden mutlaka anlardım. Olay yerinden Çerkezköy Devlet Hastanesineyaklaşık 7-8 dk içerisinde gittik. İlk yolaçıktığımızda ambulans biraz yavaş gidiyordu. Daha sonra hemşire 'sireni açhızlan' dedi ve bunun üzerine ambulans hızlandı. Ambulans hastaneye vardığındaben artık müdahil olmadım. M... hastanesinden gelen ambulans görevlileri aliabimi acile götürdüler. Daha sonra içerde ne oldu bilmiyorum. Hemşireyi dahasonra gördüğümde 'ambulansa aldığımızda Ali Abi ölmüştü, size nasılsöyleyebilirim ki' dedi. Ayrıca ambulansın içerisinde serum, solunum maskesivb. herhangi bir ekipman görmedim. Olay sırasında alinin nabzını ölçmektenbaşka birşey yapmadı.
E.Ç.: Ali Çelebi benim amcam olur. ...Babaannem ambulansla Kapaklı polis merkezine gitti. Bende Kapaklı'dakievimize gittim. ... Dikkatimi ilkin amcamın ayağındaki şişlik çekti. ...Polisler geldiğinde ben amcamın rahatsız olduğunu silahlarına sahip çıkmalarınısöyledim. Bunun üzerine polisler şarjörlerini tabancalarından aldılar. Dahasonra yukarı çıkıp amcamı aşağı indirmek için ikna etmeye çalıştık. Annemamcamı ikna etti, aşağı indirdik. ... Ayakları çıplaktı. Amcam Ali "vatanamillete hayırlı uğurlu olsun" diye söz söyledi. Amcam camiye doğru yürüdü.Polis memurlarından biri yanına yaklaştı "hadi gidelim seni hastaneyegötüreceğiz" dedi. Amcamda "hayırdır, neden, niye" dedi. Osırada ezan okundu. Amcam tekrar camiye doğru dönüp elini kalbine koyarak duaetti. Amcam eli kalbinde dua ederken polis memuru amcamın elinden tuttu. Bununüzerine amcam Ali, iki elini birleştirip havaya kaldırarak polis memurununomuzuna vurdu. O sırada bir polis daha geldi. Amcam Ali onadavurdu. Daha sonra polisler birden amcamın üzerine çullanıp cop[la] dövdüler, biber gazı sıktılar. Amcam daha sonra ...marketin önündeki çukura atladı. Kesinlikle yüz üstü veya başka bir şekildedüşmedi. Amcam çukurdan çıkınca onun peşinden giden polis memuru ayağıtakılarak çukura düştü. Amcam polis arabasına doğru kaçtı. Polis arabasınınönünde duran iki polis memuru amcamı yakalayarak arabanın ön kaportasınayatırdılar ve amcamın kafasına doğru copla bir kaç kez vurdular. ... Tam olarakkafasının hangi kısmına vurduklarını hatırlamıyorum. Bir taraftan amcamınarkadan ellerini kelepçelemeye çalışıyorlardı. Bu sır[a]da polis arabasının yanında duran bir başka polisolaya hiç müdahale etmedi. Amcam ayağa kalkmaya çalışırken tüm polisler amcamınüzerine çullanıp kendisini tutmaya çalıştılar. Ambulans görevlilerinden biriamcamın ayaklarını iple bağlamaya çalışıyordu. Amcam bu sırada kafasını veayağını yere vurmuyordu. Zaten polisler tutmuştu kafasını ve ayağını vuramazdı.Ben bunun üzerine amcamın üzerinden iki tane polis memuru çektim. Diğerpolisler amcamı tutmaya devam ediyordu. Bu sırada hemşire gelip amcama iğneyaptı. İğneyi amcamın sağ kalçasına yaptı. Amcam 'su' diye bağırdı. Su istedi.Hatırlayamadığım biri su alıp getirdi. Kafasına su döktüler. Biber gazındanyüzü yanmasın diye yüzüne su dökmediler. Amcamı kaldırarak yüz üstü haldesedyeye koydular. Amcamı kimlerin sedyeye bindirdiğini hatırlamıyorum. Ben veakrabalarım ambulans görevlilerini amcamı sırt üstü çevirmeleri için uyardık.Ambulans görevlileri birşey olmayacağını bu şekil degidebileceğini söylediler. Amcamı ambulansa bindirdiklerinde başının sağ alınkısmında kızarıklık ve şişlik vardı. Ben ambulans görevlilerine İstanbula götürülmeden önce en yakın hastaneyegötürmelerini söyledim. (...).
N.Y.: ... toplamdört jandarma geldi. Ordaki jandarmadan bir astsubayarkadaş evin içine girdi, Ali'yi ambulansa girmek için ikna etti. Yinekendisine iğne vurulması için de ikna etmiştik ve sakinleştirmek amacıyla kendirızısıyla ambulanstaki hemşire bir iğne vurdu. Benambulans içinde gelen şahısların hepsine 'bir yarım iğne daha vurabilirmisiniz, ali güçlü kuvvetlidir. Ambulans içinde zorluk çıkarmasın.' dedim.Onlar da bir şey olmayacağını bunun yeterli olduğunu söylediler. ... Ali'ninbulunduğu kapaklıdaki akrabamız olana S... evine gittim. ... ben de kapaklıpolis merkezine gittim. Ben karakolda memurlara Ali'nin çok güçlü kuvvetliolduğunu, bir ekibin yetmeyeceğini, takviye ekip istenirse daha iyi olacağınısöyledim. ... onlar da silahlarının şarjörlerini çıkardılar ve ceplerine koydular.... daha sonra onu ikna etmeye çalışan polis memuruarkadaşı eliyle itti. Ama polis memuru yere düşmedi. Daha sonra aynı polismemuru arkadaş aliye bir sprey sıktı. Yanındaki başka bir polis arkadaş dasprey sıktı. Bunun üzerine rahatsız olan Ali onu ilk etapta ikna etmeye çalışanmemur arkadaşa bir eliyle yumruk vurdu. O da yere düştü, daha sonra ali kaçmayabaşladı. daha sonra polis arkadaşlar aliyi sıkıştırdı ekip arabasının kaputununüzerine yatırdılar. ... bir polis ali kaputun üzerinde kapaklanmış bir haldedururken jopla kafasının sağ arka çapraz kısmınavurmaya başladı. Ancak ne kadar vurduğunu tam olarak bilmiyorum ama iki üç kez vurdu.... bir polis arkadaş da alinin kafasının sağ önçapraz kısmına jopla vurmaya başladı. Bu polis memuruda tam olarak bilmiyorum ama bir iki kere vurmuştur. Biz bu sırada yakınlarıolarak 'vurmayın arkadaşlar, yapmayın, bırakın' dedik. Memurlara hakaretvari birşey söylemedik.Ali bu durumdan kurtuldu, kaçtı. Aliyi ilk ikna etmeye çalışan memur arkadaşAliyi yakalamak için peşine düştü, bu sırada ayağı kaydı ve binanın yantarafında bulunan 1 mt derinliğindeki garaj girişinedüştü ve bu sırada hemen yerden kalkıp alinin sol çapraz sırt bölümüne jopla üç dört defa vurdu. ondan sonra biraz ilerlediktensonra yere düştü yere düşerken yüzüstü düştü ancak kafasını yere vurmadı. Vememur arkadaşlardan beş altı tanesi Aliye müdahale ettiler ve yakaladılar. Bizde hemen bu sırada müdahale ettik. Ali kaçmasın diye biz de aliyi tuttuk. diğertutan yakınlarımın kim olduğunu olay karışıklığı sebebiyle hatırlamıyorum.ancak biz yakınları olarak 7-8 kişi vardık. Ancak biz bir iki kişi Aliyitutabildik polis arkadaşlar aliyi tuttuğu için. Ben Ali'nin kelepçe takılırkenelini tuttum. Polislere yardımcı oldum. Ali bu sırada 'ben nefes alamıyorum,beni az biraz bırakın' dedi. Ali bu sırada yere yüzüstü yatar vaziyette,kolları arkada kelepçeli vaziyette duruyordu. daha sonra birileri ip istediancak kimin istediğini bilmiyorum. Bir ip getirildi ve ayaklarını bağladılarama kimin bağladığını da görmedim. Ali yerdeyken onu tutan çok sayıda insanolduğu için çırpınamadı, kafasını ve ayaklarını yere vurmadı. Ali'ye bu sıradaiğne yapıldığını görmedim belki yapılmıştır. Ali'yi yüzükoyun elleri arkadansıkı bir şekilde kelepçeli bir vaziyette sedyeye koydular. Daha sonraayaklarını bileklerinden sedyeye bağladılar. Ama kimin bağladığını görmedim.Daha sonra ambulansa Aliyi koydular. Ali hala yüzükoyun sedyeye bağlı birşekilde duruyordu, ben hemen Alinin nefessiz kalmasından endişelenip ambulanstagörevli bulunan üç erkek şahısa 'ali nefes almaktasıkıntı yaşayabilir, onu yüzükoyun çevirelim' dedim. Bu üç kişiden şoförünyanında gelen arkadaş bana hiçbirşey olmaz zatenhastaneye kadar gideceğiz dedi. Ve alinin duruş şeklini değiştirmediler. Aliambulansın içindeyken 'nefes alamıyorum' şeklinde bir şey söylemedi. Zatenambulansa bindirdiğimizde sessizdi. Ancak canlıydı. Sedyeden kurtulmaya da çalışmıyordu,çırpınmıyordu. (...).
A.K.: ... Ambulansile birlikte Ali'nin annesi de emniyet müdürlüğündeydi. Polislerden yardımistedik. Polislerle birlikte Ali'nin abisinin evine gittik. Ali apartmandanaşağı atlar korkusuyla polisleri aşağıda bıraktık. ... Polis ısrar edip Ali'ninkolundan tutunca Ali iki elini birleştirip kendi kendine vurdu ve polisiitekleyerek düşürdü. Ben Ali'nin iki elini birleştirerek polise vurduğunugörmedim. Diğer polislerde müdahale etmeye çalışınca ali polislerden birinedaha vurdu. Daha sonra polisler copla Ali'nin sırtına vurarak, biber gazısıktılar. Bu sırada Ali'nin herhangi bir yerinde kan veya şişik görmedim. Aliduran polis arabasına doğru koşmaya başladı. Ali polis arabasının kaportasınabiber gazından etkilendiği için yaslandı. Bu esnada arabanın ön kısmında vearka kısmında durmak üzere iki polis vardı. Arabanın yanında duran polislerdenbir tanesi iki eliyle tuttuğu copu Ali'nin kafasına doğru vurdu. Tam olarakkafasının neresine vurduğunu hatırlamıyorum. ... Ben polise doğru koşarakkendisini tuttum. Ben o polisi tutunca bu sefer diğer polis copla Aliye vurdu.Ali daha fazla dayanamayıp yere yığıldı ve diğer polislerle birlikte Ali'yeçullanıp yüzüstü çevirdiler. Ellerini kelepçelediler. ... Ben ve hatırlamadığım bir başkası Ali'ninayaklarını bağlamaya çalıştık. Hemşire gelip Ali'nin sağ kalçasına iğne yaptıama ilk vurduğunda kan aktı. Hemşire ikinci bir defa tekrar aynı yere iğneyaptı. Ali bu esnada su istedi. Kafasından aşağıya su döküldü. Ben Ali'ninayaklarını tutarken Ali ayaklarını kaldırıp yere vurdu. Ayak parmakları kanadı.Sonra sedye getirildi Ali'yi sedyeye koyduk ve ordanambulansa bindirdik. Ali ambulansa bindirilirken hareketsizdi. Ambulans buşekilde yola çıktı. (...).
F.Y:... Daha sonra ali polisle gitmekistemeyince polislerden birini koluyla iteledi. Polis de bunun üzerinesendeledi. Bunun üzerine polisler aliye biber gazı sıktılar. Biber gazısıktıkları için kardeşim ali gazsıkan polislerden birini koluyla itti. ... yaklaşık 1 mtderinliğindeki garaj girişine kardeşim atladı. Kesinlikle düşmedi. Daha sonrakardeşim ordan çıktı. sonra bir polis kardeşiminpeşinden koşarken garaj girişine düştü. ... Bunu görünce kardeşim iyice kaçmayaçalıştı. Daha sonra kardeşimi yakalayıp çevresini sardılar. polisler kardeşimibaşından yakalayarak ekip otosunun üzerine yatırdılar kafasını da bunu yaparkenarabanın ön kaportasına vurdular. Sonra üç dört tane polis memuru kardeşiminkafasının arkasına vurdular bunlardan iki tanesinin eşgaliniverebilirim. ... Biz bu sırada alinin yakınları olarak polislere 'vurmayın,kendisi şizofren hastasıdır, biz sizi bunun için mi çağırdık' dedik. Daha sonrakardeşim yere hafif bir şekilde yüzükoyun düştü ve kafasını da bir yerevurmadı. daha sonra polisler hemen kardeşime müdahale ederek kardeşimin elinikelepçelediler. O esnada sağlık görevlisi bizden ip istedi. Hangi sağlıkgörevlisinin istediğini tam bilmiyorum ama erkek şahıslardan biriydi. Yine aynıkişi iple ayağını bağladılar. Bu sırada yerdeyken bana 'nefes alamıyorum abla'dedi. Ağzından köpük geliyordu. Kardeşimin dudakları da morarmıştı. Benim degözlerim biber gazından etkilenmişti daha sonra pek birşeygöremedim ama alinin ambulansa konulduğunu zarzorgördüm. (...).
