TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FERİHAN SARI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7261)
Karar Tarihi: 12/1/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
Ferihan SARI
Vekili
:
Av. Canan TİPİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; boşanma davasında usul ve yasaya aykırı olarakverilen yetki itirazının reddine dair kararın tebliğ edilmemesi, sözlüyargılama aşamasına geçileceğinin bildirilmemesi ve hakkaniyete aykırı biçimdedüşük miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi ile yoksulluk nafakası talep etmeimkânının da ortadan kaldırılması nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile maddive manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/5/2014 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/12/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık herhangi bir görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri, başvuruya konu yargılama dosyası ileyerel Mahkemeden istenen bilgi ve belgeler çerçevesinde tespit edilen ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucuya karşı İzmir 1. Aile Mahkemesinin 2010/939 Esassayılı dosyası ile 1/10/2010 tarihinde M.M. tarafından boşanma davasıaçılmıştır. Tarafların 4/5/2010 tarihinde Edirne'de evlendikleri, başvurucunun1959, davacının 1929 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır.
8. 4/10/2010 tarihinde düzenlenen tensip zaptıyla davacı tarafaduruşma günü; başvurucuya ise dava dilekçesi ve eklerinin duruşma günü ilebirlikte açıklamalı davetiye ile tebliğine, dava dilekçesi ve duruşma günününbaşvurucuya tebliğinden itibaren 10 gün içinde ilk itirazları ile birlikte esashakkındaki cevaplarını ve varsa karşı delillerini Mahkemeye bildirmesine veyargılamanın 9/12/2010 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.
9. 9/12/2010 tarihinde yapılan duruşmada meşruhatlıdavetiyenin tebliğ edilemediği görülmüş, duruşmaya katılan davacı vekilininbaşvurucunun yeni adresini bildireceğini beyan etmesi üzerine duruşma29/12/2010 tarihineertelenerek aşağıdaki şekildekarar verilmiştir:
"1-Davacının delil vebelgelerini dosyaya ibrazına,
2-Davalınınadresi davacı tarafça bildirilipmasrafı verilince duruşma günü beklenmeden alo post ile davalıya tebliğintamamlanmasına,
3-Tebliğ işlemi yapılırsa davacı konuyu iyibilen iki tanığını hazır ettiğinde dinlenmesine..."
10. Davacı vekili 9/12/2010 tarihinde yapılan duruşmanınardından bir adres belirtmiş ancak 29/12/2010 tarihinde yapılan duruşmayatekrar sadece davacı vekili katılmış, davalıya gönderilen tebligatın bila tebliğ edildiği görülmüştür.
11. Davacı vekili 29/12/2010 tarihinde yapılan duruşma esnasındatekrar başka bir adres belirtmiş ve masrafını yatırarak belirtilen adresetebligat çıkarılmıştır. Duruşma 8/2/2011 tarihine ertelenmiştir.
12. 8/2/2011 tarihinde yapılan duruşmada tebligatın henüzdönmediği görülerek duruşmanın 22/2/2011 tarihine ertelenmesine kararverilmiştir.
13. 22/2/2011 tarihinde de duruşmaya yalnızca davacı vekilikatılmış; başvurucunun davadan haberdar olduğunu ve telefon numaralarındankayıtlı adres çıkması durumunda tebligat yapılmasını, aksi takdirde 19/1/2011tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kanun'la değişikTebligat Kanunu hükümlerine göre tebligat yapılmasını talep etmiştir.
14. Davacının talebi kabul edilerek kendisi tarafındanbildirilecek cep telefonu numaralarından başvurucunun adresininaraştırılmasına, adresin bulunması hâlinde duruşma günü beklenmeden tebligatçıkarılmasına, ayrıca ilgili bilişim ağı sistemlerinden de adres araştırmasıyapılmasına ve yargılamanın 23/3/2011 tarihine ertelenmesine karar verilmiştir.
15.Davacı vekilinin katıldığı, 23/3/2011 tarihli duruşmada,yazılan müzekkerelerin cevaplarının gelmediği görülmüş, başvurucunun tebliğadresi bulunamadığı takdirde tebligat hükümleri çerçevesinde tebliğ hususunundüşünülmesine ve yargılamanın 20/4/2011 tarihine ertelenmesine kararverilmiştir.
