TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FERİT KURT VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/9957)
Karar Tarihi: 8/6/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 23/9/2021 - 31607
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucular
:
1. Ferit KURT
2. Mehmet KURT
3. Mizgin KURT
4. Mustafa KURT
5. Remziye KURT
Başvurucular Vekili
:
Av. Mehmet BOZKURT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gözaltı sırasında kötü muamele sonucu meydanagelen ölüm ve bu olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisizliğinedeniyle yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/3/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göreilgili olaylar özetle şöyledir:
9. PKK terör örgütüne mensup birkaç kişi Bismil JandarmaKomutanlığına bağlı komando birliği ile girdikleri 19/4/1992 tarihli çatışmadayaşamlarını yitirmiştir. Diyarbakır'ın Bismil ilçesi Ağıllı köyünde yaşanan buçatışmada, Silvan Jandarma Komutanlığı ile Hazro Jandarma Komutanlığına bağlıkomando birlikleri de takviye kuvvet olarak görev almıştır.
10. Güvenlik güçlerinin olay nedeniyle düzenledikleritutanağa göre güvenlik güçleri terör örgütünün ölü mensuplarını kontrol etmekisterken Ağıllı köyündeki bazı evlerden güvenlik güçlerine ateş edilmiştir.Ateş edilen evlerden birisi de A.K.nın babasının evidir. A.K. başvurucu RemziyeKurt'un eşi, diğer başvurucuların ise babasıdır.
11. Aynı gün Ağıllı köyünden aralarında A.K.nın dabulunduğu 17 kişi, terör örgütü mensuplarına yardım ve yataklık ettiklerigerekçesiyle gözaltına alınarak Bismil Jandarma Komutanlığına götürülmüştür.
12. O gece Silvan Jandarma Komutanlığı ile Hazro JandarmaKomutanlığına bağlı komando birlikleri de misafir olarak Bismil JandarmaKomutanlığında kalmıştır.
13. Bir ara tutulduğu nezarethaneden çıkarılan A.K. kısabir süre sonra nezarethaneye geri getirilmiştir.
14. Gözaltında tutulan 17 kişi saat 23.00 sıralarındaTepe Jandarma Karakoluna götürülmüştür.
15. Başvurucularla aynı soyadını taşıyan bazı kişilerinde altında imzası bulunan 20/4/1992 tarihli kolluk tutanağına göre sabah 06.30sıralarında apandisinden rahatsızlandığı gerekçesiyle gözaltındaki bir başkakişiye ait araç ile Bismil Devlet Hastanesine götürülen A.K., aynı günapandisit sonucu vefat etmiştir.
16. Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı (CumhuriyetBaşsavcılığı) olay hakkında bir ceza soruşturması başlatmıştır.
17. Olay günü yapılan ölü muayenesi ve otopsi işlemi ileAdli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 15/6/1992 tarihli raporu, ölümün rektum(kalın bağırsağın son bölümü, göden) perforasyonu (delinme) nedeniylegelişen peritonitin toksi enfeksiyonundan ileri geldiğini ortayakoymuştur. Ayrıca A.K.nın vücudunda bazı ekimotik (ekimoza benzer)alanlar ve sıyrıklar tespit edilmiştir. Ölü muayenesi ve otopsi işlemisırasında dinlenen A.K.nın kardeşi Ü.K., nezarethanede bulunduğu sırada A.K.nınmidesinden rahatsız olduğunu söylediğini ve ağabeyinin ölümü nedeniyleşikâyetçi olmadığını beyan etmiştir.
18. Cumhuriyet Başsavcılığı, Bismil JandarmaKomutanlığında görevli askerler ile olay günü nezarette bulunan kişilerinbeyanlarını tespit etmiştir.
19. Yürüttüğü soruşturma sonunda 231 muvazzaf hakkındatakipsizlik kararı (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar) veren CumhuriyetBaşsavcılığı, 15 muvazzaf hakkında işkence yapmak suretiyle öldürme suçundankamu davası açılması için hazırladığı 7/2/1994 tarihli fezlekeyi DiyarbakırCumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
20. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 17/2/1994 tarihinde,Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen fezleke doğrultusunda 15 muvazzafhakkında Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) nezdinde kamudavası açmıştır. Sanıkların tamamının suça iştirake ilişkin hükümlerçerçevesinde ölümden sorumlu olduklarının öne sürüldüğü iddianamede soruşturmakapsamında ifadesi alınan yirmi askerin beyanına göre olayın şöylegerçekleştiği iddia edilmiştir:
Olay günü asteğmenler tarafından sorgulanan A.K., Rambolakaplı Asteğmen O.U. ve O.U.nun timindeki askerler tarafından nezaretnöbetçileri M.G. ve Ş.Ş.nin gözetiminden alınıp 20 metre uzaklıktaki banyonunarkasına götürülmüştür. Burada on on beş dakika kadar tutulan A.K.nın makatınacop sokulup çıkarılmıştır. Askerler A.K.nın bağırmasını duyup olayı görmüşlerdir.Askerler, rütbeli olması nedeniyle sözü edilen asteğmene müdahaleedememişlerdir.
