TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ESMA SEYDAOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/15566)
Karar Tarihi: 8/1/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 17/3/2020 - 31071
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Fatma Gülbin ÖZCÜRE
Başvurucu
:
Esma SEYDAOĞLU
Vekili
:
Av. Mehdi ÖZDEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucunun bir gösteri yürüyüşü esnasında attığı bazısloganlar nedeniyle terör örgütünün propagandasını yapma suçundancezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. 1955 doğumlu olan başvurucu, olayların meydana geldiğitarihte Diyarbakır'da ikamet etmektedir.
10. Başvurucu 26/7/2014 tarihinde, Barış ve Demokrasi Partisi(BDP) Diyarbakır teşkilatının, Cumhurbaşkanlığı Seçiminde aday olan S.D.yedestek için düzenlediği bir yürüyüşe katılmıştır.
11. Söz konusu yürüyüş Cumhurbaşkanlığı seçim yarışının devamettiği dönemde yapılmıştır. Aynı dönemde PKK/KCK terör örgütünün Suriye ArapCumhuriyeti'ndeki yapılanması olan PYD/YPG terör örgütü mensupları ile DEAŞterör örgütü mensupları arasında Suriye'nin Ayn el-Arab şehrine hâkimiyetmücadelesi verilmektedir. Bu mücadele sonucunda ise söz konusu iki terör örgütüarasında düşük yoğunluklu çatışmalar meydana gelmektedir.
12. Bu ortamda, başvurucunun da katıldığı söz konusu yürüyüştePKK silahlı terör örgütü lideri A.Ö. lehine ve Ayn el-Arab'da PYD ile DEAŞarasında yaşanan çatışmalara ilişkin olarak PYD/YPG'ye destek amaçlı birtakım sloganlaratılmıştır. Yürüyüş, S.D.nin Diclekent Bulvarı üzerinde bulunan seçim bürosunagelindiğinde olaysız bir şekilde sona ermiştir.
13. Yürüyüş güvenlik güçleri tarafından kayıt altına alınmıştır.Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca toplantı sırasında atılan sloganların suçteşkil ettiği iddiasıyla başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı şahıslarhakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonunda düzenlenen iddianame ilebaşvurucunun, yürüyüş sırasında taşıdığı pankartların içeriği ve katıldığısloganlar dikkate alınarak, terör örgütü propagandası yapma suçundancezalandırılması iddia ve talep olunmuştur.
14. Yargılamayı yapan Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi(Mahkeme) 4/6/2015 tarihinde başvurucunun terör örgütünün propagandasını yapma suçundan on ay hapis cezası ile cezalandırılmasınave hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Kararıngerekçesinde, başvurucunun PKK terör örgütü lideri A.Ö.yü övücü niteliktesloganlar attığına işaret edilmiş ve başvurucunun bu eyleminin terör örgütüpropagandası suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
15. Başvurucunun bu karara itirazı Diyarbakır 6. Ağır CezaMahkemesince 7/7/2015 tarihinde reddedilmiş ve ret kararı 29/7/2015 tarihindetebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 28/8/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri (GK), B.No: 2018/17635, 26/7/2019, §§ 46-59; MekiKatar (GK), B. No: 2015/4916, 3/10/2019, §§ 18-35; Sırrı Süreyya Önder (GK), B. No:2018/38143, 3/10/2019, §§ 23-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucu;
i. Attığı iddia edilen slogan Türkiye toplumunun bir kesimiaçısından kabul edilemez görülse de birçok vatandaş tarafından A.Ö.nün önderolarak kabul edildiğini ve bahse konu sloganın cezalandırılmasının Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) içtihadına aykırı olduğunu,
ii. Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğüneilişkin sınırlama sebeplerinden hiçbirinin attığı iddia olunan slogan içinkullanılamayacağını,
iii. İfade özgürlüğüne yönelik müdahalenin AİHM içtihadınaaykırı olması nedeniyle kanunilik unsurunu taşımadığını, aynı zamanda meşru biramacı bulunmadığı gibi acil bir sosyal ihtiyaca da cevap vermediğini ve HAGBkararı verilmiş olsa da orantılılık ilkesine aykırılık bulunduğunu
ifade etmiş ve bütün bu nedenlerle ifade özgürlüğünün ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
20. Bakanlık görüşünde;
i. Başvurucununkatıldığı gösteride PKK terör örgütü lideri lehine kalabalıkla birlikte "Biji Serok Apo(Yaşasın Başkan Apo)"şeklinde sloganlar attığı ve terör örgütünün propagandasını yapma suçundanhakkında HAGB kararı verildiği,
ii. Terörizmi veyaterör faaliyetlerini, liderlerini, yöneticilerini, terörizmin amacını vearaçlarını meşru gösterecek şekilde faaliyetler gerçekleştirilmesinin ifadeözgürlüğü hakkı bağlamında değerlendirilmemesi gerektiği,
