TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FERİDE KAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2365)
Karar Tarihi: 20/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Feride KAYA
Vekili
:
Av. Elvan OLKUN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltısonrasında adli muayene için gidilen hastanede doktorlar tarafından "Darp ve cebir izine rastlanmadı."şeklinde gerçeğe aykırı rapor verilmesi ve doktorlar hakkında görevi kötüyekullanma suçundan açılan davanın zamanaşımından düşmesi nedeniyle işkence vekötü muamele yasağı, adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/3/2013 tarihinde Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca 26/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 25/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin birörneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
6. Bakanlık tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş 2/7/2015 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını15/7/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleriile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerdoğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
1. Başvurucuya İsnat Edilen Suç Kapsamında Yapılan İşlemler
8. Başvurucu, yasadışı örgütüyelerine yardım yapma suçu şüphesiyle 27/9/2002tarihinde gözaltına alınmış 29/9/2002 tarihinde tutuklanarak Çorum Kapalı Cezaİnfaz Kurumuna gönderilmiştir.
9. Anılan suç nedeniylebaşvurucu hakkında Ankara 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi 21/2/2003tarihli ve E.2002/148, K.2003/20 sayılı kararıyla üç yıl dokuz aylık hapiscezasına hükmetmiş, başvurucu aynı tarihte tahliye edilmiştir. Mahkûmiyeteilişkin hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
10. Başvurucu ülkeyi terketmiş 24/6/2004 tarihinde Avusturya Cumhuriyeti’neiltica talebinde bulunmuş ve talebi kabul edilmiştir. Başvurucu hâlen AvusturyaCumhuriyeti’nde ikamet etmektedir.
11. Ankara 11. Ağır CezaMahkemesince anılan karar ve infaz dosyası 5/7/2012tarihinde yürürlüğe giren 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un 74. ve 85.maddeleri ile getirilen değişiklikler açısından uyarlama yapılması amacıylayeniden ele alınmıştır.
12. Mahkemenin 9/11/2012 tarihli ve E.2012/167, K.2012/247 sayılı kararıylabaşvurucunun iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş,anılan hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
2. Başvurucunun Kötü Muamele İddiaları Üzerine Yapılanİşlemler
a. Kötü Muamele İlişkin İddialar
13. Başvurucu 16/12/2002 tarihinde avukatı aracılığıyla Savcılığa verdiğidilekçede; gözaltında bulunduğu süre içinde sağ elinin parmaklarına ve sağ ayakparmaklarına elektrotlar bağlanmak suretiyle elektrik verildiğini, sağ kolununişkence nedeniyle tutmaz hâle geldiğini, gözaltında kaldığı süre boyuncagözlerinin bağlandığını, kimseyle görüştürülmediğini, iç çamaşırıyla kalacakşekilde kıyafetlerinin çıkarıldığını, uyutulmadığını, saçından çekilereksürüklendiğini, damlayan suyun altında tutulduğunu, çıplak ayaklarına botlarlabasıldığını, ağır hakaretler maruz kaldığını ve tehdit edildiğini beyanetmiştir.
14. Soruşturma aşamasında 21/2/2003 tarihinde müşteki sıfatıyla ifadesi alınanbaşvurucu; gözaltında iken üç gün boyunca soyularak ve elektrik verilerekişkenceye maruz kaldığını, oğlunu öldürmekle tehdit edildiğini, kendisindentanımadığı kişiler hakkında bilgi istendiğini, gözleri bağlı olduğu içinişkence edenlerin kim olduklarını bilmediğini, Çorum Devlet Hastanesinegittiklerinde işkence gördüğünü beyan ettiğini, işkence nedeniyle hâlen kolunukullanamadığını ifade etmiştir.
15. 28/6/2003tarihinde Savcılık talimatına binaen Gazi Polis Merkezinde alınan ifadesindebaşvurucu, Çorumda Jandarma tarafından gözaltına alındığını ve dört güngözaltında kaldığını, üçüncü gün Savcılığa çıkarılacağı için doktoragötürüldüğünü, doktor koluna ne olduğunu sorduğunda işkence gördüğünü beyanettiğini ancak doktorun kendisi hakkında rapor düzenlemediğini, daha sonratekrar karakola götürüldüğünü, bir gün daha gözaltında kaldıktan sonraSavcılığa çıkarıldığını, Savcılığa çıkarılmadan önce işkence gördüğünüsöylememesi için oğlunu öldürmekle ve daha çok işkence yapmakla tehditedildiğini, korktuğu için Savcıya ya da başka birine işkence gördüğünüsöylemediğini, Savcının koluna ne olduğunu sorması üzerine kendiliğindenolduğunu söylediğini beyan etmiştir.
