TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FADİME EKİZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/6741)
Karar Tarihi: 7/9/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Fatma Gülbin ÖZCÜRE
Başvurucu
:
Fadime EKİZ
Vekili
:
Av. Galip Onur DEMİREL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, uyuşmazlığın esasına yönelik talebin kararabağlanmaması nedeniyle din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkilibaşvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 6/4/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvuru tarihi itibarıyla başvurucu, KüçükçekmeceEşref Bitlis Kız Teknik ve Meslek Lisesinde üretim teknolojileri öğretmeniolarak görev yapmaktadır.
8. Başvurucu 30/12/1996 tarihinde Kars Halk EğitimMerkezinde öğretmen olarak göreve başlamıştır. Dinî inancı gereği başörtüsütaktığını, göreve başladığı tarihten itibaren de öğretmenlik görevini başörtülübir şekilde sürdürdüğünü belirten başvurucu 28 Şubat süreci olarak bilinendönemde Kars Tugay Komutanlığı içinde bulunan kursta öğretmen olarakgörevlendirilmiştir. Görevlendirmenin akabinde başvurucu; Tugaya başörtüsü ilegiremeyeceği konusunda uyarıldığını, ikazlara uymamaya devam etmesi hâlinde isemeslekten ihraç edileceğine ilişkin tehdit edildiğini belirtmektedir.
9. Sonrasında Kars Tugay Komutanlığı bünyesindeki kurstanKars Kız Meslek Lisesine görevlendirildiğini belirten başvurucu, başörtülü birşekilde ders anlatmaya devam ettiği için psikolojik tacize varan baskılaramaruz kaldığını ve istifa etmesi için gerek meslekten atılmakla gerekse KarsEmniyet Müdürlüğünde komiser olarak görev yapan eşinin mesleki açıdan göreceğizararlarla tehdit edildiğini ifade etmektedir.
10. Başvurucu, başörtüsü sebebi ile maruz bırakıldığıbaskı ve yıldırmalar sebebiyle 11/12/1997 tarihinde huzurlu bir ortamdaçalışamadığını belirterek meslekten çekilme talebinde bulunmuştur. Millî EğitimBakanlığının 4/2/1998 tarihli işlemiyle başvurucunun çekilme talebinin kabulüneve memuriyetle ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir.
11. Başvurucu 28/2/1997 ile 14/2/2005 tarihleri arasındadisiplin cezaları nedeniyle memuriyetten ayrılmış olanların göreve iadelerineilişkin 22/6/2006 tarihli ve 5525 sayılı Memur ve Diğer Kamu GörevlilerininBazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun'un ek 1. maddesinin 12/7/2013tarihinde yürürlüğe girmesinin ardından 24/8/2013 tarihinde göreve iadesi vetüm özlük haklarının kendisine verilmesi talebi ile Millî Eğitim Bakanlığınabaşvuruda bulunmuştur. Başvurucunun ilgili talebi hakkında altmış gün içindebir cevap verilmemiştir.
12. Başvurucu, talebine altmış gün içinde cevapverilmemesi üzerine zımni ret işleminin iptali istemi ile Millî EğitimBakanlığı aleyhine 25/12/2013 tarihinde Ankara 18. İdare Mahkemesinde (Mahkeme)iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; zımni ret işleminin iptaline, göreve başlatılmaya,masraf ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi istenmiş,özlük hakları yönünden herhangi bir talepte bulunulmamıştır.
13. Bu arada başvurucu 9/1/2014 tarihinde Eşref BitlikKız Teknik ve Meslek Lisesinde giyim üretim teknolojisi öğretmeni olarak görevebaşlatılmıştır. Mahkeme, başvurucunun göreve başlatıldığını gözeterek konusuzkalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına 3/6/2014tarihinde karar vermiştir.
14. Başvurucu; davadaki talebinin sadece göreve iadeedilmesinden ibaret olmadığını, bütün özlük haklarının da iadesini istediğini,nitekim idareye başvurusunun da bu kapsamda olduğunu belirtmiş ve özlükhaklarına ilişkin talebiyle ilgili olarak Mahkemenin herhangi bir değerlendirmeyapmaması sebebi ile kararı temyiz etmiştir.
15. Karar, Danıştay Onikinci Dairesince (Daire) 17/3/2015tarihinde onanmıştır.
16. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin26/1/2016 tarihli kararıyla oyçokluğu ile reddedilmiştir. Karşıoy yazan üye;başvurucunun idari başvurusunda özlük haklarının ödenmesi istemin de yeraldığını, istemin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılandavada, davacının parasal haklarına ilişkin hüküm kurulmamasında hukuka uyarlıkbulunmadığını belirterek karar düzeltme isteminin kabul edilmesi ve kararın bugerekçeyle bozulması gerektiğini savunmuştur.
