TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FAİK DOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/12692)
Karar Tarihi: 8/1/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 18/3/2020-31072
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ali Rıza SÖNMEZ
Başvurucu
:
Faik DOĞAN
Vekili
:
Av. Ahmet AYAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerininhukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının; ceza infaz kurumundaki bazı uygulamalar nedeniyle kötümuamele yasağının; soruşturma aşamasındaki birtakım işlemler nedeniyle de adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/3/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelindeolağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Çayırova İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görevyapan başvurucu, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılısuçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 4/1/2017 tarihinde Sakarya İlEmniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmıştır.
11. Başvurucu, dokuz gün gözaltında tutulmuş ve 13/1/2017tarihinde Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucununifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun ifadesişöyledir:
"Benim FETÖ/PDY hiç bir ilgim ve alakamolmadı. Adana’da üniversiteye hazırlık için Işık dershanesine gittim. Budershane cemaate aittir. Bu dershanenin cemaate ait olduğunu daha sonraöğrendim. Sigara kullandığım için benimle herhangi bir bağları olmadı. Zatenüniversite sınavını kazanamadığım için daha sonra Zafer Dershanesi’ne gittim.Sakarya’ya tayinim çıkınca cemaatten [Z.B.] bana yaklaştı. Beni ev toplantılarına davet etti.Ancak ben gitmedim. Ben Aydın POMEM mezunuyum. Ardahan’da görev yaptım. Benhakkımdaki tanık beyanlarını hiç bir şekilde kabul etmiyorum. Benim cemaat ileherhangi bir ilgim ve alakam yoktur. Evimde yapılan aramada ele geçirilendijital materyaller bana aittir. Polis olmadan önce Zafer Dershanesi’ndeöğretmen olarak çalışmıştım. 2013 yılında ya da 2012 yılında bir kez Batum’agidip geldim. Günübirlik bir ziyaretti. 2007 yılında Hasret Sağlık HizmetleriTicaret A.Ş.’de temizlikçi olarak 3 gün sigorta başlangıcı olsun diye çalıştım.Darbe gecesi de ilk göreve gelen benim. 3 gün boyunca hiç evime gitmedendarbecilerle mücadele ettik. "
12. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, silahlı terör örgütü(FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı günSakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Sorgu tutanağına görebaşvurucuya yüklenen suç anlatılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasındahazır bulunmuştur.
13. Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 13/1/2017 tarihinde "şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüneüye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut olguların bulunması, atılı suçun CMK.'nun 100/3. maddesinde düzenlenenkatalog suçlardan olduğu, delillerin henüz tam olarak toplanamadığı, delillerinkarartılma ve şüphelilerin kaçma durumunun söz konusu olduğu, bu yönüyletutuklama koşullarının mevcut olduğu, bu aşamada adli kontrol tedbirininyetersiz kalacağı, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu" belirtilerekbaşvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.
14. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Sakarya 1. SulhCeza Hâkimliği 24/1/2017 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...şüphelilerin hakkında tanıklarınanlatımları, şüphelilerin savunmalarındaki birtakım anlatımları ile diğer delillerincelendiğinde; şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle süreklilik arzeden organik bağ kurduklarına, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olarak atılısuçları işlediklerine dair haklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin mevcut olması, atılı suçun CMK'nın 100/3-a maddesindesayılan katalog suçlardan olması, yapılan yargılama neticesinde suçun sübutuhalinde uygulanacak kanun maddesindeki cezanın üst sınırının fazlalığınedeniyle şüphelilerin kaçma şüphelerinin bulunması, suçlamaları inkar edenşüphelilerin delilleri etkileme ve karartma şüphesinin bulunması, şüphelilerintutuklandıktan sonra serbest bırakılmalarını gerektirir lehe bir delilindosyaya yansımamış olması ile tutuklulukta geçen süre birlikte değerlendirildiğindeverilen karar usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla itirazların reddine... [kararverildi.]"
15. Anılan karar 10/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 10/3/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. Soruşturma devam ederken Sakarya 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin5/7/2017 tarihli kararı ile başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.
18. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 19/7/2017 tarihliiddianamesi ile, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle hakkında aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır.
19. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saiklekurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve netür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiş, devamında ise başvurucuyönünden değerlendirmeler yapılmıştır.
20. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekseörgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığıileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular özetle şöyledir:
i. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye yönelik olarakyürütülen bir soruşturma dosyası kapsamında tanık olarak ifadesi alınan Z.B.ninbaşvurucu hakkında "...[Y.Ş.] ile birlikte ev tuttukları, ancak evineşyaları cemaat tarafından alındığı, [Y.Ş.] ile kaldığı bu evde kendisi ilebirlikte aynı zamanda istihbarat şubeye giren ve kendisine gösterilenresimlerden açık ve net olarak teşhis ettiği ve FETÖ/PDY örgütü üyesi bildiğipolis memuru Faik DOĞAN'ın kaldığı (POMEM mezunudur, üniversiteden beri cemaatiçerisindedir, örgüte sıkı sıkıya bağlıydı, evlendikten sonra şark görevi içinArdahan a gitti)..." şeklinde anlatımda bulunması ve ifade sonrasındafotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmesi,
ii. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma suçuiddiasıyla yürütülen bir soruşturmada şüpheli olarak ifadesi alınan H.K.nınbaşvurucuya ilişkin olarak "…[Z.T.nin] tayini sonrası Sakarya ilinde bulunan kendisine aitevi cemaat emrine vererek aynı şubede çalışan bekar polis memurlarınınkalmasını sağladığını bildiğini, [Z.T.ye] ait bu evde kalan polis memurlarının da yine İstihbarat Şubeden; [O.E.],[F.T.], Faik DOĞAN, [S.G.] olduğunu, ...evde dönem dönem sohbet yapıldığını,... Sakarya İstihbarat Şubede çalıştığı dönemde sohbet adı altında yapılantoplantılara katılan ve yukarıda belirttiği, kendisinin de dahil olduğu grupdışındaki gruptan ayrı olarak bir grubun daha yine bu sohbet adı altındakitoplantılara katıldığını. Bu toplantılara katılanların Faik DOĞAN, ... olduğunu…”şeklinde anlatımda bulunması,
iii. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında aynınitelikteki suçtan soruşturma yürütülen A.D. isimli kişinin bir soruşturmakapsamında şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde "... 22 Şubat 2014 tarihinde İstihbarat Şube Müdürlüğündençıkartıldığını, ayrıca İstihbarat Şube’de FETÖ içerisinde faaliyet gösterenbaşka sohbet gruplarının olduğunu bu grupta [H.R.S,] [O.E.], [F.T.], Faik DOĞAN, [A.T.], [M.I.], [A.E.],[H.K.] isimli şahısların olduğunu duyduğunu,2012 yılından 2014 yılı Şubat ayına kadar görev yaptığı İstihbarat Şube’degörev alan personelinin % 60’ı FETÖ/PDY yapılanması ile ilişki ve irtibatlıolduğunu..." şeklinde anlatımda bulunması ve ifade sonrasındafotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmesi,
iv. Hakkında aynı nitelikteki suçtan soruşturma yürütülenY.E.Ç.nin Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmakapsamında şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde özetle "Yapıya mensubiyeti bulunan diğer polis memurları ilebirlikte 2009 yılı yaz aylarından 2012 yılı ilk aylarına kadar örgüte ait aynıevde kaldığını, kaldığı evde düzenlenen sohbet adı verilen toplantılarınabaşvurucunun da katıldığını"beyan etmesi ve ifade sonrasında fotoğraf üzerinden başvurucuyuteşhis etmesi,
v. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca anlatımlarına başvurulan polismemuru M.B.nin ifadesinde "...Sakaryailinde KOM Şube Müdürlüğü'nde çalışan polis memuru [K.Ö.nün] yapılanma içerisinde aktif olduğunu, hatta cemaatsorumlularının bir gün onun şark hizmeti için tayini çıkığından dolayı yemekverdiğini, organizasyonun [B.K.nin]eşi [T.K.nın] düzenlediğini, buyemeğe kendilerinin de katıldığını, yemekte Sakarya ilinin emniyetten sorumluimamı olarak söylenen [O.] isimlişahsın da olduğu..." şeklinde beyanda bulunması,
vi. Üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY ile iltisaklı olanIşık Dershanesinde öğrenim görmesi,
vii. Anılan örgütle iltisaklı olan Bank Asyada 17-25 Aralıksürecinden sonra katılım hesabı açması.