21. Ceza Mahkemesi, lüzum-u muhakeme kararı verilmedenyargılama yapılamayacağı gerekçesiyle 23/2/1994 tarihinde durma kararıvermiştir.
22. Silvan Kaymakamlığı Memurin Muhakemat Komisyonu6/3/1997 tarihinde sanıklar hakkında men-i muhakeme kararı vermiştir.
23. Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi, hukuki zorunluluknedeniyle kendiliğinden yaptığı 25/3/1997 tarihli inceleme sonunda men-imuhakeme kararını bozmuştur. Böylece sanıklar hakkındaki yargılamaya CezaMahkemesince devam edilmiştir.
24. A.K. ile aynı zaman diliminde gözaltında tutulan bazıtanıklar nezarethaneye geri getirilmesinden sonra A.K.nın, makatına copsokulduğunu söylediğini ifade etmiştir.
25. Bazı tanıklar bir asteğmenin gözaltındaki bir kişininmakatına cop soktuğunu duyduklarını ancak olayı görmediklerini söylemiştir. Birtanık, eylemi gerçekleştiren kişinin Silvan Jandarma Komutanlığında görevli,sarışın bir asteğmen olduğuna ilişkin duyumunu anlatmış; bir başka tanık daduyumu doğrultusunda eylemi yapan kişinin Silvan Jandarma Komutanlığındagörevli olduğunu doğrulamıştır.
26. Ceza Mahkemesi, yargılama görevinin Diyarbakır 7.Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesine (Askerî Mahkeme) ait olduğu gerekçesiyle1/11/2006 tarihinde görevsizlik kararı vermiştir.
27. 28/9/2007 tarihinde karşı görevsizlik kararı verenAskerî Mahkeme, anılan kararın kesinleşmesini müteakip olumsuz görevuyuşmazlığının çözümü için dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir.
28. Uyuşmazlık Mahkemesi 7/7/2008 tarihli kararıylayargılama görevinin Ceza Mahkemesine ait olduğunu tespit edip Ceza Mahkemesinceverilen görevsizlik kararını kaldırmıştır. Bu suretle yargılamaya CezaMahkemesince devam edilmiştir.
29. 14/5/2009 tarihli celsede başvurucular, vekilleriaracılığıyla davaya katılma talebinde bulunmuştur. Bu talep Ceza Mahkemesincekabul edilmiştir.
30. Ceza Mahkemesi, adresini tespit edemediği sanıkH.G.nin sorgusunu yapamasa da diğer sanıkların sorgularını yapmıştır.
i. Sanık O.U.; Rambo lakaplı asteğmenin kendisiolmadığını, bu lakabın S.Ü.ye ait olduğunu, olay günü S.Ü.yü yere çömelmişvaziyetteki kişileri copla döverken gördüğünü ancak yargılamaya konu olayıgörmediğini, olaydan sonra askerler arasında eylemi yapanın S.Ü. olduğununkonuşulduğunu beyan etmiştir.
ii. Sanık S.Ü. suçlamayı reddetse de Rambo lakabınınkendisine ait olduğunu kabul etmiştir.
iii. Sanık A.A., olaydan sonra S.Ü.nün timinde görevlibazı askerlerin eylemi S.Ü.nün yaptığını söylediğini açıklamıştır.
iv. Sanık Ş.Ş.; olay günü M.G. ile birlikte nöbettuttuklarını, ölenin rütbeli bir asker tarafından yaklaşık 150 metre uzağagötürülüp 15-20 dakika sonra geri getirildiğini, öleni götüren kişinin iriyapılı, uzun boylu ve hafiften öne doğru kamburu olan biri olduğunu, gerigetirildiği zaman ölende herhangi bir darp izi görmediğini ve hava karanlıkolduğu için öleni götüren kişinin ten rengini göremediğini beyan etmiştir.
v. Sanık M.G.; eylemin kim tarafından yapıldığına dairduyumu olmadığını, öleni bir süreliğine götüren kişinin rütbeli bir askerolduğunu ve gözaltındaki kişilerin havanın karanlık, sırtlarının da dönükolması nedeniyle öleni götürülürken göremeyeceklerini söylemiştir.
vi. Diğer sanıkların bir kısmı olayı görmediğini veyahatırlamadığını beyan ederken bir kısmı, eylemin Rambo lakaplı S.Ü. tarafındangerçekleştirildiğine veya gerçekleştirilmiş olabileceğine ilişkin duyumlarınıifade etmiştir.
