TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
E.Ü. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/13010)
Karar Tarihi: 17/9/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 14/10/2020-31274
GENEL KURUL
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Engin YILDIRIM
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
E.Ü.
Vekili
:
Av. Türker YÖNDEM
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, özel bir şirkette çalışan başvurucununkurumsal e-posta hesabı içeriğinin işveren tarafından incelenmesi ve buyazışmalar gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygıhakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve haberleşmehürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 15/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
6. İkinci Bölüm tarafından 23/10/2019 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla başvurunun Genel Kurul tarafından kararabağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 28.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine kararverilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
A. UyuşmazlığınArka Planı
8. Başvurucu 14/11/2011 tarihinde E. AvukatlıkOrtaklığında avukat olarak çalışmaya başlamıştır. Başvurucuya ortaklık ismiyle"av.tr." uzantılı kurumsal bir e-posta verilmiştir. Kurumsale-posta bilgi, trafik ve içerikleri işverene ait sunucu üzerinde saklıtutulmaktadır.
9. Başvurucu, avukat A.A.Y.nin yöneticisi olduğu beşkişilik bir ekipte görevlidir. İşyerinde 15/12/2014 tarihinde yaşanan tartışmasonrasında ekipte görevli üç kişi yönetime şikâyet dilekçeleri vermiştir.Dilekçelerde, bir buçuk yıldır ekip yöneticisi olan A.A.Y.nin başvurucu ileilişkisinde nesnelliği kaybettiği ve her olayda başvurucuyu destekleyip diğerekip üyelerini zor durumda bıraktığı belirtilmiştir. Bunun yanında başvurucununekip üyelerine kaba davrandığı ve ekipteki projelerin sağlıklı yürütülebilmesiiçin gerekli ortamın kaybolduğu ifade edilmiştir.
10. Başvurucu 26/12/2014 tarihinde verdiği dilekçe ileiddialara yanıt vermiş ve 9/1/2015 tarihinde işyerinde yönetim ile başvurucuarasında üç buçuk saat süren bir mülakat yapılmıştır.
11. Avukatlık Ortaklığınca 10/1/2015 tarihindebaşvurucunun kurumsal e-posta yazışmaları incelenmeye alınmış ve inceleme12/1/2015 tarihinde sona ermiştir. Yapılan inceleme sonucunda Ortaklık14/1/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere başvurucunun iş akdinifeshetmiştir. Noter aracılığıyla gönderilen 16/1/2015 tarihli fesihbildiriminde, iddiaların araştırılması amacıyla işlerin sürekliliğininsağlanması için kullanılan, her an kontrol edilebileceği de bilinen ve güvenliknedeniyle kurumsal internet ortamında saklı tutulan e-posta yazışmalarınınincelendiği belirtilmiştir. Bu fesih bildiriminin ilgili kısmı şöyledir:
"...Yapılan inceleme sonucunda;
- üstünüz olan A.A.Y.yi tehditkare-postalarla objektiflikten uzak, kendi lehinize tavır alması içinzorladığınız,
- çalışma arkadaşlarınıza karşıhakeratamiz, tehditkar ve yakışıksız bir üslupla hitap ettiğiniz,
- devamlı ve gereksiz tartışmalaragirerek ciddi geçimsizlik gösterdiğiniz,
- özellikle A.A.Y. ile olan işilişkinizde psikolojik taciz olarak nitelendirilebilecek bir tavır içinegirdiğiniz anlaşılmıştır. Bu üslubunuz bir hukuk bürosunda asla kabulgörmeyecek bir üslup olup bir avukata yakışan ve avukatlık meslek etiğiylebağdaşan bir üslup da değildir. Bu e-posta içerikleri ayrıca ekip yöneticinizA.A.Y. ile olan ilişkinizin de mülakatınızda verdiğiniz savunmanızın tam aksineprofesyonellikten uzak bir ilişki olduğunu da kanıtlamaktadır.
Bütün bu davranışların karşılıklı güventemeline dayalı bir meslek olan avukatlık mesleğinde güven ilişkisinin derindençökmesine yol açması nedeniyle iş ilişkiniz 14/1/2015 tarihinden itibarengeçerli olmak üzere İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. fıkrası uyarınca haklınedenle sona erdirilmiştir..."
12. İşverenin ilk derece mahkemesine sunduğu yazışmaiçerikleri incelendiğinde başvurucu ile A.A.Y. arasında geçen, genelliklebirbirleriyle ve işyeri ile ilgili düşüncelerini yer yer tartışma şeklindediyalogların yer aldığı görülmüştür. Ayrıca başvurucu ve A.A.Y.nin dışındabirlikte çalıştıkları başka bir avukatla yapılan yazışmalara da yerverilmiştir. Yazışmaların bir kısmı şu şekildedir: Başvurucudan A.A.Y.ye"Hayatımdan çık ve geri dönme senden bıktım.", "Annenlekonuşacağım merak etme tüm rezilliklerini anlatacağım.", "Her şeyortaya çıkacak, kendi hırsların için neler yaptığını en yakınların dabilsin.", "Senin yarattığın tipler bunlar ama adam ederim.","Sana ispatı olsun, kendisi bulamadığı için sevgilisi A.yı seferberetmiş...nasıl bir örgütlenme olduğunu gör.", "Adam kendisi benimbelgelerime giremeyecek kadar aciz, kız arkadaşını sokuyor, şımarıklığın hadsizliğindik boyutu."; A.A.Y. cevaplarında "Ben senin hayatındadeğilim, çok oldu çıkalı dönmek gibi bir niyetim de yok, beni böyle tacizederek İ.E ile konuşturamazsın.", "Rezil sensin, buyur konuş, banabir daha böyle mail atma.", "Benim üzerime bu kadar gelme, kendinikontrol etmeyi öğren.", "Seni bu grupta tutacağım seninleanlaşamadığım algısı yarattırmayacağım.", "Yoruldum maillerinden,aşırı derecede asabım bozuluyor, çalışamıyorum. Kimsenin kimseye bu tip birtavır sergilemeye ve eziyet etmeye hakkı yok..."
B. İşe İadeDavası Süreci
13. Başvurucu, işveren aleyhine İstanbul 8. İşMahkemesinde işe iade istemli tespit davası açmıştır. Dava dilekçesindebaşvurucu özetle davalılar E. Avukatlık Ortaklığı ve B.M. DanışmanlıkHizmetleri ile B.M. Ofis Yönetimi ve Hizmetleri Limitet Şirketi tarafındanbirlikte istihdam edildiğini, anılan şirketler bünyesinde yazılı olmayanbelirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını belirtmiştir. Fesih sebebi olarakgösterilen tartışmayı kendisinin başlatmadığını, tartışma sırasında karşılıklıhakaret olmadığını, ekip yöneticisinin araya girmesi ile tartışmanın sonaerdiğini iddia etmiştir. Ayrıca fesih nedeni olarak gösterilen e-postayazışmalarının o dönemdeki işlerin gerginliği ile söylenen, ekip yöneticisi ileyaptığı şahsi ve dışarıya yansımayan görüşmeler olduğunu, savunma davetçağrısında ve sözlü savunma mülakatında bu e-postalar ile ilgili sorusorulmadığını, geriye dönük inceleme yapılacak olsa benzer e-postaların diğerçalışanlar arasında da geçtiğinin tespit edilebileceğini ifade ederek iş akdininfeshinin kötü niyetli olduğunu, haklı bir gerekçeye dayanmadığını ilerisürmüştür.
14. İşveren cevabında, başvurucuyla aynı ekipte çalışanbaşka bir avukat arasında işyerinde tartışma yaşanması sonrasında ekiparkadaşlarının başvurucu ve ekip yöneticisi A.A.Y. hakkında şikâyet dilekçeleriverdiği, çalışma ekibinde yaşanan sıkıntıların temelinde olayların değilsöylemlerin ve ispatı neredeyse imkânsız olan anlık hareketlerin olmasınedeniyle ekip yöneticisi avukat A.A.Y.nin kullanımındaki kurum e-postahesabının incelendiği belirtilmiştir. Cevapta; anılan incelemenin A.A.Y. ilediğer ekip üyeleri arasında geçen yazışmalar ile sınırlı tutulduğu,başvurucunun ekip yöneticisine yönelik tehdit ve psikolojik taciz, diğer ekiparkadaşlarına yönelik ise hakaret içerikli mesajlarının tespit edildiğivurgulanarak ilgili mesaj içerikleri dilekçe ile sunulmuştur. Ayrıcabaşvurucunun e-postasının incelenmesi neticesinde bu mesajların silindiğinintespit edildiği, başvurucu ile sözlü savunma mülakatı gerçekleştirilmesinerağmen başvurucu ile ilgili iddiaların gerçek olup olmadığı yönünde somut veriolmaması nedeniyle e-postaların incelendiği, kurumsal e-posta olması nedeniylebaşvurucunun e-postasının işveren tarafından her zaman incelenebileceği ifadeedilmiştir.
