TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FERRUH İLVAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1648)
Karar Tarihi: 16/7/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Raportör
:
Serhat ALTINKÖK
Başvurucu
:
Ferruh İLVAN
Vekili
:
Av. Çağdaş ÇELİK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, tutuklanmasını haklıgösterecek somut olay, olgu ve bilgi olmadığı halde tutuklandığını, tahliyetaleplerinin formül gerekçelerle reddedildiğini ve uzun bir süredir tutukluolduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 21/2/2013tarihinde Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde eksiklikler giderilerekbaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 29/1/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifadeedildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, Büyükçekmece Sulh CezaMahkemesinin 4/5/2012 tarih ve 2012/130 Sorgu sayılıkararı ile tutuklanmıştır.
6. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının25/8/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucunun, resmibelgede sahtecilik, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araçolarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, rüşvet almak veya vermek, kamukurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyledolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, eşyayı gümrük işlemlerinetabi tutmaksızın ithal etme, geçici ithalat, dâhilde işleme rejimine tabieşyayı sahte belge ile yurtdışına çıkarmış gibi gösterme suçlarındancezalandırılması talep edilmiştir.
7. Başvurucu, Bakırköy 1. Ağır CezaMahkemesinde görülen davasının 14/1/2013 tarihli 1.celsesinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesini talep etmiş, ancaktalebi atılı suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve mevcutdelil durumu gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.
8. Başvurucu, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin14/1/2013 tarihli kararına itiraz etmiş, itirazıBakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/2/2013 tarih ve 2013/104 Değişik İş sayılıkararı ile reddedilmiştir. Karar başvurucuya 19/2/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
9. Başvurucu hakkındaki dava DereceMahkemesi önünde derdesttir.
10. Başvurucu 21/2/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. UYAP sistemi üzerinden edinilenbilgiye göre başvurucu, bireysel başvuru incelemesi devam ederken, Bakırköy 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 15/4/2013 tarihli müzekkeresiile tahliye edilmiştir.
B. İlgili Hukuk
11. 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 101. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2) Tutuklamaya, tutuklamanındevamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetlisuç şüphesini,
b)Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c)Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkçagösterilir.”
12. Aynı Kanun’un 102. maddesinin (3)numaralı fıkrası şöyledir:
“Aşağıdaki suçların işlendiğihususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni varsayılabilir:
…
9. Suçişlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde220),
...”
13. Aynı Kanun’un 102. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
“Ağır ceza mahkemesinin görevinegiren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”
14. Aynı Kanun’un 104. maddesinin (1)ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Soruşturma ve kovuşturmaevrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheliveya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veyamahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 16/7/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 21/2/2013 tarih ve 2013/1648numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, tutuklanmasını haklıgösterecek somut olay, olgu ve bilgi olmadığı halde tutuklandığını, tahliyetaleplerinin formül gerekçelerle reddedildiğini ve uzun bir süredir tutukluolduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
1. TutukluluğunSomut Olgu ve Olaylara Dayanmadığı İddiası Yönünden
17. Başvurucu, tutuklanmasını haklıgösterecek somut olay, olgu ve bilgi olmadığı halde tutuklandığını ilerisürmüştür.
18. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
19. Anayasa’nın 19. maddesinin birincifıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilkeolarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanundagösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlarsınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkınınkısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardanherhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 43).
20. Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncüfıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin, ancakkaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıylaveya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerdehâkim kararıyla tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinintutuklanabilmesi öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirtibulunmasına bağlıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur.Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerledesteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerinniteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır.
21. Ancak bu nitelemeye bağlı olarakkişinin suçla itham edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerinyeterli düzeyde toplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Zira tutukluluğunamacı, yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinintutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veyaortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmektir. Bunagöre, suç isnadına esas teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ileceza yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyetegerekçe oluşturacak olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (B. No:2012/1272, 4/12/2013, § 73).
22. Tutukluluk, 5271 sayılı Kanun’un100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişi ancakhakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını gösteren olgularınve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir. Maddede tutuklamanedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir. Buna göre, (a) şüpheli veyasanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgularvarsa, (b) şüpheli veya sanığın davranışları; 1)delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdur veya başkalarıüzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüpheoluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıca işlendiğikonusunda kuvvetli şüphe bulunması halinde tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlar bir liste halinde belirtilmiştir (B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 46).
23. Diğer yandan, Anayasa’da yer alanhak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındakikanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireyselbaşvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin yorumuve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisikapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar iledelillerin takdirinde açıkça keyfilik halinde hak ve özgürlük ihlalinesebebiyet veren bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesi gerekir.Aksinin kabulü bireysel başvurunun getiriliş amacıyla bağdaşmaz (B. No:2012/239, 2/7/2013, § 49).