16. Başvurucu; AvusturyaCumhuriyeti Federal Adalet Bakanlığı aracılığıyla 26/2/2007tarihinde aldırılan ifadesinde komşusundan aldığı para dolu çantayı bir başkakişiye teslim ettiğini, bu nedenle göz altına alındığını, kayıtların 27-29Eylül arasını göstermesine karşın gerçekte 4 gün nezarethanede kaldığını,karakola götürülürken yolda araçtan indirilerek dövüldüğünü ve tecavüz iletehdit edildiğini, bu kişilerin sivil polis memurları olduklarını vekimliklerini gösterdiklerini, ilk önce bir jandarma karakoluna daha sonra dahastaneye götürüldüğünü, daha sonra dört gün hücrede tutulduğunu, elbiseleriçıkarılarak elektrik ve basınçlı su ile kendisine işkence edildiğini, kolundave omzunda kırıklar meydana geldiğini, askerde olan oğlunu öldürmekle tehditedildiğini, dört gün sonra doktora götürüldüğünü, tehdit edildiği için doktoraherhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını söylediğini, Ceza İnfaz Kurumunasevk edildikten sonra ağrılara dayanamadığını, kendisini tekrar hastaneyegötürdüklerini, burada röntgen çekildiğini ve omzunda kırıklar olduğununsöylendiğini ancak kendisi hakkında rapor düzenlenmediğini, daha sonra birhâkim önüne çıkarıldığını, işkenceden bahsettiğinde rapor olmadan bir şeyyapılamaz cevabı aldığını, hakkında hapis cezasına hükmedildiğini Türkiye’denayrılarak Avusturya’ya kaçtığını beyan etmiştir.
b. Başvurucunun İddiaları Kapsamında AlınanDoktor Raporları
17. Başvurucu hakkında ÇorumDevlet Hastanesinden 27/9/2002 tarihinde gözaltıgirişinde, 28/9/2002 tarihinde gözaltı süresinin uzatılması nedeniyle ve29/9/2002 tarihinde gözaltı çıkış işlemleri nedenleriyle adli rapor istenmiş;yapılan muayeneler sonucu, başvurucunun hastaneye sevk evrakının üzerine “Darp ve cebir izine rastlanmadı.” şeklindekayıt düşülmüştür.
18. Başvurucunun Ceza İnfazKurumuna sevkinin ardından 1/10/2002 tarihinde ÇorumDevlet Hastanesine sevk edildiği anlaşılmaktadır. Sevk kâğıdına işlenen cildiyeraporunda sağ kolda ekimoz bulunduğu, ortopedikmuayenesinin ise normal olduğu belirtilmektedir.
19. Başvurucunun, Ceza İnfazKurumunda kaldığı süre içinde birkaç kez fizik tedavi ve rehabilitasyon(FTR) ile ortopedi polikliniklerine sevkinin yapıldığı ve başvurucuya yumuşakdoku travması teşhisi konduğu anlaşılmaktadır.
20. 17-19/12/2002tarihlerinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan nöroloji,nöroşirurji, FTR ve ortopedi konsültasyon raporlarındaözetle başvurucunun; sağ üst ekstremiteyi ağrınedeniyle kaldıramadığı, pasif hareketleri ve omuz eklemi abduksiyonununkısıtlı olduğu, omuz elevasyonunu ağrı nedeniyleyerine getiremediği tespit edilmiştir. 29/1/2003tarihli nöroşirurji konsültasyonu muayene kaydında; hastanın tekrardeğerlendirildiği, sağ omuz abduksiyon kısıtlılığımevcut olduğu, sağ omuz MR’ında rotatorcuffrüptürü saptandığı, servikalx-ray’de dejeneratifdeğişikler görüldüğü belirtilmiştir.
21. Başvurucu tahliyeolduktan sonra 4/3/2003 tarihinde Türkiye İnsanHakları Vakfı İstanbul Temsilciliği’ne başvurmuş, hakkında 18/6/2003 tarihlisağlık raporu düzenlenmiştir. Anılan raporda, sağ el 1. parmak arkada 0.2x0.2cm boyutlarında ortası soluk, kenarları hiperpigmentedairesel biçimde nedbe dokusu, sağ omuz ekleminde 0º abdüksiyon,20º fleksiyon, 0º ekstansiyonhareketi yapabildiği, sağ dirsek ekleminde dış rotasyonda hafif kısıtlılıktespit edilmiş, sağ omuz ekleminde saptanan supraspinatustendon rüptürü ve rotator kaf parsiyelrüptürünün kaba dayak ve elektrik işkencesi öyküsüyleuyumlu olduğu, sağ el 1. parmakta saptanan nedbe dokusunun biyopsiyapılmadığından elektrik işkencesi öyküsüyle uyumu konusunda net bir kararavarılamayacağı tespiti yapılmış; başvurucuda ayrıca travmasonrası stres bozukluğu tespit edilmiştir.