15. İlk derece mahkemesi 20/8/2015 tarihinde davanınreddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; birlikte istihdam şartlarınıngerçekleştiği, öte yandan iş akdinin feshine dayanak teşkil eden olayların venedenlerin fesih bildiriminde açık bir şekilde gösterildiği, başvurucununekipteki diğer çalışanlarla kavgaya varan tartışmalar yaşadığı, bu tartışma vekavgaların davacının tutum ve davranışlarından kaynaklandığının anlaşıldığıbelirtilmiştir. Aynı zamanda başvurucunun görevi gereği işverenin işlerini yürütmesiiçin verilen ve işveren tarafından da ulaşılabileceğini bildiği mail adresinikullanmak suretiyle işverenin diğer çalışanlarına karşı hakarete varan sözlersarf ettiği vurgulanarak işçinin bir başka işçiye sataşmasının işverenaçısından haklı fesih nedeni oluşturacağı ve işverence yapılan feshin yerindeolduğu sonucuna varılmıştır.
16. Anılan karar, başvurucu vekili tarafından bozmatalebiyle temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinde kişisel hesaplar üzerindengerçekleştirilen yazışmalardan oluşan e-postaların fesih gerekçesi olarakgösterilmesiyle özel hayatın gizliliğinin ve haberleşme hürriyetinin ihlaledildiği, buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu mesajlarındelil olarak değerlendirildiği belirtmiştir. Ayrıca kurumsal e-postanın şifreliolduğu, işyerinde çalışanlara e-posta yazışmalarının okunabileceğine dairbildirim yapılmadığı ve bu konuda çalışanların rızasının alınmadığı, davalıişverenin de dava sırasında bu durumun aksine bir iddiasının olmadığı, sadecee-postaların okunabileceğinin bilinmesi gerektiğini iddia ettiği ifadeedilmiştir. Söz konusu e-posta yazışmalarının iki kişi arasındaki özelyazışmalardan ibaret olduğu ve işveren tarafından okunana kadar dış dünyayayansımadığı vurgulanmıştır.
17. Temyiz nedenlerine karşı cevap sunan işveren;yazışmaların şirket tarafından çalışanlar adına açılmış e-posta hesaplarıüzerinden gerçekleştirildiğini, bu e-posta adreslerinin herhangi bir şifresininolmadığını, bu iletişim adreslerinden yapılan tüm mesajların işverene ait sunucudadepolandığını ifade etmiştir. Ayrıca karşı cevapta, Yargıtay içtihatlarına yerverilerek işverenin işçiye tahsis ettiği bilgisayar ve kurumsal e-postaadreslerini her zaman denetleyebileceği vurgulanarak feshin haklı nedenleredayandığı iddiası yinelenmiştir.
18. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 12/5/2016 tarihli ilamıylailk derece mahkemesinin kararını, başvurucuyu davalıların birlikte istihdamettiğine ilişkin kısmı gerekçeden çıkarmak suretiyle onamıştır.
19. Nihai karar 17/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu 15/7/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
21. Ayrıca başvurucu vekili 7/2/2018 tarihli dilekçesiyle24/6/2016 tarihinde onama kararının maddi hataya dayalı olarak verildiğiniileri sürerek kararın ortadan kaldırılması talebiyle yaptığı başvurusu üzerineDairenin onama kararının gerekçesini değiştirdiğini bildirmiştir. Ulusal YargıAğı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede anılan başvuru üzerineDairenin 12/5/2016 tarihli kararın sehven yazıldığını kabul ederek vermişolduğu 13/10/2016 tarihli kararında, derece mahkemesinin iş akdinin feshininhaklı nedenlere dayandığı yönündeki kabulünün doğru bir değerlendirme olmadığıbelirtilmiştir. Daire kararında, başvurucunun davranışlarının haklı fesiharalığında olmadığı ancak verilen dilekçeler ve tanık anlatımlarıgözetildiğinde başvurucunun davranışlarının işyerinde huzursuzluğa yol açan veçalışma barışını bozan nitelikte olduğu, bu nedenle feshin geçerli nedenedayandığı vurgulanmış; kararın onanmasına hükmedilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel VerilerinKorunması Kanunu'nun "Amaç" kenar başlıklı 1. maddesininilgili kısmı şöyledir:
''Bu Kanunun amacı, kişisel verilerinişlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak veözgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerinyükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.''
23. 6698 sayılı Kanun'un "Kapsam" kenarbaşlıklı 2. maddesi şöyledir:
''Bu Kanun hükümleri, kişisel verileriişlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya daherhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayanyollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.''
24. 6698 sayılı Kanun'un "Tanımlar" kenarbaşlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
" (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Açık rıza: Belirli bir konuyailişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı,
...
d) Kişisel veri: Kimliği belirli veyabelirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,
e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişiselverilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıtsisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi,kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yenidendüzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâlegetirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi verilerüzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi,"
25. 6698 sayılı Kanun'un "Kişisel verilerinişlenme şartları" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
" (1) Kişisel veriler ilgilikişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.
(2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığıhâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesimümkündür:
a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.
b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasınıaçıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayankişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğününkorunması için zorunlu olması.
c) Bir sözleşmenin kurulması veyaifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına aitkişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.
ç) Veri sorumlusunun hukukiyükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.
d) İlgili kişinin kendisi tarafındanalenileştirilmiş olması.
e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veyakorunması için veri işlemenin zorunlu olması.
f) İlgili kişinin temel hak veözgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleriiçin veri işlenmesinin zorunlu olması.''
26. 6698 sayılı Kanun'un "Veri sorumlusununaydınlatma yükümlülüğü" kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
''(1) Kişisel verilerin elde edilmesisırasında veri sorumlusu veya yetkilendirdiği kişi, ilgili kişilere;
a) Veri sorumlusunun ve varsatemsilcisinin kimliği,
b) Kişisel verilerin hangi amaçlaişleneceği,
c) İşlenen kişisel verilerin kimlere vehangi amaçla aktarılabileceği,
ç) Kişisel veri toplamanın yöntemi vehukuki sebebi,
d) 11 inci maddede sayılan diğerhakları, konusunda bilgi vermekle yükümlüdür.''
27. 6698 sayılı Kanun'un "İlgili kişininhakları" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
''(1) Herkes, veri sorumlusunabaşvurarak kendisiyle ilgili;
a) Kişisel veri işlenip işlenmediğiniöğrenme,
b) Kişisel verileri işlenmişse bunailişkin bilgi talep etme,
c) Kişisel verilerin işlenme amacını vebunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
ç) Yurt içinde veya yurt dışında kişiselverilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
d) Kişisel verilerin eksik veya yanlışişlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme,
e) 7 nci maddede öngörülen şartlarçerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme,
f) (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılanişlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesiniisteme,
g) İşlenen verilerin münhasıran otomatiksistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine birsonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
ğ) Kişisel verilerin kanuna aykırıolarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talepetme, haklarına sahiptir.''
28. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşvereninhaklı nedenle derhal fesih hakkı” kenar başlıklı 25. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Süresi belirli olsun veya olmasınişveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veyabildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
...
II- Ahlak ve iyi niyet kurallarınauymayan haller ve benzerleri:
...
d) İşçinin işverene yahut onun ailesiüyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması..."
29. 4/2/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun "Özen ve sadakat borcu" kenar başlıklı 396.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"İşçi, yüklendiği işi özenle yapmakve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır.
İşçi, işverene ait makineleri, araç vegereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarakkullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmişolan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür..."
30. 6098 sayılı Kanun'un "Düzenlemelere vetalimatlara uyma borcu" kenar başlıklı 399. maddesi şöyledir:
"İşveren, işin görülmesi veişçilerin işyerindeki davranışlarıyla ilgili genel düzenlemeler yapabilir veonlara özel talimat verebilir. İşçiler, bunlara dürüstlük kurallarınıngerektirdiği ölçüde uymak zorundadırlar."