40. Olayın meydana geldiği yerde ikamet edengörgü tanıkları H.Ç. ve Y.B.nin ifadeleri şöyledir:
" H.Ç.: ... İkametiminpenceresinden baktığımda bizim evin karşısında bulunan binanın yanında birambulans ve vatandaşlar ile polisin olduğunu gördüm. Ancak ne olduğunu anlamadım.... Birkaç dakika sonra bina içerisinden 35-40 yaşlarında, iri yapılı, üzerindebeyaz renkli atlet ve altında eşofman bulunan, tanımadığım bir erkek şahısçıktı. Elinde herhangi bir şey yoktu. Şahıs ... market yanında bulunan bakkalınönündeki plakasını göremediğim ancak bej renkli bir taksinin kaporta üzerineiki eli ile birkaç yumruk attı. Bu sırada 5-6 kadar polis ve 15-20 belki dahafazla olan vatandaş şahsı yakalamaya çalışıyorlardı, şahıs yanına kimseyiyaklaştırmak istemiyor gibi el kol hareketleri yapıyordu, bu sırada şahıs sağeli olduğunu hatırlıyorum yukarı doğru kaldırdı ve bir polisin yere düştüğünügördüm, şahıs polise ya yumruk vurdu veya iterek düşürdü, o esnada şahıstakarşı tarafa atlamak istediği esnada düştü ve kalkarak market önüne doğrugitti, polisler ve kalabalık vatandaş topluluğu şahsı sakinleştirmeye veyakalamaya çalışıyorlardı, polisler ve vatandaşlar şahsı yere yatırdılar veambulansa aldılar, oradan ayrıldılar. Ben polislerin elinde cop olduğunu gördümancak şahsa veya başka birine vurduklarını görmedim. İsminin Ali Çelebiolduğunu öğrendiğim şahsın da elinde herhangi bir şey yoktu. Benim konu ileilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir.
Y.B.: ... Olay günü işten döndüğümde evin önünde bir kalabalık olduğunu gördüm,kaza olduğunu düşünüp hemen olay yerine geldim. İlk gördüğümde Ali'nin yerdeelleri arkadan kelepçeli vaziyette yüzükoyun yatar halde ve ayakları iplebağlanmış şekilde gördüm. Alinin kafasını yere vurduğunu görmedim sadece sağasola çeviriyordu. Bu sırada ağzından salya ve köpük geliyordu, dudaklarında veellerinde morarma vardı. Polisler ayaklarındaki ipi tutup ayaklarını yerevurmasını engelliyorlardı. daha sonra aliyi iki erkek sağlık görevlisi ve birbayan sağlık görevlisinin ve yanında onlara yardım eden birkaç kişinin aliyiyüzükoyun bir şekilde sedyeye yatırdıklarını gördüm. Hatırladığım kadarıylasedyeye koyanlar arasında polis yoktu. Sedyeye de aynı şekilde yüzükoyun elleriarkada kelepçeli bir şekilde sedyenin kemerleriyle bağladılar. Kemerlerden birigögsün alt kısmı hizasında birisi de baldırlarınınhizasındaydı. Bu olaylar benim hemen yanımda olmuştur. Birkaç metre mesafedenizliyordum, anlattığım şeyleri net bir şekilde gördüm. bu sırada Alinin alnınınsol kısmında morluk gördüm bu morlukların nasıl olduğunu görmedim. Ayrıcaayaklarında kan gördüm. Bu ayaklarındaki yaralanmaların da nasıl olduğunugörmedim. ... Ali bayılmadan önce birkaç kez kesinlikle kısık olmayan ve normalbir ses tonuyla 'nefes alamıyorum' dedi. Bunu gayet net bir şekilde duydum.Bunu söylediği sırada hemen başının ucunda sağlık görevlileri de vardı. Zatendaha sonra kendinden geçti. Muhtemelen çevredeki kalabalıktan insanlar da nefesalamadığını söylediğini duymuştur. Ancak kimse bu konuda müdahale etmedi.Ağzından köpük ve salya gelmeye devam ediyordu. ... Daha sonra sedyeyeyüzükoyun elleri arkadan kelepçeli bir şekilde koydular. Bu sırada da baygındı.Aliyi sedyeye koyanlar; iki erkek sağlıkçı ve hemşire ile kim olduğunuhatırlayamadığım yakınları vardı. Ancak polisler sedyeye koymamışlardır. Sedyeye koyduktan sonra aliyi sedyeyleambulansa koyduk. Ambulansın arka tarafında Ali, ben S... Y..., sağlıkçıhemşire ve iki sağlıkçı görevli erkek şahıs vardı. Ali burdada baygındı. Hatta ben hiç ayıldığını görmedim. Ambulansın içindeyken S... Y... 'alinin durumu çok kötü birşeyler yapalım' dedi. Hemşire de 'normal korkacak birşey yok' dedi ve alinin nabzını kontrol etti bundansonra biz normalde burdan çıktığımızda bakırköy ruh ve sinir hastanesine gideceğimiz halde hemşireşoföre burdaki hastaneye uğrayalım dedi. sonra çerkezköy devlet hastanesine gittik. Bizim olay yerinden çerkezköydevlet hastanesine gitmemiz yaklaşık 10 dk sürmüştür.Daha sonra Aliyi sağlık görevlileri hastanenin acil servisine götürdüler.(...)."
41. Müteveffanın ambulansla götürülmeye ilk kezteşebbüs edildiği ancak yolda ambulanstan kaçtığını gören tanıklar T.Ç. ve B.A.Ç.nin ifadelerinin ilgili bölümleri şöyledir:
"T.Ç.: ... ambulansta gelen hemşirealiye gördüğüm kadarıyla bir tane sakinleştiriciiğne vurdu. Daha sonra biz alinin koluna girdik. Çerkezköy devlet hastanesinegideceğimizi söyleyerek ikna ettik. Daha sonra ambulansa götürdük. Ambulanstasedyeye yatırdık ve sedyedeki kemerleri bağladık. Ambulans yola çıktı.Ambulansın içinde şoför, onun yanında ambulansta görevli bir erkek şahıs veyanında da alinin annesi, arkada ambulansta görevli iki erkek şahıs, birhemşire vardı. Arkada yakınıyoktu. ... Ancak biz Çavuşlu gişelerini geçtikten sonra kavşaktan sağa doğruİstanbul yoluna girerken bizim ambulansı sağa çekmiş park etmiş halde gördük.ambulansın sağ camı kırıktı. Alinin kaçmış olduğunu söylediler. Jandarmayıaramışlar ancak jandarma gelmeyince biz aliyi aradık. Yaklaşık 40-45 dk aliyi orda aradık. Daha sonra bulamayacağımızı anlayıpotobandan döndük. ... Biz de çerkezköye döndük. ...ayakları çıplaktı. Alinin üzerinde kan, yara bere morluk vsbirşey görmedim. Bu sırada ali bana 3 km yol yürüdümayaklarım şişti dedi. Ancak ayaklarında kan görmedim. ... Bu sırada alininkolunda iki tane polis vardı. Ali polislerin kendisini bırakması için iki elinihavaya kaldırdı yukarıda birleştirdi ve önünde kendisini ikna etmeye çalışanpolis memurunun boynuna vurdu. Bunun üzerine yanındaki polisler joplarını çıkardılar. Ali de ilk vurduğu polis memurunaelinin tersiyle yüz kısmına vurdu. Bu sırada polis memuru yere düştü. Bununüzerine diğer polisler aliye jopla vurmayabaşladılar. Polislerden biri alinin kafasının sağ arka çapraz kısmına jopla vurdu, diğerleri de çeşitli yerlerine vuruyordu. Bizde bunun üzerine polislere 'Ali hastadır bu şekilde müdahale etmeyin' dedik.Ali binanın yan tarafına doğru koştu. Ben de alinin peşinden koştum ikna etmekiçin. ... bir polis biber gazını çıkardı ve aliye sıktı sonra ben de ali debiber gazından etkilendik. Gözlerim biber gazından etkilendiği için gözlerimisilmeye başladım kollarımla bu andan itibaren birkaç dakika biber gazınıntesiriyle birşey göremedim. Ben gözlerimi açabilmeyebaşladığımda alinin yerde kelepçelenmiş olduğunu gördüm. kelepçeli olduğusırada alinin üzerinde eniştesi N... Y..., a... abi ve polis arkadaşlar vardı.Sonra hemşire kalçasından bir adet iğne vurdu. Bunu vurduğunu gördüm. Dahasonra hemşire kaldırmayın bir tane daha vuracağım dedi ama ikincisini vurupvurmadığını görmedim. Ben de bu sırada ayaklarını tutuyordum. Bu sırada biryerden ip geldi ve kim olduğunu hatırlayamadığım bir alinin ayak bileklerindenaliyi sedyeye bağlıyordu. ... sonra aliyi yüzüstü olacak şekilde ambulansakoyduk. ambulansa koyduğumuz sırada bağırıp çağırmıyordu. İlacın etkisiyle sakinleşmiştikendisinden nefes alamıyorum diye birşey duymadım.Ambulansın arka kısmında ... hemşire ve bir tane yardımcısı vardı. Ön kısımdaise şoför ve alinin annesi vardı. Dahasonra ambulans Bakırköye gitmek üzere çıktı diyebiliyorum. ...Ambulansın olay yerinden çerkezköydevlet hastanesine gelmesi bence takriben 4-5 dksürer. (...).
B.A.Ç.: ... Olaygünü eşim T.. Ç... eve gelerek Ali'nin hasta olduğunu ve hastaneye götürülmesigerektiğini söyledi. ...Bizde arabayla ambulansın peşinden gittik. ... Otobandaseyir halinde iken ambulansın yol kenarında durduğunu gördük. Bizde durduk veambulansın yanına gittiğimizde ambulansın camının kırık olduğunu gördük.Ali'nin kaçtığını öğrendik. Biz burda bir sürebekleyip Ali'yi aradık. Daha sonra tekrar Yeniköy'e döndük. Orda Ali'nin evininönünde otururken bir süre sonra Ali bir arabayla eve geldi. Arabada şoförkoltuğunun yan tarafında oturuyordu. Araba şoförünü tanımıyorum. ... Kapaklıyagittiklerini öğrendim. ... Eşim beni telefonla arayarak Ali'nin eşi olan Esma'nınhazır olmasını Ali'yi ambulansa tekrar bindirdiklerini İstanbul'agötürdüklerini bizimde arabayla peşlerinden gideceğimizi söyledi. Esma rahatsızve yorgun olduğu için gelmek istemedi. ...Bir süre sonra Ali'nin burada vefatettiğini öğrendik.(...)."
42. Devlet Hastanesi doktoru olan ve müteveffaDevlet Hastanesine getirildiğinde ona ilk tıbbi müdahaleyi gerçekleştiren H.K.nin ifadesi Asayiş Müdürlüğünde alınmıştır. Bu ifadeninilgili bölümü şöyledir:
" ... 4/8/2013 günügörevim esnasında saat 17.25 sıralarında Hastaneye sedye ile Acil Polikliniğine30-35 yaşlarında bir erkek hasta getirildi, hasta sedyeye parmak kalınlığındabir iple bağlıydı, ben ve diğer hastane görevlileri hastaya derhal müdahaleederek nabzını ve tansiyonunu ölçtük ayrıca hastanın kalp atışlarınınolmadığını anlayınca CPR'ye başlandı, yaklaşık 45dakika boyunca CPR yapılan hastanın nabız ve kalp atışları dönmeyince hasta eks kabul edildi. ... Yukarıda belirttiğim gibi şahıs hastaneyeintikal ettirildiğinde nabız ve kalp atışı yoktu. (...)."
