TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FERİDUN KAYACAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/1321)
Karar Tarihi: 16/7/2014
R.G. Tarih-Sayı: 22/10/2014-29153
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Serhat ALTINKÖK
Başvurucu
:
Feridun KAYACAN
Vekili
:
Av. Ziya FIRAT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, uzun bir süredenberi tutuklu olduğunu, hakkındaki suç vasfının değişme ihtimalinin olduğunu,tutuklu bulunduğu süre dikkate alındığında tutuklamanın sonlandırılmasıgerektiğini ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğiniiddia etmiş ve tahliye edilerek tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, başvurucutarafından 19/12/2012 tarihinde Adana 8. Ağır CezaMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 11/6/2013 tarihinde başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm, 11/6/2013tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemeninbirlikte yapılmasına karar vermiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular 21/11/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.Adalet Bakanlığı, görüşünü 25/12/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 25/12/2013tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşıbeyanlarını 30/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesinesunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, 3/2/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve Gaziantep Sulh CezaMahkemesinin 4/2/2010 tarih ve 2010/43 sorgu numaralı kararıyla “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunuişlediği iddiasıyla tutuklanmıştır.
9. Derece Mahkemesi,başvurucunun tutukluluk durumunu 19/10/2010,27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012 ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılısuçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesininvarlığı, tutuklu kalınan sürenin, verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olmasıgibi gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
10. Başvurucunun, Adana 8. AğırCeza Mahkemesinin 28/9/2012 tarih ve E.2010/128,K.2012/158 sayılı kararıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61. ve 314.maddesinin (2) numaralı fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesigereğince örgüte üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ilecezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
11. Başvurucu Adana 8. Ağır CezaMahkemesinin 28/9/2012 tarihli tutukluluk halinindevamına ilişkin kararına itiraz etmiş, itirazı Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin7/11/2012 tarih ve 2012/895 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Retkararı başvurucuya 21/12/2012 tarihinde tebliğedilmiştir.
12. Başvurucu 19/12/2012tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. UYAP sistemi üzerinden edinilenbilgiye göre başvurucu derece mahkemesinin 28/9/2012tarihli kararını temyiz etmiştir. Derece Mahkemesince 6136 sayılı Kanun’amuhalefet suçundan başvurucu hakkında kurulan hüküm, temyiz incelemesineticesinde Yargıtay 9. Dairesinin 27/11/2013 tarih veE.2013/9604, K.2013/14412 sayılı kararı ile bozulmuştur.
13. Başvurucu hakkındaki davaAnayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesi sırasında derece mahkemesiönünde derdesttir.
B. İlgiliHukuk
14. 5237 sayılı Kanun’un 82., 86., 106., 109., 116. ve 220. maddeleri.
15. 6136 sayılı Kanun’un 13.maddesi
16. 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 100. maddesi şöyledir:
“Tutuklama nedenleri
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenolguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanıkhakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yeralan;
…
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizincifıkralar hariç, madde 220),
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 16/7/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun19/12/2012 tarih ve 2012/1321 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
18. Başvurucu, uzun bir süredirtutuklu olduğunu, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi AmacıylaBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlaraİlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesihükümleri uygulandığı takdirde hakkında isnat olunan suçun vasfının değişmeolasılığının olduğunu ve bu nedenle temyiz aşamasında beraat etme ihtimalininbulunduğunu, hakkındaki tutukluluk kararının orantısız olduğunu ve adli kontrolhükümlerinin uygulanması gerektiğini, tutukluluk halinin devamına dairkararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu ve hakkında yürütülen yargılamanınadil olmadığını ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlaledildiğini iddia ederek tahliyesini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
19. Başvurucunun, uzun birsüredir tutuklu olduğuna ve tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarınıngerekçelerinin yetersiz olduğuna ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksundeğildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı içinbaşvurunun bu şikâyete ilişkin kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
20. Başvurucu, uzun bir süredirtutuklu olduğunu ve tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarınıngerekçelerinin yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
21. Adalet Bakanlığı görüşünde,başvurucunun, başvuru tarihi itibariyle “mahkûmiyetsonrası hürriyetinden mahrum bırakılmış kişi” statüsünde olduğunu,mahkûmiyet sonrası hürriyetinden mahrum bırakılmasının hukuka aykırıolmadığını, tutukluluk halinin devamına ilişkin itirazların incelenmesiaşamasında hukuk kurallarının yorumlanması yetkisinin Anayasa’da yer alan hakve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve hâkimin takdirinde açıkça keyfilikbulunmadıkça derece mahkemelerine ait olduğunu belirtmiştir.
22. Başvurucu, AdaletBakanlığının görüşüne karşı, derece mahkemesince verilen cezanın infazsüresinin dört yıl sekiz ay olduğunu, derece mahkemesince verilen kararın Yargıtayca bozulduğunu, dört yıldır tutuklu olduğunu, birkişinin gerekçeden tamamen yoksun mahkeme kararıyla tutukluluğununuzatılmasının kabul edilemez olduğunu ve tutukluluğun devamına ilişkin mahkemekararlarında adli kontrol tedbirlerinin yeterince dikkate alınmadığınıbelirtmiştir.
23. Başvurucunun iddialarınınAnayasa’nın 19. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
24. Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrası şöyledir:
“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayıve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarıvardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir.”
25. Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasındaserbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60).
26. Tutukluluk süresinin makulolup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkündeğildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olupolmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmensabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesinibulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Tutukluluğun devamı ancakmasumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınankişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu yararınınmevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B. No: 2013/9895, 2/1/2014,§ 40).
27. Bir davada tutukluluğunbelli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemeleriningörevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tümolayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılmataleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).