31. 6098 sayılı Kanun'un "İşçinin kişiliğininkorunması" kenar başlıklı 417. maddesi şöyledir:
"İşveren, hizmet ilişkisindeişçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerineuygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacizeuğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleriiçin gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
İşveren, işyerinde iş sağlığı vegüvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçlerinoksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan hertürlü önleme uymakla yükümlüdür.
İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil,kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücutbütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararlarıntazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir."
32. 6098 sayılı Kanun'un "Kişisel verilerinkullanılmasında" kenar başlıklı 419. maddesi şöyledir:
"İşveren, işçiye ait kişiselverileri, ancak işçinin işe yatkınlığıyla ilgili veya hizmet sözleşmesininifası için zorunlu olduğu ölçüde kullanabilir. Özel kanun hükümlerisaklıdır."
B. UluslararasıHukuk
1. BirleşmişMilletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
33. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10/12/1948tarihli ve 217 (111) sayılı kararı ile kabul edilen İnsan Hakları EvrenselBeyannamesi’nin 12. maddesi şöyledir:
"Hiç kimse özel hayatı, ailesi,meskeni veya yazışması hususlarında keyfî karışmalara, şeref ve şöhretine karşıtecavüzlere mâruz kalamaz. Herkesin bu karışmalara ve tecavüzlere karşı kanunile korunmağa hakkı vardır."
34. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kişiselverilerin korunması konusunda kabul edilen 14/12/1990 tarihli ve 45/95 sayılı “Bilgisayarlaİşlenen Kişisel Veri Dosyaları Hakkında Yönlendirici İlkeler”de şu temelilkelere yer verilmiştir:
"1- İşlemenin hukuka uygun ve adilolması ilkesi: Kişilerin hakkındaki veriler hukuka aykırı veya adil olmayanşekilde toplanmamalı veya işlenmemelidir. Ayrıca Birleşmiş MilletlerŞartı’ndaki ilkelere aykırı amaçlarla kullanılmamalıdır.
2- Doğruluk ilkesi: Kişisel verileritutmakla sorumlu makamlar bu bilgilerin doğru tutulmasını güvence altınaalmalıdır.
3- Belirli ve meşru amaçlar için işlemeilkesi: Bir kaydın tutulması ve kullanımı meşru ve belirli bir amaca dayalıolmalıdır. Bütün kişisel veriler amaç ile ilgili ve onu gerçekleştirmeyeelverişli olacak şekilde toplanmalı ve kaydedilmelidir. Bu kişisel verilerinhiçbiri, ilgili kişinin rızası dışında, belirtilenlerle uyuşmayan amaçlar içinkullanılamaz veya ifşa edilemez. Kişisel verilen saklanma süresi, belirtilenamaçlara ulaşılmasını sağlayacak süreyi aşamaz.
4- İlgili kişilerin erişmesi ilkesi:Kimlik kanıtı sunan herkes kendisiyle ilgili bilgilerin işlenip işlenmediğinibilme ve gereksiz bir gecikme veya masraf olmadan anlaşılır biçimde elde etmehakkına sahiptir. Ayrıca bu bilgilerin kanuna aykırı, gereksiz veya yanlışolması durumunda uygun düzeltmelerin yapılmasını veya silinmesini talep etmehakkına sahiptir. Devletler buna uygun bir çözüm yolu sağlamak durumundadır.Herhangi bir düzeltme maliyeti dosyadan sorumlu kişi tarafındankarşılanmalıdır. Bu ilke hükümlerinin uyruk veya ikâmetine bakılmaksızın herkesiçin uygulanması arzu edilir.
5- Ayrımcılığın önlenmesi ilkesi: (6)numaralı ilkede kısıtlı olarak öngörülen hâller söz konusu olduğunda ırk veyaetnik köken, renk, cinsel yaşam, siyasi görüş, dini, felsefi ve diğerinançların yanı sıra dernek veya sendika üyeliği bilgileri de dahil olmak üzerekanuna aykırı veya keyfî olarak ayrımcılığa yol açabilmesi muhtemel verilertoplanmamalıdır.
6- Üstün amaçlar için istisna koyabilmeilkesi: Ulusal güvenlik, genel sağlık ve ahlakı korumak veya özellikle zulümgören kişilerin ve diğerlerinin hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla (1)ila (4) numaralı ilkelerden ayrılabilmek mümkün olabilir. Ancak bu türistisnalar, sınırlarının açıkça belirlendiği ve uygun tedbirlerin ortayakonulduğu iç hukuk sistemine göre yürürlüğe konan bir kanun veya eşdeğer birdüzenlemede açıkça belirtilmiş olmalıdır.
7- Güvenlik ilkesi: Veri dosyaları, kazaile kaybetme veya yok etme gibi doğal afetler, hileli verilerin yanlışkullanılması ya da bilgisayar virüsleri gibi insan odaklı tehlikelere karşıuygun tedbirlerle korunmalıdır.
8- Denetleme ve yaptırım ilkesi: Herülkenin kanunu, yerel hukuk sistemine uygun olarak yukarıda belirtilen ilkelereuyulmasından sorumlu makamı belirler. Bu makam tarafsızlık, veri işleme veoluşturmadan sorumlu kişilere karşı bağımsızlık ve teknik yeterlilik teminatısunmalıdır. Yukarıda belirtilen ilkeleri uygulayan ulusal kanun hükümlerininihlali durumunda cezai veya diğer idari yaptırımlar uygun bireysel çözümlerlebirlikte öngörülmüş olmalıdır.
9- Sınır ötesi veri transferi ilkesi:Sınır ötesi bir veri akışı ile ilgili olarak iki veya daha fazla ülkeninmevzuatı mahremiyetin korunması için karşılaştırılabilir güvenceler sunduğutakdirde veri dolaşımı mümkün kılınabilir."
2. AvrupaBirliği Genel Veri Koruma Tüzüğü
35. 27/4/2016 tarihli ve 2016/679 sayılı Avrupa BirliğiGenel Veri Koruma Tüzüğü’nün "Tanımlar" kenar başlıklı 4.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Tüzük’ün amaçlarıdoğrultusunda, aşağıdaki tanımlar geçerlidir:
Kişisel veri, belirli veyabelirlenebilir bir gerçek kişi hakkındaki her bilgiyi ifade eder (veri sahibi);belirlenebilir bir gerçek kişi ad, kimlik, yer bilgisi, online kimlik veyakişinin fiziksel, fizyolojik, genetik, zihinsel, ekonomik, kültürel ya dasosyal kimliği gibi belirleyici bir özellikle doğrudan veya dolaylı olarakbelirlenebilen kişidir.
İşleme, kişisel veri veya kişisel veridizisinin otomatik veya başka bir şekilde toplanması, kaydedilmesi, organizeedilmesi, yapılandırılması, depolanması, uyarlanması veya değiştirilmesi, gerialınması, kullanılması, iletim yoluyla açıklanması, yayılması veya erişilebilirhâle getirilmesi, sıralanması veya kombine edilmesi, sınırlandırılması, silinmesiveya yok edilmesi gibi yollarla herhangi bir işlem veya işlem dizisine tabitutulması anlamına gelir."
36. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün "Kişiselverilerin işlenmesi ile ilgili ilkeler" kenar başlıklı 5. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Kişisel veri;
Veri sahibi ile ilgili olarak hukukauygun, adil ve şeffaf bir biçimde işlenmelidir (hukuka uygunluk, adillik veşeffaflık),
Belirlenmiş, açık ve meşru amaçlar içintoplanmış olmalı ve bu amaçlara uygun olmayan bir şekilde işlenmemelidir. Kamu yararı,bilimsel ve tarihsel amaçlar ya da arşivleme amacıyla yapılacak diğer işlemlermadde 89/1 uyarınca başlangıç amaçlarıyla uyumsuz kabul edilmeyecektir (amaçsınırlaması)
Yeterli, ilgili ve işlendiği amaçlariçin gerekli olanlarla sınırlı işlenmelidir (verilerin en az seviyeyeindirilmesi)
Doğru ve gerektiğinde güncel tutulmalı;hatalı olan kişisel verinin işlenme amacına bakılmaksızın gecikmedensilinmesini veya düzeltilmesini sağlamak için makul her adım atılmalıdır(doğruluk).