21. İddianame, Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)28/7/2017 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2017/160 sayılı dosyasıüzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
22. Kovuşturma aşaması devam ederken başvurucu hakkında eldeedilen bazı deliller ise özetle şöyledir:
i. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmakapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan A.A.nın başvurucuya ilişkin olarak "...Bu şahsı üniversitede okuduğum dönemdentanırım. Bu şahsın benim kaldığım yurtlardan çıkmamı tavsiye edip örgüte aitevlerde kalmam yönünde benimle konuşmaları oldu. Bu şahıs Niğde ilinde çeşitlibölgelerde Bölge Talebe Mesulü (BTM) olarak görev yaptı. Bu şahsın örgütiçerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğünü biliyorum...." şeklindeanlatımda bulunması,
ii. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı nitelikteki suçtanyürütülen soruşturmada ifade veren Garson isimligizli tanığın Başsavcılığa teslim etmiş olduğu dijital verilerin içindebaşvurucunun "SC ve SCC"olarak kodlandığı, Emniyet GenelMüdürlüğünce hazırlanan rapora göre bu kodlamanın "17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖmensuplarından tekrar kazanılmaya üçüncü derecede yakın kişi olarak"anlaşılması gerektiğinin değerlendirildiği.
23. Mahkeme 28/9/2017 tarihinde yapılan duruşmada başvurucununsavunmasını almıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:
"...hakkımdaki suçlamaları kabuletmiyorum, şuanda açıktayım, hakkımdaki iftira sebebiyle bir dönem tutuklukaldım... ana dilim kürtçe olduğu için aynı zamanda ingilizce de bildiğim içinuyuşturucuyla mücadele amacıyla istihbarat şubede görevlendirildim 17/25 Aralıksürecinden sonra bu şubelerde tasfiye yapıldığı halde ben görevime devam ettim.Sanık [Z.] benim üniversitemezunu olduğumu, cemaat kökenli olduğumu söylemiş ancak kendisiyle benimgeçmişimi bilecek kadar sosyal ilişkim olmamıştır, aynı şubede çalışmaharicinde bir samimiyetim yoktur, tamamen tahmine dayalı olarak soyutbeyanlarda bulunmuştur, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiştir. Sanık [Y.E.] ile bir kere [Z.nin] evinde karşılaşmıştım ev düzenliydi, bekar evinebenzemiyordu bunu da kendi ifademde belirtmiştim ve öyle sanıyorum ki cemaatevidir, demiştim. Dolayısıyla [Y.]ile beni bir kere orada gördüğü için beni o evde gelip gidenler arasındadırdiye belirtmiştir, bu beyanı doğru değildir. Sanık [A.D.] benden sonra ifade vermişti ve ifadeye gittiğindebenim hakkımda sanık [Z.B.] ve [Y.E.nin] ifade verdiklerini biliyordu. Bundan olacak kiifadesine benim ismimi de eklemiş zaten ifade dönüşünde bir ifadeden ne çıkarheyecan olsun, eşim hamile benim çıkmam lazım, üç beş kişinin ismini dahaverseydim tutuklanmazdım gibi cümleler sarf etti. Zaten kendisinin benimhakkımdaki beyanı duyuma dayalıdır. Somut bir şey söylememiştir. [H.K.] anladığım kadarıyla cezaevinde psikolojisi bozulduğuiçin benim adımı vermiştir. O da yine duyuma dayalı konuşmuştur. Kendisiyleherhangi bir ortamda bulunmadım. Bu şahısların beyanları kendi içinde dahiçelişkilidir. 2010/2012 yılları arasında Sakarya'da iki farklı evde oturdum. Evarkadaşım [F.T.] idi. O evlerikendimiz kiraladık... Bank Asya'da hesabımın olduğu belirtilmiştir. Ben bubankada hiçbir zaman hesap açtırmadım maddi hata olduğunu düşünüyorum..."
24. Cumhuriyet savcısı 14/12/2018 tarihinde sunduğu esashakkında mütalaasında başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılmasını talep etmiştir.
