TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FATMA KALKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9785)
Karar Tarihi: 17/7/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Fatma KALKAN
Vekili
:
Av. Abdulkadir MERT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, mahkeme kararıile hüküm altına alınan alacağın geç ödenmesi ve faiz oranının enflasyonoranının altında kalması nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 138. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebindebulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 23/12/2013tarihinde Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasınaengel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvuran tarafından,Gaziantep ili, Nizip ilçesi, Aşağı Çardak köyünde bulunan 106 ada 502 parselsayılı taşınmazına takdir edilen kamulaştırma bedelinin arttırılması için NizipAsliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkemenin 30/12/1999 tarih veE.1999/50, K.1999/4271 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne kararverilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 1/5/2000 tarihve E.2000/5883, K.2000/7363 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
6. Mahkeme tarafındanhükmedilen kamulaştırma bedelinin 4.956,22 TL'lik kısmı (yasal faiziylebirlikte) başvurana 2/1/2002 tarihinde ödenmiştir. Başvuran, geriye kalanalacaklarının tahsili amacıyla Nizip İcra Dairesine başvurarak ilamlı icratakibinde bulunmuş, takip üzerine başvurana 12/5/2009 tarihinde alacağın sonkısmı olarak 1.335,51 TL ödenmiştir.
7. Başvurucu, yukarıdabelirtilen Mahkeme kararında adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlaledildiğini belirterek, faiz başlangıç tarihinin kararın kesinleşme tarihi esasalınarak yıllık enflasyon oranlarında belirlenmesi gerekirken yasal faizehükmedilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi zarara karşılık 2.000Avro, kararın geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevizarara karşılık 1.000 Avro ve yaptığı yargılama giderleri nedeniyle uğradığınıileri sürdüğü zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle21/1/2010 tarihinde 7398/10 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine (AİHM) başvuru yapmıştır.
8. 9/1/2013 tarih ve 6384sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların TazminatÖdenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardındanbaşvurucu, 7/3/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat KomisyonuBaşkanlığına (Komisyon) başvuru yaparak, AİHM başvuru formuna atıfla, aynıtaleplerinin 6384 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasını istemiştir.
9. Komisyon, 27/8/2013 tarih veK.2013/391 sayılı kararıyla, başvuranın “kesinleşmişmahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlaledildiğinin anlaşıldığı, buna göre, AİHM’in konuyailişkin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurularak, hakkaniyet ölçüsünde vetaleple bağlı kalınarak takdiren toplam 2.700 TL’nin6384 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince tazminat olarak ödenmesine,Komisyonun 6384 sayılı Kanun'un kapsamını düzenleyen 2. maddesi gereğince,yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve mahkeme kararlarının icraedilmemesi veya geç ya da eksik icra edilmesine yönelik iddiaları incelemekleyetkili olduğu belirtilerek, başvuran tarafından dilekçede yer verilen diğerihlal iddiası ve talepleri yönünden yetkisizlik nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” kararvermiştir
10. Başvurucu bu karara karşıAnkara Bölge İdare Mahkemesine itiraz etmiş ve AİHM’eyaptığı başvurudaki taleplerini yinelemiştir.
11. Ankara Bölge İdare Mahkemesi9/10/2013 tarih ve İ.2013/117, K.2013/109 sayılı kararı ile itirazın reddinekarar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“20- Bu itibarla, Kurulumuzca; Komisyon tarafından,başvuranın tarafı olduğu hukuk yargılaması sonucunda lehlerine verilmiş olanmahkeme kararının, geç icra edilmiş olması ve böylelikle geniş anlamda adilyargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmiş olması üzerine ödenmesinekarar verilen tazminat miktarının; olayın kendine özgü koşulları, mahkemekararının icra edilmemesi sürecinde başvurana yüklenilebilecek herhangi birkasıt veya kusurun bulunmaması ile dava konusunun başvuran açısından taşıdığıönem birlikte değerlendirilip, hakkaniyet ölçüsünde, takdirenve talebe bağlı kalınarak belirlendiği, bu nedenle dayanağı olan yasahükümlerine ve AİHM içtihatlarına uygun bulunduğu kanaatine varılmıştır.