İşlenme amacı için gerekenden daha uzunolmayan bir süre boyunca veri konularının tanımlanmasına izin veren bir formdatutulmalıdır. Kişisel veriler, veri sahibinin hak ve özgürlüklerini korumakiçin bu Tüzüğün öngördüğü uygun teknik ve yapısal tedbirler alınmak kaydıylaTüzüğün 89/1. maddesi uyarınca sadece kamu yararına, bilimsel veya tarihiaraştırma amaçlarına ya da istatistiki amaçlara yönelik olarak arşivlemeamacıyla daha uzun bir süre saklanabilir (saklama süresinin sınırlandırılması).
Yetkisiz veya kanun dışı işlemeye vekazara kayıp, imha ve hasara karşı uygun teknik veya yapısal tedbirler alınarakkişisel verilerin güvenli bir biçimde işlenmesi sağlanmalıdır (bütünlük vegizlilik)."
37. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün "Kısıtlamalar"kenar başlıklı 23. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Veri sorumlusunun veya işleyenintabi olduğu Birlik veya Üye Devlet hukuku, 12. ila 22. (bunlara karşılıkgeldiği sürece 5. madde) ve 34. maddelerdeki yükümlülükleri ve haklarınkapsamını, temel hak ve özgürlüklerin özüne saygı gösterdiğinde ve demokratikbir toplumda korunmak için gerekli ve orantılı bir tedbir olduğu takdirdeaşağıdaki hâllerde kanun yoluyla sınırlayabilir:
Ulusal güvenlik,
Savunma,
Kamu güvenliği,
Kamu güvenliğine yönelik tehditlerinönlenmesi de dahil olmak üzere suçların önlenmesi, soruşturulması, tespitedilmesi, kovuşturulması veya cezaların infazı,
Birliğin veya Üye Devletin genel olarakkamu yararına olan diğer önemli hedeflerin, özellikle para, bütçe, önemli birvergilendirme, kamu sağlığı veya sosyal güvenlik dahil olmak üzere önemli birekonomik veya mali çıkar amacıyla,
Yargı bağımsızlığının ve yargısalişlemlerin (sürecin) korunması,
Regüle edilmiş meslekler için etikihlallerin önlenmesi, tespiti, soruşturulması ve kovuşturulması,
(a) ila (e) ve (g) maddelerinde atıftabulunulan hallerde resmi otoritenin kullanımına zaman zaman bağlı olsa bileizleme, inceleme veya düzenleyici işlevin yerine getirilmesi,
Veri sahibinin veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması,
Medeni hukuk hak ve alacaklarınınicrası,
Özellikle 1. paragrafta atıfta bulunulanherhangi bir hukuki tedbir öngören kanun en azından uygun olduğu hâllerde şubelirli hükümleri içermelidir:
İşleme veya işleme kategorilerininamaçları,
Kişisel veri kategorileri,
Tanınan kısıtlamaların boyutu,
Keyfi veya hukuk dışı erişimin ya daaktarımın önlenmesine dair güvenceler,
Sorumlunun veya sorumlu kategorilerininbelirlenmesi,
Depolama dönemleri ve işlemeninniteliği, kapsamı ve amaçları veya işleme kategorileri dikkate alınarakuygulanabilir güvenceler,
Veri sahibinin hakları ve özgürlüklerinegetirilen riskler,
Veri sahibinin, amacına halelgetirmediği sürece kısıtlama hakkında bilgilendirilmesi."
3. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
38. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özelve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
"(1) Herkes özel ve aile hayatına,konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir."
4. AvrupaKonseyi Siber Suç Sözleşmesi
39. Türkiye Cumhuriyeti tarafından 10/11/2010 tarihindeimzalanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanması uygunbulunarak 2/5/2014 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Konseyi Siber SuçSözleşmesi'nin "Depolanmış bilgisayar verilerine izinli şekilde veya buverilerin halka açık olduğu durumlarda sınır ötesinden erişim sağlanması"kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:
"Bir taraf, diğer tarafın izniolmaksızın; a) Halkın serbest kullanımına sunulan (açık kaynaktan gelen)depolanmış bilgisayar verilerine bunların coğrafi konumuna bakılmaksızınerişilebilir; veya b) Kendi ülkesindeki bir bilgisayar sistemi aracılığıyla,diğer tarafın ülkesindeki depolanmış bilgisayar verilerine, eğer bu taraf, sözkonusu bilgisayar sistemi aracılığıyla veriyi ifşa etme yetkisini yasal olarakhaiz bulunan kişinin yasal ve gönüllü onayını sağlayabilirse, söz konusuverilere erişebilir veya bunları temin edebilir."
5. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi TutulmasıKarşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi
40. 18/2/2016 tarihli ve 29628 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 30/1/2016 tarihli ve 6669 sayılı Kanun'la uygun bulunan 28/1/1981tarihli Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında BireylerinKorunması Sözleşmesi’nin "Tanımlar" kenar başlıklı 2.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Sözleşmenin amaçlarıbakımından:
a "Kişisel veriler": Kimliğibelirli veya belirlenebilir bir gerçek kişi ("ilgili kişi")hakkındaki tüm bilgileri ifade eder.
…
c "Otomatik işlem”den, tamamen veyakısmen otomatik yöntemlerle gerçekleştirilen; verilerin kaydı, bu verileremantıksal ve/ veya aritmetik işlemlerin uygulanması, verilerin değiştirilmesi,silinmesi, geri elde edilmesi veya dağıtılması anlaşılır."
41. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi TutulmasıKarşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin "VerilerinNiteliği" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“Otomatik işleme konu olan kişiselveriler:
a. Adil biçimde ve yasal yoldan eldeedilir ve işlenir;
b. Belli ve meşru amaçlar içinkaydedilir ve bu amaçlara aykırı şekilde kullanılmaz;
c. Kaydedilme amaçlarına göre uygun veyerinde olur ve aşırı olmaz;
d. Doğru bilgileri yansıtır vegerektiğinde güncellenir;
e. Kaydedilme amaçlarını gerçekleştirmekiçin gerekli olan süreyi aşmayacak şekilde ilgili kişilerin kimliklerinibelirlemeye imkan veren bir biçimde saklanır.”
42. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi TutulmasıKarşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin "İstisnalar vekısıtlamalar" kenar başlıklı 9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“2. Taraf devletin kanunlarındaöngörülmüş olması ve demokratik bir toplumda aşağıdaki hususların sağlanmasıiçin gerekli bir önlem oluşturması halinde işbu Sözleşmenin 5, 6 ve 8.maddelerine istisna getirilebilir:
a. Devlet güvenliğinin korunması, kamugüvenliği, devletin mali menfaatleri veya suçların önlenmesi;
b. İlgili kişinin veya başkasının hak veözgürlüklerinin korunması.”
6. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
43. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında özelhayatın eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir kavram olduğunubelirtmektedir. Özel hayata saygı hakkı alt kategorisinde geçen özel hayat kavramıAİHM tarafından oldukça geniş yorumlanmakta ve bu kavrama ilişkin tüketici birtanım yapılmaktan özellikle kaçınılmaktadır (Koch/Almanya, B. No:497/09, 19/7/2012, § 51). Bununla birlikte Sözleşme'nin denetim organlarınıniçtihatlarında bireyin kişiliğini serbestçe geliştirmesi ve gerçekleştirmesiile kişisel bağımsızlık kavramlarının özel hayata saygı hakkınınkapsamının belirlenmesinde temel alındığı anlaşılmaktadır (Sidabras veDžiautas/Litvanya, B. No: 55480/00, 59330/00, 27/7/2004, § 43; K.A.ve A.D./Belçika, B. No: 42758/98, 45558/99, 17/2/2005, § 83; Pretty/BirleşikKrallık, B. No: 2346/02, 29/4/2002, § 61; Christine Goodwin/BirleşikKrallık [BD], B. No: 28957/95, 11/7/2002, § 90).
