TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FEHMİYE BASKIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/9074)
Karar Tarihi: 10/5/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Fehmiye BASKIN
Vekili
:
Av. Ramazan DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öğrencisi olduğu üniversite tarafından hakkındayürütülen soruşturma sonucunda yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin cezasıverilen ve bu sebeple okula devam edemeyen başvurucunun uğradığı zararıngiderilmemesinin eğitim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1983 yılında doğmuştur ve başvuru tarihinde öğrenciolduğunu beyan etmiştir.
9. Başvurucu, olay tarihinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi FenEdebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğrenim görmektedir.
10. Sivas İl Emniyet Müdürlüğü tarafından başvurucunun öğrenimgördüğü Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne (Rektörlük) 24/4/2006 tarihli ve480 sayılı bir yazı gönderilmiştir. Söz konusu yazıda 19/3/2006 tarihindeSivas'ta düzenlenen nevruz gösterilerinde başvurucunun da aralarında bulunduğuSivas Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim gören bir kısım öğrencininPKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanması olan Yurtsever Özgür GençlikHareketi (YÖGEH) içinde faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği ve tutuklandığıbildirilmiştir.
11. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga 250. madde ilegörevli)13/6/2006 tarihli ve 8/8/2006 tarihli iddianameleriyle başvurucunun daaralarında bulunduğu şüpheliler hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanunu’nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen örgüte üyeolma ve aynı Kanun’un 215. maddesinde belirtilen suç ve suçluyu övme suçlarındancezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
12. Başvurucu; soruşturma evresinde kolluktaki ifadesinde atılısuçlamaları kabul etmediğini, Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde 2006 yılınevruz kutlamasına katıldığını, yasa dışı slogan atmadığını, Mahkemedeki ifadesinde ise Kızılırmakdergisi, YÖGEH ve BAGEH ile bağlantısının olmadığını, atılı suçlamaları kabuletmediğini ifade etmiştir.
13. (Kapatılan) Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga250. madde ile görevli) 24/3/2009 tarihli kararı ile ESP ve YÖGEH'inyasa dışı örgütler olduğuna dair Yargıtay kararının bulunmadığı, TKPML vePKK'nın terör örgütü olduğunun kesin olduğu, sanıkların bir kısmının yasa dışıörgütler adına hareket edip PKK ve TKPML terör örgütlerinin aldığı kararlardoğrultusunda eylemlerde bulunup örgütlendikleri, bunlar hakkında eylemleritespit edilenlerin cezalandırıldığı belirtilerek başvurucunun silahlı terörörgütü yöneticiliği suçundan beraatine, suç vesuçluyu övme suçundan dolayı 5237 sayılı Kanun’un 215. maddesi gereğince 25 günhapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilmiştir.
14. Silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan verilen beraathükmü temyiz edilmemiş, suç ve suçluyu övme suçundan verilen hükme ise itiraz edilmiştir.(Kapatılan) Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ilegörevli) 7/8/2009 tarihli kararıyla itiraz istemi reddedilmiştir.
15. Kolluk tarafından yapılan bildirim üzerine Rektörlüğün15/5/2006 tarihli onayı ile Üniversite yönetimince isimleri bildirilenöğrenciler hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu hakkında25/9/2006 tarihli soruşturma raporu düzenlenmiştir. Bu raporda Sivas'takinevruz gösterilerinde çekilen kamera ve fotoğraf görüntülerinde başvurucunun örgütünmarşı olarak bilinen “Her Nepeş” adlı marşısöylediği, ayrıca "Kinem Apocinem"şeklinde slogan attığı tespit edilmiştir.
16. Soruşturma raporundaki bu tespit üzerine başvurucunun13/1/1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan mülga Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin(Yönetmelik) 10. maddesinin (e) bendinde “Kanundışı kuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak”şeklinde tanımlanan eylemi gerçekleştirdiği ve daha önce benzer eylemden dolayıüç kez disiplin cezası aldığı hususu da değerlendirilerek yükseköğretimkurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılması önerilmiştir.
17. Üniversite Disiplin Kurulunun 1/11/2006 tarihli kararı ilebaşvurucu yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır.
18. Başvurucu 15/1/2007 tarihinde disiplin kurulu kararınıniptali ve tazminat talebi ile Sivas İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme,yargılama sürecinde görülmekte olan davanın sonucunun başvurucu hakkında(kapatılan) Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK mülga 250. madde ilegörevli) görülen E.2005/129 sayılı dosyanın sonucuna bağlı bulunduğugerekçesiyle 26/3/2008 tarihinde, bu davanın sonuçlanıncaya kadar önündekidavanın bekletilmesine karar vermiştir.