22. Adli Tıp KurumuBaşkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından 9/2/2009 tarihinde, daha önce alınansağlık raporları değerlendirilerek düzenlenen raporda özetle 2/10/2002tarihinde cezaevinden sevk sonucu düzenlenen raporda sağ kolda tespit edilen ekimozun ebadı, rengi, şekli, kolun hangi bölümünde olduğugibi ayrıntılı bir tarif bulunmadığından ne zaman oluştuğuna ilişkin tıbbengörüş bildirilemeyeceği, söz konusu ekimozun sert ve künt bir cismin doğrudan havalesi ile oluşabileceği gibikişinin sağ kolunu sert bir cisme çarpması ya da çarptırılması ile deoluşabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığı, 23/10/2002 tarihindeyapılmış muayene sonucunda hangi bölge olduğu belirtilmeden yumuşak dokutravması tanısı konduğu, 17/12/2002 tarihinde Ankara Numune Hastanesitarafından yapılan muayenede sağ omuz hareketlerinin ağrılı ve kısıtlıolduğunun saptandığı, 23/1/2003 tarihinde çekilen sağ omuz MR’ındarotator cuff’ta parsiyel rüptürle uyumlu sinyaldeğişikliklerinin saptandığının bildirildiği ancak anılan MR teminedilemediğinden kurulca incelenemediği, anılan bulgunun akut bir travma ile oluşabilmesi mümkün olduğu gibi kişinin kendindemevcut kronik dejenerasyona bağlı olarak da gelişebileceği, akut bir travmasonucunda oluşması durumunda çok ağrılı olacağı ve ciddi hareket kısıtlılığıyapacağı tıbben bilindiğinden, kişinin gözaltı sürecinden 3 gün sonra 2/10/2002tarihinde yapılan ortopedik muayenenin normal bulunması dikkate alındığındaolay tarihinden yaklaşık 4 ay sonra çekilen MR da tespit edildiği bildirilen,omuzdaki rotator cuffyırtığının gözaltı sürecinde oluştuğunun kesin tıbbi delilleri bulunmadığı,kişinin kurul tarafından yapılan 16/6/2003 tarihli muayenesinde ve gerekgözaltı gerek cezaevinde bulunduğu süre içerisinde yapılan muayenelerdevücudunda elektrik girişine delil teşkil edecek herhangi bir lezyon izsaptanmadığı, 26/12/2002 tarihli EMG’nin normal bulunması dikkate alındığındakişiye gözaltı sürecinde elektrik verildiğine ilişkin kesin tıbbi delilinbulunmadığı; kişinin gerek insan hakları vakfında yapılan gerekse 16/6/2003tarihinde kurulca yapılan muayenesinde tespit edilen post travmatikstres bozukluğunun, maruz kalındığı iddia edilen travma sonrasındagelişebileceği gibi gözaltı şartları ya da cezaevinde geçirdiği süreç sonucundada ortaya çıkabileceği, mevcut verilerle bunlar arasında tıbben ayrımyapılamadığı bildirilmiştir.
23. Başvurucu vekilinin 2.İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapora itiraz etmesi üzerine Adli TıpGenel Kurulundan rapor düzenlenmesinin istendiği ancak başvurucu hazıredilmeden rapor düzenlenemeyeceği şeklinde cevap alındığı anlaşılmıştır.
24. İstanbul ÜniversitesiTıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Polikliniği tarafından 24/4/2009 tarihindebaşvurucu vekilinin talebi üzerine düzenlenen değerlendirme raporunda; hastanıngözaltı muayene raporlarının tıbbi standartlara uygun olmadığı, tanıeksikliğine neden olduğu ve tıbbi uygulama hatası olarak değerlendirilmesigerektiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporunda bulgular tanımlanmaklabirlikte bütünlüklü bir değerlendirme ve yorumun yapılmadığı, gözaltından üçgün sonra başlayan ve tekrarlanan muayene ve tetkikler sonucunda saptanan sağomuzda morluk, omuz bölgesinde bağ ve koruyucu dokularda yırtıklar, sıvıbirikimi, kemik dokuda ezik, omuz hareketlerinde kısıtlık, boyun omurlarında düzeleşme ve travma sonrası stresbozukluğunun işkence öyküsüyle yüksek düzeyde uyumlu olduğu kanaatibildirilmiştir.
25. İstanbul ÜniversitesiCerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından 1/7/2011tarihinde düzenlenen raporda; başvurucunun 27-29/9/2002 tarihlerinde yapılanadli muayenelerin ilgili prosedüre ve 20/9/2000 tarihli Sağlık Bakanlığıgenelgesine uygun olarak yapılmaması nedeniyle tıbbi açıdan güçlüklerin ortayaçıktığı, başvurucunun fiziksel ve ruhsal bulgularının İstanbul Protokolüçerçevesinde işkence hikâyesi ile uyumlu olduğu, bulgular bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde düşmeden ziyade darp ve cebir sonucu meydana gelmişoldukları sonucuna varıldığı, fiziksel ve ruhsal yaralanmaların basit tıbbimüdahale ile giderilebilir ölçüde olmadığı, başvurucunun sağ omzundaki ezilmeve yırtığın kesin oluşum tarihinin tıbbi olarak belirlenemeyeceği kanaatibildirilmiştir.
26. Kocaeli Üniversitesi TıpFakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 23/11/2011tarihli bilimsel değerlendirme raporunda; sağ omuzda morluk, omuz bölgesindebağ ve koruyucu dokularda yırtıklar, sıvı birikimi, kemik dokuda ezik, omuzhareketlerinde kısıtlık, boyun omurlarında düzleşme ve travmasonrası stres bozukluğunun işkence öyküsüyle yüksek düzeyde uyumlu olduğukanaati bildirilmiştir.
c. Kamu Görevlileri Hakkında Yapılan Adliİşlemler
i. Soruşturma Aşaması ve Açılan Davalar
27. Başvurucunun 16/12/2002 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınaverdiği dilekçe üzerine soruşturma açılmış, isnat edilen suç yerinin Çorumolması nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 21/2/2003 tarihli kararıylayetkisizlik kararı verilerek dosyanın Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmesi kararı verilmiştir.