16. 20/4/2011 tarihinde yapılan duruşmada; ilgili GSMoperatöründen gelen, 25/3/2011 tarihli yazı üzerine belirtilen adrese tebligatçıkarılmasına karar verilmiş ve duruşma 24/5/2011 tarihine ertelenmiştir.
17. 24/5/2011 tarihinde yapılan duruşmada henüz dönmediğianlaşılan tebligat evrakının beklenmesine ve duruşmanın 9/6/2011 tarihineertelenmesine karar verilmiştir.
18. Bir sonraki duruşmada da tebligat evrakının dönmediğiningörülmesi üzerine Mahkeme Kalemi tarafından söz konusu tebligatın akıbetininaraştırılmasına ve tebligatın beklenmesine karar verilmiş, duruşma 21/6/2011tarihine ertelenmiştir.
19. 10/6/2011 tarihinde PTT veritabanındansorgulama yapılmış, dava dilekçesinin ve tensip zaptının başvurucuya 28/5/2011tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
20. Başvurucu, eşinin kendisine karşı açtığı bu dava sebebiyle6/6/2011 tarihinde İstanbul Barosuna bağlı bir avukatla vekâlet sözleşmesiyapmıştır.
21. 21/6/2011 tarihinde başvurucu ile başvurucunun avukatınınkatılmadığı celsede cevap dilekçesinin ve ilgili vekâletin süresi içindeMahkemeye sunulduğu görülmüş, başvurucunun yetki itirazı hakkında davacıitirazda bulunmuştur. Mahkeme, yetki konusundaki delillerini bildirmesi içindavacıya süre vermiş; davacının ikamet adresini Mahkemeye bildirmesiyle deilgili muhtarlığa yazı yazılarak tarafların söz konusu ikametgâh durumlarınınve ne zamandan beri oturduklarının sorulmasına karar verilmiştir. Ayrıca başvurucuyada yetki konusundaki delillerini sunmak için üç günlük kesin süreli meşruhatlı davetiye çıkarılmasına ve duruşmanın 14/7/2011tarihine ertelenmesine karar verilmiştir.
22.Başvurucu vekiline söz konusu duruşma zaptı 6/7/2011tarihinde tebliğ edilmiştir.
23. Davacının Mahkemeye bildirmiş olduğu adresin bağlı olduğuMuhtarlığa, duruşma sırasında alınan ara kararı gereği 24/6/2011 tarihindemüzekkere yazılarak davacının ikamet durumu ile ilgili bilgi istenmiştir.
24. 14/7/2011 tarihinde yapılan ve taraf vekilleri ile davacınınkatıldığı duruşmada; müzekkerenin tebliğinin yapılamadığı görülmüş veMuhtarlığın isminin değiştiğinin davacı tarafça bildirilmesi nedeniyle aynımüzekkerenin tekrar yazılmasına, başvurucu vekilinin duruşma sırasında yetkikonusundaki delil ve belgelerin muhabereden (İstanbul'dan) gönderdiğinisöylemesi üzerine bu konudaki belgelerin beklenmesine, duruşmanın 14/9/2011tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.
25. Bir sonraki duruşmaya yine taraf vekilleri ve davacıkatılmıştır. Muhtarlığa yazılan yazının adres kapalı olduğundan iade edilmesiüzerine davacı tarafın ilgili muhtarın ismini bildirmesi sebebiyle bu seferMuhtarlığın bulunduğu yerdeki polis karakolu aracılığıyla bilgi istenmiş,duruşma 25/10/2011 tarihine bırakılmıştır. Polis karakolundan istenen yazı21/10/2011 tarihinde Mahkemeye ulaşmıştır.
26. 25/10/2011 tarihinde açılan duruşmaya başvurucu vekilimazeret bildirerek katılmamıştır. Mahkeme mazereti kabul etmiştir.Başvurucunun, Küçükçekmece Nöbetçi Mahkemesi yoluyla Mahkemeye sunduğudilekçesinde müşterek ikametgâh adresinin Edirne'ye alındığı bildirilmiştir.Bunun üzerine Mahkeme, İzmir'deki Muhtarlıktan davacının ikametgâhını aldırıpaldırmadığı, hangi tarihten itibaren ikametgâhında oturduğu, taraflarınbirlikte oturup oturmadıklarına ilişkin bilgi istemiştir. Edirne'dekiMuhtarlıktan ise başvurucuya ait ikamet ilmuhaberininçıkartılarak gönderilmesini, ayrıcahangi tarihtenberi başvurucunun bu adreste oturduğu ile ikametgâhını hangi tarihte belirtilenadrese aldığı hususlarının tespitini istemiştir.
