TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FARUK KARADAVUT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8998)
Karar Tarihi: 6/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Okan TAŞDELEN
Başvurucu
:
Faruk KARADAVUT
Vekili
:
Av. Cem YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvuru; trafik para cezasına itirazına ilişkin yargılamada tutanaktanıklarının başvurucunun yokluğunda dinlenmesinin, yeterli araştırmayapılmaksızın karar verilmesinin ve uygun olmayan gerekçelere dayanılmasınınadil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru 12/12/2013 tarihinde Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde, Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3.Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/3/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4.Bölüm Başkanı tarafından 17/04/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 20/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesinesunmuştur.
6.Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 1/7/2014 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını16/7/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetleşöyledir:
8.Başvurucu 17/2/2012 tarihinde aracıyla bir kavşaktan geçerken tek taraflı maddihasarlı trafik kazası yapmıştır. Başvurucu, anne ve babasının da araçtabulunduğunu ileri sürmektedir.
9.Kaza mahallinde gerekli güvenlik tedbirlerini almadığından bahisle başvurucuhakkında 154 TL tutarlı trafik cezası düzenlenmiştir.
10.Başvurucu 13/9/2013 tarihli dilekçe ile gerekli önlemleri aldığını belirtereksöz konusu para cezasına itiraz etmiştir. Başvurucunun dilekçe ekinde sunduğuiki fotoğrafta, aracın sağ ön tekerinin kaldırıma çıktığı, sağ arka tekerininkaldırıma yakın durduğu ve aracın arkasına reflektör konulduğu görülmektedir.
11.Kayseri 8. Sulh Ceza Mahkemesi 23/9/2013 tarihli tensip zaptı ile başvurucunundilekçesinin bir örneğinin itiraz edilen kuruma tebliğ edilmesine ve itirazakonu tutanakların asılları ile kamera (MOBESE) kayıtlarının istenmesine kararvermiştir.
12.Kayseri İl Emniyet Müdürlüğünün 17/10/2013 tarihli yazısında, ilgili mevzuathükümlerine yer verilmek suretiyle trafik cezasında hukuka aykırılıkbulunmadığı belirtilmiş ve olay yerini gösteren herhangi bir kameranınbulunmadığı bildirilmiştir. Trafik idari para cezası karar tutanağı, trafikkaza raporu ve alkol ölçüm raporu yazıya ek olarak gönderilmiştir.
13.Mahkeme 22/10/2013 tarihli yazısıyla para cezası tutanağını düzenleyenpolislerden birinin hazır edilmesini talep etmiştir.
14.Kayseri 8. Sulh Ceza Mahkemesi 8/11/2013 tarihli duruşmada tutanağı düzenleyeniki polis memurunu dinlemiştir. Görevliler, gerekli tedbirlerin alınmamasınedeniyle para cezası uyguladıklarını, bu esnada aracın durumunun başvurucununsunduğu fotoğraflardaki gibi olmadığını, kendi uyarılarından sonra aracıntrafiği tehlikeye sokmayacak bir hâle getirildiğini söylemişlerdir.
15.Mahkeme 11/11/2013 tarihinde yaptığı ikinci duruşmanın ardından 2013/135Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir.Mahkeme; başvurucunun dilekçesini, idarenin cevabını ve tutanak tanıklarınınbeyanlarını dikkate alarak idari para cezası karar tutanağının usulüne uygundüzenlendiği sonucuna varmıştır.
16.Dosya içeriğinden duruşma tarihlerinin başvurucuya bildirildiğini gösterenherhangi bir bilgi tespit edilememiştir.
17.Başvurucu 12/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
18. 13/03/2005tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Başvurununincelenmesi” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
“(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevapdilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re’sentarafları çağırarak belli bir gün ve saatte dinleyebilir. Dinleme içinbelirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında en az bir haftalık zamanolmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar veya avukatları hazırbulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında karar verilmesineengel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça belirtilir.
…
(6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi veavukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar dinlenir,bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur.
