TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FEHMİ ARI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/13034)
Karar Tarihi: 25/12/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucular
:
Fehmi ARI ve diğerleri [bkz. ekli (1) numaralı tablo]
Vekili
:
Av. Mehmet Reha AKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, işçilik alacağı nedeniyle açılan davanın aynı maddiolaya dayanılarak açılan başka davalarda verilen kararlardan aksi bir sonucaulaşılarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 12/7/2016, 14/7/2016 ve 18/7/2016 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurucuların ekli (2) numaralı tabloda başvuru tarihi venumaralarına yer verilen başvuru dosyalarının kişi ve konu bakımından hukukiirtibat nedeniyle 2016/13034 sayılı dosya üzerinde birleştirilmesine kararverilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadınoluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmedenincelenmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Elektrik Üretim A.Ş.nin (EÜAŞ) Seyitömer Termik Santrali'nde işçi olarak çalışanbaşvurucular hizmet kolunda faaliyette bulunan TES-İŞ'e(Sendika) çalıştıkları kuruma ait işyeri numarası ile üye olma talebindebulunmuşlardır. Sendika, başvurucuların üyelik taleplerini kabul ederek üyelikbaşvuru formlarını kuruma göndermiştir. EÜAŞ, başvurucuların kendi personeliolmadığını belirterek belgeleri iade etmiştir.
10. Başvurucular, üyelik taleplerinin kabulü nedeniyle Sendikaile işveren arasında imzalanan ve hâlen yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesihükümlerinden yararlanmaları gerektiğini ileri sürerek bu sözleşmedenkaynaklanan işçilik alacaklarının tahsili isteğiyle ayrı ayrı dava açmışlardır.
11. Kütahya İş Mahkemesi, yapmış olduğu yargılama sonundaverdiği 30/5/2014, 6/6/2014 ve 13/6/2014 tarihli kararlarla başvurucularıntaleplerini kabul etmiştir. Mahkeme; Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşenaynı mahiyetteki çok sayıda dosyayı da emsal göstererek hizmet alım ihalesinialan alt işverenler değişmesine rağmen başvurucuların çalışmaya devam ettiği,hizmet alımına konu işin asıl iş niteliğinde olduğu ve bu itibarla asıl işverenile alt işveren arasındaki hizmet alımının muvazaalı olduğu yönünde birsaptamaya yer vermiştir.
12. Kütahya İş Mahkemesinin başvuruya konu olan kararlarıyanında benzer nitelikteki çok sayıda kararı davalı EÜAŞ tarafından temyizedilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilenbelgelerden Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12/11/2014 tarihinde yapmış olduğutemyiz incelemesi sonucunda başvurucularla birlikte çok sayıda işçi hakkındaverilen kabul kararını bozduğu saptanmıştır. Bozma kararlarında elektrik üretimiyapan davalı Şirketin 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Enerji PiyasasıDüzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 15. maddesindetanınan imtiyazlara sahip olması nedeniyle asıl işin tamamı veya bir kısmınıalt işverene devredebileceği tespitinde bulunulmuş ve bu saptamadan hareketle EÜAŞ'ın hizmet alım usulünde muvazaalı alt işverenlikilişkisinden bahsedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Yargıtay bozma kararındaayrıca alt işverenlik hususunun ilk defa 4628 sayılı Kanun'un 15. maddesikapsamında değerlendirildiğine de işaret etmiştir.
13. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin bozma kararları üzerinearalarında başvurucuların da bulunduğu bazı işçiler tarafından açılan davalarKütahya 2. İş Mahkemesine, bazı davalar da Kütahya 1. İş Mahkemesine tevziedilmiştir.
