TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FETİH AHMET ÖZER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6179)
Karar Tarihi: 20/3/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Fetih Ahmet ÖZER
Vekili
:
Av. Fehmi TÜRKEŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, kesinleşmiş birmahkûmiyet kararının infazı sırasında kendisi hakkında denetimli serbestliktedbiri uygulanmakta iken daha önce işlemiş olduğu iddia edilen bir suçtandolayı kovuşturma başlatıldığını ve bu nedenle denetimli serbestlik tedbirininkaldırılmasına karar verilerek hakkında yakalama emri çıkartıldığını belirtmiş vebu işlem dolayısıyla özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı veeşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. BAŞVURU SÜRECİ
3. Başvuru, 12/8/2013 tarihinde Aydın 2. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 3/12/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
II. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu hakkında Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının16/10/2002 tarihli iddianamesi ile resmi belgede sahteciliksuçundan cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
7. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/5/2008 tarihli kararıile başvurucunun 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş;temyiz üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 9/7/2012 tarihli ilamı ile İlk DereceMahkemesinin kararını onamış ve karar kesinleşmiştir.
8. Başvurucunun kesinleşmiş hürriyeti bağlayıcı cezasınıninfazına 27/3/2013 tarihinde Aydın Açık Ceza İnfaz Kurumda başlanmıştır.
9. Aydın İnfaz Hâkimliğinin 28/3/2013 tarihli kararı ilebaşvurucunun koşullu salıverilme tarihine 1 yıldan az süre kaldığı ve iyi halliolduğu gerekçesiyle 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca “bakiye cezasının koşullusalıverilme tarihi olan 14/1/2014 tarihine kadar olan kısmının denetimliserbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına” karar verilerekbaşvurucu aynı tarihte tahliye edilmiştir.
10. Aydın İnfaz Hâkimliğinin 15/5/2013 tarihli kararı ilebaşvurucunun 10/7/2008 tarihinde işlediği iddia edilen dolandırıcılık ve resmibelgede sahtecilik suçundan dolayı Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/70sayılı dava dosyasında kovuşturma yapıldığı, başvurucuya isnat edilendolandırıcılık suçunun cezasının üst sınırının 7 yıl hapis cezasınıgerektirdiği belirtilerek 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının(b) bendi uyarınca başvurucunun koşullu salıverilme tarihine kadar olancezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine kararverilmiştir.
11. İtiraz üzerine Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/7/2013tarihli kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
12. Başvurucunun Anayasa’ya aykırılık iddiasına dayalıinfazın durdurulması talebi üzerine Aydın İnfaz Hâkimliği 4/12/2013 tarihinde,“Hâkimliğimizin 2013/2 Değişik İş sayılıkararı ile dosyada uygulama yeri bulunan 5275 Sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a 6291 Sayılı Kanun'un 1. Maddesi ileeklenen "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlanmasından önceişlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtandolayı soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi" şeklindeki 105/Amaddesinin 7 fıkrasının (b) bendinin iptali yönünde Anayasa Mahkemesi'ne itirazyoluna başvurulması nedeniyle yapılmış olan itiraz başvurusunun 6216 SayılıKanun’un 41/2 maddesi uyarınca bekletici mesele yapılmasına, hükümlü Fetih AhmetÖzer hakkındaki Hâkimliğimizin 15/05/2013 tarih ve 2013/876 Esas, 2013/979Karar sayılı kararına konu olan infazın durdurulmasına” şeklinde birkarar vermiştir.
13. Bu karar üzerine, başvurucu, Aydın İnfaz Hâkimliğinin15/5/2013 tarihli, başvurucunun koşullu salıverilme tarihine kadar olancezasının infazına dair kararı nedeniyle cezaevine kapatılmamıştır.
14. 5275 sayılı Kanun’a 5/4/2012 tarih ve 6291 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Denetimli Serbestlik ve YardımMerkezleri ile Koruma Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un1. maddesiyle eklenen 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (a), (b) ve (c)bentlerinin Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olduğu ilerisürülerek iptali, 19-20/11/2013 tarihli itiraz başvuruları ile AnayasaMahkemesinden talep edilmiştir.