31. Yaptığı yargılama sonunda suçun yalnızca S.Ü.tarafından işlendiği ve26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndakidüzenlemenin sanığın lehine olduğu sonucuna varan Ceza Mahkemesi 26/10/2010tarihinde, sanık S.Ü.nün canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçundanağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, diğer sanıklarınberaatine karar vermiştir.
32. Anılan karar sadece sanık S.Ü.nün müdafii tarafındantemyiz edilmiştir. Bu suretle diğer sanıklar yönünden verilen beraat kararıkesinleşmiştir.
33. Temyiz istemini inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi(Ceza Dairesi) 29/6/2012 tarihinde Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyethükmünün bozulmasına karar vermiştir. Bu kararın ilgili kısmı şöyledir:
“...
1-Haklarında verilen beraat kararı kesinleşen [M.G.], [Ş.Ş.] ve [H.D.nin] CMK.nun 43-61maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılarak sanık [S.Ü.nün]maktulü sorgulamak için götüren asteğmen olup olmadığı konusunda tanıksıfatı ile beyanlarının alınması, sanık [S.Ü.] ile yüzleştirilmelerininyapılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğigözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2-Hükme esas alınan ölü muayene ve otopsi raporu, AdliTıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi raporu ve tanık beyanlarının sanığa okunmamasıve diyeceklerinin sorulmaması suretiyle CMK.nun 209 ve 215. maddelerine aykırıdavranılması,
3-Kabule göre;
a-Sanık eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 95/4 maddesindebelirtilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçu kapsamında kalıpkalmadığının tartışmasız bırakılması,
b-TCK.nun 62. maddesinde failin geçmişi, sosyalilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanınfailin geleceği üzerindeki etkileri gibi hususlar gözetilerek uygulanıpuygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, mahkemece gösterilengerekçelerden bir kısmının savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekendavranışlar olup, suçlamayı kabul etmeyen sanığın olay nedeniyle pişmanolduğuna ilişkin halin bulunmaması, olayı örtbas etme çabası hususlarının dabelirtilerek yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile takdir hükmününuygulanmamasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazlarıbu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle sair yönlerincelenmeksizin, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA ...[karar verildi.]”
34. Bozma sonrası yapılan yargılamada tanıklar H.D. ileG.Ü.nün beyanları alınmıştır. H.D., yargılamaya konu olaydan bir buçuk iki aykadar sonra sanık S.Ü.nün bir çatışma sırasında kalçasından yaralandığını, olayyerine destek için helikopterler geldiğini, helikopter pilotlarının yaptıklarıtelsiz görüşmelerinde sanığın eylemini kastederek “Sen adamı makatındanöldürdün. Bak, sen de aynı şekilde aynı yerden yaralandın.” dediklerini vebozma öncesi yargılamada S.Ü.yü gördüğü için yüzleştirme işlemine gerekolmadığını ifade etmiştir.G.Ü. ise olay hakkında bilgisi olmadığınısöylemiştir.
35. Adresini terk etmesi nedeniyle tanık Ş.Ş.ye duruşmagünü ile saatini bildirir davetiye tebliğ edilememiştir.
36. Ceza Mahkemesi 9/5/2013 tarihinde sanık S.Ü.nüntutuklanmasına karar vermiştir.
37. Sanığın eyleminin kastın aşılması suretiyle işkenceederek öldürme suçunu oluşturduğu ve 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga TürkCeza Kanunu'nun sanığın lehine olduğu sonucuna varan Ceza Mahkemesi, sanığın 20yıl ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına 30/5/2013 tarihinde kararvermiştir. Ceza Mahkemesi sanığın geçmişteki hâlini, fiilden sonrakidavranışlarını, olayı örtbas etme konusundaki çabalarını ve olay nedeniylepişman olduğuna ilişkin bir hâlinin bulunmamasını gerekçe göstererek takdirîindirim nedenlerini düzenleyen kanuni düzenlemeyi sanık hakkındauygulamamıştır. Anılan mahkûmiyet hükmü hem sanık S.Ü.nün müdafii hem debaşvurucu Mustafa Kurt'un vekili tarafından temyiz edilmiştir.
