TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
F.Ç. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/8019)
Karar Tarihi: 24/5/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
F.Ç.
Vekili
:
Av. Orhan ÇELEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılma işlemine karşı açılandavaya dair yargılama sürecinde işleme temel olan normun Anayasa Mahkemesitarafından iptal edilmesine rağmen bu durum dikkate alınmadan hüküm verilmesinedeniyle suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin; Askeri Yüksek İdareMahkemesinin iki dereceli yargılama yapmaması, yapısal olarak bağımsız vetarafsız olmaması, uyuşmazlığa etkisi olan belgelerin incelettirilmemesi veyargılama sürecinde gerekçesiz karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucu, 2010 yılında girdiği Kamu Personeli SeçmeSınavında başarılı olmasının ardından 10/11/2011 tarihinde Deniz KuvvetleriDonanma Komutanlığı Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı emrine aday memur (garson) olarakatanmıştır.
7. Başvurucu 4/5/2012 tarihli tutanağa göre servis göreviniyerine getirirken lakayıt hâl ve hareketlerdebulunduğundan bahisle 9/5/2012 tarihli işlemle uyarma cezası ilecezalandırılmıştır.
8. Diğer taraftan 8/5/2012 tarihinde izinsiz, mazeretsiz görevegelmemesi nedeniyle başvurucuya 16/5/2012 tarihli işlemle 1/30 oranındaaylıktan kesme cezası verilmiştir.
9. Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olması durumugerekçe gösterilerek 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun 57. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâli uyarınca30/5/2012 tarihli işlemle devlet memurluğundan çıkarılan başvurucu, uyarma veaylıktan kesme disiplin cezaları ile devlet memurluğundan ilişiğin kesilmesiişlemine karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesi (Mahkeme) nezdindeiptal davası açmıştır.
10. Mahkeme 22/5/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.
11. Ret gerekçesinde öncelikle başvurucu hakkında tesis edilendisiplin cezalarının yetkili amirler tarafından verildiği vurgulanmıştır.Başvurucunun 4/5/2012 tarihli tutanağa göre servis görevi esnasında lakayıt davranışta bulunduğunu belirten Mahkeme 8/5/2012tarihinde göreve gelmemesine ilişkin olarak da çelişkili ifadelerde bulunduğunuve mazeret olarak sunulan sağlık raporunda belirtilen rahatsızlığınbaşvurucunun göreve gelip amirinden sevk almasına veya amirine bilgi vermesineengel olmadığını tespit etmiştir. Adaylık sürecinde disiplin cezası alınmasının657 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca sonuçları dikkate alındığında tesisedilen devlet memurluğundan çıkarılma işleminin de hukuka uygun olduğu ifadeedilerek ret gerekçesi oluşturulmuştur.
12. Başvurucu 8/7/2013 tarihli dilekçesi ile karar düzeltmeisteminde bulunmuştur.
13. Diğer taraftan karar düzeltme istemi hükme bağlanmadan önceAnayasa Mahkemesi, Kırıkkale İdare Mahkemesi tarafından yapılan itirazı sonuçlandırarak14/11/2013 tarihli kararıyla başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasınaesas olan 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olanlarındisiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerikesilir." ibaresinin iptaline karar vermiştir. İptal kararınınilgili kısmı şöyledir:
"Kanun koyucu hukuk devletinde kamu hizmetlerinin uyum ve düzen içindeyürütülmesini sağlamak amacıyla hizmeti sunan kamu görevlileri için disiplindüzenlemeleri içeren kurallar öngörebilir ve bu kurallara uyulmasını teminetmek amacıyla çeşitli disiplin yaptırımları benimseyebilir. Ancak disiplinekonu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukukdevleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gerekenadil denge, “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin altilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır.
'Elverişlilik ilkesi', öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç içinelverişli olmasını, 'zorunluluk ilkesi' öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenenamaç bakımından zorunlu olmasını ve 'orantılılık ilkesi' ise öngörülen yaptırımile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir.
