TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
F.A. ve M.A. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/655)
Karar Tarihi: 20/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucular
:
1. F.A.
2. M.A
Vekili
:
Av. Abdulhalim YILMAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, başvurucuların 24/11/2011 ile 10/12/2012 tarihleriarasında Kumkapı (İstanbul) Geri Gönderme Merkezinde (Kumkapı GGM/Merkez)herhangi bir yargısal karar olmaksızın, yeterli güvenceler sağlanmaksızınkanuna aykırı olarak keyfî bir şekilde ve sağlıksız koşullarda382 gün boyunca idari gözetim altında tutuldukları, evli olmalarına rağmenbirlikte kalmalarına izin verilmediği, bu süre içinde serbest bırakılmalarınısağlayacak etkili bir kanun yolu bulunmadığı, bu nedenlerle Anayasa’nın 17.,19., 20., 36., 40. ve 41. maddelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 9/1/2013 tarihinde Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 10/6/2013 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm tarafından 24/7/2013 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/9/2013 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 23/10/2013tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşünekarşı beyanlarını 7/11/2013 tarihinde sunmuşlardır.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Bakanlıkgörüş yazısında bildirilen hususlar çerçevesinde ilgili olaylar özetleşöyledir:
8. Özbek kökenli Kırgızistan Cumhuriyeti vatandaşları olanbaşvurucular, kendi iddialarına göre ülkelerinde çıkan Özbek-Kırgız çatışmasısonucunda süreklilik arz eden çatışma ve gerginlik ortamında can güvenlikleritehlikeye girdiğinden zorunlu olarak ülkelerini terk etmiş ve iltica talebiyleTürkiye’ye gelmişlerdir.
9. Başvurucuların, uluslararası terörizm faaliyetleri ilebağlantılı oldukları şüphesinin oluşması üzerine 2011 yılında genel güvenliktahdit koduyla haklarında Türkiye’ye giriş yasağı konulmuştur.
10. Başvurucular, bilinmeyen bir tarihte İçişleri Bakanlığınabaşvuruda bulunarak iltica talebinden bulunmuşlardır. Başvurucular, yinebilinmeyen bir tarihte paralel prosedür çerçevesinde iltica başvurusu içinBirleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine müracaat etmişlerdir.Başvurucuların iltica talepleri İçişleri Bakanlığınca kabul edilmemiş ve bukarara itirazları da anılan idarece reddedilmiştir. Başvurucuların, belirtilenolumsuz işlem aleyhine Ankara 3. ve 6. İdare Mahkemesinde açtıkları iptaldavaları da reddedilmiştir.
11. Başvurucuların iltica talepleri üzerine, İçişleri Bakanlığının21/10/2011 tarihli ve 28882-208129 sayılı yazısı gereği, İstanbul EmniyetMüdürlüğünün 21/10/2011 tarihli “tebliğtebellüğ tutanağı” ile başvurucuların Çankırı iline sevklerine kararverilmiştir.
12. Ancak kendi beyanlarına göre başvurucu Bayan F.A.nın hastalığı ve tedavisinin devam etmesi nedeniyleİçişleri Bakanlığı tarafından uygun görülen süre içerisinde her iki başvurucuda Çankırı iline gidememiştir.
13. Bu nedenle başvurucular firari sayılarak 24/11/2011 tarihindeİstanbul Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğü tarafından tekrar idarigözetim altına alınmış ve Kumkapı GGM’yeyerleştirilmişlerdir.
14. Başvurucular Kumkapı GGM’de tutulmaktaiken İçişleri Bakanlığı Yabancılar Hudut ve İltica Daire Başkanlığının6/12/2011 tarihli yazısıyla sığınma talepleri ile ilgili öne sürdüklerigerekçelerin 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi ve 1994 tarihli Yönetmelik (bkz. §33) çerçevesinde değerlendirildiği ve sığınmacı olabilmek için gereklikriterleri taşımadıkları kanaatine varıldığı, bu nedenle başvurucularasığınmacı statüsü verilmesinin uygun görülmediği bildirilmiştir.
15. Başvurucular, İçişleri Bakanlığının söz konusu kararına karşıkendilerine verilen üç günlük süre içerisinde itiraz ederek anılan kararın birkez daha gözden geçirilmesini talep etmişlerdir.
16. Bu itiraz üzerine yapılan inceleme sonucunda İçişleriBakanlığının 23/12/2011 tarihli yazısı ile başvurucuların talepleri nihaiolarak reddedilmiştir. Ayrıca başvurucuların durumu, 1994 tarihli Yönetmeliğin6. maddesi gereğince yabancılarla ilgili genel hükümler çerçevesindedeğerlendirilmiş ve “ikincil koruma”kapsamına alınmaları da anılan Bakanlığın aynı tarihli yazısıyla uygungörülmemiştir.
17. Başvurucuların avukatı tarafından 5/12/2012 tarihinde İçişleriBakanlığı Yabancılar Hudut ve İltica Daire Başkanlığına dilekçe ile müracaatedilerek başvurucuların sığınma dosyalarının tekrar açılması, idari gözetiminsonlandırılarak serbest bırakılmaları ve gidebilecekleri üçüncü bir ülke teminedilinceye kadar kendilerine insani mülahazalarla ikamet izni verilmesi talepedilmiştir.
18. Bu talep üzerine İçişleri Bakanlığının 7/12/2012 tarihli ve37209-222452 sayılı talimat yazısı ile “SığınmaBaşvuru Sahibi” statüsündeki dosyaları kapatılan, haklarında15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun mülga 8. maddesineistinaden Türkiye’ye giriş yasağı ve 15/7/1950 tarihli ve 5683 sayılı mülgaYabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun’un 19. maddesiçerçevesinde Türkiye’de kalmaları uygun görülmeyerek sınır dışı kararlarıalınan başvurucuların çıkış yapabilecekleri üçüncü bir ülke bulunana kadarhaklarında Türkiye’ye giriş yasağı kararı saklı kalmak kaydıyla 5683 sayılımülga Kanun’un 23. maddesine istinaden belge tanzim edilerek başvurucularaverilmesi istenmiştir.
19. Bu işlem sonucunda başvurucular, tespit edilen bir adreseyerleştirilmek üzere 10/12/2012 tarihinde serbest bırakılmışlardır.
20. Başvurucular, hâlen İstanbul/Zeytinburnu’nda ikamet etmektedirler.
21. Başvurucular 9/1/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. Kumkapı GGM’nin Durumu
22. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı Ceza veya MuameleninÖnlenmesi Komitesince (CPT) 2009 yılının Haziranayında aralarında başvurucuların tutuldukları Kumkapı GGM’ninde bulunduğu Türkiye’nin farklı illerindeki altı GGM’yeyönelik bir dizi ziyaret gerçekleştirilmiştir. Anılan ziyaretler sonucundahazırlanan 16/12/2009 tarihli raporunun (2009 tarihli CPT Raporu) ilgilikısımları şöyledir:
“…
2007yılının Mart ayında açılan İstanbul-Kumkapı GözaltıMerkezi, 560 kişilik (tutulan 360 erkek ve 200 kadın için) resmî kapasiteyesahip olan, Türkiye’de tutulu bulunan göçmenlere yönelik en geniş tutukluyerleşkesidir. Ziyaret tarihinde merkezde 124 yabancı uyruklu kişibarındırılmaktaydı.
...
44.Ziyaret edilen gözaltı merkezlerindeki maddi koşullara ilişkin olarak heyet,önceki iki hafta boyunca ziyaret edilen birkaç gözaltı merkezinde (özellikleİstanbul-Kumkapı ve Edirne-Tunca) tutulan kişi sayısında keskin bir düşüşolduğunu, söz konusu merkezlerde tutulan tüm kişilerin neredeyse %50’sininserbest bırakıldığının anlaşıldığını belirtmiştir. Bunun ziyaret tarihinde,kuruluşlardaki yaşam koşulları üzerinde faydalı bir etkisi olduğu aşikârdır.
...
45.İstanbul-Kumkapı’da, yeni tutuklu yerleşkesindeki maddi koşullar, İstanbul’dakieski tutuklu yerleşkelerindeki koşullara kıyasla genel olarak çok daha iyiydi[dipnot: Ancak bazı iyileştirmeler ziyaretten çok kısa bir süre öncesindeyapılmıştır (örneğin; duvarların boyanması, dışarıdan temizlikçi görevlileriylesözleşme imzalanması, v.b.)]. Özellikle, tutulmaodalarının çoğu geniş, iyi ışıklandırılmış (gün ışığına iyi erişim ile) ve çoktemizdi.
Bununlabirlikte, mevcut yer ve olanaklar göz önünde bulundurulduğunda, merkezin 560kişilik mevcut resmî kapasitesinin çok yüksek olduğu açıktır. Özellikle,tutulma odalarındaki yaşam alanı yetersizdir (örneğin; 30 yatak için 58 m²) veortak kullanılan odalar boyut ve ekipman bakımından noksandır (örneğin; zemin katında120 yatak bulunurken, ortak kullanılan odalarda sekiz masa ve 23 sandalyebulunmaktadır). CPT İstanbul-Kumkapı Gözaltı Merkezinin resmî kapasitesininönemli ölçüde azaltılması ve ilerideki doluluk düzeyinin daima yeni kapasiteninsınırları içerisinde tutulmasını sağlamak üzere tedbirler alınmasını tavsiyeetmektedir.
...
47.Kırklareli ve çocuklar ile kadınlar açısından İstanbul-Kumkapı istisna olmaküzere [dipnot: Kumkapı’da mevcut avlu öncelikle polis araçları için park alanıolarak kullanılmıştır. Kısıtlı alan bulunmasından dolayı, sadece tutulankadınlar ve çocuklar günlük açık hava egzersizi imkânındanfaydalanabilmekteyken, tutulan erkekler genellikle haftalar hatta aylar boyuncamütemadiyen açık hava egzersizi imkânından yoksun bırakılmışlardır.], ziyaretedilen gözaltı merkezlerinde tutulan yabancı uyruklu kişilere hiçbir açık havaegzersizi imkânı sunulmamıştır.
Ziyaretsonu konuşmaları esnasında heyet derhal bir tespitte bulunmuş ve Türkmakamlarını Ağrı, Edirne-Tunca, İstanbul-Kumkapı, Konya ve Van’daki gözaltımerkezlerinde tutulan tüm göçmenlerin günde en az bir saat boyunca açık havaegzersizi imkânından faydalanabilmelerini sağlamaya yönelik gerekli tedbirlerialmaya çağırmıştır.
Türkmakamları 23 Eylül 2009 tarihli bir yazı ile İstanbul-Kumkapı GözaltıMerkezinde tutulan yabancı uyruklu kişilerin ‘günde ortalama bir saat boyuncaaçık havaya çıkmalarına ve açık hava faaliyetlerinden faydalanmalarına izinverildiği’ hususunda Komiteyi bilgilendirmiştir. ...
CPT buzamana kadar atılan adımları memnuniyetle karşılamakta ve Ağrı veİstanbul-Kumkapı Gözaltı Merkezlerinde tutulan tüm yabancı uyruklu kişileringünde en az bir saat boyunca açık hava egzersizi imkânından faydalandığınailişkin teyidin kendisine ulaştırılmasını istemektedir.
...
51.Ziyaret edilen birtakım gözaltı merkezlerinde, verilen yemeğin kalitesi ve/veyamiktarına ilişkin çok sayıda şikâyet alınmıştır. Söz konusu merkezlerdenbirinin müdürü, kendi deneyimlerine göre günlük kişi başına tahsis edilen bütçeolan 4.60 TL’nin açık bir şekilde yetersiz olduğunu heyete beyan etmiştir. CPT,yabancılara yönelik tüm gözaltı merkezlerinde tutulan göçmenlere temin edilenyemek hizmetinin, hem miktar hem de kalite bakımındanyeterli olmasını sağlamak üzere tekrar gözden geçirilmesini tavsiye etmektedir.
…”
23. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İncelemeKomisyonu, 11/5/2012 tarihinde Kumkapı GGM’ye birziyaret gerçekleştirmiştir. Bu ziyarete ilişkin olarak anılan Komisyon tarafından10/10/2012 tarihinde kabul edilen “Edirne,İstanbul ve Kırklareli İllerinde Bulunan Geri Gönderme Merkezleri Hakkındaİnceleme Raporu” başlıklı raporun (2012 tarihli TBMM Raporu) ilgilikısımları şöyledir:
“…
III.İNCELEMEDE UYGULANAN YÖNTEM
…
Alt Komisyon,geri gönderme merkezlerinde yerinde inceleme yapma yöntemini benimsemiştir. Buamaçla, … 11 Mayıs 2012 tarihinde … İstanbul İli Kumkapı Geri GöndermeMerkezi’nde inceleme gerçekleştirmiştir.
…
İncelemelersırasında illerin valileri, emniyet müdürleri, diğer idari yetkilileri ve gerigönderme merkezlerinde barınan yasa dışı göçmenlerle görüşmelergerçekleştirilmiş, barınma mekânları incelenmiş, çeşitli bilgi ve belgeleredinilmiştir. İncelemelerde mülteciler, sığınmacılar ve yasa dışı göçmenlerleilgili çalışmalarda bulunan sivil toplum örgütlerinden İnsan Hakları AraştırmaDerneği, Mülteciler Dayanışma Derneği, Sığınmacılar ve Göçmenlerle DayanışmaDerneği, İnsan Hakları Derneği, Helsinki Yurttaşlar Derneği, İnsan Hakları veMazlumlar İçin Dayanışma Derneği, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfıve Uluslararası Af Örgütü temsilcileri de incelemelere bilfiil katılarak görüşve önerileriyle Alt Komisyon çalışmalarına katkı sağlamışlardır.
…
V.İNCELEMELER
1. GenelBilgi
Hududumuzdayakalanan yasadışı göçmenlerin sınırdışı edilenekadar barınma iaşe ve sağlık ihtiyaçlarının karşılandığı yerlere geri göndermemerkezi denilmektedir. Ülke genelinde geri gönderme merkezlerinin kapasitesi 35ilde toplam 2945 kişiden oluşmaktadır; ancak faal olarak bu illerden sadece20’sinde bulunan merkezlerde hizmet verilmektedir. Ülkemizdeki yasa dışı göçmensayısının ise geri gönderme merkezlerinin kapasitesinin oldukça üzerinde olduğutahmin edilmektedir.
2. GeriGönderme Merkezlerinde Yapılan İncelemeler
…
c) İstanbulİli Kumkapı Geri Gönderme Merkezi
ca) GeriGönderme Merkezi Hakkında Bilgilendirme
Komisyonumuzİstanbul İli Kumkapı Geri Gönderme Merkezindeki incelemesinden önce İl EmniyetMüdür yardımcısı H… P… ve Komiser E… Y…’dan bilgi almıştır. Edinilen bilgilere göre;
-Yabancılar Şube Müdürlüğü bünyesinde; ikamet, vatandaşlık, sığınma, iltica vesınır dışı işlemleri ile geri gönderme merkezindeki barınma hizmetleriyürütülmektedir.
- Gerigönderme merkezinin profiline bakıldığında daha çok yasa dışı göçmenlerden oluştuğugörülmektedir.
-Misafirhanenin barındırabileceği kişi sayısı 100’ü kadın, 200’ü erkek olmaküzere toplam 300’dür. Burada ülkemizde bulundukları esnada suça karışan,ülkemize illegal yollardan giriş-çıkış yapan/yapmaya çalışan, vize ve ikametsüresi ihlalinde bulunan, izinsiz çalışan yabancı uyruklu şahıslar sınır dışıişlemleri için bekletilmektedir.
- Bina,2007 yılından itibaren geri gönderme merkezi olarak kullanılmaktadır.
- Gerigönderme merkezine yaklaşık 40 farklı ülkeden günlük ortalama 30 ila 40 yabancıteslim edilmekte ve yine günde 30 ila 40 yabancının sınır dışı işlemleriyapılmaktadır.
-Yakalanan yasa dışı göçmenlerden üzerlerinde pasaportu olmayanlarınkonsoloslukları ile irtibata geçilerek belge temin etmek suretiyle ülkelerineçıkışları sağlanmaktadır. Kişinin maddi imkânı varsa kendi imkânları ile uçakbileti alınmakta; ancak yoksa uçak biletleri İkmal Şube Müdürlüğü ve GenelMüdürlük ile yapılan yazışmalar neticesinde devletimizce karşılanmaktadır.