43. Olay yerine giden, özel hastaneye aitambulansta bulunan ve söylediğine göre olay tarihinde başka bir özel hastanedehemşire olarak görev yapan Ö.A.nın 5/8/2013 tarihindeAsayiş Müdürlüğünde alınan ifadesinin ilgili bölümü şöyledir:
" ... Ben 5 yıllıkhemşireyim. Halen İstanbul Bakırköy ... Hastanesinde hemşire olarakçalışmaktayım. 4/8/2013 günü sabah saat: 10.00 sıralarında yaklaşık 1 aydırtanıdığım ve Özel M... Hastanesindeambulans şoförü olduğunu bildiğim R... K... beni arayarak Tekirdağ'dan birhastayı alarak Bakırköy’e nakil edeceğini söyledi, hastanın durumuyla ilgilibir bilgi vermedi. Ben de izinli olduğum için ve bazen böyle il dışına gidipgeldiğimde hasta yakınları tarafından bir miktar para verildiği için bu gelirielde etmek amacıyla R... K...nin teklifini kabulettim. Beni ambulans ile evimden aldı yanında daha önceden tanımadığım Ş...B... isimli bir şahısta vardı, birlikte S... ilçesinin Y... Köyü'ne geldik. Benambulanstan hiç inmedim, bu sırada yanımıza hasta Ali ÇELEBİ isimli şahısınannesi olduğunu söyleyen bayan geldi, bize hitaben 'Bunu alın götürün, yoksabizi öldürecek' şeklinde sözler söyledi, ben ambulanstan inmedim, Ş... ile R...gittiler, bu sırada şahısın 2 ya da 3 katlı müstakil bir evin ikinci kattakibalkonunda olduğunu gördüm, 35-40 yaşlarında 190-200 cm boylarında 120-130 kilocivarında, kirli sakallı, başında takkesi olan bir şahıs olduğunu gördüm, birmüddet sonra Ş... ve R... geldiler, şahısı iknaedemediklerini söylediler, annesi bana 'ne olur iğne yap uyuşturucu yap bunugötürelim yoksa bizi öldürecek' dedi, ben sıkıntı olur yapmam dedim bununüzerine R... jandarmayı aradı, bir süre sonra Jandarma geldi, birlikte yukarıçıktık, şahısı Çerkezköy’de bir hastaneye kontrolegötürmek vaadi ile inandırıp bende ikna olması için serum olarak tabir edilen İzotonik suyundan şahısın kalçasından iğne yaptım, şahısbize 'çıkın dışarı dua edeceğim' dedi, sonra bize tekrar 'sadece kontrolegideceğiz söz mü' dedi, bizde 'söz dedik', sonra ambulansa bindi. Sedyeyeyattı, emniyet kemerlerini bağladık ve İstanbul Bakırköy'e doğru ambulans ilehareket ettik arkada ben hasta ve Ş... vardı, ön tarafta şahısın annesi ve R...vardı, bir müddet sonra ambulansın içerisinde kafayı kaldırıp etrafınabakınmaya başladı daha sonra 'siz kalleşsiniz' sonra sedyeden doğrularak'Allah' diye bağırda iki elini yana açarak 'sizi öldürmekten korkuyorum' diyebağırdı ayağı ile ambulansın sağ kapı tarafına tekme attı, cam kırıldı. BenR... bey hasta fenalaştı deyip aracı durdurmasını sağladım. R... arabayıdurdurdu ve kapıyı açtı, Ali ÇELEBİ araçtan inerek koşarak araziye doğru gitti.10 dakika kadar arazide durdu, ben araçtan inmedim, bu sırada R... telefonlagörüştü, bu sırada şahsın annesi bana 'hep senin yüzünden oldu, ben sanauyuşturucu yap dedim yapmadın, bunu döve söve Bakırköy'e götürmemiz lazım' diyesitemlerde bulunuyordu. Bir müddet sonra otoyol gişelerinde jandarmanınbulunduğu yere jandarmanın yanına gittik. jandarmalar bize şahsın bir aracabinerek Çerkezköy'e doğru gittiğini söyledi, annesi debizehitaben 'çabuk tekrar eski eve gidelim yoksa bu karısını çocuklarını öldürür,ne yapıp edip Bakırköy'e götürmemiz lazım' dedi. Birlikte tekrar evine geldik,ambulansı görmesin diye evin arkasına park ettik, ben ambulanstan inmedim, birsüre sonra şahsın başka bir yerde olduğunu, yakınları gidip polisten yardımalacaklarını söyledi, annesi bize hitaben 'Ben bu ambulanstan Bakırköy'egidinceye kadar inmeyeceğim, bu gün gitmezse hepimizi öldürür' şeklindekonuştu, sonra ambulansla bir polis merkezinin önüne geldik ben yineambulanstan inmedim, annesi, yakınları polislerle bir şeyler konuşuyorlardı,ama ne konuştuklarını duymadım. Daha sonra 4-5 katlı bir apartmanın bulunduğubir yere geldik, ben ambulanstan yine hiç inmedim, bir süre sonra Ali ÇELEBİ isimlişahsı zemin katta gördüm, polisleri görünce 'Allah' diye bağırdı bu sırada ezanokundu, 'ben bir camiye gidip geleyim' dedi, polis memurunun bir tanesi 'yokgitme seni hastaneye kontrole götüreceğiz' dedi ancak şahıs iki elini yumrukyaparak polise vurdu, sonra bir anda ortalık karıştı, şahsa polisler biber gazısıktılar, şahıs daha da hiddetlendi nereye saldıracağını şaşırdı, ortalıkkarıştı, bu esnada da annesi bana 'iğne yap iğne yap' deyip duruyordu, bununüzerine 2 şırıngaya izotenik suyu çektim, bu sıradaşahsın 10-15 civarında yakını ve 9-10 polis şahsı yüzüstü yere yatıraraketkisiz hale getirdiler, başına su döktüler, bu sırada şahsın ağzından köpüklergeliyordu, nabzına baktığımda yoktu, yüzü mordu, sanki nefes alamamış gibiydi,bende iğnenin birini bu karmaşada yaptım diğerini de kendi elime yaptım. Sonraşahsın akrabaları ayaklarından iple bağladılar, polisler kelepçe taktı, şahsıambulansa bindirdik, ben acil bir servise gitmesi gerektiğini R...’ye söyledim, Devlet hastanesine şahsı götürdük, buradaşahsa müdahale yaptılar ancak şahıs eks olmuştu,ambulansın arkasında ben, hasta, Ş... ve 4 tane akrabası vardı annesi ve R...ambulansın önündeydi. Olay bu şekilde olmuştur, ben bu şahsa vurmadım, şahıstabana vurmadı."
44. Ambulans şoförü R.K.nin5/8/2013 tarihinde Asayiş Müdürlüğünde alınan ifadesinin ilgili bölümüşöyledir:
"... 4/8/2013 günü sabahsaat: 10.00 sıralarında bana ait ... numaralı telefonumdan arayarak AliÇelebi'nin abisi olduğunu söyleyen bir şahıs bana 'psikolojik rahatsızlığı olanbir kardeşimiz var, polisten ve jandarmadan yardım istedik, savcının bilgisivar, bu hastayı alıp Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine ücretimukabilinde götürür müsün? zaten kendisi daha önce de orada tedavi gördü.'dedi. ... TL'ye anlaştık. ... bununüzerine yanıma daha önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde hastabakıcı olarak çalışıp emekli olan Ş... B... ve daha önceden tanıdığım vehemşire olan ve herhangi bir yerde halihazırda çalışmayan Ö... A...'ü alarak bana verilen adrese Özel M... Hastanesine ait .... ambulanslageldik. Ali Çelebi isimli şahıs ... iki katlı müstakil bir evin ikinci katındaidi. Kendisinin yanına yanımda bulunan arkadaşlarımla beraber çıktık. Kendisiile 30 dakika kadar konuşarak tedavisi için ikna etmeye çalıştık, ancak kendisideli olmadığını iddia ederek sopa ile bizi evden kovdu. Evde ismini bilmediğimannesi vardı. 156 jandarmayı arayarak bize yardım etmesini istedim. Bir müddetsonra jandarma görevlileri geldi. Jandarma ona iğne vurulup geleceksin diyerekikna etmeye çalıştı, şahısta ben iğneden korkmam diyerek burada vurabilirsinizdedi. Bunun üzerine Ö... A... isimli hemşiremiz ESEF olarak adlandırdığımızserum suyunu şırıngaya çekerek Ali Çelebi'nin kalçasından yaparak şahsı ikna ettik.... Bağırma sesleri üzerine viraj bitiminde ambulansı sağa doğru çektim. AliÇelebi'nin bağlı bulunduğu sedyeden kalktığını ve ayağıyla ambulansın sağsürgülü kapısının camına tekme attığını gördüm, cam kırıldı, beni bırakın diyebağırıyordu. Bana yumruk atmaya çalıştı ancak yumruğu bana değmedi. Bununüzerine ambulansın iç kısmındaki malzemelere zarar vereceği düşüncesiyleambulanstan inerek sağ yan sürgülü kapıyı açtım. Şahıs yalın ayak araçtanatlayarak yolun sağ tarafındaki toprak araziye doğru koşarak gitti. ...ailesine zarar vermemesi için yeniden evlerine geldik. Ali Çelebi ... biraraçla kendisiyle beraber iki kişi evine geldi., burada ismini bilmediğim birakrabasını da alarak evinden ayrıldı. Ben bunun üzerine Ali Çelebi'nin annesinebizden artık bu kadar biz İstanbul'a dönüyoruz dedim ancak annesi araçtaninmedi 'sizi bırakmam işimi halledeceksiniz bana yardım edeceksiniz, polistende yardım isteyeceğini' söyleyerek bizi ikna etti. ... bunun üzerine polismerkezine gittik. Annesi buradaki görevlilere 'benim oğlum akıl hastası, Yeniköy'den Jandarmayla ambulansa bindirdik ama yolda giderkenambulansın camını kırdı ve ambulanstan kaçtı, şu anda yeğenimizin evinde cangüvenliğimiz tehlikede, eğer Bakırköy'deki Hastaneye götürmezsek bizi öldürecek.Ne olur bize yardım edin' dedi. Görevliler de herhangi bir resmi evrak olmadığıiçin çekincede kaldılar ancak daha sonra iki resmi polis ekibi Ali Çelebi'ninyeğenin evine gittik, yaklaşık 15-20 kişilik akrabası evin önündeydiler,polislere ve bizlere 'siz sakın apartmana çıkmayın, şahıs 5. katta sizi görürsebalkondan atlayabilir, biz ellerini bağlayıp aşağıya indireceğiz, siz buradabekleyin' dediler.
Bir müddet sonra kendi evinegötüreceklerini vaat ederek kandırdılar ve apartmandan indirdiler. Apartmandanindirdiklerinde görevli resmi polisleri görünce 'siz neden buraya geldiniz,gidin buradan' dedi, polis memurları da 'biz seninle buraya konuşmaya geldik'şeklinde pozitif yaklaşımda bulundular. ... Ben gideceğim dedi, polisler dekonuşalım sonra gidersin dediler, bu sırada olay yerine takviye bir polis ekibidaha geldi. Konuşma sırasında Ali Çelebi, iki elini havada birleştirerek hızlıbir şekilde kendisiyle konuşan polis memurunun baş bölgesine doğru yumruklavurdu, yumruğun şiddetiyle polis 3-4 adım geriye düştü, hemen yanında bulunanpolis memuru Ali Çelebi'nin yüzüne doğru biber gazı sıktı, bu memura da birtokat attı, bu polis memuru da 3-4 metre geriye düştü, daha sonra bağıraraksağa sola saldırmaya başlayınca diğer polis memurları da bu şahsı etkisiz halegetirmek için şahsa biber gazı ve copla müdahalede bulundular. Bunun üzerineAli Çelebi polislerin elinden kurtuldu ve olay yerine yakın yerde bulunanyaklaşık 1/1,5 metre derinliğindeki dere yatağı gibi çukur bir yere ayaküstüatladı. Kısa süre sonra oradan çıktı. Polisler onu yakalamaya çalıştılar,çevreden gelen yakınları ile birlikte görevli polisler onu yere yatırdılar,kelepçe taktılar, ismini bilmediğim yakınları da beyaz renkli bir urgan ileşahsı ayaklarından bağladılar. 3-4 polis ve 4-5 yakını ile birlikte şahsı buşekilde zapt etmeye çalışıyorlardı, hemen ambulans istediler, ben de ambulansışahsın istediği bölgeye getirip sedyeyi çıkarttım. Sedyeyi güçlükle koydularçünkü şahıs 1.90-1.95 cm boylarında ve yaklaşık 140 kg ağırlığında iri yarıbirisiydi. Sedyeye koyduklarında yüzünde hafif morluklar ve ağzında köpükvardı. Görsem tanıyamayacağım bir yakını Ali Çelebi'yi bu hali ile aynı urganile sedyeye bağladı., ambulansın kapısını kapatarak ve annesini ambulansın öntarafına alarakolay yerinden ayrıldık. Ambulansınarka kısmında Ali Çelebi'nin 5-6 yakını ve Ş... Ç... İle Ö... A... Hemşirevardı, polisler yoktu. Ben şahsın bu hali ile en yakın Acil Serviste müdahaleedilmesi gerektiğini annesine söyledim ancak annesi Bakorköy'dekihastaneye gidelim dedi ancak ben olmaz dedim ve Çerkezköy Devlet Hastanesinegetirerek şahsı indirdim. Daha sonra şahsın eksolduğunu öğrendim. ...
... Hastayı alırken banapsikolojik tedavi gördüğünü söylediler ancak ben raporunu talep etmedim.Hastane yönetiminin benim bu yaptığım davranıştan dolayı herhangi bir izni vemüsaadesi yoktur, sadece soyadını bilmediğim H... isimli gece müdürüne 4/8/2013günü saat 10.00'da bilgi verdim, onun bilgisi vardır. Yanımda bulunan Ş... B...ve Ö... A...'ün Özel M... Hastanesiyle uzaktan yakından bir ilgileri yoktur,herhangi bir yerde çalışmazlar, ben sadece onlara yardım etmeleri için yanımaaldım, herhangi bir resmi sıfatları yoktur... Gece müdürü H...'ye Çerkezköy'dehasta var oraya gideceğiz diye telefonla bilgi verdim. O da tamam dedi."
