TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FAMİYE BEĞİM VE MEHMET TAHİR BEĞİM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/21882)
Karar Tarihi: 10/2/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 19/3/2021-31428
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Fatma Burcu NACAR YÜCE
Başvurucular
:
1. Famiye BEĞİM
2. Mehmet Tahir BEĞİM
Başvurucular Vekili
:
Av. Yusuf AKNAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, adli yardım talebi reddedilen başvurucularınyargılama giderlerini ödememesi üzerine davanın usulden reddedilmesi nedeniylemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 28/4/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Başvurucular, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım talebindebulunmuştur.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Bireysel BaşvuruTarihinden Önceki Süreç
9. Başvurucular T. Beğim'in mirasçıları (eşi ve oğlu)olup Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) zilyetliğe dayalı tapuiptali ve tescili davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucular, davaya konugayrimenkulün değerini 50.000 TL olarak göstermiştir.
10. Başvurucular, dava dilekçelerinde adli yardım talepetmiştir. Başvurucular, harç ve gider avansını ödeme güçlerinin bulunmadığınıispat etmek için dava dilekçesi ekinde ekonomik ve sosyal durumlarını gösterenfakirlik belgesi, birlikte yaşadıklarına dair hane belgesi, sigorta tescilkayıtları, kira sözleşmesi, taşınmaz ve araç tescil kayıtları, ticarimükellefiyet kayıtları ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarını sunmuştur. Bubelgelere göre başvurucular kiracı olarak (aylık 400 TL) aynı evde birlikteyaşamaktadır. Adlarına kayıtlı gayrimenkul veya araç bulunmamaktadır.Başvurucuların vergi dairesine kayıtlı ticari faaliyetleri olmayıp ikincibaşvurucu asgari ücretli olarak çalışmaktadır.
11. Mahkeme 8/3/2017 tarihli tensip ara kararında,başvurucuların ücretli avukattan yararlandıkları, dolayısıyla yargı harçlarınıkarşılayabilecek durumda oldukları gerekçesiyle adli yardım taleplerinireddetmiş; 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120.maddesi uyarınca 31,40 TL başvuru harcı, 853,87 TL peşin karar harcı ve 165 TLgider avansı, 250 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.300,27 TL'yi yatırmakonusunda davacı tarafa iki haftalık kesin süre vermiştir.
12. Başvurucular söz konusu karara itiraz etmiştir.20/3/2017 tarihli itiraz dilekçesinde başvurucular, diğer iddialarının yanındataraflar arasındaki avukatlık sözleşmesine göre davayı kazandıkları takdirdetesciline hükmolunan taşınmaz değerinin %10'u oranında avukatlık ücretininkararlaştırıldığını, dolayısıyla dava açılırken herhangi bir ücret ödenmediğinibelirtmiştir. İtiraz dilekçesinde ayrıca, ikinci başvurucunun asgari ücretliolarak annesinin yanı sıra eşinin ve bir çocuğunun da geçimini sağladığınadikkat çekilmiştir.
13. İtirazı inceleyen Diyarbakır 1. Asliye HukukMahkemesi 27/3/2017 tarihli kararında Mahkemeyle aynı gerekçeyle itirazı kesinolarak reddetmiştir.
14. Ret kararı 11/4/2017 tarihinde başvuruculara tebliğedilmiş, başvurucular 28/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. BireyselBaşvuru Tarihinden Sonraki Süreç
15. Adli yardım talebinin reddi kararının ardındanbaşvurucuların harç ve gider avansını yatırmadığı gerekçesiyle Mahkeme 2/5/2017tarihinde 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g)bendi ve 115. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca davayı usuldenreddetmiştir.
16. Başvurucuların istinaf talebi, Gaziantep Bölge AdliyeMahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 9/10/2017 tarihli kararı ile kesin olarakreddedilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartları"kenar başlıklı 114. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Dava şartları şunlardır:
...
g) Davacının yatırması gereken gideravansının yatırılmış olması.
..."
18. 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartlarınınincelenmesi" kenar başlıklı 115. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"Mahkeme, dava şartınoksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, davaşartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süreverir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartıyokluğu sebebiyle usulden reddeder."