21- Öte yandan, 6384 sayılı Kanun'un kapsamını düzenlenen 2.maddesi hükmü karşısında; Komisyon, yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ve mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediğine yönelik iddiaları incelemekle yetkili olduğundan, Komisyonca,başvuran vekilinin dilekçede yer verdiği ve AİHS'inbu hususları kapsayan maddesi dışındaki maddelerine ilişkin ihlal iddialarıyönünden, yetkisizlik nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” kararverilmiş olmasında da, belirtilen yasa hükümlerine aykırılık bulunmamıştır.
22- Diğer taraftan, gerek Avukatlık Asgari ÜcretTarifesinde, gerekse 6384 sayılı Kanun'da; bu Kanun kapsamında Komisyonayapılan başvurularda vekil ile temsil olunması halinde, başvuran lehine vekaletücreti hesaplanacağı ve varsa yapılmış olan masrafların ödenmesine kararverileceği yolunda bir kuralın bulunmaması karşısında, Komisyonca başvuranlehine vekalet ücreti tahakkuk ettirilmemesinde ve varsa yapılmış olangiderlerin ödenmesine karar verilmemesinde de usul ve yasa hükümlerineaykırılık görülmemiştir.
23- Açıklanan nedenle, itirazın reddine karar verilmesigerekmektedir.”
12. Karar, başvurucuya 3/12/2013tarihinde tebliğ edilmiş, 23/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru yapılmıştır.
13. Bunun yanında başvurucunun7398/10 sayılı başvurusuyla birlikte 645 başvurunun da karara bağlandığı “Mahmut EREN ve Diğerleri/Türkiye”kararında AİHM, Mahkeme kararlarının geç icra edilmesi hakkında yapılan şikâyethakkında 6384 sayılı Kanun ile kurulan Komisyona başvurulması gerektiğine,yasal faizin enflasyon oranı karşısında yetersiz kalması nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiği şikayeti hakkında gerçek bir değer kaybıbulunmadığından bahisle açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Devletalacaklarına uygulanan en yüksek faizin borçlara uygulanmaması şikayetihakkında ise Mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren altı ay içindebaşvurulmadığından bahisle süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir (Mahmut EREN ve Diğerleri/Türkiye, B. No:3950/08, 17/9/2013).
B. İlgiliHukuk
14. 6384 sayılı Kanun’un 1., 2.,4., 6., 7. ve 8. maddeleri şöyledir:
“Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dairesas ve usullerin belirlenmesidir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Kanun;
a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ileözel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı,
b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği,
iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmışbaşvuruları kapsar.
(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin tarafolduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlalkararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklifedilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanunhükümleri uygulanabilir.
(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklananbaşvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.
…
Komisyon ve çalışma esasları
MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlarhakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaçalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişiile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak birkişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı buüyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir.
(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyonüyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.
(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır vetoplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.
(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafındanyürütülür.
(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri,Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyigecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.
…
Müracaatın reddi
MADDE 6 – (1) Komisyon;
a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğerkabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,
b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,
c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,
ç) Müracaatın 2 ncimadde kapsamına girmediğini,
tespit ederse müracaatı reddeder.
Müracaat hakkında karar ve karara itiraz
MADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içindekarar vermek zorundadır.
(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsalkararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak kararverir.
(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itirazedilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birliktederhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ayiçinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezseişin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararınkesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeyeilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardanmüstesnadır.
Kararın ilgili adli veya idari mercie bildirimi
MADDE 8 – (1) Komisyona yapılan müracaat sonucundaKomisyonun kesinleşen kararlarının bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığıadli veya idari mercie gönderilir.
