TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FAYSAL BİL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3397)
Karar Tarihi: 9/3/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Faysal BİL
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, terör örgütü üyeleri tarafından kaçırıldığı hâlde budurum dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılanbaşvurunun reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyethaklarının; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerininadil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde, başvurucununadli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 2/9/2015 tarihinde başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 2/10/2015 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu; Batman ili Sason ilçesi Yücebağbeldesi Kevire Mendomevkiinde ikamet etmekteyken 1993 yılında terör örgütünce kaçırıldığını, dahasonra serbest bırakıldığını, bu özel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyleköyünü terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.
9. Başvurucu 3/7/2006 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar TespitKomisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
10. Komisyon 31/12/2010 tarihli ve 2010/1-923 sayılı kararında,terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılanbaşvuruda dosyanın incelenmesi sonucunda Yücebağ'ınbelde olduğu, belediye seçimlerinin düzgün yapıldığı, beldede yoğun bir nüfusunyaşadığı gerekçeleriyle talebin reddine karar vermiştir.
11. Belirtilen ret işlemi aleyhine Diyarbakır 1. İdareMahkemesinde başvurucu tarafından açılan dava, yetkisizlik kararıyla Batmanİdare Mahkemesine devredilmiştir.
12. Batman İdare Mahkemesinin 24/2/2012 tarihli ve E.2011/3801,K.2012/1445 sayılı kararı ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgilibölümü şöyledir:
“... YücebağBeldesinin Yıldız mahallesi, Barış mahallesi, Karşıyaka mahallesi, ve Tepemahallesinden oluştuğu, Tepe mahallesinin de Alaçayırmezrası, Uğurlar mezrası, Tuzaksız mezrası, Golagado mezrasındanoluştuğu,Batman İl Jandarma Komutanlığı'nın 25.03.2011 tarih ve 18647-11/Ter.Suç.Ks sayılı Batman Valiliği'ne hitaben yazılı boşalanve boşaltılan köylere ilişkin yazısından; Yücebağbeldesi,Yıldız mahallesi, Barış mahallesi, Karşıyaka mahallesinin boşalan ya daboşaltılan yerlerden olmadığı ancak; Alaçayırmezrası, Uğurlar mezrası, Tuzaksız mezrası veGolagado mezralarının 1994/1995-2000 tarihleri arasındatamamen boşaldığının ifade edildiği, Batman İl Jandarma Komutanlığının01/10/2009 tarih ve 3700-63966-09/GKK/Ks. sayılı veeki 17.11.2009 tarihli tutanağa göre, 1987-2000 yılları arasında Yücebağ beldesindeGKK veGÖKKgörevlendirildiği ve koruculuk sisteminin bulunduğu,korucu aileleri haricinde köyde 105 hanenin ikamet ettiği, köy nüfusunun 1990yılında 2031, 1997 yılında 1232, 2000 yılında, 2796 kişi olduğu, Batman/Sasonİlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 4.09.2009 tarih ve 185 sayılı yazısına göre;yapılan araştırmalarda, 1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerininyapıldığı, ancak evrakların imha edilmek üzere SEKA'ya gönderildiği,YücebağBeldesi İlköğretim Okulu'nun 1993-1994 yıllarında güvenlik sebebiyle kapalı olduğu,diğer yıllarda İlköğretim Okulunun eğitim veöğretime açık olduğunun ifade edildiğigörülmektedir.
Öte yandan davacının 1993 yılında terörörgütünce kaçırıldığı, alıkonulduğu iddia edilmiş ise de,adli ve idari merciilerde bu konuda bilgi ve belgebulunmadığı, davacı vekilince bu durumun somut ve net olarak ortayakonulamadığı, kaçırıldığına ilişkin kolluk makamlarına yapılmış bir ihbarbulunmadığından, davacıya yönelik kişisel saldırı ve tehdit olduğu iddiasınaitibar edilmemiştir.
Bu durumda, aralarında davacının da bulunduğu Yücebağ Beldesinin (Yıldız Mahallesi)halkının bir kısmının,güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmelerinden dolayı uğradıkları zararın,anılan köyün tamamen boşalmamış olması diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnelgüvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacıya yönelik bir terör tehdidi yada saldırısının bulunmaması nedenleriyle, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göreidarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından, davacının isteminin reddiyolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemektedir.”
13. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 31/1/2013 tarihli ve E.2012/6777, K.2013/753 sayılı ilamı ilekararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiznedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek onanmasına karar verilmiştir.