25. Mahkeme yüklenen suçun başvurucu tarafından işlendiğininsabit olmadığı gerekçesiyle 22/3/2019 tarihinde başvurucunun beraatine kararvermiştir. Kararda öncelikle başvurucunun Bank Asyada 2013 yılında hesap açtığıancak herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı ifade edilmiştir. Mahkemenindiğer delillere yönelik değerlendirmeleri ise şöyledir:
"... Sanıksavunmaları, sanık hakkındaki beyanlar, gizli tanık GARSON'dan elde edilenmicro SD kartta sanıkla ilgili bilgiler ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde;her ne kadar sanık hem suçlamayı hem de tanık beyanlarını kabul etmemiş ise detanık beyanlarından anlaşıldığı üzere sanığın 17/25 Aralık 2013 süreciöncesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün evlerinde kaldığı, gizli tanıkGARSON'dan elde edilen micro SD karttaki kodlamaya göre sanığın geçmişteirtibatı bulunduğunun sabit olduğu, tanıkların sanığa husumet besleyip birlikteiftira attıklarını gösteren makul ve somut bir nedenin bulunmayışı ve sanıklailgili micro SD karttaki kodlama nazara alındığında tanık beyanlarına itibaredilmesi gerektiği, bununla birlikte gizli tanık GARSON'dan elde edilenmicro SDkarttaki 2015 yılı kodlamasındaki 'SC' ve 'SCC' kodlamalarına göre sanığın17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında örgütle irtibatını kopardığının kabulügerektiği, bunun aksi yönde bir delil de bulunmadığı, Yargıtay Ceza GenelKurulu 26.09.2017 tarih 2017/16.MD-956-370 Karar sayılı ilamında detaylı olarakbahsedildiği üzere önce dinî bir kült, ardından da terör örgütü hâline dönüşenFETÖ/PDY’nin, başlangıçta bir ahlâk ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması vegenellikle böyle algılanması, örgütün gayrı meşru amaçlarını gizleyip alenenkriminalize olmamaya çalışması nedeniyle geçmişte bu yapının bir terör örgütüolduğunu bilmeden bir şekilde örgütle dini ve insani saiklerle temas kuran çoksayıda kişi bulunduğunun bilinmesi karşısında sanığın FETÖ/PDY silahlı terörörgütüyle yukarıdaki şekilde irtibatlı olduğu dönemde yapının bir terör örgütüolduğunu bilerek hareket ettiğine ve örgüt hiyerarşisine dahil olduğuna dairmahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil eldeedilmediği anlaşıldığından sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmamasınedeniyle beraatine karar verilmesi gerekmiş[tir]... "
26. Anılan beraat kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafındanistinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bu başvuruda aşağıdaki hususlar ilerisürülmüştür:
"... Faik DOĞAN hakkında, Tanık [Z.B.nin], sanık Faik Doğan'ın üniversiteden beri örgütiçerisinde olduğu, örgüte sıkı sıkıya bağlı olduğunu beyan ettiği, tanık [Y.E.Ç.nin] de sanığın örgüt sohbetlerine katıldığını beyanettiği tanık [H.K.nın] da benzerbeyanlarda bulunduğu, Tanık [A.D.]sanığın örgüt içerisinde kendisinin olduğu sohbet gruplarından birinde olduğunubeyan ettiği, tanık [A.A.nın]Siirt CBSalınan ifadesinde sanığın Niğde ilinde üniversitede okuduğu dönemdeçeşitli bölgelerde BTM olarak görev yaptığı örgüt içerisinde sorumlu düzeydefaaliyet yürüttüğünü beyan ettiği görülmüş, sanığının alınan beyanlarında,kısmi ikrarda bulunmuş Derece 1:SC, Derece 2: SCC, Alan: SC, Ad: SCColarakkodlandığı, Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve dosya arasına girenraporda; SC: 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarının tekrarkazanılması ile ilgili bir kodlama olarak değerlendirilmiştir ..."
27. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaistinaf aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
28. İlgili hukuk için bkz.Özkan Mumcu, B. No: 2015/2556, 23/1/2019, §§ 20-33.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalama ve GözaltınaAlmanın Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında yakalama vegözaltı tedbiri uygulanması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altınaalınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
32. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerincedüzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
33. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,15/10/2015, §§ 34-47).
34. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı birşekilde yakalanarak gözaltına alındığı iddiasıyla ilgili olarak yargısalbaşvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi ve somut deliller olmadanhukuken geçersiz bir tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma ve kaçmaşüphesi olmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilen tutuklama kararıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Bakanlık görüşünde özetle; başvurucunun aleyhindeki tanıkifadelerinin bu soruşturmanın temel dayanağını oluşturduğu, başvurucuya isnatedilen eylemlerin suç oluşturup oluşturmadığının yapılacak yargılama sonucundatoplanan delillere göre davayı görecek olan mahkemece belirlenebileceği,başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığınınAnayasa'nın 15. maddesi kapsamında incelenmesi ve başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı değerlendirilirkentutuklama kararının verildiği andaki genel koşulların gözardı edilmemesigerektiği ifade edilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca, somut olaydabaşvurucunun tutuklanmasına dair verilen karardaki gerekçeler kapsamındabaşvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağınındeğerlendirildiği, Anayasa'ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile delillerintakdirinde açık bir keyfîlik bulunması hâlinde hak ve özgürlük ihlalinesebebiyet veren durumlar hariç olmak üzere isnat edilen eylemlerin suçoluşturup oluşturmadığının, tutuklamaya ilişkin olanlar da dâhil kanunhükümlerinin yorumu ve bunların somut olaylara uygulanmasının derecemahkemelerinin takdir yetkisi kapsamında olduğu belirtilmiştir.
38. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle aleyhineifade verenlerin etkin pişmanlıktan faydalanan ve aynı nitelikteki suçtan sanıkstatüsünde yargılanan kişiler olması nedeniyle beyanlarına itibaredilemeyeceğini, kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedeni bulunmadığı hâldehaksız olarak tutuklandığını, tutuklama ve tutuklamaya itirazın reddikararlarının tutuklamayı haklı kılacak somut deliller ve adli kontrol tedbirineneden başvurulmadığı ortaya konulmadan soyut değerlendirmelerle gerekçesizolarak verildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
39. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetinin özü, tutukluluğunhukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. Uygulanabilirlik Yönünden
40. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanınolağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
41. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genel İlkeler
42. Genel ilkeler için bkz.Özkan Mumcu (§§ 59-64) başvurusu hakkında verilen karar.
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
43. Başvurucu; darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında,silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
45. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat edilensuçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin dosyada bulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 13). Tutuklamaya itirazınreddine ilişkin Sakarya 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararında ise şüphelihakkında tanıkların anlatımları ile aynı nitelikteki suçtan haklarındasoruşturma yürütülen bazı şüphelilerin savunmalarındaki birtakım beyanlarınadeğinilerek Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin söz konusu kararında usul veyasaya aykırılık görülmediği ifade edilmiştir (bkz. § 14).
46. Başvurucu hakkında düzenlenen 19/1/2017 tarihli iddianamede,kendisi gibi polis olan ve örgüte mensubiyeti bulunduğu değerlendirilen diğerşüphelilerle birlikte 2013 yılından önce aynı evde kaldığı ve örgütseltoplantılara katıldığı, üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY ile iltisaklıolan Işık Dershanesinde öğrenim gördüğü, 17/25 Aralık sürecinden sonra anılanörgütle iltisaklı olan Bank Asyada katılım hesabı açtığı ileri sürülmüştür(bkz. § 20). Ayrıca başvurucu hakkında yargılama süreci devam ederkenbaşvurucunun örgüt hiyerarşisi içinde Niğde'de"Bölge Talebe Mesulü (BTM)" olarak sorumlu düzeydefaaliyet yürüttüğü ve örgüt evlerinde kalınması için üniversite öğrencilerinezdinde girişimlerde bulunduğu yönünde bir tanık beyanının bulunduğunun tespitedilmesinin yanı sıra bir gizli tanıktan elde edilen dijital veridebaşvurucunun "SC ve SCC"olarak kodlandığı ve kolluk birimlerinin bunu "17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrarkazanılmaya üçüncü derecede yakın kişi olarak" şeklindedeğerlendirdikleri anlaşılmıştır (bkz. § 22/i, ii).
47. Somut olayda başvurucu bakımından FETÖ/PDY ile örgütsel birilişki içinde bulunduğuna işaret eden tanık anlatımları mevcuttur (bkz. § 20/i,ii, iii, iv). Bu anlatımların FETÖ/PDY'nin illegal yüzünün kamu makamlarıtarafından fark edilmeye başlandığı ve bunun kamuoyuna duyurulduğu dönemdenöncesine ait olduğu görülmektedir. Bununla birlikte tanık A.A.nınanlatımlarının başvurucunun söz konusu yapılanma içinde aktif bir görevüstlendiği yönünde olduğu gözardı edilmemelidir (bkz. 22/i).Öte yandan birgizli tanık tarafından soruşturma mercilerine verilen ve FETÖ/PDY'nin mahremalanlardaki (asker, polis gibi) yapılanmasına ilişkin olarak bizzat örgüttarafından yapıldığı söylenen kayıtların bulunduğu bir dijital veridebaşvurucunun ismi de yer almaktadır. Bu belgede başvurucunun "SC ve SCC" olarak kodlandığı vekolluk birimlerinin bu kodlamayı "17-25Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya üçüncüderecede yakın kişi olarak" tanımladıkları görülmektedir (bkz.22/ii). Tüm bu olgular bir bütün olarak dikkate alındığında, başvurucubakımından FETÖ/PDY ile bağlantılı bir suç yönünden kuvvetli belirtilerinbulunduğunu kabul etmek gerekir.