28. Tutuklama tedbirinekişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bukişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemekmaksadıyla başvurulabilir. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyorolması, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımındanolmazsa olmaz bir koşuldur. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli birsüreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süregeçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devamettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”ve “yeterli” görüldüğütakdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir.Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısıgibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesindedikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makulolup olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).
29. Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak,serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı vetutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularındasunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olupolmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan birkişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biriveya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadartutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 63-64).
30. Bir kişinin gerekçedentamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılmasıkabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerekbir zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkündeğildir. Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hükümgösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek buçerçevede değerlendirilmemelidir (B. No: 2013/9895, 2/1/2014,§ 45). Ayrıca itiraz veya temyiz merciinin, itiraz veya temyiz incelemesinekonu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda, bunailişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçelikarar hakkına aykırılık teşkil etmez (B. No: 2013/9895, 2/1/2014,§ 46).
31. Makul süreninhesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltınaalındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklamatarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir.Ancak kişinin, tutuklu olarak yargılanmakta olduğu davada mahkumiyetine kararverilmiş ise mahkûmiyet tarihi itibarıyla da tutukluluk hali sona erer (B. No:2012/237, 2/7/2013, §§ 66-67).
32. Tutukluluk süresininhesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerindikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derecemahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmakta ve tutmanınnedeni “ilk derece mahkemesince verilenhükme bağlı olarak tutma” haline dönüşmektedir. Bu bakımdan temyizaşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin değerlendirmesinde göz önündebulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasında bireyin durumu tekrar suçisnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi önünde geçen süredeğerlendirmede dikkate alınacaktır (B. No: 2013/338, 2/7/2013,§ 41).
33. Somut olayda başvurucu 3/2/2010 tarihinde gözaltına alınmış, 4/2/2010 tarihindetutuklanmış, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012 tarihli kararıyla hapiscezası ile cezalandırılmasına ve “… verilen sonuç ceza miktarı itibarıyla sanıkların kaçmaihtimali bulunduğu” gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına kararverilmiştir. İlk defa özgürlüğünden mahrum bırakıldığı 3/2/2010ile derece mahkemesince hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği 28/9/2012tarihleri arasında başvurucu “bir suçisnadına bağlı olarak” tutulmuştur.
34. Başvurucu, derecemahkemesinin mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. İlk derece mahkemesinin karartarihi olan 28/9/2012 ile temyiz incelemesineticesinde Yargıtay tarafından bu kararın bozulduğu 27/11/2013 arasında geçensürede başvurucu, “ilk derece mahkemesinceverilen hükme bağlı olarak” tutulmuştur.Başvurucunun, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı sonrasında tutulması,tutukluluk olarak nitelendirilemez. Temyiz aşamasında geçen süre, tutukluluksüresinin hesabında dikkate alınmamalıdır.
35. Yargıtayın bozma kararı sonrasındabaşvurucunun yargılanmasına derece mahkemesinde devam edilmiştir. Başvurucuhakkındaki dava Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesi sırasındaderece mahkemesi önünde derdesttir. Yargıtayın 27/11/2013 tarihli bozma kararı ile Anayasa Mahkemesincebireysel başvuru incelemesi neticesinde işbu kararın verildiği 16/7/2014arasında başvurucu yeniden “bir suç isnadınabağlı olarak” tutulmuştur.
36. Buna göre başvurucu,özgürlüğünden mahrum bırakıldığı ilk tarih olan 3/2/2010ile Anayasa Mahkemesince bireysel başvuru incelemesi neticesinde bu kararınverildiği 16/7/2014 tarihi arasında, Yargıtay’da temyiz aşamasında geçen 1 yıl1 ay 29 günlük süre çıkarıldıktan sonra, yaklaşık 3 yıl 4 ay boyunca bir suçisnadına bağlı olarak özgürlüğünden mahrum kalmıştır.
37. Derece Mahkemesi,başvurucunun tutukluluk durumunu 19/10/2010,27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012 ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılısuçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesininvarlığı, tutuklu kalınan sürenin verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olmasıgibi gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
38. Somut olayda başvurucu sonolarak Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012tarihli tutukluluk halinin devamına ilişkin kararına itiraz etmiş, itirazı “…atılı suçun CMK 100 ve devamı maddeleri kapsamındaolması, verilen sonuç ceza miktarı ile sanıkların kaçma ihtimali bulunduğu”gerekçesiyle reddedilmiştir.
39. Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak,serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı vetutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularındasunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olupolmadığı göz önüne alınmalıdır.
40. Somut olayda, DereceMahkemelerince verilen tutukluluğa itiraz ve itirazın reddine dair kararlarıngerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin tutukluluğun devamının hukukauygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olmadığıve aynı hususların tekrarı niteliğinde olduğu görülmektedir. Somut olaydakitutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğusöylenemez. İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucununözgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate alındığında söz konusu tutukluluksüresi makul olarak değerlendirilemez.
41. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun “tutukluluğun makul süreyiaştığı” ve “tutukluluğun devamınailişkin kararların gerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündekiiddialarına ilişkin olarak Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 sayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
42. 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimiyapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hükümaltına alınmıştır.
43. Başvuruda, Anayasa’nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
44. Başvurucu, uğradığı zararkarşılığında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu,uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesineherhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminatahükmedebilmesi için, başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar iletazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir. Anayasa Mahkemesineherhangi bir belge sunmayan başvurucunun maddi tazminat talebi reddedilmelidir.
45. Başvurucuya, özgürlük vegüvenlik hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle telafiedilemeyecek ölçüdeki manevi zararının varlığı ve somut olayın özelliklerinidikkate alarak takdiren 3.000,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
46. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
47. Kararın bir örneğinin ilgilimahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
1. “Tutukluluğun makul süreyi aştığı” ve “tutukluluğun devamına ilişkin kararlarıngerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündeki iddialarının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Diğer iddialarının KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
16/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.