TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FATMA FEYHA KARSLI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/14976)
Karar Tarihi: 12/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Fatma Feyha KARSLI
Vekili
:
Av. Aydan BARIM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; yargılamanın uzun sürmesi, derece mahkemelerininkararlarının yeterli gerekçe içermemesi, delillerin takdirinde keyfî hareketedilmesi ve aleyhe fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. 30/5/2008 tarihinde ülke çapında faaliyette bulunan birfirmanın bayisinden kullanılmamış bir araç satın alan başvurucu, iki yıllıkgaranti süresi içinde meydana gelen arızalar nedeniyle yetkili servisemüracaatlarda bulunmuştur.
9. Başvurucu 26/4/2010 tarihli dilekçesiyle, garanti süresiiçinde üç kez yetkili servise müracaat etmesine rağmen marş motorundakiarızaların giderilemediğini belirterek aracın aynı nitelik ve özelliklere sahipyeni bir araçla değiştirilmesi ya da bedeline hükmedilmesi talebiyle ilgilileraleyhine dava açmıştır.
10. Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme), yargılamasırasında aracın satış belgeleri ile servis kayıtlarını getirterek araçüzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.
11. Bilirkişi heyeti 4/4/2013 havale tarihli raporda; ilk arızakaydının satın alma tarihinden bir yıl iki ay sonra yapıldığı, bu süre içindearacın yaklaşık 30.000 km yol aldığı ve aradan üç yıl geçtikten sonra yapılankeşifte aracın çalışır vaziyette olduğu nazara alındığında üretimdenkaynaklanan bir arızanın tespit edilmediği yönünde görüş bildirmiştir.
12. Mahkeme 4/6/2013 tarihli kararıyla, servis kayıtlarına göremarş motorundaki arıza birçok kez tekrar ettiğinden bilirkişi raporunun aksinebir kanaatle aracın ayıplı olduğu sonucuna varmış ve davayı kabul etmiştir.
13. Hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (Yargıtay), bilirkişi raporundaki saptamalarışığında aracın ayıplı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle hükmübozmuştur. Bozma kararında, anılan bilirkişi raporundaki, üç yıllık kullanımsüresi sonunda yaklaşık 30.000 km yol alındıktan sonra arıza şikâyetiyleservise müracaat edildiği, başvurucu izin vermediğinden motor açılarak asılsebep tespit edilememişse de arızanın çözüme kavuşturulması sonrasında aracınsorunsuz olarak çalışmasının sağlandığı, meydana gelen bu arızaların maldanyararlanmayı sürekli kılmadığı ve üretimden kaynaklanan bir hata bulunmadığıtespitlerine vurgu yapılmıştır. Mahkeme, Yargıtayınbozma kararına uymuş ve bu karardaki hususlara atıf yaparak davanın reddinekarar vermiştir. Mahkeme 15/1/2015 tarihinde davanın reddi ile birlikte karartarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davadeğeri üzerinden iki davalı için hesaplanan toplam 9.590 TL nispi vekâletücretinin de başvurucudan alınarak davalılara verilmesine karar vermiştir.
14. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay tarafından onanarak 25/6/2015tarihinde kesinleşmiştir.
15. Nihai karar 31/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu28/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Hükümleri
16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 323. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Yargılama giderleri şunlardır:
...
ğ) Vekille takip edilen davalarda kanungereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.
...''
17. 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesinin (1) ve (3) numaralıfıkraları şöyledir:
"Kanunda yazılı hâller dışında, yargılamagiderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir."
"Aleyhine hüküm verilenler birden fazlaise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.''
18. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Avukatlık ücreti, avukatın hukukîyardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.''
19. 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
"Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukîyardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olantarife esas alınır."
20. 1136 sayılı Kanun'un 169. maddesi şöyledir:
"Yargı mercilerince karşı tarafayükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan azve üç katından fazla olamaz.''
B. Tarife Hükümleri
21. 31/12/2014 tarihli ve 29222 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren (karar tarihinde yürürlükte bulunan) AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"Müteselsil sorumluluk da dahil olmaküzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortakolan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehineise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.''
22. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tarifenin ikinci kısmının ikincibölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para iledeğerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası,dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin sonfıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına görebelirlenir."
