TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FATMA MADEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/28719)
Karar Tarihi: 17/7/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Fatma MADEN
Vekili
:
Av. Samir İSMAYİLOV
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmamasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, savunma yapma imkânınınkısıtlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/9/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Akdeniz Üniversitesi Rektörlük Yazı İşleri Müdürlüğünde büropersoneli olarak görev yapmakta olan başvurucu, FetullahçıTerör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı suçlardanyürütülen bir soruşturma kapsamında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca29/7/2016 tarihinde gözaltınaalınmış ve 15/8/2016 tarihine kadar gözaltında tutulmuştur.
10. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 15/8/2016 tarihinde,başvurucuyu silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanmasıistemiyle Antalya 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik aynı tarihtebaşvurucunun müsnet suçtan tutuklanmasına kararvermiştir.
11. Başvurucu 19/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliği 19/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarakreddine karar vermiştir.
12. Başvurucu, anılan kararı 21/9/2016 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
13. Başvurucu 26/9/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
14. Öte yandan Antalya 3. Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde,başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak müdafinin dosyaiçeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına kararvermiştir.
15. Başvurucunun tahliye talebinde bulunması üzerine AntalyaCumhuriyet Başsavcılığı 17/10/2016tarihinde, -adli kontrol tedbirleriuygulanarak- tahliyesine karar verilmesi istemiyle Antalya 2. Sulh CezaHâkimliğine başvurmuştur. Hâkimlik 18/10/2016 tarihinde başvurucununtahliyesine ve -yurt dışına çıkmasının yasaklanması ve ikametgâhının bulunduğuyerdeki karakola haftada bir kez başvurması yükümlülükleri uygulanarak- adlikontrol altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu aynı gün serbestbırakılmıştır.
16. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindekamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu dışında dokuz şüpheli hakkındada aynı suçtan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.
17. İddianamede, eşi adına olan Bank Asyadakihesabın bakiyesinde FETÖ/PDY yöneticilerinin çağrısı üzerine artış yaşanmasına,çocuklarının FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen okullarda öğrenimgörmesine ve evinde yapılan aramada üzerinde GEÇERSİZibaresi olan 1 dolarlık banknotun bulunmasına dayanılarak başvurucunun FETÖ/PDYile organik bağının bulunduğu ileri sürülmüştür.
18. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi 14/4/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/266 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
19. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 8/3/2018 tarihinde "silahlı terör örgütüne üye olma suçunuişlediklerini gösterir, mahkumiyete yetecek derecede vicdani kanaat sağlayacakbir delilin dosya içeriğinde mevcut olmadığı" gerekçesiylebaşvurucunun beraatine karar verilmiştir. Mahkemeayrıca "beraat eden sanıklarıngözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler yönünden, beraat kararınınkesinleştiğinin sanıklara tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde ve herhalde kararın kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde oturdukları yere enyakın ağır ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvuruda bulunmaksuretiyle tazminat haklarının bulunduğunun ihtarına" dahükmetmiştir.
20. Karar, istinaf yolu tüketilmeksizin 16/3/2018 tarihindekesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü ile (2) numaralı fıkrasışöyledir:
" (1) Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veyatutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler.
(2)Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler,ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen kararageçirilir.
..."
22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu; soruşturma dosyasının incelenmesi talebininkısıtlama kararı gerekçe gösterilerek kabul edilmemesi, tutukluluk sürecindeavukatlarıyla yaptığı görüşmelerin kayıt altına alınması ve bu görüşmelersırasında yanlarında ceza infaz kurumunda görevli bir personelin bulunmasınedenleriyle savunma hakkının kısıtlandığını belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Bakanlık görüşünde, başvurucuya yöneltilen suçlamalarailişkin olarak yeterince bilgilendirme yapıldığı ve ifade tutanaklarınaerişimin sağlandığı belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca kamu davası açıldıktansonra başvurucunun dosyanın tümüne vâkıf olmasının önünde bir engel kalmadığınıbelirtmiştir.