38. Ceza Dairesi tanıklar Ş.Ş. ve M.G.nin dinlenmemesi,5237 sayılı Kanun'un takdirî indirim nedenlerini düzenleyen 62. maddesininyasal ve yeterli olmayan gerekçelerle uygulanmaması ve olay tarihi ilesonrasında ölen hakkında herhangi bir ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğininaraştırılmaması nedenleriyle 20/4/2015 tarihinde mahkûmiyet hükmününbozulmasına karar vermiştir.
39. Ceza Mahkemesince yazılan müzekkereye DiyarbakırCumhuriyet Başsavcılığınca verilen cevaptan ölen kişi hakkında terör suçunedeniyle yürütülmüş bir soruşturmaya ilişkinkayıt bulunmadığı öğrenilmiştir.
40. Ş.Ş. 7/10/2015 tarihli celsede Ses ve Görüntü BilişimSistemi (SEGBİS) aracılığıyla alınan beyanında; öleni ve Rambo lakaplı kişiyitanımadığını, Rambo lakaplı kişiyi daha önce görmediğini, öleni götüren kişininiri yapılı birisi olduğunu ancak karanlık nedeniyle kişiyi göremediğini beyanetmiştir. Ş.Ş. celse sırasında kendisine gösterilen sanığı da tanımadığınısöylemiştir.
41. Ceza Mahkemesi 7/10/2015 tarihli celsede sanığıntahliyesine karar vermiştir.
42. M.G. SEGBİS aracılığıyla alınan 24/11/2015 tarihlibeyanında; olayın gece olduğunu, öleni sorgulayan kişiyi hatırlamadığını,sanığı tanımadığını ve öleni sorgulamak için götürüp daha sonra getiren rütbeliaskerin başka bir askerî birlikten olduğunu ifade etmiştir. M.G.,fotoğraflarından sanığı teşhis edememiştir.
43. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/12/2015 tarihli yazıylaölen hakkında herhangi bir soruşturma kaydına rastlanmadığı konusunda CezaMahkemesini bilgilendirmiştir.
44. 10/12/2015 tarihinde Ceza Mahkemesi, önce sanığınkastın aşılması suretiyle işkence ederek öldürme suçundan 24 yıl ağırhapis cezasıyla cezalandırmasına karar vermiş; daha sonra Ceza Dairesinin bozmailamını gerekçe göstererek sanığın cezasında 1/6 oranındaindirim yapmıştır.Böylece sanığın neticeten 20 yıl ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına kararverilmiştir. Ceza Mahkemesince yapılan değerlendirmeye göre 765 sayılı mülgaKanun'daki düzenlemeler sanığın lehinedir. Ceza Mahkemesi ayrıca sanığıntutuklanmasına karar vermiştir.
45. Zikredilen mahkûmiyet hükmü, sanık müdafii tarafındantemyiz edilmiştir.
46. Yaptığı temyiz incelemesi sonunda Ceza Dairesi, sanıkmüdafiinin suçun sübutuna yönelik temyiz itirazını yerinde görmemiş ancak bozmailamına uyma yönünde karar verilmesine rağmen bozma ilamını kısmen etkisizkılacak şekilde temel cezanın 20 yıl yerine 24 yıl olarak tespit edildiği veböylece fazla ceza tayin edildiği gerekçesiyle 12/10/2016 tarihinde mahkûmiyethükmünün sanık lehine bozulmasına karar vermiştir.
47. Ceza Mahkemesi 13/12/2016 tarihinde, sanığın lehineolduğunu tespit ettiği 765 sayılı mülga Kanun'daki düzenlemelere istinadensanığın kastın aşılması suretiyle işkence ederek öldürme suçundanneticeten 16 yıl 8 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.
48. Sanık müdafiinin talebi üzerine gerçekleştirdiğitemyiz incelemesi sonunda Ceza Dairesi, dava zamanaşımı süresinin 21/11/2017tarihinde dolduğu gerekçesiyle 12/2/2018 tarihinde sanık hakkındaki davanındüşürülmesine karar vermiştir.
49. Sanık aynı gün tahliye edilmiştir.
50. Başvuruculara 22/2/2011 tarihinde, 17/7/2004 tarihlive 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların KarşılanmasıHakkında Kanun çerçevesinde 19.666,75 TL maddi tazminat ödenmiştir.Başvurucular başvuru formunda maddi ve manevi zararları için ayrı bir başvuruyapmadıklarını ifade etmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
51. 765 sayılı mülga Kanun'un 102. maddesinin olaytarihinde yürürlükte olan hâli şöyledir:
“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasındahukuku amme davası:
1 - Ölüm [Buibare, 14/7/2004 tarihli ve 5218 sayılı Ölüm Cezasının Kaldırılması İle BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesi ileağırlaştırılmış müebbet ağır hapis olarak değiştirilmiştir.] ve müebbed ağırhapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi sene,
...
