TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
F. B. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/20292)
Karar Tarihi: 11/5/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
F. B.
Vekili
:
Av. İlter AKSOYLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk SilahlıKuvvetlerinden (TSK) ilişiğin kesilmesi işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliğihakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığında muvazzaf subaystatüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dairisimsiz bir e-posta gönderilmesi üzerine başvurucu hakkında idari tahkikatbaşlatılmıştır.
9. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde 2/5/2012tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafındanbaşvurucunun ifadesi alınmıştır. Söz konusu ifade metninde başvurucunun ifadesinehangi kapsamda başvurulduğu hususu belirtilmemiştir. Anılan ifade metnine görebaşvurucuya nerelerde görev yaptığı, sanal ortamdaki herhangi bir sosyalpaylaşım sitesinde üyeliğinin olup olmadığı, İnternet üzerinden veya yüz yüzetanışmak suretiyle birlikte olduğu kadınların kimler olduğu, gösterilen bazıgörüntülerin kendisine ait olup olmadığı sorulmuştur. Başvurucu, sorulansoruları ayrıntılı olarak yanıtlamış ve ifade tutanağını imzalamıştır.
10. Tahkikat sonucunda hazırlanan raporda, başvurucunun davranışlarınınTSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranış kapsamında olduğubelirtilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklifi getirilmiştir.
11. Bu teklif doğrultusunda başvurucu hakkında 30/12/2013tarihinde, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri PersonelKanunu'nun 50. maddesi uyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir.
12. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.
13. Başvurucu vekili, davalı idarece gönderilen gizli niteliklibelgeleri incelemesi ve belgelerin bir örneğinin kendisine verilmesi yönündetalepte bulunmuştur.
14. AYİM Birinci Dairesi 6/5/2014 tarihli kararıyla davalı idaresavunması ekinde gizli zarf içerisinde gönderilen bilgi ve belgelerin başvurucuvekili tarafından incelenmesine ve başvurucu vekiline bu belgelere karşıbeyanda bulunması için otuz günlük ek süre verilmesine karar vermiştir.Mahkeme, belgelerden suret alma talebini ise reddetmiştir.
15. Başvurucu vekili 20/6/2014 tarihinde söz konusu belgeleriincelemiştir. Başvurucu vekili 23/6/2014 tarihli dilekçesinde, idareninsavunmasına ve gizli belgelere karşı beyanda bulunmuştur. Ayrıca başvurucuvekili, AYİM Başsavcılığının düşüncesine karşı beyan dilekçesinde ve karar düzeltmedilekçesinde söz konusu belgeler hakkında görüş ve beyanlarını sunmuştur.
16. Başvurucu vekili söz konusu dilekçede; başvurucunungöreviyle ilgisi olmayan -özel yaşantısına ilişkin- soruların sorulduğunu,hukuka aykırı bir sorgu neticesinde elde edilen beyanlarının delil olarakkullanılamayacağını, başvurucunun takdirlerle dolu başarılı bir sicile sahipolmasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
17. AYİM, oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM kararında,geçmiş sicil ve disiplin durumu itibarıyla başarılı bir personel olmasınakarşın başvurucunun iyi ahlak sahibi olmak vasfını taşımadığı ve tesis edilenişlemde hukuka aykırılık bulunmadığı şeklinde değerlendirmeler yer almıştır.Ayrıca AYİM, başvurucunun ifadesinin usulsüz ve hukuka aykırı şartlardaalındığı iddialarını da reddetmiştir. AYİM kararında, başvurucunun ifadesininceza soruşturması kapsamında değil disiplin soruşturması çerçevesindealındığını, iradesinin fesada uğratıldığına dair kanıt bulunmadığınıbelirtmiştir.
18. Karara katılmayan bir Daire üyesi tarafından kaleme alınan karşıoy yazılarında ise söz konusu eylemlerin mahremiyetalanına ilişkin olduğu ve başvurucu tarafından iradi bir şekildealenileştirilmediği, olumlu olan geçmiş sicil durumunun dikkate alınmadığı ayrıcayasa dışı yöntemlerle elde edilen delillere dayanılarak işlem tesis edildiğibelirtilmiştir.
19. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemide reddedilmiştir. Nihai karar 3/12/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu vekili tarafından 31/12/2015 tarihinde bireyselbaşvuru yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görevyapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesinedayanak oluşturan mevzuata (G.G.[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkinuluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 11/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayatın GizliliğiHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, psikolojik baskı altında hukuka aykırı şekilde veözel hayatın gizliliği ihlal edilerek sorgulandığını, idarenin hukuk dışıyollarla ifadesini aldığını ve beyanlarını çarpıtarak istihbarat raporudüzenlediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca bir çokkez takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok iyi derecede olduğunu,özel hayatına ilişkin unsurların hiç bir şekilde görevine yansımadığınıbelirtmiştir.Bunun yanı sıra özel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınan ifadelerin yasaldelil kabul edilemeyeceğini dolayısıyla TSK'dan ilişiğinin kesilmesine dayanakalınamayacağını ileri sürmüştür. Başvurucu, bu nedenlerle Anayasa'nın 20.maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiş, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesini talep etmiştir.
2. Değerlendirme
24. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, özel hayatınave aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın veaile hayatının gizliliğine dokunulamaz."
a. Gizlilik TalebiYönünden
25. Somut olayın koşulları dikkate alındığında başvurucununşeref ve itibarının korunması bakımından haklı nedenler bulunduğuanlaşıldığından kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebininkabulüne karar verilmesi gerekir.
b. Kabul EdilebilirlikYönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Esas Yönünden
27. Cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle başvurucu hakkında TSK'danayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatın gizliliği hakkına bir müdahaleoluşturduğu açıktır (Ata Türkeri,B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §43).
28. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen "kanunlar tarafındanöngörülme", "Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenleredayanma", "demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmama" ölçütlerine uygun olması gerekir.
29. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleridikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygunolduğu (Ata Türkeri, § 39; G.G., §§ 48-50), askerî disiplinin ve kamuhizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğinkorunması şeklinde meşru amaç taşıdığı (AtaTürkeri, §§ 40-41; G.G.,§§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§50-58) anlaşılmaktadır.
30. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Ata Türkeri ve G.G. başvurularında, benzer idari süreçler izlenerek askerîpersonelin cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle TSK'dan ayırma işlemleriniincelemiş ve özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.Mahkeme, G.G. kararında bu sonucavarırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:
"65. Somut olayda başvurucunun söz konusuifadesinin, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esasalınacağı konusunda bilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi hukukiyönden şüpheli duruma getirmektedir. Ayrıca ifadealmaişlemi esnasında sorulan sorular gözönüne alındığındabaşvurucunun mesleki hayatını değil özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıtvermek zorunda bırakıldığı görülmektedir. Bu kapsamda başvurucuya yöneltileniddiaların görevinin ifasıyla değil daha çok mahremiyet alanında gerçekleşenözel yaşam eylemleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihtilafkonusu ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. ...başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışlarınesasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşameylemleri olduğu anlaşılmaktadır.
66. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıylada bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabitutulabilecekleri açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırmaişlemi tesis edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadartemel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde deönemli bir etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâlegeldiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindekisınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olmasıgerekir.
67. AYİM kararında da,başvurucunun ifade alma işleminin usul ve içerik yönünden hukuka aykırıunsurlar taşıdığı iddialarına rağmen anılan ifadenin alındığı koşullarındetaylı şekilde incelenmediği, başvurucunun özel hayatının en mahrem yönünüoluşturan cinsel hayatını ... tüm detaylarıyla anlatmasının nasıl gerçekleştiğihususunun ortaya konulmadığı görülmektedir. AYİM tarafından söz konusu soyutnitelikteki ifadede belirtilen hususlar dayanak alınmak suretiyle TSK'danilişiğin kesilmesi işlemine karşı açılan davanın reddedildiği anlaşılmıştır.Öte yandan Mahkeme kararında başvurucunun özel hayatına ilişkin tutum veeylemlerinin mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edicigerekçeler ortaya konulmadığı gibi anılan eylemlerin TSK’nın işleyişiüzerindeki etkisi ve risklerinin de detaylı şekilde açıklanmadığı, ayırmaişlemine dayanak olarak kabul edilen delillerin hukuka aykırı şekilde eldeedildiğine ilişkin ileri sürülen iddialar hakkında bir araştırma yapılmadığı... görülmüştür.
