TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FATMA TAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7225)
Karar Tarihi: 16/2/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucular
:
1. Fatma TAN
2. Hüseyin SÖZEN
3. Kübra SÖZEN
4. Mine DEMİRTAŞ
Vekili
:
Av. Atilhan AKISÜ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tapuda başkaları adına kayıtlı bulunan taşınmazın,imar ve ihya edenin mirasçıları adına tescil edilmesi istemiyle açılan tapuiptali ve tescil davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; taşınmazıda içeren parselasyon planının iptaline ilişkin idari yargı kararınınuygulanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarınısunmuşlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular Fatma Tan, Hüseyin Sözen, Kübra Sözen ve MineDemirtaş sırasıyla 1968, 1964, 1946 ve1971 doğumlu olup İzmir'de ikametetmektedir.
10. Başvurucular, murislerince 6/9/1970 tarihli zilyetliğindevri ve satış mukavalesi ile Ş. T. isimli şahıstansatın alınan İzmir ili Menderes ilçesi Gümüldür köyünde kain ve (anılantarihte) tapuda kayıtlı bulunmayan 998 ada 3 parsel numaralı taşınmaz üzerindefiili zilyetlik iddiasında bulunmaktadır. Başvurucular tarafından anılantaşınmaz üzerinde yapı inşa edilmiş ve meyve ağaçları dikilmiştir. Taşınmazotuz altı yıldır fiilen başvurucular murisi ve başvurucular tarafındankullanılmaktadır.
A. İhtilaf KonusuTaşınmazın Tapu Durumu
11. İzmir ili Menderes ilçesi Gümüldür köyünde kain998 ada 3parsel numaralı toplam 1 hektarlık taşınmazın kök kaydı olan ve toplam 128hektar büyüklüğünde bulunan 395 parsel numaralı taşınmaz, ilk kez 14/8/1972yılında hükmen S. A. A., Z. B. S. ve L. N. T. adına tapuya tescil edilmiştir.395 parsel numaralı taşınmazın 14/8/1972 tarihinden önce tapuda kaydıbulunmamaktadır.
12. 395 parsel numaralı taşınmazın 6/3/1978 tarihinde rızai taksime istinaden ifraz görmesi üzerine 1330 parselnumaralı taşınmaz bağımsız bir parsel olarak tapuya tescil edilmiştir.
13. Anılan taşınmazın mülkiyeti müteaddit defalar satış vemahkeme kararları sonucu el değiştirmiştir. Taşınmazın bir kısım hissesi14/5/2004 tarihinde O. S. isimli şahıs tarafından U. Ö. ve M. A. isimlikişilere satılmıştır.
14. İzmir ili Menderes ilçesi ÖzdereBelediyesi Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla 1330 numaralı parseli dekapsayan 64/1 numaralı parselasyon planı kabul edilmiştir. Söz konusuparselasyon planı sonucu 1330 numaralı parselin 1 hektarlık alanı998 ada 3parsel numarasıyla kısmen U. Ö. ve M. A. isimli kişiler adına 30/12/2005tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
15. Tapu kütüğünün beyanlar hanesinde "Bir katlı ev, bir havuz, bir kuyu ve 450 adet meyve ağacı AhmetSözen'e aittir." şerhi yer almaktadır.
B. Parselasyon Planına Karşı İdari YargıdaAçılan Dava
16. Gümüldür Belediye Başkanlığınca ÖzdereBelediyesi Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen 64/1 numaralıparselasyon planının Gümüldür Belediyesi sınırları içinde kalan bölümüne karşıİzmir 3. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) davaaçılmıştır. Dava dilekçesinde, 1330 numaralı parselin de aralarında bulunduğubazı taşınmazların Gümüldür Belediyesi sınırları içinde kaldığı ve Özdere Belediyesinin bu alanda parselasyon planı yapmayetkisinin bulunmadığı savunulmuştur. İdare Mahkemesince, 29/1/2004 tarihlikararla dava reddedilmiştir. Kararda, İçişleri Bakanlığının gönderdiği bilgi vebelgelerden bu iki belediye arasındaki sınırın belirlenemediği ve dolayısıylaihtilaflı bölgenin Gümüldür Belediyesi sınırları içerisinde kaldığından sözedilemeyeceği gerekçesine dayanılmıştır.
