TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FERHAT ÖLMEZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/20040)
Karar Tarihi:10/3/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Ferhat ÖLMEZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, aleni olmayan bir konuşmanın hukuka aykırışekilde kayıt altına alınmasına yönelik şikâyet hakkında etkili bir cezasoruşturması yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 21/6/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü Yalıkavakİlçe Emniyet Müdürlüğünde polis olarak görev yaptığı dönemde, bekleme salonundabulunan kameralar Kurum tarafından 8/6/2016 tarihinde incelenmiştir. İncelemesonunda başvurucu ve çalışma arkadaşlarının kendi aralarında yaptıkları konuşmaiçeriklerine dayanılarak başvurucunun önce Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğünesonra Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğüne ataması yapılmıştır.
9. Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının11/7/2017 tarihli disiplin soruşturması raporunda 8/6/2016 tarihindekameralardan elde edilen görüntü ve ses kayıtlarının çözümlemelerininincelenmesi sonucunda; başvurucu ve bir kısım çalışma arkadaşının karakolunbekleme salonunda "Nizami nöbet tutuyorlar, manyak mısınız oğlum, ikikişi rapor alacak, ellerinde eleman kalmayacak, kendileri görev yapacak, alraporunu geç ..." şeklinde konuştukları, rapor alarak görevin aksamasıiçin propaganda ve planlama yaptıkları, bu plan doğrultusunda hareket ederekbaşvurucunun on gün refakat izni aldığı ve görevi kötüye kullanma suçununoluştuğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilen bu rapor doğrultusunda başvurucu hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanmasuçundan soruşturma yürütülmesine karar verilmiştir.
10. Başvurucu, söz konusu dinleme ve kayıt altına almanınhukuka aykırı olduğu iddiasıyla dinlemeyi yapan ve sonrasında bu kayıtlarıkullanan görevliler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Şikâyet dilekçesindebaşvurucu; bekleme salonuna konulan kameralarla ilgili personelin öncedenbilgilendirilmediğini, personelin yemek yediği, dinlendiği ve aralarında sohbetettikleri, özel konuşmaların yapıldığı alanı gözetleyecek şekilde ses kaydı vekamera kaydı yapılmasının personelin özel hayatını ve çalışma hayatını izlemekamacına hizmet ettiğini, bu yöntemle elde edilen verilerin hukuka aykırıolduğunu ve delil olarak kullanılamayacağını, yapılan işlemlerde savcılık ya damahkeme kararına dayanmadığını vurgulamıştır. Konuşmaların hukuka aykırışekilde dinlenmesi ve kayda alınmasının özel hayatın gizliliğini ihlal suçunuoluşturduğunu, kaydı yapan kaydı çözümleyen ve inceleyen polis memurlarıhakkında anılan suç ve görevi kötüye kullanma suçu yönünden dava açılarakcezalandırılmalarını, ayrıca kameraların nasıl ve neden yerleştirildiğininaraştırılmasını talep etmiştir.
11. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık),başvurucunun iddialarıyla ilgili ceza soruşturması başlatmış ve başvurucuhakkında görevi kötüye kullanma suçu yönünden yürütülen soruşturma dosyasıylabirleştirmiştir. Başsavcılık, başvurucunun ifadesine başvurmuş ve iddialarlailgili düzenlenen disiplin soruşturması raporunu celp etmiştir. AyrıcaBaşsavcılık; Yalıkavak Polis Merkez Amirliği bekleme salonunda bulunan kamerave ses kayıt cihazlarının kurulumunun hangi tarihte yapılıp faaliyetegeçirildiği, faaliyete geçirilmesine hangi makamın talimat ya da izni olduğuhususlarını Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğünden sormuştur.
12. Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğünün 22/12/2017 tarihlicevabında; Yalıkavak Polis Merkez Amirliğinin 1/3/2013 tarihinde kurularakfaaliyete geçtiği, Polis Merkezi Hizmet Binasında mevcut olan kameralarınkurulumunun eski Yalıkavak Belediyesinin kendi imkânları doğrultusunda 2013yılı Mart ayı içerisinde kurularak faaliyete geçirildiği belirtilmiştir. AyrıcaYalıkavak Polis Merkez Hizmet Binasının içindeki birinci katta bulunannezarethane, ifade alma ve müracaat salonunda (bekleme salonu) kamera kayıt veses kayıt cihazlarının faaliyette olduğu, binanın dış kısmında yani giriş vearka kısımlarında sadece kamera sistemi takılı olduğu, ses kayıt cihazıolmadığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte Emniyet Genel Müdürlüğünün2/10/2013 tarihli ve 31311769-67019 sayılı yazısı ile kamera kayıtlarınıntutulması yönündeki talimatının yurt genelinde bulunan tüm polis merkezlerinikapsayacak şekilde bildirilmesi üzerine Yalıkavak Polis Merkezine kameratakılarak faaliyete geçirildiği vurgulanmıştır.
