TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FEVZİ KAYACAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6066)
Karar Tarihi: 10/3/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Fevzi KAYACAN
Vekili
:
Av. Fatma Betül OKUR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, cadde üzerinesinyalizasyon sistemi kurulması talebiyle Konya Büyükşehir Belediyesine yaptığı18/6/2007 tarihli başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle 2/10/2007tarihinde Konya 1. İdare Mahkemesinde açtığı davada, yargılamanın halen devamettiğini ve makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 5/8/2013 tarihindeKonya Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 2/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölümtarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 12/9/2014tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 30/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, cadde üzerinesinyalizasyon sistemi kurulması istemiyle 18/6/2007 tarihinde Konya BüyükşehirBelediyesine yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine söz konusu ret işlemininiptali istemiyle 2/10/2007 tarihinde Konya 1. İdare Mahkemesinde iptal davasıaçmıştır.
8. Mahkemece, 29/7/2009 tarihve E.2007/1372, K.2009/879 sayılı kararla; adı geçen mevkiyesinyalizasyon sisteminin kurulması durumunda ana arter olan cadde üzerindekitrafik yoğunluğunun artacağı ve bu durumda şehir merkezinde trafiksıkışıklığının olacağı, trafik seyir ve güvenliğinin tehlikeye düşeceği, davakonusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddinekarar verilmiştir.
9. Kararın temyizi veyürütmesinin durdurulması istemi üzerine, Danıştay Sekizinci Dairesinin17/10/2012 tarih ve E.2009/9031 sayılı kararıyla 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 52. maddesi ile bu maddenin atıfta bulunduğu27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle yürütmenindurdurulması isteminin reddine karar verilmiş olup temyiz incelemesi halendevam etmektedir.
10. Başvurucu, 5/8/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
11. 6/1/1982 tarih ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsamve Nitelik" başlıklı 1.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2)Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerindeyazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.”
12. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme" kenarbaşlıklı 14. maddesinin (3) ve(4) numaralı fıkraları şöyledir:
“(3)(Değişik: 5/4/1990 – 3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanıveya görevlendireceği bir üye tarafından:
a) Görev ve yetki,
b) İdari merci tecavüzü,
c) Ehliyet,
d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken birişlem olup olmadığı,
e) Süre aşımı,
f) Husumet,
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,
Yönlerinden sırasıyla incelenir.
(4) (Değişik:5/4/1990 – 3622/5 md.) Dilekçeler bu yönlerden kanunaaykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir.Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 incimadde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren engeç onbeş gün içinde sonuçlandırılır.”
13. 2577 sayılı Kanun'un "Dosyaların İncelenmesi" kenarbaşlıklı 20. maddesinin (5)numaralı fıkrası şöyledir:
“(5) (Değişik:5/4/1990 – 3622/8 md.) Danıştay, bölge idare, idareve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda belirtilenöncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar Kurulunca; (1)diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu itibariyletespit edilip Resmi Gazete'deilan edilecek öncelikli işler göz önünde bulundurulmak suretiyle geliştarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde bir kararabağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre vetekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.”
14. 2577 sayılı Kanun'un "Yürütmenin Durdurulması" kenar başlıklı27. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
(1)(Değişik: 10/6/1994 – 4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması davaedilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.
(2) (Değişik:2/7/2012 – 6352/57 md.) Danıştay veya idarimahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsızzararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarınınbirlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veyasavunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasınakarar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerinyürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idareninsavunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama,naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelereilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.Yürütmenin durdurulmasıkararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu veişlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların nelerolduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun hükmünün iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasıkararı verilemez.
(3) (Ek: 2/7/2012 –6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenindurdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunmasıalınmaksızın istem reddedilebilir.
(4) Vergimahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilenvergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam vecezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak,26. maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılanvergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemdenkaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazikayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerindendolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulmasıistenebilir.
(5) Yürütmenindurdurulması istemli davalarda 16 ncımaddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyleyapılmasına da karar verilebilir.
(6) Yürütmenindurdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerinegöre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkananlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkemeveya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adliyardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.
(7) Yürütmenindurdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerinceverilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölgeidare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare vevergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idaremahkemesine, çalışmaya ara verme süresi içinde ise idare ve vergi mahkemeleritarafından verilen kararlara en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı verenhakimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye, kararın tebliğini izleyen gündenitibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir.İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içindekarar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
(8) Yürütmenindurdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve kararabağlanır.