17. İdare Mahkemesi kararı Danıştay 6. Dairesinin 28/6/2006tarihli kararıyla bozulmuştur.
18. İdare Mahkemesi bozma kararına uyarak mahallinde keşif vebilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilişiler tarafından düzenlenen raporda,1330 sayılı parselin bir kısmı ile 1475 sayılı parselin tamamının GümüldürBelediyesi sınırları içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. Mahkemece, 30/4/2008tarihli kararla, bilirkişi raporuna dayanılarak 1330 sayılı parselin bir kısmıile 1475 sayılı parselin tamamı yönünden 64/1 sayılı parselasyon planı iptaledilmiştir. İptal edilen kısım, başvurucuların hak iddia ettiği 998 ada 3parsel numaralı taşınmazı da içermektedir.
19. Anılan karar Danıştay 6. Dairesinin 13/10/2010 tarihlikararıyla onanmıştır.
20. Kararın kesinleşmesi üzerine Menderes Belediye Başkanlığıtarafından 29/5/2013 tarihli yazıyla Menderes Tapu Müdürlüğünden, İdareMahkemesince iptal edilen 64/1 sayılı parselasyon planının uygulanması ileoluşturulan parsellerin, uygulama öncesindeki kadastralparsellere dönüştürülmesi istenmiştir. Ancak Menderes Tapu Müdürlüğünce verilencevapta, yeni bir parselasyon planı yapıldıktan sonra tapu sicilinde gereklidüzeltmelerin yapılacağı bildirilmiştir.
21. Başvuru dosyasında yer alan kimi resmî yazışmalardan vebaşvurucular tarafından yapılan başvuruya verilen cevaptan, yetkili MenderesBelediyesi Başkanlığınca bütçe yetersizliği gerekçesiyle anılan bölgede yenibir parselasyon planı yapılamadığı ve İdare Mahkemesi kararıyla iptal edilen64/1 numaralı parselasyon planına göre oluşturulan 998 ada 3 numaralı parselintapu sicilindeki hukuki varlığını sürdürdüğüanlaşılmaktadır.
C. Başvurucular ile SicilMalikleri Tarafından Adli Yargıda Karşılıklı Olarak Açılan Davalar
22. 998 ada 3 numaralı parselin tapu sicilinde kısmi malikigözüken U. Ö. ve M. A. tarafından, 3/3/2006 tarihinde Menderes Asliye HukukMahkemesinde (Mahkeme) başvurucular aleyhine el atmanın önlenmesi ile bina vemeyve ağaçlarının kali davası açılmıştır. Davacılar,başvurucuların taşınmazı hukuka aykırı olarak işgal ettiklerini ilerisürmüşlerdir.
23. Başvurucular tarafından karşı dava olarak tapu iptali vetescil davası açılmıştır. Anılan davada başvurucular, taşınmazın murislerince1970 yılında zilyetliğin devri ve satış mukavalesiylesatın alınmasından sonra taşınmazı imar ve ihya ederek tarıma elverişli hâlegetirdiklerini, meyve ağacı diktiklerini, havuz, kuyu, duvar, bahçe evi ve araçyolu inşa ettiklerini ve 36 yıl boyunca taşınmaza nizasız ve fasılasız zilyetbulunduklarını ileri sürerek taşınmazın adlarına tescil edilmesine kararverilmesini istemişlerdir. Başvurucular, bunun mümkün olmaması durumunda 36yıldan beridir iyiniyetli bir şekilde taşınmaz üzerinde yaptıkları masraflarıntazminine karar verilmesi isteminde bulunmuşlardır.
24. Öte yandan, U. Ö. ve M. A. ile hisselerini 14/5/2004tarihinde anılan şahıslara satan O. S. tarafından 21/5/2007 tarihli noterihtarnamesiyle başvuruculardan ecrimisil ödenmesitalebinde bulunulmuş ancak ecrimisil ödenmemesiüzerine başvurucular murisi aleyhine ecrimisil davasıaçılmıştır.
25. Mahkemece her üç dava birleştirilerek tek bir dosya altındainceleme yapılmıştır.
26. Mahkemece 4/5/2011 tarihinde taşınmaz mahallinde keşif vebilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi heyetince düzenlenen 30/5/2011tarihli raporda, taşınmaz üzerinde bulunan zirai ve inşaimuhtesatın en az değeri 16.934,67 TL, beş yıllık ecrimisil değeri de 8.565,23 TL olarak belirlenmiştir.