28. Çorum CumhuriyetBaşsavcılığının 12/12/2003 tarihli ve E.2003/3747sayılı iddianamesi ile iki jandarma görevlisi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun243, 31, 33. maddeleri, 28/9/2002 ve 29/9/2002 tarihli adli muayene raporlarınıdüzenleyen doktorlar M.A. ve F.S. hakkında ise Türk Ceza Kanunu’nun 240.maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
ii. Sanık ve Tanık Anlatımları
29. Doktor M.A. Savcılıktarafından 13/11/2003 tarihinde şüpheli sıfatıylaalınan ifadesinde özetle başvurucuyu hatırlayamadığını ancak belirtilen raporunkendisine ait olduğunu, acil serviste çalışmakta olduğunu, adli vakalarlailgili adli rapor istendiğinde yoğunluktan dolayı gelen kişinin beyanını esasalarak muayenesini yaptıklarını, eğer gelen kişi vücudunun görünmeyenkısımlarına ilişkin şikâyette bulunmazsa buna göre rapor düzenlediklerini ancaksiyasi ya da önemli suçlarla ilgili bir adli rapor talep edildiğinde kesinlikletam olarak muayene yaptıklarını, başvurucunun siyasi suç nedeniyle gelmesinedeniyle muayenesini tam olarak yapmış olması gerektiğini, polis ya dajandarmayı muayene yaparken kesinlikle dışarı çıkardıklarını, darp cebir izigördüğü kimseye kesinlikle darp cebir yoktur şeklinde rapor düzenlemediğini,başvurucunun yaralanmalarının kendisinin muayene tarihinden sonraki süreçtemeydana gelmiş olabileceğini beyan etmiştir.
30. Doktor F.S. 4/12/2013 tarihinde Savcılık tarafından şüpheli sıfatıylaalınan ifadesinde özetle; adli rapor için gelindiğinde kişinin genel vücutmuayenesini yaparak gerekli raporu düzenlediğini, mesleğinde gerekli titizliğive hassasiyeti gösterdiğini, daha önce böyle bir suçlamayla karşılaşmadığını,suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
31. Doktor M.A. kovuşturmaaşamasında 4/3/2004 tarihinde verdiği savunmasındaözetle Savcılık ifadesi aşamasında vakayı hatırlayamadığını, daha sonradüşündüğünü ve vakaları incelediğini, adı geçen kişiyi ve yaptığı muayeneyihatırladığını, anılan kişiyi (başvurucu) usulüne uygun olarak muayene ettiğini;başvurucunun, duvara çarpası nedeniyle kolunda hareket kısıtlığı olduğunu beyanettiğini fakat muayenesinde herhangi bir bulguya rastlamadığını, olay yeniolduğu için birkaç gün sonra bulguların ortaya çıkabileceğini ve böyle birdurum olursa yeniden muayene yaptırmasını önerdiğini, Savcılık ifadesinde biryanlış anlaşılma olduğunu, adli muayeneleri mutlaka usulüne uygun ve kapısıkapalı muayene bölümünde yaptıklarını, başvurucunun da tüm vücut muayenesiniyaptığını darp ve cebir izine rastlamadığını beyan etmiştir. Başvurucuvekilinin sorusu üzerine kişiyi tamamen soyarak değil, sırasıyla tüm vücutbölgeleri görülecek şekilde elbiseleri kaldırarak muayene ettiklerini ifadeetmiştir.
32.Doktor F.S. kovuşturma aşamasında verdiği savunmasında özetle suç tarihindeÇorum Devlet Hastanesi Acil servisinde görevli olduğunu, adli konularda raporiçin gelen kişinin genel vücut muayenesini yaparak adli raporunu tanzimettiğini, olaya ilişkin yazdığı raporda adı geçen Feride Kaya'yı adli raporiçin genel vücut muayenesi yaptığını ve raporuna darp ve cebir izinerastlamadığından raporunu bu şekilde verdiğini, bu şekilde kendisinin ÇorumDevlet Hastanesinde yüzlerce rapor verdiğini ve hiçbir şekilde şikâyete rastlamadığını,meslek hayatında sıkıntı olmaması için meslek kurallarına riayet ettiğini,raporunu gördüğü şeyler hakkında verdiğini, olmayan bir şey hakkında rapordüzenleyemeyeceğini zaten bunun suç olduğunu bildiğini, müştekinin iddiasınınyersiz olduğunu, suçu kabul etmediğini beyan etmiştir.
33. Kovuşturma aşamasında 23/2/2006 tarihli duruşmada tanık sıfatıyla beyanı alınanF.Y özetle anılan dönemde hastanede hemşire olarak görev yaptığını, başvurucuyuhatırladığını, doktor M. tarafından kendisi ve G.T. adlı bir başka hemşireninbulunduğu ortamda muayene yapılarak rapor düzenlendiğini, Jandarmalarınkoridorda beklediklerini, kendisinin başvurucunun soyunmasına giyinmesineyardımcı olduğunu, herhangi bir morarma şişlik benzeri bir şey görmediğini, başvurucunundoktora kolunu oynatamadığını söylediğini, doktorun harici muayene yaptığını,herhangi bir şey tespit edemediğini, şikâyetleri geçmezse fizik tedaviyebaşvurabileceğini söylediğini beyan etmiştir.
34. Kovuşturma aşamasında 11/5/2006 tarihli duruşmada tanık sıfatıyla beyanı alınanG.K. özetle Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu dönemde başvurucunun yanında ikikişi ile birlikte Ceza İnfaz Kurumuna getirildiğini, başvurucunun oldukça kötüdurumda olduğunu, vücudunun çeşitli yerlerinde kollarında ve omuzlarında aşırımorarmalar olduğunu, parmak uçlarında morartılar olduğunu, günlük olağanişlerini dahi yapamadığını, banyosunu arkadaşlarının yaptırdığını, gelen diğeriki kişide herhangi bir iz olmadığını beyan etmiştir.