24. Başvurucu, Büyükçekmece Sulh CezaMahkemesinin 4/5/2012 tarih ve 2012/130 Sorgu sayılıkararı ile tutuklanmıştır. Tutuklamaya gerekçe olarak, “… üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delildurumu, atılı suçların yasada öngörülen ceza miktarı, atılı suçlarla ilgilikuvvetli suç şüphesini gösterir olguların mevcut oluşu, tapekayıtları, fiziki takip tutanakları, alınan beyanlar, arama sonucunda ele geçenmateryaller ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak ve adli kontrol hükümlerininyetersiz kalacağı” gösterilmiştir.
25. Savcılıkça düzenlenen iddianame incelendiğinde özetle,başvurucunun suç örgütü yöneticilerinden olduğu, örgüt faaliyetleriçerçevesinde sahte kapasite raporlarına sahip firmalar aracılığıyla ve sahteteminat mektupları kullanarak yurt dışından getirilen kumaşların yurt içindesatışını organize ettiği, paravan şirketler vasıtasıyla ithal ve ihraçişlemlerinden vergi kaçırdığı, bir kısım belgeleri elde etmek için rüşvetverdiği, sahte ithal ve ihraç beyannamesi düzenlettirdiği, Gümrük ve TicaretMüdürlüğü ve F. Bank A.Ş.’yi dolandırdığı, örgütyöneticisi sıfatıyla ve kod adı (Faruk) kullanarak hareket ettiği ve aynıeylemleri birden fazla kez gerçekleştirdiğinden bahisle kamu davası açıldığıgörülmektedir.
26. Somut olayda başvurucu, söz konusuiddiasını soyut olarak dile getirmekle yetinmiş ve bu konuda herhangi biraçıklamada bulunmamıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, tutuklama kararının,Derece Mahkemesinin bu konudaki hukuki yetki ve görevi çerçevesinde verildiğianlaşılmaktadır. Başvuru dosyasında bunun aksini ifade eden herhangi bir hususda yer almamaktadır. Bu durumda başvurucunun, suç işlediğinden şüphelenilmesiiçin somut olgu ve bilgi bulunduğu halde tutuklandığı ve tutukluluğunsürdürüldüğü iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Tutukluluğundevamına dair kararların ilgili ve yeterli olup olmadığı meselesinin isetahliye taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği ve uzun bir süredirtutuklu olduğu iddialarının incelenmesi sırasında ele alınması gerekir.
27. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun“tutuklanmasını haklı gösterecek somut olay,olgu ve bilgi olmadığı halde tutuklandığı”na ilişkin iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” sebebiylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. TahliyeTaleplerinin Formül Gerekçelerle Reddedilmesi Nedeniyle Makul Sürenin Aşıldığıİddiası Yönünden
28. Başvurucu, tahliye taleplerininsürekli formül gerekçelerle reddedildiğini ve makul olmayan bir süredir tutukluolduğunu ileri sürmüştür.
29. Anayasa’nın 19. maddesinin yedincifıkrası şöyledir:
“Tutuklanankişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturmasırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılmailgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerinegetirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”
30. Anayasa’nın 19. maddesinin yedincifıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanınmakul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbestbırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.
31. Tutukluluk süresinin makul olupolmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkündeğildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olupolmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmensabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesinibulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Tutukluluğun devamı ancakmasumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınankişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu yararınınmevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013,§ 61).
32. Bir davada tutukluluğun belli birsüreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Buamaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların derecemahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkinkararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).
33. Tutuklama tedbirine kişilerinsuçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerinkaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıylabaşvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadartutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra,uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriylebirlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli”görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği deincelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veyasanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenindeğerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birliktedeğerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonucaulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).Tutukluluk süresinin makul seviyede kalması için ilgili makamların almışoldukları önlemler de dâhil olmak üzere tüm bu unsurların birliktedeğerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonucaulaşılabilir (B. No: 2014/85, 3/1/2014, § 43).
34. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesindeesas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerinebakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itirazbaşvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterincegerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygunolarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti vetutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilkeolarak belli bir süreye kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 63-64).
35. Diğer taraftan özgürlük hakkı, adlimakamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarla etkili bir şekildemücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek biçimdeyorumlanmamalıdır. Nitekim AİHM, Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (c) bendinin, Sözleşme’ye TarafDevletlerin güvenlik görevlilerinin bilhassa organize olanlar olmak üzeresuçlulukla etkili olarak mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye sebepolabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır (Dinç ve Çakır/Türkiye, B. No. 66066/09, 9/7/2013, § 46).
