TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
EYÜP ENSAR EKŞİOĞLU VE S.S. KUTLU BİRLİK KONUT YAPI KOOPERATİFİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/39522)
Karar Tarihi: 28/6/2022
R.G. Tarih ve Sayı: 19/8/2022-31928
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Kenan YAŞAR
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucular
:
1. Eyüp Ensar EKŞİOĞLU
2. S.S. Kutlu Birlik Konut Yapı Kooperatifi
Başvurucular Vekili
:
Av. Pelin TÜMKAYA AŞKAR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, binanın yıkımına yetkisiz makam tarafındankarar verilmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 28/11/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyoncabaşvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
5. İstanbul ili Kartal ilçesi Karlıktepe Mahallesi'ndekâin 7870 ada 1 parsel, 2274 ada 494 ve 496 parsel, 7871 ada 1 parsel numaralıtaşınmazların malikleri A.Ş. ve Y.K.Ç. ile başvurucular arasında 13/8/1996tarihinde akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden KartalBelediyesi (Belediye) 10/7/1997 tarihinde başvurucular adına yapı ruhsatıdüzenlemiştir. Ruhsatın onaylanmasından sonra başvurucular, EkşioğluSiteleri olarak isimlendirdikleri yapının inşasına başlamıştır.
6. Belediye ekipleri tarafından yapılan denetimlerdemimari projenin hilafına büyümeler yapıldığı tespit edilerek 29/5/1998tarihinde yapı tatil zaptı düzenlenmiştir. Yapı tatil zaptına rağmen inşaatınyapımına devam edildiği hususu 5/6/1998 ve 3/8/1998 tarihli tutanaklarla tespitedilmiştir.
7. Belediye Encümeni 20/10/1998 ve 27/10/1998 tarihliişlemlerle, ruhsat ve projeye aykırı olarak bazı bloklarda yapılan büyümelerinyıkılarak buraların projeye uygun hâle getirilmesine 3/5/1985 tarihli ve 3194sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca karar vermiştir. Belediyenin derecemahkemesindeki yargılama sürecine yansıyan savunmalarından yıkım işleminin,yıkım için açılan ihalelere katılımın olmaması sebebiyle yıllarcagerçekleştirilemediği anlaşılmıştır.
8. Arsa sahipleri A.Ş. ve Y.K.Ç., başvurucular ilebaşvuruculardan bağımsız bölüm satın alan kişiler aleyhine İstanbul Anadolu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde 22/3/2004 tarihinde dava açmıştır. Anılan davadabaşvurucuların projeye aykırı yapı inşa ettiği de ileri sürülerek kat karşılığıinşaat sözleşmesinin feshi, sicilin düzeltilmesi ve inşaatla ilgili olarakyıkım kararı verilmesi talep edilmiştir. Söz konusu davada 17/1/2014 tarihindeverilen kararla; payını üçüncü bir kişiye devreden A.Ş. yönünden davanınreddine, Y.K.Ç. yönünden ise kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine, katkarşılığı inşaat sözleşmesi gereğince başvuruculara devredilen bağımsızbölümlerin tapu kaydının 1/2 oranında iptali ile Y.K.Ç. adına tescilinehükmedilmiş ise de yıkım talebi reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde inşaatınkat karşılığı inşaat sözleşmesine aykırı yapıldığı belirtilmiştir. Karardaayrıca bilirkişi raporuna atıfla inşaatın projeye uygun hâle getirilmesininmümkün olmadığı da vurgulanmış, yıkım talebinin reddiyle ilgili olarak herhangibir gerekçeye yer verilmemiştir. Karar, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin14/12/2017 tarihli kararıyla bozulmuş olup dava derdesttir.
9. Arsa sahipleri 19/6/2018 tarihinde Belediyeye müracaatederek kendilerine ait olan altı bloku 1998 tarihli yıkım kararlarına istinadenkendilerinin yıkması için izin verilmesini talep etmiştir. Söz konusu kişiler12/10/2018 tarihinde Belediyeye bir kez daha müracaat ederek kendilerine aitolmayan ancak natamam hâldeki diğer blokların da yıktırılması için izinverilmesi talebinde bulunmuştur.
10. Belediye zabıta ekipleri 25/10/2018 tarihindeyaptıkları yoklamada taşınmazın metruk konumda olduğunu, bazı blokların Türkçebilmeyen ya da çok az Türkçe bilen bazı kâğıt toplayıcıları tarafındankullanıldığını tespit etmiştir.