- Güniçerisinde sabah ve akşam devlet bütçesinden, öğlen ise Zeytinburnu BelediyesiAşevinden karşılanmak üzere 3 öğün yemek verilmekte olup, haftanın her günü 24saat sıcak su imkanı sunulmaktadır.
- İlsağlık müdürlüğü tarafından Merkeze gönderilen doktor, haftada bir gün gelipsağlık sorunları olanları muayene etmektedir. Doktorun gelmediği günlerdehastalananlar ise Haseki Hastanesine götürülmekte, acil hastalar için ambulanshizmeti sunulmaktadır. İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı aracılığıyla haftanınbir günü Merkeze gelen psikolog, sadece kadınlara psikolojik yardımdabulunmaktadır. Merkezde kadınlara yönelik kişisel hijyen malzemeleri ile tümkalanlara yönelik temizlik malzemeleri ücretsiz verilmektedir. Ayrıca kıyafetibulunmayanlara kıyafet yardımı yapılmaktadır. Özellikle Pakistan, Afganistan veBangladeş’ten gelenlerin yıpranan giysileri yenileriyle değiştirilmektedir.Merkezde kalan çocuklara oyuncak ve günlük süt verilmektedir.
- Merkezinkonumunun kaçmaya müsait olması nedeniyle sadece haftada 1 gün (özellikle Pazar günü) havanın müsait olduğu zamanlarda, barınanlarbahçede havalandırmaya çıkarılmaktadır. Çocuklar ise istedikleri zamanhavalandırmaya çıkabilmektedir.
- Merkezdebulunan yasa dışı göçmenlerin boş zamanlarını değerlendirmeleri ve bir mesleköğrenebilmeleri için bir takım sosyal faaliyetler sunulmaktadır. Bu kapsamda;geri gönderme merkezindeki spor aletleriyle spor yapma imkanının sağlanmasınınyanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kurslarınca(İSMEK) Merkeze gönderilen hoca tarafından verilen takı kurslarına da katılımsağlanmaktadır. Merkezde ibadethane de bulunmaktadır.
…
- 2010yılı içerisinde İçişleri Bakanlığınca yayımlanan Genelgeye paralel olarak, gerigönderme merkezine gelenlere kendisinin anladığı dilde buraya neden alındığı, hangihaklara sahip olduğu, burada neleri yapmasının yasak olduğu gibi konulardabilgilerin yer aldığı bir bilgilendirme formu verilmektedir. Bu bilgilendirmeformu yaklaşık 40 ila 50 dilde hazırlanmıştır.
- AyrıcaMerkezde herhangi bir suç nedeniyle yakalanıp sınır dışı işlemleri yapılanakadar tutulanlar da yer almaktadır. Ancak bu kişiler suç türüne göre bir ayrımyapılmadan koğuşlarda barındırılmaktadır.
-Yakalananların işlemlerinin yapılacağı süreçte Merkezde barındırılmaları için3’er aylık olurlar alınmakta; ancak ortalama 10 günde işlemleringerçekleştirilip kişilerin sınır dışı edilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. …
- Merkezeilk defa gelen 3 Pakistanlının el ve ayak parmaklarının soğuktan kangrenolduğunun teşhis edildiği, doktorun kesilmesi gerektiğini söylediği, ancaktedaviyi kabul etmedikleri, bunun sebebi olarak da buraya çalışmak içingeldiklerini elleri ve ayaklarının kesilmesi halinde çocuklarına yükolacaklarını söyledikleri, ülkelerine geri gönderilmeyi istemeleri üzerine gerigönderildikleri belirtildi ve Merkezde duygu yüklü olaylarla karşılaşıldığının,yapılan işin bu yönden kolay olmadığının üzerinde duruldu.
cb) GeriGönderme Merkezinde Yapılan Gözlemler
İncelemesırasında Merkezde 291’i erkek, 97’si kadın, 7’si çocuk olmak üzere toplam3[9]5 kişinin bulunduğu bilgisi edinildi. Geri gönderme merkezinin incelemeyapılan diğer iki merkezin aksine şehir merkezinde olduğu görüldü.
Merkezdeerkek ve kadınların koğuşlarının ayrı bloklarda olduğu, koğuşların ayrı ayrıodaları içerdiği ve odalardaki ranza sayılarının değiştiği gözlemlendi.Koğuşlarda bulunan tuvalet ve banyoların hijyen açısından yetersiz durumdaolduğu kanaatine varıldı.
Merkezdesığınmacıların hemen hemen her istediklerini bulabilecekleri büyük bir kantinolduğu, kantinde masa ve sandalyelerin yer aldığı, ayrıca koğuşların önündeyiyecek ve temel ihtiyaçların satıldığı stantlar olduğu görüldü.
Merkezdeher zaman bulunan bir sağlık görevlisinin olmadığı, sağlık hizmetlerinin sadecehaftada bir kez gelen doktor eliyle yürütüldüğü bilgisi verildi.
İhtiyacıolanlara bedava verilecek kıyafetlerin toplandığı bir oda bulunduğu ve bukıyafetlerin Merkeze yapılan bağışlar sayesinde toplandığı bilgisi edinildi.Yine Merkezde yasa dışı göçmenlerin özel eşyalarını emanete bırakabilecekleriemanet odalarının bulunduğu görüldü.
Merkezdebarınanların boş zamanlarını geçirebilecekleri faaliyet odasında İSMEK’ten gelen hocalarca haftada 3 gün çeşitli kurslarverildiği belirtildi.
Merkezdeçocukların günün her anında istedikleri zaman gelip oynayabilecekleri oyunodaları bulunmakta olup odalarda çeşitli oyuncaklar ile aktivite imkânlarıbulunduğu görüldü.
Merkezdehem televizyon odası hem de yemek odası şeklinde kullanılmak üzere ayrılmışodalarda kişilerin sohbet etmekte oldukları ve iyi vakit geçirdikleri görüldü.Burada bulunan televizyonların son teknoloji ve büyük ekranlı oluşu dikkatçekti.
Koğuşlarınbirbirinden demir parmaklıklarla ayrıldıkları; ancak demir parmaklıklarınkişilerin hareket imkânını engellemediği görüldü. Merkezde bulunan yasa dışıgöçmenlerin serbestçe Merkez içinde dolaşabildikleri ve koğuşların koridorundabulunan spor aletlerinde spor yapabildikleri gözlemlendi.
Merkezdekalanların dışarı ile bağlantı kurabilecekleri telefonların olduğu ve bunlarınkoğuş koridorlarında konuşlandırıldığına şahit olundu.
…
VI.DEĞERLENDİRME ve SONUÇ
…
- İstanbulİli Kumkapı Geri Gönderme Merkezi ile ilgili olarak;
1-Merkezin şehir merkezinde, Kumkapı’nın ara sokaklarında oldukça dar bir alandayer aldığı görülmüştür. Merkezde herhangi bir suç şüphesiyle yakalanıp sınırdışı edilene kadar tutulan kişiler barındırıldığından ve bu kişilerinhavalandırmaya çıkarılması halinde kaçma şüphesi olacağından dolayı yasa dışıgöçmenlerin havalandırılma imkânı sunulmayan bir yerde barındırılması uygungörülmemiştir. Bu itibarla Merkezin şehir dışında daha sakin ve geniş bir alanataşınmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
2-Merkezde bulunan suç şüphelisi yasa dışı göçmenlerin şüphe altında olduklarısuçun türüne bakılmadan ve bir farklılaştırmaya gidilmeden aynı koğuşlarayerleştirildikleri görülmüştür; ancak suçların kategorize edilerek kişilerinkoğuşlara yerleştirilmesi ceza hukukunun temel gereklerindendir. Böyleceçalışma izni olmadığı gerekçesiyle yakalanan kişi ile uyuşturucu kaçakçılığıveya adam öldürme şüphesiyle yakalanan kişi aynı yerde barınmamış olacak ve suçtürü itibarıyla Merkezde bir sınıflandırma yapılmış olacaktır.
3-Merkezde yer alan yasa dışı göçmenlerin gerek Merkezin konumu gerek personeleksikliği nedeniyle sadece haftanın bir günü kısa sürelerle havalandırmayaçıkarıldığı bilgisi edinilmiştir. Geri gönderme merkezinin yasa dışı göçmenleriçin hapishaneden farksız hale gelmemesi için en temel hakları olan yaşamahakkının bir uzantısı niteliğindeki bu haktan haftanın her günü dilediklerizaman yararlanmaları sağlanmalıdır. Bunun için Merkezde bulunan personelsayısının artırılması ve yasa dışı göçmenlerin kaçmalarını önleyicimekanizmaların geliştirilmesi, gerekirse Merkezin şehir dışında daha sakin vegeniş bir alana taşınması uygun olacaktır.
4-Merkezin sağlık biriminde haftada bir gün hizmet veren doktor aracılığıylasağlık hizmetleri verildiği bilgisi edinilmiştir. Bunun yasa dışı göçmenlerinsağlık sorunlarını çözmede yetersiz olduğu düşünülmekte olup, en azındanKırklareli ve İstanbul’da yer alan geri gönderme merkezlerindeki gibi haftanınher günü acil durumlarda müdahale edecek bir sağlık görevlisinin görevlendirilmesiningerektiği düşünülmektedir.
5- Merkeziçerisinde bulunan yasa dışı göçmenlerin belli sınırlar içerisinde serbestçedolaşabildikleri görülmüştür. Yasa dışı göçmenlerin boş zamanlarınıgeçirebilecekleri faaliyet odalarında çeşitli kursların verilmesi, kadınlarapsikolog aracılığıyla psikolojik yardımı sağlanması, Merkezde barınanlarınegzersiz yapmalarını sağlayacak spor aletlerinin olması, çocuklara yönelikolarak oyun odalarının bulunması, çocuklara süt ve oyuncak temin edilmesi,kıyafeti olmayanlara kıyafet yardımı yapılması, yasa dışı göçmenlere haklarınınve Merkez kurallarının yer aldığı kendi dillerinde bilgilendirme broşürlerininverilmesi gibi imkânlar Heyetimizce memnuniyet verici bulunmuştur.
- Genelolarak;
1- Yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilene kadar barındırıldığı geri göndermemerkezlerinin yönetim ve kontrolü, Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar ŞubeMüdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Ancak Emniyet Genel Müdürlüğünün asıluğraş alanı ve görevi, önleyici ve koruyucu niteliği ağır basan suç vesuçlularla mücadeledir. Bu nedenle geri gönderme merkezlerinin yönetim vekontrolünün İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulacak olan Göç ve İltica GenelMüdürlüğü tarafından yapılması uygun olacaktır. Bu kapsamda sınır dışıişlemlerinin iltica, sığınma ve göç konusunda eğitim almış personel tarafındanyürütülmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. TBMM Genel Kurulundabulunan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı ile de geri göndermemerkezlerinin İçişleri Bakanlığı tarafından işletileceği belirtilmektedir.
2- Gerigönderme merkezlerinde bulunan yasa dışı göçmenlere ne tür muameleleruygulanacağı ve geri gönderme merkezlerinin işleyişi hakkında tüm geri göndermemerkezlerinde yeknesaklığı sağlayacak bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumgeri gönderme merkezlerinde farklı uygulamalara neden olduğundan bu konuda birdüzenleyici işlem niteliğinde hukuki metin hazırlanması gerekmektedir. NitekimYabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısında da ‘Geri göndermemerkezlerinin kurulması, işletilmesi, devri, denetimi ve sınır dışı edilmekamacıyla idari gözetimde bulunan yabancıların geri gönderme merkezlerine nakilişlemleriyle ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.’ hükmü yeralmaktadır.
…
4- Gerigönderme merkezlerinde bulunan yasa dışı göçmenlerin sayısı, uyrukları vehaklarında yapılan işlemlere (sınır dışı, iltica başvurusu vb.) ilişkin oransalverilerin düzenli olarak tutulması ve herkesin erişimine açık bir şekilde belliperiyotlarla yayınlanması gerekmektedir.
5- Siviltoplum örgütleri temsilcilerine, avukatlara geri gönderme merkezlerine giriş vebilgi talebi hususunda yardımcı olunması gerektiği düşünülmektedir. Siviltoplum örgütlerinin geri gönderme merkezi idaresi ile koordineli bir şekildeçalışmalarına imkân tanınmalıdır.
…
6- Gerigönderme merkezine gelen yasa dışı göçmenlerin uyruklarının tespitindebeyanları esas olduğundan, doğru beyanda bulunup bulunmadıklarının yapılacakmülakatlarda tercümanlar aracılığıyla denetlenmesi gerekmektedir. Bunun yanısıra yasa dışı göçmenlerle iletişimin sağlanmasında da tercümanların önemibüyüktür. Bu nedenle geri gönderme merkezlerinde farklı dillerden tercümanlargörevlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.
7-Ülkemizde uluslararası koruma ve yabancılarla ilgili hususlarda bir kanunbulunmamakta; insan haklarını, milli güvenliği ve uluslararası ilişkileridoğrudan etkileyen bu son derece önemli konu, idari düzenlemeler aracılığıylayürütülmeye çalışılmaktadır. Bu itibarla kanunla düzenlenmesi gerekirken dahaçok ikincil düzenlemelerle yürütülen uluslararası koruma ve yabancılar konusu,kanun ve kanun temelinde hazırlanacak düzenlemelerle yürütülmeli, uluslararasıinsan hakları standartlarına uyumlu bir uluslar arasıkoruma sistemi hayata geçirilmelidir. Bu bakımdan TBMM Genel Kurulu gündemindebulunan ‘Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı’nın bir an öncekanunlaşmasında fayda bulunmaktadır.
…”
24. Türkiye İnsan Hakları Kurumu (İHK) tarafından Kumkapı GGMhakkında Kasım 2014 tarihli “İstanbul GeriGönderme Merkezi Raporu” yayımlanmıştır. Rapora esas ziyaret tarihi2/5/2014’tür. Raporda, Kumkapı GGM’nin özellikleri vebu Merkezde kalanlara sunulan hizmetlere ilişkin ayrıntılı bilgiler yeralmaktadır. Anılan Raporda yer alan bazı bilgiler şöyledir:
“A. MERKEZYETKİLİLERİNDEN ALINAN BİLGİLER:
13.İstanbul Geri Gönderme Merkezinde, 02.05.2014 tarihi itibarıyla 350 kişikalmaktadır. 28.04.2014 tarihinde, merkezde tutulan kişi sayısı 228 erkek, 149kadın ve 7 çocuk olmak üzere toplam 384’tür.
- Merkezegünde ortalama 30-40 kişi gelmekte, aynı miktarda kişi de çıkmaktadır.
- Kişiülkesine dönmek istemiyorsa ve başvuru yapmışsa iltica prosedürü ortalama 3-4ay sürmektedir.
-Büyükşehir Belediyesine bağlı Sağlık A.Ş. tarafından iki ayda bir geneltemizlik yapılmaktadır. Koğuş temizliği alıkonanlarca yapılmaktadır.
- Haftadabir perşembe günleri doktor gelmektedir. Hastaların ilaçları teminedilmektedir.
- Merkezde08.00-17.00 saatleri arasında çalışan hemşire mevcuttur. Acil durumlarda 24saat ambulans gelmektedir.
- Yemekiçin günlük iaşe bedeli 9 TL olup, yemek, ihaleyi kazanan firma tarafındanverilmektedir. Bu bedel İstanbul şartlarında yetersiz kalmaktadır. Öğlen veakşam yemeğinde sıcak yemek verilmekte ve aylık kalori hesabı dikkatealınmaktadır.
-Havaların iyi olduğu mevsimlerde, saat 17.00’den sonra kişiler havalandırmayaçıkmaktadırlar, ancak kış mevsiminde hasta olmamaları için havalandırmayaçıkartılmamaktadırlar. Bahçe, emniyetten gelen kişiler ve giriş çıkış yapanaraçlar için kullanılmaktadır.