(2) Müracaata konu işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgiliadli veya idari merci tarafından bu işlem ivedilikle sonuçlandırılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 17/7/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/12/2013 tarih ve 2013/9785numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, kesinleşmişmahkeme kararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödendiğini ve budurum nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkının” ve Anayasa’nın138. maddesinin ihlal edildiği, kamulaştırma artırım bedelinin bir kısmınınmahkeme kararının kesinleşmesinden yaklaşık 1,5 yıl sonra, geri kalan kısmınınise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasal faizin enflasyon oranı karşısındaçok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarını da emsal almak suretiyle bukonuda tazminata hükmedeceğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen“mülkiyet hakkının” ihlaledildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
17. Başvuru dilekçesinde,başvurucu, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edilmesindenşikâyet etmektedir. Bu sebeple başvurucunun iddiaları iki ayrı şikâyetçerçevesinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında 6384 sayılı Kanun ileoluşturulan yeni iç hukuk yolunun, konu ve zaman bakımından AnayasaMahkemesinin yetkisinde olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
1. Konu ve ZamanBakımından Yetki
18. AİHM, 16/7/2009 tarihli “Daneshpayeh/Türkiye” kararında, başvuruya konudavanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirttikten sonra Türkiye’de uzunyargılama iddiaları konusunda başvurulabilecek etkin bir iç hukuk yolubulunmadığını vurgulamış ve böyle bir iç hukuk yolunun kurulmasını önermiştir (Daneshpayeh/Türkiye B. No: 21086/04, 16/7/2009, §51).
19. AİHM, yargılamanın makulsürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan "Ümmühan Kaplan/Türkiye" başvurusuna ilişkin verdiğikararda ise, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) adil yargılanmahakkına dair 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ilişkin ihlallerin Türkiye'deuzun yıllardır devam ettiğini ve iç hukuk düzeninde yapısal ve sistematik birproblem oluşturduğunu, bu durumun, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrası ile 13. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, Mahkeme önünde, bunabenzer yüzlerce başvurunun askıda olduğunu belirtmiş ve Türkiye'de bu durumailişkin artan başvuru sayısını ve çıkabilecek muhtemel ihlalleri göz önünealarak somut olayda, pilot karar prosedürün uygulanmasına karar vermiştir (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,20/3/2012, § 63).
20. AİHM, yapısal sorunlardankaynaklı problemleri çözmek için kabul edilmesi gereken iç hukuk yollarınailişkin olarak kurulacak olan sistemde; tazminat davasının makul süreiçerisinde neticelendirilmesi, tazminat bedelinin ivedi şekilde ödenmesi,prensip olarak bu ödemenin tazminata hükmedilen kararın kesinleşmesindenitibaren en geç 6 ay içinde yapılması, tazminat davasına ilişkin usulkurallarının hakkaniyet ilkesine uygun olması, yargılama giderlerininbaşvurucular üzerinde ağır yük teşkil edecek derecede olmaması ve tazminatıntutarının AİHM’in benzer olaylarda hükmettiğitazminat tutarının altında kalmaması gerektiğini belirtmiştir (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,20/3/2012, § 72).
21. Sözleşme’nin 46. maddesibağlamında AİHM, "ÜmmühanKaplan/Türkiye" kararında, Türkiye’nin en geç kararınkesinleşmesini takip eden bir yıl içinde Sözleşme’nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrası ve 13. maddesi bağlamındaki makul süre aşımı şikâyetlerihakkında yeterli ve uygun bir tatmin sağlayabilecek bir iç hukuk yoluoluşturması gerektiğine karar vermiştir. AİHM bu iç hukuk yolunun, kendisinesunulacak olan benzer başvuruların yığılmasını engellemek amacıyla, AnayasaMahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması tarihine kadar yapılacak olan vekendi önünde halen derdest olan başvurularla ilgili olduğunu da vurgulamıştır (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,20/3/2012, § 75).
22. AİHM ayrıca Türkiye’nin sözkonusu yapısal sorunu çözmek amacıyla uygun tedbirleri alıncaya kadar henüztebliğ edilmemiş olan başvuruların ve 23/9/2012 tarihinden önce yapılacak olanbaşvuruların incelenmesinin ertelenmesine karar vermiştir (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,20/3/2012, § 77).