(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün delilleriortaya koyduktan sonra aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen ve hazır bulunantarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idarî yaptırım kararı verilentarafın kanunî temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir. Mahkemeson kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19.Mahkemenin 6/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20.Başvurucu; duruşmalara davet edilmediğini ve tutanak tanıklarının beyanlarınakarşı diyeceklerinin sorulmadığını, Mahkemenin olaya ilişkin yeterli incelemeyapmaksızın itirazını reddettiğini ve karardaki gerekçelerin kabul edilemezolduğunu belirterek gerekçeli karar ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Bu itibarla başvurucunun şikâyetleri adilyargılanma hakkı bağlamında tanıkları sorgulama, hakkaniyete uygun yargılama vegerekçeli karar hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
22.Başvurucunun aleyhinde beyanda bulunan tanıkları sorgulama hakkının ihlaledildiği iddiasının, açıkça dayanaktan yoksun olmadığından ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden degörülmediğinden kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. Bu başlıkaltında ulaşılacak sonuç, diğer şikâyetlerin incelenmesini esaslı biçimdeetkileyeceğinden başvurucunun hakkaniyete uygunyargılama ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarının da kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. AleyhindeBeyanda Bulunan Tanıkları Sorguya Çekme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
23. Bakanlığın görüş yazısında; başvurucunun bulunmadığı ilkduruşmada tutanağı düzenleyen görevlilerin dinlendiği ve başvurucununkatılmadığı ikinci celsede itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, SulhCeza Mahkemesinin itirazı ilk ve tek dereceli mahkeme olarak incelediği,başvurucu adına duruşma gününü bildirir davetiye çıkarılmadığı hususları ifadeedilmiştir.
24. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundakibeyanlarını tekrarlamıştır.
25. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
26.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)“Adil yargılanmahakkı” başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve (3) numaralıfıkrasının (d) bendi şöyledir:
“1. Herkes davasının, … cezai alanda kendisineyöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş,bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak, …görülmesini isteme hakkına sahiptir.
…
3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklarasahiptir:
...
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunmatanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin vedinlenmelerinin sağlanmasını istemek;”
27.Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre idari paracezalarına ilişkin uyuşmazlıklar da adil yargılanma hakkının koruma alanıiçinde yer almaktadır (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 26;Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.Ş., B. No:2013/8756, 15/4/2015, § 30).
28. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yeralan ve “suç isnadı altındaki kişiler”e ilişkin olan “suçlamayla ilgili bilgilendirilme”, “savunma için yeterlizaman ve kolaylıklara sahip olma”,“bizzat, müdafiivasıtasıyla veya adli yardımla savunma”, “tanık dinletme ve tanık sorgulama” ile “çevirmenden ücretsiz yararlanma” hakları6. maddenin (1) numaralı fıkrasında koruma altına alınmış daha genelnitelikteki “hakkaniyete uygun yargılanma”hakkının özel görünüm şekilleridir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/11/2010, § 94; Asadbeyli vediğerleri/Azerbaycan, B. No:3653/05, 11/12/2012, §§ 130-132).
29.Bu nedenle Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki özelgüvencelerin, 6. maddenin (1) numaralı fıkrasında yer alan hakkaniyete uygunyargılanma hakkı ışığında değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca 6. maddenin (3)numaralı fıkrasının (a-e) bentlerinde düzenlenen güvenceler arasında da bağbulunmakta olup bunlardan her biri yorumlanırken diğerleri de dikkatealınmalıdır (Pélissier ve Sassi/Fransa [BD], B. No:25444/94, 25/3/1999, §§ 51-54).
30.Tanık, yargılamaya konu olay ile ilgili karar vermeye yetkili mahkemeninkullandığı müşahhas ispat vasıtalarındandır. Tanık beyanı ise taraflardan olmayanancak olayın tanığı olmuş bir kişinin söz konusu olay hakkında edindiğibilgileri sübut konusunda kararverecek olan mahkeme ya da bu mahkeme yerine duruşma yaparak tanık dinlemeyeyetkili kılınmış bir mahkeme veya hâkim huzurunda tanıklık ederken yaptığısözlü açıklamalardır (Atila Oğuz Boyalı,B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 45).