…
B. MERKEZDETUTULAN KİŞİLERDEN ALINAN BİLGİLER
14.İdarenin kullandığı birimlerden demir kapılarla ayrılan mekânda,koğuşlar(üniteler) bulunmaktadır. Koğuş kapıları açıktır. Genel olarakkoğuşların bulunduğu mekânın çok pis, bakımsız ve kalabalık olduğu, kadınlarınkendi çamaşırlarını ellerinde yıkadıkları, yataklarda nevresim ve yastıkolmadığı gözlemlenmiştir. Koridor ve yemekhane olarak kullanılan büyük birsalon bulunmaktadır. Koridorda üç adet spor aleti mevcuttur.
C. YAPILANGÖZLEM VE DEĞERLENDİRMELER
1.Merkezde Tutulanların Açık Havaya Çıkartılmaması
…
16. MerkezMüdürü, yapılan görüşme sırasında, gözetim altındakilerin binanın bahçesindehava alma imkânını hafta içinde saat 17.00’den sonra günde 45 dakika, haftasonlarında ise günde 2-3 saat sağlamaya çalıştıklarını, kış aylarında isesoğuktan hastalanabilecekleri endişesiyle açık havaya çıkış iznivermediklerini, zaten gözetim altındakilerin de soğuk nedeniyle çıkmakistemediklerini ifade etmiştir. Ayrıca, Müdür, binada tutulanların güvenli birşekilde hava alabilecekleri bir mekânın da bulunmadığını ifade etmiştir.
17.İnceleme esnasında görüşülenler ise, belirtilen şekilde hava alma imkânıverilmediğini beyan etmişlerdir. Ziyaret, Mayıs ayındagerçekleşmiştir. Kadın koğuşunda görüşülenler en son iki hafta önce bahçeyeçıkartılmıştır. Üç ya da dört aydan beri Merkez’de olduğunu ancak bütün bu süreboyunca sadece iki defa dışarı çıktığını beyan eden ve bir yaşında bebeğibulunan kişiler bulunmaktadır.
…
21. TBMMİnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun 2012 tarihli raporuna göre de, ‘… havalandırmaya çıkarılması halinde kaçma şüphesiolacağından dolayı yasadışı göçmenlerin havalandırılma imkânı sunulmayan biryerde barındırılması uygun görülmemiştir.’ Raporda, ‘personel yetersizliğinedeniyle haftanın sadece bir günü kısa süre’yleçıkarılmanın yetersiz olduğu, havalandırmaya çıkmanın yaşam hakkının biruzantısı olduğu ve haftanın her günü diledikleri zaman yararlanmalarınınsağlanması gerektiği’ ifade edilmiştir...
23. Bunakarşın Merkezde tutulanların bahçeye çıkartılmamalarının ana gerekçesi,yetkililerin ‘bahçede araç çıkışı olduğu ve güvenlik sağlanamayacağı’ ve ‘kışaylarında çıkartırlarsa hasta olacakları’ iddiasıdır. … Merkezin bulunduğu yeritibarıyla mesai saatleri içinde araçların durmasına izin verilmediği ve bunedenle de park yeri olarak bahçeye ihtiyaç duyulduğu dile getirilmiştir.
24. Merkezyetkilileri bahçeye çıkarılmama konusunda, bahçede güvenlik sorunu olmasınıgerekçe göstermektedir. Bahçenin, merkeze gelen araçların giriş çıkışı ve araçlarınpark etmesi için ayrıldığı, bu nedenle kişilerin bahçeye çıkartılmadığı, aksidurumda kaçışlar olabileceği ifade edilmektedir.
…
2.Merkezde Kapasitenin Çok Üstünde Kişinin Barınması
…
29.İstanbul Geri Gönderme Merkezinin normal kapasitesi, 200 erkek, 100 kadın olmaküzere toplam 300 kişidir. Merkezde, incelemenin yapıldığı haftanın ilk günü,384 kişinin kaldığı tespit edilmiştir. Sivil toplum kuruluşları da, genel olarak 400 ile 500 arasında kişinin tutulduğunubeyan etmişlerdir.
30. 64metrekarelik bir alanda 40 kişi kalmaktadır. Koğuşlarda yapılan incelemede,ranzaların bitişik nizam şeklinde dizildiği ve mekânın tahammül sınırlarınızorlayacak derece kalabalık olduğu görülmüştür. Ranzalarda yer kalmamasınedeniyle, bazı kişilerin yere battaniye sererek yattığı görülmüştür.
…
31. …karşılamamaktadır.5 [Dipnot 5: Geri Gönderme Merkezinde 300 kişilikkapasitede bile bir kişiye yaklaşık 3 m2 alan düşmektedir. Bu sonuçCPT standartlarının yarısından daha azına denk gelmektedir. Kaldı ki, ortalama400-500 kişi civarında kişi kalmaktadır. Dolayısıyla CPT tarafından öngörülen(her bir tutuklu veya hükümlü için asgari 7 m2’lik alan)standardının çok altında olduğu konusunda kuşku yoktur. (CPT standartları, Bkz.CPT/Inf (92)3 §43 http://www.cpt.coe.int/turkish.htm)Nitekim bu konu AİHM’nin Yarashonen Kararındadeğerlendirilmiş olup ‘Meclis raporunda tespit edilen 297 erkek tutulan olduğudikkate alındığında, ayrılan yerin 2.27 m2 olup sadece bu durumuntek başına 3. maddenin ihlali niteliğinde olduğu’ ifade edilmiştir. (Paragraf8)]
…
77.Merkezlerin erişimi zor olup, etkili bir denetlemesi de bulunmamaktadır.Avukata erişim imkânı olmayan ve daha sonra ülkeden sınır dışı edilenyabancıların geri gönderme merkezinde maruz kaldıkları insan haklarıihlallerini pratikte şikâyet etmeleri mümkün değildir. Başvurucuların yabancıolması, dil bilmemesi, avukata erişimin zor olması nedeniyle Merkezin yargısaldenetimi ve memurlar hakkında yapılan şikâyetler çok az sayıdadır. Merkezdetutulanlar genellikle sınır dışı edildiği için bir daha Türkiye’ye dönmesioldukça zordur. Bu nedenle, şikâyet konusu olaylar, adli mercilere intikaletmemektedir.
…”
25. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından Kumkapı GGM’nin tutma koşullarına ilişkin verilen bilgiler, AİHM’in Yarashonen/Türkiye (B. No: 72710/11, 24/6/2014, §§18-19) kararında şöyle özetlenmiştir:
“18.Hükümet, başvuranın tutulduğu Kumkapı Geri Gönderme Merkezinin 300 kişilikkapasiteye sahip olduğunu ileri sürmüştür. Tutulan kişiler üç kattabarındırılmaktır. İlk iki kat tutulan erkeklere, üçüncü kat ise kadınlaraayrılmıştır. Her katta sırasıyla 50, 58, 69, 76 ve 84 metrekare büyüklüğündebeş yatakhane bulunmaktadır. Tutulan erkeklere ayrılan on odanın her birinde onbeş ile yirmi arasında yatak bulunmaktadır ve tüm odalar yeterincehavalandırılmaktadır. Ayrıca her katta beş duş ve altı tuvaletin yanı sırakahvaltı, öğle ve akşam yemeğinin her gün tüm katlarda servis edildiği 69metrekarelik bir kafeterya bulunmaktadır. Tutulan kişilerin uygun havakoşulları mevcut olduğunda açık hava egzersizi yapma hakkı bulunmaktadır. Herperşembe günü bir doktor müessesede hazır olmakta ve tutulan kişilerin ayrıcaacil durumlarda tıbbi tedaviye erişimi mümkün bulunmaktadır. Tesisteki hijyenegelince, geri gönderme merkezinde tam zamanlı çalışan altı temizlik görevlisibulunmakta ve bina gerekli olduğu zaman dezenfekte edilmektedir.
19.Hükümet iddialarını desteklemek üzere, diğerlerinin yanı sıra (inter alia) her ikisi de iyiaydınlatılmış ve oldukça temiz olan iki yatakhanenin ve tutulan erkekler içinayrılmış katlardan birindeki koridor ve kafeteryanın fotoğraflarını ibrazetmiştir. Toplam yatak sayısının fotoğraflardan belirlenmesinin mümkünolmamasına rağmen, her iki odanın duvarlarına karşı konumlandırılmış ve odanınortasında dar bir koridor bırakan iki sıra ranza bulunduğu gözlemlenmiştir.Bazı ranzalar birbiriyle temas halindeyken, diğerleri ise büyük metaldolaplarla ayrılmıştır. Masa ve sandalye gibi başka hiçbir mobilya odalardamevcut değildir; odalardan sadece bir tanesinde yatakların üstünde battaniyelervardır ve diğer odada hiçbir yatak takımı bulunmamaktadır. Kafeteryanın herkatında bir televizyon mevcuttur. Ayrıca, tutulan erkeklere ayrılmış katlardanbirine ait koridorun fotoğrafında metal bir mekik aleti ve bir egzersizbisikleti görünmektedir.”
26. Yarashonen/Türkiye kararında ayrıca, BM Göçmenlerin İnsan Hakları Özel Raportörütarafından Kumkapı GGM hakkında hazırlanan Rapor’danalıntılar yapılmıştır. Anılan kararda yer verilen BM Raporu’nun ilgili kısımlarışöyledir:
“30.Birleşmiş Milletler (“BM”) Göçmenlerin İnsan Hakları Özel Raportörü François Crépeau, Türk Hükümeti’nin daveti üzerine 25-29 Haziran2012 tarihleri arasında Türkiye’ye resmî bir ziyarette bulunmuştur. François Crépeau diğerlerinin yanı sıra (interalia) Kumkapı ve Edirne’deki geri göndermemerkezlerini ziyaret etmiş ve 17 Nisan 2013 tarihinde BM Genel Kurulu’na birrapor (A/HRC/23/46/Add.2) sunmuştur. Söz konusu raporun ilgili kısımlarıaşağıdaki gibidir:
‘42. ÖzelRaportör ziyareti esnasında göçmenlerin idari gözetim altına alınma nedenleri,bu gözetimin süresi, tutulma koşulları ve idari gözetim altına alınangöçmenlere yönelik güvencelere erişim konularında yetersiz bir düzenlemeolduğunu kaydetmiştir.
...
52. Her nekadar 2010 yılının Eylül ayında Türkiye emniyet makamları tarafından yayınlananbir genelge ile geri gönderme merkezlerinde tutulan düzensiz göçmenlerintutulma nedenleri, tutulma süresi, avukata erişim hakkı ve geri göndermemerkezinde tutulma kararına veya sınır dışı kararına karşı itiraz hakkıkonularında sistematik bir biçimde bilgilendirilmeleri talimatı verilmiş olsada, Özel Raportör’ün Edirne ve Kumkapı geri göndermemerkezlerinde tutulan kişilerle yaptığı görüşmeler, söz konusu genelgeninuygulamada sistematik bir biçimde hayata geçirilmediğini ortaya koymaktadır.
…
54. ÖzelRaportör ayrıca yukarıda anılan geri gönderme merkezlerindeki koşullardan darahatsızlık duymuştur. Çocukların da aralarında bulunduğu idari gözetim altındatutulan kişiler çoğunlukla odalarda veya koğuşlarda kilitli tutulmakta ve dışalanlara erişimleri ya oldukça kısıtlıdır veya hiç bulunmamaktadır. Aşırı kalabalıklık, sağlığa elverişsiz koşullar ve yetersiz gıdadiğer önemli endişe kaynaklarıdır.’
…”
27. Emniyet Genel Müdürlüğünün 16/12/2015 tarihli ve 164529 sayılıyazısının ilgili kısımları şöyledir:
“… KumkapıGeri Gönderme Merkezi’nin 1. ve 2. katının erkeklerin kullanımına açık olmaküzere 3 kattan oluştuğu ve toplamda 300 kişiyi barındırabildiği, 1. katmisafirhanede; 69 metrekarelik bir yemekhanenin, 76, 50, 58 ve 84 metrekarelik4 yatak odasının, 5 duş ve 6 tuvaletin bulunduğu, 2. kat misafirhanede; 69metrekarelik bir yemekhanenin, 69, 76, 50, 58 ve 84 metrekarelik 5 yatakodasının, 5 duş ve 6 tuvaletin bulunduğu, 3. kat bayanlar misafirhanesinde ise;69 metrekarelik bir yemekhanenin, 69, 76, 50, 58, ve 84 metrekarelik 5 yatakodasının, 5 duş ve 6 tuvaletin bulunduğu, 1. kat misafirhanesinde 44, 2. katmisafirhanesinde 76, 3. kat misafirhanesinde ise 70 adet çiftli ranzanınbulunduğu,
AyrıcaGeri Gönderme Merkezinde hava şartlarına göre sığınmacıların merkezin bahçesineçıkartılarak temiz havadan faydalanmalarının sağlandığı, başvuranların datutulduğu süre içerisinde hava almasına imkân verildiği, çocukların ise oyunparkında oynadıkları, aynı zamanda kapalı bir çocuk oyun bölümünün bulunduğu,merkezin içerisinde bir kantinin yer aldığı ve kantin görevlilerinin sabah,öğlen ve akşamları katlara çıkarak talepler doğrultusunda hizmet verdikleri,şahısların özel ihtiyaçlarını buradan sağladıkları, misafirhanede kalanlara üçöğün yemek verildiği, çocuklar için günlük 500 ml sütün dağıtıldığı, temizliğinözel bir temizlik firması aracılığı ile 6 görevli tarafından yapıldığı vekatların ilaçlandığı, katlara sıvı sabun, banyo sabunu vb. temizlikmalzemelerinin kesintisiz verildiği, katlarda 24 saat kesintisiz sıcak ve soğuksuyun bulunduğu, TV izleme, spor yapma, dinlenme odaları ve mescit gibiihtiyaçlarının karşılandığı, geri gönderme merkezinde kalan şahıslarınhastalanmaları ve acil durumlarda 112 acil servis yardımı ve günlük şikâyetdurumuna göre oluşturulan hastane ekibince tedavilerinin zaman kaybedilmedenyapıldığı, ayrıca haftada bir gün İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nden gelendoktor vasıtasıyla şahısların muayene ve tedavilerinin yapıldığı, gerekgörülmesi durumunda bir üst sağlık kuruluşuna sevklerinin yapıldığı, 1. dereceyakını olan ziyaretçilerle görüşmelerin yaptırıldığı anlaşılmıştır.”
28. Emniyet Genel Müdürlüğünün belirtilen yazısı ekinde sunulan,İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 3/12/2015 tarihli yazısının ilgili kısımlarışöyledir:
“… [Ş]ahısların tutulduğu … 06.10.2011-10.12.2012 tarihleriarasındaki defter kayıtları incelendiğinde ortalama rakamın 310-350 [kişi]olduğu … anlaşılmıştır.”
C. İlgiliHukuk
1. UlusalHukuk
29. 5682 sayılı mülga Kanun’un 4. maddesi şöyledir:
“Pasaportsuz,vesikasız veya usulüne uygun veya muteber olmıyanpasaport veya vesikalarla Türkiye sınırlarına gelen yabancılar geriçevrilirler.
Bunlardan,pasaport veya vesikalarını yolda kaybettiklerini iddia edenlerin, İçişleriBakanlığınca yapılacak soruşturma sonuna kadar, icabederse,en yakın idare merkezine gönderilerek haklarında verilecek kararlara göre işlemyapılmak üzere mahalli mülkiye amirinin göstereceği yerde oturtulabilmek kaydiyle kabulleri caizdir.
Hükümetinmüsaadesiyle gelen göçmenler ellerinde Türk konsolosluklarının veya göçmensevkı için yabancı memleketlere Hükümetçe gönderilen memur veya heyetlertarafından verilmiş bir vesika bulunmak şartiylepasaportsuz da olsalar Türkiye’ye kabul olunurlar.
Umumiyetlemültecilerin ve iskan hakkındaki mevzuat dışındaolarak yurt tutmak maksadiyle gelen yabancıların,pasaportları olsun olmasın Türkiye’ye kabulleri İçişleri Bakanlığının kararınabağlıdır.”
