TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FARUK BÜYÜK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/17044)
Karar Tarihi: 11/12/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Faruk BÜYÜK
Vekili
:
Av. Cihan KOÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tam yargı davasında maddi tazminat istemi yönündenyerleşik içtihada aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu 2013 yılında astsubay adayı olarak Astsubay TemelAskerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTASAK) eğitimine başlamıştır.
9. Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması gerekçegösterilerek başvurucunun ASTASAK eğitim süreci sonlandırılmış ve 17/12/2013tarihli işlemle ilişiği kesilmiştir.
10. Başvurucu, ilişik kesme işlemine karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır. AYİM İkinci Dairesi 10/9/2014tarihli kararıyla işlemin iptaline hükmetmiştir. İptal gerekçesinde özetlegüvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına neden olan ceza davasına konufiilin başvurucu reşit değilken gerçekleştiği, kamu davasının denetimliserbestlik süresinin tamamlanması sonucu düştüğü ve bugün için eğitime engelhâli bulunmayan başvurucunun ilişiğinin kesilmesinin hakkaniyete uygundüşmediği ifade edilerek işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
11. İptal kararı üzerine başvurucu, ASTASAK eğitimine kaldığıyerden devam etmiş ve 26/12/2014 tarihinde astsubay çavuş rütbesiyle görevebaşlamıştır.
12. Başvurucu, göreve başlamasının ardından hukuka aykırılığıyargı kararıyla saptanmış işlem nedeniyle göreve geç başladığını belirtmeksuretiyle uğradığını iddia ettiği zararın karşılığı olarak 1.000 TL maddi ve10.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle AYİM 'de tam yargı davasıaçmıştır.
13. AYİM Başsavcılığı tarafından; uyuşmazlığa ilişkin olarakbaşvurucu hakkında hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemin hizmet kusuruoluşturduğu, bu hizmet kusuruyla başvurucunun uğradığı maddi zarar arasındailliyet bağı bulunduğu ve talep edilen tazminatın hizmet kusuru esaslarına göreödenmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
14. AYİM İkinci Dairesi 16/9/2015 tarihli kararıyla davayıkısmen kabul kısmen reddetmiştir.
15. Ret gerekçesinde öncelikle hukuk devleti ilkesi gereğifaaliyetlerini hukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin birişleminden dolayı hizmet kusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan sözedilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığın varlığının şart olduğu ifadeedilmiştir. Kararda idari işlemin her hukuka aykırılık hâlinin hizmet kusurunaneden olmadığı, idari işlemin sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukukaaykırı olması hâllerinde hizmet kusurunun ve hizmet kusuruna dayalı tazminsorumluluğun oluşacağı, öğretideki baskın görüşün de bu doğrultuda olduğuhatırlatılmıştır. Gerekçede askerî öğrencilikten çıkarılmanın ders, sağlık,disiplinsizlik, güvenlik soruşturması gibi çeşitli sebeplere dayalı olarakgerçekleştiği ve bu hususlarda yapılan incelemeler sonucu çıkarılma sebebininhukuka aykırı olduğunun anlaşıldığı durumlarda askerî öğrencilik statüsününsona erdirilmesini sağlayan işleme karşı açılan davaların iptal kararları ilesonuçlandığı belirtilerek somut olayda iptal kararının hukuki etki ve sonucununbaşvurucunun ASTASAK eğitimine döndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunun altıçizilmiştir. Başvurucunun herhangi bir nasıp düzeltme işlemi yapılmaksızınastsubaylık statüsünde geçmesi gerektiğini ileri sürdüğü bir yıllık süre içinastsubaylık özlük haklarına karşılık gelen tazminat talep ettiği ve talepkonusu hususta Dairelerinin görevli ve yetkili bulunmadığına dikkat çekilengerekçede talebin kabul edilerek bir yıllık astsubay çavuş rütbesine denk gelenmaaşın ödenmesi kabul edilse bile nasıp düzeltilmesi yapılmaksızın bu talebinkarşılanmasının, müteakip rütbelerde geç terfiyedayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasını engellemeyeceği ifadeedilmiştir. Ayrıca 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk SilâhlıKuvvetleri Personel Kanunu uyarınca nasıp düzeltmesi yapılanlara maaş farkıödenmesinin mümkün olmadığı, başvurucunun da nasıp düzeltme talebininbulunmadığı belirtilmiştir. Nihayetinde başvurucunun geç atanmasına bağlıolarak talep ettiği maddi tazminatın karşılanmasının mümkün olmadığı sonucunavarılarak ret gerekçesi oluşturulmuştur. Manevi tazminat istemi yönünden iseiptal edilen işlem nedeniyle uğranılan üzüntünün karşılığı olarak ve istemlebağlı kalınarak 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
16. Karar oyçokluğu ile alınmıştır. İki üye maddi tazminatyönünden davanın kabulü yönünde karşıoy kullanmışlardır.Karşıoy gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"İdari işlemden doğan tam yargıdavalarında da eylemden doğan tam yargı davalarında olduğu gibi idarenin tazminsorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinedayanmaktadır.
Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerinihukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemdendolayı hizmet kusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesiiçin kural olarak hukuka aykırılığın varlığı şarttır. idariişlemlerdeki yetki, şekil unsurları ve usul bakımından hukuka aykırılıkların,sonradan giderilebilir hukuka aykırılıklar olması nedeniyle hizmet kusuruteşkil etmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğununbulunduğundan da söz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep, konu ve maksatunsurları bakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusuruna sebebiyetverdiği ve idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun bulunduğuyönündedir.
...
...davacı tarafından açılan eldeki davada,hukuka aykırılığı tespit edilen işlem nedeniyle statü dışında geçirilen 1 yılailişkin zararların tazmini talep edilmektedir, Yani "nasıpdüzeltilmemesi" işlemi dolayısıyla oluşan ya da oluştuğu iddia edilenzarara ilişkin bir talep bulunmamaktadır, Ancak hangidurumda olursa olsun, hukuka aykırılığı Dairemizce tespit edilen işlem (askeriöğrencilikten çıkarılma) nedeniyle davacının tazmini gereken zararlarıbulunmaktadır. Zira, iptal kararının, iptal edilen işlemin "hiç yapılmamışsayılması" ve iptal kararı ile "işlemden önceki duruma gerigelinmesi" şeklinde sonuçları olduğu ve bunların yerine getirilmesi ilekararın uygulanmış olacağı kabul edilmekle birlikte, söz konusu iptal kararınakadar oluşan zararın karşılanmasının da yine bu kararın bir gereği olduğu kabuledilmesi gerekir. Kaldı ki, hukuk devletlerinde, devletin hukuka aykırıişlemleri nedeniyle meydana gelecek zararın ödenecek tazminatla karşılanmasıbir zorunluluktur. Yani, bu zararın tazminine yönelik talebin, "nasıpdüzeltilmesi yapılmadan giderilemez" veya benzeri gerekçe ile reddedilmesihukuk devleti anlayışı ile uyuşmamaktadır. Zira, davacı isterse giderilmeyen(ya da giderilmediğini düşündüğü) diğer zararlarını süresi içinde ayrı bir davakonusu da yapabilir.
Bu değerlendirmeler kapsamında; davacının,sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırılığı Dairemizin 18.06.2014 tarihve E,2013/1450 ve K.2014/942 sayılı kararıyla saptanan bir idari işlemleAstsubay Meslek Yüksekokulu'ndan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden 1 yılgeç mezun olarak göreve başladığı maddi bir vakıadır. Dairemizin anılan iptalkararı, davalı idarece tesis edilen okuldan çıkarılma işleminde, idareninhizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Bu itibarla, davacının hukuka aykırı olarakhakkında tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geçastsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamaksuretiyle statü dışında geçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarecehizmet kusuru esaslarına göre tazmini gerektiği, bu nedenle davacınınemsallerine göre mahrum kaldığı 1 yılık döneme ilişkin aylıkların ödenmemesiyönündeki işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, Dairemizin uzun yıllardangelen uygulamasının ve içtihatlarının da bu yönde olduğu (AYIM 2'nciDairesi'nin 07.11.2007 tarih ve E.2007/204, K2007/910, 09.04.2008 tarih veE.2007/1158, K2008/432, 25.02.2009 tarih ve E. 2009/36, K. 2009/226, 11.03.2009 tarih ve E. 2 0081882, K 2 009/316, 13.05.2009 tarih ve E.2009/31,K2009/557, 02.06.2010 tarih ve E.2010/140, K.20101799, 28.12.2011 tarih veE.2011/1192, K.2011/1593, 19.09.2012 tarih ve E.2012/369, K2012/868, 15.05.2013tarih ve E.2013/454, K2013/589, 15.05.2013 tarih ve E.2011/1539, K2013/602,26.02.2014 tarih ve E.20P/305, K2014/267, 0207.2014 tarih ve E.2013/1833,K2014/1040 sayılı kararları vb.) bu içtihadı değiştirmek için bir sebep debulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluk görüşüne katılamadık. "
17. Başvurucu, nihai kararı 22/10/2015 tarihinde tebellüğetmesinin ardından 6/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Mevzuat
18. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Buhüküm Türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelinioluşturmaktadır. Özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyenbirkaç istisna dışında- idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğanzararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur.İdarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ilehüküm ve esasları, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyleDanıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Danıştay içtihatlarına göre idareninmali sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiyeayrılmakta; kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler,mesleki risk, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnifedilmektedir. Kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru)sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hâllerinde idarenin kusurubulunmasa dahi mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§28, 29, 30).