19. 6100 sayılı Kanun'un "Harç ve gider avansınınödenmesi" kenar başlıklı 120. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarışöyledir:
"(1) Davacı, yargılama harçlarıile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesindebelirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
(2) Avansın yeterli olmadığının davasırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması içindavacıya iki haftalık kesin süre verilir."
20. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardımdanyararlanacak kişiler" kenar başlıklı 334. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
''Kendisi ve ailesinin geçimini önemliölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerinikısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia vesavunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde,taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdanyararlanabilirler.''
21. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardımınkapsamı" kenar başlıklı 335. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"Adli yardım kararı, ilgiliye,aşağıdaki hususları sağlar:
a) Yapılacak tüm yargılama ve takipgiderlerinden geçici olarak muafiyet.
..."
22. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardım talebi"kenar başlıklı 336. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Adli yardım, asıl talepveya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibinyapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir.
(2) Talepte bulunan kişi, iddiasınınözeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerinikarşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgelerimahkemeye sunmak zorundadır."
23. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardım talebininincelenmesi" kenar başlıklı 337. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarışöyledir:
"(1) Mahkeme, adli yardım talebihakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde incelemeduruşmalı olarak yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkemekararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkçabelirtilir.
(2) Adli yardım talebinin reddineilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı verenmahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilenmahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılanhukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarakkendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerdeadli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde iseaynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesineticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödemegücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar taleptebulunulabilir."
24. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardım talebininkaldırılması" kenar başlıklı 338. maddesi şöyledir:
"(1) Adli yardımdan yararlanankişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgiverdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiğianlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır."
25. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardımla ertelenenyargılama giderlerinin tahsili" kenar başlıklı 339. maddesi şöyledir:
"(1) Adli yardım kararından dolayıertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takipsonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişininhaksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıliçinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.
(2) Adli yardım kararından dolayıDevletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adliyardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkçaanlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasınakarar verebilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talepleri Yönünden
27. Başvurucular, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılayacak gelirleri olmadığını beyan ederek adli yardım talebindebulunmuştur.
28. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtaleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucularınİddiaları
29. Başvurucular; tescil davasında dava harcını ödemegüçleri olmadığı hâlde Mahkemece adli yardım taleplerinin kabul edilmemesinedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini, dava harcını ödemegüçlerinin bulunmadığına dair her türlü belgeyi sunmalarına rağmen Mahkemecekabul edilebilir bir değerlendirme yapılmadan taleplerinin reddedilmesinin hakarama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle davanınusulden reddine karar verilmesi çerçevesinde dile getirdikleri ihlal iddialarıadil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı başlığı altındadeğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
32. 6100 sayılı Kanun'un 334. ila 340. maddelerindeayrıntılı olarak düzenlenen adli yardım kurumu yargılama masraflarından geçicimuafiyet sağlamaktadır. Söz konusu talebin kabul edilmesi hâlinde yargılamamasraflarının ödenmesi davanın sonuna kadar ertelenmektedir. Davanın adliyardımdan yararlanan taraf lehine sonuçlanması hâlinde tahsili ertelenenyargılama giderleri kural olarak karşı tarafa yüklenmektedir. Adli yardımdanyararlanan tarafın davayı kaybetmesi hâlinde ise mahkemeler tahsilinierteledikleri yargılama masraflarının adli yardımdan yararlanan taraftanalınmasına karar verebilecektir. Bu aşamada söz konusu ödemenin taksitlerhâlinde yapılmasına karar verilebileceği gibi şartların varlığı hâlinde tamamenveya kısmen ödemeden muaf tutulmasına da karar verilebilmektedir.
33. Diğer taraftan adli yardım talebinin reddi hâlindekararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle ret kararına itiraz edilebilir.Kararına itiraz edilen mahkeme; itirazı incelemesi için dosyayı itiraz merciinegönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardımtalebinin reddi kararının kesinleşmesinden sonra öngörülen sürede yargılamamasrafları ödenmezse dava usulden reddedilir.