15. Anayasa Mahkemesi, 26/12/2013 tarih ve E.2013/133,K.2013/169 sayılı kararı ile, 5275 sayılı Kanun’a, 6291 sayılı Kanun’un 1.maddesiyle eklenen 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b) ve (c)bentlerinin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve iptallerine karar vermiştir.
16. Anayasa Mahkemesinin mezkûr kararının gerekçesi şöyledir:
“…
Ceza hukukunda bir kişinin suçlu olarak kabuledilebilmesi için hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmiş olması gerekir.Ceza muhakemesinin evrelerinden olan soruşturma ve kovuşturma aşamalarında isekişi kesin hükümle mahkûm olmadığından suçlu olarak nitelendirilemez ve bu suçnedeniyle hakkında ceza hukuku alanına giren yaptırımlar uygulanamaz.
5275sayılı Kanun’un 3. maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ileulaşılmak istenilen temel amacın, hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyicietkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yenidensosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsalkurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmakolduğu belirtilerek, suçlunun da diğer bireyler gibi onurlu bir yaşam hakkınınbulunduğu bilincine vurgu yapılmış ve çağdaş ceza hukukunda benzer haklarailişkin düzenlemelere yer verildiği görülmüştür.
Denetimli serbestlik suretiyle hapis cezasınıninfazı, özgürlüğü bağlayıcı cezanın kanunlarla belirlenecek bir alt sınırınıninfaz kurumunda geçirilmesi koşuluyla, suçlunun kişiliğindeki gelişmelerigözlemleyerek cezasının koşullu salıverilmeden önceki bir yılını dışarıdageçirmesini sağlayan bir tedbirdir. Bu yöntemde işlenen suçun, denetimliserbestlik açısından belirleyici bir niteliği bulunmamakta, verilen cezanın çekilensüresi ve iyi halli olma koşulları aranmaktadır.
Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasıile de hükümlülerin; yeniden suç işleme risklerinin azaltılması, sosyal hayatahazırlanmalarına imkân sağlanması, tahliye şartlarına uyumungerçekleştirilmesi, toplumsal kurallara uyma becerilerinin geliştirilmesi,toplumun hükümlüye olumsuz bakışının azaltılması ve ailesi ile görüşmesininsağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
İtiraz konusu kurallar uyarınca hükümlülerhakkında; denetimli serbestlik kararının verilmesinden önce veya sonra,kurallarda cezalarının alt ve üst hadleri gösterilen suçları işledikleriiddiasıyla soruşturma veya kovuşturmaya başlanmış olması veya devam edilmesihâlinde tekrar kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmeleri kanun koyucu tarafındanbir tedbir olarak düzenlenmiş ise de, söz konusukurallar bu kişilerin suçlu sayıldıkları gerekçesiyle bir yaptırım niteliğinedönüşmektedir. Bunun yanında kurallar, denetimli serbestlikten yararlanmahakkını ve denetimli serbestlik kurumundan hükümlü ve toplum lehine beklenenkamusal yararı ortadan kaldırmaktadır. Kanunun çıkarılma amacı ile çelişen buhususlar ise hükümlülerin henüz işleyip işlemedikleri belirli olmayan birsuçtan dolayı suçlu olarak nitelendirilmelerine yol açıp Anayasa’nın 38. maddesinindördüncü fıkrasında düzenlenen “suçsuzluk karinesi” ile bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, itiraz konusu kurallar,ilgilileri, suçlulukları ispatlanıncaya kadar suçsuz sayılmaları olanağından vebu olanağı yürürlüğe koyan üstün hukuk kurallarından yararlanmalarınıengellemekte ve hukuk devletinin ilkelerinden olan hukuki güvenlik ilkesini deihlal etmektedir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallarAnayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
…”
B. İlgili Hukuk
17. 5275 sayılı Kanun’un “Denetimliserbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı” başlıklı 105/A.maddesinin (1) numaralı ve (b) ve (c) bentleri iptal edilen (7) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarınısağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmekamacıyla;
a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının sonaltı ayını kesintisiz olarak geçiren,
b) Çocuk eğitimevindetoplam cezasının beşte birini tamamlayan,
koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerintalebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmınındenetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumuidaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak,infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.