45. Bu ifade sonrasında kolluk tarafından sözkonusu özel hastane telefonla aranarak hastanenin gece sorumlusu H.A. isimlikişiyle telefonda görüşülmüş ve söz konusu ambulansın müteveffayı Ruh ve SinirHastalıkları Hastanesine nakli konusunda görevlendirilip görevlendirilmediğisorulmuştur. H.A. böyle bir görevlendirmenin ne ambulans ne de R.K. için söz konusuolduğunu ve konuyu hemen sorumlu müdürlerine ilettiklerini ancak onun da buolaydan haberinin olmadığını söylemiştir.
46. Ambulansla müteveffayı almaya giden Ş.B.nin ifadesi de aynı gün Asayiş Müdürlüğünde alınmıştır.Adı geçen şahıs, R.K.nin anlatımlarına benzeranlatımlarda bulunmuş; 2010 yılında Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesindekihasta bakıcılığı görevinden emekli olduktan sonra ek gelir elde etmek için R.K.nin kullandığıambulansla izinsiz olarak bu tür nakillere gittiğini, Ö.A.yıtanımadığını ancak R.K.nin çalıştığı hastanedenfarklı bir hastanede hemşire olarak çalıştığını duyduğunu, ambulansla toplam üçkişi gittiklerini, R.K.nin müteveffanın yakınlarındanhastalığına ve nakil işlemine ilişkin herhangi bir belge almadığını,müteveffanın ambulansa ilk bindirildiğinde kendisine saldırıp kolundanyaraladığını, ikinci kez bindirmeye çalıştıklarında ise polislere saldırdığını,polislerin de biber gazıyla karşılık vererek müteveffayı etkisiz hâle getirmeyeçalıştıklarını, müteveffanın en son akrabaları ve polisler tarafından yereyüzükoyun yatırılıp bağlanarak ve kelepçe takılarak etkisiz hâlegetirilebildiğini, bu aşamadan sonra polis memurlarının kuvvetkullanmadıklarını, tekrarambulansa bindirilip Ruh veSinir Hastalıkları Hastanesine götürürlerken Ö.A.nın,A.Ç.nin durumunun kötüleştiğini ve en yakın acilservise götürmeleri gerektiğini söylemesi üzerine Devlet Hastanesine gittiklerinive burada müteveffanın öldüğünü öğrendiğini ifade etmiştir.
D. Şüpheliler HakkındaDüzenlenen Tıbbi Belgeler
47. Soruşturma kapsamında alınan doktorraporlarına göre;
-Ş.B.nin sol kol arkakısımda 5x5 cm boyutunda sıyrık ve ekimoz,
-Polis memuru A.S.ninsağ el bileği ve sol ayak bileğindeki hareketlerde hassasiyet,
-Polis memuru Ö.A.nınsağ kulak ve kulak altında kızarıklık ile sağ dirsekte sıyrık ve sağ dizdekızarıklık,
-Polis memuru Ö.Ş.ninboyun arka kısımda palpasyonda hassasiyet,
-Polis memuru Y.B.A.nınalt dudak iç tarafta ve sağ dizde kızarıklık,
-Polis memuru D.P.ninsağ dizde palpasyonda hassasiyet ve ciltte hafifkızarıklık meydana gelecek ve basit tıbbi müdahale ile giderilebileceknitelikte yaralanması söz konusudur.
E. Soruşturma SonucundaVerilen Kararlar
48. CumhuriyetBaşsavcılığı 18/7/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"... olay tarihinden yaklaşık 15-20 gün önce müteveffanın saldırganlaşmayabaşladığı, eşi Esma Çelebi'nin beyanına göre ufak tefek şeyleri evden dışarıbalkondan aşağıya attığı, buzdolabının kapısını kırdığı, çamaşırlarının birkısmını dışarı attığı, ailesinin de bu durumdan endişelenmeye başladığı, busebeple ailenin müteveffayı yine Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesineyatırmaya karar verdiği, bunun için ailenin Özel M... Hastanesi'ndenmüteveffayı hastaneye götürmek üzere ambulans istedikleri, 04.08.2013 tarihinde 34 ... plakalı ambulansınmüteveffanın eşi, annesi ve çocuklarıyla beraberyaşadığı S... ilçesinde bulunan Y... köyüne geldiği, ambulansta şoför R...K...,şoför yardımcısı Ş... B... ve hemşire Ö... A...'ınolduğu,
Ailenin müteveffayı Çerkezköy DevletHastanesi'ne kontrol için götürüp geri götürüceğizdiyerek ikna ettiği, hemşirenin evde müteveffaya uyuşturmak/sakinleştirmek içiniğne yaptığı, müteveffanın sedyeye yatırılıp bağlanarak ambulansa bindirildiği,ambulansın şoför koltuğunun yanındaki yolcu koltuğuna müteveffanın annesi D...Ç...'nin oturduğu, arka kısmında ise şoför yardımcısıŞ... B... ve hemşire Ö... A...'ün olduğu, ambulansın Bakırköy Ruh ve SinirHastalıkları Hastanesine doğru yola çıktığı, ambulansın arkasında özel araçlamüteveffanın eşi Esma Çelebi, arkadaşları olan T... Ç... ve B... Ç...'ın ambulansı takip ettikleri, bu araçla ambulans arasındayaklaşık 10 dakikalık bir mesafe olduğu,
Ambulans yolda seyir halindeyken MahmutbeyGişeler gelmeden önce, Çavuşlu Gişeleri geçtikten sonra müteveffaya yapılaniğnenin tesirinin geçtiği, müteveffanın etrafa bakıp başka bir yere gittiğinianladığı ve hırçınlaşmaya başladığı, sedyeye bağlı olduğu kayışları kopardığı,ambulansın sağ sürgülü kapısının camını tekmeleyerek kırdığı, müteveffanınambulans içinde Ş... B...in sol koluna vurarak/sıkarak kesin adli muayeneraporuna göre basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek nitelikte yaraladığı,bunun üzerine ambulansın yolda sağa çekip durduğu, ambulans şoförü R... K...'ın ambulansın kapısını açtığı ve müteveffanın araçtan kaçarak ağaçlık alana doğru kaçtığı, ailesininonu yaklaşık 40-45 dakika aramasına rağmen bulamadığı, bunun üzerine ambulansınve müteveffanın yakınlarının Y...'deki eve geri döndükleri ve buradabekledikleri,
Müteveffanın muhtemelen otostop çekerek ....marka bir araca bindiği, araçla beraber C... mah.T.... Konutları yolu üzerinde bulunan T... Petrol'e geldiği, burada araçtanindiği, burada bulunan T... S...'den kendisini Y...'e götürmesini istediği,T... S...'nin kabul ettiği, T...in beyanında; müteveffa'nın ayakkabılarının olmadığını, üzerinde şort ve tişort olduğunu, sağ elinde ve ayaklarında kan olduğunu,başının sağ şakak kemiğinin bulunduğu yerde kızarıklık olduğunu, müteveffanınkendisinin ... plakalı gri renkli ... marka arabasına bindiğini, kendisininmüteveffanın akıl sağlığının bozuk olduğunu anladığı, müteveffanın eşini veabisi olduğunu söylediği şahsı öldüreceğinden bahsettiğini, zaman zaman Allahdiye bağırdığını ve arabanın ön ve arka kapı adasında bulunan direk kısmınavurduğunu, ... beyan etmiştir.
Müteveffanın T... S...'ninkullandığı araç içinde yolcu koltuğunda Y..'dekievine geldiği, müteveffanın burada T... Ç...'ı yanına çağırdığı, bu araçlaberaber müteveffanın akrabası olan S... F...'ın ... Kapaklı'daki evinegittikleri, T... S...'nin oradan ayrıldığı,
Müteveffa'nın S....'nin evinde olduğunu öğrenen annesiD... Ç...'nin ambulansla Kapaklı Polis Merkezi'negiderek müteveffanın kendisine zarar verebileceğinden bahisle yardım istediği,müteveffanın başka akrabalarının da polis merkezine gidip yardım istediği,polislerin de kabul ettiği, ambulans ve polislerin müteveffanın bulunduğu Kapaklı'daki adrese gittikleri, burada müteveffanınyakınlarının polis memurlarını uyarıp müteveffanın silahlarını alıp kendisineve çevredekilere zarar verebileceğini söyledikleri, bunun üzerine polis memurlarınınsilahlarındaki şarjörlerini çıkartıp ceplerinekoydukları, müteveffanın yakınlarının polisin geldiğini öğrenince müteveffayıY....'deki kendi evine götüreceklerini söyleyerek ikna edip dışarıçıkarttıkları, polislerin müteveffayı ikna etmek için konuştukları, ...
Olayı doğrudan gören tanıklar...'ın beyanlarına göre; polislerden birininmüteveffanın koluna girerek 'gel ambulansa gidelim' dediği, müteveffanın de ona 'namazımı kılayım nereye istiyorsanız gideriz' dediği, bununüzerine polislerin ona 'önce ambulansa binelim sonra hep beraber namaz kılarız'dedikleri, bu sırada müteveffanın koluna iki tane polisin girdiği, müteveffanınpolislerin kendisini bırakması için iki elini havaya kaldırdığı yukarıdabirleştirdiği ve önünde kendisini ikna etmeye çalışan polis memurunun (Ö...A...) boynuna vurduğu, bunun üzerine yanındaki polislerin coplarınıçıkardıkları, müteveffanın da ilk vurduğu polis memuruna elinin tersiyle yüzkısmına vurduğu ve polisin yere düştüğü, bunun üzerine diğer polislerinmüteveffaya copla vurmaya başladıkları,
Olay sırasında arbedenin yaşandığı, polismemurlarının müteveffayı etkisiz hale getirmek için cop ve biber gazıkullandığı, müteveffanın da bu uygulamaların üzerine daha da sinirlenip polismemurlarına vurduğu, müteveffanın 185 cm boyunda, 116 kilo ağırlığında ve güçlüolması sebepleriyle arbedenin bir süre devam ettiği, daha sonra polismemurlarının müteveffanın akrabalarının da yardımıyla müteveffayı yüzü koyunyere yatırdıkları ve kelepçeledikleri, müteveffanın yakınlarının onunayaklarını iple bağladığı, bu sırada hemşireÖ...A...'ın müteveffaya iğne yaptığı, yine müteveffanınyakınlarının onu sedye yüzüstü yatırıp ipin kalan kısmıyla bağladıkları,müteveffayı ambulansa bindirdikleri, ambulanslaÇerkezköy Devlet Hastanesine götürdükleri, acil doktoru olan H... K...'ın yaptığı incelemede Ali Çelebi'nin hastaneye eks duhul halde getirildiğinin tespit edildiği, hastanedeyaklaşık olarak 45 dakika CPR yapıldığı, yanıt alınamayınca Ali Çelebi'nin ölüolarak kabul edildiği,
(...).
Olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi,tutanaklar, Adli Tıp raporları, fotoğraflar, ölü muayene tutanağı, kesin adli muayene raporları, tanık, şüpheli, şikayetçibeyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Polisin zor kullanma yetkisinin Polis VazifeSalahiyet Kanunu’nun 16. maddesinde ifade edildiği, burada polisin göreviniyaparken direnişle karşılaşması halinde bu direnişi kıracak ölçüde zorkullanabileceği, bunun için bedeni kuvvet, kelepçe, cop, göz yaşartıcı gazkullanabileceği belirtilmektedir. Olay günü polislerin idari görevlerikapsamında, müteveffanın kendisine ve çevresine zarar verebileceğinden bahislekendisinden yardım isteyen müteveffanın yakınlarına yardım etmek için olayyerine gittikleri, müteveffayı nazikçe ambulansa davet ettikleri, ancakmüteveffanın şizofren hastası olması, Bakırköy Ruh ve Sinir HastalıklarıHastanesine gitmek istememesi ve polislerin kendisini buraya getireceklerinianlaması üzerine burada bulunan polis memurlarına vurmaya başladığı, bununüzerine polis memurlarının müteveffaya orantılı bir kuvvet uygulayarak (bedenikuvvet, kelepçe, cop, göz yaşartıcı gaz) müteveffayı kelepçeleyip etkisiz halegetirdikleri, müteveffa etkisiz hale geldikten sonra herhangi bir kuvvet uygulamadıkları,
Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıpİhtisas Kurulu'nun 2014/66390/2653 sayı 2541 karar ve 11/06/2014 tarihli AdliTıp Raporu'nda; müteveffanın kafatasında kırık, kafa içi kanama, beyinkanaması, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damaryaralanması tarif edilmediği için travmatik tesirleöldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı ve kronik kalp damar hastalığı bulunanmüteveffada ölümün uyuşturucu entoksikasyonu vegelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu oy birliği ile ifadeedildiğinden, polis memuru olan şüpheliler ....ın müteveffayaorantılı kuvvet uyguladıkları ve bu kuvvetin müteveffanın ölümüne sebebiyetvermediği, bu haliyle bu şüphelilerin üzerine atılı suçun maddi-maneviunsurlarının gerçekleşmediği,
Yine Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun2014/66390/2653 sayı 2541 karar ve 11/06/2014 tarihli Adli Tıp Raporu'nda;ambulansta görevli yardımcı sağlık personeli olan şüpheli hemşire Ö... A...'ekusur atfedilemeyeceği oy birliği ile ifade edildiğinden, şüpheli Ö...'nin üzerineatılı suçun maddi-manevi unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, (kovuşturmayayer olmadığına karar verildi)."