(9) (Ek: 2/7/2012 –6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilenkararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır.
(10) (Ek: 2/7/2012 –6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kezyürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.”
15. 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz ve İstinaf İstemlerinde YürütmeninDurdurulması" kenar başlıklı52. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)(Değişik: 5/4/1990–3622/21 md.) Temyiz veya istinafyoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veyaDanıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminatkarşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkiliDanıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölgeidare mahkemesince karar verilebilir. (Ek Cümle: 10/6/1994 -4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararlara karşıtemyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkındayürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27. maddede öngörülen koşulunvarlığına bağlıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 10/3/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 5/8/2013 tarih ve 2013/6066 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, cadde üzerinesinyalizasyon sistemi kurulmasına ilişkin Konya Büyükşehir Belediyesine yaptığı18/6/2007 tarihli başvurunun reddedilmesi üzerine ret işleminin iptaliistemiyle 2/10/2007 tarihinde Konya 1. İdare Mahkemesinde açtığı davada,yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede sonuçlandırılamadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
18. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
19. Başvurucu, Konya BüyükşehirBelediyesine yaptığı 18/6/2007 tarihli başvurunun reddedilmesi üzerine2/10/2007 tarihinde Konya 1. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasındayargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede tamamlanmadığını, Anayasa’nın36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
20. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesindeyer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
21. Davanın karmaşıklığı, yargılamanınkaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindekitutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatininniteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitindegöz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§41–45).
22. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yeralan mevzuat hükümleri gereğince “kamuhukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel niteliktekihaklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alandavalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması kapsamınagirmektedir. Bu anlamda, belirtilen düzenlemelerde yer verilen güvenceler,başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idari bir kararın iptalitalebiyle açılan davalara da uygulanacaktır. Başvuruya konu davanın, caddeüzerine sinyalizasyon sistemi kurulmasına ilişkin Konya Büyükşehir Belediyesineyapılan başvurunun reddedilmesi üzerine ret işleminin iptali istemini konu alanbir uyuşmazlık olduğu görülmekle, somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:2012/1198, 7/11/2013, § 44).
23. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarihtir. Ancak idari yargıda dava açılabilmesi için öncelikle idari makamlarabaşvurulmasının zorunlu olduğu durumlar ile idari davaya konu olabilecek birişlem veya eylemin yapılmasını sağlamak amacıyla idari makamlara yapılanbaşvurular üzerine açılan davalar bakımından sürenin başlangıcı idareye başvurutarihi olup, somut başvuru açısından bu tarih,18/6/2007 tarihidir.
24. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinindevamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esasalınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
25. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, idari yargıda açılan ve cadde üzerine sinyalizasyonsistemi kurulması talebiyle 18/6/2007 tarihinde Konya Büyükşehir Belediyesineyapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin idari işlemin iptali istemini konualan davada 7/5/2008 tarihli ara kararla keşif ve bilirkişi incelemesiyapılmasına karar verildiği, 26/3/2009 tarihinde keşfin yapıldığı, bilirkişiraporunun 28/5/2009 tarihinde Mahkemeye sunulduğu, Mahkemece 29/7/2009tarihinde davanın reddedildiği görülmektedir. Kararın temyizi ve yürütmesinindurdurulması istemi üzerine, Danıştay Sekizinci Dairesince 17/10/2012 tarihindekararın yürütmesinin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, temyizincelemesinin halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
26. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamlarınezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerinetabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhiluyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelifmaddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortayakoyduğu anlaşılmaktadır (§§ 11-15).
27. Hukuk sistemimizde idariyargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılamasüresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM kararlarında yer verilmiş olup,özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyizve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlalkararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı makamlarınezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar dahaönce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından,özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümleri de göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § § 54-60).
28. Başvuruya konu davaya birbütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabibir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir kararverilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yıldır devameden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
29. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
30. Başvurucu, yargılamanınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
31. 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
32. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin sekiz yıldır devam eden yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 5.850,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
33. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
34. Başvuruya konu yargılamanınsekiz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlalettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılamadosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devametmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa süredesonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğininilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.