2. AYİM Kararları
19. Ankara Beytepe Jandarma OkullarKomutanlığında uzman jandarma öğrencisi iken ilişiği kesilen ve ilişik kesmeişlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geç atanması sonucu statüdışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zararınödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme 24/2/2009 tarihli ve E.2009/36,K.2009/226 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"T.C.Anayasanın125 nci maddesinin son fıkrasına göre, idare kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Anayasada idareninsorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bumeselenin çözümü öğretiye ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idareninsorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerinedayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerinedayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için birzararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikteolması ve zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.Davacının, hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla saptanan bir idari tasarruflaUzman Jandarma Okulundan çıkarıldığı ve emsallerinden daha sonra görevebaşladığı maddi bir vakıadır. İdare ajanlarının hukuka aykırı güvenliksoruşturması sonucunu esas olarak tesis ettikleri okuldan çıkarılma işlemi,idarenin hizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarakhakkında tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden dahasonra uzman jandarma çavuş nasbedilmek ve görevebaşlamak suretiyle statü dışında geçirdiği sürede uğradığı maddi zararınınidarece, hizmet kusuru esaslara göre giderilmesi gerektiği, bu nedenle, hukukaaykırılığı Mahkememizce tespit edilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyleemsallerinden geç mezun olan davacının, emsallerine göre mahrum kaldığı aylıklarınkendisine ödenmemesi yönündeki işleminin iptaline karar verilmesi gerektiğisonucuna ulaşılmıştır."
20. Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu öğrencisi iken ilişiğikesilen ve ilişik kesme işlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geçatanması sonucu statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlükhaklarına dair maddi zararın ödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme15/5/2013 tarihli ve E.2013/454, K.2013/589 sayılı kararıyla davanın kabulünekarar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"İdari işlemden doğan tam yargıdavalarında da eylemden doğan tam yargı davalarında olduğu gibi idarenin tazminsorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinedayanmaktadır.
Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerinihukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemdendolayı "hizmet kusuru"na dayalı olaraktazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığınvarlığı şarttır. Ancak, bir idari işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukukkurallarına aykırı olması halinin, her durumda ve tek başına hizmet kusurununvarlığını kabule yeterli olup olmadığı, diğer bir ifadeyle idari işlemleriniptalini gerektiren nedenlerle hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında tambir bağlılık ve ayniyet olup olmadığı hususunda öğretide bir fikir birliğibulunmadığı görülmektedir.Ancak öğretide bu konudabaskın görüş idari işlemlerdeki yetki, şekil unsurları ve usul bakımındanhukuka aykırılıkların, sonradan giderilebilir hukuka aykırılıklar olmasınedeniyle hizmet kusuru teşkil etmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalısorumluluğunun bulunduğundan da söz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep,konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusurunasebebiyet verdiği ve idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğununbulunduğu yönündedir.