49. Başvurucunun bu karara itirazı, Çorlu SulhCeza Hâkimliğinin 18/9/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karargerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"...
CMK’nın 172. maddesinde '(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda,kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesiveya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığınakarar verir… (2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yenidelil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.' hükmü yeralmakta olup yeni delil meydana çıkması halinde aynı fiilden dolayı kamu davasıaçılabileceği muhakkaktır.
Usul ve Yasaya uygun olduğu anlaşılanÇerkezköy C. Başsavcılığının 18/07/2014 tarih ve 2013/5155 Soruşturma 2014/3130Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair kararındaki gerekçeye görekovuşturmayayer olmadığına dair kararda isabetsizlik olmadığı görülmekle aşağıdaki gibi(karar vermek gerekmiştir)."
50. Bu karar, başvurucuya 9/10/2014 tarihindetebliğ edilmiş olup 6/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
51. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve SalâhiyetKanunu’nun 13. maddesinin 27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun'un 2.maddesiyle değişiklik yapılmadan önceki ilgili bölümü şöyledir:
" (Değişik: 3/8/2002-4771/10 md.)
Polis,
...
F) Bir kurumda tedavi, eğitim ve ıslahı içinkanunlarla ve bu Kanunun uygulanmasını gösteren tüzükte belirtilen esaslarauygun olarak alınan tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla, toplum içintehlike teşkil eden akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol bağımlısı serseriveya hastalık bulaştırabilecek kişileri,
...
eylemin veya durumun niteliğine göre; yakalarve gerekli kanuni işlemleri yapar. Yakalanması belirli bir usule bağlanmışkişilerle ilgili kanun hükümleri saklıdır.
..."
52. 2559 sayılı Kanun'un “Zorve silah kullanma” kenar başlıklı 16. maddesi şöyledir:
“(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.)Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmakamacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmeninmahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekildekademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartlarıgerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilerekarşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,
b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşıveya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlıve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polisköpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,
ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeyedevam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtaryapılmadan da zor kullanılabilir.
Polis, zor kullanma yetkisi kapsamındadirenmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağızorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarakmüdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç vegereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.
Polis, kendisine veya başkasına yönelik birsaldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesindesavunmada bulunur.
Polis;
a) Meşru savunma hakkının kullanılmasıkapsamında,
b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanaraketkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla vekıracak ölçüde,
c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorlagetirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halindeşüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,
d) (Ek: 27/3/2015-6638/4 md.)Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara,yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu haldebulunduğu açık veya kapalı alanlara molotofpatlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıranveya saldırıyı teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla veetkisiz kılacak ölçüde,
silah kullanmaya yetkilidir.
Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamındasilah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısındabulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarıamacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıylaele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamakamacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.
Polis, direnişi kırmak ya da yakalamakamacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahlasaldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiyekarşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateşedebilir.”
53. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler”başlıklı ikinci bölümünün “Kanunun hükmü veamirin emri” kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:
"(1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.
(2) Yetkili bir merciden verilip, yerinegetirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretteyerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesininkanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri verensorumlu olur."
54. 5237 sayılı Kanun’un “Meşrusavunma ve zorunluluk hâli” kenarbaşlıklı 25. maddesi şöyledir:
“(1) Gerek kendisine ve gerek başkasına aitbir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olanhaksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimdedefetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait birhakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağıbulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmakzorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasındaorantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”
B. Uluslararası Hukuk
1. Birleşmiş MilletlerBelgeleri
55. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Medeni ve Siyasi HaklarSözleşmesi'nin 7. maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye ya da zalimane,insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya da cezalandırmaya maruzbırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası olmadan tıbbi ya dabilimsel deneylere tabi tutulamaz."
56. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği İşkence ve DiğerZalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili BiçimdeSoruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun (İstanbul Protokolüolarak anılmaktadır.) birinci ekinin 2. maddesi şöyledir:
" Devletler, işkence ve kötü muameleşikayetleri ve bildirimlerinin, anında ve etkili bir biçimde soruşturulmasınısağlamakla yükümlüdürler. Açık bir şikayetin olmadığı durumlarda bile işkenceve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa, soruşturma yapılmalıdır.Soruşturmayı yürütenler, bu tür olayların faili olduğundan şüphelenilen kişilerve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardan bağımsız, soruşturmayürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olmalıdır. Bu kişilerin tarafsız tıpuzmanlarına veya konuyla ilgili diğer uzmanlara erişim veya bu tür uzmanlarıçağırma yetkileri olmalıdır. Soruşturmalar yürütülürken, en yüksek profesyonelstandartlara uygun yöntemler kullanılmalı ve soruşturma sonuçları kamuyaaçıklanmalıdır."
57. 18/12/2008 tarihli ve 27084 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 30/3/2007 tarihli BM Engelli Hakları Sözleşmesi'nde engellilerin tüminsan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşviketmek, korumak ve sağlamak ile doğuştan sahip oldukları onura saygıyıgüçlendirmenin amaçlandığı belirtilmiştir. Adı geçen Sözleşme'deengelli kişiler; çeşitli engellerle karşılaşmaları hâlinde diğerleriyle eşitbir şekilde topluma tam ve etkili şekilde katılmalarını engelleyen uzun sürelifiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal sakatlığı olan kişiler olarak tanımlanmıştır.
2. Avrupa KonseyiBelgeleri
58. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme/AİHS) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetkialanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklananhak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar."
59. Sözleşme'nin 3.maddesi şöyledir:
“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya daaşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”
60. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumlarınen temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörizmle ya da organize suçlamücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin mağdurların davranışlarındanbağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerdenmen ettiği belirtilmiştir. Kötü muamele yasağının, Sözleşme'nin 15. maddesindebelirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbiristisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (Selmouni/Fransa, B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §119).
61. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunusöyleyebilmek için eylemin "minimum ağırlık eşiğini" aşması beklenir(Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997,§ 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B.No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010,§§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No:13134/87, 25/3/1993, § 30).
62. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin “tartışılabilir” ve “makulşüphe uyandıran” kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğügetirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya,§ 131). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik içinminimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açıkolmasını ve yetkili makamların titizlikle ve çabuklukla çalışmasınıgerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, §73; Çelik ve İmret/Türkiye,B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
63. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialardasoruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancakiddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usullesoruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05,45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).
64. Sözleşme'nin "Yaşamhakkı" kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
" Herkesin yaşam hakkı yasaylakorunur..."
65. AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesinin 1. maddesiyle birlikteyorumlandığında devletin yaşama hakkı kapsamındaki bir olayı etkili soruşturmayükümlülüğünün bulunduğunu kabul etmiştir (McCann ve diğerleri/BirleşikKrallık [BD], B. No: 18984/91,5/9/1995, § 161). Mahkeme, yaşama hakkı kapsamında incelediği McCann ve diğerleri/ Birleşik Krallık davasındaverdiği kararla devletin etkili soruşturma yükümlülüğü bulunduğunu ilk kezbelirgin bir şekilde karar altına almıştır.
66. Mahkemeye göre bu yükümlülük, sadece bir kamu görevlisinineylemi veya ihmali sonucu meydana gelen ölüm olayları açısından geçerlideğildir (Salman/Türkiye [BD], B.No: 21986/93, 27/6/2000,§ 105; Şener Can vediğerleri/Türkiye, B. No: 27446/12, 24/11/2014, § 37). Devletindoğal olmayan her ölüm olayında -öldürmeme ya da yaşamı korumamayükümlülüklerini ihlal etmemiş olsa da- gerçekleşen ölümün sebebini ve varsasorumlularını ortaya çıkarmaya yönelik etkili bir soruşturma yapma yükümlülüğüvardır. Ayrıca devletin etkili soruşturma yapma şeklindeki usul yükümlülüğü,maddi yükümlülükten ayrı ve bağımsız bir yükümlülük hâline gelmiştir.
67. Mahkeme, 2001 yılında incelediği bir başvuruda verdiğikararda ise devletin yükümlülüğündeki etkili soruşturmanın ilkelerinibelirlemiştir (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, B. No: 24746/94,4/5/2001). "Jordan Prensipleri" olarak anılan bu ilkeler, Mahkemenintamamen yeni belirlediği ilkeler değildir. Yukarıda belirtilen McCann ve diğerleri/ Birleşik Krallık kararındanberi önüne gelen davalarda uyguladığı birtakım ilkelerin sistematikleştirilmesindenibarettir. Mahkemenin yaşama hakkı kapsamında etkili soruşturmaya ilişkinbelirlediği ilkeler şöyledir:
- Soruşturma makamlarının yaşama hakkıyla ilgili konulardanhaberdar olduklarında kendiliğinden harekete geçmeleri (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 105)
-Soruşturma makamlarının bağımsız olmaları (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 106)
- Soruşturmanın sorumluların tespitini ve cezalandırılmasınısağlayabilecek şekilde etkili olması, bu kapsamda olayı aydınlatmaya yarayabilecekbütün delillerin toplanması (HughJordan/Birleşik Krallık, § 107)
- Soruşturmanın makul bir süratle tamamlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 108)
- Yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının kamu denetimine açıkolması, her olayda ölen kişinin yakınlarının veya başvurucunun meşrumenfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarınınsağlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık,§ 109)
V. İNCELEME VE GEREKÇE
68. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. İşkence ve KötüMuamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
69. Başvurucu; şizofreni hastası olan eşinin Ruh ve SinirHastalıkları Hastanesine götürülmek istenirken polis memurlarınca cop, gözyaşartıcı gaz ve kelepçe kullanıldığı için maruz bırakıldığı orantısız güçnedeniyle vücut ve ruhsal bütünlüğünün zarar gördüğünü ve bu olaya ilişkinetkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek Anayasa'nın 17. maddesindegüvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
70. Somut olayda başvurucu, ölen eşine yönelik eylemlernedeniyle şikâyette bulunmaktadır. Bu nedenle başvuruda öncelikle başvurucununileri sürdüğü bu şikâyet yönünden mağdur statüsüne sahip olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
71. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili bölümüşöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir..."
72. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
73. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahipolanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlertarafından yapılabilir."
74. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinde kimlerin bireyselbaşvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına görebir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temelön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar; başvuruya konu edilenve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya daihmalinden dolayı başvurucunun "güncel bir hakkının ihlal edilmesi",bu ihlalden dolayı "kişisel olarak" ve "doğrudan"etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin mağdur olduğunuileri sürmesidir (Fetih Ahmet Özer,B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).
75. Bu üç temel koşula ilave olarak anılan Kanun'un 45.maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine, ancak Anayasa'dagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden AİHS ve buna ek Türkiye'nintaraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiğiiddiasıyla başvurulabilir. Buradan çıkan sonuca göre Anayasa'da güvence altınaalınmış temel hak ve özgürlüklerden AİHS ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğuprotokoller kapsamında bir hakkı doğrudan etkilenmeyen kişi "mağdur"statüsü kazanamaz (Fetih Ahmet Özer,§ 25).
76. Bireysel başvuruda "mağdur" kavramı, davadamenfaat veya dava ehliyeti gibi kurallardan bağımsız bir şekilde yorumlanır.Ayrıca mağdur kavramının yorumu, günümüzde toplumun koşulları ışığında değişimetabi olup bu kavram aşırı biçimcilikten uzak bir şekilde uygulanmalıdır (Mahmut Tanal (2), B. No: 2014/11438,23/7/2014, § 20).
77. Bireysel başvuruda, bir başvurunun kabul edilebilmesi içinbaşvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlaldendoğrudan etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğukonusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğuzannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No: 2013/8479,6/2/2014, § 24).
78. Öte yandan bireysel başvuru yolunu işletebilecekler esasitibarıyla doğrudan mağdur sıfatını taşıyan kişiler olmakla birlikte somut olayınkoşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine göre doğrudan mağdur ile arasındakişisel ve özel bir bağ bulunan, dolayısıyla da Anayasa ve Sözleşme'ninihlalinden olumsuz olarak etkilenmiş veya ihlalin sona ermesinden meşru vekişisel bir menfaati bulunan kimseler de "dolaylı mağdur" sıfatıylabireysel başvuruda bulunabileceklerdir (EnginGök ve diğerleri, B. No: 2013/3955, 14/4/2016, § 53).