30. 5682 sayılı mülga Kanun’un “Türkiye’yegirmeleri memnu kimseler” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1.Serseriler ve dilenciler;
2.Delilikle veya bulaşık hastalıkla malül olanlar (Bugibilerden umumi sıhhati ve asayişi tehlikeye sokmıyacakhalde olup kendi vasıtalariyle veya kanuni veli veyavasilerinin maddi himayeleri altında olarak tedavi veya hava değiştirme içingelenler bu hükümden istisna edilebilirler);
3. Türkiye Cumhuriyetinin taraf bulunduğu, mücrimlerin iadesinemütaallik anlaşma veya andlaşmalarlaiadeye esas olarak kabul edilen suçlardan birinden sanık veya hükümlübulunanlar;
4.Türkiye’den sınır dışı edilmiş olupta avdetinemüsaade edilmemiş bulunanlar;
5. Türkiye Cumhuriyetinin emniyetini ve umumi nizamını bozmakniyetiyle veya bozmak istiyenlere ve bozanlaraiştirak veya yardım etmek maksadiyle geldiklerisezilenler;
6.Fahişeler ve kadınları fuhuşa sevkederekgeçinmeyi meslek edinenlerle beyaz kadın ticareti yapanlar ve her nevikaçakçılar;
7.Türkiye’de kalacaklarını beyan ettikleri müddetçe yaşamalarına ve tekrargitmelerine yetişecek paraları bulunmayıp Türkiye’de kendilerini himaye edecekkimseleri bulunduğunu veya Türkiye’de yabancılara kanunla menedilmemiş işlerdenbirini tutacaklarını ispat edemiyenler.”
31. 5683 sayılı mülga Kanun’un 17. maddesi şöyledir:
“Siyasisebeplerle Türkiye’ye sığınan yabancılar ancak İçişleri Bakanlığınca müsaadeolunacak yerlerde ikamet edebilirler.”
32. 5683 sayılı mülga Kanun’un 23. maddesi şöyledir:
“Memleketdışına çıkartılmalarına karar verilipte pasaporttedarik edemediklerinden veya başka sebeplerden dolayı Türkiye’yi terkedemiyenler İçişleri Bakanlığının göstereceği yerdeoturmağa mecburdurlar.”
33. 14/9/1994 tarihli ve 94/6169 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ilekabul edilip 30/11/1994 tarihli ve 22127 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Türkiye’ye İltica Eden veya Başka Bir Ülkeye İltica Etmek ÜzereTürkiye’den İkamet İzni Talep Eden Münferit Yabancılar ile Topluca Sığınma AmacıylaSınırlarımıza Gelen Yabancılara ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine UygulanacakUsul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in (1994 tarihli Yönetmelik) “Karar makamı” kenar başlıklı 6. maddesişöyledir:
“(Değişikmadde 16/01/2006-2006/9938 S.B.K. Yön/3.mad)
Türkiye’yeiltica eden veya başka bir ülkeye iltica etmek üzere Türkiye’den ikamet iznitalep eden münferit yabancıların talepleri, 1951 tarihli Mültecilerin HukukiDurumuna Dair Cenevre Sözleşmesi ile Mültecilerin Hukuki Statüsüne ilişkin 31Ocak 1967 tarihli Protokol ve bu Yönetmelik gereğince İçişleri Bakanlığı’ncakarara bağlanır.
İçişleri Bakanlığı, karar verme yetkisiniuygun göreceği hallerde valiliklere devredebilir.
Valilikçe veya İçişleri Bakanlığı’nca alınankarar valilikler aracılığıyla yabancıya tebliğ edilir.
Talebi kabul edilen yabancı, İçişleriBakanlığı’nca uygun görülecek bir misafirhanede barındırılır veya İçişleriBakanlığı’nca gösterilecek bir yerde serbest ikamet edebilir.
Talebi kabul edilmeyen yabancı bu karara karşı15 gün içerisinde isterse ilgili valiliğe itiraz edebilir.
İtiraz süresi kararın daha hızlı verilebilmesiiçin gerekli görülen durumlarda İçişleri Bakanlığı’nca daha kısa olarakbelirlenebilir.
Karara itiraz eden yabancının bu konudakiifadesi ve ifadesini destekleyen diğer bilgi ve belgeler valilikçe İçişleriBakanlığı’na gönderilir. İtiraz, İçişleri Bakanlığınca sonuçlandırılır ve nihaikarar yabancıya tebliğ edilir.
İtirazları nihai olarak reddedilenlerindurumu, yabancılarla ilgili genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.Yabancılarla ilgili genel hükümler çerçevesinde de ikamet izni verilmesi uygungörülmeyen yabancılara idarece belirlenen süre içerisinde Türkiye’yi terketmeleri gerektiği bildirilir. Ülkeyi terk etmeyen yabancılar, İçişleriBakanlığının talimatı üzerine valiliklerce veya doğrudan karar verme yetkisininvaliliklere devredildiği hallerde, valilikler tarafından re’senTürkiye’den çıkartılırlar.”
2. UluslararasıHukuk
34. CPT tarafından kabul edilen Yabancı Uyruklu Kişilerin TutulmaKoşullarına İlişkin Standartlar’ın (CPT/Inf/E (2002) 1- Rev. 2010) ilgilikısımları şöyledir:
“48. Açıkhavada egzersiz yapma konusunun üzerinde özellikle durulmalıdır. Mahkumların(tercihen genel bir faaliyet programının bir parçası olarak) her gün açıkhavada en az bir saat egzersiz yapabilmesi şartı, temel bir önlem olarak genelkabul görmüştür. CPT, istisnasız bütün mahkumlara (ceza olarak hücre hapsindeolanlar dahil) her gün açık havada egzersiz yapma imkânı verilmesi gerektiğinedikkat çekmektedir. Açık havada egzersiz yapılacak yerlerin makul büyüklükte vemümkün olduğunca kötü hava şartlarında koruma sağlayacak biçimde olmasıgerektiği barizdir.
…
29. CPT’nin bakış açısına göre, kişileri yabancılar mevzuatınagöre uzun süreli olarak özgürlüklerinden mahrum bırakmanın gerekli görüldüğühallerde, bu kişiler özellikle bu amaç için hazırlanmış, hukuki durumlarınauygun bir programa, fiziki koşullara ve uygun nitelikli personele sahipmerkezlerde tutulmalıdır. …
Bu türmerkezlerin yeterli donanıma sahip, temiz ve bakımlı olması ve orada kalankişilere yeterli yaşama alanı sağlaması önemlidir. Ayrıca cezaevi ortamı olduğuizleniminin mümkün olduğu kadar önlenmesi için, mekandüzenlemesine özen gösterilmelidir. Program faaliyetlerine gelince, açık havadaegzersiz, gün içinde zaman geçirilebilecek bir odaya, radyo/televizyona,gazete/dergilere ve diğer uygun dinlenme yollarına (örn.kutu oyunlarına, pinpon masalarına) erişimi içermelidir. Bu kişilerintutuldukları süre ne kadar uzun olursa, onlara sunulan faaliyetler de o kadarkapsamlı olmalıdır.
…
79. Yasadışı göçmenlere uygulanacak tutukluluk durumu, onların özgürlüklerininkısıtlanmasının doğasını yansıtıcı, sınırlı kısıtlamalar içeren ve çeşitlendirilmişetkinlik rejiminden oluşmalıdır. Örneğin, özgürlükten yoksun kılınmış yasa dışısığınmacılar … tutuldukları kurum içindeki hareket sebestliklerimümkün olduğunca az sınırlandırılmalıdır.”
35. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1988 tarihlive 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen Herhangi Bir Biçimde Tutulan veyaHapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler’in “İnsani tarzda muamele yükümlülüğü” kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
“Her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimse,insaniyetin ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygınıngerektirdiği bir biçimde muamele görür.”
36. Anılan Prensipler’in “Tutmanın ve diğer tedbirlerin yargısal denetimi”kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“Her türlü tutma veya hapsetme kararı vetutulan veya hapsedilen bir kimsenin insan haklarını herhangi bir biçimde etkileyen bütün tedbirlere yargısal veya diğer birmakam tarafından karar verilir veya bu tedbirler bu makamların etkilidenetimine tabi tutulur.”
37. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Yürütme Komitesinin (UNCHREXCOM) “Mültecilerin ve SığınmacılarınAlıkonulması” konulu 44 numaralı kararının dördüncü fıkrasının (f)bendi şöyledir:
“YürütmeKomisyonu, Mültecilerin Statüsüne ilişkin 1951 Sözleşmesi’nin 31. maddesi’ni hatırlatarak
...
(f)Mültecilerin ve sığınmacıların alıkonma koşullarının insani olması gerektiğini vurgulamıştır.Özellikle, mülteciler ve sığınmacılar mümkünse, adi suçlu olarak tutulmaktaolan kişilerin yanında tutulmayacak ve fiziksel güvenliklerinin tehlike altındaolduğu yerlerde bulundurulmayacaktır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
38. Mahkemenin 20/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
39. Başvurucular, vatandaşı oldukları Kırgızistan’da çıkan iççatışma nedeniyle Türkiye’ye geldikten sonra 24/11/2011 ilâ 10/12/2012tarihleri arasında, Kırgızistan’a sınır dışı edilme riski altında ve herhangibir yargısal merciin kararı olmadan 382 gün boyunca İstanbul EmniyetMüdürlüğüne bağlı Kumkapı GGM’de gözaltındatutulduklarını, söz konusu merkezin dış dünyadan yalıtılmış, giriş çıkışlarısürekli kontrol edilen yüksek güvenlikli bir merkez olduğunu ve aynı zamandayaşam koşullarının sağlıksız, gayriinsani ve onur kırıcı olduğunu, bu nedenleruhsal ve fizyolojik olarak sağlık durumlarının bozulduğunu belirterekAnayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
40. Başvurucular ayrıca Türkiye’de yabancı kişilerin geri göndermemerkezlerinde gayriinsanî ve onur kırıcı muamele oluşturacak biçimde uzun süretutulmaları nedeniyle yapılan şikâyet ve başvuruların sonuçsuz kaldığını, idaremahkemesine açtıkları davanın reddedildiğini, bu nedenle kanun yollarınınkullanılmasının etkili olmadığını belirterek Anayasa’nın 36. ve 40.maddelerinin ihlal edildiğini ifade etmişlerdir.
41. Başvurucular, keyfî ve hukuk dışı gerekçelerle 382 gün boyuncagözaltında tutulmalarının yabancı olmalarından kaynaklandığını ve Türkhukukunda bu tür yabancılara ilişkin gözaltı işlemlerinin yasal denetimininbulunmadığını, ayrıca kendilerine uygulanan özgürlük kısıtlamasının “gözaltı” ve “tutuklama” sayılmaması nedeniyle tazminat talep edilmesininde mümkün olmadığını, niçin tutuldukları konusunda bilgilendirilmediklerini veyetkili bir mahkeme tarafından verilmiş bir tutulma kararı olmadanözgürlüklerinin kısıtlanmış olduğunu belirterek Anayasa’nın 19. maddesininihlal edildiğini belirtmişlerdir.
42. Öte yandan karı-koca olan başvurucular, GGM’detutuldukları süre zarfında aynı binada fakat ayrı yerlerde tutulduklarını, çoksınırlı olarak birbirlerini görmelerine izin verildiğini, bu nedenle ailehayatlarının bozulduğunu belirterek Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerinin ihlaledildiğini iddia etmişlerdir.
43. Nihayet başvurucular, kimliklerinin gizli tutulmasını, adliyardımdan yararlandırılmalarını ve maruz kaldıklarını iddia ettikleri hakihlalleri sonucunda uğradıkları maddi ve manevi zararlar nedeniyle kendilerinehakkaniyete uygun bir tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
45. Başvurucuların, sınır dışı tehdidi altında GGM’detutulduklarına ve GGM’nin tutma koşullarınınelverişsizliğine ilişkin şikâyetlerinin, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
46. Başvurucular, Türkiye’de yabancı kişilerin geri göndermemerkezlerinde gayriinsanî ve onur kırıcı muamele oluşturacak biçimde, uzun süretutulmaları nedeniyle yapılan şikâyet ve başvuruların sonuçsuz kaldığını, idaremahkemesinde açtıkları davaların reddedildiğini, bu nedenle kanun yollarınınetkili olmadığını belirterek Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerinin ihlaledildiğini ifade etmişler iseler de başvurucuların şikâyetleri esas itibarıyla GGM’deki tutma koşullarının denetimi konusundabaşvurabilecekleri herhangi bir makam bulunmamasına ilişkin olup anılanşikâyetlerinin Anayasa’nın 17. maddesi ile bağlantılı olarak 40. maddesikapsamında incelenmesi gerekir.
47. Başvurucuların geri gönderme merkezinde tutulmalarınınkanuniliği, yargısal denetimi, tutma nedenleri hakkında bilgilendirilmeleri vetutma nedeniyle tazminat ödenmesi konularına ilişkin şikâyetlerinin Anayasa’nın19. maddesinde yer alan güvenceler kapsamında incelenmesi gerekir.
48. Başvurucuların; Kumkapı GGM’detutuldukları süre içerisinde aile bütünlüklerinin bozulduğu iddiaları, esasitibarıyla geri gönderme merkezlerinin koşullarının ve bu yerlerdeki tutmarejiminin doğal ve kaçınılmaz sonucudur. Bu nedenle başvurucuların bukapsamdaki ihlal iddialarının Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıkapsamında incelenmesi gerekir.
1. Adli Yardım Talepleri Yönünden
49. Başvurucuların; ülkelerini terk etmek zorunda kaldıkları veherhangi bir gelirlerinin bulunmadığı, uzun süre GGM’detutuldukları, bu nedenlerle geçimlerini önemli ölçüde güçleştirmeksizinyargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları, başvuru formunda sunulanbilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181,17/9/2013) kararında belirtilen adli yardım talebinin değerlendirilmesineilişkin ilkeler temelinde başvurucuların, açıkça dayanaktan yoksun olmayan adliyardım taleplerinin kabulü gerekir.
2. Sınır Dışı Edilmek Üzere İdari Gözetim AltındaTutuldukları Yerin Koşullarının Elverişsizliği Nedeniyle Anayasa’nın 17.Maddesi ile Bağlantılı Olarak 40. Maddesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
50. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun bu kısmının,kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
51. Başvurucular, Türkiye’de yabancı kişilerin gayriinsanî, onurkırıcı muamele oluşturacak biçimde ve uzun süre GGM’detutulmaları nedeniyle yapılan şikâyet ve başvuruların sonuçsuz kaldığını, idaremahkemesinde açtıkları davaların reddedildiğini, bu nedenle kanun yollarınınetkili olmadığını belirterek Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerinin ihlaledildiğini ifade etmişlerdir.
52. Bakanlık görüşünde, başvurucuların sundukları dilekçeiçeriğinden Kumkapı GGM’de kaldıkları süre boyuncaiçinde bulundukları yaşam koşullarının değiştirilmesi için ilgili idari merciebaşvuru yapmadıklarının anlaşıldığı; diğer yandan başvurucuların Ankara İdareMahkemesine açtıkları davaların, kaldıkları koşulların niteliğine yönelikdeğil, iltica talebinin reddi kararına itiraz niteliğinde olduğubildirilmiştir.
53. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, uygulamadaidareye başvurunun hiçbir faydası bulunmadığını, tutuldukları koşullar ileilgili şikâyetleri bakımından Türk hukukunda düzenlenmiş olanbaşvurabilecekleri etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını, AİHM’inbirçok kararında, yabancıların gözaltında tutulması, kötü gözetim koşulları veişkenceye ilişkin şikâyetleri bakımından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) 13. maddesinde öngörülen biçimde etkili bir iç hukuk yolubulunmadığı sonucuna ulaşıldığını belirtmişlerdir.
54. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:
“Anayasaile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makamageciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet,işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağınıve sürelerini belirtmek zorundadır.”
55. Sözleşme’nin “Etkili başvuruhakkı” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilenherkes, söz konusu ihlal resmî bir hizmetin ifası için davranan kişilertarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yolabaşvurma hakkına sahiptir.”
56. Anayasa’nın 40. maddesi, Anayasa ile tanınmış hak vehürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurmahakkını güvence altına almaktadır.
57. İhlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülenve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için de tamamınıntüketilmiş olması gereken idari ve yargısal başvuru yollarının ulaşılabilirolmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz olmaları ve tüketildiklerindebaşvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir.Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıpuygulamada da etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkiliolmadıklarının kanıtlanmamış olması gerekir (RamazanAras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, §§ 28, 29).