Davacının hukuka ve mevzuata aykırılığı AYiM 2.Dairesinin 23.03.2011 tarih ve 2011/275 Esas,2011/404 Karar sayılı kararıyla saptanan bir idari işlemle Astsubay MeslekYüksek Okulundan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden geç göreve başladığımaddi bir vakıadır. Bu nedenle tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi, idareninhizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak hakkındatesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geç Astsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamak suretiyle statü dışındageçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarece hizmet kusuru esaslarınagöre tazmini gerektiği, bu nedenle, hukuka aykırılığı Mahkememizce tespitedilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle emsallerinden geç mezun olan davacının,emsallerine göre mahrum kaldığı aylıkların kendisine ödenmemesi yönündekiişleminin iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatineulaşılmıştır."
21. Mahkemenin 8/5/2013 tarihli ve E.2013/355, K.2013/568sayılı; 8/5/2013 tarihli ve E.2012/1200, K.2013/564 sayılı; 20/3/2013 tarihlive E.2012/1099, K.2013/349 sayılı; 27/3/2013 tarihli ve E.2012/1100, K.2013/379sayılı; 20/3/2013 tarihli ve E.2012/1101, K.2013/350 sayılı; 2/7/2014 tarihlive E.2013/1833, K.2014/1040 sayılı kararları da yukarıda alıntısı yapılan karar(bkz. § 20) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin olup aynı gerekçeye sahiptir.
22. Sözleşmeli subay adaylığına son verilmesine ilişkin işlemiyargı kararı ile iptal edilen davacının statü dışında geçirdiği sürelereilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zarar ile işlem nedeniyle uğradığımanevi zararın tazmini istemiyle açtığı davada AYİM Birinci Dairesi 18/6/2013tarihli ve E.2013/217, K.2013/731 sayılı kararıyla davanın kabulüne kararvermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Davacı hakkında tesis edilen ayırmaişlemi Dairemizin 25 Ekim 2011 gün ve E:2010/1111, K:2011/1683 sayılı kararıylahukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Hukuka aykırılığı mahkeme kararıylatespit edilen bu işlem nedeniyle davalı idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğuaçıktır. Ayrıca iptal kararları, geriye yürür şekilde işlemi ortadan kaldıranve yargılama konusu işlemin hukuk aleminde hiç doğmaması sonuçlarını doğurankararlardır. İptal kararıyla, dava konusu ayırma işleminin tesis anından öncekihukuki duruma dönülür. Bu bağlamda, davacının statü dışında geçirdiği süreyeilişkin özlük haklarının ödenmesi, iptal kararının gereklerinden olup, davalıidareyi bu hakların ödenmesi yükümlülüğü altına sokmaktadır.
...
İdarenin bir eylemi veya işlemi sonucu elem veızdırap duyulması, haysiyet ve şerefin rencideolması, manevi değerlerin ve yaşama zevkinin azalması manevi zarar teşkiletmektedir. Bu bağlamda günlük yaşamı etkileyecek ölçüde üzüntü ve sıkıntı duyulmasınm da tazmini gereken bir manevi zarara nedenolacağının kabulü gerekmektedir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes davasının,medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alandakendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasaylakurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak vemakul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir."
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkemeiçtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmaktaolup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmamasıanlamına gelir (S.S. BalıklıçeşmeBeldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No:3573/05, 30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihatdeğişikliğinin gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkankararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmayailişkin makul bir açıklama getirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).
25. AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerinkorunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altınıçizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksek mahkemeyeiçtihattan ayrılmayı haklılaştıran daha sağlamgerekçeler açıklama görevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'egöre yüksek mahkemenin yerleşik içtihattan farklı karar verilmesinin sebebihakkında başvurucuya detaylı açıklama yapma sorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, §38).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
27. Başvurucu; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle statüdışında geçen sürelerde uğranılan maddi zararlara ilişkin olarak AYİM'de açılan davalarda istikrarlı bir biçimde madditazminata hükmedildiğini, başvuruya konu yargılama sürecinde ise yeterli biraçıklamada bulunulmadan içtihada aykırı karar verildiğini, bu durumunöngörülebilir olmadığını, hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri ile adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
28. Bakanlık bildirdiği görüşte, AYİM'inbağımsızlığı ve tarafsızlığına dair verilen AİHM kararları çerçevesinde yenidenyargılanma imkânı getirildiğini, askerî öğrencilerin tazminat istemlerineilişkin olarak daha önce Anayasa Mahkemesi önüne getirilen uyuşmazlıklardailkelerin belirlendiğini ve somut başvuruda bu ilkelerden ayrılmayıgerektirecek bir durum söz konusu olmadığını ifade etmiştir.