31.Başvurucunun aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme, lehine olantanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davetedilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı, Sözleşme’nin 6.maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi kapsamında düzenlenmiştir. Bunedenle başvurucunun, olayın doğrudan tanığı olan görevlilerin oturum açılmaksuretiyle yokluğunda dinlenmesi nedeniyle ona soru soramadığı yönündekiiddiasının Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralıfıkrasının (d) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
32.Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinde ilk olaraksanığın iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirme hakkı güvence altınaalınmıştır. Kovuşturma sırasında bütün kanıtların tartışılabilmesi için kuralolarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın huzurunda ortaya konmasıgerekir. Bu kural istinasız olmamakla birlikte bir mahkûmiyet sadece veyabelirleyici ölçüde sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veyasorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadeleredayandırılmış ise sanığın hakları, adil yargılanma hakkının güvenceleriylebağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur. Olayın tek tanığı varsa ve sadece butanığın ifadesine dayanılarak hüküm kurulacak ise bu tanık duruşmada dinlenmelive sanık tarafından sorgulanmalıdır (AtilaOğuz Boyalı, § 46).
33.Sanığa, tanık ifadesinin alındığı sırada ya da yargılamanın daha sonraki biraşamasında aleyhte ifade veren tanığın beyanlarına itiraz imkânı tanınmasıgerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Van Mechelen ve diğerleri/Hollanda, B. No: 21363/93,23/4/1997, § 51; Lüdi/İsviçre, B. No: 12433/86, 15/6/1992, § 49). Sözleşme’nin 6.maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları, devletlere bu yönde olumlu önlemleralmayı zorunlu kılmaktadır. Bu önlemler, sanığa aleyhte ifade veren tanıklarasoru sorma ya da sordurma hakkını sağlamayı da kapsamaktadır (Benzer yöndekiAİHM kararı için bkz. Sadak ve diğerleri/Türkiye, B. No:29900/96, 17/7/2001, § 67).
34. Başvurucunun,hakkındagerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi vetanıkların beyanlarının doğruluğunu test etme imkânına sahip olması, adil biryargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylelikle başvurucu,aleyhindeki tanık beyanlarının zayıf ve/veya itibar edilmez noktalarını ortayakoyup çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak onların güvenilirliğini testedebilecek, tanığın inandırıcılığı ve güvenilirliği bakımından sorduğusorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkarabilecek ve yargılama makamınınuyuşmazlık konusu olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değilsavunmanın argümanlarıyla da algılamasını sağlayabilecektir (AZ. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, § 55).
35. AİHM, olayın tek delili bir tanık anlatımı iseveya başka deliller de var olmasına rağmen mahkûmiyet hükmü tek bir tanıkanlatımı üzerine inşa ediliyorsa (tanık beyanı esaslı ve tek delil olarakdeğerlendirilmiş ise) bahse konu tanığın muhakkak surette duruşmadadinlenilmesini ve sanıkla yüzleştirilmesini adil yargılanma hakkı bakımından zaruri görmektedir (Sadak ve diğerleri/Türkiye, § 64).Gerçekten de bu önemdeki bir tanığa sanığın (başvurucunun) soru sorabilmesi,onunla yüzleşebilmesi ve yargılama makamında vicdani kanaatin -savunmanınargümanları da gözetilerek- sağlıklı bir şekilde oluşabilmesi için bu birzorunluluk olarak belirmektedir (AZ.M., § 55).