58. Kişilerin etkili başvuru hakkı açısından sahip olduklarıgüvencenin kapsamı, ihlal iddiasına konu edilen hakkın niteliğine göredeğişmektedir. Fakat genel olarak ifade edilmelidir ki Anayasa’nın 40. maddesiuyarınca sağlanması gereken başvuru yolunun, hemteoride hem de uygulamada ileri sürülen ihlali önleme, ihlal devam etmekte isesonlandırma veya gerçekleşip sona ermiş ihlallere yönelik olarak da makul birtazmin imkânı sunma açısından etkili olması gerekmektedir (K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015,§ 71).
59. Ancak ihlal iddiasına konu edilen hak Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan “işkence”,“eziyet” veya “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veyamuameleye tabi tutmama yasağı olduğunda Anayasa’nın öngördüğü mutlak yasakgereği, bu haklar açısından sağlanması gereken başvuru yolunun etkiliolmasından söz edebilmek için bu yolun ihlali önleyici ve bazı durumlardasorumluları cezalandırıcı, ayrıca gerektiğinde tamamlayıcı bir unsur olarakmakul bir tazmin imkânını sunan bir yol olması zorunludur. Aksi takdirde bu türihlaller açısından sadece tazmin yollarının öngörülmüş olması, bu türmuamelelere maruz kalan kişilere yapılanları (kısmen/zımnen) meşrulaştırmış vedevletin tutma koşullarını Anayasa’nın güvence altına aldığı standartlarayükseltme yükümlülüğünü kabul edilemez bir şekilde azaltmış olacaktır. Bunedenle somut başvuruda olduğu gibi “insanhaysiyetiyle bağdaşmayan” koşullarda tutulma şikâyetleri açısından,ancak tutulma koşullarının iyileştirilmesi/düzeltilmesi ve ayrıca bukoşullardan kaynaklanan zararların tazmin edilmesini sağlayacak bir başvuruyolunun etkililiğinden söz edilebilir. Elbette ihlal iddialarına konu yerdenayrılmış olunması durumunda yapılacak başvurular açısından hâlihazırdagerçekleşmiş olan maddi ve manevi zararlara karşılık gelecek nitelikte tazminyollarının bulunması da gerekmektedir (K.A.,§ 72).
60. AİHM de Sözleşme tarafından söz konusu hükme atfedilen özelönemin, devlet tarafından tazmin edici bir hukuk yoluna ilaveten bu türmuamelelerin tamamını süratle sona erdirecek etkili bir mekanizma kurulmasınıgerektirdiğini kabul etmektedir (Yarashonen/Türkiye,§ 61).
61. Bireysel başvuru formu, Bakanlık görüşü ve başvurucularınBakanlık görüşüne karşı cevaplarında sunulan bir kısım bilgiler, başvurucuların6/10/2011 ilâ 10/12/2012 tarihleri arasında Kumkapı GGM’detutuldukları yönündedir. Ancak başvurucular, başvuru dosyasına sundukları birkısım belgelerde anılan tarih aralığını 24/11/2011 ilâ 10/12/2012 şeklindeifade etmişlerdir. Bu çerçevede başvurucuların GGM’detutuldukları zaman aralığının asgari, 24/11/2011 ilâ 10/12/2012 (382 gün)olduğunun kabulü gerekir.
62. Bakanlık görüşünde, Anayasa’nın 125. maddesine göre idarenin hertürlü eylem ve işleminin yargı denetimine tabi olduğu ifade edilerekbaşvurucuların GGM’deki iddia edilen kötü yaşamkoşullarının değiştirilmesi için ilgili idari mercie başvuru yapmadıkları ifadeedilmiştir. Ancak Anayasa’nın bahsi geçen hükmü dışında, Bakanlıkçabaşvurucuların tutuldukları dönemde anılan Merkezdeki elverişsiz yaşam koşullarınıönleme ve doğan zararları tazmin etmek üzere belirlenmiş somut bir idari veyayargısal hak arama yoluna atıfta bulunulmadığı gibi atıf yapılan Anayasa’nın125. maddesindeki genel kuralın, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ilegüvence altına alınan hukuksal değerlerin korunması noktasında, çözüm üretmekabiliyetini haiz ve makul bir başarı şansı sunan bir hak arama yolusağladığına dair yargısal pratiği ortaya koyan bir açıklama veya somut herhangibir karar da sunulmamıştır. Kaldı ki yabancıların GGM’detutulma koşullarının incelemeye tabi olduğu varsayılsa dahi bu tür koşullarınhangi standartlara göre değerlendirileceğine dair başvurucuların, tutulduklarızaman periyodunda yürürlükte olan açık bir düzenlemeye rastlanamamıştır.
63. AİHM’in konuya ilişkin Yarashonen/Türkiyekararında; tutulan bir göçmenin, önerilen hukuk yollarından faydalanarakhaklarını savunabildiğini, yani idare mahkemesine veya idari makama yapılanbaşvurunun tutulma koşullarının iyileşmesiyle ve/veya olumsuz maddi koşullarnedeniyle yaşanan ıstırap için tazminata hükmedilmesiyle sonuçlandığınıgösteren herhangi bir adli veya idari kararın, davalı devlet tarafından ibrazedilmediği, niçin ibraz edilmediğine ilişkin bir açıklamada da bulunulmadığıtespitlerine yer verilmiştir. (Yarashonen/Türkiye,§ 63; Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,B. No: 30471/08, 22/9/2009, § 25).
64. 2/5/2014 tarihli ziyarete istinaden düzenlenen İHK raporunda da “Merkezlerin erişimi zor olup, etkili bir denetlemeside bulunmamaktadır. Avukata erişim imkânı olmayan ve daha sonra ülkeden sınırdışı edilen yabancıların geri gönderme merkezinde maruz kaldıkları insanhakları ihlallerini pratikte şikâyet etmeleri mümkün değildir. Başvurucularınyabancı olması, dil bilmemesi, avukata erişimin zor olması nedeniyle Merkezinyargısal denetimi ve memurlar hakkında yapılan şikâyetler çok az sayıdadır.Merkezde tutulanlar genellikle sınır dışı edildiği için bir daha Türkiye’yedönmesi oldukça zordur. Bu nedenle, şikâyet konusu olaylar, adli mercilere intikaletmemektedir.” şeklinde tespitlere yer verilmiş olması,başvurucuların iddialarını güçlendirmektedir (bkz. § 24).
65. Nitekim 2012 tarihli TBMM Raporu’nda da tutulan düzensizgöçmenlere ne tür muameleler uygulanacağı ve işleyişlerinin nasıl olacağıkonularında tüm geri gönderme merkezlerinde yeknesaklığı sağlayacak birdüzenlemenin bulunmadığı, bu durumun farklı uygulamalara neden olduğu, bukonuda düzenleyici işlem niteliğinde bir hukuki metin hazırlanması gerektiğiifade edilmiştir.
66. Başvurucuların tutulma tarihlerinden sonra 11/4/2014 tarihindeyürürlüğe giren 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve UluslararasıKoruma Kanunu’nda da tutulma koşullarının Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasına uygunluğu açısından denetleme ve herhangi bir aykırılık tespitidurumunda koşulların düzeltilmesi veya tutulmanın sonlandırmasına imkânsağlayacak, tutulma koşullarının standartlarını belirleyen bu koşullarınkontrolünü ve gözden geçirilmesini içeren özel nitelikte bir idari veya yargısalbaşvuru mekanizmasının öngörülmediği Anayasa Mahkemesince daha önce kararabağlanmıştır (K.A., § 77).
67. Bu tespitler ışığında GGM’de idarigözetim altında tutulmuş olan başvurucular açısından Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrası ile güvence altına alınan hukuksal değerlerin korunmasınoktasında, teoride ve pratikte çözüm üretme kabiliyetini haiz ve makul birbaşarı şansı sunan etkili idari ve yargısal bir başvuru yolunun bulunmadığıkanaatine ulaşılmıştır.
68. Açıklanan nedenlerle somut başvurunun özel koşullarıçerçevesinde, tutulma koşullarından kaynaklanan Anayasa’nın 17. maddesininihlal edildiği iddiaları açısından Anayasa’nın 40. maddesinin zorunlu kıldığıetkili bir başvuru yolunun bulunmadığı ve dolayısıyla başvurucuların etkili başvuruhaklarının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
3. Kumkapı GGM’nin KoşullarınınAnayasa’nın 17. Maddesini İhlal Ettiğine İlişkin İddialar
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
69. Etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden sunulanBakanlık görüşünde (bkz. § 52), başvurucuların Kumkapı GGM’dekaldıkları süre boyunca içinde bulundukları yaşam koşullarının değiştirilmesiiçin ilgili idari mercie başvuru yapmadıklarına ve ayrıca idari yargıdaaçtıkları davaların, tutma koşullarından ziyade iltica talebinin reddi kararınaitiraz niteliğinde olduğuna dikkat çekilmiştir.
70. Belirtilen Bakanlık görüşünde, esasen Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasının ihlal edildiği iddiası yönünden başvuru yollarınıntüketilmediği olgusuna temas edilmekte ise de yukarıda etkili başvuru hakkıyönünden yapılan inceleme sonucunda Anayasa’nın 17. maddesi ile bağlantılıolarak 40. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmış olması nedeniylebaşvurucuların GGM’deki tutma koşulları ile ilgiliolarak başvuru yollarını tüketip tüketmediklerinin ayrıca tartışılmasına gerekgörülmemiştir.
71. Başvurunun, açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan bukısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
72. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıAnayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birincifıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye“işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veyamuameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
73. Devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkına saygı gösterme yükümlülüğü; öncelikle kamu otoritelerinin bu hakkamüdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (CezmiDemir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
74. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasınınkapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasıgerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğin aşılıpaşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bubağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti,yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23). Değerlendirmeyealınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik deeklenebilir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 83).
75. Anayasa ve Sözleşme tarafından kötü muamele, kişi üzerindekietkisi gözetilerek derecelendirilmiş ve farklı kavramlarla ifade edilmiştir.Dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen ifadelerarasında bir yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir. Bir muamelenin “işkence” olarak nitelendirilipnitelendirilmeyeceğini belirleyebilmek için anılan fıkrada geçen “eziyet” ve “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muamele kavramları ileişkence arasındaki ayrıma bakmak gerekmektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 84).
76. Mağdurları küçük düşürebilecek ve utandırabilecek şekildekendilerinde korku, küçültülme, elem ve aşağılanma duygusu uyandıran veyamağduru kendi iradesine ve vicdanına aykırı bir şekilde hareket etmeyesürükleyen aşağılayıcı nitelikteki daha hafif muamelelerin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muameleveya ceza olarak tanımlanması mümkündür (TahirCanan, § 22). Burada “eziyet”ten faklı olarak kişi üzerinde uygulananmuamele, fiziksel ya da ruhsal acıdan öte küçük düşürücü veya alçaltıcı biretki oluşturmaktadır (Cezmi Demir vediğerleri, § 89).
77. Yukarıda değinildiği üzere, bir muamelenin bu kavramlardanhangisini oluşturduğunu belirleyebilmek için her somut olayın kendi özelkoşulları içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Muamelenin kamuya açık olarakyapılması onun aşağılayıcı ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan nitelikte olupolmamasında rol oynasa da bazı durumlarda kişinin kendi gözünde küçük düşmeside bu seviyedeki bir kötü muamele için yeterli olabilmektedir. Ayrıcamuamelenin küçük düşürme ya da alçaltma kastı ile yapılıp yapılmadığı dikkatealınsa da böyle bir amacın belirlenememesi, kötü muamele ihlali olmadığıanlamına gelmeyecektir. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar,ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamizifadeler, kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme içirme gibi aşağılayıcımuameleler “insan haysiyetiyle bağdaşmayan”muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demirve diğerleri, § 90).
78. Somut olayda olduğu gibi bir kişinin sınır dışı etme işlemininyürütülmekte olması nedeniyle yakalanması veya tutulması mümkündür (Rıda Boudraa, B. No:2013/9673, 21/1/2015, § 73). Bu amaçla idari gözetim altına alınan yabancınıntutulduğu yerdeki maddi koşulların Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıkapsamına girebilmesi için asgari bir eşiğe ulaşmış olması gerekmektedir. Buasgari eşik değerlendirmesi ise koşullarla ilgili tüm verilere, özellikle demuamelenin süresine, fiziksel ya da ruhsal etkilerine ve bazen de mağduruncinsiyeti, yaşı ve sağlık durumuna bağlı olarak yapılmalıdır (Rıda Boudraa, § 60).
79. Bir muamelenin “insanlık dışı”olarak nitelendirilebilmesi için bunun tasarlanarak uygulanmış olmasının yanısıra bedensel yaralanma ya da fiziksel veya ruhsal acıya sebebiyet vermesi;diğer taraftan bir muamelenin “aşağılayıcı”olarak nitelendirilebilmesi için mağdurlarını rencide edecek ve küçültecekölçüde onlara korku, endişe, aşağılanma gibi duyguları hissettirmesi gerekir (Rıda Boudraa, § 61).
80. Bir ceza veya muamelenin, Sözleşme’nin 3. maddesi anlamında “aşağılayıcı” olup olmadığını tespitederken bunların amacının ilgiliyi rencide etme ve aşağılık duruma düşürme olupolmadığının ve etkilerine bakıldığında söz konusu tedbirin, Anayasa’nın 17. veSözleşme’nin 3. maddelerine aykırı şekilde, ilgilinin kişiliğini etkileyipetkilemediğinin araştırılması gerekmektedir. Bununla birlikte böyle bir amacınolmaması, kesin olarak bu hükmün ihlal edilmiş olması ihtimalini devre dışıbırakmamakla birlikte, bir ceza veya muamelenin, “insanlık dışı” ya da “aşağılayıcı”olabilmesi için rencide edilme veya ıstırabın, meşru bir muamele ya da cezanınbarındırdığı rencide olma duygusu ve ıstırabın ötesine geçmiş olmasıgerekmektedir (Rıda Boudraa, § 62).
81. Tutulma koşullarının Anayasa’nın 17. maddesi anlamında “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muameleoluşturup oluşturmadığı incelemesinde bir sonuca ulaşırken bu tür merkezlerdetutulan her bir kişiye düşen yaşam alanı, ağırlıklı olarak dikkate alınmasıgereken bir kriterdir (K.A., §96).
82. AİHM, bu konuda yaptığı incelemelerde kişi başına düşen dörtmetrekare alanın bu konuda asgari standardı oluşturduğuna, kişi başına üçmetrekareden daha az bir alanın düşmesinin de tek başına, tutulma koşullarınınSözleşme’nin 3. maddesinin ihlali sonucu doğurmasına neden olacağına kararvermiştir (Hagyó/Macaristan, B. No: 52624/10, 23/4/2013, §45, Yarashonen/Türkiye, § 72). Öte yandan AİHM, tutulankişilere her gün en az bir saat açık havada egzersiz yapma imkânı verilmesinin,bu kişilerin refahı açısından temel bir güvence olduğunu kabul etmektedir (Ananyev ve diğerleri/Rusya, B. No: 42525/07,60800/08, 10/1/ 2012, § 150).
83. Geri gönderme merkezlerindeki tutma koşullarının Anayasa’nın 17.maddesine uygunluğunun değerlendirilmesinde kişi başına düşen alan hesabınınyanı sıra tutulan kişilerin günlük açık havadan yararlanmaları, kapalımekânların gün ışığı alma ve havalandırılma durumları, kalınan mekânıntemizliği ve tutulan kişilere sunulan sağlık hizmetleri gibi hususların dadikkate alınması gerekmektedir (Yarashonen/Türkiye, § 73). CPT’nin“gözetim altında tutulan göçmenler”hakkında kabul ettiği standartlarda (bkz. § 34) kişileri yabancılar mevzuatınagöre uzun süreli olarak özgürlüklerinden mahrum bırakmanın gerekli görüldüğühâllerde; bu kişilerin özellikle bu amaç için hazırlanmış, hukuki durumlarınauygun bir programa, fiziki koşullara ve uygun nitelikli personele sahipmerkezlerde tutulmaları gerektiği, bu tür merkezlerin yeterli donanıma sahiptemiz ve bakımlı olması ve orada kalan kişilere yeterli yaşam alanısağlamasının önemli olduğu, cezaevi ortamı olduğu izleniminin mümkün olduğukadar önlenmesi gerektiği, programlı faaliyetlerin açık havada egzersiz, güniçinde zaman geçirilebilecek bir odaya, radyo/televizyona, gazete/dergilere vediğer uygun dinlenme yollarına erişimi içermesi gerektiği, bu kişilerintutuldukları süre ne kadar uzun olursa onlara sunulan faaliyetlerin de o kadarkapsamlı olması gerektiği kabul edilmektedir. Bu kapsamda CPT, istisnasız bütünmahkûmlara (ceza olarak hücre hapsinde olanlar dâhil) her gün açık havadaegzersiz yapma imkânı verilmesi ve açık havada egzersiz yapılacak yerlerinmakul büyüklükte ve mümkün olduğunca kötü hava şartlarında koruma sağlayacakbiçimde olması gerektiğini kabul etmektedir. Mahkûmlar açısından kabul edilenbu standardın “gözetim altında tutulangöçmenler” açısından evleviyetle geçerli olduğu açıktır (K.A., § 98).