14. Kütahya 1. İş Mahkemesi bozma üzerine yapmış olduğuyargılama sonucunda 250'den fazla dosyada direnme kararı vermiş olup bukararlar da temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) direnmeüzerine yapmış olduğu 30/9/2015 tarihli inceleme sonucunda davalı kamu tüzelkişiliği ile yapılan hizmet alım sözleşmelerinin içeriği, alt işverenlerindeğişmesine rağmen çalışan işçilerin değişmemesi, alınacak işçilerinunvanlarının şartnamede ayrı ayrı belirtilmesi, alt işverenin ücretbordrolarını tutan bir işçi dışında diğer işçileri sevk ve idare eden işçisininbulunmaması, puantaj kayıtlarının EÜAŞ tarafından belirlenen kişilercetutulması, işe alan ve işten çıkaranın EÜAŞ olması, davacı ve alt işverenşirket işçilerinin asıl işveren EÜAŞ işçileri ile aynı şekilde ve üretimin herbölümünde çalışması, emir ve talimatların EÜAŞ tarafından verilmesi, çalışmaşartlarının ve yıllık izinlerin EÜAŞ tarafından belirlenmesi, alt işverenişçilerinin yapılan iş ve hizmette EÜAŞ tarafından temin edilen ve yinedavalıya ait araçları kullanması gibi nedenleri gözönündetutarak davalı Şirket ile alt işveren arasındaki hizmet alım sözleşmesininmuvazaalı olduğu ve davacıların asıl işveren Şirketin işçisi olduğugerekçeleriyle direnme kararlarını yerinde bulmuştur. HGK, Özel Dairetarafından incelenmeyen diğer temyiz itirazlarının incelenmesi amacıyladosyaları Özel Daireye göndermiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, direnmekararının yerinde bulunması üzerine önüne gelen bu dosyalarda kamu tüzel kişisiolan davalının imzaladığı alt işverenlik sözleşmesinin muvazaa sebebiylegeçersiz ve davacıların da baştan itibaren kamu tüzel kişisinin işçisi olduğuHGK kararıyla kabul edildiğinden uygulama birliği ile hukuki belirlilik veöngörülebilirlik ilkeleri uyarınca bu dosyaları onadığını bildirmiştir.
15. Kütahya 2. İş Mahkemesi ise aralarında başvurucularındosyalarının da bulunduğu 232 dosyada Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12/11/2014tarihli bozma ilamına uyarak davanın reddine karar vermiştir.
16. Başvurucular davanın reddine dair hükümleri temyizetmişlerdir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 16/3/2016 tarihinde yapmış olduğutemyiz incelemesinde, HGK'nın 30/9/2015 tarihlikararıyla muvazaanın varlığı kabul edilmiş ise de 12/11/2014 tarihli bozmakararındaki görüşünü korumasına rağmen hukuki istikrar adına HGK'dan geçen dosyaları onadığına işaret etmiştir. Daire,kendisi tarafından bozulup ilk derece mahkemesince bozmaya uyulması nedeniyle HGK'nın önüne çıkmayan başvurucular ve benzer durumdakidosyalarda ise davalı lehine usule ilişkin müktesep hak oluştuğuna da işaretederek onama kararı vermiştir.
17. Bu arada aralarında başvurucuların vekillerinin de bulunduğuavukatlar tarafından 15/5/2015 tarihli dilekçeyle Yargıtay 7. Hukuk Dairesi veYargıtay 9. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararları arasındaasıl işveren ile alt işveren arasındaki iş ilişkisinin muvazaalı olup olmadığıhususunda içtihat aykırılığı bulunduğu ileri sürülerek içtihadınbirleştirilmesi talep edilmiştir. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu 3/3/2016tarihli ve 74 sayılı karar ile muvazaa iddiasının her somut olayın özelliğinegöre çözümlenmesi gerektiğinden içtihadı birleştirme yoluna gidilmesine gerekolmadığına karar vermiştir.
18. Nihai kararlar 20/6/2016 tarihinde tebliğ edilmiş,başvurucular 12/7/2016, 14/7/2016 ve 18/7/201 tarihlerinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Hakan Altıncan [GK],B. No: 2016/13021, 17/5/2018, §§ 20-36.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 25/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucular Zekeriyya Karaoğlan ve Muharrem AkcaYönünden
21. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan birsebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde başvurunun düşmesine kararverilebilir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması veyorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya dainsan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesinedevam edilebileceği öngörülmüştür (BayramŞahin, B. No: 2013/463, 16/5/2013,§ 16).
22. Başvuru tarihinden sonra ölen başvurucunun mirasçılarınınmakul bir süre içinde başvuruyu devam ettirme yönündeki iradelerini AnayasaMahkemesine bildirmemeleri hâlinde İçtüzük hükümleri uyarınca başvurununincelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatinevarılabilir (İskender Kaya ve diğerleri,B. No: 2014/7674, 23/3/2017, §§ 18-21).