34. Mahkeme ara kararları kural olarak esas hüküm ilebirlikte temyiz/istinaf konusu edilebilir. Dolayısıyla kural olarak ilgiliyargısal süreç tüketilmeden ara kararlarına karşı doğrudan bireysel başvurudabulunulamaz. Ancak bunun istisnaları söz konusu olabilir. Ara kararına karşıdoğrudan bireysel başvuruda bulunulmamasının temel hak ve hürriyetlere karşıyapılan ihlalin sonuçlarının ağırlaşmasına yol açabileceği durumlarda arakararının verildiği davadaki yargısal süreç tamamlanmadan bireysel başvurudabulunabilmesi mümkün olabilir.
35. Adli yardım talebinin reddi üzerine başvurucularınMahkemenin kararına 6100 sayılı Kanun'un 337. maddesinin (2) numaralı fıkrasıhükmü uyarınca itiraz ettiği, itirazı inceleyen Diyarbakır 1. Asliye HukukMahkemesinin 27/3/2017 tarihli ret kararı üzerine bireysel başvurudabulundukları anlaşılmıştır. Buna göre somut olay açısından adli yardımtalebiyle ilgili verilen ara kararına karşı başvurucuların itiraz yolunutükettikleri, bireysel başvuru tarihinden sonraki süreçte de bu ara kararınınsonucu olarak verilen usulden ret kararının istinaf denetiminden geçerekkesinleştiği, dolayısıyla başvuru yollarının tüketildiği sonucuna ulaşılmıştır.
36. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi neticesindeaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecekbaşka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MüdahaleninVarlığı ve Hakkın Kapsamı
37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nintaraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adilyargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkınıiçerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic.Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
38. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelenmahkemeye erişim hakkı mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilir.
39. Adli yardım talebinin reddedilmesi üzerine gerekliharç ve gider avansının yatırılmaması gerekçesiyle davanın usulden reddisuretiyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulduğuaçıktır.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
40. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
41. Yukarıda açıklanan müdahale Anayasa’nın 13.maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36.maddesinin ihlalini teşkil edecektir.
42. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru biramaç taşıma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
43. Somut olayda mahkemenin davayı usulden reddetmesinin6100 sayılı Kanun'un 114., 115. ve 334. ila 340. maddelerine dayandığıanlaşılmaktadır. Dolayısıyla yargılama giderlerinin yatırılmaması nedeniyledavanın usulden reddedilmesinin kanuni dayanağının bulunduğu görülmektedir.
(2) Meşru Amaç
44. Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesindegösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.Anayasa’nın 36. maddesinde özel sınırlama nedeni düzenlenmemiştir. Anayasa’nın36. maddesinde, adil yargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeniöngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkünolmayan mutlak bir hak olduğu düşünülemez. Anayasa Mahkemesi kararlarında,Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenenödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkiledebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM,E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
45. Yargı harçları, yargı hizmetinden yararlanılmasıkarşılığında devlete ödenen katkı payını ifade etmektedir. Yargı harcı ödemeyükümlülüğü getirilmesiyle, bölünebilen bir kamu hizmeti olan yargı hizmetindenyararlananların bu hizmetin maliyetinin bir kısmına katlanmasıhedeflenmektedir. Bunun yanında yargı harcının abartılı, zorlama veyaciddiyetten yoksun taleplerin disipline edilmesi ve gereksiz başvuruların önünegeçilerek mahkemelerin meşgul edilmesinin önlenmesi amacına hizmet ettiği deaçıktır. Öte yandan başvurucuların harç dışındaki yargılama giderlerikarşılığında avans yatırmakla yükümlü kılınmasının amacı ise yargılamasırasında yapılması zorunlu giderleri finanse etmektir. Bu giderlerin yargı hizmetitalep eden kişi tarafından karşılanması işin doğası gereğidir. Dolayısıylabaşvurucuların harç ve diğer yargılama giderlerini ödemekle yükümlükılınmasının mahkemeye erişim hakkının doğasından kaynaklanan ve anayasalaçıdan meşru amaçlara dayandığı sonucuna ulaşılmıştır.
(3) Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
46. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazlasınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamınageleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
47. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesielverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır.Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca dahahafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyinhakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengeningözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56,11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732,6/2/2020, § 68).
48. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısınınazaltılması ve mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıklarınmakul sürede bitirebilmesi amacıyla belli yükümlülükler öngörülebilir. Buyükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisiiçindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya da aşırıderecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (SerkanAcar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 39).