84. Anayasa Mahkemesi açısından yukarıda yer verilen standartlar(bkz. §§ 81-83) kural olarak bu konuda yapacağı incelemelerde asgaristandartları oluşturmakla birlikte, burada yer verilen standartların her birsomut olayın kendi özel koşulları açısından incelenmesi gerekmektedir.
ii. İlkelerinSomut Olaya Uygulanması
85. Başvurucular, Kumkapı GGM’detutuldukları 382 gün boyunca can güvenlikleri olmadığını iddia ettikleriKırgızistan’a sınır dışı edilme korkusu ile yaşadıklarını, Kumkapı GGM’nin açık havaya çıkma ve sosyal faaliyet imkânlarıbulunmayan dış dünyadan yalıtılmış, yüksek güvenlikli, hapishane gibi demirparmaklıkları olan giriş kapısında otomatik silahlı polislerin nöbet tuttuğu,tüm giriş-çıkışların sıkı kontrol altında ve üst amirin iznine tabi olduğu birmerkez olduğunu, Merkezdeki koşullar nedeniyle aile hayatlarını gerektiği gibiyaşamadıklarını, bu durumun insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele niteliğindeolduğunu, belirtilen nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındagüvence altına alınan insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
86. Bakanlık görüşünde, başvurucuların Kumkapı GGM’detutuldukları dönemde toplam kişi mevcudunun Merkezin kapasitesi olan 300’üaşmadığı, odaların ışıklandırma ve temizliğinin iyi durumda olduğu, ilgili CPTRaporu’nda da odaların ışıklandırıldığı ve temiz olduğunun belirtildiği,haftada bir gün düzenli olarak doktor geldiği, havanın uygun olduğu saatlerdetutulanların havalandırmaya çıkmalarına izin verildiği bildirilmiştir. AyrıcaBakanlık görüş yazısı ekinde, Merkezin iç ve dış mekân görüntüleri sunulmuştur.
87. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, tutulduklarıdönemde Merkezde bulunan insan sayısının normal kapasitenin çok üzerindeolduğunu, bu nedenle örneğin kadınlar kısmında bir yatağı iki kadınınkullanması, yerde yatma ya da yatacak başka yer olmadığı için mescidin halılarıüzerinde yatmanın sıkça karşılaşılan durumlar olduğunu, erkekler kısmınınmescidinin de bazı yoğun dönemlerde yatma yeri olarak kullandığını, Bakanlıkgörüşünde tutuldukları döneme ait mevcudun net olarak bildirilmediğini,Merkezin mevcudunun çoğunlukla 450-500 kişi civarında olduğunu, yurtiçi veyurtdışından gelen inceleme heyetleri gelmeden önce Merkezde tutulan önemlisayıda kişinin serbest bırakıldıklarını, aynı zamanda bu kapsamda düzenlenenraporlarda sürekli kapasitenin üzerinde insan tutulmasının eleştirildiğini,2008 ile 2012 yılları arasındaki tüm rapor ve haberlerde Merkezin mevcudunun 400ilâ 800 kişi arasında değiştiğini, Bakanlık tarafından referans alınan 2009tarihli CPT Raporu’nda yetersiz fiziksel koşullara rağmen Merkezin 560 kişilikmevcudunun düşürülmesi gerektiğinin bildirildiğini, TBMM İnsan Hakları İncelemeKomisyonunun 2012 yılı Mayıs ayında Merkeze yapılan “planlı ve önceden haber verilmiş” ziyarete ilişkin raporda,Merkezin kapasitesinin 300 kişi olduğu, inceleme sırasında mevcudun 291 erkek,97 kadın ve 7 çocuk olduğu ve personel yetersizliği gerekçesiyle haftada birgün kısa süreli havalandırmanın yetersiz olduğu tespitlerine yer verildiğinibildirmişlerdir.
88. Başvurucular; Bakanlık görüşünde atıf yapılan 2009 tarihli CPTRaporu’nun 47. paragrafında da tutulanlara açık havada aktivite imkânıntanınmadığı ve bu durumun kabul edilemez olduğunun bildirildiğini, haftada birgün doktor getirilmesi uygulamasının 2012 yılı Mart ayından sonra olduğununanlaşıldığını, ayrıca 300 kişi kapasiteli bir merkezde hafta bir gün kısasüreli doktor ziyareti ile etkili bir sağlık yardımı yapılmasının mümkünolamayacağını, bu durumun anılan CPT raporunda da eleştiriye konu edildiğini,tutulan kişilerin doktorun geldiğinden haberdar dahi olmadıklarını; kalabalık,gürültü ve ışıkların sürekli açık olması nedeniyle uyku sorunu yaşadıklarını,koğuşlarda yoğun sigara dumanına maruz kaldıklarını, ortamın hijyenden yoksunve haşeratlı olduğunu, Merkezde bulunduğu iddiaedilen kantinin faal olmadığını, Bakanlık tarafından sunulan fotoğraflarda dagörünmediğini, dışarıdaki bir bakkaldan günde iki defa eleman geldiğini veihtiyaçlarını bu şekilde gidermeye çalıştıklarını, fiyatların normalden çokpahalı olduğunu ifade etmişlerdir.
89. Başvurucular, Bakanlık görüş yazısı ekinde sunulan fotoğraflarınplanlanarak çekilmiş olmalarına rağmen dikkatli incelendiklerinde dahi Merkezinasıl koşulları hakkında fikir sahibi olmanın mümkün olacağını, örneğin tutulankişilerin havalandırma amaçlı çıkarıldıkları alanın fiilen otopark olarakkullanıldığının ve koğuşlardaki yatakların arasından yan yana iki kişiningeçmesinin mümkün olmadığının görüldüğünü, Bakanlık tarafından sunulantutanakların tarihlerine bakıldığında dışarı çıkma imkânının fiilen sınırlıolduğunun anlaşılabildiğini, açık havaya çıkarılmanın elverişli havalarda dahiistisnai bir uygulama olduğunu, kendilerinin de yaklaşık 14 ayda üç defa açıkhavaya çıkabildiklerini, 40-50 metrekarelik bir alanda normal mevcuda göre30-35 kişinin kalmasının CPT’nin “7 m2’lik alan” standardının çokaltında olduğunu beyan etmişlerdir.
90. Ayrıca başvurucu Bayan F.A., Merkezin fiziki koşulları nedeniyleruh ve beden sağlığını yitirdiğini, 20 kg zayıfladığını, psikolojisininbozulması nedeniyle sık sık bayıldığını ve bunalıma girdiği için intihargirişiminde bulunduğunu, tutulduğu süre boyunca herhangi bir psikolog veyasosyal hizmet uzmanından destek alamadığını ifade etmiştir.
91. Başvuru dosyasında, başvurucuların Kumkapı GGM’detutuldukları dönemde, Merkezin yaşam koşullarına ve özellikle de her birtutulan kişiye düşen yaşam alanına ilişkin net ve kesin bir bilgi yeralmamaktadır. Başvurucuların hangi odayı kaç kişi ile paylaştıklarına ilişkinde net bir bilgi ne başvurucular, ne de bu konudagörüşleri sorulan İçişleri ve Adalet Bakanlıkları tarafından AnayasaMahkemesine sunulmuştur. Anayasa Mahkemesinin elinde bulunan sınırlı bilginedeniyle kişi başına düşen yaşam alanının hesaplamasının, Merkezde tutulankişilere tahsis edilen alanın, burada kalan kişi sayısına bölünmesi sonucu eldeedilecek yaklaşık bir değerin kabul edilmesi suretiyle yapılması bir zorunlulukolarak ortaya çıkmaktadır.
92. Bireysel başvuru formunda sunulan bilgiler ve Bakanlık görüşüçerçevesinde başvurucuların, asgari olarak 24/11/2011 ile 10/12/2012 tarihleriarasında Kumkapı GGM’de 382 gün tutulduklarıkonusunda tereddüt bulunmamaktadır.
93. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğünün 16/12/2015 tarihliyazısında sunulan bilgiler, 2012 tarihli TBMM Raporu, BM Göçmenlerin İnsanHakları Özel Raportörünün tespitleri, AİHM’in24/6/2014 tarihli Yarashonen/Türkiye kararı ve bu kararda atıf yapılan2009 tarihli CPT Raporu ile Anayasa Mahkemesinin K.A. başvurusuna ilişkin kararı ve bu karara önemli ölçüdeesas teşkil eden İHK’nın Raporu, eldeki en önemliverileri oluşturmaktadır.
94. Anılan belgelerdeki tespitler ile başvurucuların tutulduklarıdönem itibarıyla daha güncel olan 2012 tarihli TBMM Raporu ve BM Göçmenlerinİnsan Hakları Özel Raportörünün tespitleri arasında belirgin bir çelişkiyerastlanmamıştır. Ayrıca AİHM’in Yarashonen/Türkiye kararının Türkiye CumhuriyetiHükümeti tarafından sunulan fotoğraflardaki görüntülerin tarif edildiğiparagrafındaki tespitler (Yarashonen/Türkiye, § 19), mevcut başvuru kapsamındasunulan Bakanlık görüşü ekindeki fotoğraflardaki görüntülerle de örtüşmektedir(bkz. § 86). Bu çerçevede, düzenlendikleri zaman periyotları farklılık arz etsede başvurucuların tutuldukları dönemden önce veya sonra düzenlenen rapor vb.belgelerin hiçbirinde, Kumkapı GGM’nin tutmakoşullarında belirgin bir değişiklik olduğunu gösteren herhangi bir bilgiyerastlanmamıştır. Bu durum, tutuldukları zaman diliminin öncesinde veyasonrasındaki saptamaların, başvurucuların tutma koşulları yönünden de önemliölçüde geçerli olduğu kanaatini oluşturmuştur. Bu nedenle başvurucularıntutuldukları dönem haricindeki zaman dilimlerini kapsayan bir kısımtespitlerin, başvurucuların tutulma koşullarının değerlendirilmesi kapsamındadikkate alınması mümkün görülmüştür.
95. Emniyet Genel Müdürlüğünün 16/12/2015 tarihli yazısında (bkz. §27) Kumkapı GGM’nin fiziki koşulları ve tutulankişilere sağlanan hizmetlerle ilgili genel bilgiler verilmiştir. Aynı yazınınekinde sunulan, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 3/12/2015 tarihli yazısındaise Merkezin, başvurucuların tutuldukları tarih aralığındaki mevcudununortalama 310 ile 350 kişi civarında olduğu bildirilmiştir.
96. 2012 tarihli TBMM Raporu’nda, Merkezin kapasitesinin 100’ü kadınve 200’ü erkek olmak üzere toplam 300 olduğu, yaklaşık 40 farklı ülkeden günlükortalama 30 ilâ 40 yabancının teslim alındığı ve yine günlük aynı sayıdayabancının sınır dışı işleminin yapıldığı, 11/5/2012 tarihi itibarıyla Merkezde291’i erkek, 97’si kadın, 7’si çocuk olmak üzere toplam 395 kişi bulunduğubilgilerine yer verilmiştir.
97. İHK’nın raporunda Merkez yetkililerinin verdiği bilgiye göre Merkezintoplam kapasitesi 300 kişilik olup 28/4/2014 tarihi itibarıyla toplam 384 ve2/5/2014 tarihi itibarıyla toplam 350 kişi Merkezde kalmaktadır. Yine Merkezyetkililerinin ifade ettiği üzere her gün 30-40 kişi Merkezden ayrılmakta ve yaklaşıkaynı sayıda kişi Merkeze gelmektedir. Başvurucu ve İHK raporunda görüşlerikayda geçilen STK mensuplarına göre Merkezde 400 ile 500 arasında kişikalmaktadır. Merkez yetkililerinin vermiş olduğu sayılar ve her gün giriş yapanve ayrılan kişi sayısının birbirine yakın olduğu dikkate alındığındabaşvurucuların tutuldukları dönem boyunca Merkezde asgari 350 civarında kişininbulunduğunun, yaklaşık bir değer olarak kabul edilmesi mümkün görülmüştür.
98. Merkezde tutulan kişilere tahsis edilen alanın genişliğinintespitine geçildiğinde Kumkapı GGM’ye ilişkinhazırlanan rapor ve görüşler (bkz. § 22 vd.) incelendiğinde başvurucularıntutuldukları dönem dâhil olmak üzere Merkezin resmî kapasitesinin 300 kişiolduğunun kabul edildiği, tutulan kişilere tahsis edilen alanda kayda değer birdeğişiklik bulunmadığı görülmektedir. İHK’nınraporunda görüşleri alınan Merkez yetkililerinin de belirttiği üzere şehirmerkezinde, yapıların sıkışık olduğu bir alanda bulunan Merkezde tutulukişilere tahsis edilen alanda esaslı bir değişiklik yapılması da mümküngörünmemektedir. Merkeze ilişkin yukarıdaki veriler birliktedeğerlendirildiğinde kadın-erkek tüm sakinlere tahsis edilen alanın yaklaşık1.000 metrekare olduğu ve bu alanın genişliğinin (başvurucuların tutulduklarıdönem de dâhil olmak üzere) son dönemde değişmediği anlaşılmaktadır.
99. Bu durumda, Merkezde kişi başına düşen alanın yaklaşık olarakazami üç (3) metrekare olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
100. Bu tür merkezlerde kalan kişilere tahsis edilen alanın darlığınedeniyle maruz kaldıkları sıkıntılar, yatakhaneler dışında zamangeçirebilecekleri alanların bulunması suretiyle kısmen azaltılabilecek olupyaşam koşullarının Anayasa’nın 17. maddesi açısından incelenmesinde bir unsurolarak dikkate alınabilir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Yarashonen/Türkiye,§ 78).
101. Bu çerçevede başvurucuların içinde yaşadıkları koşullarincelendiğinde İHK Raporu’nda ifade edildiğine göre Merkezde idareninkullandığı birimlerden demir kapılarla ayrılan mekânda, koğuşlar (üniteler)dışında koridor ve yemekhane olarak kullanılan büyük bir salon bulunmaktadır.Koridorda üç adet spor aleti mevcuttur. Yatakhanelerde yer olmaması nedeniylebazı göçmenlerin, bu mekânlardan biri olan televizyon odasında yattıkları bilgisiyer almaktadır. Bu durumda, Merkezde kalanların ortak kullanım alanı olarakyararlanabilecekleri mekânların oldukça sınırlı olduğu ve bu mekânların dayatakhanelerdeki sıkışıklık nedeniyle kalma yeri olarak kullanıldığıanlaşılmaktadır. Buna bağlı olarak sadece bitişik nizam ranzaların vedolapların bulunduğu kalabalık yatakhanelerde kalan göçmenlere, Merkez içindenispeten rahatlayabilecekleri bir ortamın sunulamadığı anlaşılmaktadır.
102. BM Göçmenlerin İnsan Hakları Özel Raportörü tarafından 25-29Haziran 2012 tarihlerinde Kumkapı ve Edirne Geri Gönderme Merkezlerinegerçekleştirilen resmî ziyaret kapsamında yapılan incelemelerin yansıtıldığı Rapor’da geri gönderme merkezlerindeki koşullardanrahatsızlık duyulduğu, çocukların da aralarında bulunduğu idari gözetim altındatutulan kişilerin çoğunlukla odalarda veya koğuşlarda kilitli tutuldukları vedış alanlara erişimlerinin oldukça kısıtlı olduğu veya hiç olmadığı, “aşırı kalabalıklık”,“sağlığa elverişsiz koşullar” ve“yetersiz gıda” hususlarınındiğer önemli endişe kaynakları olduğu ifade edilmiştir (bkz§ 28).