…
(7) Hükümlü hakkında;
a) İşlediği iddia olunan başka bir suçtandolayı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncümaddesinde sayılan nedenlerle tutuklama kararı verilmesi,
b) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmayabaşlanmasından önce işlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı yedi yıldanaz olmayan bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi,
c) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmayabaşlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veyadaha fazla olan kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturmabaşlatılması,
hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, infaz hâkimitarafından, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir.Hükümlü hakkında soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı veya kovuşturmasonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşmekararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestliktedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.”
III. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 20/3/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 12/8/2013 tarihli ve 2013/6179 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararının infazısırasında kendisi hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmakta iken dahaönce işlemiş olduğu iddia edilen bir suçtan dolayı kovuşturma başlatıldığını vebu nedenle denetimli serbestlik tedbirinin kaldırılmasına karar verilerekhakkında yakalama emri çıkartıldığını belirtmiş ve bu işlem dolayısıylaAnayasa’nın 19. maddesinde yer alan özgürlük ve güvenlik hakkı, Anayasa’nın 36.maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı ve Anayasa’nın 10. maddesinde yeralan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
20. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. ...”
21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
22. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ilerisürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudanetkilenenler tarafından yapılabilir.”
23. Başvuru konusu olayda, başvurucu, resmi belgede sahtecilik suçundan almış olduğu 2 yıl hürriyetibağlayıcı cezanın infazı sırasında iyi halli olduğu gerekçesiyle koşullusalıverilmiştir. Ancak daha önce işlediği iddia edilen bir suçtan dolayıcezalandırılması için hakkında ceza davası açılması nedeniyle İnfaz Hâkimliği,5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b) bendiuyarınca başvurucunun koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazıiçin kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar vermiş ve başvurucuhakkında yakalama kararı çıkartmıştır. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin(7) numaralı fıkrasının (b) bendinin iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurulması üzerine İnfaz Hâkimliği önceki kararının infazını durdurmuş veyakalama emrini geri almıştır. Sözü geçen kural Anayasa Mahkemesince iptaledilmiştir. Başvurucu sözü geçen kuralın uygulanmaması nedeniyle cezaevinekapatılmamıştır.
24. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru hakkına sahip olanlar” başlıklı 46. maddesinde kimlerinbireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup, anılan maddenin (1) numaralıfıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Buönkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücüeylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, buihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak” ve “doğrudan”etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur” olduğunu ileri sürmesi gerekir (B.No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).
25. Bu üç temelkoşula ilave olarak 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru hakkı” başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göreAnayasa Mahkemesine ancak Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek Türkiye’nintaraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiğiiddiasıyla başvurulabilir. Buradan çıkan sonuca göre Anayasada güvence altınaalınmış temel hak ve özgürlüklerden, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerkapsamında bir hakkı doğrudan etkilenmeyen kişi “mağdur” statüsü kazanamaz (B. No: 2013/1977,9/1/2014, § 43).
26. Bireyselbaşvuruda “mağdur” kavramı,davada menfaat veya dava ehliyeti kuralları gibi kurallardan bağımsız birşekilde yorumlanır (Gorraiz Lizarraga veDiğerleri/İspanya, B. No: 62543/00, 10/11/2004, ,§ 35). Ayrıca “mağdur” kavramınınyorumu, günümüzde toplumun koşulları ışığında değişime tabi olup, bu kavramaşırı biçimcilikten uzak bir şekilde uygulanmalıdır (Gorraiz Lizarraga ve Diğerleri/İspanya, §38).
27. Başvuru konusu olayda, başvurucuhakkında, daha sonra Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olan 5275 sayılıKanun’un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b) bendine dayanılarakyakalama kararı verilmiş, başvurucu hakkında yakalanma kararı verilmesindensonra yakalanmamak için saklanmıştır. Başvurucu hakkında verilen koşullusalıverilme kararının geri alınması kararının ve yakalama emrinin Anayasa’nın19. maddesinde yer alan özgürlük ve güvenlik hakkına müdahale oluşturduğuiddiasıyla avukatı vasıtasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunmuştur.
28. Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunulduktan sonra İnfaz Hâkimliği, sözü geçen kuralın iptali içinAnayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle infazın durdurulmasına vebaşvurucu hakkında verilen yakalama kararının geri alınmasına karar vermiştir.Başvurucu, hakkında yakalama emri verildiği 15/5/2013 tarihinden yakalamaemrinin geri alındığı 4/12/2013 tarihine kadar yakalanma tehdidi altında vekaçak olarak yaşamış ancak yakalama emri infaz edilememiştir.
29. Başvurucu Anayasa’ya aykırıolduğunu düşündüğü bir yasa hükmüne dayanılarak koşullu salıverilme kararınıngeri alınması ve hakkında yakalama emri çıkartılmış olmasından şikâyetçiolmuştur. Somut olayda, koşullu salıverilme kararının geri alınması ve yakalamaemri verilmesi ile başvurucu aleyhine kamu gücü tarafından somut adımlaratılmış, başvurucu özgürlüğünden yoksun kalma tehdidi altında kaçak hayatıyaşamıştır. Başvuru konusu olayda müdahale yalnızca koşullu salıverilmekararının geri alınması kararı verilmesi ve yakalama emri çıkartılmasındanibarettir. Bu sebeple yakalanma ve özgürlüğünden mahrum kalma tehdidi altındakalan başvurucunun, şikâyetin konusu olan koşullu salıverilme kararının gerialınması kararından ve yakalama emrinden kişisel olarak ve doğrudanetkilendiğinin ve mağdur statüsüne sahip olduğunun kabul edilmesi gerekir.
30. Somut olayda başvurucunun mağdurstatüsüne sahip olduğunun kabul edilmesinde iki bağlantı göz önüne alınmıştır.Bu bağlantılardan ilki, yukarda belirtildiği gibi başvurucu hakkında yakalamakararının verilmesidir. İkinci ise başvurucunun mağdur statüsünü kazanması,başvurucunun geri çevrilemez bir zarardan korunması amacı ile bağlantılıdır.Başvurucu, hakkında yakalama emri bulunduğu ve kaçak yaşadığı bir dönemdeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu sırada hakkında verilmiş bulunanyakalama emri nedeniyle yakalanarak özgürlüğünden mahrum bırakılma tehdidialtında bulunması nedeniyle onun geri çevrilemez bir zarardan korunmasıamacıyla mağdur olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
31. Öte yandan mağdurluk statüsü bütünbir yargılama boyunca devam etmelidir. Somut olayda başvurucu tarafından bireyselbaşvuruda bulunulduktan sonra hakkında yakalama emri çıkartılmasına dayanakyapılan 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b)bendinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine İnfaz Hâkimliğibaşvurucu hakkındaki yakalama emrini geri almıştır. Sözü geçen kural AnayasaMahkemesinin 26/12/2013 tarihli kararı ile iptal edilmiştir.
32. Anayasa Mahkemesince, başvurucualeyhine verilen koşullu salıverilme kararının geri alınması kararının veyakalama emrinin infaz edilmesinin bir müdahale oluşturacağı özü itibariylekabul edilerek sözü geçen kural iptal edilmiş ve İnfaz Hâkimliğince başvurucuhakkındaki yakalama emri geri alınmıştır. Böylece başvurucunun Anayasa’nın 19.maddesinde yer alan özgürlük ve güvenlik hakkına yönelik müdahalenin giderilmişolması nedeniyle başvurucunun mağdurluk statüsü sona ermiştir.
33. AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 80. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (ç) bendi şöyledir:
“(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın heraşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:
…
ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptananherhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesinihaklı kılan bir neden görülmemesi.”
34. Açıklanannedenlerle, başvurucunun mağdurluk statüsünü kaybettiği anlaşıldığından,başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “düşmesine” karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun, “mağdurluk statüsünü kaybetmiş olması”nedeniyle DÜŞMESİNE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
20/3/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.