27. 29/11/2011 tarihli duruşmada, Edirne'ye yazılan yazınıncevabının beklenmesine ve davacı tarafa yetki konusundaki iki tanığını birsonraki celsede hazır etmesine karar verilmiştir.
28. 15/12/2011 tarihinde davacı tanıklarının ifadesi alınmış ve Edirneye yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına kararverilmiştir. 31/1/2012 ve 16/2/2012 tarihlerinde yapılan duruşmalarda daEdirne'ye yazılan müzekkerenin cevabının beklenmesine karar verilmiştir.
29. 13/3/2012 tarihinde yapılan duruşmaya başvurucu vekili aynıgün İstanbul'daki bir mahkemede duruşması olması nedeniyle mazeret beyan ederekkatılamayacağını faks yoluyla bildirmiş, duruşma gününü Ulusal Yargı AğıBilişim Sistemi'nden (UYAP) öğreneceğini belirtmiştir. Mahkeme mazereti kabuletmiştir. Duruşma sonunda alınan karar şu şekildedir:
" 1- 05/12/2011 tarihli muhtarlık yazısıile 21/10/2011 tarihli zabıta yazılarının mukayeseleri yapıldığında yasalikametgahlarının Edirne olmakla ve taraflar kendi rızaları ile ayrı şehirlerdeyaşamaya başladıklarından ve 12 yıldır da iş kurup İzmirdeyerleşmekle yetki itirazlarının reddine, davalıya bu durumun tebliğine,
2-Davacı taraf konuyu iyi bilen iki tanığını hazır ettiğinde dinlenmesine,ayrıca tüm tanıkları için 25 er TL tanıklıkücreti ve öncelikle dinleteceği bu iki tanıklar için7,00 'arTLtebligat masraflarını vermesine, öncelikle dinleteceği iki tanık şehirdışındalar ise talimat masraflarını vermesine, bu hususta iki haftalık kesinsüre verilmesine (kesin mehilin hüküm ve neticeleri hatırlatıldı), öncelikledinleteceği tanıklarını sonraki celsede hazır etmediği ve tüm tanıkmasraflarını da vermediği takdirde talebinden vazgeçmiş sayılacağı ihtarınınyapılmasına,(yapıldı) (Öncelikle dinleteceği ikitanığının hangileri olduğunu tanık-delil listesinde imzası ile belirtmesine)
3- Davalı vekilinin mazeretinin kabulüneduruşma gününü UYAP tan öğrenmesine."
30. 28/3/2012 tarihinde yapılan duruşmaya sadece davacı ve onunvekili katılmıştır. Davacının gösterdiği tanıkların dinlenilmesine kararverilmiştir. Tanıkların dinlenilmesinden sonra tarafların boşanmalarına kararverilmiştir. 28/3/2012 tarihli ve E.2010/939, K.2012/288 sayılı kararıngerekçesi şu şekildedir:
" Davalı taraf her ne kadar yetkiitirazında bulunmuş ise de 21/10/2011 tarihli Gültepe Polis Merkezi Amirliğiyazısı ile ekindeki 05/12/2011 tarihli Zeybek Mahallesi Muhtarlığının yazısıile 12 yıldır davacının İzmir'de oturduğunun bilgisayar kayıtlarında mevcutolduğu bildirildiği, her ne kadar tarafların yasal ikametgahları Edirne ise de taraflarınkendi rızaları ile ayrı şehirlerde yaşamayabaşladıkları anlaşılmakla davalının yetki itirazının reddine karar verilmesigerekmiştir.
