TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FADIL ÇETİNKAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5736)
Karar Tarihi: 9/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Fadıl ÇETİNKAYA
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılanbaşvurunun reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ilemülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılamaişlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde,başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 20/2/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 23/3/2015 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu; Batman ili Sason ilçesi Yücebağbeldesi Tuzaksız (Hamzıka) mezraasında ikamet etmekteyken 1990'lı yıllarda terörolaylarının yoğunlaşması nedeniyle can ve mal güvenliği kalmadığı için yerleşimyerinin boşaltıldığını, bu nedenle köyünü terk etmek zorunda kaldığını iddiaetmiştir.
9. Başvurucu 25/9/2006 tarihinde yerleşim yeri olan Tuzaksız mezraasında can ve malgüvenliği kalmadığını, 1992 yılında mezraadaki tümailelerin göç etmek zorunda kaldığını ve kendisinin Sason ilçesi Yücebağ beldesi Yıldız Mahallesi'ne göç ettiğini beyanederek 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyleBatman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
10. Komisyon 31/12/2010 tarihli ve 2010/1-924 sayılı kararında,terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan başvurudadosyanın incelenmesi sonucunda Yücebağ'ın beldeolduğu, belediye seçimlerinin düzgün yapıldığı, beldede yoğun bir nüfusunyaşadığı gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir.
11. Belirtilen ret işlemi aleyhine Diyarbakır 2. İdareMahkemesinde başvurucu tarafından açılan dava, yetkisizlik kararıyla Batmanİdare Mahkemesine devredilmiştir.
12. Batman İdare Mahkemesinin 24/2/2012 tarihli ve E.2011/3662,K.2012/1446 sayılı kararı ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgilibölümü şöyledir;
“... Yücebağ BeldesininYıldız mahallesi, Barış mahallesi, Karşıyaka mahallesi, ve Tepe mahallesindenoluştuğu, Tepe mahallesinin de Alaçayır mezrası,Uğurlar mezrası, Tuzaksız mezrası, Golagado mezrasındanoluştuğu,Batman İl Jandarma Komutanlığı'nın 25.03.2011 tarih ve 18647-11/Ter.Suç.Ks sayılı Batman Valiliği'ne hitaben yazılı boşalanve boşaltılan köylere ilişkin yazısından; Yücebağbeldesi,Yıldız mahallesi, Barış mahallesi, Karşıyaka mahallesinin boşalan ya daboşaltılan yerlerden olmadığı ancak; Alaçayırmezrası, Uğurlar mezrası, Tuzaksız mezrası veGolagado mezralarının 1994/1995-2000 tarihleri arasındatamamen boşaldığının ifade edildiği, Batman İl Jandarma Komutanlığının01/10/2009 tarih ve 3700-63966-09/GKK/Ks. sayılı veeki 17.11.2009 tarihli tutanağa göre, 1987-2000 yılları arasında Yücebağ beldesindeGKK veGÖKKgörevlendirildiği ve koruculuk sisteminin bulunduğu,korucu aileleri haricinde köyde 105 hanenin ikamet ettiği, köy nüfusunun 1990yılında 2031, 1997 yılında 1232, 2000 yılında, 2796 kişi olduğu, Batman/Sasonİlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 4.09.2009 tarih ve 185 sayılı yazısına göre;yapılan araştırmalarda, 1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerininyapıldığı, ancak evrakların imha edilmek üzere SEKA'ya gönderildiği,YücebağBeldesi İlköğretim Okulu'nun 1993-1994 yıllarında güvenlik sebebiyle kapalı olduğu,diğer yıllarda İlköğretim Okulunun eğitim veöğretime açık olduğunun ifade edildiğigörülmektedir.
Bu durumda, aralarında davacının da bulunduğu Yücebağ Beldesinin (YıldızMahallesi)halkınınbir kısmının, güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmelerinden dolayıuğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olması diğer bir ifadeyleanılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacıya yönelikbir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle, 5233 sayılı Yasahükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından,davacının isteminin reddi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukukaaykırılık görülmemektedir.”
13. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 31/1/2013 tarihli ve E.2012/7151, K.2013/756 sayılı ilamı ilekararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiznedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek onanmasına karar verilmiştir. Onama kararı, başvurucuya 10/7/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 1/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
16. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) göstergerakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesinegöre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncüderece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidörtkatı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinciderece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinciderece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılaraintikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin veakabinde açtığı davanın reddedildiğini, yerleşim yeri Tuzaksızmezraasının 1990'lı yıllarda yaşanan terör olaylarınedeniyle boşaltıldığını, yerleşim yeri hatalı değerlendirilerek olay tarihindeYıldız Mahallesi'nde yaşadığının kabul edilmesi neticesinde karar verildiğini,dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ile güvenlik nedeniyle köyününboşaltılmış olduğunu belirten belgelerin yanlış değerlendirildiğini, Sason İlçeJandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen "Sason İlçe Jandarma KomutanlığıSorumluluk Alanında Bulunan Köy ve Mezraaların HangiTarihler Arasında Tamamen Boş Olduğunu Gösterir Çizelge" de Yücebağbeldesi Tuzaksız mezraasının1994 ile 2000 yılları arasında tamamen boşaltıldığının belirtildiğini, sunduğubelgeler değerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgelerin dikkatealındığını, bu belgeler tebliğ edilmemek suretiyle kendisine savunma yapmaimkânı tanınmadan verilen kararın adil olmadığını belirtmiştir.
19. Başvurucu; ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini,sunduğu belgeleri dikkate almaksızın idarece sunulan belgelere dayalı olarakkarar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili ve gerçeğiyansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, davasının reddine kararverilmesi nedeniyle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahsınatazminat ödenmediğini, aynı yerleşim yerinde yaşayan kişilere tazminatödendiğini, ayrımcılığa maruz kaldığını, idarenin can ve mal güvenliğinisağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet hakkından yoksunkaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniylezararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedenedayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca talebinin reddedildiğini, yaptığı başvuruhakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterekAnayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141.maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve maddi tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiğianlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, Mahkemece verilen davanın reddi kararıneticesinde idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerinegetirmemesi sonucu maruz kaldığı mülkiyet hakkından yoksun kalma durumukarşısında bir giderim sağlanması imkânının kendisine tanınmadığını belirterekAnayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir. Anılan ihlal iddiaları, gerekçeli karar hakkının ihlali iddiasınınincelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlaliddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun diğer ihlaliddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderimtalebinin ve akabinde açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10.maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
22. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminattaleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası dahaönce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılıkyapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtileniddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamışoldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,§§ 39-44).
23. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığınhangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtileniddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibifarklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
24. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlaledildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
25. Başvurucu, idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğedilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını iddiaetmiştir.
26. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konudaverdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin tarafsızlığınailişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimintaraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel birkanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
27. Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
ii. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
29. Başvurucu; sunduğu bilgi, belge, deliller dikkatealınmaksızın sadece idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyenbelgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiğinibelirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerininihlal edildiğini iddia etmiştir.
30. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdasedilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı,bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesikararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuların, temyizve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlerekarşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu; başvuruculartarafından ibraz edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerceidare ve başvurucular tarafından sunulan belgeler değerlendirilerekbaşvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunmaolanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları kapsamından başvurucularınyargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrumbırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (MesudeYaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,§§ 70-72).
31. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılanincelemelerde başvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı vebaşvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığısonucuna varılmıştır.
32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
33. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğügiderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
34. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar, daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
36. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvurutarihi olan 25/9/2006 ile nihai karar tarihi olan 31/1/2013 arasında geçen 6yıl 4 aylık sürede, uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerineve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yönde bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
37. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
38. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
39. Başvurucu; 1990'lı yıllarda terör olaylarının yaşandığıdönemde Yücebağ beldesi Tuzaksızmezraasında yaşadığını, bu yerin halk arasında Hamzıka olarak bilindiğini, yerleşim yerinin terörnedeniyle boşaltılmasıyla 1992 yılında Sason ilçesi Yücebağbeldesi Yıldız Mahallesi'ne zorunlu olarak göç etmek durumunda kaldığını,dolayısıyla Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden husus olmasıhasebiyle yargılama konusuna neden olan olayların yoğun olarak yaşandığıdönemdeki yerleşim yeri olan Tuzaksız (Hamzıka) mezrasının dikkate alınarak karar verilmesigerekirken Mahkemenin daha sonra göç etmiş olduğu Yıldız Mahallesi'nin hukukidurumunu dikkate alarak karar verdiğini, bu şikâyetlerinin hiçbir aşamadadeğerlendirilmeyerek karar verildiğini iddia etmiştir.
40. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından birisi olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararınniteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık biryanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsızbırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda TurizmPazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213,4/12/2013, § 26).
41. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkemeler veyargı mercileri, verdikleri kararlarda yeterli gerekçe göstermelidir. Gerekçegösterme yükümlülüğünün kapsamı, kararın niteliğine göre değişir ve davaya konuolayın içinde bulunduğu şartlar ışığında değerlendirilerek belirlenir (Mustafa Kahraman, B. No:2014/2388,4/11/2014, § 36).
42. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerininayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerinonama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber (Aziz Turhan, B. No: 2012/1269, 8/5/2014, §53), başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin detartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucularınusule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyizincelemesinde tartışılmaması veya yargı mercileri tarafından resen dikkatealınması gereken hükümlerin gerekçesi açıklanmaksızın uygulanmaması gerekçelikarar hakkının ihlali olarak görülebilir (MustafaKahraman, § 37).
43. Bir mahkeme kararının gerekçesi; o davaya konu maddiolguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere vehukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; maddi olgular ile hükümarasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların, hangi nedenle haklı veyahaksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunlukdenetimini yapabilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmünhangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini kuşkuya yer vermeyecek açıklıktagösteren bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur (Nurten Esen, B. No: 2013/7970, 10/6/2015, § 56).
44. Somut olayda başvurucu, terör olaylarının yaşandığı yıllardaTuzaksız (Hamzıka) mezraasında ikamet ettiğini, daha sonra köyünboşaltılmasıyla zorunlu olarak göç ettiği Yıldız Mahallesi'nin hukuki durumununMahkemece yanlış değerlendirme yapılarak dikkate alındığını iddia etmiştir.
45. İdare Mahkemesi kararında (bkz. § 12), Batman İl JandarmaKomutanlığının 25/3/2011 tarihli Batman Valiliğine hitaben yazılan boşalan veboşaltılan köylere ilişkin yazısında Yücebağ beldesiYıldız Mahallesi, Barış Mahallesi, Karşıyaka Mahallesi'nin boşalan ya daboşaltılan yerlerden olmadığı ancak Alaçayır mezrası,Uğurlar mezrası, Tuzaksız mezrası veGolagadomezralarının 1994 ile 2000 yılları arasında tamamen boşaldığının ifade edildiğibelirtilerek bu husus ve Yücebağ beldesine ilişkinçeşitli kurumlardan toplanan belgeler nazara alınarak Yücebağbeldesinde geçici köy korucusu ve gönüllü köy korucusu görevlendirilmesi vekoruculuk sisteminin bulunması; Yücebağ beldesi nüfusverileri, muhtarlık seçimleri, Yücebağ Beldesiİlköğretim Okulunun güvenlik nedeniyle kapanan okullar arasında yer almaması,Yücebağ beldesinin (YıldızMahallesi)halkınınbir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığızararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, köyde nesnel güvenlikkaygısının yaşanmamış olması ve başvurucuya yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanun hükümlerine göreidarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı gerekçelerine dayanılarakdavanın reddine karar verilmiş; kanun yolu mercilerince de İlk Derece Mahkemesikararı onanmıştır (bkz. § 13).
46. Batman İl Jandarma Komutanlığının yukarıdaki paragraftaanılan yazısı ekindeki tablonun incelenmesi neticesinde Yücebağbeldesine bağlı olan Yıldız ve Barış Mahallelerinde boşalma olmadığınınbelirtildiği, Tepe Mahallesi'ne bağlı Alaçayır,Uğurlar, Tuzaksız, Golagadomezralarının 1994 ile 2000 yılları arasında tamamen boşaldığının belirtildiğitespit edilmiştir.
47. Başvurucu; yerleşim yeri olan Tuzaksızmezraasında ikamet ettiğini ve güvenlik nedeniyle mezraanın boşaltılmasıyla Yıldız Mahallesi'ne göç ettiğiniDerece Mahkemesi önünde ileri sürmüş ise de kararın gerekçesinden (bkz. § 12)iddialarının tam olarak karşılanmadığı anlaşılmakta olup kanun yolu merciincede anılan konu hakkında değerlendirme yapılmamıştır (bkz. § 13). Başvurucununanılan şikâyetini yargılama aşamalarında ileri sürdüğü fakat varılacak sonuçbakımından önem arz edebilecek bu husus hakkında herhangi bir değerlendirmeyapılmadığı görülmüştür.
48. Başvurucunun yerleşim yeri olduğunu iddia ettiği Tuzaksız mezraasının olaylarınyaşandığı dönemde jandarma tutanağına göre tamamen boşaltılan yerler arasındaolduğu dikkate alındığında başvurucunun anılan iddiası yargılamanın sonucunuetkileyebilecek nitelikte iken bu iddia hakkında değerlendirmede bulunulmaması,başvurucunun yerleşim yerininYıldız Mahallesi olduğukabulünden hareketle anılan yere ilişkin kayıtlar doğrudan esas alınarak davanınreddine karar verilmesi, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğini ortaya koymaktadır.
49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli kararhaklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
50. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
51. Başvurucu, başvuru formunda belirttiği maddi tazminat miktarlarınınödenmesi talebinde bulunmuştur.
52. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
53. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan ihlalkararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdareMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
54. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucu, bu konuda herhangi bir belgesunmadığından başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
55. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batmanİdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
9/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.