79. Diğer taraftan "dolaylı mağduriyet"inortaya çıkması, somut olayın koşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğinebağlı olarak değişebilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, mağdurun bizzatbaşvuru yapmasının mümkün olmadığı ve yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğukimi durumlarda -özellikle yaşama hakkının söz konusu olduğu- başvurucularınihlalden doğrudan etkilenmemiş olmalarına rağmen ihlalden dolaylı olaraketkilenmeleri nedeniyle bu etkiye dayanarak kendi adlarına başvuruyapabileceklerine de karar vermiştir (CemilDanışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014; Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014; Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No: 2013/278211/3/2015).
80. Mevcut başvuruda da başvurucunun yakını olayda yaşamınıyitirmiştir. Bu nedenle bizzat başvuru yapma imkânı doğal olarakbulunmamaktadır. Başvurucu kendisi bakımından doğrudan mağduriyetini ileri sürerekdeğil ölen yakınına yönelik eylemleri şikâyet konusu yapmıştır. Dolayısıylabaşvuruda mağdur statüsü bakımından bir sorun bulunmamaktadır.
81. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanişkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. İşkence ve Kötü Muamele Yasağının MaddiBoyutu Yönünden
Genelİlkeler
82. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında mağdurlarıneylemi veya yetkililerin saiki ne olursa olsun kötümuamele yasağının ihlal edilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Saikin önemi ne kadar yüksek olursa olsun yaşam hakkı gibien zor koşullarda bile işkence, eziyet veya insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yapılamaz. Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrası gereğince savaş,seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde bile bu yasağın askıyaalınmasına izin verilmemiştir. Anılan maddelerdeki hakkın mutlaklık niteliğinigüçlendiren felsefi temel, söz konusu kişinin eylemi ve suçun niteliği neolursa olsun herhangi bir istisnaya veya haklılaştırıcıfaktöre veya menfaatlerin tartılmasına izin vermemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, § 104).
83. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve devlete yüklediği pozitifyükümlülüklerden yararlanması beklenmez. Bu bağlamda kötü muamele konusundakiiddialar uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğinitespit etmek için soyut iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığıgerekir. Bu kapsamdaki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerdenya da aksi ispat edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamdakanıtlar değerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkatealınmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 95).
84. Aynı şekilde bir muamelenin, Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmışolması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşullarıdikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedenselve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydanagelip gelmediği de gözönünde tutulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).
85. Kişileri küçük düşürebilecek ve utandırabilecek şekildekişide korku, elem ve aşağılanma duygusu uyandıran veya mağduru kendi iradesineve vicdanına aykırı bir şekilde hareket etmeye sürükleyen muameleler “insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele veya ceza” olarak tanımlanabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 89).
İlkelerinOlaya Uygulanması
86. Somut olayda polis; ciddi zihinsel bozukluğu olan,kendisinin, çevresindekilerin, başkalarının yaşamı ve vücut bütünlüğü içintehlike yaratabilecek bir kişinin götürülmek istendiği ambulanstan kaçarakkendi (polis) görev bölgesi içinde bulunan bir eve geldiğine, bu kişinin yakınzamanda saldırgan davranışlar sergilemeye başladığına, Ruh ve SinirHastalıkları Hastanesine derhâl götürülmezse çok vahim sonuçlarla karşılaşılabileceğineilişkin bir başvuru almıştır.
87. Müteveffanın annesi bir ambulansla, diğer yakın akrabalarıise başka yollarla Polis Merkezine gelmişler; sabah saatlerinde Ruh ve SinirHastalıkları Hastanesine götürülmesi için çaba gösterilen müteveffanınambulansa maddi zarar verip ambulansla gelen kişiye de saldırdığınısöylemişlerdir. Polis memurları, bu konuda resmî bir görevlendirmeleribulunmadığından olay yerine gidip gitmemekte önce tereddüt yaşamışlar, akabindeise durumun ciddiyeti ve aciliyetini dikkate alarakolay yerine gitmişlerdir.
88. Öncelikle somut olay açısından güç kullanmanın koşullarıdeğerlendirirken müteveffanın ciddi bir psikiyatrik rahatsızlığının olduğunun gözönünde tutulması gerektiğini ifade etmek gerekir. Bubağlamda psikiyatrik rahatsızlığı olan kişilerle iletişime geçmenin özel bireğitim gerektirdiği ve bu nitelikte bir eğitime sahip olunmaması durumundasomut olayda olduğu gibi polisin bu tür bir rahatsızlığa sahip kişiyle iletişimegeçme çabasının boşa çıkacağı belirtilmelidir.
89. Bu nedenle psikiyatrik rahatsızlığı olan kişileri -istekleriolmaksızın- bir sağlık kuruluşuna götürme işleminde yetkili kişiler, yanlarındamümkünse bu konuda özel eğitim almış bir sağlık personeli bulundurmalıdır ya dabu tür işlemler, özel eğitim almış kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir.Bunun mümkün olmaması durumunda ise psikiyatrik rahatsızlığı olan kişilerinsağlık personeline ya da kendilerine karşı çıkarak direneceği dikkate alınıpyetkili kişiler tarafından bu konuda uygun bir yöntem belirlenmesi, istenmeyensonuçların doğmasının önüne geçilmesi bakımından önem arz etmektedir. Ancakkolluk güçlerinden, bu davranışlarla baş etme konusunda uzmanlığa dayalıbecerilere sahip olmaları beklenemeyecektir.
90. Mevcut olayda polisin, müteveffanın isteği olmaksızın birambulansla hastaneye nakledilmesi konusunda özel bir eğitim almış sağlıkpersoneli bulunmaksızın girişimde bulunmak zorunda kaldığı ortadadır. Yukarıdaayrıntılarıyla ifade edildiği üzere müteveffa -yakınları dâhil ifadesinebaşvurulanların anlatımlarına göre- kendisinin ve bir başkasının yaşamı veyavücut bütünlüğü için çok tehlikelidir ve müteveffayla uygun şekilde iletişimkurabilecek bir uzmana ulaşılması için yeterli zaman bulunmamaktadır. Budurumun daha da ötesinde müteveffayı almak için gelen ambulanstaki kişilerin bukonuda uzman olup olmadıklarının polis memurlarına bildirildiğine ilişkinherhangi bir bilgi veya belge de soruşturma dosyasında bulunmamaktadır. Bunedenle somut olayda, polis memurlarının ambulansla gelen kişilerin uzmanlığıkonusunda haklı bir beklenti içinde olabilecekleri bir durumun söz konusuolduğu sonucuna varılmıştır.
91. Başvuruda güç kullanmayı gerektiren bir durumun olupolmadığı değerlendirilirken ikinci olarak güç kullanmanın hukuka uygun olupolmadığı, sonrasında ise zorunlu olup olmadığı değerlendirilmelidir.
92. 2559 sayılı Kanun'un kapsamında polis memurlarının toplumiçin tehlike teşkil eden bir akıl hastasını yakalama kontrol altına alma görevibulunmaktadır (bkz. § 51). Anılan Kanun'da, polis memurlarının bu görevlerininifası sırasında bir saldırıya maruz kalmaları, aktif veya pasif direnmeylekarşılaşmaları durumunda bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zorkullanmaya yetkili olduğu, bu kapsamda direnmenin mahiyetine ve derecesine göredirenenleri etkisiz hâle getirecek şekilde kademeli olarak artan nispettebedensel kuvvet, maddi güç ve kanuni şartlar gerçekleştiğinde silahkullanabileceği de belirtilmiştir (bkz. §§ 52, 53).
93. Aynı maddede polisin kendisine veya başkasına yönelik birsaldırı karşısında zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın 5237sayılı Kanun'un meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmadabulunabileceği hükmüne yer verilmiştir.
94. Başvuru konusu olayda polis memurları olay yerinegeldiklerinde müteveffa ambulansa binmesi konusunda akrabaları tarafından iknaedilmeye çalışılmış ancak bu mümkün olmamıştır. Ardından iki memur tarafındanmüteveffanın koluna girilerek bir yandan ikna edilmeye bir yandan da ambulansagötürülmeye çalışılması sırasında müteveffa, memurlara eliyle peş peşe şiddetlevurmuş ve birkaçını vurarak yere düşürmüştür. Müteveffa, polise direnmeklekalmamış; onlara saldırmıştır. Aynı zamanda müteveffa, sadece polis memurlarıiçin değil diğer kişiler için de çok tehlikelidir ve memurlara ilksaldırısından sonra olay yerinden kaçmaya çalışmıştır. Bu nedenle olay yerindenuzaklaşmasına izin verilmesi üçüncü kişilerin yaşamı ve vücut bütünlüğübakımından tehlike oluşturmaktadır. Müteveffa, engellenmesi sonucu kaçmayıbaşaramayınca memurlara yeniden saldırmış ve sekiz memurdan beşini vücutlarınınçeşitli yerlerinden yaralamıştır.
95. Bu durumda polis memurlarının ilgili Kanun kapsamında vemeşru savunma hükümleri çerçevesinde zor kullanma yetkisini kullanmalarındahukuka aykırılık bulunmamaktadır. Polis memurlarının zor kullanmasında hukukaaykırılık bulunmadığı belirlenmekle birlikte olayda bu yetkinin kullanımınınzorunlu olup olmadığı ve kullanımında sınırın aşılıp aşılmadığı daincelenmelidir.
96. Müteveffanın kontrol altına alınması için polis memurlarıtarafından cop, göz yaşartıcı gaz ve kelepçe kullanıldığı, gerçekleştirilen ölümuayene ve otopsi işlemleri sonucunda müteveffanın vücudunda birden fazlayaralanmanın meydana geldiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. 2559 sayılıKanun'da polisin zor kullanma yetkisi kapsamında bedensel kuvvet ve maddi güç-cop, göz yaşartıcı gaz, kelepçe gibi- kullanabileceği düzenlenmiştir.
97. Anayasa Mahkemesinin, kolluk görevlilerinin toplumsalolaylara müdahalesinde araç olarak kabul edilen, kullanılması ulusal veuluslararası mevzuatta yasak olmayan göz yaşartıcı gazın kullanım usullerindeöngörülen kriterlerin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaasgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığını denetlediği önceki kararında; bugazın kullanılmasının bazı sağlık sorunlarına yol açabileceğinin açık olduğunave Türkiye Tabipler Birliğinin yayımladığı “Toplumsal Olaylarda KullanılanKimyasal Silahlara İlişkin Bilgi Notu"ndaTürkiye’de kullanılan gazın solunum darlığı, bulantı, kusma, tahriş gibisonuçlarının olabileceğinin hatta küçük çocuklarda, yaşlılarda, gebelerde vekronik rahatsızlıkları olanlarda ölüme varabilecek daha vahim sonuçlardoğurabileceğinin belirtildiğine vurgu yaptığını öncelikle belirtmek gerekir (AliRıza Özer ve diğerleri [GK], B.No: 2013/3924, 6/1/2015, § 91).
98. Ancak Mahkemenin bu kararında; kolluk görevlilerini aşmayaçalışan kişiler dışındaki kişilere doğrudan müdahale olduğunun tespitedilemediği, ayrıca göz yaşartıcı gazın doğal etkisi dışında başvurucuda biryaralanma olmadığı ve gazın aşırı kullanıldığına ilişkin herhangi bir doktorraporuna veya başka bir bulguya rastlanmadığı durumlarda başvurucunun bu gazdanetkilenmesinin, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında asgariağırlık eşiğini aştığının söylenemeyeceği sonucuna vardığını da ifade etmekgerekir (Anayasa Mahkemesinin benzer kararları için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 92).
99. Somut olayda müteveffa iri cüsseli, bedensel kuvvetbakımından polis memurlarına üstünlük kuran ve bir silah edindiği ya da elegeçirdiği takdirde bunu tehlikeli biçimde kullanma potansiyeli olan birkişidir. Olaydan önce yakın akrabaları, eline geçirebileceği ve daha sonraölümcül eylemde bulunabileceği endişesiyle polis memurlarından tabancalarınınşarjörlerini çıkarmalarını istemişler; memurlar da bu isteğe uymuşlardır.Ardından müteveffa, ikna edilmeye çalışıldığı sırada tanıkların tamamınınanlatımına göre adeta çılgına dönmüş; polis memurlarına şiddetli şekilde elleriylevurmaya ve önüne çıkana saldırmaya başlamıştır. Müteveffa bir yandan da kaçmakiçin belli bir yükseklikten atlamış, kendine zarar verecek şekilde olayyerindeki araçları yumruklamış, baş ve gövdesini sağa sola vurmuştur.
100. Yine tanıkların bazılarının anlatımına göre yakınları damüteveffayı kontrol altına almak için uğraş vermiş, yakalamaya çalışmış ve enson polis memurlarıyla birlikte yakaladıktan sonra üstüne çıkarak bir iplesedyeye bağlamışlardır. Tarafsız tanıkların anlatımına göre polis memurları,kontrol altına alındıktan sonra müteveffaya yönelik bedensel ve maddi kuvvetkullanmamışlardır.
