TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FAHRİ AŞKIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/19289)
Karar Tarihi: 27/10/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Kamil KAYA
Başvurucu
:
Fahri AŞKIN
Vekili
:
Av. Hakan GÜRAKSU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, icra emrinin iptali talebiyle yapılan şikâyetbaşvurusunda icra hukuk mahkemesince şikâyet dilekçesi karşı tarafa tebliğedilmeden dosya üzerinden karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/3/2016 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 17/5/2016 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş23/5/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhineaçılan idari davada 750 TL vekâlet ücreti ile 291,90 TL yargılama giderininanılan kurumdan alınarak başvurucuya verilmesine karar verilmiştir.
9. Başvurucu, vekili vasıtasıyla SGK Başkanlığına sunduğu22/7/2014 tarihli dilekçesiyle idare mahkemesince hükmedilen vekâlet ücreti ileyargılama giderinden oluşan söz konusu alacağın, numarasını bildirdiği bankahesabına ödenmesini talep etmiştir.
10. SGK Başkanlığı Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün20/8/2014 tarihli yazısıyla, anılan birime hitaben dilekçe yazılması ve dilekçeekinde ilgili mahkeme kararı ve vekil tarafından düzenlenecek serbest meslekmakbuzu sunulması hâlinde bahsi geçen alacağın banka hesabına ödenebileceğibaşvurucuya bildirilmiştir.
11. Başvurucu, kendisinden talep edilen bu belgeleri sunmamış,alacağın otuz gün içinde ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili için Antalya 30.İcra Müdürlüğünün E.2014/17437 sayılı dosyasında SGK aleyhine 5/9/2014tarihinde ilamlı icra takibi başlatmıştır.
12. Borçlu SGK vekili takibe konu alacağın ödenmesi için idareyebaşvurulmadan doğrudan icra takibi başlatılmasının kanuna aykırı olduğuiddiasıyla Ankara 8. İcra Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) 24/9/2014 tarihindeşikâyet başvurusunda bulunmuş ve icra emrinin iptalini talep etmiştir.
13. Mahkeme, dosya üzerinden yaptığı inceleme sonunda 2/10/2014tarihli ve E.2014/906, K.2014/896 sayılı karar ile “alacağın yatırılacağı banka hesap numarası başvurucu tarafından borçluidareye yazılı olarak bildirilmeden icra takibi başlatılmasının Kanun’a aykırıolduğu” gerekçesiyle şikâyetin kabulüne ve icra emrinin iptalinekesin olarak karar vermiştir.
14. Mahkeme şikâyet dilekçesini başvurucuya tebliğ etmemiş,ancak başvurucuyu gerekçeli kararında davalı olarak gösterip bu dosya nedeniylevekâlet ücreti ile yargılama gideri ödemeye mahkûm etmiştir. Gerekçeli kararınilgili kısmı şöyledir:
“Şikayetin mahiyeti gereği duruşma açılmasınagerek görülmemiştir.
...
Takip [i]dare [m]ahkemesinin kararına dayalı olarak yapılmış olup, konusubelli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ileher türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri davacınınveya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesapnumarasına, bildirim tarihinden itibaren yasada belirlenen süreler içinde ödemeyapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunacağından,davalı alacaklı tarafından davacıya banka hesap numarasını yazılı olarakbildirilmeden icra takibi başlatıldığı anlaşıldığından 6352 Sayılı Yasanın 58.maddesi ile değişik 2577 Sayılı Kanunun 28/2-6 maddeleri gereğince henüz takipyapma hakkı doğmadığından şikayetin kabulü ile icra emrinin iptaline kararverilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.”
15. Kesin nitelikli bu karar başvurucuya 10/11/2014 tarihindetebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 10/12/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 16.maddesi şöyledir:
“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlarmüstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkındakanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icramahkemesine şikâyet olunabilir. Şikâyet bu muamelelerin öğrenildiği tarihtenyedi gün içinde yapılır.