23. Türkiye Büyük Millet Meclisi9/1/2013 tarihinde 6384 sayılı Kanun’u kabul etmiştir. Bu Kanun, bir tazminatkomisyonu kurmakta ve yargılama sürelerinin uzunluğu ve aynı zamanda yargıkararlarının geç veya eksik icra edilmesi veyahut da hiç icra edilmemesi ileilgili tazminat taleplerinde izlenecek yolu belirlemektedir.
24. 6384 sayılı Kanun, AİHM’e yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmeksuretiyle çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesi amacıyla kabuledilmiştir. Kanun, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ileözel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’e yapılmışbaşvurular ile Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamındakorunan haklara ilişkin AİHM’in yerleşik içtihatlarıdoğrultusunda Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkatealınmak suretiyle, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen diğer ihlalalanlarını kapsamaktadır.
25. Bu Kanun ile kurulanKomisyon, başvurunun, AİHM’ce öngörülen iç hukukyollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarınıtaşıyıp taşımadığını, süresinde başvuru yapılıp yapılmadığını, başvuranınhukuki menfaatinin olup olmadığını veya başvurunun Kanun’un 2. maddesikapsamına girip girmediğini ilk başta inceleyecek ve şartları taşımayanbaşvuruları reddedecektir.
26. Komisyon, AİHM’in kabul edilebilirlik şartlarını taşıyan ve retsebebi bulunmayan başvuruları dokuz ay içinde sonuçlandıracak, AİHM’in emsal kararlarını gözetmek suretiyle gerekçeliolarak karar verecektir. Komisyon kararlarına karşı kararın tebliğ tarihindenitibaren 15 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilebilir, itiraz hakkında Ankara Bölge İdareMahkemesi 3 ay içinde karar verir ve itiraz üzerine verilen kararlar kesindir.Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren 3 ayiçinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenir.
27. AİHM, “Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye”kararında, 6384 sayılı Kanun ile kurulan iç hukuk yolunun "Ümmühan Kaplan/Türkiye" kararındabelirttiği ilkelere uygun olup olmadığını incelemiştir. AİHM yaptığıdeğerlendirmede; 6384 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun, aynıyapısal veya uygulamaya ilişkin sorunlardan kaynaklanan önemli sayıda benzerbaşvurunun Sözleşme sistemi üzerinde oluşturduğu giderek büyüyen tehditkarşısında, Türkiye aleyhine yapılan makul süre şikâyetleri ile ilgili tekrareden başvuruların incelenmesi amacıyla uygulanan pilot karar usulünün doğrudanve somut bir sonucu olduğunu, Türkiye’nin, AİHM’in bukonudaki içtihadından çıkan ilkelere ve pilot kararda Sözleşme’nin 46. maddesibağlamında varılan sonuçlara uygun olarak, bir iç hukuk yolu oluşturduğunu, Türkiye’ninböylece, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin tavsiyelerine ve İnterlaken, İzmir ve Brighton Konferansları nihaibildirilerine de uygun olarak ve ilgili kişilerin Sözleşmede yer alan hak veözgürlüklerden yararlanmasını sağlayarak, bir taraftan Sözleşme’nin 1.maddesinin emrettiği daha hızlı tatmin yolu sağladığı gibi, diğer taraftan dabenzer önemli sayıda başvuruyu incelemek zorunda kalacak olan AİHM’in iş yükünün azalmasına katkı sağladığını, böylece buçeşit sorunları ulusal düzeyde çözerek Sözleşme sisteminde kendisine düşen göreviyerine getirmiş olduğunu belirtmiştir (MüdürTurgut ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 4860/09, 26/3/2013, § 51).
28. Aynı zamanda AİHM, 6384sayılı Kanun ile kurulan Komisyon kararının önce Ankara Bölge İdareMahkemesinin, ardından ve gerektiğinde Anayasa Mahkemesinin ve nihayetkendisinin denetimine tabi bir iç hukuk yolu oluşturduğunu tespit etmiştir (Müdür Turgut ve Diğerleri/Türkiye, B. No:4860/09, 26/3/2013, § 55).