Dosya içeriğine,toplanandelillere,tarafların ve dinlenen tanıklarınbeyanlarına göre, tarafların evlilik birliğinin başından itibaren uyumsağlayamadıkları, sürekli olarak tartıştıkları ve dinlenen davacı tanığı K. A.'ın davalı kadının devamlı kocasınabağırıpkötü davranışlarda bulunduğunu duyduğunu ve diğer davacı tanığı S.E.'in de hanımın kocasına devamlı bağrışma sesleri,hakaret küfürler ettiği ve kadının kocasının buna iyi dayandığını beyanetmesinden de bu tartışmalara komşularının dahi şahit olduğu, taraflarınsürekli sürtüşme halinde olup her iki tarafın da birbirlerine karşı olan saygıve sevgilerini yitirdikleri,yaklaşık 1,5 seneden beride tarafların farklı illerde yaşadıkları ve evlilik birliğinin devam etmediğianlaşılmakla eşler arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığıanlaşılmakla tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerektiği sonuç vekanaatine varılmıştır."
31. Gerekçeli karar, başvurucu vekiline 2/5/2012 tarihindetebliğ edilmiş ve karar, süresi içinde temyiz edilmiştir. Başvurucu; temyizdilekçesinde özetle, tanıkları sunmak için süre verilmediğini, delillerleilgili avansın dosyaya yatırıldığını, Mahkeme kararının gerekçesinde davacınıntanıklarının ifadesinden başka hiçbir şeyin yer almamış olmasından dolayıdelillerini sunamadığının açık olduğunu, Edirne Muhtarlığından gelen yazıdananlaşılacağı üzere evlenmeden önce müşterek ikametgâhın Edirne'ye alındığını,hâlen davacının Edirne'de ikamet ettiğini, Mahkemenin yetkisiz olduğunu, sosyalve ekonomik durumun araştırılmasına gerek görülmeden nafakaya hükmedildiğiniileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
32. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 28/1/2013 tarihli ve E.2012/15605,K.2013/1966 sayılı kararla hükmün bozulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.Gerekçenin ilgili kısmı şu şekildedir:
" Kesin yetki kuralının sözkonusu olmadığı hallerde mahkemelerin yetkisineyönelik itirazlar,ilkitirazlardan olup (6100 s. HMK. m.116/1-a)bu husus,mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden ön sorunlar gibi incelenir ve kararabağlanır. (6100 s. HMK. m.117/3) Hakim, ön sorunhakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder. (6100 s. HMK. m.164/3)Görüldüğü gibi yetki itirazı hakkında verilen arakararının ilgilisine tebliğinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Belirtilenyasal kurala uyulmadan davalının yokluğunda hüküm kurulması savunmayı vedavanın sonucunu etkileyen önemli bir usul hatası olup bozmayı gerektirmiştir.(6100 s. HMK. m.371/1-ç)"
33. Bozma üzerine yargılamaya devam olunmuş, bozma kararınauyulup uyulmamasına duruşmada karar verileceği belirtilerek taraflara duruşmagününü belirtir davetiye ile tensip zaptı tebliğ edilmiştir.
34. 30/4/2013 tarihli duruşmaya sadece davacı vekilikatılmıştır. Duruşma sonunda bozma ilamına uyulmasına, yetkiye itirazın reddinedair kararın davacıya tebliğine ve davalıya esas hakkında beyanları ile delilve belgelerini sunmak üzere iki haftalık süre verilmesine karar verilerekduruşma 30/5/2013 tarihine ertelenmiştir.
35. 9/5/2013 tarihinde davacı vekili 100 TL gider avansıyatırmıştır. 30/4/2013 tarihli duruşma zaptına ilişkin tebligatın başvurucuyayahut vekiline yapılmadığı Anayasa Mahkemesi tarafından gözlemlenmektedir.
36. 30/5/2013 tarihindeyapılan duruşmaya sadece davacı vekili katılmıştır. Duruşma sonundabaşvurucunun sosyal, içtimai ve ekonomik durumu için müzekkere yazılmasınakarar verilerek duruşma 9/7/2013 tarihine ertelenmiştir.
37. Aynı gün Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvurucununsosyal ve ekonomik durumu ile ilgili müzekkere yazılmıştır. Ancak müzekkeredebelirtilen adres ile dava dilekçesinin tebliğ edildiği adres farklı olupmüzekkerede belirtilen yer,MerkezîNüfus İdaresi Sistemi'nde (MERNİS) yer alan ancak, dava dilekçesinin ilk baştatebliğ edilemediği adreslerden biridir (bkz. § 9). Müzekkere cevabındabaşvurucunun adreste bulunamaması nedeniyle istenen bilgiler ikmaledilememiştir. Ayrıca 30/5/2013 tarihli duruşma zaptının yine başvurucuya yahutvekiline tebliğ edilemediği gözlenmektedir.