44. AİHM'e göre mesleki hayat özel hayat kavramı dışındatutulamaz. Özel hayat unsurları gerekçe gösterilerek mesleki hayata getirilensınırlamalar, bireyin sosyal kimliğini etkilediği ölçüde Sözleşme’nin 8.maddesi kapsamına girebilmektedir. AİHM bireylerin genellikle iş yaşamında dışdünyayla ilişkiler kurduğunu hatırlatarak bireyin kimliğini oluşturmasının vesosyalleşmesinin önemli bir aracı olan dış dünyayla ilişki kurma hakkınınbireyin iş çevresini de kapsadığını, bu durumun serbest meslek bağlamındaözellikle geçerli olduğunu ifade etmiştir (Niemitz/Almanya, B. No: 137/1088,16/12/1992, § 29; Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45;Campagnano/İtalya, B. No: 77955/01, 23/3/2006, § 53).
45. Sözleşme'nin 8. maddesinde geçen yazışma terimininmektup gibi geleneksel iletişim araçları yanında telefon, faks ve e-posta gibiyeni teknolojik araçlarla yapılaniletişimi de kapsadığını, özel hayata saygıhakkı ve bu hakkın bir görünümü olan haberleşme hürriyetinin işyerindekiiletişim bakımından da uygulanabilir nitelikte olduğunu tespit eden AİHM, özelhukuk iş ilişkilerinde Sözleşme'nin 8-11. maddelerinin ihlal edildiğiiddiasıyla önüne gelen davalarda devletin pozitif yükümlülükleri bağlamındainceleme yapmakta ve anılan hakların ulusal mahkemelerce yeterli derecedekorunup korunmadığını irdelemektedir (Palomo Sanchez ve diğerleri/İspanya [BD],B. No: 28955/06..., 12/9/2011, § 61, Bărbulescu/Romanya [BD], B.No: 61496/08, 5/9/2017, §§ 69-81).
46. AİHM Bărbulescu/Romanya kararında çalışanıniletişiminin işveren tarafından denetlenmesiyle ilgili ilkeleri belirlemiştir.İlgili kararın konusunu, bir işyerinde mühendis olarak çalışan başvurucununişverenin talebiyle açtığı e-posta hesabının başvurucuya önceden haberverilmeden işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşveren incelemesonucunda başvurucuya, kurumsal e-posta üzerinden kardeşi ve nişanlısı ile mesajlaşmaksuretiyle interneti işyeri iç düzenlemelerine aykırı olarak kişisel amaçlakullandığının tespit edildiğini bildirmiştir. İşveren, başvurucunun iş akdinişirketin iç düzenlemelerinde yer alan "Şirket disiplini ile düzenini bozanve özellikle, bilgisayarların, fotokopi makinelerinin, telefonların, teleks vefaks makinelerinin kişisel amaçlarla kullanılması kesinlikle yasaktır."düzenlemesine dayanarak feshetmiştir. Başvurucunun işe iade istemli davası dayerel mahkemelerce reddedilmiştir. AİHM inceleme sonucunda Sözleşme'nin 8.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
47. AİHM, iş hukukunun dikkate alınması gereken kendisineözgü özellikleri olduğunu hatırlattıktan sonra çalışanın işyerinde özelhayatına ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkının kullanımı hususundaAvrupa'da bir mutabakat bulunmadığını gözeterek işverenin çalışanlarınişyerindeki mesleki nitelikte olmayan elektronik ortamdaki yazışmaları hakkındadüzenlemeler yapabileceği koşulları belirleyen yasal bir çerçeve çizilmesikonusundaki gerekliliğin değerlendirilmesinde Sözleşmeci devletlerin geniş birtakdir yetkisi olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte AİHM devletlerin anılantakdir yetkisinin sınırsız olmadığını, devletler tarafından işverenceyazışmaların ve diğer iletişim türlerinin incelenmesi kapsamında alınantedbirlerin kötüye kullanımı engellemek adına yeterli güvenceleri içermesigerektiğini vurgulamıştır (Bărbulescu/Romanya, §§ 113-119)
48. AİHM Bărbulescu/Romanya kararında,iletişim alanındaki hızlı gelişmelere rağmen keyfîliğe karşı orantılılıkincelemesinin ve usule ilişkin güvencelerin varlığının zorunlu olduğunubelirterek çalışanın iletişiminin incelenmesi bağlamında devletin pozitifyükümlülüklerine ilişkin esasları tespit etmiştir. Bu bağlamda AİHM işverenindenetleme yöntemleri hakkında çalışanı önceden açıkça bilgilendirilipbilgilendirilmediğinin ve yapılan incelemenin kapsamı ile iletişimindenetlenmesi yoluyla çalışanın mahremiyetine ne ölçüde müdahale edildiğiningözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu noktada AİHM iletişim akışınınincelenmesi ile iletişimin içeriğinin incelemesi arasında ayrım yaparak içerikincelemesine ayrı bir önem atfetmiş ve incelemenin süresi, inceleme sonucunaerişen kişi sayısı gibi hususların gözönünde tutulması gerektiğini belirtmiştir.AİHM'e göre işveren iletişimin incelenmesini haklı kılan meşru gerekçeleriortaya koyabilmelidir. Ayrıca amaçlanan sonucun içerik incelemesi yapılmadandaha hafif bir müdahale teşkil eden yöntem ile elde etmenin mümkün olmamasıgerekir. AİHM çalışana iletişimin denetlenmesi tedbiri karşısında yeterligüvencelerin sağlanması ve inceleme sonucunda elde edilen verilerin hedeflenenamaç doğrultusunda kullanılması gerektiğini belirtmiştir. AİHM'e göre pozitifyükümlülüklere dair bu ilkelerin her somut olayın özelliğine göre ne ölçüdeuygulandığının yetkili yargı organı tarafından tespit edilmesi gerekir (Bărbulescu/Romanya,§§ 112, 123).
49. 18/2/2016 tarihli ve 29628 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan, 6669 sayılı Kanun'la uygun bulunan 28/1/1981 tarihli KişiselVerilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin KorunmasıSözleşmesi’nin "Tarafların görevleri'" kenar başlıklı 4.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
''Her Taraf, kendi iç hukukunda işbubölümde yer alan verilerin korunmasına ilişkin temel ilkelere işlerlikkazandırmak amacıyla gerekli önlemleri alır.''
50. Anılan sözleşmenin ''Verilerin niteliği' kenarbaşlıklı 5. maddesi şöyledir:
“Otomatik işleme konu olan kişiselveriler:
a. Adil biçimde ve yasal yoldan eldeedilir ve işlenir;
b. Belli ve meşru amaçlar içinkaydedilir ve bu amaçlara aykırı kullanılamaz;
c. Kaydedilme amaçlarına göre uygun veyerinde olur ve aşırı olmaz;
d. Doğru bilgileri yansıtır vegerektiğinde güncellenir;
e. Kaydedilme amaçlarını gerçekleştirmekiçin gerekli süreyi aşmayacak şekilde ilgili kişilerin kimliklerini belirlemeyeimkân veren bir şekilde saklanır.“
51. Anılan sözleşmenin ''Yaptırımlar vebaşvuru yolları'' kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
''Her bir Taraf, iş bu bölümdedüzenlenen verilerin korunması hakkındaki temel ilkelere işlerlik sağlayan içhukuk kurallarının ihlaliyle ilgili uygun yaptırımlar ve başvuru yollarıgetirmekle yükümlüdür.''
V. İNCELEME VEGEREKÇE
52. Mahkemenin 17/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
53. Başvurucu; kurumsal e-posta hesapları üzerindengerçekleştirdiği kişisel yazışmaların rızası olmaksızın işveren tarafındanincelendiğini, çalışanların e-postalarının incelenebileceğine, denetleneceğinedair işyerinde yazılı ya da sözlü bir kuralın mevcut olmadığını, işverenin işsözleşmesinin feshine gerekçe bulmak amacıyla böyle bir inceleme yaptığınıbelirtmiştir. Ekip lideri, A.A.Y.nin kurumsal e-posta hesabı üzerinden binlerceyazışmanın işveren tarafından incelendiğini, bunların arasından işvereninokuyacağını düşünmeden yazdığı ve inceleme anına kadar işverenin bilmediğikişisel yazışma niteliğindeki e-posta içeriklerinin fesih gerekçesiyapıldığını, açtığı işe iade istemli tespit davasında da söz konusu yazışmalarındelil olarak kabul edildiğini ifade etmiştir. Ayrıca feshin haklı ya da geçerlibir sebebe dayanmadığını, feshin sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı işgünü içinde feshin yapılmadığını, derece mahkemesinin itirazlarını vedelillerini karşılayacak şekilde gerekçe sunmadığını belirterek adil yargılanmahakkı ile haberleşme hürriyeti ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür. Başvurucu, ifa ettiği mesleğin özelliklerini gerekçegöstererek kamuya açık belgelerde kimlik bilgilerinin gizli tutulmasını talepetmiştir.