27. Mahkemece 27/12/2011 tarihinde verilen kararla davacılarınmeni müdahale talebi ile kal isteminin zeytin ağaçları dışındaki bölümünün,bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde bulunan zirai ve inşaimuhtesat için belirlenen 16.934,67 TL'ninbaşvuruculara ödenmesi kaydıyla kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme ayrıcabaşvurucular tarafından davacılara 8.565,23 TL ecrimisilödenmesine hükmetmiştir. Başvurucuların tapu iptali ve tescil istemi isereddedilmiştir. Başvurucuların tescil talebinin reddi, tapulu taşınmazlarınzilyetlik ve ihya yoluyla mülk edinilemeyeceği gerekçesine dayandırılmıştır.
28. Mahkeme kararı Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24/9/2013tarihli kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 1/4/2014tarihli kararıyla reddedilmiştir.
29. Kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin karar28/4/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir.
30. Başvurucular, 23/5/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
31. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun705. maddesi şöyledir:
"Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması,tescille olur.
Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal,kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescildenönce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."
32. 4721 sayılı Kanun’un 713. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
"Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan birtaşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıylazilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payıüzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesiniisteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğündenanlaşılmayan ve yirmi yıl önce (...) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimseadına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bir parçasının zilyedi de otaşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapukütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir."
33. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Orman sayılmayan Devletin hüküm vetasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masrafve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilentaşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut iseimar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespitedilir."
34. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun30/4/2010 tarihli ve E.2004/1, K.2010/1 sayılı kararının ilgili bölümüşöyledir:
" 2/3-İhyanın Olağanüstü ZamanaşımıYoluyla İktisaptan Farkı
Taşınmazların olağanüstü zamanaşımı yoluylaiktisabının şartları, 743 s. TMK’nun 639.maddesi vebu maddeyi değiştiren, 4721 s.TMK’nun 713 maddesi;
“Tapu kütüğüne kayıtlı olmayan bir taşınmazıdavasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğindebulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindekimülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğündenanlaşılmayan ve yirmi yıl önce ölmüş yada hakkında gaiplikkararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya birparçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindekimülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzelkişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.
Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defave ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defailan olunur.
Son ilandan başlayarak, üç ay içindeyukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz yada itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkimtescile karar verir. Mülkiyet birinci fıkrada öngörülen koşullarıngerçekleştiği anda kazanılmış olur.
Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendiadlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.
Kararda, tescili istenilen taşınmazınniteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarcadüzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.”
Hükmüile düzenlenmiş; ayrıca Kadastro Kanunun 14. maddesinde bu hususa yerverilmiştir… Söz konusu hükümlere göre, bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımınedeniyle iktisabı için, tapu kütüğünde kayıtlı olmaması veya tapu kütüğündekayıtlı olmakla birlikte, malikinin kim olduğunun anlaşılamaması ya da 20 yılönce ölmüş olması veya gaipliğine karar verilmiş kimselere ait bulunmasıgerekir.
Buradan anlaşılan, olağanüstü zamanaşımıyoluyla iktisap için,taşınmazınözel mülkiyete elverişli alanlardan olması gerekir (Sungurbey,İ./İsviçre–Türk Hukukuna Göre İktisabı Müruruzaman ,İstanbul-1956,sh 9 vd., Küley,M./Müruruzamanla İktisap,İstanbul-1958, sh.50 vd ).
İşte, 3402 s.KK.17/1 maddesi, söz konusukurala bir istisna getirmiştir (Düzceer, Ali Rıza;Kadastro Kanunu, Ankara-1996, sh.134).
Bu hükme göre, kanundaki şartlarıntamamlanması halinde, özel mülkiyete elverişli olanlar, ihya yoluyla iktisabı imkan dahilinde olan yerler haline getirilmiştir. Bu durum,zamanaşımı yoluyla ihya arasındaki en büyük farktır.
Bununla birlikte, 3402 s.KK’nun 17/1 maddesi, ihyanın zilyetliğe ilişkinşartlarını zamanaşımı yoluyla iktisabın şartlarına bağlamıştır.