... geçmesileortadan kalkar.
...”
52. 765 sayılı mülga Kanun'un 104. maddesi şöyledir:
“Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkümiyet hükmüyakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurundamaznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olankarar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.
Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yenidenişlemeğe başlar. Eğer müruru zamanın kesen muameleler müteaddid ise müruruzaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak busebepler müruru zaman müddetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olanmüddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.”
53. 765 sayılı mülga Kanun'un 107. maddesi şöyledir:
“Hukuku amme davasının ikamesi mezuniyet veya kararalınmasına yahut diğer bir mercide halli lazım gelen bir meselenin neticesinebağlı bulunduğu takdirde mezuniyet ve kararın alınmasına yahut meseleninhalline kadar müruru zaman durur.”
54. 765 sayılı mülga Kanun'un 243. maddesinin olaytarihinde yürürlükte olan hâli şöyledir:
“Mahkemeler ve meclisler reis ve âzalarından ve sairhükümet memurlarından biri maznun kimselerin cürümlerini söyletmek için işkenceeder yahut zalimane veya gayriinsani veya haysiyet kırıcı muamelelere başvurursa beş seneye kadar ağır hapis ve müebbeden veya muvakkaten memuriyettenmahrumiyet cezası ile mahkûm olur.
Fiil neticesinde ölüm vukua gelirse 452 nci, sairhallerde 456 ncı maddeye göre tertip olunacak ceza üçte birden yarıya kadarartırılır.”
55. 765 sayılı mülga Kanun'un 450. maddesinin olaytarihinde yürürlükte olan hâlinin ilgili kısmı şöyledir:
“Öldürmek fiili:
...
3. Canavarca bir his sevki ile veya işkence ve tazip ileika edilirse,
...
fail, idam [Buibare, 5218 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile ağırlaştırılmış müebbet ağır hapisolarak değiştirilmiştir.] cezasına mahkûm edilir.”
56. 765 sayılı mülga Kanun'un 452. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Katil kastiyle olmıyan darp ve cerh veya bir müessirfiilden telefi nefis husule gelmiş olursa fail, 448 inci maddede beyan olunanahvalde sekiz, 449 uncu maddede yazılı ahvalde on ve 450 nci maddede muharrerahvalde on beş seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapse mahküm olur.”
57. 5237 sayılı Kanun'un “Zaman bakımından uygulama”kenar başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ilesonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olankanun uygulanır ve infaz olunur.”
58. 5237 sayılı Kanun'un “Dava zamanaşımı” kenarbaşlıklı 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamudavası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirensuçlarda otuz yıl,
...
Geçmesiyle düşer.”
59. 5237 sayılı Kanun'un “Dava zamanaşımı süresinindurması veya kesilmesi” kenar başlıklı 67. maddesi şöyledir:
“(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veyakarar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucunabağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüneveya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suçfaili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurundaifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklamakararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyetkararı verilmesi,
Halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresiyeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunmasıhalinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibarenyeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suçailişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.”
60. 5237 sayılı Kanun'un “Nitelikli haller” kenarbaşlıklı 82. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Kasten öldürme suçunun;
...
b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
...
İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapiscezası ile cezalandırılır.”
61. 5237 sayılı Kanun'un “İşkence” kenar başlıklı94. maddesinin (1) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan vebedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğininetkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamugörevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
...
(6) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.”
62. 5237 sayılı Kanun'un “Neticesi sebebiyle ağırlaşmışişkence” kenar başlıklı 95. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“İşkence sonucunda ölüm meydana gelmişse,ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”
V. İNCELEME VEGEREKÇE
63. Mahkemenin 8/6/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
64. Başvurucular; yakınlarının maruz kaldığı işkenceneticesinde öldüğünü vearadan 26 yıl geçmesine rağmen olayın faillerinin tespitedilip cezalandırılamaması olgusunun, soruşturma makamlarının tarafsızlığıkonusunda şüphe oluşturduğu gibi ölüm olayı hakkında etkili bir soruşturmayürütülmediğini, hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmadığını, silahlarıneşitliği ilkesine riayet edilmediğini ve yargılamanın makul süredesonuçlandırılamadığını da ortaya koyduğunu belirterek yaşam hakkı ile adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
65. Başvurucular ayrıca yakınlarının ölümüne yol açaneylem nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
66. Başvurucular son olarak ölen yakınlarının yakalama vegözaltı süreçlerinde hiçbir yasal haktan yararlandırılmadığı gibi teröroperasyonuna katılan askerle aynı askerî birlik içinde tutulduğunu, ölenyakınlarına yapılan kötü muameleye hiçbir askerin ses çıkarmadığını,yakınlarının maruz kaldığı muamele sonrasında ivedi olarak bir sağlık merkezinesevk edilmediğini, gerçeğe aykırı düzenlenen ve altında ölenin bazıyakınlarının da imzası bulunan kolluk tutanağında yakınlarının apandisitşikâyeti nedeniyle hastaneye götürüldüğünün belirtildiğini ifade ederek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.