17. Nihai karar 14/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 6/4/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Kanun
19. 5525 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin ilgilikısmı şu şekildedir:
"28/2/1997 tarihinden sonra verilendisiplin cezaları nedeniyle memuriyetten çıkarılanlardan 28/8/1999 tarihli ve4455 sayılı Memurlar İle Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının AffıHakkında Kanun veya bu Kanun hükümlerinden yararlanmış olanların;
a) Memuriyete giriş şartlarınıkaybetmemiş olmaları,
b) Durumlarına uygun boş kadro veyapozisyon bulunması,
c) Bu kadro ve pozisyonlara aitnitelikleri taşımaları,
ç) Üç ay içinde müracaat etmeleri,
kaydıyla yeniden göreve alınmalarında20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun eki(İ) Cetvelinde yer alan atama sayısı sınırlaması uygulanmaz."
B. Genelge
20. Başbakanlık tarafından çıkarılan 31/8/2013 tarihli ve28751 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nin ilgili kısmı şöyledir:
"Bilindiği üzere, 22.6.2006 tarihlive 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin CezalarınınAffı Hakkında Kanuna 12.7.2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanunun 43 üncümaddesiyle eklenen ek 1 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında,“28/2/1997 tarihinden sonra verilen disiplin cezaları nedeniyle memuriyettençıkarılanlardan 28/8/1999 tarihli ve 4455 sayılı Memurlar İle Diğer KamuGörevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun veya bu Kanunhükümlerinden yararlanmış olanların;
a) Memuriyete giriş şartlarınıkaybetmemiş olmaları,
b) Durumlarına uygun boş kadro veyapozisyon bulunması,
c) Bu kadro ve pozisyonlara aitnitelikleri taşımaları,
ç) Üç ay içinde müracaat etmeleri,
kaydıyla yeniden göreve alınmalarında20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun eki(İ) Cetvelinde yer alan atama sayısı sınırlaması uygulanmaz.
...
A) Birinci fıkra hükmünün uygulanması:
1) Fıkra hükmünden yararlanabilmek için;
a) İlgililerin 28.2.1997 ila 14.2.2005tarihleri arasında verilmiş olan disiplin cezaları sebebiyle memuriyettençıkarılmış olması,
b) Memuriyetten çıkarmaya esas olandisiplin cezalarının 28.8.1999 tarihli ve 4455 sayılı Kanun veya 22.6.2006tarihli ve 5525 sayılı Kanun kapsamında affedilmiş olması,
c) Atama yapılacak tarih itibarıyla 657sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilen genel şartlarile kurumların mevzuatlarında yer alan özel şartların taşınması,
ç) Memuriyetten çıkarılma tarihindeilgililerin işgal ettikleri kadro derecesi veya kazanılmış hak aylık derecesiya da atanabilecekleri kadro derecelerinde aynı unvanlı veya kurumların görevdeyükselme ve unvan değişikliği yönetmelikleri çerçevesinde atanabilecekleri boşkadro veya pozisyon bulunması,
d) Atama yapılacak kadro veyapozisyonlara ait niteliklerin taşınması,
e) 1 Kasım 2013 Cuma günü mesai saatibitimine kadar ayrıldığı kuruma veya ilgili mevzuat çerçevesinde atamayapılabilecek diğer kurumlara başvuru dilekçesinin verilmiş olması,
gerekmektedir.
2) Atama yapılacak kamu idareleriöncelikle başvuruların yukarıdaki esaslara uygunluğunu tespit edecektir. Butespit sonucunda atama için her hangi bir engel durumun bulunmaması halindehizmet gerekleri ve kadro ihtiyaçları dikkate alınarak gerekli izin veonayların alınmasını müteakip atama işlemleri tekemmül ettirilecektir.
...
C) Ortak Hususlar:
1) Ek 1 inci madde kapsamındaki atamalaraçıktan atama olarak değerlendirilecektir.
2) 20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun eki (İ) Cetvelinde yer alan atamasayısı sınırlamalarına tabi olan kamu idareleri hakkında, bu kapsamdayapacakları açıktan atamalar için söz konusu sayı sınırlaması uygulanmayacak,sayı sınırlaması dışında atama usul ve esaslarını düzenleyen ilgili mevzuathükümlerine göre işlem tesis edilecektir.