Bu şartlar, Türk Hukukunda ilk defagörülmektedir. Bu bakımdan Kadastro Kanunu ile kabul edilen ihya kurumu, yenişartlara bağlanmış ve Tapu Kanunu’ndaki eski haline göre, şartları son dereceağırlaştırılmış bir şekilde ortaya çıkmıştır(Başpınar,Veysel;Türk Toprak Hukukunda İhya, Ankara-1999,sh.16-17). "
B. Uluslararası Hukuk
35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesine ek (1) Numaralı Protokol’ün 1. maddesi anlamında ancak “mülk”teşkil eden şeylere müdahale edilmesi koşuluyla anılan hükmün ihlali iddiasındabulunabileceğini vurgulamaktadır (Kopecky/Slovakya,B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek Cumhuriyeti, [BD] (k.k.), B. No: 39794/98, 10/7/2002, § 69).(1) NumaralıProtokol bağlamında “mülk” kavramı iç hukuktaki formel sınıflandırmadanbağımsız olarak özerk bir anlam taşımaktadır (Beyeler/İtalya,[BD], B. No:33202/96, 5/1/2000, §100; Eski Yunanistan Kralı ve Diğerleri/Yunanistan, [BD], B. No: 25701/94, 23/11/2000, §60).“Mülk” kavramının özerk yorumlanması, maddi varlığı bulunan şeylerle sınırlıolmaması anlamına da gelmektedir. Bu bağlamda, mal varlığını oluşturan hak vemenfaatler de bu hüküm çerçevesinde mülkiyet hakkı kapsamında, diğer birdeyişle “mülk” olarak değerlendirilebilir (Broniowski/Polonya, B. No: 31443/96, 22/6/2004,§129).
36. AİHM’e göre (1) NumaralıProtokol’ün 1. maddesi mevcut mülkleri veya varlıkları kapsamakta olup mülkedinmeyi garanti altına almaz (Kopecky/Slovakya,§35). Ayrıca şarta bağlı talepler, koşulların yerine getirilmemesi sonucugeçerliliğini yitirmesi durumunda “mülk” olarak nitelenmezler (Gratzinger ve Gratzingerova,§69).
37. Bununla birlikte AİHM, bu hükmün, “mevcut mülk” veya malvarlığının yanında, mülkiyet hakkından etkili yararlanmanın teminine yönelik enazından "meşru bir beklenti"ninbulunduğunun iddia edilebilmesine imkân tanıyan taleplerin de mülk kapsamınagirdiğini kabul etmektedir. Buna karşılık AİHM, mülkiyet hakkının tanınacağıumudunun (1) Numaralı Protokol’ün 1. maddesi anlamında “mülk” olarakgörülmesinin mümkün olmadığını ifade etmektedir (Kopecky/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/ÇekCumhuriyeti, § 69; LihtenştaynPrensi Hans-Adam II/Almanya, B. No:42527/98, 12/7/2001, § 83; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98,24/6/2003, §32).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
38. Mahkemenin 16/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet HakkıYönünden
1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
a. Başvurucularınİddiaları
39. Başvurucular, ihtilaf konusu taşınmazın murisleri tarafından6/9/1970 tarihinde Ş. T. isimli şahıstan tapusuz olması nedeniyle harici satışsözleşmesiyle devralındığını ve o tarihte büyük bir bölümü taşlık ve çakıllıkolan taşınmazı ihya ederek tarıma elverişli hâle getirdiklerini belirtmişlerdir.Taşınmaz üzerinde meyve ağaçları diktiklerini, havuz, kuyu, duvar, bahçe evi vearaç yolu inşa ettiklerini savunan başvurucular, otuz altı yıl boyuncataşınmaza nizasız ve fasılasız zilyet bulunduklarını ileri sürmüşlerdir.
40. Bilirkişi raporunda taşınmazın 6/9/1970 yılında harici satışsözleşmesiyle devralındığının belirtilmiş olduğunu hatırlatan başvurucularbunun, harici sözleşmenin düzenlendiği tarihte taşınmazın tapusuz olduğunukanıtladığını vurgulamışlardır. Başvurucular, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde"Bir katlı ev, bir havuz, bir kuyu ve450 adet meyve ağacı Ahmet Sözen'e aittir." şerhinin yeralmasının, ayni haklarının varlığını ispatladığı görüşünü açıklamışlardır.