Bir hakkın yerine getirilmemesinden veyasebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet olunabilir.”
18. 2004 sayılı Kanun’un 17. maddesi şöyledir:
“Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirseşikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.
Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiğiişlerin icrası emrolunur.”
19. 2004 sayılı Kanun’un 18. maddesi şöyledir:
“İcra mahkemesine arz edilen hususlar ivediişlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır.
Şu kadar ki, talep ve cevaplar dilekçe ileolabileceği gibi icra mahkemesine ifade zaptettirmeksuretiyle de olur.
Aksine hüküm bulunmayan hâllerde icramahkemesi, şikâyet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına veduruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasınıuygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır vegelmeseler bile gereken kararı verir. Duruşma yapılmayan işlerde icramahkemesi, işin kendisine geldiği tarihten itibaren en geç on gün içindekararını verir. Duruşmalar, ancak zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemeküzere ertelenebilir.”
20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 28. maddesi şöyledir:
“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare vevergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez...
Konusu belli bir miktar paranın ödenmesinigerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilenvekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareyeyazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihindenitibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır.Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genelhükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
...”
21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 27. maddesi şöyledir:
“(1) Davanın tarafları, müdahiller veyargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukidinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibiolunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarakdeğerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,
içerir.”
22. 6100 sayılı Kanun’un 317. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Dava açılması ve davaya cevap verilmesidilekçe ile olur.”
23. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 8/2/2015 tarihli veE.2015/22707, K.2016/1967 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
“Borçlu vekili; 2577 sayılı Kanun'un 28/2.maddesi gereği alacaklı vekilinin borcun ödenmesi için idareye müracaatettiğini, ancak gerekli belgeler dilekçe ekinde sunulmadığından ödemeningerçekleştirilemediğini, alacaklının takibe geçmeden önce yazılı başvurudışında eksik evrakları ibraz etmesi gerektiğini ileri sürerek takibin iptaliniistemiştir. Mahkemece şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiş;karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK 18/3 maddesi gereğince aksine hükümbulunmayan hallerde duruşma yapılmasına gerek olup olmadığı icra mahkemesinintakdirine bırakılmış ise de anılan takdir yetkisi mutlak olmayıp, halin icabınagöre işin duruşmalı olarak incelenmesi gerektiği durumlarda mahkeme takdiryetkisini duruşma yapmadan yana kullanmalıdır.
6352 sayılı Yasa'nın 58. maddesi ile Değişik2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28/2. maddesinde “... Konusu bellibir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile hertürlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacınınveya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesapnumarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul veesaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödemeyapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur..."düzenlemesi mevcuttur. Anılan Yasa maddesine göre, İdareye yazılı olarakbaşvurulması yeterli olup, 2577 sayılı Yasa'nın 28. maddesinde özel birdüzenleme bulunmadığından icra takibine geçilmeden önce yazılı başvuru dışında,ayrıca ilama konu alacağın ödenmesi için serbest meslek makbuzu ibraz edilmesizorunluluğu bulunmamaktadır.
Somut olayda, alacaklı vekili, temyizdilekçesinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesigereğince karar tarihinden sonra kuruma ödeme yapılması için müracaattabulunduğunu, ancak idarenin bir takım evrakların eksik olduğunu ileri sürereködeme yapmaktan imtina ettiğini, müracaatının üzerinden 30 günlük yasal süreningeçmesi üzerine icra takibi başlattığını ileri sürmüş olup, Mahkemece duruşmaaçılıp taraf delilleri toplanarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik incelemeile yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi doğru olmamıştır.”
24. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26/1/2016 tarihli veE.2015/24199, K.2016/1193 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
“Borçlu vekili, müvekkili Kurum aleyhine 6352sayılı Kanun'un 38.maddesi ile değişik, 5502 sayılı Kanun'un 36.maddesindebelirtilen, idari başvuru yolu kullanılmaksızın, ilamlı icra takibibaşlatılmasının kanuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, takibin iptalinekarar verilmesini talep etmiş, Mahkemece şikayetin kabulü ile takibin iptalinekarar verilmiş, hüküm alacaklı ve borçlu vekilleri tarafından temyizedilmiştir.
İİK'nun 18. maddesinde; İcra Mahkemesi'ne arz edilen hususlarda basityargılama usulü uygulanır. Şu kadar ki, talep ve cevaplar dilekçe ile olabileceğigibi icra mahkemesine ifade zaptettirmek suretiyle deolur. Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemiyapan icra dairesinin açıklama yapmasını ve duruşma yapılmasına gerek olupolmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgililerien kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir.
Somut olayda; Mahkemece duruşma yapılmadandosya üzerinden karar verilmiştir. Ancak temyiz dilekçesine eklenen belge ileborçlu Kuruma başvuru yapıldığı iddia edilmektedir. Mahkemece, duruşma açılıp,tarafların delil ve belgeleri toplanarak oluşacak sonucuna göre bir kararverilmesi gerekirken eksik inceleme ile evrak üzerinden karar verilmesiisabetli değildir.”
25. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 4/12/2012 tarihli veE.2012/18443, K.2012/36081 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
“Öncelikle belirtmek gerekir ki;
İcra müdürlüğünün takibin durdurulmasıişleminin iptali istemi, İİK.nun 16. ve devammaddeleri kapsamında şikayet olup, aynı yasanın 18.maddesinin 3.fıkrasında;"Kanunda açıklık bulunmayan hallerde icra mahkemesi iki taraf arasındaduruşma yapılmasına gerek olup olmadığını kendisi takdir eder" yasaldüzenlemesine yer verilmiştir. HMK'nın 320/1.maddesine göre de, mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davetetmeden dosya üzerinden karar verebilecektir.
Ancak, olayımızda tarafların temyiz ve temyizecevap dilekçesinde yer alan iddia ve savunmalar dikkate alındığında, yalnızcaicra dosyası incelenerek evrak üzerinde karar verilmesi mümkün olmayıptarafların delilleri toplanıp değerlendirilerek bir karar verilmesi zorunludur.Kaldı ki, evrak üzerinde karar verilecek olsa dahi, şikayet dilekçesinin karşıtarafa tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekmektedir. Aksi halde HMK.nun 27. maddesinde yer alan "Hukuki dinlenilme hakkı"na aykırı yargılama ile sonuca gidilmiş olur.Anılan maddeye göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibiolma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığıüzere, bu hak, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia vesavunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tambilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarakkullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereğigibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Taraflar"silahların eşitliği ilkesi" gereği iddia ve savunmalarını ilerisürme ve ispat hakkına sahiptirler. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama veispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünüveremez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/52 Esas,2009/105 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; taraflar duruşmayaçağrılmadan, bir başka deyişle taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi,Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen "iddia ve savunma hakkınınkullanılmasına imkan tanınması ilkesi"nin doğalbir sonucudur. Gerçekten de, savunma hakkını güvence altına alan T.C.Anayasası'nın 36. maddesi ile HMK.nun 27. maddesindede açıkça belirtildiği üzere, mahkemece, davalı taraf, dinlenmek ve savunmasıalınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesimümkün bulunmamaktadır, aksi halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı,gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda tartışmasız olarak kabuledilmektedir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu; idari dava sonunda lehine hükmedilen vekâletücreti ile yargılama giderinin ödenmesi için borçlu Kuruma başvurduğunu,alacağın ödenmemesi üzerine ilamlı icra takibi başlattığını, takibe karşı borçlutarafından yapılan şikâyet başvurusu üzerine Mahkemece, şikâyet dilekçesikendisine tebliğ edilmeden dosya üzerinden inceleme yapılarak alacağınyatırılacağı banka hesap numarası borçlu idareye yazılı olarak bildirilmedenicra takibi başlatıldığı gerekçesiyle icra emrinin iptaline karar verildiğini,idareye başvurusu sırasında banka hesap numarasını bildirmiş olduğunu, iddiayakarşı savunma hakkı tanınmadığından bu hususu Mahkemeye bildirme imkânıbulamadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesi talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
28. Bakanlık görüş yazısında adil yargılama hakkı kapsamında yeralan güvencelerden birinin silahların eşitliği ilkesi olduğu, bu ilke gereğidavanın taraflarından birinin diğeri karşısında zayıf duruma düşürülmemesigerektiği, buna karşılık icra ve iflas hukukundaki şikâyet yolunun icra veiflas dairelerinin denetimini amaçlayan kendine özgü bir kanun yolu olduğu,şikâyet üzerine verilen kararların takip hukuku bakımından kesin hükümoluşturduğu ve takibe konu maddi hakkı ortadan kaldırmadığı, 2004 sayılıKanun’un 18. maddesine göre şikâyet incelemesinin duruşmalı yapılıpyapılmayacağının mahkemelerin takdirinde olduğu, takip hukukunun kendine hasözellikleri nedeniyle şikâyet yargılamasında duruşma açılmadan dosya üzerindeninceleme yapılarak karar verilmesinde zaruret bulunduğu, dolayısıylailgililerin haberdar edilmemesinin hak ihlali olarak değerlendirilemeyeceği,somut olayda Mahkemenin şekli bir inceleme yaptığı, ayrıca verilen kararlabaşvurucunun alacak hakkının özünün etkilenmediği, bu nedenlerle başvuru konusuolayda iç hukuktaki düzenlemelere ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) 6. maddesi ile ilgili temel gerekliliklere aykırı bir uygulamabulunmadığı ifade edilerek başvurucunun şikâyetleri incelenirken bu hususların gözönünde bulundurulması gerektiği yönünde beyandabulunulmuştur.
29. İcra hukuk mahkemelerinin şikâyet başvurularıyla ilgiliverdikleri kararların adil yargılanma hakkı yönünden bireysel başvuruincelemesine konu olup olamayacağı Anayasa Mahkemesince benzer başvurularkapsamında değerlendirilmiş ve şikâyetin, takibin diğer tarafını ilgilendiripilgilendirmediğinden ziyade somut olay çerçevesinde şikâyet başvurusu sonundaverilen kararın ilgilinin haklarını etkileyip etkilemediği hususunundeğerlendirilmesiyle bir sonuca varılmasının doğru olacağı kabul edilmiştir (İbrahim Demirayak, B.No: 2013/4075, 10/3/2016, § 25)
30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de Sözleşme’nin 6.maddesinin uygulanabilirliği için medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili ortayaçıkan uyuşmazlığın bilfiil bir hakkın varlığına ilişkin olabileceği gibi sözkonusu hakkın kapsamına veya kullanılış biçimine ilişkin olabileceğinibelirtmiştir (Benthem/Hollanda, B. No: 8848/80, 23/10/1985, §32).
31. Somut olayda başvurucu tarafından başlatılan icra takibinekarşı borçlunun şikâyet başvurusu üzerine Mahkeme, henüz takip yapma hakkıdoğmadığı gerekçesiyle icra emrinin iptaline karar vermiş olup bu kararla bellibir miktar paranın ödenmesine ilişkin ilamın ne şekilde icra edileceğininbelirlendiği, bir başka ifadeyle ilama konu alacağın tahsil usulü konusundaortaya çıkan uyuşmazlığın çözümlendiği anlaşılmaktadır. Bunun yanı sırayargılama sonunda borçlu lehine hükmedilen vekâlet ücreti ile borçlu tarafındanyapılan yargılama giderlerinin başvurucudan tahsiline karar verilmek suretiylebaşvurucunun birtakım mali yükümlülüklere katlanmak zorunda bırakıldığıaçıktır.