13. Başsavcılık 30/1/2018 tarihinde kovuşturmaya yerolmadığına dair karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 5237 sayılı Kanun'un132. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen haberleşmenin gizliliğiniihlal suçunun konusunun haberleşme araçları ve haberleşme içeriği olduğuhatırlatılarak belirli kişiler arasında yapılan konuşmaların bu kapsamdadeğerlendirilmeyeceği belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 133. maddesindedüzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçununkonusunun ise aleni olmayan konuşmalar olduğu ve suçun oluşması için dinlemeveya kayıt altına alınmanın bir alet aracılığıyla olması gerektiğibelirtilmiştir. Suçun manevi unsurunun gerçekleşmesi için ise mağdurun rızasıdışında dinleme ve kayda almaya yönelik kastın varlığı mevcut olduğuvurgulandıktan sonra, dosya kapsamına göre suçun unsurlarının oluşmadığıdeğerlendirmesine yer verilmiştir. Aynı kararda başvurucu hakkındaki iddialarındisiplin suçu kapsamında olduğu belirtilerek görevi kötüye kullanma suçununyasal unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir.
14. Karara karşı yapılan itiraz Bodrum Sulh CezaHâkimliğinin 19/4/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararda, Başsavcılıktarafından verilen kararın usule ve mevzuata uygun olduğu ifade edilmiştir.
15. Nihai karar 24/5/2018 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 13/6/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması"kenar başlıklı 133. maddesi şöyledir:
"Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları,taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunlarıbir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi,diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altıaydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Kişiler arasındaki aleni olmayankonuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarakifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî paracezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluylayayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. "
18. 5237 sayılı Kanun'un "Özel hayatıngizliliğini ihlal" kenar başlıklı 134. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Kişilerin özel hayatınıngizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlaledilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır"
19. 17/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısınıngörevi" kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:
"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veyabaşka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğreniröğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işingerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğinaraştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlîkolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleritoplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumaklayükümlüdür."
20. 20/11/1982 tarihli 2577 saylı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun "İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı 12.maddesi şöyledir:
"İlgililer haklarını ihlal eden biridari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudandoğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikteaçabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanmasıüzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halindeverilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardandolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davasıaçabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurmahakları saklıdır."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu; bekleme salonu olarak kullanan salondaherhangi bir yasal dayanak olmadan, uyarı ve işaret levhası konulmadan vekendisine bilgi verilmeden kamera sistemi kullanılarak ortam dinlemesiyapıldığını, kameralar üzerine 20/9/2016 tarihine kadar ses ve görüntü kaydıyapıldığına dair ibare konulmadığını iddia etmiştir. Bu yasa dışı usulle eldeedilen bilgilere dayanılarak yargılama sonucu beklenilmeden psikolojik tacizamacıyla başka bir ilçeye atamasının yapıldığını ve disiplin cezasıverildiğini, uzak bir ilçeye atamasının yapılması nedeniyle kendisinin veeşinin ruhsal durumunun bozulduğunu, maddi ve manevi olarak yıprandığınıbelirtmiştir. Kanuna aykırı olarak elde edilen verilerin delil olarak kabuledilemeyeceğini, kameralı takip sisteminin kurulması ile İdare tarafındanamaçlanan kamusal yarar arasında orantılılık bulunmadığını vurgulayanbaşvurucu, etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniyle özel hayatın gizliliğive adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
23. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ... saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir..."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucun disiplin cezası ve atama işlemlerini dava ve bireysel başvurukonusu etmediği gözetilerek sadece başvurucunun yaptığı suç duyurusuna ilişkinyargı kararı çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bu bağlamda, başvurucununşikâyetlerinin özünü, özel hayatına ve bu kapsamdaki kişisel niteliktekibirtakım verilerine yönelik saldırılara karşı etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmediği iddiası oluşturmaktadır. Dolayısıyla başvurunun Anayasa’nın 20.maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesigerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
25. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğudüzenlenmiştir. Özel hayat, fiziksel ve ruhsal özerkliği de kapsamakta; bu hakbireyleri gerek kamusal makamların gerek özel hukuk kişilerinin fiziksel veruhsal bütünlüğe yönelik saldırılarına karşı korumaktadır (Halime Sare Aysal[GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 48). Bireyin sosyal ilişkileri ve aleniolmayacak şekilde yaptığı konuşmalar da özel hayatının birer parçasınıoluşturmaktadır. Dolayısıyla özel hayat kapsamında kabul edilebilecek değerlerekarşı her türlü saldırı karşısında korunmayı talep etme hakkı da özel hayatasaygı hakkının bir güvencesini teşkil etmektedir.