36. Bir kişinin gerekçeden tamamenyoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabuledilemez (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Nakhmanovich/Rusya, B. No: 55669/00, 2/3/2006, § 70; Belevitskiy/Rusya, B. No: 72967/01, 1/3/2007, § 91).Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlıya da sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancakaşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklamakararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Mooren/Almanya [BD], B. No: 11364/03, 9/7/2009, § 79).
37. İtiraz veya temyiz merciinin,itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bu karardakigerekçelere katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarakgerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkiletmez (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: García Ruiz/İspanya,B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26).
38. Makul sürenin hesaplanmasındasürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltına alındığıdurumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir. Ancakkişinin, tutuklu olarak yargılanmakta olduğu davada mahkumiyetine kararverilmiş ise mahkûmiyet tarihi itibarıyla da tutukluluk hali sona erer (B. No:2012/237, 2/7/2013, §§ 66, 67).
39. Başvurucu uzun bir süredir tutukluolduğunu ileri sürmüştür. Somut olayda başvurucu 4/5/2012tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu, bireysel başvuru incelemesi devam ederken,Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/4/2013 tarihlimüzekkeresi ile tahliye edilmiştir. Buna göre başvurucunun bir suç isnadına bağlı olaraktutuklu kaldığı süre 11 ay 11 gündür.
40. Başvurucu, Büyükçekmece Sulh CezaMahkemesinin 4/5/2012 tarihli kararı ile tutuklanmış,9/8/2012 tarihinde tutukluluk kararına itiraz ederek tahliye talebindebulunmuştur. Başvurucunun tahliye talebi, Büyükçekmece 1. Sulh CezaMahkemesinin 9/8/2012 tarih ve 2012/1233 Değişik İşsayılı kararıyla özetle, tutuklama nedenlerinin talep tarihi itibariylemevcudiyetlerini muhafaza ettikleri, atılı suçların 5271 sayılı Kanun’un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen suçlardan oluşu, atılı suçailişkin kuvvetli suç şüphesini gösterir olguların bulunması, iletişim tespittutanakları, tape kayıtları, fiziki takip kayıt vefotoğrafları, suça konu mallar için düzenlenmiş yanıltıcı faturalar, iddiaolunan hayali ihracata ilişkin ele geçirilen bir kısım evraklar, Gümrük veTicaret Bakanlığı, Sosyal Güvenlik ve Vergi Müfettişlerince hazırlanan raporlargerekçe gösterilerek reddedilmiştir.
41. Başvurucu, Bakırköy 1. Ağır CezaMahkemesinde görülen davasının 14/1/2013 tarihli 1.celsesinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesini talep etmiş, ancaktalebi atılı suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve mevcutdelil durumu gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.
42. Başvurucu, Bakırköy 1. Ağır CezaMahkemesinin 14/1/2013 tarihli kararına itiraz etmiş,itirazı Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/2/2013 tarih ve 2013/104 Değişikİş sayılı kararı ile reddedilmiştir.
43. Anayasa’nın 19. maddesinin yedincifıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak, serbestbırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklubulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulanbelgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı gözönüne alınmalıdır.
44. Öte yandan hukuka uygun olaraktutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklamanedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarakbelli bir süreye kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No:2012/1137, 2/7/2013, §§ 63-64).
45. Somut olayda başvurucu, kendisiylebirlikte 69 şüphelinin yer aldığı iddianame kapsamında suç işlemek amacıylakurulan örgüte üye olma, resmi belgede sahtecilik, geçici ihtilat, dâhildeişleme rejimine tabi eşyayı sahte belge ile yurt dışına çıkarmış gibi göstermesuçlarını işlediği iddiasıyla yargılanmaktadır. Hukuka uygun olarak tutuklananbir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerindenbiri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreyekadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir. Derece Mahkemesinceverilen tutukluluğa itiraz ve itirazın reddine dair kararların gerekçeleriincelendiğinde, bu gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu vetutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu görülmektedir.Somut olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.Açıklanan nedenlerle, başvurucunun, “tahliyetaleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği” yönündeki şikâyetinin“açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. “Tutuklanmasını haklı gösterecek somut olay, olgu ve bilgi olmadığıhalde tutuklandığı” yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” ,
2. “Tahliye taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği” ve “tutukluluğun makul süreyi aştığı”yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktanyoksun olması”,
nedenleriyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindebırakılmasına,
16/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.