B. Değerlendirme
29.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
31. Başvuruya konu yargılama sürecinde AYİM tarafından, benzerdurumlarda verilen kararlardan (bkz. §§ 19-22) farklı bir sonuca varıldığıaçıktır. Bununla birlikte, yargı kararı ile iptal edilen işlemler nedeniyleaçılan maddi tazminat davalarında AYİM daireleri tarafından birbiriyle çelişenkararların verildiği ve bu durumun yerleşik bir hâl aldığı ortayakonulamamıştır. Bu hâle göre AYİM içtihatlarında derin ve devamlı bir içtihat farklılığının bulunduğusöylenemez. Bu bağlamda iddiaların özü, AYİM'inbenzer maddi tazminat davalarında sergilediği yaklaşımının aksine birdeğerlendirme yapmasına karşın bu hususa dair makul, açıklayıcı bir gerekçebelirtmediği konularına yönelik olduğundan şikâyet maddi tazminat istemininreddine ilişkin kısım yönünden adil yargılanma hakkının güvencelerinden biriolan gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
33.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "... adil yargılanma" ibaresinineklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli kararhakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçokkararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenenadil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığınınkabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
34. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
35. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarınısağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme sırasında ilerisürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğinibilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargıkararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekliolmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK],B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
36.Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardananlaşılmalıdır.
37. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
38.Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunukabul ettiği bir husus hakkında ilgili veyeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usulveya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline nedenolabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 39).
39. Diğer taraftan yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukundinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlamakabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Bu değişiklikler yargı organlarınıntakdir yetkisi kapsamında olup öz itibarıyla önceki çözümün tatminkârbulunmaması anlamına gelmektedir. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamalarıbeklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatminedici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları ihtimale dayalı vebirbirine zıt sonuçları ortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilik veöngörülebilirlik ilkelerine ters düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumdayerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymalarıbeklenen güven zarar görebilir. Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkankararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmayailişkin makul bir açıklamanın getirilmesi gerekmektedir (Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932,6/1/2015, §§ 53, 55, 64).
40.Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ve bireysel başvurularda (Ercan Din, B. No: 2014/94, 8/6/2016; Semra Bekiroğlu ve diğerleri, B. No:2013/6717, 16/12/2015; Ahmet Gül vediğerleri, B. No: 2014/1182, 22/9/2016) hukuki güvenlik vebelirlilik kavramının mahkeme kararlarında makul bir istikrarın sağlanmasıhususu ile de doğrudan ilgili olduğu, yargı makamlarının benzer davalarda dahaönceki kararlarıyla kabul edilebilir oranlarda uyumlu kararlar vermesigerektiği, mahkeme kararlarında istikrarlı değerlendirmelerin dışındaki biryaklaşımın hukukun dinamik yorumuyla uyumlu ve gelişmeye yönelik olarakverildiğinin yeterli ve makul gerekçeyle açıklanması gerektiği yönündedeğerlendirmeler yaptığı anlaşılmaktadır.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
41. Somut olayda güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerekASTASAK eğitim süreci sonlandırılan başvurucu, ilişik kesme işleminin yargıkararı ile iptal edilmesi üzerine eğitimine devam etmiş ve tank astsubay çavuşrütbesiyle atanmıştır. Başvurucu, hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptananişlem nedeniyle bir yıl geç atanmasından dolayı mahrum kaldığı özlük haklarınadair maddi zararın ve duyduğu üzüntü nedeniyle uğradığı manevi zararın tazminiistemiyle dava açmıştır. Mahkeme, iptal kararının hukuki etki ve sonucununbaşvurucunun ASTASAK eğitimine döndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunu veherhangi bir nasıp düzeltme işlemi yapılmaksızın astsubaylık özlük haklarınakarşılık gelen tazminatın ödenmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Mahkemeayrıca bir yıllık astsubay çavuş rütbesine denk gelen maaşın ödenmesi kabuledilse bile bu talebin karşılanmasının müteakip rütbelerde geç terfiye dayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasınıengellemeyeceğini ifade ederek maddi tazminat yönünden davayı reddetmiştir.