48. Başvurucunun bu örgütün illegal yönünün kamuoyuncaöğrenilmesinden sonra söz konusu örgüt ile bağını devam ettirmediği ve bunagöre mahkûmiyetinin gerekip gerekmediği hususundaki değerlendirmelerdevarılacak nihai sonuç yargılama mercilerince belirlenecektir. İlk derecemahkemesinin de başvurucu ile FETÖ/PDY arasındaki ilişkiye dair tanıkanlatımlarını itibar edilebilir bulduğu, ancak gizli tanığın verdiği dijitalverilerdeki kodlamayı yorumlayarak başvurucunun 2013 yılı sonrasında örgüttenayrıldığı kanaatine vardığı anlaşılmaktadır.
49. Anayasa Mahkemesi SelçukÖzdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazışüphelilerin ifadelerinde başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna vebu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suçşüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75; benzer yöndeki karariçin bkz. Metin Evecen, B. No:2017/744, 4/4/2018, § 58).
50. Sonuç olarak somut olayda belirtilen tüm olgular birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetlibelirtilerin bulunduğu görülmektedir.
51. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşrubir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
52. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasındaortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemdedelillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok dahafazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§78, 79).
53. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır (GülserYıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017,§ 148).
54. Somut olayda Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına vedelillerin henüz toplanmamış olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).
55. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Sakarya 2. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelentutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
56. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığınında belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19.maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleridikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2),§ 151).
57. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırıderecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY'yle bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de -gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi- dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
58. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 13) keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
60. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına tutuklamayoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19. maddelerde) bu hakka dairyer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
61. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararlarıngerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgularadayalı olarak açıklanmadığını, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerletutukluluğunun hukuka aykırı olarak devam ettirildiğini belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
62. Bakanlık görüşünde özetle başvurucu hakkında verilentutukluluğa ilişkin tüm kararlarda gösterilen gerekçeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğunun keyfî olarak devam ettirildiğinin savunulamayacağıbelirtilmiştir.
63. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle tamamenmatbu ve keyfî gerekçelerle tutukluluk hâlinin sürdürüldüğünü belirterekBakanlık görüşünü kabul etmediğini ifade etmiştir.
b. Değerlendirme
64. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
65. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
66. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 5/7/2017tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun iddialarıve Bakanlık Görüşü
68. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda koğuşlarınkalabalık olması nedeniyle şartların insani olmadığını belirterek kötü muameleyasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
69. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
70. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
71. Anayasa Mahkemesinin benzer yöndeki Mehmet Baransu (B. No: 2015/8046,19/11/2015 §§ 12-18) başvurusunda belirttiği üzere somut olayda başvurucununşikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâlson verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğugörülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu; şikâyetlerini öncelikleyetkili bu idari ve yargısal mercilere iletip tutulma yeri ve koşullarısebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek, bu koşullarınen kısa zamanda uygun hâle getirilmesini ve/veya kötü muamele iddiasına konuişlemin infazının durdurulmasını ya da ertelenmesini isteyebilecek iken buyollara başvurmamıştır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabuledilemezliğine karar verilmesi gerekir.
C. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
73. Başvurucu; hakkındaki soruşturmanın etkin ve adil birşekilde yürütülmediğini, soruşturma makamlarınca lehine olan delillerintoplanmadığını, iftira içerikli tanık beyanlarına itibar edilerek hakkındaiddianame düzenlendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
74. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin bir görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
75. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,17).
76. Somut olayda, UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucundaihlal iddialarına konu olan davanın bireysel başvuruyu inceleme tarihiitibarıyla istinaf aşamasında derdest olduğu, bu anlamda işlemleri devam edenyargılama açısından hukuk sisteminde mevcut yargısal yollar tüketilmeksizinbireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
77. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olmasıdolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3.Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA8/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.