2. Değerlendirme
26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar" kenarbaşlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmıştır.Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunmasıgerekmektedir. Bu ön koşullar başvurucunun kamu gücünün eylem veya işlemindenya da ihmalinden dolayı güncel bir hakkınınihlal edildiği iddiasında bulunması, iddia edilen ihlalden kişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmişolması ve bunların sonucunda başvurucununmağdur olduğunu iddia etmesidir (FetihAhmet Özer, B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).
27. Bir başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilebilmesiiçin başvurucunun mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp iddia edilenihlalden doğrudan etkilendiğini, bir başka ifadeyle mağduriyetini kanıtlamasıgerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi mağdurluk statüsününkabulü için yeterli değildir (Ayşe HülyaPotur, B. No: 2013/8479, 6/2/2014, § 24).
28. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen cezasoruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veyaaçılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatinehükmedilmesi hâlinde -makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halelgelmemek şartıyla- bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniylemağdur olduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veyakovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkıdışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner veMustafa Kadir Gül, B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).
29. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında açılan kamu davasıberaat kararıyla sonuçlandığından başvurucunun adil yargılanma hakkıbağlamındaki iddiaları yönünden mağdur sıfatı bulunmamaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının kişi bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltına AlmanınHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucu, haksız yere on sekiz gün boyunca gözaltındatutulmasının psikolojik bir işkence olduğunu ve yaşam hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
32. Bakanlık görüşünde; 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülmüş olan tazminat davası açılmadan bireysel başvuruda bulunulduğu,ayrıca başvurucunun -gözaltında iken- serbest bırakılmasına yönelik olarak sulhceza hâkiminden talepte bulunmadığı belirtilmiştir. Bakanlık, bireyselbaşvurunun gözaltı süreci sona erdikten sonra otuz günlük başvuru süresi içindeyapılmadığına da dikkat çekmiştir. Öte yandan Bakanlık başvurucunun gözaltındatutulduğu sürenin olağanüstü hâl koşullarında gerekli ve orantılı olduğugörüşündedir.
b. Değerlendirme
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarlabaşvurucun suç isnadına bağlı olarak gözaltına alınmasına ve gözaltında tutulmasüresinin uzunluğuna ilişkin iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinde güvencealtına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
34. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin "görev ve yetkileri"ni düzenleyen 148.maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
35. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
36. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilenhak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
37. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu ya dagözaltında tutulma süresinin uzun olduğu iddialarına ilişkin olarak bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgiliYargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Koparve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, §§ 92-100; Neslihan Aksakal,B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 29-38; MehmetHasan Altan (2) [GK],B. No: 2016/23672, 11/1/2018, §§ 81-91).
38. Somut olayda başvurucu hakkında verilen gözaltı kararının vegözaltına tutulmanın hukuka uygun olup olmadığı, gözaltı süresinin makullüğü5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bumadde kapsamında açılacak dava yoluyla gözaltına ilişkin bir hukuka aykırılıktespit edildiğinde başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunundurumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve buolağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesininbireysel başvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (NeslihanAksakal, §§ 36, 37; Mehmet HasanAltan (2), §§ 90, 91).
39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gözaltında tutulmasıylailgili olarak yargısal başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
40. Başvurucu; FETÖ/PDY ile bir ilgisinin olmadığını, buyapılanmaya yönelik bir hizmetinin veya desteğinin bulunmadığını, suça konuedilen 1 dolarlık banknotun üzerinde GEÇERSİZDİRibaresi olan ve kardeşinin düğünü için çocukları tarafından hatıra amaçlısaklanan sahte bir para olduğunu, çocuklarını ev-iş güzergâhında bulunmasıdolayısıyla suça konu edilen okullara -bunların FETÖ/PDY ile bağlantılarınınolduğunu bilmeden- gönderdiğini, eşi adına olan Bank Asyadakihesabın çocuklarının okul ödemeleri için açıldığını, bu hesaba bağlı olarakadına çıkarılan ek kartı düşük miktardaki rutin harcamalarında kullandığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
41. Başvurucu ayrıca tutukluluğa yönelik itirazınınincelenmeksizin, gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiştir. Öteyandan başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren hâkimin, tutuklanmasını talepeden Cumhuriyet savcısının eşi olduğunu belirtmiştir. Son olarak kendisiylebirlikte sorguya sevk edilen iki şüphelinin tutuklanmadığını belirtenbaşvurucuya göre bu durum eşitlik ilkesine aykırıdır.