26. Devletin kişilerin özel hayata saygı haklarını korumayükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin öngörülen güvencelere aykırı şekildebu hakka müdahale etmemelerini gerektirir.
27. Öte yandan devletin kişilerin özel hayata saygıhaklarına keyfî olarak müdahale etmemenin yanında üçüncü kişilerinsaldırılarını önlemekle yükümlü kılındığı, bu bağlamda pozitifyükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir. Zira Anayasa'nın 12. maddesinegöre herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak vehürriyetlere sahiptir. Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerinkişilik değerlerine yönelen ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlardışlanmaktadır. Yine Anayasa'nın 5. maddesinde; bireylerin temel hak veözgürlüklerinin korunması, maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi içingerekli şartların hazırlanması devletin temel amaç ve görevlerinden biri olaraksayılmaktadır. Söz konusu düzenlemelerle temel hak ve hürriyetlerin korunmasıkonusunda devlete birtakım pozitif yükümlülükler yüklendiği açıktır (MustafaVural, B. No: 2015/18609, 11/9/2019, § 33).
28. Dolayısıyla Anayasa'nın 20. maddesinin birincifıkrasında güvence altına alınan hak kapsamında devletin -pozitif biryükümlülük olarak- yetki alanında bulunan tüm bireylerin özel hayata saygıhaklarını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişininkendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğübulunmaktadır (Erol Kumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, § 33; AliÇığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 33).
29. Bu anlamda öncelikle devlet, uyuşmazlıkların çözümüneilişkin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine getirmelidir.Devletin özel hayatın bir parçası olan konuşma ve görüntülerin kayıt altınaalınmasını önleyici tedbirler alması ve kayıt altına alınması hâlinde isebenzer durumların bir daha yaşanmaması için bunu yapanlara karşı caydırıcıyargısal tepki göstermesi gerekir. Bu yargısal tepkinin adli ceza biçimindeolması zorunlu değildir. Ancak bu tür müdahaleler için adli ceza öngörülmüşolması hâlinde buna dair soruşturmanın etkili bir biçimde işlemesini sağlamakdevletin pozitif yükümlülükleri kapsamındadır.
30. Öte andan yargısal sistem kurma yükümlülüğünün cezasoruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılması, failler hakkında mutlakaceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasını zorunlu hâlegetirmediği gibi başvuruculara üçüncü tarafları bir suç nedeniyle yargılatma yada cezalandırılmalarını talep etme hakkı da vermemektedir. Zira burada kastedilensonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Ancak herdurumda söz konusu yargısal sistemlerin etkili şekilde işletilmesi vesoruşturmalar ya da yargılamalar neticesinde yargısal makamlarca ulaşılan tümsonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili veyeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (Erol Kumcu, § 35; AliÇığır, § 35).
31. Ek olarak ayrıca vurgulamak gerekir ki kişilerincezai sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, ceza soruşturması/kovuşturmasısürecinin mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması, bu hâlde takdir edilecek cezanınmiktar ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa Mahkemesinin görev alanı içindeolmayıp bu husus esasen derece mahkemelerinin takdirindedir (Erol Kumcu, §36; Ali Çığır, § 36).
32. Somut olayda başvurucu, özel hayat alanındagerçekleştirdiği bir konuşmanın rızası dışında kayıt altına alındığını ilerisürmüş ve ismini verdiği kamu görevlilerinin cezalandırılması ve gerçeklerinortaya çıkarılması amacıyla suç duyurusunda bulunmuştur. Olayın özellikleridikkate alındığında -her ne kadar başvurucunun ismini verdiği şüpheliler olsada- kamusal makamların devreye girmesi ve olayı tüm yönleriyle aydınlatmasıgerektiği değerlendirilmektedir. Başka bir anlatımla olayın meydana gelme şekligözönüne alındığında devletin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün-somut olay özelinde- etkili bir ceza soruşturması yapılmasını gerekli kıldığıkanaatine varılmaktadır.
