TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FERDİ KOÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3398)
Karar Tarihi: 6/4/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Ferdi KOÇ
Vekili
:
Av. Kadir ARIKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturulduğu ve kaçakçılık suçlarının işlendiği iddiasıyla açılan kamudavasının makul sürede sonuçlandırılamaması, Yargıtay 7. Ceza Dairesincezamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılması nedeniyleaklanılamaması iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/5/2013 tarihinde Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/11/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Birinci Bölüm tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğininAdalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesinin(2)numaralı fıkrası uyarınca içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğudeğerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenilmeden başvurunun incelenmesine kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu ve diğer on beş şüpheli hakkında Mersin CumhuriyetBaşsavcılığının 30/1/2004 tarihli ve 2004/485-40 sayılı iddianamesi ve17/3/2004 tarihli ve 2004/485-40 sayılı ek iddianameyle "kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturma ve kaçakçılık" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamudavası açılmıştır.
7. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi 25/10/2011 tarihli veE.2004/50, K.2011/432 sayılı kararı ile başvurucunun "kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturma"suçundan beraatine, başvurucu hakkında "kaçakçılık" suçundan açılan kamudavasının ise zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar vermiştir.
8. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin4/3/2013 tarihli ve E.2012/9621, K.2013/5192 sayılı ilamı ile başvurucuhakkında 30/1/2004 ve 17/3/2004 tarihli iddianameler ile teşekkül hâlindekaçakçılık suçundan dolayı dava açılmış olması karşısında eylem tek olduğuhâlde iki ayrı suçtan dava açılmış gibi eylemin bölünerek hem beraat hemzamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verilmesinin Kanun'a aykırıgörüldüğü gerekçesiyle hükmün bozulmasına ancak suç tarihinde yürürlükte bulunanve lehe hükümler içeren 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk CezaKanunu'nun 102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 104.maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen zamanaşımı süresi dolduğundan başvurucuhakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasınakarar verilmiştir.
9. Karar, başvurucuya 2/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
10. Başvurucu 15/5/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
11. 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı mülga Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 5. maddesinin birincive ikinci fıkraları, 765 sayılı mülga Kanun’un 102. maddesinin birincifıkrasının (4) numaralı bendi ile 104. maddesinin ikinci fıkrası.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
12. Mahkemenin 6/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
13. Başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülensoruşturma kapsamında 30/1/2004 tarihli iddianame ve 17/3/2004 tarihli ekiddianame ile "kaçakçılık suçunuişlemek amacıyla teşekkül oluşturma ve kaçakçılık" suçlarınıişlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açıldığını, Mersin 1. Ağır CezaMahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen hüküm üzerine Yargıtay 7. CezaDairesince zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına kararverildiğini, makul sürede yargılama yapılmadığını, yargılamanın uzun sürmesinedeniyle ticari itibarının zedelendiğini ve aklanamadığını belirterekmasumiyet karinesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
14. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğindebaşvurunun, kovuşturmaya konu eylemden dolayı yapılan yargılamanın makul süredesonuçlanmadığı ve Yargıtayca beraat kararınınonanması yerine dava zamanaşımı nedeniyle hakkındaki kamu davasınındüşürülmesine karar verilerek masumiyet karinesinin ihlali ile ilgili olduğuanlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun tüm iddiaları mahkemeye erişim vemakul sürede yargılanma hakları ile ilişkili görülerek bu kapsamda değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
15. Başvuru konusu olayda başvurucu ve diğer on beş şüphelihakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2004 tarihli iddianamesi ve17/3/2004 tarihli ek iddianame ile “kaçakçılıksuçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarınıişledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Yargılamanın yapıldığı Mersin 1.Ağır Ceza Mahkemesi, tüm delilleri değerlendirerek 25/10/2011 tarihli kararıile başvurucunun “kaçakçılık suçunu işlemekamacıyla teşekkül oluşturmak” suçunu işlediği yönünde mahkûmiyetineyeterli her türlü kuşkudan uzak, kesin, inandırıcı, somut delil eldeedilemediği ve suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin (2) numaralı fıkrasının(e) bendi gereğince beraatine; başvurucu hakkında “kaçakçılık” suçundan açılan kamudavasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar vermiştir.
16. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesincebaşvurucunun temyiz itirazları incelenmiş ve 4/3/2013 tarihli ilam ile suçakonu fiilin tek olduğu ve bunun da teşekkül hâlinde kaçakçılık suçu olduğubelirtilerek iki ayrı suçtan dava açılmış gibi fiil bölünerek hem beraat hemzamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verilmesinin Kanun’a aykırı olduğugerekçesiyle hükmün bozulmasına ancak suç tarihinde yürürlükte bulunan 765sayılı mülga Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile104. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zamanaşımı süresi dolduğundan başvurucuhakkında açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
17. Adil yargılanma hakkı, suçlanan kişiye davasının mutlakadevam etmesini isteme hakkı tanımaz; suçlanan kişiye hakkındaki isnadın birhâkim, bir mahkeme tarafından karara bağlanmasını isteme hakkı tanır (Deweer/Belçika, [BD], B. No: 6903/75, §§ 48-49). Bubakımdan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi, cezadavalarının mutlaka bir mahkûmiyet ya da beraat hükmü ile sonuçlandırılmasınıisteme hakkını içermez (Ramazan Yıldız, B. No: 2014/2354, 16/10/2014, § 30).
18. 765 sayılı mülga Kanun'un 117. maddesi uyarınca gerek davagerek ceza zamanaşımı resen tatbik olunur ve bundan ne sanık ne de mahkûmvazgeçer. Kanun koyucu, ilk derece mahkemelerinin iş yükünün artmaması içinsanıklara zamanaşımını ret hakkı tanımamıştır.Ayrıcabaşvurucu hakkında verilen "düşme" kararı, herhangi bir suçlayıcıveya cezai ifade barındırmamakta ve başvurucunun adli siciline işlenmemektedir(Ramazan Yıldız, § 31).
19. Açıklanan nedenlerle başvurucunun zamanaşımı nedeniyle kamudavasının düşmesine karar verilmesi sonucu aklanamadığı yönündeki iddiasınayönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul SüredeSonuçlandırılamadığına İlişkin İddia
20. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında açılankamu davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
22. Bakanlık makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarınailişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
23. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp(Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makulsürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergünve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
24. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken kriterlerdir (GüherErgün ve diğerleri, §§ 41–45).
25. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarıncakişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul süredekarara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, cezakanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukununkuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızınkendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B.E., B. No: 2013/625, 9/1/2014, § 31).Başvuru konusu olayda kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturduğuve kaçakçılık suçlarını işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında soruşturmabaşlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar 4926 sayılı mülgaKanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 5. maddesinin birincifıkrasında hapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Buçerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B.E.,§ 32).
26. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasınınyetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiğiarama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anı ya da kamu davasınınaçıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih, Mersin CumhuriyetBaşsavcılığınca başvurucu hakkında kamu davasının açıldığı 30/1/2004'tür. Cezayargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak kararabağlandığı tarih olup somut başvuru açısından bu tarih, Yargıtay tarafındanzamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği 4/3/2013'tür (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, §35).
27. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesindeMersin Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2004 tarihli iddianamesi ve 17/3/2004tarihli ek iddianame ile kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturdukları ve kaçakçılık suçlarını işledikleri iddiasıyla başvurucu vediğer on beş şüpheli hakkında kamu davası açıldığı tespit edilmiştir. Mersin 1.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada başvurucu ve diğer sanıklarınsavunmaları ile tanık beyanlarının alındığı, gümrük müfettişi raporları vekaçakçılığa konu eşyaya ilişkin bilirkişi raporları incelenerek 25/10/2011tarihli karar ile başvurucunun kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak suçundan beraatine, başvurucu hakkındakaçakçılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadankaldırılmasına karar verildiği belirlenmiştir. Başvurucunun temyizi üzerineYargıtay 7. Ceza Dairesinin 4/3/2013 tarihli ilamı ile hükmün bozulmasına ancakzamanaşımı süresi dolduğundan başvurucu hakkında açılan kamu davasının ortadankaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
28. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialardaha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafındanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B.E., §§ 23-41; Ersin Ceyhan, §§ 24-40).
29. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gerekenusul işlemlerinin niteliği, başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunuortaya koymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuruaçısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve sözkonusu dokuz yıl bir aylık yargılama süresinde makul olmayan bir gecikmeninolduğu sonucuna varılmıştır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
32. Başvurucu 250.000 TL tazminatın ödenmesi talebindebulunmuştur.
33. Başvuruda adil yargılanma hakkı kapsamında makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
34. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin 9 yıl 1 aylıkyargılama süresi dikkate alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığındabaşvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
35. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 198,35 TL harçtan ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığa GÖNDERİLMESİNE,
6/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.