32. Bütün bu durumların yanı sıra başvurucu tarafındanbaşlatılan icra takibi, “takibe konualacağın ödenmesi için banka hesap numarası borçlu idareye yazılı olarakbildirilmeden icra takibi başlatılmasının Kanun’a aykırı olduğu”gerekçesiyle iptal edilmiş olmakla birlikte başvurucu, takip öncesinde alacağınödenmesi talebiyle idareye yaptığı başvurusunda hesap numarasını bildirdiğiniileri sürmüş olup şikâyet yargılamasından haberdar edilmeyen başvurucunun, buiddiasını şikâyeti inceleyen Mahkemede dile getirme ve bu iddiasıyla ilgilibaşvuru formu ekinde Anayasa Mahkemesine sunduğu belgeleri Mahkemeye sunmaimkânı bulamadığı da dikkate alındığında başvurucunun medeni haklarının şikâyetyargılaması sonunda verilen karar sonucunda etkilendiği, bu nedenle başvurukonusu kararın bireysel başvuru kapsamında incelenmesi gerektiği sonucunaulaşılmıştır.
33. Başvurucunun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkeleri bağlamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkinbaşvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşıldığındanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
34. Başvurucu; lehine sonuçlanan davada hükmedilen vekâletücreti ile yargılama giderinin ödenmesi için borçlu Kuruma başvurduğunu,alacağın ödenmemesi üzerine ilamlı icra takibi başlattığını, takibe karşıborçlu tarafından yapılan şikâyet başvurusu üzerine Mahkemece şikâyet dilekçesikendisine tebliğ edilmeksizin dosya üzerinden inceleme yapılarak icra emrininiptaline karar verildiğini, iddiaya karşı savunma hakkı tanınmadığından itirazve delillerini Mahkemeye sunamadığını belirterek anayasal haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
.
35. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
36. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
“Herkes davasının, medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız vetarafsız bir mahkeme tarafından, hakkaniyete uygun ve kamuya açık olarak, …görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
37. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliğive çelişmeli yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir (Güher Ergun vediğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
38. “Hakkaniyete uygun yargılanma”nıntemel unsuru, yargılamanın “çelişmeli” olması ve taraflar arasında “silahların eşitliği”nin sağlanmasıdır (benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz. Rowe ve Davis/Birleşik Krallık[BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60). Adil yargılanma hakkının unsurlarındanolan çelişmeli yargılama ilkesi taraflara, dava dosyasındaki belgeler hakkındabilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkını tanımayı, bu nedenle taraflarınyargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamdamahkemece tarafların dinlenmemesi, taraflara delillere karşı çıkma imkânıverilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine nedenolabilecektir (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Feldbrugge/Hollanda, B. No: 8562/79, 29/5/1986, §44).
39. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahlarıneşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usulhakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir (Yaşasın Aslan, B.No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).
40. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeliyargılama ilkesi, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflaragösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarlailgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir (benzer yöndeki AİHM kararlarıiçin bkz. J.J./Hollanda, B. No:9/1997/793/994, 27/3/1998, § 43; Vermeulen/Belçika,B. No: 19075/91, 20/2/1996, § 33).
41. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletmenoktasında taraflara uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillereilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddiaları da yargılamanın bütünüışığında değerlendirilecektir (Yüksel Hançer,B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19).
42. Bu bakımdan daha önce ulaşılamayan bilgi ve belgelere üstyargılama aşamasında ulaşılmış ve bunlara karşı iddia ve itirazlar dilegetirilmiş ise silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılmayabilir. AnayasaMahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi somut olayın usul kurallarınauygunluğunu denetlemek değil adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerinsomut olayda ihlal edilip edilmediğini denetlemektir (Durmaz Oto. Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd.Şti. (4), B. No: 2013/251, 10/6/2015, § 22).