42. AYİM tarafından benzer uyuşmazlıklarda somut davadan önceverilen kararlara bakıldığında (bkz. §§ 19-22) konuya ilişkin içtihadın özolarak hukuka aykırı işlem nedeniyle meydanagelen geç atamalar sonucu açılan tazminat davalarının nasıp düzeltmeye ilişkinbulunmadığı ve yargı kararı ilehukuka aykırılığı saptanan bu işlemler nedeniyleuğranılanzararların iptal kararı ile işlemin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasıbağlamında idarece hizmet kusuru esaslarına göre tazmini gerektiğiyönünde olduğu görülmektedir.
43. Somut yargılama sürecinde ise Mahkeme; ilişik kesme işlemineyönelik iptal kararının hukuki etki ve sonucunun yalnızca ilişiğin kesildiğieğitim sürecinde geri döndürülmek ile sınırlı olduğunu, işlem nedeniyleuğranılan özlük haklarına dair maddi zararın nasıp düzeltme yapılmadanödenemeyeceğini, ödense dahi bunun daha sonra terfi dönemlerinde açılacakdavaları engellemeyeceği sonucuna varmıştır. AYİM'inhukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlem nedeniyle açılan tazminatdavasında ulaştığı sonucun konuyla ilgili olarak verilen önceki tarihlikararlardan farklı olduğu anlaşılmaktadır.
44. Yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca yargısal kararlardakideğişiklikler, hukuki dinamizm ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanangelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumlu olmakla birliktebenzer davalarda farklı sonuçlara ulaşılması hâlinde bu durumun tatmin edicibir gerekçeyle açıklanması gerekmektedir.
45. AYİM, yargı kararı ile hukuka aykırılığı saptanan işlemlernedeniyle oluşan zararlar konusunda istikrarlı olarak idarenin mali sorumluluğubulunduğu yönünde kararlar vermiştir. Bu nedenle hukuki belirlilik ilkesiışığında, başvurucu açısından yargı kararı ile iptal edilen işlem nedeniyleoluşan maddi zararı için idarenin mali sorumluluğuna gidileceği olgusu dikkatealınarak değerlendirme yapılması yönünde makul bir güvenin oluştuğunun kabulügerekir.
46. AYİM somut olayda idarenin hukuka aykırılığı yargı kararıile saptanmış işlemi nedeniyle hizmet kusuru kapsamında mali sorumluluğunutartışmamış, nasıp düzeltme açısından olayı ele almak suretiyle maddi zararın ödenmesinin kabulünün daha sonrakitarihlerde terfi gecikmeleri nedeniyle açılacak davaları engellemeyeceğişeklinde mevcut tazminat talebiyle ilgisi olmayan bir ihtimali kararına gerekçeolarak almıştır.
47. Yargılama sürecinde hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptananişlemler nedeniyle oluşan maddi zararlar için idarenin mali sorumluluğununbulunduğu yönünde AYİM kararlarının başvurucu tarafından Mahkemeye sunulduğu,dilekçelerde bu kararlardan örnekler verildiği görülmektedir. Mahkemetarafından ise ileri sürülen itirazlara yönelik içtihat değişikliğinegidildiğine veya olayın koşullarında önceki kararlardan ayrılmayı gerektirecekfarklılıklar olduğuna ya da alternatif bir yaklaşım sağlayan farklı gerekçeleredayanıldığına dair idarenin mali sorumluluğuna yönelik herhangi bir açıklamadabulunulmadığı anlaşılmaktadır.
48. Yukarıda açıklanan tespitlere göre AYİM'inbireysel başvuruya konu kararında, önceki kararlarından farklı bir sonuca nedenulaşıldığının başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarakanlaşılmasına imkân verecek düzeyde yeterli açıklama yapılmadığı görülmektedir.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
50.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
51. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında Anayasa Mahkemesince bir temelhakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl ortadankaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir (detaylıaçıklamalar için bkz. Mehmet Doğan,§§ 57-60).
52. Başvurucu, yeniden yargılama yapılması ve tazminatahükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
53. Anayasa Mahkemesi AYİM İkinci Dairesi tarafından yapılanyargılama sonucu adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
54. Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli kararhakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılamaise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derecemahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
55. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) altbendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM İkinciDairesinin 16/9/2015 tarihli ve E.2015/322, K.2015/1397 sayılı kararına aitdava dosyası ile ilgilidir.),
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.