3) Kamu idareleri bu kapsamda atamasıyapılan personele ilişkin bilgileri atama işleminin tamamlanmasını müteakip biray içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirecektir.
...."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 7/9/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başörtüsü takması dolayısıyla yaşadığı psikolojiktaciz nedeni ile öğretmenlik mesleğinden istifa etmeye zorlandığını belirtenbaşvurucu, açmış olduğu davada özlük haklarına ilişkin talebinin Mahkemetarafından değerlendirilmemesi ve bu hususta hüküm kurulmaması sebebi ile dinve vicdan hürriyeti ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetlerinin özünün başvurucun özlükhaklarına ilişkin talebi hakkında bir karar verilmemesine yönelik olduğuanlaşılmakla başvurucunun iddiasının din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılıolarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkıkapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
1. Din veVicdan Özgürlüğüne İlişkin İlkeler
24. Din ve vicdan özgürlüğü Anayasa’nın 2. maddesindeifadesini bulan demokratik devletin vazgeçilmez unsurlarındandır. Din ve vicdanözgürlüğünün demokratik toplumun temellerinden biri olmasının kökeninde dininhem bir dine bağlı olan bireyler tarafından hayatı anlama ve anlamlandırmadabaşvurdukları temel kaynaklardan biri olması hem de toplumsal yaşamınşekillenmesinde önemli bir işlev görmesi bulunmaktadır. Bu işlev sebebiyleuluslararası düzlemde dinlerin özgürlükler karşısındaki konumlarından bağımsızolarak bireylerin belli ölçüler içinde din özgürlüğüne sahip olduğu kabuledilmiştir. Diğer özgürlükler gibi din özgürlüğü de uzun ve zorlu bir sürecinsonucunda belli yasal ve anayasal güvencelere sahip kılınmıştır. Nitekim dinözgürlüğü, evrensel ve bölgesel düzeyde insan haklarına ilişkin uluslararasıbildiri ve sözleşmelerin birçoğunda korunan bir haktır (Tuğba Arslan [GK],B. No: 2014/256,25/6/2014, § 52; Esra Nur Özbey, B. No:2013/7443, 20/5/2015, § 44).
25. Anayasa'nın 13. maddesinde ifadesini bulan demokratiktoplum düzeninin gerekleri kavramı; anayasal bir özgürlük üzerindekisınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını,başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendinigöstermesini gerektirmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsalihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilsedemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarakdeğerlendirilemez (Esra Nur Özbey, § 79; ifade özgürlüğü bağlamında bkz.Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet AliAydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No:2014/6128, 7/7/2015, § 51). Dolayısıyla din ve inanç özgürlüğünün demokratiktoplumdaki vazgeçilmez öneminden dolayı bu özgürlüğe müdahale edebilmek içinher durumda zorlayıcı toplumsal ihtiyacın var olduğu gösterilebilmelidir.
2. EtkiliBaşvuruda Bulunma Hakkına İlişkin İlkeler
26. Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğinebağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.Bu genel nitelikteki anayasal düzenlemeyle bireylerin kişilik değerlerineyönelen, zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Bunun yanındaAnayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasıiçin gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevlerinden biriolarak sayılmaktadır (Ali Çığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 32; ErolKumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, § 32; U.B., B. No: 2015/3175,10/10/2019, § 33; Meral Danış Beştaş (3), B. No: 2017/34087, 13/10/2020,§ 35). Bu düzenlemeler ışığında devletin bireylerin din ve vicdan özgürlüğünekeyfî olarak müdahale etmeme yükümlülüğü vardır.
27. Söz konusu bu yükümlülük bireylerin din ve vicdanözgürlüklerini etkin bir şekilde kullanmalarını garanti altına almalı,haklarına devam eden saldırıların durdurulmasını sağlamalıdır. Ayrıca müdahaleninkaynağı olan işlemler, eylemler veya ihmaller konusunda kişilere etkili birkarşı çıkma ve oluşan zararların tazmin edilebilmesi için telafi etme imkânıtanımalıdır. Bu imkân ise ancak etkili bir başvuru yolunun mevcut olması ilemümkündür (özel hayata saygı hakkı bağlamında bkz. Meral Danış Beştaş (3),§ 36; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bağlamında bkz. İsmailSarıkabadayı ve diğerleri, B. No: 2016/23696, 8/6/2021, § 53).
28. Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa'da güvence altınaalınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makamageciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuruhakkı) güvence altına alınmaktadır. Buna göre etkili başvuru hakkı; anayasalbir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygunolarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalingerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya(yeterli giderim sağlamaya) elverişli idari ve yargısal yollara başvurudabulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir. Temel hak ve özgürlüklerinihlal edildiğine ilişkin iddiaların ileri sürülebileceği bir başvuru yolununmevzuatta öngörülmesi yeterli değildir. Söz konusu başvuru yolunun aynı zamandauygulamada da etkili olması (başarı şansı sunması) gerekir. Bununla birliktebir başvuru yolunun gerek hukuken gerekse uygulamada genel anlamda etkiliolması, somut olay bakımından etkili başvuru hakkına ilişkin bir müdahalebulunup bulunmadığının değerlendirilmesine engel değildir (Yusuf AhmedAbdelazım Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018 §§ 59-61).
29. Öte yandan somut olayda ihlalin giderilmesi konusundabaşarı şansı sunan hukuki yolların tespiti müdahalenin kim tarafındangerçekleştirildiğine, müdahalenin devam edip etmediğine ve özel düzenlemeleröngörülüp öngörülmediğine göre farklılaşabilmektedir. Bu noktada etkili hukukiyolların bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve etkili olabilecek hukukyollarına başvurulması durumunda bu yolun pratikte de etkili şekilde işletilipişletilmediğinin irdelenmesi önem arz etmektedir (Meral Danış Beştaş (3),§ 38).
3. İlkelerinOlaya Uygulanması
30. Başvurucu 5525 sayılı Kanun'un ek 1. maddesininyürürlüğe girmesinin ardından göreve iadesi ve tüm özlük haklarının kendisineverilmesi talebi ile Millî Eğitim Bakanlığına başvuruda bulunmuştur.Taleplerinin zımnen reddini müteakip başvurucu 25/12/2013 tarihinde davaaçmıştır. Başvurucunun dava dilekçesinde yalnızca göreve iade talebinin zımnenreddine ilişkin Millî Eğitim Bakanlığı işleminin iptalini istediği, özlükhaklarına ilişkin bir talepten bahsetmediği görülmektedir.
31. Başvurucu, özlük haklarının iadesine dair talebiniidareye yöneltmiş olduğunu, söz konusu talebe ilişkin zımni reddin iptaldavasına konu edildiğini belirtmekte; dava dilekçesinde özlük haklarıkonusundaki talebini açıkça ileri sürmesine gerek olmadığını ileri sürmektedir.Somut olayda asıl mesele başvurucunun idareye yönelttiği özlük haklarınailişkin iade talebini dava dilekçesinde ayrıca ileri sürmemesi nedeniyle bukonuda bir karar verilmemiş olmasının din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılıolarak etkili başvuru hakkını ihlal edip etmediğine ilişkindir.
32. Başvurucu, özlük haklarına ilişkin bir talebininbulunduğunu yargılama sırasında ilk defa atama işleminin gerçekleşmesininardından ilk derece mahkemesinin dava hakkında karar verilmesine yer olmadığınahükmetmesini müteakip temyiz dilekçesinde dile getirmiştir. Temyiz talebininreddedilmesinin ardından başvurucu, karar düzeltme talebinde de özlük haklarınailişkin geriye yönelik talepleri ile ilgili olarak bir karar verilmediğihususundaki itirazlarını yinelemiş fakat başvurucunun ilgili talepleri karardüzeltme kararında da reddedilmiştir.
33. Etkili başvuruda bulunma hakkına yönelik pozitifyükümlülüklerin harekete geçebilmesi için öncelikle başvurucunun kendisinedüşen yükümlülükleri yerine getirmesi ve usulüne uygun olarak dava açmış olmasıgerekir. Şayet başvurucu, usulüne uygun dava açmamış ya da açmış olduğu davadagerekli özen ve dikkati göstermemiş ise derece mahkemesinin meselinin esasıylailgili karar verme yükümlülüğü doğduğundan bahsedilemez.
34. Somut olayda da derece mahkemeleri başvurucununidareye yönelttiği özlük haklarına dair talebini dava dilekçesinde de açıkçaileri sürmemiş olduğunu gözeterek bu konuda bir karar vermemiştir. Derecemahkemeleri, ilk derece mahkemesinin başvurucunun temyiz ve karar düzeltmedilekçelerine konu ettiği özlük haklarına ilişkin talepleri yönünden bir kararvermemiş olduğu hususundaki itirazlarını açıkça olumlu yahut olumsuz birdeğerlendirme yapmadan reddetmiştir. Söz konusu bu durum eleştiriye konuedilebilse dahi bu yorumun etkili başvuru hakkını imkânsız kıldığı ya da aşırıderecede zorlaştırdığı söylenemez. Zira başvurucunun idareye açıkça yönelttiğitaleplerini dava dilekçesinde de ileri sürmesini beklemek idari yargıdakitaleple bağlılık ilkesinin doğal bir sonucudur.