41. Başvurucular, ihtilaf konusu taşınmazın ÖzdereBelediyesi Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen 64/1 numaralıparselasyon planının uygulanması sonucu 30/12/2005 tarihinde U. Ö. ve M. A.adına tescil edildiğini ileri sürmüşlerdir. Söz konusu parselasyon planınınİdare Mahkemesince iptal edildiğini anımsatan başvurucular, Mahkemece idariyargıda verilen iptal kararı doğrultusunda karar verilmemesinin yanındagerekçeli kararda bu durumun, görülen davaya etkisinin irdelenmediğindenşikâyet etmişlerdir.
42. Başvurucular, söz konusu İdare Mahkemesi kararınınınbütçe imkânlarının yetersizliği gerekçesiyle uygulanmaması dolayısıyladavacılar lehine yapılan tescilin varlığını sürdürmesi nedeniyle mülkiyethakkından mahrum kaldıklarından yakınmışlardır.
43. Başvurucular sonuç olarak davacılara ait olduğu ispatlanamayan,hukuka aykırı parselasyon planının uygulanması sonucu davacılar adına tesciledilen taşınmaza ilişkin olarak açtıkları tapu iptali ve tescil davasınınreddedilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
b. Bakanlık Görüşü
44. Bakanlık görüşünde, İdare Mahkemesinin iptal kararının,görülen davaya etkisinin gerekçeli kararda tartışılmadığı iddiasına ilişkinolarak Anayasa Mahkemesinin benzer yönde verdiği kararlara atıfta bulunularakgörüş bildirilmeyeceği ifade edilmiştir.
45. Bakanlık, Mahkemenin ihtilaf konusu taşınmazın tapulu olmasınedeniyle zilyetlik ve ihya yoluyla mülkiyetinin kazanılamayacağı sonucunaulaşarak davayı reddettiğini ve bu kararın da Yargıtay tarafından onandığınıbelirtmiştir. Bakanlık ayrıca tapu sicilinin beyanlar hanesinde "Bir katlı ev, bir havuz, bir kuyu ve 450 adetmeyve ağacı Ahmet Sözen'e aittir." şerhinin yer aldığınıhatırlatmıştır. Bakanlık sonuç olarak mülkiyet hakkının ihlal edilipedilmediğinin değerlendirilmesinde bu hususların dikkate alınmasını tavsiyeetmiştir.
c. Başvurucuların Bakanlık Görüşüne KarşıBeyanları
46. Başvurucular, İdare Mahkemesinin iptal kararının görülendavaya etkisine ilişkin olarak Mahkemenin eksik incelemeye dayalı ve gerekçesizolarak karar verdiği yolundaki görüşlerini yinelemişlerdir. Başvurucular,mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar yönünden de başvurudilekçesinde görüşlerini tekrarlamışlardır.
2. Değerlendirme
47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
48. İdare Mahkemesinin iptal kararının görülen dava üzerindekietkisine ilişkin olarak Mahkemenin eksik incelemeye dayalı ve gerekçesiz olarakkarar verdiği yolundaki şikâyetin özü taşınmazın başvurucuların mülkü olupolmadığına yöneliktir. Taşınmazın başvurucuların mülkiyetinde bulunupbulunmadığı, "mülk"ün varlığının tespitibakımından önem taşımaktadır. Bu nedenle, yargılama sürecine ilişkin önesürülen bu iddianın mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
49.Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
50. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda, mülk olarakdeğerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallarile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanısıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamınadahildir (Mahmut Duran ve diğerleri,B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
51. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcutmal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibiolmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati nekadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir beklenti"Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşrubeklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağındoğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olmaihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan,yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanmabeklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianınvarlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:2012/636, 15/4/2014, § 36, 37).
52. Somut olayda, başvurucular tarafından tapuda bir kısımhissesi U. Ö. ve M. A. adına kayıtlı bulunan taşınmazın kendilerine ait olduğuiddiasıyla 2006 yılında açtıkları tapu iptali ve tescil davasının reddedilmişolmasından şikâyet edilmektedir. Başvurucuların, anılan kararda kendilerilehine hükmedilen 16.934,67 TL zirai ve inşai muhtesat bedeline yönelik bir şikâyetleri bulunmamaktadır.