33. Bu durumda bireysel başvuru kapsamında yapılacakdeğerlendirmede dikkate alınacak husus; belirtilen çerçeve içinde yeterli usuleilişkin güvencelerin sunulduğu bir cezai takibatın yürütülüp yürütülmediğine,soruşturmanın bağımsız, özenli, süratli, etkili şekilde yapılıp yapılmadığınave ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekildeilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanıp açıklanmadığına ilişkin olacaktır (AliÇığır, § 38; Erol Kumcu, § 38). Bu başlık altındaki değerlendirmelerise yalnızca özel hayata saygı hakkının koruma alanında olan ve soruşturmayakonu edilen olaylar yönünden yapılacaktır.
34. Öncelikle somut başvuruya konu soruşturma sürecindebaşvurucunun şikâyeti üzerine Başsavcılık tarafından soruşturmaya derhâlbaşlandığı ve bu kapsamda müştekinin ifadesinin alındığı, iddialarla ilgilidisiplin soruşturma raporunun temin edildiği ve kameraların kurulma aşamasınailişkin İdareyle yazışma yapılarak olayın aydınlatılmaya çalışıldığıgörülmektedir. Ayrıca soruşturmanın açıklığını temin edecek ve başvurucununmeşru menfaatlerini koruyabilecek şekilde hareket edilerek ses kayıtlarınıniçerikleri de gözönüne alınarak bir değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır.
35. Başvurucunun şikâyeti doğrultusunda Başsavcılıktarafından yapılan değerlendirme neticesinde; kameraların idare tarafından takıldığıve şüphelilerin görevleri çerçevesinde kayıt işlemi yaparak inceleme yaptığıgözetilerek suçun unsurlarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
36. Başvuruya konu olan tüm bu süreç, olayın kendine özgükoşulları dikkate alınarak başvurucunun iddialarıyla ve soruşturma aşamasındadile getirdiği hususlarla birlikte değerlendirilmelidir. Olayda, müfettişraporları ile kameraların konulma şekli ve amacının gözetildiği neticedeverilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararıyla şüphelilerin eylemlerininsuç oluşturup oluşturmadığı konusunda değerlendirmelerin yapıldığıanlaşılmaktadır. Ayrıca suç oluşturduğu ileri sürülen söz konusu eylemlerin kimtarafından, nasıl gerçekleştirildiği konusunda kamusal makamların cezasoruşturması yoluyla aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini söylemeyeneden olacak belirsiz bir durum olmadığı gibi bunun aksine bir iddiada dabulunulmadığı görülmektedir. Neticede başvurucu tarafından gerçeklerin ortayakonulması talebiyle ileri sürülen iddialar konusunda kamusal makamlarca gereklitatbikatın yürütüldüğü, ulaşılan sonucun ilgili ve yeterli gerekçelerleaçıklandığı, soruşturmanın etkili bir şekilde yapılmadığı tespitinde bulunmayıgerektiren bir nedenin ve keyfi bir tutumun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
37. Öte yandan başvurucunun kişilik haklarına saldırımahiyetindeki söz konusu iddialarının ayrıca idare mahkemelerincedeğerlendirilebileceği, bu doğrultuda ilgili mevzuat kapsamında kişilikhaklarına yönelen saldırıların sona erdirilmesi ve zararın tazmin edilmesihususunda dava açılabileceği konusunda bir tereddüt yoktur. Dolayısıylabaşvurucunun anılan yollara başvurarak iddialarını ileri sürebilmesi vezararlarını tazmin edebilmesi de mümkündür.
38. Sonuç olarak etkili yargısal sistem kurmayükümlülüğünün ceza soruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılmasınınsorumlular hakkında mutlaka ceza davası açılmasını ya da onlarıncezalandırılmasını zorunlu hâle getirmediği konusunda ortaya konulan ilkegözönüne alındığında kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitifyükümlülüğün gerektirdiği şartların gerisinde kalınmadığı ve açık bir ihlalinbulunmadığı değerlendirildiğinden başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.