35. Kovuşturma aşamasındatanık sıfatıyla beyanı alınan M.C. özetle kendisinin anılan tarihte ÇorumKapalı Cezaevinde hükmen tutuklu olduğunu, başvurucunun işlemiş olduğu siyasibir suç nedeniyle kendi koğuşlarına geldiğini, başvurucu koğuşa geldiğindearkadaşı hükümlü M.B. ile konuştuğunu ve M.B.ninbaşvurucunun vücudunda, kolları ve bacaklarının dizden aşağı kısımlarındamorarmalar olduğunu, gece uykusunda bağırdığını ve karakolda işkence gördüğünükendisine söylediğini, başvurucu ile karşılıklı konuşmadığını ancakbaşvurucunun karakolda iken vücuduna elektrik verildiğini söyleyip durduğunadair konuşmaları duyduğunu beyan etmiştir.
36. Kovuşturma aşamasındatanık sıfatıyla beyanı alınan M.B. özetle anılan tarihlerde Çorum Cezaevindehükümlü olarak bulunduğunu, aradan epey zaman geçtiğini, hatırladığı kadarıylao tarihte tutuklanarak cezaevine getirilip kendi koğuşlarına konan başvurucununbir kolunda, bacağında çok az bir morarma olduğunu, bu durumu kendisinesormadığını, önce yatağına oturduğunu, suçunun ne olduğunu sorduklarında siyasidediğini, muhtemelen bir ağrısı olması nedeniyle sızlanmaya başladığını, kolunututtuğunu, o sırada yanında bulunan M.C.ninne oldu diye sorduğunu, başvurucunun polisler bana işkence yaptı dediğini,müştekinin banyo yapmak istediğini, diğer hükümlü M.C. ile birlikte başvurucuyubanyo yaptırmak üzere banyoya götürdüklerini, müştekinin sadece kolunda veayağında morarma olduğunu, elbiselerini çıkardığında kolunda ve ayağında mevcutolan çok hafif morarma dışında vücudunun diğer bölgelerinde herhangi birmorarma görmediklerini beyan etmiştir.
iii. Kovuşturma Aşaması Sonucunda VerilenKararlar
37. Çorum Ağır CezaMahkemesi, 24/11/2011 tarihli ve E.2003/311,K.2011/332 sayılı kararıyla sanık savunmaları, müşteki ve tanık beyanları,İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'nun 9/2/2009 tarihli2008/73785-5789 sayılı raporu ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp FakültesiAdli Tıp Anabilim Dalı'nın 1/7/2011 tarih 2011/176-sayılı raporudeğerlendirerek başvurucunun gözaltında kaldığı 27/9/2002 - 29/9/2002 tarihleriarasında kötü muameleye maruz kaldığı hususunun kabulünün gerektiği ancakkatılana kötü muamelede bulunan kişilerin sanık jandarma S.K. ve N.Ş. olduğunadair tam bir kanaat oluşmadığı, bu hususun şüpheli kaldığı anlaşıldığından“Şüpheden sanık yararlanır.” evrensel ilkesi gereğince sanıkların üzerlerineatılı suçtan ayrı ayrı beraatlarına, sanık doktorların üzerlerine atılı görevikötüye kullanmak suçunun sanık lehine olan zamanaşımı süresinin 7 yıl 6 ayolduğu, suç tarihinin 29/9/2002 tarihi olduğu gözönünealındığında karar tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolduğunu belirterekdavanın ortadan kaldırılmasına hükmetmiştir.
38. Yargıtay 8. CezaDairesi, 12/12/2012 tarihli ve E.2012/29974,K.2012/37883 sayılı ilamıyla sanık doktorlar yönünden hüküm fıkrasında yer alan"ortadan kaldırılmasına" ibaresi çıkarılıp yerine "kamu davasının düşürülmesine"denilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına, sanık jandarma görevlileriyönünden hükmün bozulmasına karar vermiştir.
39. Anılan karar başvurucuya27/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
40. Başvurucu 29/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
41. Sanık doktorlar yönündenzamanaşımı nedeniyle düşme kararı kesinleşmiş olup yargılama, sanık jandarmagörevlileri S.K. ve N.Ş. yönünden devam etmektedir.
B. İlgiliHukuk
42. 13/03/1926tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 240. maddesi şöyledir:
“Yasada yazılı hallerden başka hangi nedenleolursa olsun görevini kötüye kullanan memur derecesine göre bir yıldan üç yılakadar hapsolunur. Cezayı hafifletici nedenlerinbulunması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis ve her iki halde ikibin liradan onbin liraya kadarağır para cezasiyle cezalandırılır. Ayrıcamemuriyetten süreli veya temelli olarak yoksun kılınır.”
43. 765 sayılı mülgaKanun’un 102. maddesi şöyledir:
“Kanundabaşka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukukuamme davası:
4-Beşseneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahudsürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyetcezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene,
… geçmesile ortadankalkar.”