11. Yapının tamamının müracaat sahiplerince yıktırılmasıtalebi, Belediye Başkanı'nın 1/11/2018 tarihli oluruyla kabul edilmiştir. Sözkonusu yazıda, taşınmazlar üzerindeki natamam bloklar için 3194 sayılı Kanun'un32. ve 42. maddeleri uyarınca yıkım kararı alındığı ancak yıkım için açılanihalelere katılımın olmaması sebebiyle yıkım işleminin gerçekleştirilemediğivurgulanmıştır. Yazıda, taşınmazlar üzerinde bulunan harabe blokların natamambloklarla birlikte müracaat sahiplerince yıktırılması talebinin 3/7/2005tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 38. maddesinin birinci fıkrasının(l) bendindeki "şartsız bağışları kabul etmek" hükmü uyarıncakabul edildiği belirtilmiştir.
12. Başvurucular bu işlemin iptali istemiyle 16/11/2018tarihinde İstanbul 3. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdareMahkemesi 21/11/2018 tarihinde, usulüne uygun düzenlenmediği gerekçesiyle davadilekçesinin reddine karar vermiştir. Başvurucuların 25/12/2018 tarihindeyeniledikleri dava dilekçesi de 3/1/2019 tarihinde aynı şekilde reddedilmiştir.
13. 5/2/2019 tarihinde ikinci kez yeniledikleri ve İdareMahkemesince reddedilmeyen dava dilekçelerinde başvurucular, yıkım kararı vermeyetkisinin Belediye Başkanı'na değil Belediye Encümenine ait olduğunubelirtmiş; Belediye Encümeninin 1998 yılında verdiği yıkım kararlarının yapınıntamamını kapsamayıp ruhsat ve projeye aykırı olarak eklenen bölümüyle sınırlıolduğunu ifade etmiş, Belediye Başkanı'nın taşınmazın tamamının yıktırılmasınıöngören dava konusu işleminin Belediye Encümeni kararını aşması sebebiyle yetkiyönünden sakat olduğunu savunmuştur. Başvurucular; arsa sahipleri tarafındanyıkım (kal) talebiyle İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılandavanın 17/1/2014 tarihinde reddedildiğini, anılan davanın derdest olduğunu,adli yargıda açılan davada yıkım talebinin reddine karar verilmişken idariişlemle yıkım kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Ayrıca inşaatın metruk değil natamam olduğunu, kat karşılığı inşaatsözleşmesinin hâlihazırda yürürlükte bulunduğunu, inşaat üzerinde hak sahibioldukları inşaatın işgalinin önlenmesi için çalıştırdıkları bekçiler ileailelerinin inşaatta kalmasına izin verdiklerini açıklamışlardır.
14. Belediyenin savunma yazısında öncelikle imar barışısürecinde yıkım işleminin 15/6/2019 tarihine kadar durdurulduğu belirtilmiştir.Belediye, boş bulunan blokların izinsiz olarak kullanıldığını ve güvenliğitehdit edecek hâle geldiğini iddia etmiştir. Belediye ayrıca dava konusuişlemin 1998 tarihli Belediye Encümeni kararlarının uygulanmasına yönelikolduğunu savunmuştur.
15. İdare Mahkemesi 14/5/2019 tarihinde davayıreddetmiştir. Kararın gerekçesinde 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinin ruhsatsızyapılar ve ruhsata aykırı yapılara dair yapılacak işlemlere ilişkin olarakidarelere sadece yetki vermediği, aynı zamanda görev de yüklediğibelirtilmiştir. Kararda, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapı yapılmasıdurumunda idarenin yıkım işlemlerini gerçekleştirme hususunda bağlı yetkiiçinde bulunduğu açıklanmıştır. Yıkım işlemlerinin mali külfet gerektirmesisebebiyle gecikmesinin makul olduğu vurgulanan kararda idare tarafından alınanyıkım kararlarının arsa maliklerince yerine getirilmesi talebinin kabulüneengel bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı ifade edilmiş, yıkım işlemi ilgiliidare tarafından yerine getirilse dahi yıkım masraflarının yapı sahibindentahsil edileceği hususu bir arada değerlendirildiğinde yıkım işleminin arsasahipleri tarafından gerçekleştirilmesi talebinin şartsız bağış olarak kabuledilmesine dair tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
16. Başvurucular bu karara karşı istinaf yolunabaşvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, dava dilekçesindekilere ek olarak esaslıiddialarının İdare Mahkemesi kararında karşılanmadığını ileri sürmüştür.İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi 16/10/2019 tarihindeistinaf istemini esastan ve kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar 30/10/2019tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
17. 3194 sayılı Kanun'un "Ruhsatsız veya ruhsatve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" kenar başlıklı 32.maddesinin olay tarihindeki yürürlükteki hâli şöyledir:
"Bu Kanun hükümlerine göre ruhsatalınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veyaruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulcetespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine,belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapımühürlenerek inşaat derhal durdurulur.
