TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FEVZİ AYDIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2741)
Karar Tarihi: 30/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Fevzi AYDIN
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; terör nedeniyle hısımlarının veya yerleşim yerisakinlerinin kaçırılması, yaralanması, ölmesi durumları dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılanbaşvurunun reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar ile mülkiyet haklarının; retişlemlerine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması,makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma haklarının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/4/2013 tarihinde AnayasaMahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/11/2014tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAYVE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu; terör nedeniyle hısımlarından veya yerleşim yerisakinlerinden kaçırılan, yaralanan, öldürülenlerin olduğunu beyan ederek buözel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü terk etmekzorunda kaldığını iddia etmiştir.
6. Başvurucu 21/7/2005 tarihinde 5233sayılı Kanun kapsamına giren zararının karşılanması talebiyle Batman ValiliğiZarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
7. 7/11/2007 tarihli ve 2007/1-1362sayılı Komisyon kararında, terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanmasıtalebiyle yapılan başvuruda dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarıncabaşvurucunun yaşadığı Sason ilçesinin Derince köyünün boşaltılmadığı, kişiyeyönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından bahisle talebin reddine kararverilmiştir.
8. Belirtilen ret işlemi aleyhine 11/2/2008tarihinde başvurucu tarafından açılan iptal davasında, 25/9/2008 tarihliDiyarbakır 1. İdare Mahkemesi kararı ile başvurucunun yaşadığı yerleşim yerininboşalan ya da boşaltılan yerlerden olmadığı, köyden başvurucu dışında göç edenolmadığı, anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması vebaşvurucunun mal varlığının münferit bir terör saldırısı sonucunda zarargördüğü yönünde bir tespit bulunmamasından bahisle davanın reddine hükmedilmiştir.
9. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 13/6/2012 tarihliilamıile dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararların bozulmasınıgerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek hükmün onanmasına kararverilmiştir.
10. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 25/12/2012tarihinde reddedilmiştir.
11. Karar 5/4/2013 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu29/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
13. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4.,6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, DanıştayOnuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı,Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679,K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir,B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).
14. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci veüçüncü fıkraları şöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) göstergerakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesinegöre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncüderece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidörtkatı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinciderece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinciderece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılaraintikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleriuygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 30/3/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu; 5233 sayılı Kanunkapsamında yaptığı talebin ve akabinde açtığı davanın reddedildiğini, idareninköy halkına “Köy korucusu ol ya da köyü terk et.” şeklinde yaptığı baskı ve zorlamanın Mahkemece dikkatealınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyleköyün boşaltılmış olduğunu belirten belgeler ve terör örgütü mensuplarıncahısımlarının veya yerleşim yeri sakinlerinin kaçırılmasına, yaralanmasına veöldürülmesine dair özel durumu dikkate alınmadan köyün tamamen boşalmamışolduğu soyut gerekçesine ve şahsına yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısının bulunmamasına dayanılarak sunduğu belgelerindeğerlendirilmediğini, idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığınıve bu belgeler tebliğ edilmemek suretiylekendisine savunmayapma imkânı tanınmadan verilen kararın adil olmadığını belirtmiştir.
17. Başvurucu; ayrıca kararın yeterli gerekçe ihtiva etmediğini,sunduğu belgeler dikkate alınmadan idarece sunulan belgelere dayalı olarakkarar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili ve gerçeğiyansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, aynı yerleşim yerindenönceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesiyönünde karar verdiği hâlde yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırmave inceleme yapılmayarak davanın reddine karar verildiği, bu nedenle makul veobjektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahsına tazminat ödenmemesi yönündekarar alınarak ayrımcılığa maruz kaldığını, idarenin can ve mal güvenliğinisağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet hakkından yoksunkaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniylezararının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedenedayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca talebinin reddedildiğini, yaptığıbaşvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığınıbelirterek Anayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.ve 141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve madditazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
18. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233sayılı Kanun kapsamındaki zararının tazmini amacıyla açtığı davanınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35.,36., 87., 125. ve 141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddiaettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun ihlal iddialarıadil yargılanma hakkı kapsamında aşağıdakibaşlıklar altında incelenmiştir:
1. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu, idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyenbelgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmiştir.
20. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürütenhâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişiselbir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 38-41; CahitTekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 34-37).
21. Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
22. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
23. Başvurucu sunduğu bilgi, belge, deliller nazara alınmaksızınsadece idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyen belgeleredayanılarak İlk Derece Mahkemeleri tarafından davanın reddine karar verildiğinibelirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerininihlal edildiğini iddia etmiştir.
24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdasedilen içtihadi kriter olan“yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütündenyararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimden gelentahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya daİlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler veiçeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğutespit edilmiştir. Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltmetalep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz vesavunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibrazedilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvuruculartarafından sunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesineilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevedebaşvuru dosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usuleilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığıanlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmiştir (Mesude Yaşar, §§74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).
25. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılanincelemelerde başvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı vebaşvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığısonucuna varılmıştır.
26. Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiasının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
27. Başvurucu, Mahkeme kararında talep sonucuna etki edenhususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.
28. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılanbaşvurularda, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olanözel durumlarının değerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafındanileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin DereceMahkemeleri kararlarında denetlenerek reddedildiği, bu nedenlerle başvurularınbu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).
29. Somut başvurunun incelenmesindebaşvurucunun talebinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceğinoktasında Derece Mahkemelerince yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmışolup olmadığının çeşitli idari kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak vebelgeler kapsamında değerlendirildiği, başvurucu tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen istemin tartışılarak reddedildiği (bkz.§§ 10-13), İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygunbulunmak suretiyle kanun yolu mahkemesinin denetiminden geçerek kesinleştiğianlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucunun, hakkaniyete uygun yargılanmahakkı kapsamında olan özel durumunun değerlendirilmesi hususu dışında gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiası hakkında farklı kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
31. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğügiderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyleAnayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
32. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında; Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 61-69; MahmutCan Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014,§§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66).Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiğive bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığıdurumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır (İsmet Kaya, B. No:2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).
33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
34. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvurutarihi olan 21/7/2007 tarihi ile nihai karar tarihiolan 25/12/2012 tarihi arasında geçen 5 yıl 5 aylık yargılama süresindeuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yönde bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
35. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
36. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun,terör örgütü mensuplarınca ikinci derece hısmınınöldürülmesine dair özel durumu dikkate alınmaksızın Mahkemece mukim olduğuköyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketlereddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
37. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
38. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir."
39. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru, “ikincil nitelikte birkanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
40. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır (Cemal Ay, B. No:2013/8674, 16/10/2014, § 29).
41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncüfıkrası ve 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncaAnayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokollerkapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia edenherkese Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Anayasa'nın 148. maddesinindördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise, bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağıolan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısalbaşvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temelhak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması,kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, §§ 19-20, 12/2/2013).
42. Bireysel başvurunun ikincil niteliğigereği, başvurucuların, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarınıöncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarakiletmeleri, bu konuda sahip oldukları bilgi ve kanıtları zamanında bu mercileresunmaları, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurularını takip etmek içingerekli özeni göstermiş olmaları gerekir. Bu şekilde olağan denetimmekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerinihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusuyapılamaz (Bayram Gök, B. No:2012/946, 26/3/2013, § 19).
43. Başvuru konusu olayda, başvurucuikinci derece hısmının öldürülmesine dair özel durumudikkate alınmaksızın mukim olduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindekinesnel ölçütten hareketle Mahkemece reddedildiğini belirterek hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de söz konusu iddianıntemyiz mercii önünde ileri sürülmesine engel bir durum ya da bu anlamda temyizincelemesinin etkisiz bir yol olduğuna yönelik somut bir veri ortayakonulmadığından iddianın öncelikle temyiz mercii önünde ileri sürülmesigerekmektedir. Ancak olayda anılan iddiaların olağan kanun yolu olantemyiz merciinde ileri sürülmediği tespit edilmiştir.
44. Açıklanan nedenlerle hukuk sisteminde düzenlenen başvuruyolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığındanbaşvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
45. Başvurucu ayrıca idarenin, can ve mal güvenliğini sağlamayükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiniiddia etmektedir.
46. Başvuru dilekçesi incelendiğinde başvurucunun Anayasa’nın35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü bölümde, 5233 sayılı Kanunkapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut olduğu iddiaedilmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularına ilişkin sözkonusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35. maddesininihlal edildiği ileri sürülmüştür.
47. Başvurucu tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiğihususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılamasürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunundelillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkinolarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir bulgu dasaptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin derece mahkemelerinceadil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespitedilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir (ÜlküÖzgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.