29. AİHM, 6384 sayılı Kanun ilekurulan Komisyonunun başvuranlara, Sözleşme’nin 13. maddesi anlamındaSözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına dayanarak ileri sürdükleri yargılamasüresinin uzunluğu ile ilgili şikâyetlerini sunabilecekleri ve tüketilmesigerekli bir başvuru yolu sunduğunu ve bu başvuru yolunun 23/9/2012 tarihinden önceMahkemeye sunulan ve Hükümete henüz tebliğ edilmemiş başvuruları kapsadığını,dolayısıyla başvuranların Sözleşme’nin 13. maddesine dayanan şikâyetlerininaçıkça dayanaktan yoksun olduğunu ve yine Sözleşme’nin 35. maddesinin 3.fıkrasının (a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilemez olduğunuhüküm altına almıştır (Müdür Turgut veDiğerleri/Türkiye, B. No: 4860/09, 26/3/2013, §§ 59, 60).
30. AİHM bu kararı ile cezahukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukukukapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkemekararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıylave 23/9/2012 tarihi itibarıyla kendisine yapılmış başvurular hakkında 6384sayılı Kanun ile belirlenen iç hukuk yolunun tüketilmesi gereken bir iç hukukyolu olduğunu ifade etmiştir.
31. Bu durumda, 6384 sayılıKanun ile getirilen ve AİHM’in de tüketilmesi gerekenbir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Komisyon’un görev alanına girenhususlarda aldığı karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itirazüzerine verilen kararın ardından süresi içinde Anayasa Mahkemesine yapılanbaşvurular, başvuruya konu kamu gücü işlem, eylem ve ihmali 23/9/2012tarihinden önce kesinleşmiş olsalar da 6384 sayılı Kanun ile getirilen sisteminiç hukuk yolu olarak kabul edilmesi nedeniyle bu Kanun uyarınca Komisyonunyetki alanına giren şikayetler bakımından Anayasa Mahkemesinin konu ve zamanbakımından yetkisi dâhilinde olduğunun kabul edilmesi gerekir.
2. MahkemeKararının Geç İcra Edildiği İddiası Yönünden
32. Başvurucu, kesinleşmişmahkeme kararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödenmesi nedeniyleAnayasa’nın 36. ve 138. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
33. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.”
34. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
35. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudanetkilenenler tarafından yapılabilir.
36. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır (B. No: 2012/22,25/12/2012, § 24).
37. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunmasıgerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ilerisürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, buihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak”ve “doğrudan” etkilenmiş olmasıve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”olduğunu ileri sürmesi gerekir (B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).
38. AİHM, Sözleşme’nin 34. maddesindeyer alan“mağdur” kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudanetkilenen kişinin kast edildiğini belirtmektedir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,28/10/1999, § 50).
39. Başvuru konusu olayda,başvurucunun kamulaştırma bedelinin artırılması için açtığı dava 1/5/2000tarihinde kesinleşmiş, Mahkeme tarafından hükmedilen kamulaştırma bedelinin4.956,22 TL'lik kısmı (yasal faiziyle birlikte) başvurana 2/1/2002 tarihindeödenmiş, geriye kalan alacaklarının tahsili amacıyla başvurucu icra takibindebulunmuş, takip üzerine başvurana 12/5/2009 tarihinde alacağın son kısmı olan1.335,51 TL ödenmiştir. Başvuran, kararın geç icra edilmesi nedeniyleuğradığını ileri sürdüğü manevi zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesiistemiyle 21/1/2010 tarihinde 7398/10 başvuru numarasıyla AİHM’ebaşvurmuş, başvurusu incelenme aşamasında iken 6384 sayılı Kanun yürürlüğegirmiş ve başvurucu AİHM’e yaptığı başvuru vetaleplerini 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyona iletmiştir. Komisyon27/8/2013 tarihli kararı ile “kesinleşmişmahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlaledildiğini tespit etmiş ve karar tarihindeki kur üzerinde 1000 Avro karşılığı2.700,00 TL’nin takdiren başvurucuya ödenmesine kararvermiştir. Başvurucu tarafından karara karşı yapılan itiraz Ankara Bölge İdareMahkemesince reddedilmiştir.