Durdurma, yapı tatil zaptının yapıyerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır.
Bu tarihten itibaren en çok bir ayiçinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak,belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.
Ruhsata aykırılık olan yapıda, buaykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsatauygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçekaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.
Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir,ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idarekurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapısahibinden tahsil edilir."
18. 5393 sayılı Kanun'un "Encümenin görev veyetkileri" kenar başlıklı 34. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Belediye encümeninin görev veyetkileri şunlardır:
...
i) Diğer kanunlarda belediye encümenineverilen görevleri yerine getirmek."
19. 5393 sayılı Kanun'un "Belediye başkanınıngörev ve yetkileri" kenar başlıklı 38. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Belediye başkanının görev veyetkileri şunlardır:
...
h) Meclis ve encümen kararlarını uygulamak.
...
l) Şartsız bağışları kabul etmek.
..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Anayasa Mahkemesinin 28/6/2022 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
21. Başvurucular, Belediye Encümeninin 1998 tarihlikararında sadece inşaatın ruhsata aykırı büyütülen kısımlarının yıkılmasınakarar verildiği hâlde Belediye Başkanı'nın anılan kararın uygulanmasıkapsamında inşaatın tamamının yıkılması yönünde aldığı kararın yetki yönündenhukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucular yetkisiz bir makam tarafındanyıkım kararı verilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.Ayrıca kanun koyucu tarafından belirlenen usule aykırı olarak yıkım kararıverildiği yolundaki iddianın derece mahkemelerince karşılanmamasının gerekçelikarar hakkını, natamam yapının metruk olduğu kabulü üzerinden hükümkurulmasının ve binanın ruhsata uygun hâle getirilmesinin mümkün olduğuyönündeki Belediye yazılarının dikkate alınmamasının adil yargılanma hakkınıihlal ettiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenarbaşlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucuların şikâyetinin özü, kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinadeninşa ettikleri yapının yıkımına karar verilmesine yöneliktir. Bu nedenlebaşvurucuların tüm şikâyetlerinin mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygungörülmüştür.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. MülkünVarlığı
25. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden birkimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğluve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Anayasa'nın 35.maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değerifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkınıkapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülkolarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkulmallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve fikrî hakların yanısıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir(Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
26. Somut olayda yıkımına karar verilen yapı,başvurucular tarafından arsa malikleriyle akdedilen kat karşılığı inşaatsözleşmesine istinaden inşa edilmiştir. Başvurucuların kat karşılığı inşaatsözleşmesinden kaynaklanan haklarının mülk teşkil ettiği açıktır. Öte yandanyıkımına karar verilen bağımsız bölümlerin bir kısmı başvurucularınmülkiyetinde bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesiuyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir menfaatinin mevcutolduğu kabul edilmiştir.
b. MüdahaleninVarlığı
27. Anayasa'nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temaseden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkınamüdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğubelirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş;ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesibelirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangikoşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksunbırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin sonfıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontroletmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazımaddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyanözel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksunbırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özelbiçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017,§§ 55-58).
28. Somut olayda başvurucuların inşa ettiği yapınınruhsata ve projeye aykırı olduğu gerekçesiyle yıktırılması yolunda işlem tesisedilmiştir. Yıkım kararının temel amacı imar mevzuatına aykırı yapıları ortadankaldırmaktır. Bu durumda başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninmülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkinüçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.
c. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
29. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
30. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsızbir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızınAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (RecepTarhan ve Afife Tarhan, § 62). Bu bağlamda öncelikle müdahalenin kanunidayanağının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
31. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyethakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmeksuretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereğiifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasınailişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde de hak veözgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir.Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikliölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır (Ford Motor Company, B. No:2014/13518, 26/10/2017, § 49).
32. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklîmanada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye BüyükMillet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanunadı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlükleremüdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılandüzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartınabağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmününbulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (AliHıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).
33. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerinve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014, § 60). Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının dabireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirliliktaşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulununsağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi vediğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalıolması, müdahaleye ilişkin yeterince erişilebilir ve öngörülebilir kurallarınbulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No:2014/6192, 12/11/2014, § 44).
34. Başvurucular, yıkım kararı verme yetkisinin belediyeencümenine ait olduğunu, somut olaydaki Belediye Encümeni kararında ise yapınınsadece ruhsata ve projeye aykırı olarak yapılan eklemelerin yıkımına kararverildiği hâlde Belediye Başkanı'nın yapının tamamının yıktırılmasına izinverdiğinden yakınmıştır.
35. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinin beşincifıkrasında, ruhsata aykırı olarak yapılan ve süresi içinde ruhsata uygun hâlegetirilmeyen binaların belediye encümeni kararını müteakiben yıktırılacağıhükme bağlanmıştır. Buna göre ruhsata aykırı yapılar hakkında yıkım kararıverme yetkisi belediye encümenine aittir. Nitekim somut olayda da İdareMahkemesinin aksine bir değerlendirmesi söz konusu değildir.
36. 5393 sayılı Kanun'un 38. maddesinin birincifıkrasının (l) bendinde belediye başkanına belediye encümeni kararlarınıuygulama görevi verildiği gözetildiğinde belediye başkanının belediyeencümeninin yıkım kararlarının icrası yönünde işlemler tesis etmesinin kanunidayanağının bulunmadığı düşünülemez. Bununla birlikte belediye başkanınınbelediye encümeninin yıkım kararının kapsamını taşan uygulama işlemlerimülkiyet hakkına yönelik müdahaleyi kanuni dayanaktan yoksun hâle getirebilir.
37. Somut olayda Belediye Encümeninin 20/10/1998 ve27/10/1998 tarihli yıkım kararlarında, tüm yapının değil ruhsat ve projeyeaykırı olarak bazı bloklarda yapılan büyümelerin yıkılmasına karar verdiğiaçıktır (bkz. § 7). Buna karşılık Belediye Başkanı'nın 1/11/2018 tarihlioluruyla yapının tamamının yıktırılması hususunda arsa maliklerine izinverilmiştir. Bu durumda Belediye Başkanı'nın 1/11/2018 tarihli işlemininBelediye Encümeninin 20/10/1998 ve 27/10/1998 tarihli yıkım kararlarınınkapsamını aştığı tartışmasızdır. Dolayısıyla yapının tümü yönünden verilenyıkım kararının kanuni dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmıştır.
38. Öte yandan yapının arsa sahiplerince yıktırılmasınaizin verilen işlemde inşaatın kâğıt toplayıcıları tarafından kullanılmasısebebiyle güvenlik riskine yol açtığı değerlendirmesinde bulunulduğugözlemlenmiştir. Ancak söz konusu yazıda, natamam binaların kullanım biçimiitibarıyla asayiş sorunlarına yol açtığı hâllerde belediye başkanına binanınyıkımına karar verme yetkisi tanıyan herhangi bir kanun hükmünün varlığı iddiaedilmemiştir. Yazıda 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesine atıfta bulunulmaklayetinilmiştir. Anılan madde incelendiğinde belediye başkanına asayişinsağlanması gerekçesiyle natamam binaları yıkma yetkisi veren bir düzenlemeninbulunmadığı görülmektedir. Bu sebeple güvenlik sorununa yol açtığı gerekçesiylebinanın yıkılmasına karar verilmesinin de kanuni temelinin bulunmadığıanlaşılmıştır.
39. Bu durumda başvurucuların inşa ettiği yapınınbütünüyle yıktırılması yolunda arsa sahiplerine izin verilmesi suretiylemülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır. Varılan sonuca göre müdahalenin meşru bir amacının bulunupbulunmadığının veya ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesine gerekgörülmemiştir.
40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. GiderimYönünden
41. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesini ve yenidenyargılama yapılmasına hükmedilmesini talep etmiştir.
42. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesindeyer almaktadır.
43. Başvuruda tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerinceyapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve AnayasaMahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararındabelirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yenidenyargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. MehmetDoğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya vediğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019,§§ 53-60, 66; Kadri EnisBerberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereİstanbul 3. İdare Mahkemesine (E.2019/356, K.2019/1253) GÖNDERİLMESİNE,
D. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 28/6/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.