103. Yukarıdaki değerlendirme unsurlarına ilave olarak CPT’nin bu konuda ortaya koyduğu standartlar esasalındığında tutulan kişilerin tahammül edilemez koşullarda günlük yaşamlarınısürdürmelerine engel olabilecek bir tedbir olarak her gün açık havada en az birsaat egzersiz yapabilme imkânının Merkezde kalan kişilere sağlanmasıgerekmektedir.
104. Bakanlık cevabi yazısı ekinde sunulan fotoğraflardan, Merkezinbahçesinin fiilen otopark olarak kullanıldığı ve bahçe kapısının sürekli açıktutulduğu görülmektedir. Bahçe alanının sınırlı genişliği de dikkatealındığında Merkezde tutulan kişilerin sık aralıklarla açık havayaçıkarıldıkları kanaatine ulaşılması mümkün görünmemektedir.
105. Nitekim 11/5/2012 tarihli ziyarete istinaden düzenlenen TBMM Raporu’nda, gerek Merkezin konumu ve gerekse personeleksikliği nedeniyle tutulan düzensiz göçmenlerin, haftanın sadece bir günü kısasürelerle havalandırmaya çıkarıldıkları tespitine yer verilmiştir. Ancakyetkililerce sunulan teorik bilgilere dayalı bu tespitin, fiili uygulama ileuyumlu olup olmadığı, rapordan anlaşılamamaktadır. Kaldı ki anılan rapordadolaylı olarak bu tespitin dahi GGM’yi düzensizgöçmenler için bir hapishane hâline getirdiği belirtilmek suretiyle haftada birdefa havalandırmanın yetersiz olduğuna vurgu yapılmıştır.
106. İHK Raporu’nda Merkez Müdürünün gözetim altındakilerin binanınbahçesinde hava alma imkânını hafta içinde günde 45 dakika, hafta sonlarındaise günde 2-3 saat sağlamaya çalıştıklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır (bkz.§ 24). Bu konuda başvurucular, tutuldukları süreç boyunca toplam üç kerehavalandırmaya çıkarıldıklarını iddia etmektedirler (bkz. § 89). Rapordagörüşlerine yer verilen göçmenlerin; belirtilen şekilde hava alma imkânıverilmediği, hatta içlerinden bazılarının haftalarca bu imkândanyararlanamadıkları dönemler olduğu, bazılarının ise 3-4 ay boyunca sadece ikidefa kendilerine bu imkânın verildiği yönündeki ifadeleri, başvurucularıniddialarının inandırıcılığını güçlendirmektedir.
107. Merkez yetkililerince “sağlanmayaçalışıldığı” söylenen açık havaya çıkma imkânının dahi CPTstandartlarını taşımaktan uzak olduğu açıktır. Dahası, yetkililer de Merkezinbahçesinin araç otoparkı olarak kullanılması, güvenlik açısından riskli olmasıve elverişsiz hava şartları gibi nedenlerle tutulan kişileri açık havaya çıkmaimkânından yararlandıramadıklarını kabul etmektedirler (bkz. § 24). Görüldüğü üzereMerkezde tutulan düzensiz göçmenlere fiilen sağlanan açık havadan yararlanmaimkânı, eldeki en iyimser veriler esas alınsa dahi CPT tarafından ortayakonulan ve olması gereken asgari standardın oldukça altındadır. Tutuklu veyamahkûm olmayan düzensiz göçmenlerin açık havadan yararlanma koşullarının, CPTstandartlarının altında olması kabul edilebilir bir durum değildir.
108. Bu kısımda yapılan tespitler değerlendirildiğinde Merkezin, kişibaşına üç metrekareden daha az bir yaşam alanına karşılık gelebilecek şekildeaşırı kalabalık olmasının, başlı başına başvurucuların Merkezde tutulduklarıdönemde maruz bırakıldıkları koşulların Anayasa’nın 17. maddesinde yasaklanan “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muameledüzeyinin aşılmasına yol açabilecek nitelikte olduğu, Merkez içindeki barınmamekânları dışında rahatlamaya imkân sağlayacak ortak kullanım alanlarınınyetersiz ve daha da önemlisi, sağlanan açık havadan yararlanma imkânınınoldukça sınırlı olmasının, başvurucuların Merkezde sahip oldukları koşullarıdaha da tahammül edilemez hâle getirdiği ve bu koşullar altında başvurucularınbir yılı aşkın bir süre boyunca tutulmalarının, Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrası açısından açık bir ihlal oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.
109. Bu noktaya kadar yapılan incelemede ortaya konulan koşullar;başvurucuların Kumkapı GGM’de maruz kaldıklarımuamelenin, bir kişinin sınır dışı etme işleminin yürütülmekte olması nedeniyleşekil ve şartları kanunla gösterilen usule uygun olarak yakalanması veya tutuludurumda bulundurulmasının barındırdığı rencide olma duygusu ve ıstırabınötesine geçmiş olduğunun kabul edilmesi açısından yeterli olduğundanbaşvurucuların bu bölümde değerlendirilebilecek şekilde ileri sürdükleri diğeriddialar yönünden Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ayrıcainceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
110. Açıklanan nedenlerle somut başvurunun özel koşullarıçerçevesinde, Kumkapı GGM’de tutulma koşullarının “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muameledüzeyinde olduğu ve bu suretle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır.
4. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
i. Anayasa’nın19. Maddesinin Beşinci Fıkrasının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
111. Başvurucular, “Sözleşme’nin5/1(c) fıkrasıyla bağlantılı olarak, derhal bir yargıç veya adli görev yapmayayasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne”çıkarılmadıklarını, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin beşinci fıkrasınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
112. Bakanlık görüş yazısında, başvurunun bu kısmının kabuledilebilirliği yönünden ayrıca görüş bildirilmemiştir.
113. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un45. maddesinin (1) numaralı fıkralarına göre Anayasa Mahkemesine yapılan birbireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahaleedildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanısıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına dagirmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
114. Anayasa’nın “Kişi hürriyetive güvenliği” kenar başlıklı 19. maddesinin ikinci ve beşincifıkraları şöyledir:
“Şekil veşartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğüngereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetimaltında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararınyerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası,uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişininbir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslarauygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeyegirmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri vermekararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimsehürriyetinden yoksun bırakılamaz.
…
Yakalananveya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi içingerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve topluolarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, busüreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksunbırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim vesavaş hallerinde uzatılabilir.”
115. Sözleşme’nin “Özgürlük vegüvenlik hakkı” kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“1.Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilenhaller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksunbırakılamaz:
…
c. Suçişlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçuişledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makulnedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmaküzere yakalanması ve tutulması;
…
3. Bumaddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulanherkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğerbir görevli önüne çıkarılmalıdır; kişinin makul bir süre içinde yargılanmayaveya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme,ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.
…”
116. Görüldüğü üzere Sözleşme’nin 5. maddesinin (3) numaralıfıkrasındaki yakalandıktan sonra en kısazamanda bir yargıç önüne çıkarılma ve makul bir süre içerisinde yargılanma veyaserbest bırakılma güvenceleri, ancak suç işlediği hakkında geçerlişüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engelolmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenler bulunan kişiler açısındanöngörülmüştür. Yani söz konusu güvence hakkında bir ceza soruşturması açılan vedevam eden kişiler bakımından geçerlidir. Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme’ninortak koruma alanının, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci ve Sözleşme’nin 5.maddesinin (1) numaralı fıkralarında öngörülen diğer tutma nedenleri bakımındanyukarıda belirtilen güvenceleri kapsamadığının kabulü gerekir.
117. Bu çerçevede, başvurucularca yapılan nitelendirme esasalındığında Anayasa’nın 19. maddesinin beşinci fıkrasının ihlal edildiğiiddialarının, Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi kapsamında yeraldığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
118. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:
“Başvurudilekçesinde … işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülenhak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, …belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale nedenolduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcınödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır.”
119. 6216 sayılı Kanun’un,“Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde öngörülenşartların taşınması gerekir.
(2)Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine kararverebilir.”
120. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nünbireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireyselbaşvuru formu ve ekleri” başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“…
(2)Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:
…
d)Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğive buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamalar.
e)Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının doğrudan zedelendiğiiddiasının dayanakları.
…”
121. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkralarıuyarınca başvurucunun, başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama,dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama,bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğive buna ilişkin gerekçeleri ve delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38;Veli Özdemir, B. No: 2013/276,9/1/2014, §§ 19, 20).
122. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde AnayasaMahkemesince başvurunun, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez olduğuna karar verilebilir.
123. Başvurucular, “Sözleşme’nin5/1(c) fıkrasıyla bağlantılı olarak, derhal bir yargıç veya adli görev yapmayayasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne” çıkarılmadıklarıiddialarını ortaya koyarken kendi öznel durumlarının “Sözleşme’nin 5/1(c) fıkrası” kapsamındaolduğunu, bir başka ifadeyle GGM’de tutulmalarınınsuç işledikleri şüphesine veya suç işlemelerinin ya da suç işledikten sonrakaçmalarının önlenmesine dayalı olduğunu ortaya koyan herhangi bir açıklamaveya kanıt sunmamışlardır.
124. Açıklanan nedenlerle başvurucuların ihlal iddialarınıkanıtlayamadıkları anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii.Anayasa’nın 19. Maddesi Kapsamındaki Diğer İhlallere İlişkin İddia
125. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun bu kısmının,kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. İdariGözetim Altında Tutulmanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
126. Başvurucular, yargısal bir karar olmaksızın 382 gün boyuncagözetim altında kaldıklarını, herhangi bir adli makam önüne çıkarılmadıklarınıve adli makamlar tarafından haklarında verilmiş bir tutma kararı ya da kamudüzenini bozduklarına dair bir iddia veya savcılık tarafından açılmış bir cezadavası bulunmadığını, tutulmalarının mahkemeye veya yetkili merci önüneçıkarılma amacı taşımadığını, 382 gün boyunca gözaltında tutulmalarının hukukidayanağı bulunmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
127. Bakanlık görüş yazısında bir tutmanın Sözleşme’nin 5. maddesinin(1) numaralı fıkrası anlamında hukuki sayılabilmesi için anılan fıkranın (a) ve(f) bentleri arasındaki istisnalardan birini karşılaması gerektiği, tutmanın buanlamda hukuki olduğu anlaşıldıktan sonra Sözleşme’nin “kanunda düzenlenmiş bir prosedürün”izlenip izlenmediği dâhil olmak üzere, esas ve usul kurallarına uymayükümlülüğünü ulusal hukuka bıraktığı bildirilmiştir. Aynı yazıda AİHMkararlarına göre keyfîliğin önlenmesi için özgürlüğünkısıtlanmasını düzenleyen ulusal yasaların tamamıyla erişilebilir, açık, net veöngörülebilir olması gerektiği, özgürlükten yoksun bırakmanın ulusal hukukauygun olmanın yanı sıra, kişiyi her türlü keyfî uygulamadan da uzak tutacaknitelikte olması gerektiği, belirtilen ilkeler ışığında Abdolkhani ve Karimnia/Türkiyebaşvurusunda, başvurucuların tutulmalarına ilişkin yasal prosedürünuygulanmadığı, başvurucuların keyfîliğe karşıkorunmadıkları belirtilerek Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınihlal edildiğine karar verildiği, somut olayda da başvurucuların tutulduklarıtarihte mevzuatta sınır dışı işlemleri esnasında ilgililerin tutulmasınıdüzenleyen kanun bulunmadığı bildirilmiştir.
128. Başvurucular, belirtilen Bakanlık görüşü ile aynı yönde beyandabulunmuşlardır.
129. Başvurucuların 24/11/2011 ile 10/12/2012 tarihleri arasındaKumkapı GGM’de tutuldukları ve bunun Anayasa’nın 19.maddesi anlamında bir tutma işlemi niteliğinde olduğu konusunda tereddütbulunmamaktadır (Niteleme yönünden benzer tespitler içeren AİHM kararı içinbkz. Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,§ 125).
130. Anayasa’nın “Kişi hürriyetive güvenliği” kenar başlıklı 19. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
“Herkes,kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil veşartları kanunda gösterilen:
… usulüneaykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etmeyahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması;halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”
131. Sözleşme’nin “Özgürlük vegüvenlik hakkı” kenar başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Herkes kişi özgürlüğü ve güvenlik hakkınasahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygunolmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
…
f) Birkimsenin ülkeye usulüne uygun olmayarak girmekten alıkonulması veya hakkındasınır dışı etme ya da geri verme işleminin yürütülmekte olması nedeniyleusulüne uygun olarak gözaltına alınması veya tutulması.”
132. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanmasıancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangibirinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (RamazanAras, § 43).
133. İdari gözetim altına alma yetkisi Anayasa’nın 19. maddesi veSözleşme’nin 5. maddesi ile kabul edilmiş istisnai bir yetkidir. Buna göre biryabancının sınır dışı edilmesi veya geri verilmesi kararının yürütülmesisürecinde, şekil ve şartları kanunla gösterilen usule uygun olarak yakalanması veyatutulu durumda bulundurulması mümkündür (RızaBoudraa, § 73). Bu gibi durumlarda, birkişinin suç işlemesinin veya kaçmasının önlenmesi gibi gerekçelere ihtiyaçbulunmaksızın sadece bu işlemlerin yürütülmesi sürecine dayanılarak idarigözetim tedbiri uygulanmasına karar verilebilir. Ancak Anayasa’nın 19. maddesiuyarınca, sınır dışı etme veya iade işlemleri “gerekliözen” (due diligence)içerisinde yürütülmez ise artık kişi özgürlüğünden mahrumiyetin meşruiyetindensöz edilemez (K.A., § 123).
134. İdari gözetim istisnai bir yol olduğu ve kişiyi özgürlüğündenyoksun bırakma sonucunu doğurduğu için hukuka uygun olması ve keyfî muameleteşkil etmemesi gerekmektedir. Bu tedbirin; demokratik hukuk devletinin gereklive makul kıldığı ölçüde denetlenebilmesi, koşullarının genel kabul görmüşstandartlara uygun olması; küçültücü, aşağılayıcı ve insanlık dışı muameleteşkil etmemesi, idari gözetim altında tutulanlara temel usule ilişkin haklarınve güvencelerin sağlanması gerekir. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri, esasolarak kişinin özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuracak bazı hâllerde busınırlamanın şekil ve şartlarının kanunla gösterilmesini isteyerek kişiözgürlüğü açısından daha güvenceli bir hukuki durum ortaya koymayı amaçlamaktadır(Rıza Boudra,§ 74).
135. Anayasa’nın 19. maddesinin gereklerini karşılamak adınayapılacak yasal düzenlemenin; sınır dışı amacıyla tutma kararı verme işlemininkoşulları, süresi, sürenin uzatılması, ilgiliye bildirilmesi, idari gözetim kararınakarşı başvuru yolları, idari gözetim altına alınan kişinin avukata erişimi,tercüman yardımından yararlanması gibi usul güvencelerini açık bir şekildeortaya koyması gerekmektedir. Aksi takdirde kişilerin maruz kaldığı özgürlüktenyoksunluğun keyfîliğe karşı yeterince korunduğundanve hukuki olduğundan söz edilemez (K.A.,§ 125).
136. Belirtilen nitelikleri haiz yasal düzenleme olan 6458 sayılıKanun 11/4/2014 tarihinde yürürlüğe girmiş olup Bakanlık görüş yazısında dabelirtildiği üzere bu tarihten önce ve dolayısıyla başvurucuların GGM’de tutuldukları 24/11/2011 ile 10/12/2012 tarihleriarasında, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan istisnalararasında yer verilen usulüne aykırı şekildeülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geriverme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması uygulamasında,tutma kararı verme işleminin koşulları, süresi, sürenin uzatılması, ilgiliyebildirilmesi, idari gözetim kararına karşı başvuru yolları, idari gözetimaltına alınan kişinin avukata erişimi, tercüman yardımından yararlanması gibiusul güvencelerini açık bir şekilde ortaya koyan yasal bir düzenlemebulunmamaktadır.
137. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin ikincifıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
ii. İdariGözetim Altında Tutulma Nedeninin Usulüne Uygun Olarak Bildirilmediğine İlişkinİddia
138. Başvurucular, GGM’ye götürüldüktensonra tutulma nedenleri hakkında bilgi verilmediğini, uzun süre tutulduklarıhâlde kendileri hakkında nasıl bir işlem yapılacağı konusunda bilgiverilmediğini, İçişleri Bakanlığından gelecek idari kararın beklenmesinedeniyle “belirsizlik” içindetutulduklarını, avukatlarına da tutulma nedenleri konusunda sözlü veya yazılıbilgi verilmediğini, bu nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncüfıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
139. Bakanlık görüş yazısında 4/12/2011 tarihinde hangi amaçlatutuldukları ve başvurabilecekleri yolların başvuruculara tebliğ edildiği ifadeedilmiştir.
140. Bakanlık görüşüne karşı başvurucular “özgürlüğü kısıtlandığında derhâl ve anlayacakları bir dildebilgilendirme” yapılmadığını, Bakanlık tarafından referans olarakgösterilen 4/12/2012 tarihli tutanağın, Sözleşme’nin 5. maddesinin (2) numaralıfıkrasındaki standartları karşılamadığını, bahsi geçen tutanağın, ilticabaşvurusu üzerine düzenlenen bir tutanak olduğunu, tutanakta başvurucuların 10gün GGM’de kalabileceklerinin belirtildiği, hanginedenle özgürlüklerinin kısıtlandığının ve yasal haklarının ne olduğununbildirilmediğini, böyle bir belgenin, 14 ay özgürlüklerinden yoksunbırakılmalarına ilişkin bilgilendirme içerdiğinden söz edilemeyeceğini,uygulamada GGM’de tutulan yabancılara, gözaltınedenleri ve kendilerine yöneltilen suçlamalar hakkında bilgi verilmediğini,Bakanlığın başvuruculara alıkoyma sebepleri hakkında derhâl bilgi verildiğinedair kanıt sunmadığını, sunulan tutanaktaki “hakkınızdayapılan işlemler doğrultusunda Yabancılar Şube Kumkapı Geri GöndermeMerkezi’nde tutulmaktasınız” ifadesinin muğlak olduğunu, yapılanişlemlerin ne olduğunun bildirilmediğini, bilgilendirmenin ilk tutulduklarıtarihten uzun süre sonra yapıldığının da tutanak tarihinden anlaşılabildiğinibeyan etmişlerdir.
141. Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Yakalananveya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındakiiddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarakderhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.”
142. Sözleşme’nin 5. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yakalanan her kişiye, yakalanma nedenlerininve kendisine yöneltilen her türlü suçlamanın en kısa sürede ve anladığı birdilde bildirilmesi zorunludur.”
143. Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasında, yakalanan veyatutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebeplerinin ve haklarındakiiddiaların herhâlde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak“derhâl” bildirileceği kuralabağlanmıştır.
144. Sözleşme’nin 5. maddesinin (2) numaralı fırkasında ise yakalananher kişiye, yakalama nedenleri ve kendisine yöneltilen her türlü suçlama enkısa zamanda ve anladığı bir dille bildirileceği hükme bağlanmıştır.
145. Kişinin yakalanmasına ve tutuklanmasına esas hukuki ve maddigerekçelerin teknik olmayan basit ve kolaylıkla anlaşılır bir dildeaçıklanması, hürriyeti kısıtlanan kişinin, uygun gördüğü takdirde Anayasa’nın19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın hukuka aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurabilmesineimkân sağlayacaktır. Bu yönüyle Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncüfıkrasındaki bilgilendirilme hakkı, bu madde kapsamında sağlanan diğergüvencelerin bir nevi taşıyıcısı mahiyetindedir. İletilen bilginin içeriğininve bilgilendirmenin derhâl yapılıp yapılmadığının her somut olayın özel koşullarınagöre değerlendirilmesi gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,§ 136).
146. BM Göçmenlerin İnsan Hakları Özel Raportörü tarafındanhazırlanan raporda, bu konuya ilişkin Kumkapı GGM’debaşvurucuların tutuldukları dönemdeki uygulama ile ilgili olarak dikkat çekiciifadelere yer verilmiştir. Raporda 2010 yılının Eylül ayında Türkiye emniyetmakamları tarafından yayımlanan bir genelge ile geri gönderme merkezlerindetutulan düzensiz göçmenlerin tutulma nedenleri, tutulma süresi, avukata erişimhakkı ve geri gönderme merkezinde tutulma kararına veya sınır dışı kararınakarşı itiraz hakkı konularında sistematik bir biçimde bilgilendirilmeleritalimatı verildiği; buna rağmen Özel Raportör’ünEdirne ve Kumkapı geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerle yaptığıgörüşmelerin, söz konusu genelgenin uygulamada sistematik bir biçimde hayatageçirilmediğini ortaya koyduğu ifade edilmiştir. Belirtilen tespitler,başvurucuların iddialarını destekleyici mahiyettedir.
147. Bakanlık görüş yazısı ekinde sunulan 4/12/2011 tarihli tutanakiçeriği ise şöyledir:
“Hakkınızdayapılan işlemler doğrultusunda şu anda Yabancılar Şube Müdürlüğü Kumkapı GeriGönderme Merkezinde bulunmaktasınız. İltica/sığınma başvurunuza ilişkin prosedürsonuçlanıncaya kadar hakkınızda herhangi bir sınır dışı işlem…iuygulanmayacaktır.
21.10.2011tarihinde [i]lgili yasal mevzuat kapsamında talebinizİçişleri Bakanlığınca değerlendirileceğinden merkezimizde on (10) gün kalmanızgerekebilir veya işlemleriniz daha kısa süre içerisinde de sonuçlanabilir,ancak hakkınızdaki işlemlerin tamamlanmaması halinde, bu süre uzatılabilecek veuzatılması halinde tarafınıza bilgi verileceği husus daha önce tarafınızatebliğ edilmiştir.
İltica/sığınmabaşvurunuza ilişkin prosedür yukarıda bahsedilen süre içerisindetamamlanmadığından merkezimizde tutulmaktasınız ve İçişleri Bakanlığından emirgelinceye kadar merkezimizde tutulmaya devam edeceksiniz. Merkez Müdürlüğünebizzat veya kanuni temsilciniz vasıtasıyla yazılı olarak itiraz hakkınasahipsiniz. Ancak bu itirazınız hakkınızdaki merkez[d]ealıkonulma uygulamasını ortadan kaldırmaz. İdarenin hakkında verdiği Merkezdealıkonulma kararına konu yukarıda belirtilen usulle idari yargı yolunabaşvurabilirsiniz. Merkezde kaldığınız süre içerisinde barınma, iaşe ve ibatemasraflarınız Türkiye Cumhuriyet Devleti tarafından karşılanacaktır.
Şu ankidurumunuzu bildiren ve tarafımızdan tanzim olunan iş bu tebliğ ve tebellüğtutanağı birlikte imza altına alınmıştır. …”
148. Başvurucuların GGM’de tutulmalarınınbaşlangıç tarihi, başvuru dosyasındaki bilgilere göre en geç 24/11/2011’dir.Bakanlık tarafından sunulan bilgilendirme tutanağının tarihi ise 4/12/2011’dir.Buna göre anılan bilgilendirme işleminin, başvurucuların tutulmayabaşlandıkları tarihten en az 10 gün sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Diğeryandan başvurucular veya Bakanlık, bu tarihten önce herhangi bir sözlü veyayazılı bildirim yapıldığını ileri sürmemişlerdir. Bu çerçevede başvurucularıntutulmaya başladıkları tarihten 10 gün sonra yapılan bilgilendirmenin,Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasında emredilen sürede yapıldığınınkabul edilmesi mümkün değildir.
149. Diğer taraftan 4/12/2011 tarihli tutanakta, başvurucularınyakalanma ve tutulma nedenlerinin haklarında “devameden işlemler” olduğu bilgisinin yer aldığı, bunun dışında devameden bu işlemlerin ne olduğu ve başvurucuların GGM’detutulmalarını niçin zorunlu kıldığı konusunda açıklayıcı bilgilere yerverilmediği görülmektedir. Bu çerçevede başvuruculara özgürlüklerinden yoksunbırakılma nedenlerinin, Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasına uygun birşekilde bildirildiği sonucuna ulaşılamamıştır.
150. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncüfıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
iii. İdariGözetim Altında Tutulma İşlemine Karşı Başvurulabilecek Etkili Bir YolunBulunmadığına İlişkin İddia
151. Başvurucular, özgürlüklerinin kısıtlanmasının yasaya uygunluğuhakkında denetim yapacak, kısa süre içinde bir karar verebilecek ve yasayaaykırı görmesi hâlinde serbest bırakılmalarını sağlayacak bir yargı merciinebaşvurma hakkından yoksun olduklarını, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
152. Bakanlık görüş yazısında, AİHM içtihatlarına göre, tutulmahâlinin hukuka uygunluğunun denetimini sağlayacak bir mekanizmanın mevcutolması, ayrıca bu yolun yalnızca teoride değil pratikte de mevcut ve kişiyetahliye imkânı sunabilmesi gerektiği, bu kapsamda Abdolkhani ve Karimnia/Türkiyekararında başvurucuların tutulmalarına etkin itiraz imkânı sağlayan bir içhukuk yolu bulunmadığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 5. maddesinin (4) numaralıfıkrasının ihlal edildiğine hükmedildiği bildirilmiştir.
153. Başvurucular, belirtilen Bakanlık görüşü ile aynı yönde beyandabulunmuşlardır.
154. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her nesebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkındakarar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir.”
155. Sözleşme’nin 5. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yakalamaveya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işlemininyasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve eğer tutulmayasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkınasahiptir.”
156. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci ve Sözleşme’nin 5.maddesinin (4) numaralı fıkraları, her ne sebeple olursa olsun hürriyetikısıtlanan kişiye, tutuklanmasının veya idari gözetim altına alınmasınınhukukiliği hakkında süratle karar verebilecek ve tutuklanması veya tutulması hukukideğilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkıtanımaktadır. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri esas olarak tutmanınhukukiliğine ilişkin itiraz başvurusu üzerine tahliye taleplerinin veya idarigözetim tedbirlerinin uygulanmasının devamına ilişkin kararların bir mahkemenezdinde incelenmesi açısından güvence oluşturmaktadır.
157. Somut olaya bakıldığında Anayasa’nın 19. maddesinin sekizincifıkrası, idari gözetim kararıyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye,özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usuleve esasa ilişkin koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurmahakkı tanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarakyetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması veözgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olanteminatları sağlaması gerekmektedir.
158. Söz konusu yargısal denetim, yeri geldiğinde başvuruda bulunankişinin serbest bırakılmasını temin edebilmelidir. Bu şekilde öngörülen hukukyolunun, sadece teoride değil uygulamada da yeterince sonuç alınabilir bir yololması gerekir. Aksi hâlde, söz konusu hükmün amaçları açısından gerekli olanerişilebilirlik ve etkili olma özelliğinden söz edilemez (K.A., § 152).
159. Başvurucu hakkında uygulanan idari gözetim altında tutmaişleminin Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasına uygunluğunun incelendiğibölümde ayrıntılı bir şekilde ortaya konulduğu üzere başvurucularıntutuldukları dönem (24/11/2011 ile 10/12/2012) itibarıyla yürürlükte olanmevzuattaki boşluk, tutulan kişinin kısa sürede karar verilmesini ve tutmanınkanuna aykırılığının tespiti hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurulmasını da kapsamaktadır. Bir başkaifadeyle başvurucuların tutuldukları dönem itibarıyla yürürlükte olanmevzuatta, Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki güvenceyi sağlayanbir başvuru yolu öngörülmemiştir.
160. Nitekim AİHM de Türk hukuk sisteminin başvurucularla benzerşekilde tutulan kişilere, tutulmalarının kanuna uygunluğu konusunda bir yargımerciine başvurma hakkı tanıyan bir yol sunmadığı sonucuna ulaşmıştır (Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,§ 142).
161. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizincifıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
iv. HaksızTutulma Nedeniyle Tazminat Sağlama Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
162. Başvurucular, Sözleşme’nin 5. maddesinin (5) numaralı fıkrasındaöngörülmüş olan aynı madde kapsamındaki ihlaller nedeniyle iç hukuktabaşvurulabilecek ve tazminat talep edilebilecek bir merci bulunmadığını,şikâyet edilen işlemlerin uygulamada idari işlem olarak değerlendirildiğini vegözetim altındaki kişilerin misafir olarak değerlendirilerek durumlarınınözgürlük kısıtlaması olarak nitelendirilmediğini, bu nedenle Anayasa’nın 19.maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
163. Bakanlık görüş yazısında, AİHM içtihatlarına göre Sözleşme’nin5. maddesinin ilk dört fıkrasından birinin ihlaline karar verilen durumlardaaynı maddenin beşinci fıkrası gereğince kişiye tazminat hakkı sunulmasıgerektiği, hakkında sınır dışı işlemi yürütülenlerin tutulmasına yönelik yasaldüzenleme eksikliği nedeniyle 6458 sayılı Kanun’un kabul edildiği, ancakKanun’un gerektirdiği yeni kurumların oluşturulabilmesi için ilgili kanunmaddelerinin yayım tarihinden bir yıl sonra yürürlüğe girmesinin öngörüldüğübildirilmiştir.
164. Başvurucular, belirtilen Bakanlık görüşü ile aynı yönde beyandabulunmuşlardır.
165. Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası şöyledir:
“Buesaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zararlar,tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.”
166. Sözleşme’nin 5. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bu maddehükümlerine aykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutma işleminin mağduruolan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır.”
167. Görüldüğü üzere Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu veSözleşme’nin 5. maddesinin (5) numaralı fıkralarında, her iki maddenin öncekifıkralarına aykırı olarak tutulan kişilerin uğradıkları zararların, devletçetazmin edileceği hükme bağlanmıştır.
168. Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince aynımaddenin iki ilâ sekizinci fıkralarından herhangi birinin ihlali hâlindetazminat talep etme imkânı sağlayan bir mekanizma oluşturulması zorunludur.Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasından önce gelenfıkralarından bir veya daha fazlasının ihlal edildiği sonucuna ulaşılanhâllerde iç hukukta herhangi bir tazmin mekanizması bulunmaması, Anayasa’nın19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının da ihlali sonucunu doğuracaktır.
169. Somut başvuruda, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci, dördüncü vesekizinci fıkralarının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık,başvurucuların beyanları ve Bakanlık görüş yazısında da belirtildiği üzerebaşvurucuların bireysel başvuruda bulundukları tarih itibarıyla Türk hukuksisteminde, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki “usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veyagiren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen birkişinin yakalanması veya tutuklanması” işlemleri nedeniyle oluşanzararların tazminine yönelik özel bir mekanizma öngörülmemiştir.
170. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasının da ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
5. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
171. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esasinceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
172. Başvurucular, maruz kaldıkları hak ihlalleri sonucundauğradıkları zararlar nedeniyle toplam 22.790 TL maddi ve 90.000 TL manevitazminat ödenmesini talep etmişlerdir.
173. Başvuruda, başvurucuların idari gözetim altında tutulmalarıişleminin yürütülmesi ve idari gözetim altında tutulma koşulları sonucuAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının; Anayasa’nın 17. maddesi ilebağlantılı olarak 40. maddesinin ve 19. maddesinin ikinci, dördüncü, sekizincive dokuzuncu fıkralarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
174. Yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevizararları karşılığında başvurunun özel koşulları da dikkate alınarak her birbaşvurucuya net 18.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerekir.
175. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için iddiaedilen maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.Başvurucular, maddi tazminat taleplerini dönemsel aylık asgari ücret miktarlarıüzerinden yapılan bir hesaplamaya dayandırmışlardır. Belirtilen soyut hesaplamaharicinde başvurucuların, konuya ilişkin herhangi bir belge sunmamış olmalarınedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
176. Dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 1.800 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müşterek olarak ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
B.Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin gizli tutulmasıtaleplerinin KABULÜNE,
C. 1. Anayasa’nın 19. maddesinin beşinci fıkrasının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 19. maddesi kapsamındaki diğer ihlal iddialarınınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın 17. maddesi ile bağlantılı olarak 40. maddesininihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. 1. Anayasa’nın 17. maddesi ile bağlantılı olarak Anayasa’nın40. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
3. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci, dördüncü, sekizinci vedokuzuncu fıkralarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Her bir başvurucuya net 18.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
20/1/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.