23. Somut olayda başvuruculardan ZekeriyyaKaraoğlan ve Muharrem Akca başvuru tarihinden sonrasırasıyla 3/4/2017 ve 26/3/2018 tarihinde vefat etmiş ancak mirasçılarıbaşvuruya devam etme yönünde iradelerini makul bir süre içindebildirmemişlerdir. Somut olayda başvurunun incelenmesine devam etmeyi gereklikılan ve İçtüzük'ün 80. maddesinin (2) numaralıfıkrasında öngörülen nedenlerden biri de bulunmamaktadır.
24. Açıklanan gerekçelerle başvurucular ZekeriyyaKaraoğlan ve Muharrem Akca'nın başvurusunun düşmesine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer BaşvurucularYönünden
1. Başvurucularınİddiaları
25. Başvurucular; aynı işyerinde benzer koşullarda çalışan-aralarında kendilerinin de bulunduğu- çok sayıda işçi tarafından açılan alacakdavalarının bir kısmının Yargıtay ilgili Dairesinin önceki içtihatlarındanayrılan bir yaklaşım benimsemesi nedeniyle aleyhe sonuçlandığını, ilk derecemahkemesinin bu yaklaşımı kabul etmeyip direnme kararı verdiği davaların ise HGK'nın önceki içtihatlarla uyumlu kararı sonucunda işçilerlehine sonuçlandığını belirterek Anayasa'nın 10., 35. ve 36. maddelerindekiilke ve haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılama kararıverilmesini talep etmiştir.
2. Değerlendirme
26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, eşitlik ilkesi ve mülkiyethakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüşse de iddiaların özünün adilyargılanma hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanmahakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
29. Başvuru konusuna ilişkin ilkeler Anayasa Mahkemesince dahaönce Hakan Altıncankararında ortaya konulmuştur.
30. Buna göre adil yargılanma hakkı uyuşmazlıklarınçözümlenmesinde hukuk devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir.Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukukdevleti, Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedir.
31. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukukgüvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 veE.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012). Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayıamaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem deidare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM,E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).
32. Özellikle aynı somut olay ve hukuksal durumdaki farklıkişilerce açılan davalarda birbiriyle çelişen sonuçlara ulaşılması hukukibelirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşebilir. Anılan ilkelerin birsonucu olarak kamuoyu nezdinde yargıya olan güveni muhafaza etme bakımındanyargı mercilerinin kararlarında belli bir istikrar sağlaması beklenir. Buitibarla içtihat değişikliği tek başına adil yargılanma hakkının ihlalisonucunu doğurmaz ise de bu değişiklik ile benimsenen yeni yaklaşımın benzeruyuşmazlıklarda tutarlı olarak uygulanması gereklidir (Hakan Altıncan, §48).
33. Somut olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumbulunmamaktadır. İçtihat değişikliğine gidilerek benimsenen yeni yaklaşımınuygulanması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde görev alan Daire ve Kurula görefarklı ve birbiriyle çelişkili kararlar ortaya çıkmış, aynı somut olaydankaynaklanan uyuşmazlıklardaki zıt sonuçlar hukuki belirsizliğe yol açmıştır.Daire, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik adına HGK önünden geçen ve davacıişçiler lehine olan kararları onadığını, ancak HGK'dangeçmeyen ve bireysel başvuruya konu olan dosyaları davalı lehine oluşan usuli müktesep hakkı da gözeterek onayladığını bildirmişse de, başvurucular için öngörülemez nitelikte olan bu uygulamanedeniyle bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucunaulaşılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
36. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
37. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğininilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (MehmetDoğan, §§ 57, 58).
38. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
39. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesi ve gerek görülmemesihâlinde ise maddi ve manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır.
40. Anayasa Mahkemesi, istikrarlı olarak uygulanmayan biriçtihat değişikliği sonucunda aynı somut olaydan kaynaklanan uyuşmazlıklarınbirbirine zıt olacak şekilde neticelenmesi hakkaniyete aykırı olduğundan adilyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somutbaşvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
41.Bu durumda adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göreyapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin ekli (3) numaralı tabloda belirtilen dosyalarda yeniden yargılamayapılmak üzere Kütahya 2. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
42. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harcınbaşvuruculara ayrı ayrı, 1.980 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucular Zekeriyya Karaoğlan veMuharrem Akca'nın başvurusunun DÜŞMESİNE,
B. Diğer başvurucular yönünden;
1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
3. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereKütahya 2. İş Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
5. 239,50 TL harcın BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ve 1.980 TL vekâletücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
6. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
C. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 22. Hukuk DairesineGÖNDERİLMESİNE,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE25/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.