iii. HAGBuygulamasında cezanın hemen infaz edilmeyip başvurucu hakkında beş yıl denetimsüresi öngörülmesinin bu sürenin yeni bir suç işlenmeden geçirilmesi hâlindehakkında hükmedilen cezanın düşeceği ve HAGB kararının başvurucunun adli sicilkaydına işlenmeyeceği hususlarının da müdahale ile hedeflenen meşru amacınorantılılığı değerlendirilirken gözönüne alınmasının uygun olacağı
belirtilmiştir.
21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında Bakanlığıniddialarını kabul etmediğini bildirmiş ve başvuru formundaki iddialarınıyinelemiştir. Başvurucu ilave olarak görüntülerdeki kişinin kendisi olupolmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki talebininMahkemece reddedilmesinden şikâyet etmiştir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenarbaşlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce vekanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarakaçıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesiolmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamudüzeni[nin], ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
24. Başvurucu, katıldığı bir gösteride slogan atması nedeniyleterör örgütünün propagandasını yapma suçundan on ay hapis cezası ilecezalandırılmış ve ilk derece mahkemesince HAGB kararı verilmiştir. Dolayısıylasöz konusu ilk derece mahkemesi kararı ile başvurucunun slogan atma özgürlüğünüde kapsayan ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapıldığının kabul edilmesigerekir.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler,... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarakve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplumdüzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
26. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
27. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun7. maddesinin ikinci fıkrasının olaya uygulanan ilk cümlesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
28. Başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin kararın terör örgütüve terörizmle mücadele kapsamında kamu düzeninin korunmasına yönelik önlemlerinbir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Demokratik Toplumdaİfade Özgürlüğünün Önemi
29. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarınınfikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayıkınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarlaserbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarınaaktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi ifadeözgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu daha önce pekçok kararında açıklamıştır (Bekir Coşkun[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; MehmetAli Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, §§ 35-38).
(2)Müdahalenin Demokratik Toplum DüzenininGereklerine Uygun Olması
30. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun kabuledilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı birmüdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).
31. Derece mahkemeleri, bireylerin fikirlerini ifade özgürlüğüyoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasındabelirtilen meşru amaçlar arasında adil bir denge sağlamalıdır (Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58, 61, 66). Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifadeözgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıpkarşılamadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir.Şüphesiz kullanılan sözlerin bireylere, bir kamu görevlisine ya da toplumun birkesimine karşı şiddete teşvik mahiyetinde olması durumunda kamu otoritelerininifade özgürlüğüne müdahale konusunda takdir marjları çok daha geniştir. Ancakbu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).
32. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirkenderece mahkemelerinin yerini almak değil, onların takdir yetkilerini kullanarakverdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısından uygunluğunudenetlemektir. Anayasa Mahkemesi bunu yaparken eldeki başvurunun koşulları ileberaber özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları da gözönüne almaktadır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 76).
(3) Müdahalenin ZorunluBir Toplumsal İhtiyacı Karşılaması
33. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisinigöstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).