38. 9/7/2013 tarihinde yapılan duruşmaya sadece davacı vekilikatılmış ve duruşma sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
39. Mahkemenin 9/7/2013 tarihli ve E.2013/227, K.2013/538 sayılıkararının gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINAkarar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememizce dosya yeniden2013/227 esasına kaydı yapılarak duruşma açılmış, davalının sosyal, içtimai,ekonomik durumu için müzekkere yazılmış ancak adreste bulunamadığından ikmaledilememiş, asgari ücretten gelirinin olduğunun kabulü ile bozmaya uyularak yetkiitirazının tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmakla eski kararımız gibi taraflarınboşanmalarına, tarafların sosyal, içtimai, ekonomik durumu, davalının adresindebir türlü bulanamayışı dikkate alınarak davalıya 100 TL dava tarihindenitibaren tedbir nafakası bağlanmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıdaanlatılan olay,delil ve gerekçeye dayanılarak,
1-Yetki itirazının tebliğ edilmiş olması,eksikliğin tamamlandıktan sonra davanın usul yönünden bozulduğu anlaşıldığındaneski kararımız gibi İzmir ili Konak ilçesi ... nüfusa kayıtlı, Edirne. .. doğumlu, ... vatandaşlıknumaralı M.M. ile aynı yerde ... no: 24 de nüfusakayıtlı ... kızı, ... doğumlu, ... vatandaşlık numaralı (evlenerek ... 40 bireysıra numarasından gelen kızlık soyadı SARI olan) Ferihan ...'ın BOŞANMALARINA, tarafların sosyal, içtimai, ekonomikdurumu, davalının adresinde bir türlü bulunamayışı dikkate alınarak davalıtarafa 100 TL dava tarihinden itibaren tedbir nafakası bağlanmasına,
...
Dair açık yargılama sonunda kararıntebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzereverilen karar, davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulenanlatıldı."
40. Gerekçeli kararın başvurucu vekiline tebliğinden sonrakarar, başvurucu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesindeözetle, davanın öncelikle Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle bozulmasıgerektiği, yetki itirazının reddine ilişkin ara kararının yine tebliğ edilmedenve sadece davacı tanıklarının gerçek dışı beyanlarıyla hüküm kurulduğu,ekonomik durumun araştırılmadan karar verildiği, başvurucunun geçim sıkıntısıçektiği, davanın en başından itibaren taraflar arasında geçimsizlik olmadığı,uzmana sevk edilmeyi talep ettikleri, Mahkemenin bu hususu değerlendirmeyealmadığı ve cevap dilekçesinde tanıklarını dinleteceğinin belirtildiği, Mahkemetarafından bu konuda herhangi bir karar verilmediği belirtilerek hükmünbozulması istenmiştir.
41. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 4/12/2013 tarihli veE.2013/23524, K.2013/28557 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.
42. Başvurucu, onama kararının tebliğinden sonra temyizdilekçesini tekrarlayarak kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
43. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 11/3/2014 tarihli veE.2014/3263, K.2014/5380 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
44. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin karar 21/4/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
45. Başvurucu 20/5/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
46. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 447. Maddesinin ikinci fıkrası şu şekildedir:
"(2) Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılanyollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturanmaddelerine yapılmış sayılır."
47. 9/1/2003 tarihli ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un "Usul hükümleri" başlıklı 7. maddesi şöyledir:
"Aile mahkemeleri, önlerine gelen dava veişlerin özelliklerine göre, esasa girmeden önce, aile içindeki karşılıklısevgi, saygı ve hoşgörünün korunması bakımından eşlerin ve çocukların karşıkarşıya oldukları sorunları tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü,gerektiğinde uzmanlardan da yararlanarak teşvik eder. Sulh sağlanamadığıtakdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında karar verilir.
(Mülga ikinci fıkra: 14/4/2004-5133/3 md.)
Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmakkaydıyla, bu Kanunda hüküm bulunmayan konularda Türk Medenî Kanununun ailehukukuna ilişkin usul hükümleri ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleriuygulanır."
48. 6100 sayılı Kanun'un 451. maddesi şu şekildedir:
"(1) Bu Kanun 1/10/2011tarihinde yürürlüğe girer."
49. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 18/6/1927tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 23. maddesişöyledir:
“Salahiyettar olm[a]yan bir mahkemede aleyhine dava ikame olunan kimse esasagirişmezden evvel bu bapta itirazda bulunmazsa o mahkemenin salahiyetini kabuletmiş addolunur. Şu kadar ki munhasıran iki tarafınarzularına tabi olmıyan mesailbundan müstesnadır. Mahkeme bu nevi davalarda hitamı mahkemeye kadar re'sen veya iki taraftan birinin talebi üzerine ademisalahiyet karar verir. Mahkemenin salahiyattarolmadığını iddia eden taraf salahiyettar mahkemeyi beyana mecburdur.”
50. 1086 sayılı mülga Kanun'un 24. maddesi şu şekildedir:
"Teşkilatı Esasiye Kanunu ve KanunuMedeni ve sair adli kanunlar ve muahedeler ile salahiyet hakkında vazolunanhükümler mahfuzdur.
51. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun168. maddesi şu şekildedir:
"Boşanma veya ayrılık davalarında yetkilimahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydanberi birlikte oturdukları yer mahkemesidir."
52. 4721 sayılı Kanun'un 19. maddesi şu şekildedir:
"Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalmaniyetiyle oturduğu yerdir.
Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşimyeri olamaz.
Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkındauygulanmaz."
53. 6100 sayılı Kanun'un 448. maddesi şu şekildedir:
"(1) Bu Kanun hükümleri, tamamlanmışişlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır."
54. 6100 sayılı Kanun'un 116. maddesinin ilgili kısmı şuşekildedir:
"(1) İlk itirazlar aşağıdakilerdenibarettir:
a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerdeyetki itirazı.
..."
55. 6100 sayılı Kanun'un 117. maddesinin üçüncü fıkrası şuşekildedir:
"(3) İlk itirazlar, önsorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır."
56. 6100 sayılı Kanun'un 164. maddesişu şekildedir:
"1) Hâkim, taraflardan birinin ilerisürdüğü ön sorunu incelemeye değer bulursa, belirleyeceği süre içinde, varsadelilleriyle birlikte cevabını bildirmesi için diğer tarafa tefhim veya tebliğeder.
(2) Ön sorun hakkında iki taraf arasındauyuşmazlık varsa, hâkim gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonrakararını verir.
(3) Hâkim, ön sorun hakkındaki kararınıtaraflara tefhim veya tebliğ eder."
57. 6100 sayılı Kanun'un 186. maddesi şu şekildedir:
"(1) Mahkeme, tahkikatın bitimindensonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazırbulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacakolan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıklarıtakdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir.
(2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara sonsözlerini sorar ve hükmünü verir."
58. 4721 sayılı Kanun'un 168. maddesi şöyledir:
" Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birininyerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturduklarıyer mahkemesidir."
59. 4721 sayılı Kanun'un 175. maddesi şöyledir:
" Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamakkoşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafakaisteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz."
60. 4721 sayılı Kanun'un 176. maddesininbeşincifıkrası şöyledir:
" Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddîtazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomikdurumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. "
61. 4721 sayılı Kanun'un 177. maddesi şöyledir:
" Boşanmadan sonraaçılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesiyetkilidir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
62. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
63. Başvurucu; şikâyet konusu davada, yetkiye itirazın reddinedair ara kararınınkendisine tebliğ edilmemesihususunun Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmasına rağmen bozmadan sonrakiyargılama sürecinde de anılan kararın kendisine tebliğ edilmemesi,ilgilibeyanları Mahkemece ve Yargıtaycadeğerlendirilmeksizin usul ve yasaya aykırı olarak yetkiyeitirazınreddine karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; Kanun'datahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin vebelirlenen tarihte hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında kararverileceğinin taraflara bildirileceği hususu öngörülmesine rağmen MahkemeceKanun'a aykırı olarak sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin kendisinebildirilmemesi ve bu suretle son sözlerini söyleme imkânından yoksunbırakılması nedenleriyle silahların eşitliği ilkesinin; ayrıca sosyal veekonomik durumuyla ilgili gerekli araştırma yapılmaksızın Mahkemece asgariücretli olduğu varsayılarak lehine, hakkaniyete aykırı derecede düşük miktardatedbir nafakasına hükmedilmesi ve yoksulluk nafakası talep etme imkânının daortadan kalkması nedenleriyle maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Yetki İtirazınınReddine Dair Karara İlişkin İddialar
64. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamdadeğildir (Ahmet Sağlam, B. No:2013/3351, 18/9/2013, § 42).