44. 765 sayılı mülgaKanun’un 104. maddesi şöyledir:
“…
Eğermüruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruruzaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak busebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
45. Mahkemenin 20/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
46.Başvurucu; gözaltında iken ifade vermesi amacıyla işkenceye tabi tutulduğunu,gözaltı sonrasında zorunlu adli muayene için götürüldüğü hastanede doktorlartarafından "Darp ve cebir izinerastlanmadı." şeklinde gerçeğe aykırı rapor verildiğini,doktorlar hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düştüğünü belirterekişkence ve kötü muamele yasağı, adil yargılanma hakkı ve etkili başvuruhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yargılamanın yenilenmesi, tazminat veadli yardım talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
47. Anayasa Mahkemesi,olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıpolay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkinolarak devletin etkili soruşturma yapma sorumluluğu kapsamında, yargılamasüreci değerlendirileceğinden başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkinanılan şikâyetleri ile etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkı ile ilgili ayrıcabir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiş; başvurunun tamamının işkence vekötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Adli Yardım Talebi Yönünden
48. 12/1/2011tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30/4/2013 tarihli ve 28633sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren6459 sayılı Kanun’un 22. maddesi ile değişik 334. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor durumadüşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamenödeme gücünden yoksun kimselerin, iddia ve savunmalarında taleplerinin açıkçadayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilecekleridüzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 337. maddesinin (3) numaralı fıkrasında iseadli yardımın daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamayacağıbelirtilmiştir.
49. Somut olaydabaşvurucunun, dilekçesinde adli yardım talebinde bulunduğunu belirtmiş olmasınakarşın bireysel başvuru harcını yatırdığı tespit edilmiştir. Bireysel başvuruyolunda harç dışında başvurucu tarafından ödenmesi gereken yargılama gideribulunmamaktadır.
50. Açıklanan gerekçelerlebaşvuru harcının yatırılmış olması ve adli yardımın daha önce yapılan giderlerikapsamaması nedeniyle başvurucunun bireysel başvuru yönünden adli yardım talebihakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
2. Kabul Edilebilirlik Yönünden
51. Başvurunun incelenmesineticesinde başvurucunun, işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
52. Anayasa’nın 17.maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
53. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi şöyledir:
“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı cezaveya muamelelere tabi tutulamaz.”
54. Başvurucu; gözaltındaiken ifade vermesi amacıyla işkenceye tabi tutulduğunu, gözaltı sonrasındazorunlu adli muayene için götürüldüğü hastanede doktorlar tarafından "Darp ve cebir izine rastlanmadı."şeklinde gerçeğe aykırı rapor verildiğini, doktorlar hakkında açılan davanınzamanaşımı nedeniyle düştüğünü belirterek işkence ve kötü muamele yasağınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
55. Bakanlık görüşünde,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) konu hakkındaki içtihatlarına veyargılama sürecine yer verilerek takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğubelirtilmiştir.
56. Başvurucu, Bakanlıkgörüşüne karşı sunduğu beyan dilekçesinde sanık doktorların soruşturma veyargılama aşamalarında görevlerinden alınmadıklarını ve herhangi bir disiplincezası da uygulanmadığını vurgulamış; başvuru dilekçesindeki iddialarını tekrarladığınıbeyan etmiştir.
57. Başvurunun, işkence suçuisnat edilen asıl failler yönünden değil gerçeğe aykırı rapor düzenledikleriisnat edilen doktorlar hakkında ve zamanaşımı nedeniyle düşme kararıyla sonaeren yargılama süreci ile sınırlı olduğu dikkate alındığında incelemeninişkence ve kötü muamele yasağı kapsamında etkili soruşturma yükümüyle sınırlıyapılması gerektiği açıktır.
a. Genel İlkeler
58. Devletin, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkıkapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün bir boyutunu oluşturan usulyükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her türlü fiziksel ve ruhsalsaldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmekdurumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırılarıönleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamugörevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda, bunların sorumluluklarıaltında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, § 110).
59.Buna göre bireyin, bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak veAnayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi,“Devletin temel amaç ve görevleri” kenarbaşlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili resmîbir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasınısağlamaya elverişli olmalıdır. Şayet bu olanaklı olmazsa bu madde, sahip olduğuöneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devletgörevlilerinin fiili dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunankişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır. Bazen yeterli soruşturma yapılmamışolması bile tek başına kötü muamele teşkil edebilecektir. Bu bağlamda, şikâyetyapıldığında ya da şikâyet yapılmasa bile işkence veya kötü muamele olduğunugösteren yeterli belirtiler olduğunda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsızbiçimde kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütünolarak etkili olması gerekir (Tahir Canan,§ 25).
60. Bir olayda usul yükümlülüğünün gerektirdiği soruşturma türünün, bireyin maddi vemanevi varlığını koruma hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai biryaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 55).
61. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine vecezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturmamakamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumlularıntespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötümuamele iddialarının gerektirdiği soruşturma; bağımsız, hızlı ve derinlikli birşekilde yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetleöğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarınıtemellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdırlar (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).
62. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, kişinin maddi ve manevi varlığına ilişkinbir ölüm ya da yaralama olayında mevzuat hükümlerinin etkili bir şekildeuygulanmasını ve sorumluların tespit edilerek hesap vermelerini sağlamaktır. Bubir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.Dolayısıyla bu kapsamda açılmış olan tüm davaların mahkûmiyetle ya da belirlibir ceza kararıyla sonuçlanması zorunluluğu bulunmamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 127). Ancakusul yükümlülüğünün bir unsuru olarak sorumlulara fiilleriyle orantılı cezalar verilmelive mağdur açısından uygun giderim sağlanmalıdır.