C. Yargıtay İçtihatları
23. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 21/12/2017 tarihli ve E.2015/29937,K.2017/13033 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"2-Davacı eldeki dava ile davalı D.'nin yetkili bayisi olan diğer davalı şirketten 13/6/2011tarihli fatura ile satın aldığı aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek,ayıpsız misli ile değiştirilmesini istemiş, Mahkemece davanın reddine kararverilmiştir. Davada, 2 adet davalı bulunmakta olup, redsebebi ortak olan ve kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararınaAvukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesi uyarınca tek vekalet ücretinehükmedilmesi gerekir. Mahkemece, değinilen bu yönü gözardıedilerek her bir davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi usulve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesiyeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesigereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanannedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanannedenlerle kararın hüküm bölümünün 6. ve 7. bendinin karardan çıkartılarakyerine aynen 'Davanın ret sebebi aynı olduğundan Avukatlık Asgari ÜcretTarifesi uyarınca takdir olunan 4.844,10 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarakdavalılara verilmesine' söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş buşekliyle ONANMASINA [karar verildi].
24. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 22/6/2011 tarihli veE.2011/12439, K.2011/8326 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
" Davalı banka vekilinin temyizitirazlarına gelince;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi'nin 3/2 ncimaddesine göre müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalıaleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehinetek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrıayrı vekalet ücretine hükmolunur.''
25. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 20/2/2017 tarihli veE.2017/3365, K.2017/2728 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2016yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesinin ikinci fıkrasında;'Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhineaçılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, retsebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrıavukatlık ücretine hükmolunur' şeklinde düzenlenme yer almaktadır.
Somut olayda davanın ilgili tarife gereğibelirlenen vekalet ücretinin aralarında asıl işveren-alt işverenlik bulunan buaçıdan müteselsil sorumluluğu olmakla aynı sebeple talebi kısmi red edilen davalılar lehine ayrayrı vekalet ücrerine hükmedilmesi isabetliolmamıştır.''
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
27. Başvurucu, yargılamanın makul süre içinde tamamlanmadığınıileri sürmüştür.
28. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına(Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilirolma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunupbulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.
29. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,§§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ilebağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
30. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurucu, Yargıtayın bozmakararının iddia olunan eylem ve hüküm arasındaki illiyet bağını ortaya koyacakbir gerekçe içermediğini ve bu karara atıf yapılarak kurulan ilk derecemahkemesi hükmünün de aynı nedenlerle sakat olduğunu belirterek gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçelikarar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçokkararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenenadil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığınınkabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
34. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır" denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeliyazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılanAnayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).
35. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tümiddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bunedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göredeğişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:2013/2995, 20/2/2014, § 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabuledildiğinde davanın sonucuna etkili olması hâlinde mahkeme bu hususa belirli veaçık bir yanıt vermek zorunda olabilir (YaseminEkşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
36. Somut olayda Yargıtay, dosya kapsamında bulunan bilirkişiraporundaki tespitlerden hareketle üretim hatasından kaynaklanan bir arızanınvarlığını kabul etmenin mümkün olmadığı kanaatiyle davanın kabulüne ilişkinkararı bozmuştur. Bozma üzerine yargılama yapan ilk derece mahkemesi ise bozmakararındaki bu tespitlere atıf yaparak davanın reddine karar vermiştir. Buitibarla yapılan yargılama sonunda tarafların davanın sonucuna etkili olabilecektüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate alınarak verilen karardahükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu (bkz. § 13) görüldüğündengerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığının açık olduğuanlaşılmaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
38. Başvurucu, aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin miktarıdikkate alındığında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
39. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruhakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir."
41. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddialarınöncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafındandeğerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §16).
42. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir başvuru yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincilniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısalmercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bilgi ve kanıtlarını zamanında bumakamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
43. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarakolağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bumahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §20).
44. Somut olayda başvurucunun temyiz sürecinde, ilk derecemahkemesince iki ayrı nispi vekâlet ücretine hükmedildiği veya aleyhehükmedilen nispi vekâlet ücretinin fazla olduğu yönünde açık bir şikâyetinin olmadığıgörülmektedir. Bu nedenle söz konusu ihlal iddiası yönünden usulüne uygunşekilde başvuru yollarının tüketilmediği anlaşılan başvurunun bu kısmınınAnayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi mümkün değildir.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Diğer İhlal İddiaları
46. Başvurucu, Yargıtayın 4/3/2014tarihli bozma ilamının bariz takdir hatası ve keyfî bir yoruma dayalı olduğunuve bu karar uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün de aynınedenlerle hukuka aykırı olup adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
47. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılansonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireyselbaşvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdirhatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulamave sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,§ 42).
48. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelercedelillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olupmahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikoluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarınınkanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesikararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlikde içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Diğer ihlal iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.