65. Başvurucunun temyiz dilekçesinde yetkiye itirazınıtekrarladığı, Yargıtayın ise ilgili kararındadavacının kendi yerleşim yerinde de boşanma davası açabileceğinin tabii olduğugerekçesiyle onama kararı verdiği anlaşılmıştır.
66. Başvurucu tarafından ileri sürülen, usul ve yasaya aykırıolarak yetkiye itirazın reddine karar verildiği iddiasının yukarıda belirtileniçtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve kararda bariztakdir hatası veya açık keyfîlik içeren bir hususunda bulunmadığı anlaşılmaktadır.
67. Yetkiye itirazın reddine dair kararın tebliğ edilmemesineilişkin olarak ise bireysel başvuru kapsamında yalnızca usul kurallarına riayetedilmemiş olmasının tek başına ihlal sonucu doğurmayacağı, kurala aykırıdavranışın bireylerin haklarında somut bir ihlale yol açtığının veya açabilmeihtimali olduğunun anlaşılması gerektiği, aksinin bireysel başvuruda kanun yoluşikâyetlerinin incelendiği anlamına geleceği görülmektedir.
68. Somut olayda yetki itirazının reddine dair ara kararıbaşvurucuya tebliğ edilmemiş olmasına rağmen başvurucunun itirazını temyizyolunda ileri sürme imkânı bulduğu, Yargıtayın isekararında başvurucunun itirazını karşıladığı anlaşılmaktadır. Dolayısıylayetkiye itirazın reddine dair kararın başvurucuya tebliğ edilememesi nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının bir ihlal olmadığı açıkolduğundan kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekmektedir.
69. Açıklanan nedenlerle yetkiye itirazın reddine dair arakararına ilişkin iddialar yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Sözlü YargılamaAşamasına Geçileceğinin Başvurucuya Bildirilmemesine İlişkin İddialar
70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
71. Somut olayda başvurucunun -aksini iddia etmesine rağmen-sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin kendisine bildirilmediği hususunutemyiz dilekçesinde ileri sürmediği, dolayısıyla anılan iddiasını ilerisürebileceği temyiz olağan kanunyolunu tüketmeksizin bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
72. Açıklanan nedenlerle sözlü yargılama aşamasına geçileceğininkendisine bildirilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğiiddiası yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. Yargılamanın Sonucunaİlişkin İddialar
73. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamdadeğildir (Ahmet Sağlam, B. No:2013/3351, 18/9/2013, § 42).
74. Başvurucunun, gerekli araştırma yapılmadan hakkaniyeteaykırı biçimde düşük miktarda tedbir nafakasına hükmedildiği ve yoksulluknafakası talep etme imkânının da ortadan kaldırıldığı iddiasının yargılamanınsonucuna ilişkin bulunmakla kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve karardabariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren birhususun da bulunmadığı görülmüştür. Kaldı ki tedbir nafakasının dava süresincezor durumda bulunan tarafı korumak amaçlı geçici bir tedbir olduğu,başvurucunun boşanma davasının sona ermesinden sonra da sosyal ve ekonomikdurumunu ileri sürerek yoksulluk nafakası talep edebileceği anlaşılmaktadır.
75. Açıklanan nedenlerle tedbir ve yoksulluk nafakasıyla ilgiliyargılamanın sonucuna ilişkin iddialar yönünden başvurunun diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle başvurunun;
A. 1. Yetki itirazının reddine dair ara kararına ilişkiniddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Sözlü yargılama aşamasına geçileceğinin bildirilmemesine dairiddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Yargılamanın sonucuna dair iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.