34. Somut olayda açıkladığı düşüncelerin kişileri terörsuçlarını işlemeye teşvik ettiğinin ortaya konulması hâlinde başvurucunun ifadeözgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığıkabul edilebilir. O hâlde çözümlenmesi gereken mesele, derece mahkemelerininbaşvurucunun açıkladığı düşüncelerle kişileri terör suçlarının işlenmesineteşvik ettiğini ikna edici bir biçimde ortaya koyup koymadığı olacaktır.
(4) Müdahalenin Gerekçesi
35. Anayasa Mahkemesi, çok sayıdaki kararında ifade özgürlüğünegerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterlerikarşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerin Anayasa'nın 26. maddesiniihlal edeceğini ifade etmiştir. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için kamumakamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olmasıgerekir (bkz. Kemal Kılıçdaroğlu,§ 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 120; Sırrı Süreyya Önder, § 60).
(5) Şiddete Teşvik
36. Terör örgütleri, görüşlerinin toplum içinde yayılmasını vefikirlerinin kökleşmesini hedefleyerek bu amacın gerçekleşmesine yönelik hertürlü vasıtaya başvurabilmektedir. Terörün veya terör örgütlerininpropagandasının da söz konusu vasıtalardan biri olduğunda kuşku yoktur. Terör,başta ifade özgürlüğü olmak üzere demokratik toplumun tüm değerlerinedüşmandır. Bu nedenle terörizmi, terörü ve şiddeti meşrulaştıran, öven ya dabunlara teşvik eden sözler ifade özgürlüğü kapsamında görülemez (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 79; Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019, § 43; SırrıSüreyya Önder, § 61).
37. Anayasa Mahkemesi daha önce, Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri (aynı kararda bkz. §§115-118) kararında terörörgütünün propagandasını yapma suçunun Türk hukukundaki görünümüne ilişkin bazıtespitlerde bulunmuştur. Bunlardan ilki 3713 sayılı Kanun'un 7. maddesindeyapılan değişiklikle terör örgütünün propagandasını yapma suçunun, çok sayıdave her türde ifadeyi kapsayacak şekilde geniş yorumlanabilecek bir fiilolmaktan çıkarılmasına, terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşrugösterme veya övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme şeklinde tanımlanaraksuça hukuki belirlilik kazandırılmasına çalışılmış olduğudur. İkinci olarakYargıtay da Türk hukukunda terörle bağlantılı her tür düşünce açıklamasınındeğil yalnızca terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinimeşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekildepropagandasının yapılmasının suç olarak kabul edildiğini pek çok kez ifadeetmiştir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§25, 26).
38. Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinebaşvurmayı teşvik etme, terör suçlarının işlenmesine kışkırtmak niyetiyle terörsuçlarının işlenmesini savunarak bir veya birden fazla suçun işlenmesitehlikesine yol açacak bir mesajın kamuoyuna yayılmasıdır. Terör örgütününpropagandası suçunda örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleribelirli bir yoğunlukta savunularak başkalarınca aynı davranışıngerçekleştirilmesi amaç edinilmektedir (ZübeydeFüsun Üstel ve diğerleri, § 119; SırrıSüreyya Önder, § 63).
39. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, propaganda suçunun soyuttehlike suçu olarak kabul edilmesinin başta ifade özgürlüğü olmak üzereanayasal hak ve özgürlükler üzerinde bir baskı oluşturma potansiyeline sahipolduğuna dikkat çekmiştir. Bu sebeple Terörizmin Önlenmesi SözleşmesininAçıklayıcı Raporu'nun 100. maddesinde ifade edildiği gibi bir propagandafaaliyetinin cezalandırılabilmesi için olayın somut koşullarında belirli orandatehlikeye neden olduğunun gösterilmesi uygun olacaktır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 84; Ayşe Çelik, § 47; Sırrı Süreyya Önder, § 64).