49. Öte yandan temel hak ve özgürlükleri korumaköncelikle derece mahkemelerinin görevi olduğundan ve maddi olgularıdeğerlendirmek noktasında Anayasa Mahkemesine göre daha elverişli konumdabulunduklarından derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçelerölçülülük incelemesinde büyük önem taşır.
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
50. Somut olayda başvurucular tarafından açılan dava,yargılamanın başında yatırılması gereken harç ve diğer yargılama giderlerininMahkemece belirlenen sürede ödenmemesi nedeniyle esası incelenmeksizinreddedilmiştir. Mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğübağlamında ilk değerlendirilmesi gereken husus elverişlilik kriteridir.Başvurucuların harç ve yargılama gideri ödemekle yükümlü kılınmasının gereksizyere dava açılmasını önleme amacına ulaşılması yönünden elverişli bir araçolduğu açıktır.
51. İkinci olarak müdahalenin gereklilik kriterinisağlayıp sağlamadığı incelenmelidir. Gereklilik, mahkemeye erişim hakkını en azzedeleyen aracın seçilmesini ifade etmektedir. Yargısal başvurulardailgililerin harç ve diğer yargılama giderleri ödemekle yükümlü kılınmasınınmahkemeye erişim hakkını kısıtladığı tartışmasızdır. Bununla birlikte harç veyargılama giderlerini ödeme yükümlülüğünün doğduğu ana göre müdahaleninderecesi değişebilmektedir. İlgilinin daha yargılamanın başında yargılamagiderlerini ödemekle yükümlü kılınması ile yargılamanın sonunda yargılamagiderlerini ödemeye mahkûm edilmesi arasında müdahalenin ağırlığı bakımındanönemli farklılık bulunmaktadır. Yargılama giderlerinin davanın esasınınincelenebilmesi şartı olarak öngörülmesinin davanın esası karara bağlandıktansonra kişinin yargılama gideri ödemekle yükümlü kılınmasına nazaran mahkemeyeerişim hakkına daha ağır bir müdahale teşkil edeceği kuşkusuzdur. Bu sebepleyargılama giderleri ödeme yükümlülüğünün yargılamanın sonuna ötelenmesininhakka daha hafif bir müdahale teşkil etmesi sebebiyle tercihe şayan bir yöntemolduğu söylenebilir.
52. Bununla birlikte yargılama giderlerinin yargılamanınsonunda ödenmesinin harç yükümlülüğünü anlamsız hâle getirmesi riskinitaşıdığının altı çizilmelidir. Harcın yargılamanın sonunda ödenmesi ile başındaödenmesi arasında gereksiz davaların açılmasından caydırma bakımından fark bulunmaktadır.Harcın yargılamanın sonucunda ödeneceği düşüncesi, kişinin gereksiz yere davaaçma isteğini kırma özelliğini belli ölçüde zayıflatabilir. Bu hususgözetildiğinde kamu makamlarının harcın ödenmesinin yargılamanın sonunaertelenmesi biçiminde bir aracı tercih etme yükümlülüğü altında olduklarısöylenemez. Kanun koyucunun harç ödeme yükümlülüğünün doğduğu safhayı belirlemekonusunda belli ölçüde takdir yetkisine sahip bulunduğu kabul edilmelidir.Nitekim kanunda başvuru ve nispi karar harcının dörtte birinin peşin olarak,nispi karar harcının kalan kısmının ise yargılamanın sonunda ödenmesiöngörülmek suretiyle kamu yararı ile mahkemeye erişim hakkı arasında adil birdenge kurulmaya çalışılmıştır.