101. Diğer taraftan Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinegötürülmeye ilk teşebbüs edildiği sırada ambulanstan kaçtıktan sonra müteveffayıevine getiren tanık T.S.nin söylediğine göremüteveffanın vücudunun çeşitli bölgelerinde yeni oluşmuş yaralar mevcuttur vebu yaralar kanama oluşturacak kadar ciddidir. T.S. müteveffanın bir kavgayakarıştığını kendisine söylediğini ifade etmiştir.
102. Bu bakımdan müteveffanın bedensel muayenesi sonucundatespit edilen yaraların tamamının polis memurlarının müdahalesi sırasındameydana gelmediği sabittir. Müteveffada polis memurlarının müdahalesi öncesindede bazı yaralanmalar meydana gelmiştir. Bunun yanında müteveffa, kontrol altınaalınmaya çalışıldığı sırada kendisini yaralayacak tarzda hareket etmiş, ayrıcayakınları da onu sakinleştirmek ve yakalamak amacıyla bedensel kuvvetkullanmışlardır.
103. Diğer taraftan görgü tanıkların anlatımlarına göre polismemurlarının tamamı göz yaşartıcı gaz, kelepçe ve cop kullanmamıştır. Ayrıcabazı tanık anlatımlarına göre polis memurları, müteveffanın saldırısınıngerçekleşmesinin ardından önce müteveffanın ayak ve kol bölgelerine coplavurmuşlar ancak saldırının devam etmesi üzerine olayın kontrolünü sağlamakamacıyla müdahalelerinin dozunu kademeli olarak artırmışlardır.
104. Tüm bu değerlendirmeler ışığında ve mevcut bilgi vebelgelere göre polis memurlarının müteveffaya yönelik olarak zorkullanmalarının hukuka uygun ve gerekli olduğu sonucuna varılmış; ayrıcamemurların bu yetkilerinin sınırlarını, kendilerine saldırılmasından ötürü sırfbir misilleme veya bedensel ceza oluşturması kastıyla ya da taksirle aştıklarıtespit edilememiştir. Dolayısıyla olayda hukuka aykırı, gereksiz ve orantısızbir bedenî ve maddi kuvvet uygulanarak müdahalede bulunulduğu söylenemez.
105. Açıklanan nedenlerle işkence ve kötü muamele yasağınınmaddi boyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
ii. İşkence ve Kötü MuameleYasağının Usule İlişkin Boyutu Yönünden
Genel İlkeler
106. İşkence ve kötü muameleye ilişkin ceza soruşturmasınınetkili olması için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek kötü muameleiddiasını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütündelilleri tespit etmeleri gerekir. Yetkililer şikâyet yapılır yapılmaz hareketegeçmeli, bir şikâyet olmasa bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösterenyeterli belirtiler olduğunda soruşturma açmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 114, 116).
107. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukukaaykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleyetabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlindeAnayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaçve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülüklebirlikte yorumlandığında etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasınıgerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu olanaklı olmazsa bu madde,sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devletgörevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunankişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §25).
108. Ceza soruşturmasının etkinliğini sağlayacak hususlardanbiri, fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu denetimineaçık olmasıdır. Ayrıca her olayda mağdurun meşru menfaatlerini korumak içingerekli olduğu ölçüde sürece katılması sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 115).
109. Kamu görevlileri tarafından yapıldığı iddia edilen kötümuameleler hakkında yürütülen soruşturmaların etkili olması için soruşturmadansorumlu olan, inceleme ve tetkikleri yapan kişilerin olaylara karışankişilerden bağımsız olması gerekir. Soruşturma makamlarının sadece hiyerarşikve kurumsal bağımsızlığı yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın da fiilenbağımsız olarak yürütülmesi gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 117).
110. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğincesüratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanınilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahiyetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukunüstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamahagösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük önemesahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 119).
İlkelerin Olaya Uygulanması
111. Başvuru konusu olayda yetkili makamlar, olayın bildirilmesiüzerine derhâl ve resen harekete geçerek olay hakkında bir soruşturma açmıştır.Bu soruşturmada yürütülen işlemlere bakıldığında olaya karışan kollukgörevlilerinin soruşturmaya katılmadığı, soruşturmanın bizzat CumhuriyetSavcısı tarafından yürütüldüğü, nitelikleri ve özellikleri gereği kolluğunyürütmesi gereken bazı soruşturma işlemlerinin ise olaya karışan görevlilerdışındaki bu kişilerle birlikte görev yapmayan polis memurlarıncagerçekleştirildiği görülmüştür. Bu bakımdan kötü muamele şikâyetleriyle ilgiliolarak soruşturmada bağımsızlık ve tarafsızlık açısından herhangi bir sorunbulunmamaktadır.
112. Ayrıca soruşturmada, yukarıda genel ilkeler bölümünde ifadeedilen başvurucuların meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğuölçüde katılmalarının sağlanması, soruşturmanın makul bir sürat ve özenleyürütülmesi gerekliliği konularında başvurucu tarafından herhangi bir iddiaileri sürülmediği gibi bu konularda bir eksikliğin de bulunmadığıgörülmektedir. Başvurucunun soruşturma sonucunda verilen karara itiraz ederekve taleplerini ileri sürerek bu sürece katılabildiği, olayın niteliği gereği maddidelil incelemeleri yapılması, görgü tanıklarının ifadelerinin alınması, AdliTıp raporlarının düzenlenmesi gibi birbirinden farklı nitelikte ve çok sayıdasoruşturma işlemi gerçekleştirilmesinin gerekmesine rağmen soruşturmanın makulbir sürede tamamlanabildiği anlaşılmıştır.
113. Bununla birlikte kötü muamele iddiasına yöneliksoruşturmalarda en temel husus, mağdur veya somut olayda olduğu gibi bu mümkünolmadığı takdirde yakınları ile olayın görgü tanıklarının ifadelerinin alınmasıve doktor muayenesinin geciktirilmeden ayrıntılı olarak yapılmasıdır. Ziradoktor raporu; bu şikâyet bakımından iddia edilen muamelenin olup olmadığı,olmuşsa boyutlarının tespiti açısından olmazsa olmaz bir delil niteliğitaşımaktadır.
114. Başvuru konusu olayda, müteveffanın vücudunda bulunanyaralara ilişkin olarak vakit geçirilmeksizin ölü muayene ve sistematik otopsiişlemlerinin yapıldığı, ardından Adli Tıp Kurumundan ayrıntılı raporlarınalınıp bu bakımdan şüpheli bir durumun bırakılmadığı, ayrıca olayla ilgili olaraktespit edilebilen tüm görgü tanıklarının ifadelerinin alındığı anlaşılmıştır.
115. Soruşturmada, bu şekilde deliller toplandıktan sonra eldeedilen delillerin tarafsız ve nesnel bir değerlendirilmesi yapılarak olaydakolluk güçlerinin zor kullanmaya ilişkin yetkilerini aşmadıkları, müteveffayaorantılı bir kuvvet uyguladıkları, kendisi ve başkaları bakımından tehlikeliolma durumu ortadan kalktıktan sonra bir kuvvet uygulamadıkları sonucunavarılmıştır.
116. Açıklanan nedenlerle kötü muamele yasağının usul boyutununihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Yaşama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1- Başvurucunun İddiaları
117. Başvurucu, polis memurları tarafından silahlı güçkullanılması ve ardından sağlık personelinin müdahalesi sonucu eşinin yaşamınıyitirdiğini, ayrıca ölümün etkili soruşturulmadığını belirterek Anayasa'nın 17.maddesinde güvence altına alınan yaşama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;olayla ilgili olarak yeniden soruşturma başlatılması ve manevi tazminata kararverilmesi taleplerinde bulunmuştur.
2. Değerlendirme
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
118. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybedenkişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyleölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41).
119. Başvuru konusu olayda başvurucu Esma Çelebi, müteveffa AliÇelebi'nin eşidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklikbulunmamaktadır. Başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamakla birlikteyaşama hakkı kapsamında ileri sürülen iddiaların kabul edilebilirlik bakımındanayrı ayrı incelenmesi gerekir.
i. Yaşama Hakkının Maddi Boyutu Yönünden
120. Başvurucu, eşinin ölümünün polis memurlarının eylemlerisonucu gerçekleştiğini iddia etmiştir.
121. Bakanlık görüşünde, bu iddiaya ilişkin herhangi bir kabuledilemezlik nedeninin bulunduğu ileri sürülmemiştir.
122. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.maddesinin birinci ve dördüncü fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
...
"Meşrûmüdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, birtutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanınbastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiğiemirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiğizorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmüdışındadır."
123. Kamusal yetkiyle güç kullanılması sonucu gerçekleşenölümlerin devletin yaşam hakkına ilişkin negatif yükümlülüğü kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir. Bu yükümlülük hem kasıtlı biçimde hem de kasıtolmaksızın ölümle sonuçlanan veya sonuçlanabilecek güç kullanımınıkapsamaktadır (Cemil Danışman, §44).
124. Olaya ilişkin yürütülen soruşturmada -aşağıda etkilisoruşturma yükümlülüğüne ilişkin incelemede belirtildiği üzere- CumhuriyetSavcısı nezaretinde ölü muayene ve sistematik otopsi işlemleri yapılmış ve buişlemler sonucunda müteveffanın kesin tıbbi ölüm sebebi Adli Tıp Kurumundanayrıntılı bir rapor alınarak tespit edilmiştir. Bu raporda, müteveffanın travmatik tesirle öldüğüne ilişkin tıbbidelillerin bulunmadığının belirtildiği gibi ölümle sonuçlanabilecek güçkullanımının söz konusu olduğuna ilişkin bir tespitte de bulunulmadığıanlaşılmıştır (bkz. § 30).
125. Dolayısıyla başvuru dosyasında başvurucunun yakınının,polis memurlarının eylemleri sonucunda yaşamını yitirdiği izlenimini (şüphesi)doğuracak herhangi bir bilgi veya bulgu bulunmamaktadır.
126. Açıklanan nedenlerle başvurucunun yakınının kollukgüçlerince öldürüldüğünü söyleyebilmeyi mümkün kılar nitelikte her türlü makulşüpheden uzak bir kanıtın bulunmadığı, dolayısıyla bu yöndeki iddiaların soyutve kanıtlanmamış şikâyetlerden oluştuğu açıkça anlaşıldığından başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Yaşam Hakkının Usule İlişkin BoyutuYönünden
127. Bakanlık görüşünde, başvurucunun eşinin sağlık personelininmüdahalesi sonucu öldüğü iddiasına ilişkin olarak yaşama hakkı kapsamında“etkili bir yargısal sistem kurma” yönündeki pozitif yükümlülüğün her olaydamutlaka cezai soruşturma başlatmayı ve yürütmeyi gerektirmediği, somut olaydabaşvurucunun ilgili sağlık personeli veya idare aleyhine adli ya da idariyargıda tazminat davası açtığına ilişkin bir bilginin bulunmadığı, bu durumdabaşvurucunun hem ilgili sağlık personelinin veya idarenin sorumluluğunun ortayakonulmasına hem de gerektiği takdirde tazminat ödenmesine imkân sağlayacak birhukuki yoldan kendisini mahrum bıraktığı belirtilerek bu hususun kabuledilebilirlik incelemesi bakımından gözönündetutulması gerektiği ifade edilmiştir.
128. Somut olayda başvurucunun olaya ilişkin sadece cezasoruşturması sürecini tükettikten sonra bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmaktadır. Bu durumda ceza soruşturması sürecinin kesin bir kararlaneticelenmesi üzerine yapılan bireysel başvuruda, ileri sürülen bu iddiabakımından başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği hususunundeğerlendirilmesi gerekir.
129. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerinin usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü, doğalolmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir.Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekildeuygulanmasını ve kamu görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumluluklarıaltında meydana gelen ya da diğer bireylerin filleriyle gerçekleşen ölümlernedeniyle ilgililerin hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).
130. Yaşama hakkına ilişkin usule ilişkin yükümlülük olayınniteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerinegetirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarındaAnayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin, sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarınısağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğübulunmaktadır. Bu tür olaylarda, idari soruşturmalar ve tazminat davalarısonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi, ihlali gidermek vedolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).
131. Kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana gelen ölümolaylarına ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir yaklaşımbenimsenebilir. Bu kapsamda yaşama hakkının veya vücut bütünlüğünün ihlalinekasten sebebiyet verilmediği durumlarda, pozitif yükümlülük her olayda mutlakaceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hattadisiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).
132. Bu yaklaşım, tıbbi hata sonucu meydana geldiği ilerisürülen ölüm olayları için de geçerlidir. Diğer taraftan bu şekildeki birkabul, bu tür olaylarda yürütülen ceza soruşturmalarının Anayasa Mahkemesitarafından değerlendirilmeyeceği anlamına da gelmemektedir. Ancak ilke olaraktıbbi hatalara ilişkin şikâyetler konusunda temel başvuru yolu, hukukisorumluluğu tespit adına takip edilecek olan hukuk veya idari tazminat davasıyoludur (Kenan Sayın, B. No:2013/5376, 14/10/2015, § 50; Coşkun Gömüç ve Taşkın Gömüç, B.No: 2013/9597, 21/4/2016, § 64; Zeki Kartal,B. No: 2013/2803, 21/1/2016, § 78).