68. Bu durumda muhakeme sırasında açık vesomut bir biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteolduğu anlaşılan başvurucunun söz konusu iddialarına Mahkemece makul birgerekçe ile yanıt verilmemesi, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususlarınmesleği üzerindeki etkisinin açıklanmaması ve özel hayatın gizliliği hakkınagerekli saygının gösterilmesini adil şartlarda savunabileceği usule ilişkinetkili güvencelerden başvurucunun yararlandırılmaması nedenleriyle AYİMkararının mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili veyeterli gerekçe içermediği kabul edilmelidir. Bunun yanında tesis edilen ayırmaişleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarakölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genelyarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adilbir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindekisınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veya başvurulabilecekson çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğu hususunda birinceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucuna ulaşılmıştır."
31. Somut olayda anılan değerlendirmelerden ve ulaşılan sonuçtanayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu, yapısı ve bünyesindeki kurmay subaylar nedeniyle AYİM’in bağımsız ve tarafsız olmadığını; dava dosyasınasunulan gizli belgelerden fotokopi almasına izin verilmediğini ancak belgeleriincelemesine müsaade edildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
34. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
i. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede YargılanmaHakkı Yönünden
35. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirken belirtildiğiüzere AYİM’in oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasave ilgili Kanun'da hüküm altına alınmıştır. AYİM’eatanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve ilgili kanun hükümleri ilegaranti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri yönünden askerî hâkimlerinbağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun bulunmadığı, kararlarından dolayıidareye hesap vermek zorunda olmadıkları ayrıca disipline ilişkin konularınAYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayı üyelerinin en fazla dört yıllık birsüre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen DisiplinKuruluna tabi kılınmaları görev süreleri içinde idari veya askerî yetkililerce herhangibir değerlendirmeye tabi tutulmamaları bu subayların idareye karşıbağımsızlıklarını güçlendirmiştir.
36. Açıklanan nedenlerle Mahkemenin bağımsız ve tarafsızolmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
ii. Silahların Eşitliği veÇelişmeli Yargılama İlkeleri Yönünden
37. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahlarıneşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usulhakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir (Yaşasın Aslan, §32).
38. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeliyargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarlailgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranların,bilirkişi raporunun sonucunaitiraz edememesi ya dadelillerle ilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanmahakkının ihlali olarak değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).
39. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürüleniddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununlabirlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar vermeyetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olandelil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemeningörevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınıdeğerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanmasışarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma veinceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının dayargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,23/1/2014, § 19).
40. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun 52. maddesinin dördüncü ve devamı fıkralarında, davadosyasındaki bilgi ve belgelerin mahkemenin belirleyeceği çerçevede davacıtarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır.
41. Başvuruya konu olayda dava dosyasında bulunan bilgi vebelgeler esas alınarak uyuşmazlık hakkında karar verilmiş olup başvurucununtalebi üzerine dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin tamamıincelettirilmiş, bu bilgi ve belgelere karşı varsa savunmasını sunabilmesi içinotuz günlük ek süre verilmiştir. Başvurucu vekili 23/6/2014 tarihlidilekçesinde, idarenin savunmasına ve gizli belgelere karşı beyanda bulunmuştur.Ayrıca başvurucu vekili AYİM Başsavcılığı düşüncesine karşı beyan dilekçesindeve karar düzeltme dilekçesinde de söz konusu gizli belgeler hakkında görüş vebeyanlarını sunmuştur. Diğer yandan davanın hiçbir aşamasında dava dosyasınasunulan belgelerin değerlendirilmediğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gibibaşvurucu tarafından mahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezlerinolduğu konusunda da bir açıklamada bulunulmamıştır. Buna göre AYİM tarafındanbaşvurucuya dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunmaolanağının tanındığı, bu çerçevede başvurucunun yargılamanın sonucunuetkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığıanlaşılmıştır.Ayrıca yargılamanın bütünü dikkate alındığında Mahkemece yapılan uygulamanıntüm süreci adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerineyönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşılmaktadır.
42. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ilkesine yönelikbir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
44. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinitalep etmiştir.
45. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
46. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgiliyargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.026,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamında çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliğihakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesikaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİYARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi BirinciDairesinin E.2014/230 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),
E. 226,90 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.026,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikmeolması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süreiçin yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.