43. Başvurucu, hakkında icra takibi başlattığı borçlunun şikâyetbaşvurusuna ilişkin dilekçe kendisine tebliğ edilmeden karar verilmesiyleiddiaya karşı savunma hakkını kullanamadığından şikâyet etmiştir.
44. İcra hukuk mahkemelerine yapılan şikâyet başvurularındaşikâyet dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden ve duruşma açılmaksızın kararverilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialardaha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesince yalnızcaşikâyet başvurusunda bulunanın iddiası doğrultusunda inceleme yapılarak diğertarafın, şikâyet dilekçesinin içeriği ve sunulan deliller hakkında bilgiedinmesine ve karşı delil sunmasına imkân tanınmadan karar verilmesi hâlindeşikâyet başvurusunda bulunanın yargılamada üstün bir konuma getirileceğibelirtilmiş; özellikle yargılamanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddiave delillerin mahkemeye sunulamadığı durumlarda söz konusu eşitsizliğinyargılamayı adil olmaktan yoksun kıldığı ve silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerinin ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir (Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay, B. No:2013/4073, 21/1/2016; Mehmet Derviş,B. No: 2014/14955, 17/5/2016).
45. Anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığıanlaşılan başvuru konusu olayda da başvurucu tarafından başlatılan icratakibine karşı takip borçlusunun takibin iptali talebiyle yaptığı şikâyetbaşvurusu üzerine Mahkemenin, şikâyet dilekçesini başvurucuya tebliğ etmeden veduruşma açmadan dosya üzerinde inceleme yaparak icra emrinin iptaline kesinolarak karar verdiği anlaşılmıştır.
46. Başvurucu, gerekçeli kararın tebliği ile birlikte şikâyetbaşvurusundan haberdar olduğundan şikâyet hakkında bilgi sahibi olamamış, bunakarşı savunma ve delillerini Mahkeme önünde dile getirme hakkından mahrumkalmıştır. Başvuru konusu karar, miktarı itibarıyla kesin nitelikte olduğundanbaşvurucu, savunma ve delillerini bir üst mahkemede ileri sürme imkânınıda bulamamıştır.
47. Öte yandan somut uyuşmazlıkta, takibe konu alacağınyatırılacağı banka hesap numarası başvurucu tarafından borçlu idareye yazılıolarak bildirilmeden icra takibi başlatılmasının Kanun’a aykırı olduğugerekçesiyle icra emrinin iptaline karar verildiği dikkate alındığında, şikâyetdilekçesinin başvurucuya tebliğ edilmemesi nedeniyle başvurucunun, takipöncesinde idareye başvurduğuna ve banka hesap numarasını bildirdiğine ilişkin,yargılamanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddiasını ve buna ilişkindelillerini Mahkemeye sunma fırsatı bulamadığı açıktır.
48. Benzer uyuşmazlıklarla ilgili Yargıtayınistikrar kazanmış içtihatlarında, şikâyet incelemelerinde duruşma yapılmasınagerek olup olmadığı konusunda icra mahkemelerinin takdir yetkileri bulunduğuancak hâlin icabına göre duruşma yapılarak şikâyetten etkilenecek tarafadelillerini sunma imkânı tanınması gerektiği belirtilmektedir (bkz. §§ 23-25).Somut uyuşmazlık açısından başvurucuya beyan ve itirazlarını Mahkemeye sunmanoktasında uygun bir imkânının sağlanmamış olması, yargılamada başvurucualeyhine hakkaniyetsizlik sonucunu ortaya çıkarmıştır.
49. Bu tespitlere göre somut başvuru açısından, yukarıda anılanbaşvurulardan (bkz. § 44) farklı karar verilmesini gerektirecek bir yönbulunmadığı ve başvurucu açısından silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
52. Başvurucu yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
53. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
54. Adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemeye gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındasilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 8. İcra HukukMahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.