35. Tüm bu değerlendirmeler ışığında başvurucunun davadilekçesinde açıkça ifade etmediği bir talebi hakkında karar verilmemesi sebebiile din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlaledilmediğinin açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkilibaşvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 7/9/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
1. Mahkemenin Sayın çoğunluğu tarafından başvurucunun dinve vicdan özgürlüğü ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmiştir. Sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdabelirtilen gerekçelerle katılmadım.
2. Olay ve olgular mahkememizin gerekçeli kararındaayrıntılı olarak özetlenmiştir.
3. Başvurucu 24.08.2013 tarihinde resmi gazetedeyayınlanan başbakanlık genelgesi uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurarakbütün özlük haklarıyla birlikte ikametgah adresine yakın bir okulda başlatılmaksuretiyle göreve iadesine talep etmiştir. Başvurunun süresinde cevaplanmamasıüzerine Zımni ret işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Davaya bakan Ankaraİdare Mahkemesi şahsın öğretmen olarak ataması yapıldığında davanın esasıhakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu kararıtemyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde özlük haklarının iadesine ilişkin kararverilmemiş olması yönünden eksik inceleme nedeniyle bozulmasını talep etmiştir.Danıştay tarafından talep reddedilerek karar onanmıştır.
4. Başvurucu somut olayda idareye başvuru talepdilekçesinde açıkça özlük haklarını talep etmiştir. Bu işlemin iptalini bütünhalinde yargı mercilerine taşımıştır. Yargı mercilerince özlük hakları ileilgili bir karar verilmeden kesinleştirilmiştir.
5. Başvurucunun bu talebi mahkememizce karar hakkıyönünden incelenmesi gerekmektedir.
6. Anayasa’nın 36. Maddesinde “Herkes, … yargı mercileriönünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkınasahiptir.” “Hiçbir mahkeme görev ve yetki içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”Şeklindeki düzenleme ile adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.İkinci fıkrada kişilerin davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin birkarar verilmesini isteme güvencesini de sağladığı açıktır. (Filiz Fırat, B no:2014/10303, 5Aralık 2017, 27-28) Avrupa insan hakları sözleşmesinin 6.Maddesinin 1 numaralı fıkrasının genel bir düzenleme içermekle beraber buhakkın karar hakkını da içerdiği kabul edilmektedir. Karar hakkı genelitibariyle mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığın karara bağlanmasını istemehakkını ifade eder bu istem şekli anlamda bir karar elde etmekten ziyade davakonusu uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonucabağlanmasını da gerektirir.
7. Uyuşmazlık konusu olayda başvurucu Milli EğitimBakanlığı’na verdiği dilekçesinde özlük haklarıyla beraber göreve iadesinitalep etmiştir. Bu talebe cevap verilmemesi üzerine zımnen ret işlemine karşıMilli Eğitim Bakanlığı’nın işleminin iptali ve haklarının kendisine verilmesineilişkin olarak dava açmıştır. Dava konusu Milli Eğitim Bakanlığı’nın zımni retişlemine ilişkin olarak açılan bir iptal talebi olması nedeniyle derece mahkemelerincebaşvurucunun özlük haklarına ilişkin talebi konusunda da bir karar verilmesigerekmektedir. Başvurucu idareye başvurduğunda özlük hakkını talep etmiştir. Butalebe karşı dava açmıştır. Talebi karşılanmayınca temyiz talebinde de özlükhakkı ile ilgili karar verilmediğini gerekçe göstererek talepte bulunmuştur.Başvurucunun talepleri konusunda mahkemelerce bir değerlendirilme yapılmasıgerekmektedir.
8. Başvurucunun idareye yönelttiği özlük haklarınailişkin taleple ilgili bir değerlendirme yapılmadan başvurucunun talebikesinleşmiştir. Mahkememizce başvurucunun talebi kabul edilerek din ve vicdanözgürlüğü ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğineilişkin karar verilerek dosyanın gereği için yeniden yargılama kararı verilmesigerekmektedir. Bu nedenle sayın çoğunluğun açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna ilişkin görüşüne katılmadım.
Üye
Selahaddin MENTEŞ