63. Kötü muameleye ilişkinşikâyetler hakkında yapılan soruşturma söz konusu olduğunda yetkililerin hızlıdavranması önemlidir. Bununla birlikte belirli bir durumda bir soruşturmanınilerlemesini engelleyen sebepler ya da zorlukların olabileceği de kabuledilmelidir. Ancak kötü muameleye yönelik soruşturmalarda; hukuk devletinebağlılığın sağlanması, hukukaaykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesininengellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin verilmemesi vekamuoyunun güveninin sürdürülmesi için yetkililer tarafından soruşturmanınazami bir hız ve özenle yürütülmesi gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 117).
64. AİHM, bir devletgörevlisinin işkence veya kötü muameleyle suçlandığı durumlarda “etkili başvuru”nun amaçları çerçevesindecezai işlemlerin ve hüküm verme sürecinin zamanaşımına uğramamasının ve genelaf veya affın mümkün kılınmamasının büyük önem taşıdığına işaret etmiştir.Ayrıca AİHM, soruşturması veya davası süren görevlinin görevinin askıyaalınmasının ve şayet hüküm alırsa meslekten men edilmesinin önemine dikkatçekmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 121; Abdülsamet Yaman/Türkiye, B. No: 32446/96, 2/11/2004, § 55).
b. Genel İlkelerin Olaya Uygulanması
65.Başvurucu, gözaltında iken ifade vermesi amacıyla işkenceye tabi tutulduğunu,gözaltı sonrasında zorunlu adli muayene için götürüldüğü hastanede doktorlartarafından "Darp ve cebir izinerastlanmadı." şeklinde gerçeğe aykırı rapor verildiğini vedoktorlar hakkında bu nedenle açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düştüğünübelirterek işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ilerisürmektedir.
66. Devletin kontrolüaltında bulunan kişilere yönelik tıbbi muayenelerin sağlanması, kötü muameleyekarşı önemli tedbirlerden birini oluştururken (Türkan/Türkiye,B. No: 33086/04, 18/9/2008, § 42) bu muayenelerinusulüne uygun olarak yapılması ve raporların usulüne uygun düzenlenerek gereklimercilere sunulması, kötü muamele iddialarının soruşturulması ve sorumlularıntespiti ile cezalandırılmalarının sağlanması yönünden vazgeçilmez bir önemesahiptir.
67. AİHM; BM GenelKurulu’nun 4 Aralık 2000 tarihli 55/89 sayılı kararıyla tavsiye edilen İşkenceya da Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya daCezalandırmanın Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelenmesi İlkeleridoğrultusunda işkence ya da kötü muamele soruşturmalarında yer alan tıpdoktorlarının her zaman en yüksek etik standartlara uygun olarak hareket etmesigerektiğini ve muayenelerin doktorun denetimi altında, gizlilik içinde vegüvenlik güçleri ve diğer devlet görevlilerinin mevcut olmadığı bir ortamdayapılması gerektiğini belirtmektedir (OsmanKarademir/Türkiye, B. No: 30009/03, 22/7/2008, § 53)
68. Yine tüm sağlık personeli, çalışma şartlarına bakılmaksızın muayeneve tedavi etmeleri istenen insanlara bakmak temel göreviyle yükümlüdür.Profesyonel bağımsızlıklarından taviz vermemeleri ve raporlarında kötümuameleye dair tüm kanıtları açıkça belirterek tarafsız delil sunmalarıgerekmektedir. (Osman Karademir/Türkiye, §54)
69. AİHM ayrıca tüm tıbbimuayenelerin polis memurlarının duyamayacakları ve tercihen göremeyecekleri birmesafede gerçekleştirilmelerine yönelik Avrupa Konseyi İşkencenin ve İnsanlıkDışı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) standardına atıftabulunmakta, muayene sonuçlarıyla beraber tutuklunun ilgili ifadeleri vedoktorun teşhislerinin doktor tarafından resmî biçimde kaydedilmesi gerektiğinibelirtmektedir (Akkoç/Türkiye, B. No: 22947/93-22948/93, 10/10/2000, §118; Mehmet Eren/Türkiye, B. No:32347/02, 14/10/2008, § 40).
70. Tıbbi muayenelerin önemive standartlarına ilişkin ilkeler dikkate alındığında işkence ve kötü muameleiddialarının soruşturulmasında, sağlık personelinin ihmali ya da görevi kötüyekullanmasına yönelik iddialarının da asli failler hakkında yürütüleceksoruşturmalara ilişkin etkin soruşturma standartlarında gerçekleşmesigerekmektedir. Soruşturma kavramı, Ceza Muhakemesi Hukuku kapsamındaki soruşturmakavramıyla sınırlı olmayıp soruşturma izni verilmesine ilişkin yapılan öninceleme, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının tamamını kapsamaktadır.
71. Somut olayda, başvurucuhakkında Çorum Devlet Hastanesi’nde düzenlenen 27-29/9/2002tarihleri arasında düzenlenen adli muayene raporlarında başvurucunun vücudundadarp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir.
72. Çorum Devlet HastanesiCildiye Polikliniği tarafından düzenlenen 2/10/2002tarihli adli muayene raporunda ise sağ kolda ekimozolduğu belirtilmiştir.