B. Değerlendirme
54. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20.maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve ailehayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve ailehayatının gizliliğine dokunulamaz.
...
Herkes, kendisiyle ilgili kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyleilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunlarındüzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."
55. Anayasa'nın “Haberleşme hürriyeti” kenarbaşlıklı 22. maddesi şöyledir:
"Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçınabağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplerebağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmışmerciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğinedokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkiminonayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde,karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
56. Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın 20. maddesindekoruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfî olarakmüdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür.
57. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında iseherkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ayrıcadüzenlenmiş ve güvence altına alınmıştır. Söz konusu anayasal güvence,Sözleşme'nin 8. maddesinde koruma altına alınan özel hayata saygı hakkınakarşılık gelmektedir. Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurununkorunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimiolarak bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasındakorumayı amaçlamaktadır (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20).
58. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzerekişisel veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiyeilişkin bütün bilgileri ifade etmekte olup bireyin adı, soyadı, doğum tarihi vedoğum yeri gibi sadece kimliğini ortaya koyan bilgileri değil telefon numarası,motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmiş, resim,görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetik bilgiler, IPadresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler, tercihler,etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi kişiyidoğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel verikapsamındadır (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180, K.2015/30,19/3/2015).
59. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden incelemeyapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunması gereken birkişisel verinin olup olmadığı belirlenmelidir. Anayasa hükmünün lafzı, konuyailişkin uluslararası belgeler ve karşılaştırmalı hukuk dikkate alındığındabelirli veya belirlenebilir bir gerçek veya tüzel kişi hakkındaki her türlübilgi kişisel veri olarak değerlendirilir. Ancak her davada ya da başvurudaAnayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında bir kişisel veri bulunupbulunmadığı davanın ve başvurunun kendine özgü koşulları dikkate alınarakotonom olarak tespit edilir. Bir kişisel verinin bulunduğu tespit edildiğindebu veriye yönelik her türlü sınırlama ve müdahale Anayasa’nın anılan hükmükapsamındaki güvenceleri harekete geçirir.
60. Ayrıca Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyeti, haberleşmenin yanında içeriği ve biçimi ne olursaolsun haberleşmenin içeriğinin gizliliğini de güvence altına almaktadır.Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görseliletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması ve haberleşmeyeyönelik haksız müdahalelerde bulunulmaması gerekir (Yasemin Çongar vediğerleri, B. No: 2013/7054, 6/1/2015, § 49).
61. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Somut olayda işverenin başvurucunun kurumsal e-posta hesabını kullanarakyaptığı mesajlaşmalarını denetlemesi ve içeriğinin geriye dönük olarakincelemesi sonucu elde ettiği bilgileri iş akdinin feshine dayanak yapması sözkonusudur. Ayrıca e-posta bilgilerinin internet ortamında saklı tutulduğu, buverilere erişildiği ve içeriğinin denetlenerek kullanıldığı dikkate alındığındaveri işlemenin söz konusu olduğu da söylenebilir. Bu durumla birliktebaşvurucunun e-posta bilgileri ve yazışmalarının belirli bir gerçek kişihakkındaki bilgi kapsamında olduğu gözetildiğinde bu bilgilereerişilmesinin, bunların kullanılmasının ve işlenmesinin özel hayata saygı hakkıkapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve haberleşme hürriyetiyönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
62. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kişisel verilerin korunması hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
63. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının birincicümlesinde genel olarak herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ikinci cümlesinde kişiselveriler bağlamında bazı özel güvenceler sayılmış, üçüncü cümlesinde kişiselverilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıylaişlenebileceği düzenlenmiş, dördüncü cümlesinde ise kişisel verilerinkorunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.Buna göre lafzı dikkate alındığında Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncüfıkrasının kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında sadece işlemeşeklindeki sınırlama ya da müdahalelere karşı değil kişisel verilere yönelikher türlü müdahale ve sınırlamalara karşı güvence getirdiği anlaşılmaktadır.
64. Öte yandan Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıkapsamında kalan temel haklar, yalnızca kamusal gücün doğrudan uygulanmasıyladeğil kimi zaman da özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklara konu olacakşekilde üçüncü kişilerin müdahaleleriyle zedelenebilmektedir. İlkinde sözkonusu güvencelerin sağlanması adına kamusal makamlara yüklenen negatif vepozitif tüm yükümlülüklerin doğrudan yerine getirilmesi konusunda tereddütbulunmamakta ise de ikinci durumda devletin üçüncü kişilerin müdahalelerinekarşı bireylere ne tür bir koruma imkânı sunması gerektiği ve hangi çerçevedeyükümlülükler taşıdığı hususunda her olayın kendine özgü koşullarına göredeğerlendirmelerde bulunulması gerekmektedir (Ömür Kara ve Onursal Özbek,B. No: 2013/4825, 24/3/2016, § 45).
65. Yine Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğinebağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerineyönelen ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. AyrıcaAnayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması,maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartların hazırlanmasıdevletin temel amaç ve görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. Bu düzenlemelerışığında devletin bireyin temel hak ve özgürlüklerine keyfî olarak müdahaleetmemenin yanında üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlü kılındığı,bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir.Uyuşmazlıkların özel hukuk kişileri arasında gerçekleştiği durumlarda da temelhak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerin yerine getirilip getirilmediğidenetlenirken Anayasa’nın kamusal makamlara yüklediği sorumluluklardan doğrudanözel hukuk kişileri sorumlu tutulamayacağı için taşıdığı koşullarınözelliklerine göre bu tür başvuruların devletin pozitif yükümlülükleribağlamında ele alınması gerekebilir. Dolayısıyla özel hayatın korunmasıkapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve haberleşme hürriyetiyönünden de devletin pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tümbireyleri gerek kamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişininkendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğübulunmaktadır (Ömür Kara ve Onursal Özbek, § 46; Ali Çığır, B.No: 2015/19298, 8/5/2019, §§ 32, 33; Erol Kumcu, B. No: 2015/18988,9/5/2019, §§ 32, 33; U.B., B. No: 2015/3175, 10/10/2019, §§ 33, 34).
66. Pozitif yükümlülükler özel hukuk kişilerininbirbirleri ile olan uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin yasal altyapınınoluşturulmasını, söz konusu uyuşmazlıkların adil yargılama gereklerine uygun veusul yönünden güvenceleri haiz bir yargılama kapsamında incelenmesini ve buyargılamalarda temel haklara ilişkin anayasal güvencelerin gözetilipgözetilmediğinin denetlenmesini gerektirir. Bu doğrultuda derece mahkemelerincesöz konusu güvenceler gözardı edilmemeli, işveren ve çalışanlar arasındakiçatışan çıkarlar adil biçimde dengelenmeli, başvuranların temel haklarınayönelik müdahalenin meşru amaca dayalı ve ölçülü olup olmadığıdeğerlendirilmeli, ulaşılan sonuç hakkında hüküm kurulurken ilgili ve yeterligerekçeler sunulmalıdır (Ömür Kara ve Onursal Özbek, §§ 47-50).
67. Anayasa Mahkemesi daha önce iletişim araçlarınınişveren tarafından denetlenmesi kapsamındaki uyuşmazlıklarda derece mahkemeleritarafından devletin pozitif yükümlülükleri bağlamında çıkarların dengelenmesive müdahalenin ölçülülüğünün irdelenmesi kapsamında gözetilmesi gerekenhususları genel olarak belirlemiş; buna göre somut olayın koşullarına göre işsözleşmelerinde kısıtlayıcı ve zorlayıcı düzenlemelerin ne şekildebelirlendiği, tarafların bu düzenlemeler hakkında bilgilendirilip bilgilendirilmediği,çalışanların temel haklarına yönelik müdahalede bulunulmasına neden olan meşruamacın müdahale ile ölçülü olup olmadığı, sözleşmenin feshinin çalışanlarıneylem ya da eylemsizlikleri karşısında makul ve orantılı bir işlem olupolmadığı hususlarının uyuşmazlığın çözümünde gözetilmesi gerektiğini tespitetmiştir (Ömür Kara ve Onursal Özbek, § 50).
68. Yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek işvereninişçinin iletişimini denetlemesi yetkisini kişisel verilerin korunmasını istemehakkı ve haberleşme hürriyeti bağlamında devletin pozitif yükümlülüklerikapsamında irdelemek gerekmektedir. Öncelikle somut olayda olduğu gibiteknolojik gelişmelerin imkânlarından yararlanmak isteyen işverenlerinbilgisayar, internet, e-posta gibi iletişim araç ve gereçlerini çalışanınkullanıma sunması nedeniyle oluşan uyuşmazlıklarda işverenin menfaatleri ileişçinin temel hak ve özgürlükleri arasında bir dengeleme yapma gerekliliğidoğmaktadır. Bu bağlamda işveren ile çalışan arasındaki ilişkinin iki tarafaçısından da belirli hak ve yükümlülükler öngören ve esasen güven ilişkisiüzerine kurulu iş sözleşmesiyle şekillendiği unutulmamalıdır. Somutuyuşmazlığın ilgili olduğu iş hukukunun dinamik bir niteliğinin olduğu, ayrıcaiş ilişkilerinin genel kurallardan farklı, kendine özgü bazı hukuki kurallariçerdiği de dikkate alınmalıdır.
69. Bu bağlamda işlerin etkin bir şekilde yürütülmesi ilebilgi akışının kontrolünü sağlamak, işçinin eylemlerine bağlı cezai ve hukukisorumluluğa karşı korunmak, verimliliği ölçmek veya güvenlik endişeleri gibihaklı ve meşru görülebilecek nedenlerle işverenin yönetim yetkisi kapsamındakural olarak işçinin kullanımına sunduğu iletişim araçlarını denetleyebileceğive kullanıma ilişkin sınırlamalar öngörebileceği söylenebilir. Ancak işvereninyönetim yetkisinin işyerinde işin yürütülmesi, işyerinin düzeninin vegüvenliğinin sağlanmasıyla sınırlı olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamdaişverenin yetki ve haklarının sınırsız olmadığı, çalışana tanınan temel hak veözgürlüklerin somut olayda haberleşme hürriyeti ve kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkının işyeri sınırları dâhilinde de korunduğu, aynızamanda kısıtlayıcı ve uyulması zorunlu işyeri kurallarının çalışanların temelhaklarının özünü zedeleyecek nitelikte olmaması gerektiği vurgulanmalıdır. Buçerçevede işyerinde kullanıma sunulan iletişim araçlarının işverene ait olduğugözetilerek sırf bu nedenle bile işverenin iletişim araçları üzerinde sınırsızve mutlak bir gözetleme ve denetleme yetkisinin olduğunu kabul etmek, işçinindemokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklerine işyerinde de saygıgösterilmesi gerektiği yönündeki haklı beklentisiyle uyuşmayacaktır.
70. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde devletin pozitifyükümlülükleri kapsamında Anayasa Mahkemesinin özellikle derece mahkemelerinin-somut olayın koşullarına uygun düştüğü ölçüde- aşağıda belirtilen güvencelerinsomut olayda hakka müdahale eden üçüncü kişi tarafından sağlanıp sağlanmadığınıgereği gibi denetleyip denetlemediğini incelemesi gerekir:
i. İşverenin çalışanın kullanımına sunduğuiletişim araçlarının ve iletişim içeriklerinin incelenmesinin haklı olduğunugösteren meşru gerekçeleri olup olmadığı denetlenmelidir. Bu durumda işvereningerekçelerinin ifa edilen işin ve işyerinin özellikleri de gözetilerek meşruolup olmadığı irdelenmelidir. Bu denetlemede iletişim akışı ile iletişimiçeriklerinin incelenmesi arasında ayrım yapılarak içeriklerin incelenmesiyönünden daha ciddi gerekçeler aranmalıdır.
ii. Demokratik bir toplumda iletişimin denetlenmesi vekişisel verilerin işlenmesi süreci şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmeli vebunun bir gereği olarak da süreçle ilgili olarak çalışanlar işveren tarafındanönceden bilgilendirilmelidir. Uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukukdikkate alındığında bu bilgilendirmenin -somut olayın özelliklerine uygundüştüğü ölçüde- en azından iletişimin denetlenmesi ile kişisel verilerinişlenmesinin hukuki dayanağı ve amaçları, denetlemenin ve veri işlemeninkapsamı, verilerin saklanacağı süre, veri sahibinin hakları, denetlemenin veişlemenin sonuçları ile verilerin muhtemel yararlanıcıları hususlarınıkapsaması gerekir. Ayrıca bildirimde iletişim araçlarının kullanımına ilişkinolarak işveren tarafından öngörülen sınırlamalara da yer verilmelidir.Bilgilendirmenin mutlaka belli şekilde yapılması şart olmayıp şeffaflığısağlamak bakımından bireylere, kişisel verilerin işlenmesine ve iletişimindenetlenmesine ilişkin süreçten yukarıda belirtilen kapsamda haberdar olmaimkânı sağlayan uygun bir yöntem tercih edilebilir.
iii. Çalışanın kişisel verilerinin korunmasınıisteme hakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılan müdahale,ulaşılmak istenen amaç ile ilgili ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişliolmalıdır. Ayrıca inceleme faaliyetiyle elde edilen verilerin işverentarafından hedeflenen amaç doğrultusunda kullanılması gerekir.
iv. İşveren tarafından çalışanın kişisel verilerininkorunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılanmüdahalenin gerekli kabul edilebilmesi için aynı amaca daha hafif bir müdahaleile ulaşılması mümkün olmamalı, müdahale ulaşılmak istenen amaç bakımındanzorunlu olmalıdır. Çalışanın iletişiminin içeriğine girilmesi yerine onunkişisel verilerine daha az müdahale eden yöntem ve tedbirlerin uygulanmasınınmümkün olup olmadığı denetlenmelidir. Bu kapsamda işverenin ulaşmak istediğiamaca çalışanın iletişimi incelenmeden de erişilme imkânı olup olmadığı her birvakıanın somut özellikleri ışığında değerlendirilmelidir.
v. İşveren tarafından başvurucunun kişiselverilerinin korunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine yönelikmüdahalenin orantılı kabul edilebilmesi için ise iletişimin denetlenmesi ileişlenecek veya herhangi bir şekilde yararlanılacak veriler ulaşılmak istenenamaçla sınırlı olmalı, bu amacı aşacak şekilde sınırlama ya da müdahaleye izinverilmemelidir.
vi. Ayrıca iletişimin incelenmesinin muhatabı olançalışan üzerindeki etkisi ve çalışan bakımından sonuçları gözönünde tutularaktarafların çatışan menfaat ve haklarının adil bir biçimde dengelenipdengelenmediğine bakılması gerekmektedir. Taraflardan birine şahsi olarak aşırıbir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde devletin pozitif yükümlülükleriniyerine getirmediği sonucuna varılabilir.
b. İlkelerin Uygulanması
71. Başvurucu; e-posta yazışmalarının incelenmesi özelhayat alanına ve haberleşme hürriyetine haksız bir müdahale oluşturmasınarağmen açtığı işe iade istemli davasında bu yönde bir tespit yapılmadığını,yazışmalarının işveren tarafından alenileştirildiğini, mahkemelerce verilenkararlar nedeniyle söz konusu müdahalelerin meşru hâle getirildiğini iddiaetmiştir. Bu kapsamdaki iddiaların yukarıda belirtilen esaslar gözetilerekdevletin pozitif yükümlülükleri bağlamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
72. Öncelikle işverenin işçinin kullanımına sunulan iletişimaraçlarını denetlemesi ve çalışanın kişisel verilerinin işlemesine ilişkinolarak 4857 sayılı Kanun'da özel bir düzenleme olmadığı görülmüştür. AncakAnayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde yer bulan özel hayata saygı ile kişiselverilerin korunmasını isteme hakları ve haberleşme hürriyetine ilişkingüvenceler ile 6698 sayılı Kanun ile hukuk sistemimizde mevcut olan geneldüzenlemelerin (bkz. §§ 22-29) iş hukuku uyuşmazlıklarında uygulanması yönündebir engel olmadığı gözetildiğinde yasal altyapı oluşturmak bağlamında pozitifyükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğu söylenebilir.