42. Bakanlık görüşünde öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülmüş olan tazminat davası açılmadan bireysel başvurudabulunulduğu belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca başvurucunun tutuklanmasını talepeden Cumhuriyet savcısı ile tutuklama kararı veren hâkimin eş olduklarınıntespit edilemediğini, kaldı ki bunun başvurucunun temel hak ve özgürlüklerinine şekilde ihlal etiğinin de ortaya konulamadığını ifade etmiştir.
43. Bakanlık, darbe teşebbüsü sonrasındaki olağanüstü durumunözellikleri ve tutuklamaya ilişkin karar veren sulh ceza hâkimliklerinindelilleri inceleme ve değerlendirme konusundaki konumları gözönündebulundurulduğunda başvurucunun tutuklanmasına ilişkin sürecin temelsiz ve keyfîolmadığını vurgulamıştır. Bakanlığa göre somut olayda soruşturma makamları iledelilleri değerlendirme konusunda daha iyi konumda olan derece mahkemelerinintakdirinden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
b. Değerlendirme
44. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17). Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarınınulaşılabilir olması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğindebaşvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir.Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıpuygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığınınkanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
45. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan, kanuna uygun olarakyakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığınaveya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi vemanevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükmün buhususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Anılan bent uyarınca,haklarında yakalama veya tutuklama tedbiri uygulanan kişilerle ilgili olaraksoruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ya dakovuşturmanın sonunda beraate hükmedildiği durumlardaanılan tedbirlerin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız olarak tazminatimkânı tanınmıştır. Nitekim böylesi durumlarda kişiler hakkındaki yakalama veyatutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olmasının tazminat istemine engel teşkiletmediği anılan hükmün içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır.
46. Diğer taraftan aynı fıkranın (a) bendinde kanunlardabelirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamınakarar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devlettenisteyebilecekleri düzenlenmiştir.
47. Bu kapsamda haklarındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yerolmadığı kararıyla veya kovuşturma süreci beraat kararıyla sonuçlanan kişilerin-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca-yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olup olmadığından bağımsızolarak tazminat isteminde bulunmaları mümkün olduğu gibi -anılan fıkranın (a) bendi uyarınca-bu tedbirlerin kanuna aykırı olduğuiddiasıyla tazminat talep etme imkânları da mevcuttur.
48. Anayasa Mahkemesi tutuklamanın hukuki olmadığı, tutukluluğunkanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddialarıyla ilgiliolarak 5271 sayılı Kanun'da öngörülen tazminat davası açma yolunun bireyselbaşvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğuna kararvermiştir (Birçok karar arasından bkz. HamitKaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§ 34-50; Erkam Abdurrahman Ak, B.No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfanGerçek, B. No:2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ömer Köse,B. No: 2014/12036, 16/11/2016, §§ 28-38). Mahkeme tutuklandıktan sonra beraateden veya haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişiler yönündende bu yolun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Hüseyin Hançer, B. No: 2013/8319,7/1/2016, §§ 37-41; Bilal Canpolat,B. No: 2014/983, 18/5/2016,§§ 37-43; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023,19/4/2018, §§ 38-42).
49. Somut olayda, hakkındaki tutuklama tedbirinin hukukiolmadığını ileri süren başvurucu hakkında 8/3/2018 tarihinde beraat kararıverilmiş ve hüküm 16/3/2018 tarihinde kesinleşmiştir. Buna göre başvurucuhükmün kesinleştiği tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) ve (e) bentleri uyarınca tazminat talebinde bulunmaimkânına sahiptir. Nitekim başvurucunun yargılandığı Antalya 8. Ağır CezaMahkemesince de hükümle birlikte başvurucuya bu imkânın hatırlatıldığıgörülmektedir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen davayolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukukyolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurununincelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkişi bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gözaltının hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.