67. Bakanlık görüşünde özetle S.Ü.nün uzun süre tutukluyargılandığı ve böylece cezasızlığın engellendiği belirtilerek benzer niteliktekibaşvurularda benimsenen kriterler çerçevesinde değerlendirme yapılmasınınAnayasa Mahkemesinin takdirinde olduğu ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
1. HukukiNitelendirme ve İncelemenin Kapsamı Yönünden
68. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özü yakınlarının gözaltında bulunduğusırada kötü muameleye maruz kalıp bunun neticesinde öldüğüne, bu olay hakkındayürütülen soruşturmanın etkisiz olduğuna ve olayın sorumlularının cezasızkaldığına ilişkindir. Ayrıca başvurucular, Anayasa'nın 19. maddesinde teminataltına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sağladığı güvencelerdenherhangi birinin ihlal edildiğinden açık bir şekilde şikâyetçi olmamıştır. Bunedenle başvurucuların bütün iddialarının yaşam hakkı ile kötü muamele yasağıkapsamında incelenmesinin gerekli ve yeterli olduğu sonucuna varılmış ve somutolayın gerçekleşme koşulları dikkate alınarak anılan ihlal iddiaları birliktedeğerlendirilmiştir.
69. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenarbaşlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
...”
70. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri ... kişinin temel hakve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
71. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Genelİlkeler
72. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkını güvence altına alıp kimseye işkence ve eziyetyapılamayacağını ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veyamuameleye tabi tutulamayacağını hüküm altına alan Anayasa'nın 17. maddesi,devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa'nın 5. maddesiylebirlikte değerlendirildiğinde, devlete birtakım negatif ve pozitifyükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,17/9/2013, § 50).
73. Sözü edilen negatif yükümlülükler devletin bireylerinvücut ve ruh bütünlüklerine saygı gösterme mesuliyetinin bir sonucu olarak kamuotoritelerinin kişilerin anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektiririken pozitif yükümlülükler, kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin idarive yasal mevzuat aracılığıyla korunmamasını ve yetkililerin bildikleri ya dabilmeleri gereken bir kötü muamele tehlikesinin gerçekleşmesini engellemek içinmakul tedbirleri almalarını gerektirir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No:2013/293, 17/7/2014, § 81; Şenol Gürkan, B. No: 2013/2438, 9/9/2015, §68).
74. Gözaltı veya tutukluluk gibi bireyin devletinkontrolü altında bulunduğu sırada bir ölüm ve yaralanma olayı meydana gelmişise bu ölüm ve yaralanma olaylarına ilişkin tatmin edici ve inandırıcı biraçıklama getirme yükümlülüğü yetkili makamların üzerindedir zira bu türolaylarda gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkilimakamların erişimindedir (S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 91; CengizKahraman ve Kenan Özyürek, B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95; İpek Denizve diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 136).
75. Devletin yaşam hakkı ile kişinin maddi ve manevivarlığını koruma hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin usule ilişkinyönü ise şüpheli ölümlerden ve -bireyin Anayasa'nın 17. maddesini ihlal ederbiçimde kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin savunulabilir bir iddiasınınbulunması koşuluyla- her türlü fiziksel ve ruhsal saldırıya ilişkin olaylardansorumlu kişilerin belirlenmesini ve gerekiyorsa bu kişilerin cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Yürütülecek busoruşturmanın temel amacı yaşam hakkı ile kişinin maddi ve manevi varlığınıkoruma hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını, kamugörevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydana gelenya da diğer bireylerin fiilleriyle gerçekleşen yaralanmalar veya ölümlernedeniyle ilgililerin hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 54; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 110, 111).
76. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucumeydana gelen ölüm olayları ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğe yapılan ağırsaldırı olayları hakkında yürütülmesi gereken soruşturma şüphesiz cezainitelikte olmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).