İtiraz konusu kuralda disiplin cezası gerektiren farklı fiiller içinayrım yapılmaksızın tek bir yaptırım benimsenmiştir. Diğer bir ifadeyle uyarmacezasını gerektirecek bir fiil karşılığında uygulanacak yaptırım ile daha ağırbir disiplin cezasını gerektirecek bir davranış aynı sonuca bağlanmıştır. Bunagöre bireyin kamu hizmetinde kalmasının, disiplin cezası gerektiren eylemlerinağırlığına uygun herhangi bir kademelendirme yapılmayarak, adil ve makul birdenge gözetilmeksizin ölçüsüz bir biçimde memuriyetten çıkarılma yaptırımınatabi tutulmasının hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır."
14. Anayasa Mahkemesinin kararı 28/2/2014 tarihli ve 28927sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
15. Başvurucunun inceleme sürecinde anılan Anayasa Mahkemesinikararını da dosya içeriğine sunduğu karar düzeltme istemi, Askeri Yüksek İdareMahkemesinin (AYİM) 19/3/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.
16. Kararın gerekçesinde; Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişeyürümeyeceği, ceza mahkûmiyeti dışında kesinleşmiş bulunan hukuki durumlaraetki etmeyeceği vurgulanmış ve karar düzeltme istemine konu hükmün hukuka uygunolduğu belirtilmiştir.
17. Başvurucu, karar düzeltme isteminin reddine dair kararı14/4/2014 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 3/6/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 657 sayılı Kanun'un"Adaylık süresi sonunda başarısızlık" kenar başlıklı 57.maddesinin ilk cümlesinin 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun iledeğiştirilmeden önce yürürlükte bulunan hâli şöyledir:
"Adaylardan en geç iki yıl içinde devlet memuru olabilmeleri içinolumlu sicil alamayanların sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirinonayı ile ilişikleri kesilir."
19.657 sayılı Kanun'un 57. maddesinin ilk cümlesinin 6111 sayılıKanun'la değişik ve devlet memurluğundan çıkarılma işleminin tesis edildiği30/5/2012 tarihinde yürürlükte bulunan hâli şöyledir:
"Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olanların disiplinamirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerikesilir."
20. 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinin ilk cümlesinin 10/9/2014tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 67. maddesi ile değişik ve günümüz itibarıylayürürlükte bulunan hâli şöyledir:
" Adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinindurdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamayayetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir. "
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 24/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Suçların ve CezalarınKanuniliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarılmasına esas olankanun hükmünün yargılama süreci tamamlanmadan Anayasa Mahkemesi tarafındaniptal edildiğini ve bu nedenle hakkında tesis edilen işlemin hukuki dayanaktanyoksun hâle geldiğini belirterek suç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireyselbaşvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiaedilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir.Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içerenbaşvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
24. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurubağlamında Anayasa'nın 38. maddesine ilişkin inceleme yetkisi, anılan maddeninnorm alanına dâhil olan her türlü yaptırımı kapsayacak şekilde geniş olmayıpSözleşme çerçevesinde suç isnadıolarak nitelenebilen yaptırımlarla sınırlı tutulmuştur. Diğer bir ifadeyleAnayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda Anayasa'nın 38. maddesi kapsamına girenher türlü yaptırımın değil sadece Anayasa ile Sözleşme'nin ortak koruma alanınagiren suç isnadı sayılanyaptırımların anılan maddedeki güvenceleri ihlal edip etmediğini denetlemeyetkisini haizdir (D.M.Ç, B. No:2014/16941, 24/1/2018, § 33).
25. Sözleşme'nin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusalveya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayısuçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadandaha ağır bir ceza verilemez."
26. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında "Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiildendolayı cezalandırılamaz" denilerek suçun kanuniliği, üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleriancak kanunla konulur" ifadesine yer verilerek cezanın kanuniliği ilkesi getirilmiştir.Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan"suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca hangieylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbirkuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi buna ilişkin kanununaçık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekir.
27. Uyuşmazlığın suç ve cezalara ilişkin olması, ihlaliddiasının Sözleşme'nin 7. ve Anayasa'nın 38. maddesinin ortak koruma alanı kapsamındadeğerlendirilebilmesinin ön şartıdır. Bu durumda bireysel başvuruya konu somutolayda; devlet memurluğundan ilişiğin kesilmesi işleminin -suçlarda vecezalarda kanunilik ilkesine yönelik ihlal iddiası açısından- Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanı içinde yer alıp almadığı belirlenmelidir.
28. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinden incelemeyapılabilmesi için bir suç isnadının varlığı gerekir. Suç isnadının özerk birkavram olması nedeniyle bir isnadın Anayasa'nın 38. ve Sözleşme'nin 7. maddesikapsamında olup olmadığının tespiti amacıyla üç ayrı kriter kullanılmaktadır.İlk olarak isnadın ulusal ceza mevzuatında suç olarak düzenlenipdüzenlenmediğine bakılmalı ve isnat edilen eylem, ulusal ceza mevzuatında suçaddedilmişse yapılan isnat diğer kriterlerin uygulanmasına gerek kalmadan suçisnadı olarak kabul edilmelidir (B.Y.Ç.,B. No: 2013/4554, 15/12/2015, § 31).
29. İsnada konu eylemin ulusal mevzuatta suç addedilmediğidurumlarda ise eylemin suç karakteri ve özelliği taşıyıp taşımadığı ile eylemiçin öngörülen cezanın ağırlığı ve amacı dikkate alınacaktır. Bu bağlamda idariyaptırımlara ilişkin bulunan isnadın cezai anlamda bir suç isnadı olupolmadığının belirlenmesinde yaptırımın belirli bir grubu mu yoksa herkesi mibağladığı, caydırma ve cezalandırma amacı içerip içermediği, ilgili eyleminceza hukukunda yer alan suçlarla benzerlik taşıyıp taşımadığı, uygulananusullerin ceza hukuku alanındaki yargısal usullere benzeyip benzemediği gibifaktörler dikkate alınacaktır (B.Y.Ç.,§ 32).
30. Buna göre ceza hukuku anlamında suçun herkes tarafındanişlenebilmesi mümkün iken genellikle bir kurumun iç işleyişiyle veya bir meslekgrubunun faaliyetleriyle ilgili olan eylemler yalnızca belli sıfata, meslekiunvana sahip kişiler tarafından işlenebildiğinden yalnızca belirli bir grububağlamakta ve bu nedenle cezai anlamda suç niteliği taşımamaktadır. Diğertaraftan bir yaptırımın ciddi şekilde caydırıcı olması veya yaptırımınsonucunun belirli şartlar dâhilinde hürriyeti bağlayıcı ceza ile ilintilendirilmesi hâlinde cezai anlamda da bir suçunmevcut olduğu kabul edilebilir (B.Y.Ç.,§ 33).
31. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut başvurudeğerlendirildiğinde başvurucunun devlet memurluğundan ilişiğinin kesilmesineneden olan disiplin cezası almış olmahâlinin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca suç olmadığıaçıktır. Başvurucuya uygulanan devlet memurluğundan ilişiğin kesilmesiyaptırımının 657 sayılı Kanun kapsamında uygulanabilecek ve adaylıktan asilmemurluğa geçiş için aranan şartlara dair bir düzenleme olduğu görülmektedir.Devlet memurluğundan ilişiğin kesilmesi işlemini gerektiren hâlin aday memurlariçin söz konusu olduğu, bu grupta yer almayan kişileri ilgilendirmediği veyaptırımın hürriyeti bağlayıcı ceza sonucu doğurmadığı anlaşılmaktadır. Bunedenlerle başvurucuya yöneltilen isnadın idari yaptırım alanında kaldığı vebaşvurunun bir suç isnadının karara bağlanmasına ilişkin bir uyuşmazlığı konuedinmediği açıktır.
32. Bu durumda başvurucunun ihlal iddiasının Anayasa'nın 38.maddesi ile Sözleşme'nin 7. maddesinin ortak koruma alanı kapsamında dikkatealınabilecek nitelikte olmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B.Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu; yargılama sürecinde esasa dair iddialarının karşılanmadığınıve gerekçesiz hüküm kurulduğunu belirterek adil yargılanma hakkı kapsamındagerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
35.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli kararhakkından söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının dadâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararındavurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabuledilmesi gerekir (Abdullah Topçu,B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
36. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
37. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degerekli olmaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
38.Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardananlaşılmalıdır.