36.Somut olayda başvurucu, hakkında düzenlenen trafik cezası tutanağına itirazetmiş ve aracın arkasına reflektör koyduğunu gösteren iki fotoğrafı dilekçesineeklemiştir. Kayseri 8. Sulh Ceza Mahkemesi, öncelikle olay yerine ilişkinkamera kayıtlarını araştırmış; olay yerini gören bir kameranın bulunmadığınınanlaşılması üzerine ise trafik cezası tutanağını düzenleyen görevlileriduruşmada dinlemiştir. Bununla birlikte başvurucuya duruşma gününü bildirirherhangi bir davetiye çıkartılmadığı ve başvurucunun bu nedenle duruşmayakatılamadığı için tanık beyanlarına karşı kendi iddialarını Mahkeme önünde dilegetirme imkânından mahrum kaldığı anlaşılmaktadır.
37. Başvuruyakonu uyuşmazlığın çözümü bakımından tanık beyanlarının esaslı delil niteliğitaşımadığı da söylenemez. Başvurucunun dosyaya sunduğu fotoğraflarladesteklediği ve gerekli güvenlik tedbirlerini aldığı iddiasının çürütülmesinde,tutanak görevlilerinin ifadeleri esaslı bir rol oynamıştır. Mahkemeninkararında hangi delile üstünlük tanındığına dair bir değerlendirmeyegidilmemiş; sadece başvurucunun iddialarına, idarenin cevap yazısına ve tanıkifadelerine yer verildikten sonra tutanak, fotoğraf benzeri diğer delillereatıf yapmakla yetinilmiştir. İdarenin cevap yazısında mevzuat hükümlerinedeğinilmiş olması karşısında başvurucunun gerekli güvenlik önlemlerininalındığı iddiasını ve fotoğrafların ortaya koyduğu görüntüyü çürütebilecekesaslı delilin, polis memurlarının aksi yöndeki beyanları olduğu açıktır.Nitekim polis memurları, aracın kendi uyarılarından sonra güvenli bir konumagetirildiğini ve sonrasında fotoğraflarının çekildiğini Mahkeme huzurunda vebaşvurucunun yokluğunda beyan etmişlerdir.
38. Dolayısıylabaşvurucu; tanık ifadelerine karşı iddialarını bildirme, yönelteceği sorularlatanık beyanlarının güvenilirliğini ve inandırıcılık derecesini test etme,Derece Mahkemesinin uygun gördüğü ölçüde tanık ve benzeri diğer delilleriniileri sürebilme olanağından mahrum kalmıştır. Kayseri 8. Sulh Ceza Mahkemesininuyuşmazlığı nihai biçimde karara bağladığı dikkate alındığında belirtileneksikliğin giderilebileceği başka bir yargılama safhası da bulunmamaktadır.
39. Sonuçolarak tanıkların başvurucunun yokluğundaki duruşmada dinlenmesinin somutolayın koşullarında adil yargılanma hakkının gerekleriyle bağdaşmayacağı kanaatine varılmıştır.
40. Bu itibarla başvurucunun aleyhinde beyanda bulunan tanıkları sorguya çekme hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
b. Başvurucunun Diğer İddiaları
41.Yukarıda ulaşılan ihlal sonucu doğrultusunda başvurucunun adil yargılanma hakkıkapsamındaki diğer iddialarının ayrıca incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
42.Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle maddi ve manevitazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
43.Bakanlık yazısında, bir ihlal tespit edilmesi ve ihlalin başka bir şekildegiderilmemesi hâlinde hakkaniyete uygun bir tazminata karar verilmesinin yerindeolacağı belirtilmektedir.
44.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
45.Mevcut başvuruda, başvurucunun tanıkları sorguya çekme hakkının ihlal edildiğitespit edilmiş olduğundan ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için dosyanınilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
46.Yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesinin başvurucu bakımından yeterli bir tazmin oluşturduğuanlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
47.Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.998,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan aleyhindebeyanda bulunan tanıkları sorguya çekme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Adil yargılanma hakkına ilişkin diğer iddialarayönelik ayrı bir inceleme yapılmasına YER OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin aleyhindebeyanda bulunan tanıkları sorguya çekme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kayseri (Kapatılan) 8. SulhCeza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun maddi ve manevitazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
F. 198,35TL harç ve 1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin,kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihindenitibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu süreninsona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZUYGULANMASINA,
H. Kararınbir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
6/1/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.