77. Öte yandan etkili soruşturma yükümlülüğü bir sonuçyükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Bu bakımdanAnayasa'nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyleyargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamalarımahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 56; Cezmi Demir ve diğerleri, § 113) ancak hiçbir koşul altındayaşamı tehdit eden suçların ve fiziksel ve ruhsal bütünlüğe yapılan ağırsaldırıların cezasız kalmasına, af ya da zamanaşımına uğramasına izinverilmemelidir. Aksi hâlde devlet, kişilerin yaşamı ile fiziksel ve ruhsalbütünlüklerini kanunlar aracılığıyla koruma hususundaki pozitif yükümlülüğüyerine getirmemiş olur (Cezmi Demir ve diğerleri, § 77).
78. Kasten ya da saldırı veya kötü muamele sonucu meydanagelen bir ölüm olayı yahut fiziksel ve ruhsal bütünlüğe yönelik ağır birsaldırı olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasının Anayasa’nın 17.maddesinin gerektirdiği etkinlikte olduğunun kabul edilebilmesi için;
-Soruşturmadan sorumlu kişiler ile tetkikleri yapankişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması (Cemil Danışman,B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96; Cezmi Demir ve diğerleri, § 114),
-Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmazresen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesinisağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 57; Cezmi Demir ve diğerleri, § 114),
- Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması vemeşru menfaatlerini korumak için kötü muameleye maruz kalan kişiler ile ölenkişinin yakınlarının soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58; Cezmi Demir ve diğerleri, §115),
- Soruşturmanın hukuk devletine bağlılığın sağlanması,hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesininengellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin verilmemesi vekamuoyunun güveninin sürdürülmesi için makul bir özen ve süratle yürütülmesi (SalihAkkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30; Cezmi Demir ve diğerleri,§119),
- Soruşturma makamlarınca olayın sebebinin objektifanalizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın elde edilen tümbulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması (CemilDanışman, § 99) gerekir.
79. Son olarak belirtmek gerekir ki olası cezaisorumluluğun tespiti adına soruşturma sonrasında kovuşturma aşamasına geçilmişise ilk derece mahkemesi önündeki yargılama aşaması dâhil bütün süreçAnayasa'nın 17. maddesinin gereklerine cevap verebilecek nitelikte olmalıdır (FilizAka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 30).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
80. Başvurucuların yakını A.K., terör örgütü mensuplarınayardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle gözaltına alınmış ve gözaltında bulunduğusırada rahatsızlanarak rektum perforasyonu nedeniyle gelişen peritonitintoksi enfeksiyonu sonucu vefat etmiştir. A.K.nın vefatı üzerine başlatılanceza soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan bazı askerlerce A.K.nınmakatına cop sokulup çıkarıldığı ifade edilmiştir. Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığı, 15 muvazzaf hakkında işkence etmek suretiyle öldürme suçundanceza mahkemesi nezdinde kamu davası açmıştır. Yapılan yargılamada -sanıklarhakkında kesinleşmiş herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmasa da- sanıklardanS.Ü. hakkında kastın aşılması suretiyle işkence ederek öldürme suçundan verilen10/12/2015 tarihli mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz talebini inceleyen CezaDairesi, sanık müdafiinin suçun sübutuna yönelik itirazını yerinde görmemiştir.Ayrıca başvurucuların yakınının ölümü nedeniyle yürütülen soruşturma vekovuşturma, A.K.nın devlet görevlilerine atfı mümkün olmayan bir sebeple vefatettiğini ortaya koyamamıştır. Bu nedenle hem yaşam hakkının maddi boyutu hem dekötü muamele yasağının maddi boyutu ihlal edilmiştir.
81. Başvurucular, ölen yakınlarının kötü muameleye maruzkalması yanında kötü muameleye hiçbir askerin ses çıkarmamasından veyakınlarının maruz kaldığı muamele sonrasında ivedi olarak bir sağlık merkezinesevk edilmemesinden de şikâyet etmiştir. Ne var ki başvurucular, yakınlarınınsağlık kuruluşuna sevk edilmesindeki gecikme nedeniyle öldüğü yönünde birşikâyette bulunmamış ve kötü muamele yasağının koruma yükümlülüğüne ilişkinmaddi boyutunun ihlal edildiğine yönelen söz konusu iddiaları başvuruya konuedilen yargılama sürecinde dile getirdiklerini ortaya koyamamıştır. Bu sebepleanılan iddialar yönünden ayrı bir değerlendirme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
82. Yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının maddiboyutlarının ihlal edildiği yönündeki tespit sonrasında değerlendirilmesigereken mesele; yaşam hakkı ile kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve kamu görevlilerininmüdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydana gelen ya da diğerbireylerin fiilleriyle gerçekleşen yaralanmalar veya ölümler nedeniyleilgililerin hesap vermelerini sağlaması gereken ceza yargılaması sistemininsomut olayda gerektiği gibi işleyip işlemediği, başka bir deyişle yaşam hakkıile kötü muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usulboyutlarının ihlal edilip edilmediğidir.
83. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığı, olaydanhaberdar olur olmaz başvurucuların yakınının ölümüyle ilgili bir cezasoruşturması başlatmış ve ölüm sebebi ile ölümü çevreleyen koşulların tespitineyönelik işlemler yapmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezlekedoğrultusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 15 kişi hakkında dava açmış veCeza Mahkemesince yapılan yargılamada başvurucular katılan olarak yeralmışlardır. Ceza Dairesi tarafından çeşitli hukuki gerekçelerle bozulsalar dasanık S.Ü. hakkında başvurucuların yakınını kastın aşılması suretiyle işkenceederek öldürdüğü gerekçesiyle birkaç kez mahkûmiyet kararı verilmiştir.Bu nedenle başvurucuların soruşturma makamlarının tarafsız olmadığına ilişkiniddialarının dayanaksız olduğu değerlendirilmiştir.
84. Bununla birlikte lüzum-u muhakeme kararıyla ilgilisüreç yaklaşık üç yıl sürmüş, Ceza Mahkemesi görevsiz olduğu sonucunayargılamanın başından itibaren geçen dokuz yılı aşkın süre sonunda varabilmişve yirmi beş yılı aşan bir süre sonunda başvurucuların yakınlarının maruzkaldığı eylemin sanığı mutlak bir cezasızlık nedeni olan dava zamanaşımısüresinden yararlanmıştır. Bu bakımdan başvuruya konu edilen yargılamasürecinde görev alan yargı mercileri benzer yaşam hakkı ve kötü muameleihlallerinin önlenmesindeki önemli rollerine aykırı surette yargılamanın makulbir özen ve süratle yürütülmesi konusunda göstermeleri gereken hassasiyetigöstermemiştir.Bu nedenle yaşam hakkının usul boyutu ile kötü muamele yasağınınusul boyutu ihlal edilmiştir.
85. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkı ile kötü muameleyasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
4. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
86. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlaledildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlindeihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
87. Başvurucular 750.000 TL maddi tazminat ile 1.750.000TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
88.Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
89. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
90. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
91. İncelenen başvuruda yaşam hakkı ile kötü muameleyasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.Yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının maddi boyutlarının ihlali kamugörevlilerinin eyleminden kaynaklansa da yargılama makamları ihlaligiderememiştir. Ayrıca yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının usul boyutlarınınihlali yargılama makamlarının ihmalinden ileri gelmiştir.
92. Bu durumda yaşam hakkı ile kötü muamele yasağınailişkin ihlallerin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmaktadır. Ne var kiCeza Dairesince dava zamanaşımı süresinindolduğu gerekçesiyle sanık hakkındaki davanın düşmesine karar verilmesi veAnayasa'nın 38. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suç için sonradan yürürlüğegiren kanunda öngörülen daha uzun dava zamanaşımı süresinin geçmişte işlenensuç yönünden uygulanamaması nedeniyle kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere Ceza Mahkemesine gönderilmesi mümkün görülmemiştir.
93. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucuların uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yaşam hakkı ile kötü muameleyasağının maddi ve usul boyutlarının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara müştereken net500.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
94. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zararlar ile tespitedilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalı ve başvurucular uğradıklarınıiddia ettikleri maddi zararlara ilişkin belgeleri Anayasa Mahkemesinesunmalıdır.Başvurucular, ölen yakınlarının desteğini kaybetmeleri nedeniylemaddi zarara uğradıklarını belirterek başka kişiler tarafından açılan birtazminat davası kapsamında alınan bilirkişi raporunu maddi zararları yönündendikkate alınmak üzere başvuru formunun ekinde sunsalar da uğradıklarını iddiaettikleri maddi zararlarını ispata elverişli herhangi bir belgeyi ortayakoymamıştır. Ayrıca başvurucular, maddi zararlarının tazmini için yargımercilerinde dava açmayı da tercih etmemiştir. Bu nedenle başvurucuların madditazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
95. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının maddi ve usulboyutlarının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkı ile kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara müştereken net 500.000 TL manevitazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Diyarbakır 3. AğırCeza Mahkemesi ile Yargıtay 1. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 8/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.