39.Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
40.Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunukabul ettiği bir husus hakkında ilgili veyeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usulveya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline nedenolabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 39).
41. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemeninkararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da biratıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyizmerciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunugöstermesidir (Yasemin Ekşi, §57).
42. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda taraflarındavanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılarakverilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu (bkz. § 9)görülmektedir. Ayrıca karar düzeltme aşamasında değerlendirme konusu hüküm vegerekçesinin uygun bulunduğu belirtilmekle birlikte başvurucunun dava konusuişlemin Anayasa Mahkemesi kararı sonucu dayanaksız kaldığı yönündeki iddiasınailişkin olarak Anayasa Mahkemesikararlarının geçmişe yürümeyeceği, ceza mahkumiyetleri dışında kesinleşmişbulunan hukuki durumlara etki etmeyeceği ifade edilmek suretiylebaşvurucunun kanuni dayanakiddiasına yönelik bir gerekçeye yer verildiği görülmüştür. Bu hâle göregerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğuanlaşılmaktadır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Bağımsız ve TarafsızMahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
44. Başvurucu, kuruluşu ve yapısal sorunları nedeniyle davanın AYİM'de görülmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
45. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temelhaklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açıkolan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurularaçıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (HikmetBalabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013,§ 24).
46. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirkenbelirtildiği üzere, AYİM’in oluşumu, statüsü vegörevleri Anayasa ve ilgili Kanun'da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa veilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleriyönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disiplineilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığıgörülmektedir (Hakan Merdan,B. No: 2014/15686, 30/10/2015, § 29).
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekmektedir.
D. İki Dereceli Yargılanma Hakkına İlişkinİhlal İddiası
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu, AYİM nezdinde iki dereceli yargılamayapılmamasının hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
49. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıraSözleşme’ninve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
50. Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün2. maddesinde cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı tanınmış olupbaşvuru konusu edilen sürecin ceza yargılamasına ilişkin olmadığı açıktır.
51. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM/İdare Mahkemesi/Hukuk Mahkemesinezdinde iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temelhak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,§§ 42-45).
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Silahların Eşitliği veÇelişmeli Yargılama İlkelerine İlişkin İhlal İddiası
1. Başvurucunun İddiaları
53. Başvurucu, uyuşmazlığa etkisi olan tüm bilgi ve belgeleriinceleme imkânından yoksun bırakıldığını belirterek silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
54. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahlarıneşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usulhakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir (Yaşasın Aslan, B.No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).
55.Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeliyargılanma hakkı; kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarlailgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranlarınbilirkişi raporunun sonucuna itiraz edememesi ya da delillerle ilgili görüşbildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanma hakkının ihlali olarakdeğerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen,B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).
56. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürüleniddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununlabirlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar vermeyetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olandelil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemeningörevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınıdeğerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanmasışarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma veinceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının dayargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,23/1/2014, § 19).
57. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun 52. maddesinin dördüncü ve devamı fıkralarında, davadosyasındaki bilgi ve belgelerin mahkemenin belirleyeceği çerçevede davacıtarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır.
58. Başvuruya konu olayda dava dosyasında bulunan bilgi vebelgeler esas alınarak uyuşmazlık hakkında karar verilmiş olup başvuru formundada belirtildiği üzere dava dosyasına konu olan bilgi ve belgeler başvurucununincelemesine sunulmuştur.Bunagöre AYİM tarafından başvurucuya dava malzemesine ilişkin olarak tetkik vebeyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvurucunun yargılamanınsonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığıanlaşılmıştır. Ayrıca yargılamanın bütünü dikkate alındığında Mahkemece yapılanuygulamanın tüm süreci adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucunaulaşılmıştır. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerine yönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşılmaktadır.
59. Açıklanan gerekçelerle silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğuanlaşıldığından başvurunun bu kısmının da açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlikbilgilerinin kamuya açık belgelerde GİZLİ TUTULMASINA,
B. 1. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlaledildiğine ilişkin iddianınkonu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Bağımsız ve tarafsızmahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. İki dereceliyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA24/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.