14. Başvurucu karar düzeltme talebinde bulunmuş; aynı Dairenin3/12/2013 tarihli ve E.2013/13162, K. 2013/9783 sayılı ilamı ile başvurucununtalebi reddedilmiştir. Karar düzeltme kararı, başvurucuya 18/2/2014 tarihindetebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 13/3/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu kararı eki kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
17. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) göstergerakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesinegöre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncüderece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidörtkatı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinciderece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinciderece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılaraintikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleriuygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 9/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin veakabinde açtığı davanın reddedildiğini, terör saldırısı neticesinde köydebirçok kişinin yaralandığını veya öldürüldüğünü, dosyadaki zarar tespitineilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle köyünün boşaltılmış olduğunu belirtenbelgeler ile terör örgütü mensuplarınca 1993 yılında kaçırılmasına dair özeldurumu dikkate alınmadan köyün tamamen boşalmamış olduğu soyut gerekçesine veşahsına yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmamasına dayanılaraksunduğu belgeler değerlendirilmeden idare tarafından sunulan belgelerin dikkatealındığını, bu belgeler tebliğ edilmemek suretiyle kendisine savunma imkânıtanınmadan verilen kararın adil olmadığını belirtmiştir.
20. Başvurucu; ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtivaetmediğini, sunduğu belgeleri dikkate almadan idarece sunulan belgelere dayalıolarak karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, davasının reddine kararverilmesi nedeniyle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahsınatazminat ödenmediğini, aynı yerleşim yerindeki kişilere tazminat ödendiğini,ayrımcılığa maruz kaldığını, idarenin can ve mal güvenliğini sağlamayükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet hakkından yoksun kaldığını veDerece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle zararlarınıntazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedene dayanılarakKomisyon ve yargı makamlarınca talebinin reddedildiğini, yaptığı başvuruhakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterekAnayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141.maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve maddi tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiğianlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklaraltında incelenmiştir:
1. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderimtalebinin ve akabinde açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10.maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminattaleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası dahaönce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılıkyapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtileniddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamışoldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabuledilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,§§ 39-44).
24. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığınhangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtileniddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibifarklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
25. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlaledildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Başvurucu, idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğedilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını iddiaetmiştir.
27. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürütenhâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişiselbir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,§§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
28. Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
29. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucu, sunduğu bilgi, belge, deliller dikkatealınmaksızın sadece idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyenbelgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine kararverildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
31. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdasedilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk DereceMahkemesi kararıyla başvurucuların vâkıf olduğu tespit edilmiştir.Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgelerışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu; başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkikve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (MesudeYaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,§§ 70-72).
32. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılanincelemelerde başvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı vebaşvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığısonucuna varılmıştır.
33. Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğügiderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
35. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar, daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
37. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvurutarihi olan 3/7/2006 ile nihai karar tarihi olan 3/12/2013 arasında geçen 7 yıl5 aylık sürede, uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine veözellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden ve başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren biryön de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
39. Başvurucu, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki edenhususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.
40. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuşve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucularınhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemelerikararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,§§ 75-77).
41. Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucununtaleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasındayerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idarikurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında DereceMahkemesince değerlendirildiği, başvurucu tarafından ileri sürülen ve hükümsonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §12), İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygunbulunmak suretiyle kanun yolu denetiminden geçerek (bkz. §§ 13, 14)kesinleştiğianlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaledildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren biryön bulunmamaktadır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
e. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia
43. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin veakabinde açtığı davanın reddedildiğini, terör saldırısı neticesinde köydebirçok kişinin yaralandığını ve öldürüldüğünü, dosyadaki zarar tespitineilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle köyünün boşaltılmış olduğunu belirtenbelgeler ile 1993 yılında terör örgütü mensuplarınca kaçırılmasına dair özeldurumunun Mahkemece dikkate alınmadığını belirtmiş; bu iddiaların Anayasa’nın36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
44. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile Kanun’un49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerdekanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı,6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkçadayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüzve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).
45. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariztakdir hatası içermesidir. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindekibaşvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönündenincelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,§ 26).
46. Başvurucu; maddi vakıa ve delillerin hatalı takdirineticesinde davanın reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemelerincedelillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunubelirtmekte olup başvurucunun iddialarının özünün Derece Mahkemelerincedelillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabetolmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
47. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, başvurucunun 1993yılında terör örgütünce kaçırıldığı, alıkonulduğu iddia edilmiş ise de adli veidari merciilerde bu konuda bilgi ve belgebulunmadığı, başvurucu vekilince bu durumun somut ve net olarak ortayakonulamadığı, kaçırıldığına ilişkin kolluk makamlarına yapılmış bir ihbarbulunmadığından başvurucuya yönelik kişisel saldırı ve tehdit olduğu iddiasınaitibar edilmediği, bu durumda aralarında başvurucunun da bulunduğu Yücebağ beldesinin (Yıldız Mahallesi)halkının bir kısmınıngüvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığı zararın,anılan köyün tamamen boşalmamış olması diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnelgüvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvurucuya yönelik bir terör tehdidiya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanun hükümlerine göreidarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından başvurucunun istemininreddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığıbelirtilerek davanın reddine hükmedilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyizmerciince de incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmıştır.
48. Başvurucunun iddiaları incelendiğinde terör nedeniylekaçırılmış olduğuna ilişkin somut bilgi ve belge sunmadığı, Mahkeme kararıgerekçesi de (bkz. § 12)dikkate alındığında Derece Mahkemelerinin kararlarındabariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
49. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 9/3/2017 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.