40. 6384 sayılı Kanun uyarıncakurulan Komisyon, mahkeme kararının geç icra edilmesi nedeniyle başvurucununhak ihlaline uğradığını tespit etmiş ve uğranılan hak ihlali nedeniyle talepedilen tazminat miktarının tamamının ödenmesine karar vermiş, bu karara karşıyapılan itiraz başvurusu da reddedilmiştir.
41. Buna karşılık başvurucu,6384 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun AİHM’inÜmmühan Kaplan/Türkiye kararındabelirttiği ilkeleri (§ 20) taşımadığı yahut Komisyon tarafından ödenmesinekarar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği yönünde bir iddiada dabulunmamıştır.
42. Bu durumda, 6384 sayılıKanun ile kurulan Komisyon tarafından mahkeme kararının geç icra edilmesinedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitedildiği ve bu ihlal sebebiyle talep edilen tazminat tutarının tamamınınbaşvurucuya ödenmesine karar verildiği görülmekle, mahkeme kararının geç icraedilmesiyle ortaya çıkan ihlalin giderimininsağlanması ve bundan dolayı ihlalin güncelliğini yitirmesi nedenleriylebireysel başvuru tarihi itibarıyla başvurucunun mağdur statüsünün bulunmadığısonucuna varmak gerekmiştir.
43. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun, bireysel başvuru tarihi itibarıyla mağdur statüsübulunmadığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “kişi yönündenyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. MülkiyetHakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
44. Başvurucu, kamulaştırmaartırım bedelinin bir kısmının mahkeme kararının kesinleşmesinden yaklaşık 1,5yıl sonra, geri kalan kısmının ise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasalfaizin enflasyon oranı karşısında çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanunyürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarınıda emsal almak suretiyle bu konuda tazminata hükmedeceğini belirterekAnayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen “mülkiyethakkının” ihlal edildiğini iddia etmiştir.
45. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlemve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
46. Anılan hüküm uyarıncaAnayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihiolup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesininyetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları daiçerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §16).
47. Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisiningeriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).
48. 6384 sayılı Kanun ilegetirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalarile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği yada hiç icra edilmediği konuları ile Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirlenenkonularla sınırlı olmak üzere başvuru imkanıgetirilmiş olup, bu konular dışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.
49. Öte yandan, başvurucutarafından AİHM’e yapılan 7398/10 sayılı başvurunun dakarara bağlandığı Mahmut EREN veDiğerleri/Türkiye kararında, AİHM,yasal faizin enflasyon oranı karşısında yetersiz kalması nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği şikâyeti hakkında gerçek bir değer kaybıbulunmadığından bahisle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Devletalacaklarına uygulanan en yüksek faizin borçlara uygulanmaması şikâyetihakkında ise Mahkeme kararın kesinleşmesinden itibaren altı ay içindebaşvurulmadığından bahisle süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir (Mahmut EREN ve Diğerleri/Türkiye, B. No:3950/08, 17/9/2013).
50. Başvuru konusu olayda,başvurucu, mahkeme kararının geç icra edilmesi ve hüküm altına alınan alacağauygulanan faiz oranının enflasyon oranından az olması nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de,ilgili mahkeme kararı 1/5/2000 tarihinde kesinleşmiş ve 12/5/2009 tarihindealacağın son kısmı da ödenmiş olup, ayrıca AİHM, başvurucunun bu konuya ilişkinyaptığı başvuruyu değerlendirerek reddetmiştir.
51. Bu durumda, başvurucununmülkiyet hakkına ilişkin şikâyetleri 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşenmahkeme kararına dayanması, mahkeme kararında belirlenen alacağın son kısmının12/5/2009 tarihinde ödenmesi ve Tazminat Komisyonunca karar verildiği tarihitibarıyla şikayet konusu hakkında Komisyona bir yetkiverilmemiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, başvurunun mülkiyethakkına ilişkin ihlal iddiaları zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisidışında kalmaktadır.
52. Açıklanan nedenlerle, başvurukonusu ihlal iddiasının 23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğuanlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “zaman bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Mahkeme kararının geç icra edildiği iddiasının “kişi yönünden yetkisizlik”,
2.Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının “zamanbakımından yetkisizlik”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
17/7/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.