73. Başvurucu tutuklandıktansonra avukatının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği 16/12/2002tarihli dilekçede, başvurucunun gözaltında kaldığı süre içerisinde işkenceyemaruz kaldığı belirtilmiştir. İşkence bulgularının tespit edilebilmesi içinbaşvurucunun hastaneye sevk edilmesi talebi üzerine başvurucu 17/12/2002 tarihinde Ankara Numune Hastanesi’ne sevkedilmiştir. Ankara Numune Hastanesi’nin 17-19/12/2002ve 29/1/2003 tarihli muayenelerde başvurucuda bir takım bulgular saptanmıştır(bkz. §19).
74. 21/2/2003tarihinde başvurucunun Ankara Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadesi alınmış26/2/2003 tarihinde suç yerinin Çorum ili olması nedeniyle yetkisizlik kararıverilerek soruşturma dosyası Çorum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
75. Çorum CumhuriyetBaşsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 12/12/2003tarihinde doktorlar hakkında adli görevde yetkiyi kötüye kullanmak, Jandarmagörevlileri hakkında ise gözaltındaki zanlıya suçunu söyletmek için kötümuamele yapmak suçundan kamu davası açılmıştır.
76. Çorum Ağır CezaMahkemesince 12/12/2003 tarihinde başvurucununifadesinin alınması için talimat yazılmış ancak başvurucunun adresindebulunamaması nedeniyle ifadesi alınamamıştır.
77. BaşvurucununAvusturya’da olduğunun ancak 2006 yılında tespit edilebilmesi üzerinebaşvurucunun ifadesinin alınması için talimat yazılmış, tercüme işlemleri veyazışmaların tamamlanması sonucu başvurucunun ifadesi ancak 9/10/2007tarihinde Mahkemeye ulaşmıştır.
78. Mahkeme 20/11/2007 tarihinde Adli Tıp Kurumundan rapor talebindebulunmuş, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesince düzenlenen rapor 9/2/2009tarihinde Mahkemeye sunulmuştur. Başvurucu vekilinin anılan rapora itirazetmesi üzerine bu kez Adli Tıp Genel Kurulundan rapor istenmiş ancakbaşvurucunun ülke dışında olması ve muayene için hazır bulundurulamayacağınınbildirilmesi nedeniyle rapor düzenlenemeyeceği belirtilmiştir.
79. 26/4/2011tarihinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan rapor istenmiş,anılan Kurumca 1/7/2011 tarihli rapor düzenlenerek Mahkemeye sunulmuştur.
80. 24/11/2011tarihinde, doktorlar yönünden zamanaşımı süresinin 7 yıl 6 ay olduğu dikkatealınarak zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiştir.
81. Yukarıda açıklanansüreçte başvurunun ülke dışında bulunması ve gerek ifade alımı gerekse adli tıpraporu alınması için hazır bulunmaması neticesinde yargılama sürecindegecikmelerin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda açıklananilkeler doğrultusunda; zamanaşımı süreleri dikkate alınarak yargılamanın hızlıyürütülebilmesi için bir takım önlemler alınıp alınamayacağı, dosyadahâlihazırda mevcut sağlık raporları ve beyanlar doğrultusunda hükme gidilipgidilemeyeceği gibi hususların değerlendirilmesi gerekirken isnat edilen suç tarihindenyaklaşık 9 yıl 2 ay sonra (1 yıl süren Savcılık soruşturması ve yaklaşık 8 yılsüren kovuşturma aşamasının akabinde) zamanaşımı nedeniyle düşme kararıverildiği anlaşılmaktadır. Anılan kararın Yargıtay tarafından onanarakkesinleşmesi de yaklaşık 1 yıl sürmüştür.
82.İşkence ve kötü muamele iddialarının hızlı bir şekilde yürütülmesi ve yürütülencezai işlemlerin zamanaşımına uğramasına imkân verilmemesi; hukuk devletinebağlılığın sağlanması, hukukaaykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesininengellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin verilmemesi vekamuoyunun güveninin sürdürülmesi bakımından önem taşımakta ve etkilisoruşturma yükümlülüğünün temel unsurlarından birini oluşturmaktadır (bkz. §62, 63). Somut başvurudeğerlendirildiğinde anılan yükümlülüğün yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
83. Açıklanan nedenlerleAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü devletin etkilisoruşturma yapma usul yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
4. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesinin Uygulanması
84. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şu şekildedir:
“(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
85. Başvurucu, Anayasa’nın17. maddesinin ihlali nedeniyle yeniden yargılama ve 35.000 TL manevi tazminatahükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
86.Başvuru konusu olayda Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının usulboyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmış, zamanaşımı süresinin dolmasınedeniyle yargılamanın yenilenmesine hükmedilmesinde hukuki yarar bulunmadığı,başvurucunun yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevizararı karşılığında somut olayın özellikleri ve diğer sanıklar yönünden devameden yargılama süreci dikkate alınarak başvurucuya net 20.000 TL manevitazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
87. Dosyadaki belgelerdentespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.998,35 TLyargılama giderlerinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Adli yardım talebine ilişkinkarar verilmesine YER OLMADIĞINA,
B. Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasının ihlaline ilişkin şikâyetlerin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 17. Maddesiüçüncü fıkrasında güvence altına alınan devletin etkili soruşturma yapma usulyükümlülüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvurucuya net 20.000 TLmanevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerininREDDİNE,
E. 198,35 TL harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin ÇorumAğır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE
20/1/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.