53. Ne var ki mali imkânları elverişli olmaya kişilerinbaşvuru harcını ve nispi karar harcının dörtte birini ödeme gücünden yoksunolmaları söz konusu olabilir. Bu kişilerin sözü edilen harçları davanın başındaödeme yükümlülüğü altına sokulması mahkemeye erişimlerini imkânsız hâlegetirebilir veya önemli ölçüde zorlaştırabilir. Kanun koyucu ödeme gücübulunmayan bu gibi kişilerin mahkemeye erişebilmelerini temin etmek için adliyardım mekanizması öngörmüştür. Buna göre mali gücü bulunmayan kişilerin budurumlarını belgelendirmeleri ve davalarının açıkça temelsiz bulunmamasıhâlinde bunların yargılamanın sonuna kadar yargılama gideri ödemekten muaftutulmaları öngörülmüştür. Ayrıca bu kişilerin yargılamanın sonucunda haksızbulunması sebebiyle yargılama giderinin aleyhlerine hükmedilmesi hâlindeyargılama giderlerini taksitle ödemelerine imkân sağlanmıştır. Son olarakhaksız çıksalar bile aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmesininmağduriyetlerine neden olacağının açıkça anlaşılması hâlinde bunların yargılamagideri ödemekten tamamen muaf tutulmasına da hükmedilebilir. Tüm sayılan buimkânlar mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi hafifleten araçlardır.
54. Yargılama giderlerini ödeme gücünün bulunmadığınıiddia eden kişilerin yargılama giderlerinden geçici muafiyet sağlanmasıimkânını ifade eden adli yardımdan faydalandırılmaları mahkemeye erişimhakkından yararlanılabilmesi için oldukça önemlidir. Ödeme gücü zayıf olankişilerin yargılamanın sonuçlanmasından sonra yargılama giderlerini ödemeyemahkûm edilmeleri gibi daha hafif bir müdahale aracı yerine yargılamanınbaşında harç ve diğer yargılama giderini ödemekle yükümlü kılınmaları en azzedeleyici aracın seçilmesi yükümlülüğünün ihlaline yol açabilir.
55. Somut olayda başvurucular mali güçlerininbulunmadığını ileri sürerek adli yardım talebinde bulunmuş, fakirlikdurumlarını tevsik etme yükümlülüklerini ifa etmek amacıyla bazı belgelerimahkemeye sunmuştur. Ancak Mahkeme başvurucuların davayı avukatla takipettiğini gözeterek fakirlik durumlarının araştırılmasına yönelik bir çabayagirmeden adli yardım taleplerini reddetmiştir. Mahkemenin başvurucuların davayıavukat aracılığıyla takip etmelerini mali güçlerinin bir göstergesi olarakyorumladığı anlaşılmaktadır. Oysa başvurucular avukata peşin ücretödemediklerini iddia etmiştir. Nitekim başvurucular vekili müvekkillerindenpeşin ücret almadığını, davanın kazanılması hâlinde tesciline hükmolunantaşınmaz değerinin %10'u oranında avukatlık ücretinin kararlaştırıldığınıMahkemeye bildirmiştir. Mahkemenin başvurucuların bu iddiasının aksine yanlış bilgiverdiklerine ilişkin bir tespiti de bulunmamaktadır.
56. Başvurucuların bir avukatla temsil edilmiş olmalarıadli yardım talebinin reddi için tek başına yeterli bir gerekçe olamaz. Buşekildeki kategorik yaklaşım ilgililerin gerçek mali durumlarını hesabakatılmasını önlemektedir. Başvurucular ile avukatları arasındaki anlaşmanın veavukatlık ücretinin davanın sonucunda elde edilmesi muhtemel hüküm üzerindentespit edilmesinin avukatlık mevzuatına uygun olup olmadığı bu davanın konusunuoluşturmamaktadır. Başvurucuların sırf avukat tutmalarından hareketle -avukataücret ödediklerine dair bir tespit de yapılmadan- mali güçlerinin yargılamagiderlerini karşılayacak düzeyde olduğu sonucu çıkarılamaz. Mahkemenin buyaklaşımı başvurucuları, fakirlik durumlarını kanıtlayarak kanunla tanınanyargılama giderlerini ödemekten geçici muafiyetten yararlanma imkânından mahrumbırakmıştır. Somut olayın koşullarında başvurucuların mahkemeye erişim hakkınaen az müdahale teşkil eden aracın seçildiği konusunda ikna olunamamıştır.Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin gereklilik kriterinitaşıdığı Mahkemece gösterilememiştir.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
59. Başvurucular ihlalin tespitine ve yeniden yargılamayapılması ile 50.000 TL maddi tazminat ve 100.000 TL manevi tazminata kararverilmesi talebinde bulunmuştur.
60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
62. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
63. İncelenen başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
64. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
65. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
66. 3.600 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müşterekenödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmakamacıyla Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/510, K.2017/92)GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.