133. Bununla birlikte kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydanagelen ölüm olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası, dikkatsizliği aşanbir kusuru olduğu veya olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz konusumakamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli bir faaliyetnedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemlerialmadığı durumlarda -ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş olsalar dahi-kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkında bir cezasoruşturması yürütülmesi gerekir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 60).
134. Aynı durum, yetkili kişi ve kurumların mesleki ödevlerinihiçe sayarak sağlık kuruluşlarına başvuran hastanın hayatına veya vücutbütünlüğüne hastalığının tanı ve tedavisine ilişkin değerlendirme hatasınıaşacak şekilde zarar vermeleri hâlinde sağlık alanında yürütülen faaliyetlerdede geçerlidir (Kenan Sayın, §47).
135. Başvurunun koşulları bu bakımdan değerlendirildiğinde somutolay, bir doktor ya da başka bir sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi birhata yahut hastalık hakkında konulan yanlış bir teşhis nedeniyle yaşamahakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili olmayıp psikiyatrik rahatsızlığıilgililer tarafından bilinen yahut bilinmesi gereken bir hastanın (müteveffa)bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesine nakli sırasında -ayrıntıları aşağıdailgili bölümde açıklanacağı üzere- sağlık personeli olup olmadığı dahi açıklığakavuşturulamamış kişiler tarafından yapılan müdahale sonucu yaşamını yitirdiğiiddiasıyla ilgilidir.
136. Anayasa Mahkemesinin hukuk mahkemelerinde ya da idariyargıda tazminat davası açılmadığı gerekçesiyle başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı verdiği tıbbi hataya ilişkin bubaşvurularda, sağlık personeli tarafından gerçekleştirilen tıbbi müdahaleanında veya hastalığın takibinde yapıldığı iddia edilen bir hata yahut hastalıkhakkında konulan yanlış bir teşhis sebebiyle yaşama hakkının ihlal edildiğiiddiaları ileri sürülmesine rağmen (KenanSayın, Coşkun Gömüçve Taşkın Gömüç ve Zeki Kartal kararı ile Saadet Ergün ve diğerleri, B. No:2013/4194, 14/10/2015) somut olay; bu durumlardan farklı olarak herhangi birsağlık personelinin hatalı bir tıbbi müdahalede yahut hastalık hakkında yanlışbir teşhiste bulunması, başka bir ifadeyle tıbbi hizmetin uygulanması,yeterliliği ve kalitesi ile ilgili değildir. Somut olayda, tıbbi hizmetin bukonuda profesyonelliği bulunan sağlık personeli aracılığıyla bir özel hastaneya da kamu hastanesi tarafından verilmesi söz konusu olmadığından başvuru, buyönüyle Anayasa Mahkemesinin tazminat yolu tüketilmediğinden kabul edilemezlikkararı verdiği tıbbi hataya ilişkin diğer başvurulardan farklılıkgöstermektedir.
137. Bu nedenle başvuruda, Anayasa Mahkemesinin başvuruyollarının tüketilmesi koşuluna ilişkin yerleşik içtihadının (bkz. § 132)uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmış ve ceza soruşturması sürecinin müteveffayayapılan tıbbi müdahale bakımından da incelenmesinin gerekli olduğudeğerlendirilmiştir.
138. Açıklanan nedenlerle ceza soruşturmasına ilişkin sürecinkesinleşmesi sonucunda yapılan bireysel başvuruda, başvuru yollarınıntüketilmesi koşulu yönünden herhangi bir eksiklik bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır.
139. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurununbu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
140. Anayasa'nın “Devletintemel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyetive demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır.”
141. Yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının da etkiliolması için işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin ceza soruşturmasındaolduğu gibi;
- Yetkili makamların resen ve derhâl harekete geçerek ölümolayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütündelilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğluve diğerleri, § 57),
- Soruşturmanın kamu denetimine açık olması ve mağdurlarınsoruşturmaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımlarının sağlanması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),
- Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen ölümleryönünden soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerden bağımsızolması (Cemil Danışman, § 96),
- Soruşturmaların makul bir süratle yürütülmesi (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359,10/12/2014, § 96) gerekmektedir.
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
142. Yaşama hakkı kapsamındaki olayla ilgili yürütülensoruşturmada -işkence ve kötü muamele yasağının soruşturulmasında olduğu gibi-yetkili makamların derhâl ve resen harekete geçmesi, soruşturmanın makul birsürede tamamlanması, başvurucunun gerektiği ölçüde soruşturmaya katılması vebağımsızlık ile tarafsızlığın sağlanması yönlerinden soruşturmanın yukarıdaifade edilen genel ilkelere herhangi bir aykırılık içermediği görülmüştür.
143. Yine yukarıda yaşama hakkının maddi boyutunun ihlaledildiğine ilişkin iddianın incelendiği bölümde belirtildiği gibi soruşturmada,müteveffanın polis memurları tarafından öldürüldüğü iddiasına ilişkin olarakgerekli tüm soruşturma işlemlerinin gerçekleştirildiği ve müteveffanın ölümsebebinin memurların eylemleri sonucu meydana gelmediğinin tespit edildiğianlaşılmıştır.
144. Bununla birlikte yukarıda olaylar ve olgular bölümündeayrıntılarıyla açıklandığı üzere başvuruya konu olay birden fazla aşamalıolarak gerçekleşmiştir. Bu nedenle soruşturmanın, polis memurlarının olayyerine gelip müteveffanın ambulansa bindirilmesinin ardından gelişen olaylaraçısından da ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
145. Soruşturmada müteveffanın yaşamını yitirmesiyle ilgiliolarak alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, müteveffanın kronik kalp damarhastalığının bulunduğu ve ölümünün uyuşturucu entoksikasyonuve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, ambulansta görevli yardımcısağlık personeli olan şüpheli hemşire Ö.A.ya ise bukonuda bir kusur atfedilemeyeceği belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınınkovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında bu rapora atıfta bulunularak birsonuca varılmıştır (bkz. §§ 30, 48).
146. Öncelikle bu noktada belirtilmelidir ki AnayasaMahkemesinin görevi, herhangi bir soruşturma ya da davada bilirkişi raporu veyauzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir. Bilirkişiraporu ve benzeri delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesihususları soruşturma makamlarının yetkisi dâhilindedir (Ahmet Gökhan Rahtuvan,B. No: 2014/4991, 20/6/2014, §§ 59, 60).
147. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin mevcut tıbbi bilgilerdenhareketle birtakım tahminlere yer vererek bilirkişilerin vardıkları sonuçlarınveya sahip oldukları bilimsel bakış açılarının doğru olup olmadığını irdelemegörevinin de bulunmadığı belirtilmelidir.
148. Gerçekleşen bir ölüm olayına ilişkin delillerindeğerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevi olmakla birlikte AnayasaMahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklini anlayabilmek vebaşvurucuların yakınlarının ölümünün tüm yönlerinin aydınlatılması noktasındasoruşturma makamları ve derece mahkemeleri tarafından atılması gereken adımlarınesnel bir şekilde değerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesigerekebilmektedir (Rıfat Bakır ve diğerleri,§ 68).
149. Somut olayda müteveffa, soruşturmada elde edilen bilgileregöre olay yerinden Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine nakledilmesi içinambulansa bindirildiği sırada hayattadır ve bindirildikten sonra içinde bazıtanıklar da olduğu hâlde söz konusu Hastaneye gidilmek üzere ambulansla yolaçıkılmıştır. Ancak yolda, müteveffanın sağlık durumunda bir anormallik olduğufark edilerek Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine gidilmesinden vazgeçilmişve en yakında bulunan Çerkezköy Devlet Hastanesine götürülmesine kararverilmiştir.
150. Ambulansta bulunan tanıklar anlatımlarında; yola çıktıktanbir süre sonra müteveffanın nefes almadığını, ellerinin morardığını vehareketsiz kaldığını fark edip ambulanstakilere söylediklerini, onların ise bukonuda müdahalede bulunmak yerine önce bu durumun normal olduğunusöylediklerini, ardından durumun ciddiyetinin farkına vararak hemengüzergâhlarının değiştirilmesine karar verdiklerini ifade etmişlerdir. Hattabir tanık, ambulansta acil müdahale için gerekli solunum maskesi ve benzeriteknik ekipmanın bulunmadığını fark ettiğini, ambulanstakilerin bir anormallikolduğunu anlamalarına rağmen herhangi bir müdahalede bulunmadıklarını ifadeetmiştir (bkz. § 39).
151. Soruşturma mercileri ve Adli Tıp Kurumu tarafından, olayyerine gelen ambulansta bulunan kişilerin görevli sağlık personeli olduğu kabuledilmiştir. Oysa bu kişilerden sadece ambulansın şoförü olan R.K.nin özel bir hastanede çalıştığının belirlendiği,müteveffaya birden fazla ilaç enjekte eden A.Ö.nünbir özel hastanede hemşire olarak görev yaptığını söylemesine rağmen bu hususunR.K. tarafından doğrulanmadığı görülmüştür. Ambulansla gelen diğer kişinin ise-kendi anlatımlarından da anlaşılacağı üzere- olaydanbirkaçyıl önce görevinden emekli olmuş bir hasta bakıcı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıcabu kişiler, ambulansın ait olduğu hastanenin bir görevlendirmesi olmaksızınolay yerine gitmişlerdir (bkz. §§ 44-46).
152. Buna rağmen soruşturmada, A.Ö.nünbir sağlık kuruluşunda hemşire olarak görev yapıp yapmadığı, A.Ö. vediğerlerinin, bir engellinin nakledilmesi ve gerektiğinde bu kişiye acilyaşamsal tıbbi müdahalede bulunulması konularında mesleki yeterliliğe veeğitime sahip olup olmadıkları ve dolayısıyla olayın yetkisiz tıbbi girişimniteliğinde olup olmadığı araştırılmamıştır.
153. Yine soruşturmada, bu kişilerin olay yerine getirdikleriambulansın hasta nakli ve gerektiğinde bir hastayı hayata döndürmek içingerekli teknik cihaz ve donanımı olup olmadığı da belirlenmemiştir. Olay Yeriİnceleme ekibi tarafından ambulans üzerinde bir inceleme yapılmışsa da bu incelemesöz konusu hususları aydınlatmaya yönelik değil müteveffanın ambulansa verdiğimaddi zarara ve olayın diğer yönlerine ilişkindir ( bkz. § 31).
154. Müteveffanın olay yerine bir ambulansla gelen, meslekiehliyetleri ve yeterlilikleri konusunda şüpheler bulunan kişilerin müdahalesisonucu ve teknik donanımıkonusunda bazı şüpheler veiddialar bulunan bir ambulanstayken yaşamını yitirmesi, belirtilen hususlarınaraştırılması zorunluluğunu kendiliğinden ortaya çıkartmaktadır. Oysakovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda ve bu kararın atıfta bulunduğu AdliTıp Kurumu raporunda, müteveffaya ikinci kez ilaç enjekte edilmesinden sonrakisürece ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
155. Aslında soruşturma mercileri ve Adli Tıp Kurumu tarafından,müteveffanın kalbinin ambulanstayken durduğunun sağlık personeli olduğu kabuledilen kişilerce fark edilmesinin gerekip gerekmediği ve gerekiyorsa ve/veyaedilmişse neden hemen bu duruma müdahale edilmediğinin -bu tür şüphe veiddialar bulunmasa dahi- sorgulanmasının gerektiği de söylenmelidir.
156. Sonuç olarak soruşturmada, kronik kalp rahatsızlığıbulunduğu anlaşılan müteveffaya yetkisi ve görevi bulunmayan, ayrıcabu konuda mesleki eğitime ve yeterliliğe sahip olupolmadığı dahi belirlenmeyen kişiler tarafından birkaç saat arayla iki kezuyuşturucu ilaç enjekte edilerek müdahalede bulunulması ve bu müdahaleden sonramüteveffanın yeterli teknik donanıma sahip olduğu konusunda şüpheler bulunanbir ambulansla nakledilmeye çalışılması hususlarında herhangi bir soruşturmaişlemi gerçekleştirilmemiş; bu hususların müteveffanın ölümü üzerinde biretkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır.
157. Dolayısıyla soruşturmada, olayın tüm yönlerininaydınlatılması ve buna göre ölümde varsa sorumlulukları bulunanlarınbelirlenmesi için gerekli tüm delillerin toplanmadığı sonucuna varılmıştır.
158. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
159. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
160. Başvurucu 50.000 TL manevi tazminata karar verilmesitalebinde bulunmuştur.
161. Başvuruda yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
162. Yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yürütülmesinde hukukiyarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzereÇerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
163. Yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlali nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
164. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşama hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi ve usule ilişkinboyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 17.maddesinde güvence altına alınan yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun İHLALEDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 17.maddesinde güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağının maddi veusule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin yaşama hakkının usule ilişkin boyutununihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmaküzere Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminatın ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 206,10 TL başvuru harcı ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.