73. Başvuru konusu olayda başvurucu, çok sayıda çalışanıistihdam eden bir avukatlık ortaklığı bünyesinde avukat olarak görevyapmaktadır. İşveren işyerinde yaşanan sorunlar ile ilgili yürütülen disiplinsoruşturması kapsamında somut delil elde etmek amacıyla işlerin yürütülmesinikolaylaştırmak üzere oluşturulan ve çalışanın kullanımına sunulan kurumsale-posta hesaplarının incelendiğini belirtmiştir. Başvurucu adına tanımlanmışkurumsal e-posta hesabının mevcut olduğu ve başvurucunun kullanımına sunulan bue-posta hesabının işveren tarafından incelendiği hususlarında başvuran ileişveren arasında bir ihtilaf olmadığı görülmüştür. Çok sayıda çalışanı olduğuve kurumsal olarak avukatlık hizmeti verdiği anlaşılan işverenin çalışanlarınakurumsal e-posta hesabı oluşturmak suretiyle kişisel verileri işlemesinin veiletişim akışını denetim altında tutmasının işlerin etkin bir şekildeyürütülmesini sağlama amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumdakurumsal e-posta hesabının iletişim akışına ve içeriğine erişilecek şekildekullanıma sunulmasının somut olayda işyerinin yönetimi bakımından meşru birmenfaat teşkil ettiği, ayrıca hedeflenen amacı sağlamaya elverişli bir yöntemolduğu söylenebilir.
74. Başvuru konusu olayda işveren yargılama aşamasında,disiplin soruşturması sırasında yapılan incelemede başvurucunun e-postahesabında mesajların silindiğinin tespit edilmesi üzerine ekip lideri A.A.Y.nine-postasının incelenmesiyle başvurucunun iş akdinin feshine dayanak olanmesajlarının elde edildiğini beyan etmiştir. Başvurucu, işverenin tespit ettiğimesajların incelenen binlerce mail içinden seçilen, işveren tarafındanokunmayacağı beklentisiyle yazılan kişisel yazışmalar olduğunu ileri sürmüştür.Mahkemeye işveren tarafından sunulan e-posta mesajlarının başvurucu ile ekipyöneticisi arasında geçen ve genel olarak birbirleriyle ve işyeri ile ilgilidüşüncelerin açıklandığı, yer yer tartışma şeklindeki diyaloglardan oluştuğuanlaşılmaktadır.
75. Öncelikle e-posta hesabı üzerinden yapılan iletişimindenetlenebileceğine ve iletişim araçlarının kullanım koşullarına ilişkin olarakönceden tam ve açık bir bilgilendirme yapılmadığı hâllerde temel hak veözgürlüklerinin işyerinde de korunacağı yönündeki haklı beklentiyle çalışankişinin kurumsal e-posta üzerinden kişisel yazışmalar yapabileceğinin işverentarafından da öngörülebilecek bir durum olduğu vurgulanmalıdır. Buradanhareketle çalışana açık bir bilgilendirmenin yapılmadığı hâllerde hak veözgürlüklerine bir müdahalede bulunulmayacağı hususunda çalışanların makul birbeklenti içinde olacaklarının kabul edilmesi, temel hak ve özgürlüklerinsağladığı güvencelerden yararlandırılması gerektiği söylenebilir.
76. Somut olayda başvurucunun yazılı olmayan işsözleşmesi kapsamında görev yaptığı, yargılama sürecinde işverenin kurumsale-postayı inceleme yetkisi ile kapsamını gösteren bir bildirimin başvurucuyayapıldığına ilişkin bilgi ve belge sunmadığı hususları gözetildiğinde işverentarafından kurumsal e-posta hesabı üzerinden yapılan iletişimin izlenebileceğive denetlenebileceği yönünde açık bir bilgilendirme yapılmadığıanlaşılmaktadır. Öte yandan e-posta iletişim içerikleri gerekçe gösterilerekbaşvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Ancak işveren davalı taraf olarakyargılama sürecinde kişisel verilerin işlenmesinin hukuki dayanağı veişlemenin amaçları, işlenecek verilerin kapsamı, verilerin saklanacağı süre,veri sahibinin hakları, işlemenin sonuçları ve verilerin muhtemelyararlanıcılarını gösterir bir bilgilendirme yapıldığını ortayakoyamamıştır. Bu bağlamda yargılama sürecinde feshin temel sebebini oluşturane-posta iletişimine yönelik olarak böyle bir bilgilendirmenin yapılıpyapılmadığı derece mahkemelerince tartışılmamış, başvurucunun kendisialenileştirmediği hâlde onun rızası alınmadan ve önceden bir bilgilendirmeyapılmadan e-posta içeriklerine erişildiği yönündeki esaslı iddialarınınkarşılanmadığı anlaşılmıştır.
77. Ayrıca başvurucunun çalışma ekibindeki diğer üyelerindisiplin soruşturmasına dayanak oluşturan şikâyet dilekçelerinde yakındıklarıhususlar gözetildiğinde (bkz. § 9) başvurucunun e-posta iletişiminin içeriğineerişilmesini zorunlu kılan bir durumun mevcut olduğunun işveren tarafındanaçıklanmadığı, fesih bildiriminde ise "iddiaların araştırılması ve ekipüyeleri arasındaki ilişkilerin anlaşılabilmesi" amaçlarınınbelirtilmesiyle yetinildiği görülmüştür. Ancak aynı amaca ulaşılabilmesibakımından tarafların şikâyet ve savunmalarının analizi, tanıklarındinlenilmesi, işyeri kayıtları ile yürütülen projelerin süreç ve sonuçlarınınincelenmesi gibi araçlar da mevcut olduğu hâlde niçin e-posta içeriklerininincelenmesinin zorunlu ve gerekli görüldüğü işveren tarafından açık bir şekildeortaya konulamadığı gibi derece mahkemeleri tarafından da somut olay bu yönüyletartışılmamıştır.
78. Öte yandan somut olayda işverenin yaptığı müdahaleninkapsamının tartışılması gerekir. Bu bağlamda yargılama kapsamında işverentarafından sunulan başvurucunun yazışmaları ve yargılama süreci bir bütünhâlinde değerlendirildiğinde işverenin yazışma içeriklerine A.A.Y.nin vebaşvurucunun rızası hilafına erişim sağladığı, A.A.Y. ile başvurucu arasındageçen yazışmalar dışında üçüncü kişilerle olan yazışmaların da incelendiği,ayrıca incelemeye dayanak gösterilen iddialarla sınırlı bir denetimyapılmayarak konu ile ilgili olup olmadığı belirsiz içeriklere de erişildiği vebu içeriklerin de iş akdinin feshine dayanak yapıldığı görülmüştür. Dolayısıylabaşvurucunun kişisel verisi kapsamında olan e-postaları ile ilgili olaraktrafik bilgisi ile yetinilmediği gibi içeriklerine de kapsamı belirsiz olacakşekilde erişildiği ve bunların kullanıldığı anlaşılmıştır.
79. Açıklanan gerekçelerle özel hukuk iş ilişkilerindendoğan uyuşmazlığı karara bağlayan derece mahkemeleri tarafından yukarıdabelirtilen anayasal güvenceleri gözeten özenli bir yargılama yapılarak pozitifyükümlülüklerin yerine getirilmediği anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın20. maddesinde güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıile Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetininihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
80. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
81. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş; 10.000TL manevi tazminat ve zararların giderilmesi talebinde bulunmuştur.
82. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK] B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
83. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
84. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yenidenyargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunuöngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlıolarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanınyenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılamasebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemeninyasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlalkararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalinsonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
85. İncelenen başvuruda kişisel verilerin korunmasınıisteme hakkı ve haberleşme hürriyetiyle ilgili anayasal güvenceleri gözeten biryargılama yapılmaması nedeniyle anılan hak ve özgürlüğün ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
86. Bu durumda kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıile haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yenidenyargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılamakararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenlerigideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
87. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kişisel verilerin korunmasını istemehakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 8.000 TLmanevi tazminat ödenmesine, tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine kararverilmesi gerekir.
88. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimlikbilgilerinin gizli tutulmasına ilişkin talebinin KABULÜNE,
B. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ilehaberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan kişiselverilerin korunmasını isteme hakkı ve Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasınıisteme hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 8. İş Mahkemesine(E.2015/105, K.2015/566) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 8.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 9. HukukDairesine GÖNDERİLMESİNE,
I. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 17/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.