53. Tapu iptali ve tescildavasının açıldığı 2006 yılında yürürlükte bulunan 4721 sayılı Kanun'un 705.maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin kazanılabilmesi için kural olarak tapusiciline tescil şarttır. Ancak; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal,kamulaştırma hâllerinde mülkiyet tescilden önce kazanılmaktadır. DolayısıylaTürk hukukunda, miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hâlleridışında taşınmaz mülkiyeti, tapu siciline yapılan tescilin sonucundakazanılmaktadır.
54. Olayda davanın açıldığı tarihte taşınmaz tapu sicilindebaşvurucular adına kayıtlı değildir. Öte yandan ihtilaf konusu taşınmaz, tapusiciline kaydedildiği 14/8/1972 tarihinden bu yana hiçbir dönemde başvurucularveya murisleri adına tescil edilmemiştir. Türk hukukunda gayrimenkul mülkiyetikural olarak tescil ile kazanıldığından başvurucular adına tapu kütüğündetescilli bulunmayan ihtilaf konusu taşınmazın başvurucuların mülkiyetindebulunduğundan söz edilemez.
55. Başvurunun mülkiyet hakkı kapsamında incelenipincelenmeyeceğinin tespiti bakımından ayrıca başvurucuların, mülkiyetinikazanacaklarına yönelik "meşru bir beklenti" içerisine girmelerineneden olan bir kanun hükmünün veya açılacak davanın başarılı olma ihtimalininyüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadının bulunup bulunmadığınada bakılmalıdır.
56. Türk hukukunda tapuyakayıtlı olmayan taşınmazlara zilyet olanların bu taşınmazları mülk edinmelerineimkân tanıyan iki farklı müessese bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, 4721sayılı Kanun'un 713. maddesinde düzenlenen "olağanüstü kazandırıcızamanaşımı" müessesesi, ikincisi ise 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesindedüzenlenen "ihya" müessesesidir.
57. 3402 sayılı Kanun'un17. maddesiyle, orman sayılmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan vekamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihyaedilerek tarıma elverişli hâle getirilenlerin, Kanun'un 14. maddesindebelirtilen yirmi yıllık süre ve diğer şartların da bulunması koşuluyla imar veihya edenler veya halefleri tarafından mülk edinilmesine imkân tanınmıştır.
58. Tapu iptali ve tescildavasının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4721 Kanun'un 713. maddesininbirinci fıkrası uyarınca, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasızve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğindebulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindekimülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
59. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun30/4/2010 tarihli ve E.2004/1, K.2010/1 sayılı kararında da belirtildiği üzere,olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, önceden tarıma elverişli olan ancak tapukütüğüne kaydedilmemiş taşınmazların, ihya ise dağlar ve tepeler gibi tarımaelverişli olmayan arazilerin mülk edinilmesine imkân sağlamaktadır. Ancak heriki düzenleme uyarınca zilyetlik yoluyla taşınmaz mülkiyetinin kazanılabilmesiiçin üzerinde zilyetlik kurulan taşınmazın tapuya kayıtlı olmaması veyamalikinin tapu kütüğünden anlaşılamaması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle,tapuya kayıtlı ve malikinin kim olduğu belli olan taşınmazların zilyetlikyoluyla mülk edinilmesi mümkün değildir.
60.Başvurucular, taşınmazı 1970 yılında tapuya kayıtlı olmamasınedeniyle harici satın senediyle zilyetliğini devralarak ihya ettiklerini ve 36yıl boyunca taşınmaza nizasız ve fasılasız zilyet bulunmaları nedeniyletaşınmazın mülkiyetini kazandıklarını ileri sürmektedirler.
61. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucundabaşvurucuların, ihtilaf konusu taşınmazı fiilen kullandıkları kabul edilerektaşınmaz üzerindeki muhtesat için başvuruculara16.934,67 TL tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Dolayısıyla başvurucularıntaşınmaza fiilen zilyet bulundukları Mahkeme tarafından da sabit görülmüştür.Başvurucuların ihtilaf konusu taşınmaz üzerinde fiili zilyetlik kurduklarıhususunda Mahkemeden farklı düşünmeyi gerektirecek bir neden bulunmamaktadır.Bununla birlikte, taşınmaz üzerinde fiili zilyetlik kurulması, taşınmazınmülkiyetinin kazanılması bakımından yeterli olmayıp, aynı zamanda taşınmazınzilyetlik yoluyla mülk edinilmeye elverişli olması da gerekmektedir. Bubakımdan, taşınmazın tapuya kayıtlı olup olmadığının ve malikinin kim olduğununtapu kütüğünden anlaşılıp anlaşılmadığının tespiti önem taşımaktadır.
62. Başvurucular, üzerinde zilyetlik ihdas ettikleri taşınmazınmülkiyetini kazandıkları hâlde Özdere BelediyesiEncümeninin hukuka aykırı parselasyon planının uygulanması sonucu 30/12/2005tarihinde taşınmazın U. Ö. ve M. A. adına yolsuz olarak tescil edildiğini ilerisürmüşlerdir.
63.Başvuru dilekçesine eklenen tapu kayıt örnekleriincelendiğinde, ihtilaf konusu İzmir ili Menderes ilçesi Gümüldür köyünde kain998 ada 3 parsel numaralı toplam 1 hektarlık taşınmazın, tapuya ilk kez14/8/1972 yılında hükmen S. A. A., Z. B. S. ve L. N. T. adına hükmen tesciledilen 128 hektar büyüklüğündeki 395 parsel numaralı taşınmazın bir parçasıolduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu 395 parsel numaralı taşınmazın 6/3/1978tarihinde rızai taksime istinaden ifraz görmesiüzerine 1330 parsel numaralı taşınmaz bağımsız bir parsel olarak tapuya tesciledilmiştir. Anılan 1330 parsel numaralı taşınmazın bir kısım hissesi 14/5/2004tarihinde O. S. isimli hissedar tarafından U. Ö. ve M. A. isimli kişileresatılmıştır. İzmir ili Menderes İlçesi ÖzdereBelediyesi Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen parselasyonplanının uygulanması sonucu 1330 numaralı parselin 1 hektarlık alanı 998 ada 3parsel numarasıyla kısmen U. Ö. ve M. A. isimli kişiler adına 30/12/2005tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
64. Başvuru dosyasında yer alan bu tespitlerden, 998 ada 3parsel numarasıyla tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın ilk kez Özdere Belediyesi Encümenince kabul edilen parselasyonplanının uygulanması sonucu 30/12/2005 tarihinde tapuda tescil edilmeyip14/8/1972 tarihinden beri tapu siciline kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Öteyandan, U. Ö. ve M. A. isimli şahısların da parselasyon planının uygulandığı30/12/2005 tarihinden önceki bir tarih olan 14/5/2004 gününde taşınmazın birkısım hisselerini O. S. isimli şahıstan satın almak suretiyle hissedaroldukları görülmektedir. Dolayısıyla gerek taşınmazın tapuya kaydının gerekseU. Ö. ve M. A. isimli şahıslar adına tescil edilmesinin İdare Mahkemesinceiptal edilen parselasyon planıyla bir ilgisi bulunmamaktadır.
65. Öte yandan, taşınmazın 14/8/1972 tarihindeki tapuya kayıtişleminin hukuka uygun olup olmadığının bu başvuruda inceleme konusu yapılmasımümkün değildir.
66. Bu itibarla 14/8/1972 tarihinden beri tapuda başkaları adınakayıtlı bulunan ve maliklerinin kim olduğu tapu kütüğünde açık olan taşınmazınzilyetlik yoluyla mülk edinilmesi mümkün bulunmadığından 1970 yılından bu yanataşınmaza zilyet olsalar da başvurucuların taşınmazın mülkiyetini kazanacaklarıyolunda meşru bir beklentiye sahip bulunduklarından söz edilemez.
67. Belirtilen çerçevede,tapuya kayıtlı olduğu tespit edilen taşınmazlara zilyet olan başvurucular,hiçbir zaman bu taşınmazlara malik olmadıkları gibi mülk edinecekleri yolundameşru bir beklentiye de sahip bulunmadıklarından olayda "mülk"ün varlığından söz edilemez.
68. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların "mülk"lerinin bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun mülkiyethakkının ihlal edildiği iddiası yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mahkeme KararınınUygulanmadığı Şikayeti Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
69. Başvurucular, ihtilaf konusu taşınmazın davacılar adınatescil edilmesine yol açan Özdere BelediyesiEncümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen 64/1 numaralı parselasyonplanının İdare Mahkemesince iptal edilmesine rağmen bu kararın uygulanmamasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmişlerdir.
70. Bakanlık görüşünde, İdare Mahkemesinin iptal kararıdoğrultusunda yeni bir parselasyon planı yapılıp yapılmadığı hususunda MenderesBelediye Başkanlığı ile Menderes Tapu Müdürlüğünün görüşleri alınarak birdeğerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
2. Değerlendirme
71. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46.maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bireysel başvuru ancak ihlale yolaçtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel birhakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.
72. Buna göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalindenbaşvurucunun “güncelbir hakkı" nedeniyle “kişiselolarak" ve “doğrudan”etkilenmesidir. Bu çerçevede ortaya çıkan sonuç nedeniyle başvurucunun “mağdur” olduğunu ileri sürmesi gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014,§ 42).
73. Adil yargılanma hakkı, yargılamanın adil ve hakkaniyeteuygun bir şekilde yürütülmesini güvenceye bağlar. Usule ilişkin bir hak olanadil yargılanma hakkının kişi yönünden kapsamı yargılamanın taraflarıdır.Yargılama sürecinin bir parçası hâline gelmeyen kişilerin adil yargılanmagüvencelerinden yararlanmaları işin mahiyetine uygun düşmemektedir. Dolayısıylasomut bir yargılamada uyuşmazlığın tarafı olmayanların adil yargılanmagüvencelerinin ihlal edilmesi söz konusu olamaz. Bu nedenle, bir kimsenintarafı olmadığı bir uyuşmazlığa ilişkin yargılamada adil yargılanma hakkıgüvencelerinin ihlal edilmesinden dolayı mağdur olması ve buna bağlı olarakadil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetinde bulunması mümkün değildir (Atilla İnan, B. No: 2012/615, 21/11/2013,§§ 33-34; Tuğba Arslan, B. No: 2014/256[GK], 25/6/2014, § 30 ).
74. Somut olayda, Gümüldür Belediye Başkanlığı tarafından Özdere Belediye Başkanlığı aleyhine, ÖzdereBelediye Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen 64/1 numaralıparselasyon planının iptali istemiyle açılan davada, İdare Mahkemesince anılanparselasyon planı iptal edilmiştir. Başvurucular anılan davanın tarafıolmadıklarından iptal kararının uygulanmamasından dolayı adil yargılanmahaklarının ihlal edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle başvurucuların adil yargılanmahakkı yönünden mağdur statüsü bulunmamaktadır.
75. İdari yargıda düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar ilebazı istisnai hâllerde bireysel işlemlere karşı açılan davalarda uyuşmazlığınkonusunun davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin menfaatlerini deilgilendirmesi olasıdır. Bu davalarda verilecek muhtemel iptal kararınınsonucundan davanın tarafı olmayan üçüncü kişiler de yararlanır. Üçüncü kişileriolumlu anlamda etkileyen bir iptal kararının uygulanmaması, davanın tarafıolmayan bu kişilerin de menfaatlerini zedeleyebilir. Ancak davanın tarafıolmayan üçüncü kişilerin, kararın uygulanmamasından dolayı uğradıklarımağduriyetin "adil yargılanma hakkı" ile bir ilgisi bulunmamaktadır.Davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin mahkeme kararının uygulanmadığıiddiasının adil yargılanma hakkı kapsamında değil, kararın uygulanmamasıylamüdahale edildiği düşünülen ilgili maddi hak kapsamında incelenmesigerekebilir. Nitekim somut olayda başvurucuların, tarafı olmadıkları idaridavada verilen iptal kararının uygulanmadığı iddiası mülkiyet hakkına ilişkingörülerek yukarıda incelenmiştir.
76. Açıklanan nedenlerle başvurucuların, mahkeme kararınınuygulanmadığı şikâyeti yönünden mağdur sıfatı taşımadığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin kişi yönünden yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkeme kararınınuygulanmadığına ilişkin iddianın kişiyönünden yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA16/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.