19. Başvurucu hakkında (kapatılan) Erzurum 2. Ağır CezaMahkemesinde (CMK mülga 250. madde ile görevli) görülen davada 24/3/2009tarihinde karar verilmesi üzerine Sivas İdare Mahkemesi 26/5/2009 tarihlikararı ile idari işlemin iptaline, tazminat talebinin ise reddine kararvermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"...Olayda; davacı hakkında,yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dayanak fiilleriile ilgili olarak terör örgütünün yöneticisi olmak suçlarından dolayı özelyetkili Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, PKK (KONGRA-GEL) terör örgütününSivas İlinde faaliyet gösteren gençlik yapılanması içerisinde hareket edendiğer sanıklar ile birlikte 2005/129 esas sayılı dosya kapsamında davaaçıldığı, bu yargılama sonucunda Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/3/2009tarihli ve E.2005/129, K.2009/113 sayılı kararı ile davacının 5237 sayılıKanun'un 215. maddesinde sayılan suçu işlediğinin subutaerdiğinden mahkumiyetine karar verildiği, bu madde uyarınca verilen cezahakkında hükmün açıklanmasının ertelendiği, davacının anılan yargılamakapsamında Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 10/emaddesinde yer alan fiilere ilişkin bir suçtan mahkumolmadığı açıktır.
Yapılan değerlendirmede, davacının yapılanyargılaması neticesinde 5237 sayılı Kanun'un 215. maddesinde öngörülen suçunsabit olduğu, ancak bu davacının sübuta eren eylemininYükseköğretimKurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 10/e maddesinde yer alan fiilerden olmaması ve davacının başkaca bir suçtan mahkumedilmemiş olması karşısında, Yönetmelik'in 10. maddesinin (e) bendi hükmüuyarınca davacının yükseköğretim kurumundan çıkarılmasına ilişkin olarak tesisedilen dava konusu işlemde hukuka uyarlılık bulunmamıştır.
Davacının tazminat istemine yönelik olayıngelişim süreci dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, dava konusu tazminatisteminin kaynağını teşkil eden dava konusu işlemin, ilgili mevzuathükümlerinin yorumundan kaynaklı hatalı takdirin sonucu olduğu, ortada idareyeyüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı, idari işlemin tesis edilmesindeve uygulanmasında hizmet kusuru işlenmiş diyebilmek için saptanan hukukisakatlığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerektiği, her idarenindeğerlendirme hatasına dayalı olarak işleyebileceği türden olağan niteliktekihukuki yanlışlık ve aykırılıkların hizmet kusuruna yol açmayacağı, tazministemine dayanak işlemin de bu kapsamda kaldığı sonucuna varıldığından davalıidare yönünden tazmin sorumluluğunun oluşmadığı sonuç ve kanaatineulaşılmıştır."
20. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Sekizinci Dairesinin18/9/2012 tarihli kararı ile Mahkemece verilen idari işlemin iptaline ilişkinkarar kısmının bozulmasına, tazminat isteminin reddine ilişkin karar kısmının iseonanmasına karar verilmiştir.
21. Karar düzeltme istemi üzerine aynı Dairenin 22/1/2014tarihli kararıyla kısmen bozma kararı kaldırılarak Mahkeme kararının idariişlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrası onanmış; tazminat isteminin reddineilişkin hüküm fıkrasına yönelik karar düzeltme talebi ise reddedilmiştir.
22. Karar, başvurucuya 8/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
23. Başvurucu 6/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
24. 5237 sayılı Kanun’un “Suçuve suçluyu övme” kenar başlıklı 215. maddesi şöyledir:
“İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğusuçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, (11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılıKanunun 10 uncu maddesiyle değişik, bu nedenle kamu düzeni açısından açık veyakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde) iki yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.”
25. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun"Öğrencilerin disiplin işleri"kenar başlıklı 54. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Soruşturma, yetkilerve cezalar:
a. Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında... anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvikeden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca ... yükseköğretimkurumundan çıkarma cezaları verilir.
..."
26. Mülga Yönetmelik'in "Yükseköğretimkurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları" kenarbaşlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Yükseköğretimkurumundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:...
e) Kanun dışı kuruluşlara üye olmak, bukuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak..."
B. Uluslararası Hukuk
27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.luProtokol’ün 2. maddesinin ilgili kısmı söyledir:
“Hiç kimse eğitim hakkındanyoksun bırakılamaz.”
28. Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün2. maddesinde ise hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, birbaşka anlatımla herkesin eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.Eğitim hakkını düzenleyen bu ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bucümlelerden birincisinde eğitim hakkına ilişkin temel kural, ikincisinde isetamamlayıcı kural düzenlenmiştir. Birinci cümledeki temel kuralın “eğitim hakkından yoksun bırakılmama”hakkını içerdiği kuşkusuzdur.
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nineki 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesinin ilk cümlesinde öngörüldüğü şekliyleeğitim hakkı, Sözleşmeci devletlerin yargı yetkisi altında bulunan herkese"mevcut belirli eğitim kurumlarına giriş hakkı" tanımaktadır.Mahkemeye göre “hiç kimse...” ifadesi, eğitim hakkının kullanılmasında tümvatandaşlara eşit muamele edilmesi ilkesini zımnen içermektedir. AİHM; öneminerağmen bu hakkın mutlak olmadığını, doğası gereği devlet tarafından düzenlemeyapılmasını gerektirdiğini ve zımnen kabul edilen bazı kısıtlamalara tabiolabileceğini kaydetmiştir. AİHM, eğitim kurumlarını düzenleyen kurallarıntoplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özellikleregöre zaman ve mekânda değişiklik gösterebileceğini, dolayısıyla ulusalmakamların bu konuda belli bir takdir payından yararlandığını belirtmiştir.Buna karşın getirilen kısıtlamaların söz konusu hakkı -özünü zedeleyecek veetkinliğinden yoksun bırakacak düzeyde azaltmamasını temin etmek amacıyla-AİHM, bu kısıtlamaların ilgili kişiler açısından öngörülebilir olduğuna vemeşru bir amaç güttüğüne ikna olması gerektiğine işaret etmiştir. AİHM'e göre başvurulan yollar ile güdülen amaç arasındamakul bir orantılılık ilişkisi bulunduğu takdirde bu türden bir kısıtlama, 1No.lu Protokol'ün 2. maddesi ile uyumlu olacaktır (Leyla Şahin/Türkiye [BD], B. No: 44774/98, 10/11/2005, §§152-156).
30. AİHM, yukarıda zikredilen LeylaŞahin kararında eğitim hakkına ilişkin kısıtlamaların Sözleşme'de ve protokollerde benimsenen diğer haklarla daçatışmaması ve Sözleşme ve protokollerdeki hükümlerin bir bütün olarakdüşünülmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Dolayısıyla AİHM'egöre 1 No.lu ek Protokol'ün 2. maddesinin ilk cümlesi, gerektiğindeSözleşme'nin özellikle 8., 9. ve 10. maddelerinin ışığı altında elealınmalıdır. Ayrıca AİHM'e göre disiplin cezasıuygulaması, öğrencilerin kişiliklerinin ve zihinsel yetilerinin geliştirilipbiçimlendirilmesi dâhil olmak üzere bir okulun kuruluşunda var olan hedefeulaşmaya çalıştığı sürecin ayrılmaz bir parçasını teşkil etmektedir (Özcan Özsoy, §§ 24, 25).
31. AİHM, daha eski kararlarında da eğitim hakkının esasitibarıyla iç kurallara uymak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veyaçıkarma da dâhil olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellemediğineişaret etmiştir (Yanaşık/Türkiye (k.k.), B. No: 14524/89, 6/1/1993; Sulak/Türkiye (k.k.),B. No: 24515/94, 17/1/1996).
32. Ancak AİHM, eğitim hakkına getirilen sınırlamaların “hakkınözüne zarar verecek ve etkililiğini azaltacak” genişlikte olmaması gerektiğini,bunun için de sınırlamaların ilgilileri yönünden “öngörülebilir” olmasının ve“meşru bir amacı” takip etmesinin şart olduğunu vurgulamaktadır. AncakMahkemeye göre devlet, Sözleşme’nin 8. ila 11. maddelerinde olduğunun aksine ek1 No.lu Protokol’ün 2. maddesi kapsamında bir meşru amaçlar listesi ile bağlıdeğildir (Catan ve diğerleri/Moldova ve Rusya [BD], B.No: 43370/04, 8252/05, 18454/06, 19/10/2012, § 140). Belirtilen koşullara ekolarak bir sınırlama, ancak kullanılan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasındamakul bir “orantılılık” ilişkisi varsa Protokol ile uyumlu olabilir (Leyla Şahin, § 154).