(6) Somut OlayınDeğerlendirilmesi
40. İlk derece mahkemesi, BDP Diyarbakır teşkilatı tarafındanCumhurbaşkanı adayı S.D.ye destek amacıyla düzenlenen gösteride PKK terörörgütü lideri A.Ö.yü başkan olarak niteleyen ve öven sloganlar atmasıgerekçesiyle başvurucu hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundanmahkûmiyet kararı vermiştir. Anayasa Mahkemesince yapılacak inceleme, somutolayın koşullarında ilk derece mahkemesi tarafından gerekçeli karardabaşvurucunun mahkûmiyeti için gösterilen sebeplerle sınırlı olacaktır.
41. Bir düşünce açıklamasının terörün veya terör örgütününpropagandası olduğu iddia edildiğinde değerlendirilecek en önemli unsurifadelerin gerek içeriği gerekse açıklandığı ortamın niteliği dikkate alındığındaşiddete yol açma potansiyelinin bulunup bulunmadığıdır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 127; Sırrı Süreyya Önder, § 80).
42. Anayasa Mahkemesi A.Ö.yü lider olarak benimseyen, onu övensözler gibi tartışmalı açıklamaların tekbaşına şiddeti teşvik etmediğini, tespit edilmesi gereken meselenintarihsel bağlamda ve konuşmanın bütünü içinde şiddete teşvik edip etmediğiolduğunu daha önce ifade etmiştir. İçinde kişileri şiddete başvurmayayönlendiren ifadeler yer almayan ve terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yolaçmayan açıklamaların terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içerenyöntemlerine başvurmayı teşvik etme olarak kabul edilemeyeceğinin altıçizilmelidir (Sırrı Süreyya Önder,§§ 71, 72).
43. Başvurucu, BDP tarafından Cumhurbaşkanı adayı S.D.ye destekamacıyla düzenlenen gösteri yürüyüşüne katılmıştır. Başvuru dosyasına sunulanbilgi ve belgelerden söz konusu gösterinin barışçıl olmadığı, söz konusugösteride başvurucunun yahut diğer katılımcıların bir şiddet olayına karıştığıtespit edilmemiştir.
44. Başvurucu, bahsi geçen toplantıda bazı sloganlara eşliketmek suretiyle S.D.nin Cumhurbaşkanlığı adaylığına destek vermiş ve Aynel-Arab'da yaşanan çatışmalara tepki göstermiştir. İlk derece mahkemesigerekçeli kararında başvurucunun A.Ö.yü lider olarak benimseyen ve övensloganlara eşlik ettiğini belirtmiş ise de söz konusu tartışmalı ifadelerinkullanıldıkları bağlama yahut şiddete teşvik edip etmediğine ilişkin herhangibir inceleme yapmamıştır. Toplantının amacının şiddet ve demokrasinin reddigibi düşünceleri yaymak olduğu hususunda da Mahkeme tarafından birdeğerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir. Bu itibarla ilk derece mahkemesikararında başvurucunun düşünce açıklamasının hangi surette terör örgütününşiddet ve tehdit yöntemlerini meşrugösterdiğine veya övdüğüneya da bu yöntemlere başvurmayı teşvikettiğine dair bir değerlendirmede bulunulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
45. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında ilk derecemahkemesinin başvurucunun mahkûmiyetinin zorunlutoplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiğini ilgili ve yeterlibir gerekçe ile ortaya koyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır.
46. Başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anayasa'nın 26. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilenihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
48. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkinkabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet Doğan([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) kararı.
49. Başvurucu, ihlal tespiti ile yeniden yargılama ve 50.000 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
50. Başvurucunun gösteri yürüyüşü esnasında attığı bazısloganlar nedeniyle terör örgütü propagandası suçundan hapis cezası ilecezalandırılmasının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediğibelirtilerek ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
51. Bu durumda ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemesince yapılması gereken iş, öncelikle ihlaleyol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve ihlal kararıverilmesinin nedenlerini gideren Anayasa Mahkemesinin belirttiği ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
52. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebininreddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.226,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereDiyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2015/40, K.2015/252) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.226,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.