33. Diğer taraftan eğitim hakkına getirilen sınırlamalar,Sözleşme ve ek protokollerde yer alan haklarla da çatışmamalıdır. Bunun içinSözleşme ve ek protokol hükümlerinin bir bütün hâlinde dikkate alınması ve ek 1No.lu Protokol’ün 2. maddesinin özellikle Sözleşme’nin 8., 9. ve 10. maddeleriışığında yorumlanması gerekir (Leyla Şahin,§ 155). Belirtilen çerçevede kalmak kaydıyla taraf devletler sınırlamakonusunda belli bir “takdir aralığı”na sahiptir ve butakdir aralığı genellikle toplum ve ilgili kişiler için -önemine ters orantılı şekilde-eğitimin seviyesine bağlı olarak artmaktadır (Ponomaryovi/Bulgaristan, B. No: 5335/05, 21/6/2011, §56).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 10/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu; nevruz kutlamalarına katılması sebebiyle hakkındaaçılan soruşturma neticesinde yükseköğretim kurumundan çıkarıldığını, bunedenle açtığı iptal davasının kabul edildiğini, ancak tazminata hükmedilmemesinedeniyle uğradığı zararın giderilmediğini, ifade ve örgütlenme özgürlüğününkullanılması sonucunda eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğini, eğitimhakkının sınırlandırılabileceğini ancak bu sınırlamanın hakkın özünedokunamayacağını ve demokratik toplum düzenine aykırı olamayacağını belirterekAnayasa'nın 5. ve 13. maddeleri, 14. maddesinin (2) numaralı ve 15. maddesinin(1) numaralı fıkraları ile 34., 38. ve 42. maddelerinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
36. Anayasa’nın "Eğitimve öğrenim hakkı ve ödevi" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Kimse, eğitim veöğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilirve düzenlenir...
Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakatborcunu ortadan kaldırmaz...”
37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin eğitim hakkınınihlal edildiği iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir(Benzer yöndeki karar için bkz. SelçukTaşdemir [GK], B. No: 2013/7860, 3/3/2016, § 47).
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan eğitimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
39. Anayasa’nın “Eğitim veöğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinde kimsenineğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı, öğretim hakkınınkapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
40. Anayasa’nın 13. maddesinde ise temel hak ve hürriyetlerinözlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamalarınAnayasa’nın özüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’ingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükmüne yer verilmiştir.
41. Anayasa’nın 42. maddesinde “Öğrenimhakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” ifadesi ileyasama organına bir takdir alanı yaratılmıştır. Bu takdir alanı, eğitimkurumlarını düzenleyen kuralların toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitiminfarklı düzeylerine özgü nitelikleri açısından zaman ve mekâna göredeğişebilmesinden kaynaklanmaktadır. Yine de takdir alanı içinde yapılacak düzenlemelerdekikısıtlamaların kabul edilebilir olup olmadığı değerlendirilirken kısıtlamalarınkişiler açısından öngörülebilir olup olmadığına, meşru amaç izlenipizlenmediğine ve başvurulan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birorantılılık ilişkisi bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.(Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 69).
42. Eğitim hakkı, esas itibarıyla kurallara uyulmasını sağlamakamacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya çıkarma da dâhil olmak üzere disiplintedbirlerine başvurmayı engellemez. Şüphesiz disiplin cezaları,gerek öğrencilerin gelişiminin gerekse de bir okulun amaçlarına ulaşmasınısağlayacak araçların önemli bir parçasıdır (ÖzcanÖzsoy [GK], B. No:2014/5881, 15/2/2017, § 49). Ancak eğitim hakkının özüne dokunan ve etkinliğiniortadan kaldıran kısıtlamalardan korunmak için bu kısıtlamaların öngörülebilirolması ve meşru amaç çerçevesinde ölçülü olarak yapılması gereklidir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 69).Eğitim hakkının kısıtlanmasına dair meşru amaç ve sınırlama arasındaki dengeninsağlanması, hakkın korunması için elzemdir. Bu dengeyi sağlarken meşru amaççerçevesinde elde edilmek istenen beklentiler ile hakkın sınırlandırılmasındakullanılan araçlar arasındaki orantılılık değerlendirilmelidir. Anılanorantılılık incelemesinde dikkat edilmesi gereken bir husus da meşru amaççerçevesindeki beklentilerin makul ve kabul edilebilir olup olmadığıdır (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 81).Ayrıca bu tip tedbirler Anayasa'da yer alan diğer haklarla ters düşmemelidir.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
43. Başvurucu, üniversiteye giriş sınavından aldığı sonuca göretercih ettiği bölümde eğitim görmek için üniversiteye kabul edilmiştir.Başvurucunun yükseköğrenim kurumundan çıkarma disiplin cezası sonucundayaklaşık yedi yıl boyunca üniversiteye devam edemediği gözetildiğinde eğitimhakkının sınırlandığı açıktır.
44. Yükseköğretim öğrencilerinin disiplin işlemlerine ilişkinsoruşturma usulleri, yetkiler ve cezalar 2547 sayılı Kanun'un 54. maddesindedüzenlenmiştir. Başvurucuya verilen yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplincezası da aynı maddede yer almaktadır.Yönetmelik'in10. maddesi de söz konusu Kanun hükmüne dayanarak çıkarılmıştır. Sınırlamanınkanuni dayanağının erişilebilir olduğu açıktır. Somut olayda başvurucu hakkındatesis edilen yükseköğrenim kurumundan çıkarma disiplin cezasının idaremahkemesi tarafından iptal edildiği gözönündebulundurulduğunda anılan kuralların yeterince öngörülebilir olup olmadığı ya dameşru amacı konusunda daha ileri bir değerlendirme yapılması gerekligörülmemiştir.
45. Başvuru, özü itibarıyla eğitim hakkına yönelik müdahaleninölçülü olup olmadığı ile ilgilidir. Bir başka deyişle başvurucunun eğitimhakkının sınırlandırılmasında kullanılan araç ile ulaşılmak istenen amaçarasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığı incelenmelidir.
46. Bu çerçevede başvurucunun Üniversite yerleşkesi dışındagerçekleştirilen nevruz kutlamasındaki eylemleri nedeniyle tutuklandığı, budurumun Rektörlüğe bildirilmesi üzerine başvurucu hakkında disiplinsoruşturması başlatıldığı gözlemlenmektedir. Başvurucunun Üniversite yerleşkesidışında gerçekleştirilen nevruz kutlamasında PKK terör örgütü marşınısöylediği, yasa dışı sloganlara katıldığı ve daha önce üç kez disiplin cezasıaldığı gerekçeleriyle ise yükseköğrenim kurumundan çıkarılmasına kararverildiği anlaşılmaktadır. Bireysel başvurudosyasıkapsamından başvurucunun Üniversite yerleşkesi içinde şiddet içeren eylemlerdebulunduğu, Üniversitede barışı ve düzeni bozduğu veya buna teşebbüs ettiğiyönünde bir bilgiye rastlanmamıştır.
47. Öte yandan başvurucu, disiplin soruşturmasına dakonu olan eylemleri nedeniyle yargılanmış fakat açılanceza davaları beraat kararıyla ve 25 gün hapis cezasına hükmedilmesiylesonuçlanmış, verilen hapis cezası hakkında ise hükmün açıklanmasınınertelenmesine karar verilmiştir.
48. Nitekim İdare Mahkemesi de Ağır Ceza Mahkemesinin bu kararıüzerine başvurucuya verilen disiplin cezasını başvurucunun eylemlerininYönetmelik'in ilgili maddesinde yer alan kanun dışı kuruluşlara üye olmak, bukuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak fiillerinden olmadığı,başvurucunun başka bir suçtan mahkûm edilmediği gerekçeleriyle iptal etmiştir.
49. Söz konusu yaptırım derece mahkemeleri tarafından iptaledilmesine rağmen disiplin cezasının verildiği tarihte Fen Edebiyat Fakültesidördüncü sınıf öğrencisi olan başvurucu, yaklaşık yedi yıl süresince Üniversiteimkânlarından ve eğitiminden mahrum kalmıştır. Başvurucunun tazminat talepleriise okul yönetimi ve Mahkemelerce, idarenin tazminat sorumluluğuna yol açacakölçüde önemli bir hukuki yanlışlık ve ağır bir kusur bulunmadığı gerekçesiylereddedilmiştir. Dolayısıyla başvurucu uzun sayılabilecek bir zaman sonraokuluna dönebilmiş olsa bile maddi ve manevi zararları telafi edilmediğindenbaşvurucunun mağduriyeti devam etmiş; iç hukuktaki yargılamanın sonucu da bumağduriyeti telafi edememiştir.
50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 42. maddesinde güvencealtına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
52. Başvurucu 50.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
53. Başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
54. İhlal nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 24.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
55. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206.10TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitimhakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya eğitim hakkının ihlali nedeniyle 24.000 TLtazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206.10 TL harç ve 1.800 TL vekâletücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Sivas İdare MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE10/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.